Etiket habervs

Bakanlıktan açıklama: Araç bulamadık

HaberVs Adalet Bakanlığı, gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklu bulunduğu Silivri 2 No’lu L Tipi Cezaevinden ”Ergenekon soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” iddiasıyla yargılandığı davanın duruşmasına götürülememesiyle ilgili inceleme başlatıldığını, ön incelemede herhangi bir kasıt veya art niyet söz konusu olmadığının tespit edildiğini açıkladı. Bakanlık bu olayın tekrar etmemesi için de Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne talimat verildiğini ifade etti. HaberVs’de dün çıkan “Ahmet Şık’ın diğer davası da Silivri’ye mi taşınmak isteniyor?”başlıklı haberden sonra bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Şık’ın cezaevi aracı olmadığı gerekçesiyle duruşmaya götürülemediğinin öğrenilmesi üzerine konu hakkında inceleme başlatıldığı belirtildi. Ön incelemede Şık’ın duruşmaya gönderilememesi konusunda herhangi bir kasıt veya art niyet olmadığının tespit edildiği kaydedilen açıklamada, ”Tutukluların araç ve personel eksikliği gibi gerekçelerle duruşmalara gönderilememesi olaylarının tekrarlanmaması ve yargılama sürecinin aksamasına sebebiyet verilmemesi için bakanlığımızca Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne gerekli talimatlar verilmiştir” denildi. Bakanlık açıklamasında Türkiye genelindeki 370 ceza infaz kurumunda 11 Nisan 2011 itibariyle 64 bin 867 hükümlü, 30 bin 036 tutuklu ve 18 bin 170 hükmen tutuklu bulunduğu belirtildi. Başka illere nakil, hastanelere sevk ve duruşmalara götürme gibi nedenlerle cezaevlerinde günlük ortalama 5 bin 500 hükümlü ile tutuklunun sevk ve nakil işlemlerinin düzenli olarak gerçekleştirildiği kaydedilen açıklamada, cezaevlerinde bu sevk ve nakil işlemlerinde kullanılmak üzere toplam kapasitesi 6 bin 550 olan 599 nakil aracınınbulunduğu ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti: ”Silivri 2 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Ahmet Şık’ın cezaevi aracı olmadığı gerekçesiyle duruşmaya götürülemediğinin bakanlığımızca öğrenilmesi üzerine konu hakkında inceleme başlatılmıştır. Ön inceleme sırasında, 14 Nisan 2011’deSilivri Ceza İnfaz Kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerden 20 adliyedeki duruşmalara katılmak üzere 273 kişi, 14 hastaneye 195 kişiolmak üzere toplam 468 hükümlü ve tutuklu sevkiistendiği bildirilmiştir. Adliyelere ve hastanelere götürülmesi gereken tutuklu ve hükümlü sayısının yoğunluğu nedeniyle araç ve şoför sayısının yetersiz kalması üzerine Ahmet Şık’ın da aralarında olduğu 21 kişinin sevk işleminin yapılamadığıanlaşılmıştır. Ön […]

‘Yansak da dokunacağız’ diyenler bu kez Bakırköy Adliyesi’nde…

HaberVs Tutuklu gazeteci Nedim Şener’in 18 Nisan pazartesi sabahı (yarın) saat 9:30’da başlayacak bir duruşması için meslektaşları, dostları ve avukatları Şener’e destek olmak amacıyla sabah 9:00’dan itibaren Bakirköy Adliyesi’nde olacak. İfade özgürlüğünü savunan tüm yurttaşlar ve medya mensuplarının davet edildiği gösteride basın açıklaması yapılacak. 14 Nisan perşembe günü Ahmet Şık’ın Kadıköy Adliyesi’ndeki duruşmaya “araç ve şoför yokluğu nedeniyle” getirilmemesi tepkiye neden olmuştu. Bu nedenle Nedim Şener’in Silivri Cizaevi’nden Bakırköy’deki duruşmaya getirilmesinde bir aksilik yaşanmayacağı düşünülüyor. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, başka bir davayla ilgili olarak “soruşturmanın gizliliğini ihlal” iddiasıyla yarın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Nedim Şener hakkında Devrimci Karargah örgütüne yönelik soruşturma kapsamında evi aranan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’nın konuşmalarına dayalı olarak yaptığı haber nedeniyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” suçlamasıyla dava açılmıştı.

