Bir eski mahkûm, bir ateist, bir vicdani retçi okuması

Önyargı ve ayrımcılığı paylaşımla yıkmayı hedefleyen Yaşayan Kütüphane Projesi, ikinci kez Bilgi'deydi

Önyargı ve ayrımcılığı paylaşımla yıkmayı hedefleyen Yaşayan Kütüphane Projesi, ikinci kez Bilgi'deydi

Bir futbolcunun eşcinsel olduğunu açıklamasının ardından 24 yıl beklememiz gerekti. Milli Alman futbolcu Thomas Hitzlsperger sadece bununla kalmadı; spor dünyasını cinsel tercihini saklamamak için eyleme çağırdı.

Porto Rikolu Orlando Cruz, kariyeri sürerken eşcinsel olduğunu açıklayan ilk profesyonel boksör oldu.

TFF’nin eşcinsel olduğu anlaşılınca mesleğini yapmasını engellediği hakem Halil İbrahim Dinçdağ’ın açtığı tazminat davası 19 Şubat'a ertelendi.

Eşcinselliği "sağlık sorunu" olarak görülerek Futbol Federasyonu tarafından hakemliliği engellenen Halil İbrahim Dinçdağ'ın tarihe geçecek davası yarın görülecek.

Bu yıl “tabu” temasının işleneceği 19’uncu LGBTT (Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel) Onur Haftası başladı.

Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetiminde, bağımsız araştırmacılar tarafından Belgeleme ve Raporlama Yoluyla Türkiye’de Ayrımcılıkla Mücadele Projesi kapsamında hazırlanan ayrımcılık izleme raporlarının ön sunumu bugün gerçekleştirildi. Taslak raporda Ocak-Haziran 2010 dönemi içerisinde Türkiye’de yaşanan ırk veya etnik köken, din veya inanç, engellilik, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği temellerinde ayrımcı muamelelere yer verildi. Çalışma yürütülen 4 ana başlıkla ilgili istihdam, eğitim, mal ve hizmetlere erişim konusundaki ayrımcı uygulamaların nedenlerinin ve çözüm önerileri sunularak aktarılan raporla Türkiye’de ayrımcılığın varlığı ve yoğunluğu hakkındaki bilginin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Tüm hizmetler Sünnilere Türkiye’de din veya inanç temelinde ayrımcılığım izlenmesi raporu, Ergün Kayabaş ve Özgür Mehmet Kütküt tarafından hazırlandı ve sunuldu. Medya taraması, resmi verilen ve akademik çalışmaların kaynaklık ettiği raporda Aleviler, Ateistler, Bahailer, Bulgar Ortodokslar, Caferi Şiiler, Ermeniler, Gürcü Ortodokslar, Keldani Hıristiyanlar, Museviler, Nesturiler, Protestan mezhepleri, Roman Katolikler, Rum Ortodoks Hıristiyanlar, Sünni Müslümanlar, Süryaniler, Yehova Şahitleri ile Yezidilerle ilgili 15 ilde meydana gelen 20 vakaya yer verildi. Ergün Kayabaş, sağlık ve barınma alanında din veya inanç temelinde hiç bir vaka bulamadıklarını söylerken, istihdam alanında ÖSYM’nin yaptığı KPSS (Kamu Personel Seçme Sınavı) ve KPDS’ye (Kamu Personel Dil Sınavı) girmek isteyen başörtülü adayların başvurularının kabul edilmemesine dikkat çekti. Hükümetin bu konudaki düzenlemelerinin, başörtülü kadınların tereddüt yaşamasını engellemediğini ifade eden Kayabaş, “Sanki hükümet değiştiğinde bu konuda atılan tüm adımlar da kalkacakmış gibi bir kanıya vardık” dedi. Kayabaş, eğitim alanında zorunlu din dersleri ile ders kitaplarında yer alan ayrımcı ifadelere yapılan itirazların sonuçsuz kaldığını dile getirdi. Özgür Mehmet Kütküt, nüfus cüzdanlarındaki din hanesinin boş bırakılması veya farklı inançların yazılmasıyla ilgili ayrımcı uygulamalardan söz ederken, “Alevi vatandaşlar Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini talep ediyorlar ancak reddediliyor” dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm hizmetlerinin Hanefi-Sünni inanca mensup yurttaşlar için olduğunu söyleyen Kütküt, “16-22 Nisan 2010 tarihleri arasında Kutlu Doğum Haftası yapıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı yetiştirme yurtlarından okullara, cezaevlerinden ana sınıflarına, kamu kurumlarından […]
“Nijeryalı Festus Okey polis kurşunuyla can verdi”, “Hrant Dink’i son yolculuğuna uğurladık”,”Rahip Andrea öldürüldü”, “Türbanlı kadın işinden oldu”,”Engelli kadını otobüsten attılar”, “DTP konvoyu taşlandı”,”Travesti öldürüldü” başlıklarıyla duyurulan haberler sıradan bir gazete okurunun bile aşina olduğu konular. Bu haberlerin öznesi olan birbirinden farklı kimliklerdeki bu insanların hepsinin ortak özelliği ise “nefret suçu” kapsamında değerlendirilebilecek olayların kurban ya da mağduru olmaları. Benzer nice haberler gazetelerde yer almaya devam etse de, türkiye’de hâlâ nefret suçuna ilişkin kapsamlı bir yasal düzenleme yok. Oysa ki bu haberler sadece bireylere karşı işlenen suçu anlatmanın ötesinde, kimilerinin kendilerine benzemeyenlere ya da doğruluğu tartışmalı genel geçer kurallara aykırı yaşayanlara duyduğu öfkeyi de temsil ediyor. Farklı etnisite, kültür, cinsiyet ya da dinden insanları aynı çatı altında barındırmaya çalışan Türkiye’de, birbirine benzemeyen birçok sesin çıkması da oldukça normal. Fakat sadece başlıkları verilen ve yaşananların küçücük bir bölümünü yansıtan yukarıdaki örnekler bir tartışma ortamından öte bir savaş alanını anımsatıyor. Peki çözüm ne? Konuya kafa yoranların dile getirdiği ortak payda ise sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturup halkın bilinçlendirilmesi ve en önemlisi caydırıcı cezai hükümler içeren yasal düzenlemelerin yapılması.Kapsamlı bir yasa yok Uluslararası metinlere göre kişilerin ırk, renk, etnik köken, din, fiziksel veya zihinsel engel, cinsiyet ya da yaşından ötürü kendisine ya da mülküne yönelik saldırıların mağduru olması cezai bir yaptırım gerektiren eylem olmasınn yanısıra nefret suçu olarak da tanımlanıyor. Nefret suçları sadece bir bireyi değil, o bireyin temsil ettiği özelliği de hedef aldığından önüne geçilmesi için ayrı bir yasa oluşturulması bakımından da önem taşıyan bir konu. İlk önce 80’li yıllarda, bu konuda hayli kötü ve kabarık bir sicili olan ABD’de “Nefret Yasaları” ya da diğer adıyla “Önyargı Yasaları” diye kabul edilen nefret suçlarına ilişkin yasal düzenlemeler zamanla birçok Avrupa ülkesinde de hayata geçti. Azınlıklara yönelik kimi zaman devlet eliyle gerçekleştirilen katliam ya da saldırıların yanısıra son yıllarda artış gösteren bir biçimde transeksüel […]

Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Van ve Diyarbakır’da düzenlenen buluşmalarda lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel hakları, eşcinselliğin algılanışı ve homofobi yani eşcinsellere duyulan korkuyu tartışılıyor. KAOS GL’den Ali Erol, “Atölyeler, söyleşiler, forumlar, paneller, film gösterimleri ve Homofobiye Karşı Yürüyüş’le bitecek olan Buluşma’da hangi hukuk ve kimin ahlakı sorularına yanıt aranacağını” belirtiyor. Ankara’da 1 Mayıs yürüyüşüyle başlayan buluşmalar, 10 Mayıs Pazar günü Goethe Enstitüsü’ndeki konferansla devam etti. İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hale Bolak Boratav’ın moderatörlüğünü yaptığı buluşmanın ilk tartışma konusu “psikolojide heteroseksizm” idi. Heteroseksizmin, doğal olanın heteroseksüellik olarak algılanması olduğunu belirten Boratav, eşcinselliğe bakışın yıllar içinde değişimi ve “hasta” olarak görülen eşcinsellerin karşılaştıkları ayrımcılığı ortaya koydu. Daha sonra söz alan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikiyatr Prof. Dr. Selçuk Candansayar homofobiye politik bir bakış açısıyla yaklaşarak tıbbın eşcinselliği sınıflandırma isteğinden söz etti. “Kapitalist sistem her şeyi homojenleştirmek ister. Farklı olan “ötekiyi” tehdit unsuru olarak algılar” diyen Candansayar, homofobinin politik anlamına değindi. Ayrımcılık açısından ise “Türkiye büyük ve sancılı bir toplumsal dönüşüm dönemi yaşıyor. Böylesi dönüşüm dönemlerinde ayrımcılık sorunu en temel sorunlardan biri olur. Ayrımcılık üzerine çalışılırken çalışma konusunu seçeyim gibi rahatlığınız olmayabilir. Homofobi bağlamında eşcinsel, gey, lezbiyen, transseksüel hakları en çok göz ardı edilen alanlardan biri. Oysa bu alanda çalıştığınızda ayrımcılığın en kristalize olmuş halini görmeniz mümkündür” diyor. Psikiyatr ve CETAD (Cinsel Eğitim ve Araştırma Derneği) Başkanı Dr. Nesrin Yetkin, CETAD içinde farklı gruplara uygulanan “cinsellikle ilgili mitler” yani yanlış bilinenler anketlerinde ortaya konan yanlış inanışlardan söz etti. CETAD kapsamında verilen eğitimlerle bu mitlerin ne kadarının düzeltilebildiğini ortaya koydu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Paker ise homofobinin psikanaliz geçmişinden günümüze kadarki değişimini anlattı. Katılımın yoğun olduğu İstanbul buluşması öncesi Van’daki buluşmaya katılan Psikolog Mahmut Şefik Nil, bu projeye mesleği gereği travma konusuyla ilgili çalışmalar yaptığı için katıldığını belirtiyor. “Homofobik ayrımcılığa maruz kalan GLBT […]
Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com İstanbul Valiliği’nin, “dernek tüzüğünün hukuka ve ahlaka aykırı” olduğu gerekçesiyle şikayetçi olması üzerine hakkında dava açılan Lambdaistanbul Derneği’nin kapatılmasına karar verildi. Derneğin avukatı Fırat Söyle kararı temyiz edeceklerini belirterek, “Devlet eşcinselliği yok sayıyor. Yargı Türkiye aleyhine karar verdi” dedi. Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği Lambdaistanbul hakkında açılan kapatma davasının 17 Nisan günü görülen duruşmasında sunulan bilirkişi raporunda ise “derneğin kapatılmasına yer yoktur” denilmişti. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, Türkiye’deki LGBTT kişilere ilişkin hazırlayıp geçen hafta basına açıkladığı raporunda da kapatma davası açılması eleştirilmişti. Sen misin örgütlenmek isteyen? 1993’ten beri faaliyet yürüten Lambdaistanbul’u kapatılmaya götüren süreç 2006 Mayıs’ında dernekleşme kararı almasıyla başladı. Grup, kendilerine isim olarak Yunanca L Harfi anlamına gelen ve aynı zamanda dünya tarihinde pek çok mücadelede eşcinsel özgürlüğü sembolü olarak kullanılan “lambda” ve İstanbul’un bir arada kullanıldığı Lambdaistanbul’u seçti ve başvuruyu yaptı. Ancak yapılan başvuruya, 14 Haziran 2006’da dernek tüzüğünde belirtilen amaçların hukuka ve genel ahlaka aykırı bulunduğu ve derneğin isminin de Türkçe olmadığı söylenerek “eksikliklerin” düzeltmesi uyarısında bulunuldu. Lambdaistanbul ise isimlerinin Türkçe karşılığını ve tüzük amaçlarının yasalara muhalefet etmediği bildiriminde bulundu. Bunun üzerine İstanbul Valiliği, 4721 Sayılı Kanun’un, “Hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz” hükmünü düzenleyen 56. maddesi uyarınca, dernek tüzüğünün hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu iddia ederek kapatılması istemiyle savcılığa başvurdu. Valiliğin yaptığı başvuruyu inceleyen Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), BM Medeni ve Siyasi Haklar Evrensel Bildirisi’nin 20/22 ile Anayasa’nın 33. maddelerine dayanarak derneğin örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirileceğini ve dava açılmasına yer olmadığına karar verdi. “Hiçbir özgürlük sınırsız olamaz…” Bunun üzerine valilik karara itiraz ederek konuyu üst mahkemeye taşıdı. İtirazı değerlendiren İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi de, derneğin feshi konusunda dava açılmasına gerek olmadığına ilişkin verilen kararın kaldırılmasına karar vererek Lambdaİstanbul’un kapatılma davasının yolunu açmıştı. Mahkeme kararın gerekçesinde, özgürlüklerin koruma altına alındığını hatırlatılarak, “Ancak hiçbir özgürlüğün sınırsız […]

