Gündem

Gazeteciler adliye önündeydi

Yazan: Duygu Sipahioğlu

Ergenekon Soruşturması kapsamında yapılan operasyonda 3 Mart’ta gözaltına alınan ve 6 Mart’ta tutuklanan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in, aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Ortadoğu Teknik Üniversitesi araştırma görevlisi Coşkun Musluk ve OdaTV çalışanı Müyesser Yıldız’ın tutukluluğuna yapılan itirazlar reddedildi. Tutukluluk hallerine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Şık ve Şener’in arkadaşları akşam saat 19:30‘da kararı protesto etmek için Beşiktaş’taki adliyenin önünde toplandı..

Ellerinde meşalelerle adliyeye doğru yürüyen yüz kadar gazeteci bir basın açıklaması yaptı. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasının bir hukuksuzluk olduğunu söyleyen gazeteciler, arkadaşları serbest bırakılana kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar.

Yaklaşık iki saat içinde karar verilip toplanıldığı için birçok kişinin katılamadığı eylem yine de beklenenden daha çok sayıda insanı topladı.Ellerinde meşaleler olan grup “dokunan yansa da dokunacağız”, “Ahmet çıkacak yine yazacak”, “Nedim, Ahmet onurumuzdur” , “çeteler dışarıda gazeteciler içerde” gibi sloganlar attı.

Protesto trafiği aksatmasa da etraftaki evlerin camlarının kapanmasına neden oldu. Yaklaşık yarım saat süren gösteri HaberVs editörü gazeteci Güventürk Görgülü ve Türkiye Gazeteciler Sendikası Yöneticisi Alper Turgut’un açıklamalarıyla son buldu. Güventürk Görgülü tutuklamaların hukuksuz olduğunu ve gazeteciler tutuklu kaldıkça eylemleri sürdüreceklerini söyledi. Alper Turgut da “İktidar içeride hiç gazeteci yok derken 68 gazetecinin içeride olduğunu biliyoruz ve eylemlerimizi sürdüreceğiz. Eylemler için sosyal medyayı da kullanıyoruz. Bu akşam iki saat öncesinde karar alındı. Toplanabilenler toplandı, bazı arkadaşlarımız mesai saatleri bitmediği ve yetişemediler ama onlar için de başka eylem günleri düzenliyoruz. Bu süreç eylemlerle ilerleyecek. Bir de Türk Ceza Kanunu’na değişiklik tasarısı geliyor. Bu tasarı gazetecilere daha büyük yaptırımlar içeriyor. Eğer kabul edilirse bugünü bile mumla arayabiliriz.” dedi.

Gazeteci Banu Güven ise şunları söyledi: “Neler düşündüğümüzü bu akşamki protestomuz anlatıyor. Ergenekon soruşturmasına dair eleştirel bir tavır içinde olan gazetecilerin Ergenekon üyesi olmakla suçlanarak gözaltına alınıp tutuklandığını gördük ve itirazlar da reddedildi. O çok gizli delillerin ne olduğunu çok merak ediyorum çünkü delillerin varlığı konusunda şüpheliyim. Ergenekon’la ilgili olarak darbe girişimler yargılanmalıdır. Hakkında deliller bulunan şüpheli insanlar yargılanmalıdır. Fakat bu arkadaşlar bu işlerin üzerine gidiyorlardı. Şimdi herkes elini vicdanının ve aklının üzerine koysun. Akıl ve vicdan bir arada gidiyor çünkü. Ortaya çıkacak resme öyle baksın…”

İtirazı oybirliğiyle reddeden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, dün oybirliğiyle aldığı red kararını Ceza Muhakemesi’nin 100/3. maddesine dayandırıyor. Bu düzenlemeye göre, “delilleri karartma”, “kaçma şüphesi”, “tanıklara baskı” gibi gerekçelerle şüphelinin tahliyesi reddedilebiliyor. Bu kararda da gazetecilerin niçin tahliye edilemediğine ilişkin özel hallerine dair herhangi bir gerekçe içermiyor.

Yorum yazın