İlhan Cihaner Denizli’den aday

CHP, Erzincan eski Başsavcısı İlhan Cihaner’i Denizli milletvekili adayı olarak gösterdiğini açıkladı. CHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre Cihaner’in ismi YSK’ya saat 16.30’da bildirerek, Denizli’den ikinci sıra milletvekili adayı olarak gösterildi. Aday listesi içinde yer almaması CHP içinde büyük tartışma yaratan İlhan Cihaner’in milletvekili adaylığı da böylece kesinleşmiş oldu. YSK’ya daha önce verilen listenin itiraz süresi içinde değiştirildiği, değişikliğin Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteğiyle gerçekleştirildiği belirtiliyor. Denizli 7 milletvekili çıkartıyor. CHP’nin yeni listesine göre Denizli’de Adnan Keskin birinci sırada, İlhan Cihaner ise ikinci sırada bulunuyor. CHP, 2007 genel seçimlerinde Denizli’den iki milletvekili çıkarırken, AKP dört vekili Meclis’e göndermişti.

Ahmet Şık’sız dava 13 Mayıs’a ertelendi

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “araç yokluğu” gerekçesiyle Ahmet Şık‘ın getirilemediği davayı 13 Mayıs 2011, saat 13:30’a erteledi. Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, mahkeme heyetinden Silivri Cezeevi’ne yazı yazılarak araç eksikliğinin soruşturulmasını talep etti. Cezaevinde bugün kaç araç olduğunu ve bu araçlarla kimlerin nereye gönderildiğinin araştırılmasını istedi. Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun, iki ciltlik Ergenekon’u Anlama Kılavuzu kitaplarının “soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle yargılandığı dava 15:28’de başlamasının ardından sadece 10 dakika sürdü. Mavioğlu duruşma salonundaydı. Ahmet Şık savunmasını gerçekleştiremediği için dava 13 Mayıs’a ertelendi. TGS Genel Başkanı Ercan İpekçiçıkışta “Başbakan gazetecileri hedef göstermekten vaz geçsin. Onları hedef haline getiren yasaların değişmesi gerekiyor.Gazeteciler hakkında 2000 tane dava dostası var, 68 gazeteci içeride. Bunların hepsi gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan arkadaşlarımız. Biz bu nedenle yargınlanmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Hepsiyle dayanışma içindeyiz” şeklinde açıklama yaptı

Ahmet Şık Kadıköy Adliyesi’ne getirilmedi

HaberVs editörü Anmet Şık, “Ergenekon’u Anlama Kılavuzu” kitapları nedeniyle Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yargılandığı dava için Kadıköy Adliyesi’ne getirilmedi. Silivri Cezaevi’nde araç bulunmaması Şık’ın Kadıköy’e getirilmemesi için gerekçe gösterildi. İki gazetecinin “Ergenekon soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle yargılandığı dava yaklaşık 1,5 saatlik gecikme ile ancak 15:30 civarında başlayabildi. Şık ve Mavioğlu’nu destekleyen yüzlerce kişi ise adliye etrafında beklemeye devam ediyor.

Kitap sansürü HSYK’ya şikayet edildi

HaberVs Avukat Ergin Cinmen‘in de aralarında bulunduğu bir grup avukat bugün Kadıköy Adliyesi’nde Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek için yapılan yürüyüş sonrasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ‘na (HSYK) şikayet dilekçesi gönderdi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin Ahmet Şık’ın kitap taslağının toplatılması için 23 Mart tarihinde verdiği kararın ve Savcı Zekeriya Öz tarafından verilen talimatın “yargının tarafsızlığı ve hukuk kurallarına bağlılığı” ilkelerine açıkça aykırı olduğu, ayrıca “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu belirtilen dilekçede HSYK’nın sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapması talep ediliyor. Kitap taslağına el konulması ve bilgisayarlardan silinmesi uygulamasının tam anlamıyla “sansür” olduğu belirtilen dilekçede kararın ve uygulamanın toplam beş ayrı suçu içerdiği ifade ediliyor. Sansürden sonra ikinci hukuksuzluğun avukat bürosunda yapılan aramalar olduğu ifade edilerek “avukat bürosunda müvekkil aleyhine delil aranamayacağına”vurgu yapılıyor. Üçüncü hukuksuzluğun savcılık talimatıyla ortaya çıktığı belirtilen dilekçede “Bu belgeyi bulundurup da savcılığa teslim etmeyen veya bilgisayarından silmeyen kişilerin ‘örgüte yardım’ suçunu işlediğini varsaymak yargısız infaz anlamına gelir”deniyor. Dilekçede dördüncü olarak uygulamaların, avukatların mesleki faaliyetini ve avukat-müvekkil arasındaki yazışmaların gizliliğini güvence altına alan Birleşmiş Milletler Havana Sözleşmesi‘nin 16’ncı ve 22’nci maddelerine aykırıolduğu dile getiriliyor. Beşinci olarak Avrupa Birliği Avukatlık Prensipleri‘nin de “Avukatlık mesleğinin icrasında özgürlüğün ayrım gözetmeden, hükümet veya kamudan gelebilecek her türlü uygunsuz müdahalelere yer vermeyecek şekilde korunması, teşvik edilmesi ve bağımsızlık prensibine saygı gösterilmesi için gereken tüm tedbirler alınmalıdır” kuralının da çiğnendiği belirtiliyor.