Alper Görmüş “AKP’den eşcinsellere herkes eşittir mesajı…”Akşamgazetesi, KAOS Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği “Homofobiye Karşı Buluşma” toplantısını işte bu başlıkla verdi. Akşam’ın haberinden iki paragraf okuyarak konu hakkında biraz daha bilgi edinelim:“AKP’den eşcinseller konusunda dün dikkat çekici bir adım geldi. Eşcinsellerin derneği KAOS GL tarafından düzenlenen ‘Homofobiye Karşı Buluşma’ toplantısının açılışına AKP Mersin Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül de katıldı. Diğer partilerden kimsenin katılmadığı (bu bilgi yanlış; ÖDP’den Ufuk Uras ve DTP’den Sebahat Tuncel de vardı – A. G.) toplantıda eşcinsellere hitap eden Üskül ‘Haklarınızın ihlal edildiğini düşündüğünüz durumlarda adresiniz belli. Bize başvurabilirsiniz’ dedi. Üskül’ün katılımının, bugüne kadar eşcinsellerin bu tür toplantılarına bu düzeyde ilk katılım olduğu ifade edildi. “Toplantı sonunda basının sorularını yanıtlayan Üskül, ‘Muhafazakâr bir partinin üyesi olarak eşcinsel toplantısına katılmanız nasıl karşılanacak?’ sorusuna, ‘Bizim partimiz herkese aynı bakar’ diye yanıt verdi. Üskül, ‘Farklı cinsel tercihleri olanlar da insandır. Farklı cinsel tercihleri olduğu gerekçesiyle ayırmayız. Heteroseksüele nasıl bakıyorsak, diğerlerine de öyle bakarız’ diye konuştu.” Katılım “kurumsal” mı? Bizim basın, Akşam’ın vurguladığı gibi aslında gayet önemli olan bu gelişmeye hak ettiği önemi vermedi. Belki “kullanışsız” buldu, belki başka bir şey… Tersini düşünün: Bir AK Partili “eşcinselliğin cehennemlik bir günah olduğunu, topunun cehennemde yanacağını, onların toplumda meşruluk kazanmasına yardım edenlerin de aynı akıbete uğrayacağını” falan söyleseydi (ki partide böyle düşünen çok sayıda milletvekili vardır eminim) gazetelerimiz ne yapardı? Çok büyük, çok “çağdaş” bir tepki göstererek o milletvekilini doğduğuna pişman etmezler miydi? Haberlerini seçerken, büyüklüklerine karar verirken, onların “olumlu ve olumsuz propaganda değeri”ne değil de önemine bakan bir basınımız olsaydı, aradan bir hafta geçti, bugüne kadar bu AK Parti hamlesi mutlaka analiz edilir; girişimin sadece Zafer Üskül’ün girişimi mi, yoksa AK Parti’nin kurumsal girişimi mi olduğu; İslami kesimlerden duymaya hiç alışık olmadığımız bu türden seslere karşı oralarda nasıl bir tepkinin oluştuğu ve daha […]