‘Yansak da dokunacağız’ diyenler Kadıköy’deydi

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun birlikte kaleme aldığı Ergenekon’u Anlama Kılavuzu -Kırk Katır Kırk Satır adlı kitap nedeniyle süren davanın üçüncü duruşması 14 Nisan Perşembe günü Kadıköy Adliyesi’nde gerçekleştirildi. İmamın Ordusu – Dokunan Yanar adlı yayınlanmamış kitabı nedeniyle Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Ahmet Şık Silivri Cezaevi’ndeki “araç sıkıntısı” nedeniyle davaya getirilemeyince karar 13 Mayıs saat 13:30’da gerçekleştirilecek bir sonraki duruşmaya kaldı. Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları, meslektaşları, dostları ve ifade özgürlüğü için Şık ve Mavioğlu’na destek veren yüzlerce kişi duruşma öncesinde Kadıköy Boğa Heykeli önünden Adliye’ye yürüdü. “Yansak da dokunacağız”diyen kalabalık Kadıköy Adliyesi önüne ulaştıktan sonra Gazeteci Can Dündar basın açıklamasını okudu. Açıklamada “İleri demokrasi” ülkesinde 4 binden fazla gazetecinin yargılandığına dikkat çekilerek Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi çok sayıda gazetecinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığına vurgu yapıldı. Tutuklamalarda cemaat etkisi “Gazetelerin basılıp bilgisayarlardaki dosyaların silindiği, basılmamış kitapların toplatılıp yok edildiği, telefonların dinlenip elektronik postaların izlendiği bir ülke, yalnız gazeteciler için değil özgür düşünceye sahip herkes için güvenilir olmaktan çıkmıştır.” denilen açıklamada, Şık ve Şener’in tutuklanmasındaki “cemaat etkisine” şu sözlerle dikkat çekildi: “Ahmet Şık’ın kaleme aldığı İmamın Ordusu’nun “Fethullah Gülen Cemaati”nin emniyet içindeki yapılanmasını işlemesi ve Nedim Şener’in Dink Cinayeti’nde o yapılanmadaki polislerin sorumluluğuna işaret etmesi, onların neden hedef alındığının ipucunu veriyor. Cemaat çizgisindeki yayın organlarının, polis açıklamalarına endeksli, insaf ölçülerini aşan yayınları da, “Radikal Baskını” ile ilgili “Ertuğrul Mavioğlu, polise komplo kurdu” iddialarında bulunmaları da bu etkinin varlığına işaret ediyor.“ Silivri’de bugün kaç araç vardı? Duruşmaya Ahmet Şık adına 15 avukat müdafi olarak katıldı. Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, mahkeme heyetinden Silivri Cezeevi’ne yazı yazılarakaraç eksikliğinin soruşturulmasını talep etti. Cezaevinde bugün kaç araç, kaç şoför olduğunu ve bu araçlarla kimlerin nereye gönderildiğinin araştırılmasını istedi. Mahkeme başkanı da talebi kabul ederek cezaevine yazı yazılmasına karar verdi. Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun, iki ciltlik Ergenekon’u Anlama Kılavuzu kitaplarının “soruşturmasının […]

Ahmet Şık’a destek verenler Kadıköy’de buluşacak

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun birlikte kaleme aldığı Ergenekon’u Anlama Kılavuzu -Kırk Katır Kırk Satır adlı kitap nedeniyle süren dava 14 Nisan Perşembe günü Kadıköy Adliyesi’nde gerçekleştirilecek duruşmayla devam ediyor. Halen, yazdığı İmamın Ordusu – Dokunan Yanar adlı yayınlanmamış kitabı nedeniyle Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Ahhmet Şık’ın çalışma arkadaşları, meslektaşları ve dostları 14 Nisan’daKadıköy Adliyesiönünde toplanarak Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek verecek. “Fenerini de al gel, gerçekler aydınlansın” başlıklı eylem çağrısında şu ifadelere yer veriliyor:“Cezaevindeki düşünce suçlularının serbest bırakılmasını isteyen bizler, “Dokunan yansa da dokunacağız” diyerek 14 Nisan Perşembe saat 12:30’da Kadıköy’de buluşuyoruz. (…)Yürüyüşe katılanlar, adalet arayışlarının simgesi olarak ellerindeki mumlar, fenerler ve lambalarla gerçeklerin aydınlatılmasını isteyecek. İfade özgürlüğü için bir ağızdan seslenecek…” Ergenekon’u Anlama Kılavuzu adlı kitabın “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle açılan ve Kadıköy’de görülen davasının saat 13:50’de gerçekleştirilecek duruşmasının karar duruşması olması ve beraatle sonuçlanması bekleniyor. “Yansak da dokunacağız!” sloganıyla hanreket eden grup tüm yurttaşları ve medya mensuplarını saat 12:30’da Kadıköy’de Boğa Heykeli Önünde buluşmaya çağırıyor. 14 Nisan 2011 PerşembeKadıköy Boğa Heykeli12:30

Ahmet Şık’ın objektifinden “Ben tanığım” sergisi

HaberVs editörü, gazeteci ve fotoğrafçı Ahmet Şık’ın çektiği fotoğraflardan oluşan, ‘Ben Tanığım’ adlı sergi, 8 Nisan Cuma saat 19.00‘da, Şık’ın tutukluluğun 38. gününde Karşı Sanat’da açılıyor. 12 Nisan tarihine kadar açık kalacak sergi, Ahmet Şık’ın onyıllardır süren gazetecilik ve fotoğrafçılık dönemine ait 30 fotoğraftan oluşuyor. Ahmet’in fotoğrafçı arkadaşları tarafından hazırlanan sergide Ahmet Şık’ın ‘Başkasının Acısına Bakmak-Mayın’ konulu fotoğraf çalışmalarından örnekler de görülebilecek. 9 Nisan Cumartesi günü saat 12.30’da Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelecek fotoğrafçılar daha önce de yaptıkları gibi Galatasaray Postanesi’nden Ahmet Şık’a fotoğraf gönderdikten sonra sergi salonuna dönecekler. “Ben Tanığım” adlı fotoğraf sergisi, Nisan – Mayıs ayları boyunca, İstanbul’da sokaklarda yürüyen sergi ve Ahmet Şık’a fotoğraf gönderme eylemleriyle birlikte çeşitli mekanlarda sergilenecek. Sergi Takvimi: 8-12 Nisan Karşı Sanat Galerisi (Gazeteci Erol Dernek Sokak No:11 Beyoğlu)Açılış: 8 Nisan Cuma saat 19:00 16-22 Nisan Evrensel Sanat Galerisi (Kamerhatun Mahallesi, Alhatun Sokak, No:25 Tarlabaşı / Beyoğlu)Açılış: 16 Nisan Cumartesi saat 14:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 16 Nisan Cumartesi saat 13:00Galatasaray Meydanı – Evrensel Sanat Galerisi 23-29 Nisan Kazım Koyuncu Kültür Merkezi (Caferağa Mah. Mühürdar Cad. No 95 / A Caferağa / Kadıköy)Açılış: 23 Nisan Cumartesi saat 14:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 23 Nisan Cumartesi saat 13:00Kadıköy Beşiktaş Vapur İskelesi – Kadıköy Postanesi-Kazım Koyuncu K.M. 03-08 Mayıs Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Ali Suavi Sokağı (Sanatçılar Sokağı), No: 7 Kadıköy)Açılış: 03 Mayıs Salı saat 19:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 03 Mayıs Salı saat 16:00Kadıköy Postanesi-Kazım Koyuncu K.M. – Nazım Hikmet K.M. 1 / 2