Ahmet Şık İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) vatandaşlara uygulanan şiddetle ilgili olarak hazırladığı Türkiye Raporu’nda mağdurlar, avukatlar ve kamu görevlileriyle görüşmelere de yer verdi. 70 ayrı mağdurun anlattıkları yaşanan ayrımcılık ve şiddetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Ahlâka aykırı dernek olmaz İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı üyesi Vildan Yirmibeşoğlu: “Travestilere iş verilmiyor… Tutucu olmayan birçok kimse bile hala travestilerle çalışmak ya da aynı ortamda bulunmak istemediklerini belirtiyorlar. Toplum onları istemiyor.” 15 Eylül 2005’te KAOS GL’ye Ankara Valiliği adına Selahattin Ekremoğlu’nun gönderdiği mektup: “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 56. Maddesinde yer alan ‘Hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz’ hükmü yer almaktadır. KAOS GL derneğinin adında ve tüzüğünün amaç bölümünde yukarıda belirtilen kanuna aykırılık tespit edilmiştir. Bu kanunu ihlalden, derneğin feshi için yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açılması ve neticeden İçişleri Bakanlığı’na sunulmak üzere Valiliğimize bilgi verilmesini rica ederim.” Gey öldürmek “hafif suç” Avukat Gülsen Tunç. Gazeteci Baki Koşar cinayetini anlatıyor: “Alışılmış bir cinayet işleyen kişi müebbet hapis cezası alır. Ama eğer biri bir gey cinayeti işlerse, hafif bir ceza alacakları oldukça açıktır.” İnsan Haklar Derneği eski üyesi avukat Eren Keskin: “Polisin çok güçlü olduğu militarist bir toplumda yaşıyoruz. Polis ve askeriye her ikisi de, toplum onaylamadığı için eşcinselliği bir bozukluk olarak görüyorlar. Bu yüzden eşcinseller yoğun bir şekilde şiddetle karşı karşıya kalıyorlar.” Polis eşcinsele yardım etmez Cenk, İstanbul’da yaşayan bir eşcinsel erkek: “Çoğu gey arkadaşım polis memurları tarafından taciz edildi. Polis ataerkil bir kurumdur; erkeklik hakkında bir fikri koruyorlar. Polis eşcinsel bireylere, travestilere ve transseksüellere karşı suç işliyor, bu bütün kurumun zihniyetinin bir parçası.” Yahya, eşcinsel erkek. Askerlik hizmetinden muaf olmak için yapılan tıbbi muayeneden bahsediyor: “Doktorların normal olduğumu düşünmedikleri çok açıktı. Çiftlikteki bir koyunu etiketlemeye benziyordu. Ama bu koyun değil, insan.” Murat, eşcinsel erkek. Geylerin kurbanı oldukları soygunlar hakkında konuşuyor: “Geyler […]