E) Hiçbiri

Barış Uygur Üniversiteye giriş için yapılan birinci basamak sınavından sonra ortaya çıkan tartışmalar takibi zor, anlaması daha zor ama katlanması imkânsız bir kaosa yol açtı. Her şey bir velinin gazetelerde yayınlanan soru kitapçığının matematik bölümünde şıkların sıralamasıyla ilgili bir patika keşfetmesiyle başladı. Bin yıldır küçükten büyüğe ya da büyükten küçüğe sıralanan cevap şıklarının bu kez karışık olarak sıralanması mı dikkatini çekmişti bilemiyorum ama sonunda vardığı netice herhangi bir matematik sorusunun cevap şıklarının, “geleneksel” yöntemle sıralanması halinde doğru cevaba ulaşılabileceği yönündeydi.Üniversite sınavı, 1 milyon 600 bin öğrencinin katıldığı, herhalde bunun beş altı katı kadar geniş bir nüfusu etkileyen bir sınav. Şimdi dilerseniz ÖSYM Başkanının (Pazar günü) yaptığı açıklamalar ışığında olayın bir röntgenini çekmeye çalışalım. ÖSYM Başkanı ne diyor? 1. ÖSYM başkanı demektedir ki;a) Elimizde bir master soru kitapçığı vardı ve bu kitapçıkta cevap şıkları geleneksel olarak sıralanmıştı.b) Master kitapçığından basın için bir kopya çıkartırken biz yanlış cevapların yerlerini değiştirdik.c) Dolayısıyla basında yer alan kitapçıkta bu şekilde bir “şifre” olduğu iddiası doğrudur. Ancak bu kitapçık hiçbir adaya verilmemiştir.d) Biz her aday için farklı soru kitapçığı hazırladık. Yani toplamda 1 milyon 600 bin farklı soru kitapçığı var.e) Şüpheleri gidermek için bütün kitapçıkları halkın erişebileceği bir şekilde sisteme yükleyeceğiz, tüm kitapçık tipleri internet üzerinden ulaşılabilir olacak ve herkes tarafından kontrol edilebilecek. Ama bu yayınladığımız kitapçıkların kime ait olduğu gibi bilgiler yer almayacak. 2. İyimser ihtimal: Diyelim ki ÖSYM Başkanı haklıdır. Basına dağıtılan soru kitapçığı ya da doğru şıkların hep aynı yerde kaldığı bir başka hitapçık hiçbir adaya dağıtılmamıştır. Peki o zaman;a) Basına dağıtılan soru kitapçığında bu patikanın oluşma nedeni olarak “cevap anahtarında karışıklık olmasın” dendiğine göre, 1 milyon 600 binin üzerinde farklı cevap anahtarı üreten ÖSYM bir tane daha cevap anahtarı üretmekten aciz midir?b) Neden basına dağıtılan soru kitapçığı da adaylara dağıtılan soru kitapçığıyla aynı yöntemle üretilmemiştir? Makine mi soğuktu, sistem mi izin vermedi? […]

Bilgi’ye üç dalda Avrupa Birliği iletişim ödülü

HaberVs Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) tarafından hayata geçirilen “AB Yolunda Genç İletişimciler Yarışması”nda İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesiöğrencileri üç dalda birinci oldu. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) tarafından AB İletişim Stratejisi çerçevesinde 4 farklı kategoride düzenlenen yarışmada slogankategorisinde birinciliği, “Bu Değişim Hepimize İYİ GELECEK” sloganıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ceren Bettemir, Başak Karamanve Gizem Yücelen kazandı. İstanbul’dan 24 üniversite ve 5 meslek yüksekokulunun katıldığı yarışmada, TV kategorisinde birinciliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Hazar Deniz Aksaylı, Hakan Güzey, Ahmet Alper Başkanve Açelya Köse, “Hayatımız Alaturka”adlı eserleriyle kazandı. Farklı alanlarda AB standartlarını anlatan 3 farklı kısa filmden oluşan eser, “hayatımızın alaturka, standardımızın ise Avrupa” olduğunu eğlenceli bir kurgu ile sunuyor. Radyo kategorisinde birinciliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ali Kaan Kılıç, Emel Gamze Sargın, Asena Kılıçve Beril Dedeoğlu, “Avrupa’da”(Dinlemek için tiklayın>>) adlı cıngıl çalışmalarıyla aldı. İki farklı cıngıl çalışmasından oluşan eser, AB üyeliğinin günlük hayatımıza olumlu katkılarına değiniyor. Basılı Materyal ve Açık Hava Reklamı kategorisinde birinciliği ise Işık Üniversitesi’nden Hande Özgeldi, “To Higher with Turkey” (Türkiye ile Daha Yükseğe) adlı eseriyle aldı. Avrupa ülkeleri ve Türkiye kamuoylarındaki karşılıklı önyargıları ve bilgi eksikliğini gidermek için genç iletişimcilerin yaratıcılığından faydalanmak açısından bir ilk oluşturan yarışma ile İstanbul’da binlerce iletişim öğrencisine ulaşıldı. Projeler “AB`nin Değerleri”, “Çağdaşlaşma Projesi Olarak Türkiye`nin AB`ye Üyeliğinin Günlük Hayatımıza ve Çeşitli Sosyal Kesimlere Olumlu Etkileri”, “Türkiye`nin Üyeliğinin AB`ye Kazandıracakları”, “Türkiye-AB Mali İş Birliği Projelerinin Türkiye`ye Sağladığı Kazançlar”, “Gümrük Birliği`nin Türk Ekonomisine Olumlu Etkileri” konu başlıklarına göre hazırlandı. Yarışmanın jürisinde Nail Keçeli, Mehmet Akbay, Erol Olçak, Ali Saydam, Fatih Akol, Sevilay Yükselir, Tayfun Talipoğlu, Bülent Tanla, Zeynep Gürcanlı, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Deren Van Het Hof, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Tellan, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Keskin, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ragıp Taranç yer aldı. Yarışmada birincilik ödülünü kazanan eser […]

Yabancı basına tutuklu gazeteci brifingi

Ahmet Şık ve Nedim Şener için verilen brifinge 40 kadar yabancı muhabir katıldı. Şık ve Şener’in gazeteci arkadaşları tarafından düzenlenen ve resmi bir nitelik taşımayan toplantıya katılanlara gazetecilerin sorgularında verdikleri yanıtların ve savunmalarının İngilizce çevirilerini kapsayan dosyalar da dağıtıldı. HaberVs. “İki arkadaşımızın Silivri’de cezaevinde olmalarının Türkiye’de gazeteciliğe bir saldırı olduğu kanısındayız. Tutuklanmalardan sonra toplandık, neler yapabileceğimizi konuştuk. Bu toplantı gibi etkinlikleri yaparken aslında korkuyoruz. Ama bizim bu mesleğe olan borcumuz, arkadaşlarımıza olan borcumuz, onlar hapiste işlerinden, ailelerinden uzaktayken bizim korkmaya hakkımız olmadığını düşünüyoruz.” Toplantının açılış konuşmasını yapan gazeteci Hilmi Hacaloğlu böyle diyordu. Gazeteci Ragıp Duran’ın yönettiği toplantıya Ahmet Şık ile birlikte Ergenekon davası rehberi niteliğindeki “Kırk Katır mı, Kırk Satır mı?” adlı kitabı yazan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, Nedim Şener’in avukatı Yücel Döşemeci ve Milliyet gazetesinden Murat Sabuncu katıldı. Duran dağıtılan dosyaların içinde sorgulama metinleri ve savunmaların İngilizce çevirilerinin olduğunu belirtirken, “Ne yazık ki, dünden beri internette dolaşmakta olan “İmamın Ordusu” adlı kitabı çevirecek vaktimiz yoktu, onun için sizlere iletemiyoruz. Ama sonunda bu kitap da ana dilinize çevrildiğinde okuyacaksınız ve bir terör örgütü belgesi mi yoksa araştırmacı gazeteciliğin bir örneği mi olduğuna kendiniz karar vereceksiniz,” dedi. Dosyalardaki belgelerin, Şık ve Şener’in yalnızca gazetecilik kapsamındaki eylemlerinden dolayı sorgulandıklarını ve somut hiç bir delil olmadan tutuklandıklarını açıkça kanıtladığını vurgulayan Duran, “Bir noktayı belirtmek istiyorum. Biz profesyonel gazeteciyiz, yargıç değiliz, ya da hükümetin veya şu ya da bu cemaatin halka ilişkiler görevlisi hiç değiliz,” dedi. Delilleri basından öğreniyoruz Avukat İlkiz, iki gazetecinin tutuklanma kararının gerekçelerini “öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, OdaTv’de ele geçen belgeler ve telefon konuşmalarının tutanakları” olarak saydıktan sonra, kendilerinin avukatlar olarak dosyadaki delilleri göremediklerini, basından öğrendiklerini belirtti. Avukatların dosyadaki delilleri görmelerini engelleyen kısıtlama kararının tam bir yıl önce, 19 Mart 2010 tarihinde verilmiş olduğunu açıklayarak, “Demek ki, soruşturma bir yıl önce başlamış ama bizim haberimiz […]