Ahmet Şık İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) vatandaşlara uygulanan şiddetle ilgili Türkiye raporunu açıkladı. Raporda, LGBTT’lere yönelik şiddet ve baskıların Türkiye’nin herkes için eşitlik ve insan hakları sağlama konusundaki adanmışlığına gölge düşürdüğü belirtilerek, “Eşcinsel erkekler ile travesti ve transseksüeller dayak, soygun, polis tacizi ve ölüm tehdidiyle karşılaşıyor. Lezbiyen ve biseksüel kadınlar ailelerinden fiziksel ve psikolojik şiddet görüyor. LGBTT çevrelere uygulanan şiddet söz konusu olduğunda yetkililer çoğu kez ya hiç tepki vermiyor ya da yetersiz tepki veriyor” denildi. “İstismar, şiddet ve taciz gündelik ve yaygın” HRW’den Juliana Cano Nieto ve Scott Long tarafından 3 yılda hazırlanan, “Kurtuluşumuz İçin Bize Bir Yasa Gerek: Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet, Cinsellik ve İnsan Hakları” başlıklı rapor için İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere farklı kentlerde yaşayan ve çeşitli şiddet ve baskılara maruz kalmış 70 kişiyle görüşüldü. “Türkiye’de birçok LGBTT vatandaş utanç duygusuyla felç olmuş durumda, korku dolu hayatlar sürüyor” denilen raporda, yapılan reformlara rağmen istismar, şiddet ve tacizin gündelik bir olgu haline geldiği belirtildi. Özellikle polis kaynaklı şiddetin devam etmesine karşın devlet otoriteleri ile hakim ve savcılarca bu tür suçların göz ardı edildiği anlatılan raporda, mağdurlarla yapılan görüşmelere de yer verildi. HRW’nin görüştüğü travesti ve transseksüel ile çoğu eşcinsel erkeğin cinsel yönelimleri veya toplumsal cinsiyet kimlikleri yüzünden şiddetli saldırılara maruz kaldığı vurgulanan raporda şu görüşlere yer veriliyor,“Atılan dayaklar, kurbanlarıyla internet üzerinden buluşmak üzere sözleşen adamlar veya çetelerin yaptıkları soygunlar ve cinayet teşebbüsleri belgelenen taciz vakaları arasındaydı. Lezbiyen veya biseksüel kadınlar ailelerinin uyguladığı, çoğunlukla aşırı olan baskıdan bahsettiler. İçlerinden bazıları cinsel yönelimini ‘değiştirmek’ için psikolojik veya psikiyatrik ‘yardım’ almaya zorlanmışlardı. Birçoğu fiziksel şiddete de maruz kaldılar. Polis çözümün değil problemin parçasıdır.”. Görünürlük şiddeti arttırdı Avrupa Birliği (AB) adaylığı sürecinde yapılan kimi yasal reformların olumlu gelişmeler olduğu aktarılan raporda, 2005 yılında Türk Ceza Yasası’nda (TCY) yapılan değişiklikler sırasında […]
İlknur Aydoğan Midye dolma satıcısı, travesti, feminist ve komik. Kars’tan İstanbul’a 15 yaşında geldi. Evsiz, barksız sokaklarda gezdi. Hayattaki takılma şekli sırasıyla şöyleydi: Sokak çocuğu, bulaşıkçı, çorap satıcısı… Ne iş bulursa yaptı, sonra içindeki kadın daha fazla dayanamayıp açığa çıktı. Derken travesti ve seks işçisi oldu. Esmeray bugün hâlâ bir yandan midye dolma satıyor, bir yandan da içinde birikenleri hazırladığı stand-up gösterisiyle tek tek söküp dışarı atıyor. Güldürüyor, düşündürüyor, hüzünlendiriyor… Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde stand-up gösterisinin galasını yapan Esmeray, nasıl stand-up’çı olduğunu Medyakronik’e anlattı.