İmamın Ordusu indirme rekoru kırdı

“…haber yapılamayan ülkede belki kitap yazmak değil ama okuyucuya ulaştırmak hayli zor olacakmış gibi görünüyor.” (Ahmet Şık) HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık‘ın sansürlenen kitabı İmamın Ordusubugün saat 15:00 civarında internet üzerindeki paylaşım sitelerinde yayınlandı. Google Dokümanı ve PDF olarak paylaşılan kitap taslağı 298 sayfa uzunluğunda ve gazeteci Aydın Engin paylaşılan kitabın kendine ulaşan son taslakla aynı olduğunu açıkladı. Kitap taslağının üzerinde sarıya boyanmış bölümler Ahmet Şık tarafından alınan son notları gösteriyor. Kitabın son bölümünde Şık’ın kitabın ilk baskısı için düştüğü ve kitabın henüz tamamlanmadan baskıya verildiğini belirten şu not bulunuyor: “Cezaevine konuldukları günden bu yana medyada çıkan haberlerle ilgili kendilerini savunmalarına olanak olmayan bu kişilerle ilgili iddiaların ne kadarının doğru olduğu eğer adil bir yagılama süreci yaşanırsa ortaya çıkacak. Bu süreçte hakkında en çok haber yapılan kişi elbette ki Hanefi Avcı’ydı. Avukatları ya da cezaevinden gönderdiği mektuplarla kendisine yönelik suçlamalara yanıt vermeye çalışan Avcı’nın sesi duyulmadı ya da duyuruymak istenmedi. Avcı’nın hem hakkındaki iddialara yanıt vermesi hem de kafalarımıza takılan soru işaretlerini giderebilmek için tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’ne gönderdiğim bir mektupla kendisine bazı sorular yöneltmiştim. Kendisini görme olanağı buluna aracılar vasıtasıyla sorularımı yanıtlayacağını söylemişti. Elinizde tuttuğunuz bu kitap Avcı’nın sorularıma verdiği yanıtarla sona erecekti. Ancak kitap henüz bitmeden Soner Yalçın ve iş arkadaşlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyu bu çalışmadan haberdar edildi. Arama yapılan odatv’nin bilgisayarlarında henüz tamamlanmamış bu kitabında bulunduğu ortaya çıktı. Ergenekon’un yazdırdığı ima edilerek bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülen bu kitap anlaşılan birilerini ürkütmüştü. Başlangıçta da söylediğim gibi üzerime atılan şaibeleri gidermek adına kitap tamamlanmadan baskıya verildi. Haliyle Hanefi Avcı’ya yönelttiğim soruların yanıtı da kitabın içinde yer alamadı. Bu satırlar yazılırken yanıtlar halen de gelmemişti. Eğer ki beklediğim yanıtlar gelirse sonraki baskılarda bu yanıtlara da yer vererek kitap tamamlanmış olacak.” HaberVs’yi Facebook ve Twitter sayfalarından takip edebilirsiniz Ahmet Şık, kitabın Sonsözbölümünü de neredeyse başına gelecekleri öngören bir paragrafla […]

Understanding Turkey

Sophie Janinet As a foreigner living in Turkey for more than two months now, I’m always told by Turkish people that I can’t understand Turkey as far as politics are concerned. But I think it’s worth trying. In order to do so I interviewed three journalists of differing views. “Nowadays, judicial independence is flouted, freedom of press is trampled, human rights are not respected and intolerance and obscurantism are growing,” says Ali Sirmen, a columnist in the Cumhuriyet newspaper. 72 years old, Ali Sirmen is a journalist ever since he studied law in Paris at the end of the 60’s. Passionate about his work, he says he always stood up for his belief in democracy and freedom of speech. He is also a staunch supporter of secularism along with the other founding principles of the Turkish republic. However, the other two journalists, Kürşat Bumin of conservative Yeni Şafak daily and Robert Koptaş of Agos, an Armenian newspaper published bilingually both in Armenian and Turkish, believe that Turkey is on the right path to democracy despite several shortcomings that could be criticized. “AKP is the party of those whose voices were not heard before. They are not perfect, but they are pro-democracy,” Koptaş, whose predecessor Hrant Dink was assassinated in 2007 by a young rightwing extremist. The trial is still continuing among allegations that several security officials knew about the assassination plan but they did not prevent it. According Koptaş, Kemal Atatürk, governed Turkey with an iron hand, separated politics from religion and during his drive for modernization, he forcibly imposed Western style of attire instead of the usual Islamic clothing, replaced Arabic script with Latin alphabet and all these changes were carried out without the consent of the people by and large. “We are living through a political struggle. That […]

‘İmamın Ordusu’nda neler var?

Radikalgazetesi muhabiri Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in gözaltına alındığı 3 Mart’tan bugüne Türkiye’nin ismini en çok duyduğu gazetecilerden biri haline geldi. Meslek hayatının önemli bölümünü gazetelerin “mutfağında” geçiren bir gazetecinin, o tarihten beri görüşüne belki de en çok başvurulan isim olmasının iki nedeni vardı: Mavioğlu, Radikal’de editör olarak çalışmaya başladığı 2001’den, Şık’ın gazeteden ayrıldığı 2006’ya kadar onunla birlikte görev yaptı. İki gazetecinin ortak yanı ise özellikle “hak baberciliği” diye anlandırabileceğimiz disiplinde uzman birer editör ve muhabir olmaları. Bu mesleki paylaşım, Şık’ın Bilgi Üniversitesi‘nde çalışmaya başladığı dönemde de devam etti. İki gazeteci Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu, Kırk Katır Kırk Satır isimli kitabı 2010’da birlikte kaleme aldı. Bu bilgileri hatırlattıktan sonra Mavioğlu’nun, Şık’ın habercilik anlayışını ve dünya görüşünü en yakından bilen gazetecilerden olduğunu söylememize sanırız gerek yok.İkinci ve daha güncel neden ise -malum olduğu üzere- polisin, 24 Mart’ta Radikalgazetesinin bulunduğu Hürriyet Medya Towers‘a girmesi. Polis, Mavioğlu’na haber vererek yaptığı bu “ziyarette” Şık’a ait İmamın Ordusuisimli kitap taslağının Mavioğlu’nun bilgisayarındaki nüshasına mahkeme kararı gereğince el koydu ve “örgüt dökümanı” olduğu gerekçesiyle sildi.*** Yayınlanmamış -hatta ismi bile henüz netleşmemiş- bir kitap taslağı, olası ismi ve gördüğü muamele nedeniyle Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Kamuoyu haklı olarak “Bu kadar önemli ‘kitapta’ ne vardı?” sorusunun cevabını öğrenmek istedi. Kimi gazetelerde ve internet sitelerinde, nereden ve nasıl ulaşıldığı anlaşılamaz bir şekilde sayfa numaraları dahi verilerek yapılan “alıntılar” dışında “kitabın” içeriği hakkında bilgi sahibi olamadı. Ertuğrul Mavioğlu’nun bugünkü Radikal‘de yayınlanan “İmamın Ordusu’nda neler var?” başlıklı yazısı, -yukarıda bahsettiğimiz “alıntıları” saymaz isek- “kitabın” içeriğine dair net bir cevap veriyor. Mavioğlu’nun “Kitap yok edilmeye çalışıldığına göre okurun bunun içindekileri öğrenme hakkı tartışılamaz” diyerek kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz.HaberVs ‘İmamın Ordusu’ adlı kitabın içinde ne var? Ahmet Şık’ın 3 Mart günü sabahı evine polis baskını yapıldığı andan beridir bu konuşuluyor. Ahmet Şık, kitap hazırlık çalışmaları sürerken […]

Mahkeme ‘İmamın Ordusu’na sansürde ısrarlı

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göre “ifade özgürlüğünün de bir sınırı var. Kitap taslağında değişik kişilerin notları bulunduğu için terör örgütünün amacına hizmet ediyor.” HaberVs editörü Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adlı kitap taslağına el konulmasıyla ilgili itiraz reddedildi. Mahkemenin kararında, “İmamın Ordusu isimli taslak metnin ve nüshalarının iddia konusu ‘Ergenekon silahlı terör örgütünün’ amaçları ve talimatları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmek ve bu amaçla açılmış davaları etkilemek amacıyla bir ekip tarafından hazırlanmış proje çalışması niteliğinde olduğu konusunda somut olgular bulunduğunun anlaşıldığı” belirtildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinde ”ifade özgürlüğü”, anayasanın 25. maddesinde ”düşünce ve kanaat hürriyeti”, anayasanın 26. maddesinde “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” ve anayasanın 28. maddesinde “basın hürriyeti” düzenlemelerine yer verildiğini kaydederek, anayasanın 26/2. maddesinde ise bu hürriyetlerin kullanılmasının “milli güvenlik, kamu düzeni, cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amacıyla sınırlandırılabileceğini” ifade etti. Basın Kanunu’nun 2 ve 3/1. maddelerinde, tanımlamalar ile basın özgürlüğüne, aynı kanunun 3/2. maddesinde ise anayasanın 26/2. maddesindeki düzenlemeye paralel olarak basın özgürlüğünün sınırlandırılabileceği hallere yer verildiğini bildiren heyet, 1. maddesinde ”terör” kavramının tanımının yapıldığı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. maddesinde de “terör örgütü propagandası yapma” suçunun cezalandırılmasıyla ilgili düzenleme olduğunu kaydetti. Söz konusu bütün maddelerle birlikte değerlendirildiğinde basın özgürlüğünün anayasa, AİHS ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının belirlediği ilke ve kurallara uygun olarak açıklanan ölçütler çerçevesinde sınırlandırılabileceğini belirten heyet, “Basın hürriyetinin koşulsuz ve sınırsız olamayacağı açıktır” ifadesini kullandı. Mahkeme heyeti, İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce hakkında “el koyma” kararı verilen taslak metinlerin Basın Kanunu’nun 2. maddesinde tanımı yapılan “basılmış eser”, “yayım” ve “süresiz yayın” özelliğini henüz kazanmadığınıve metin niteliğinde olan taslağın bu nedenle Basın Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğinibelirterek, söz konusu “İmamın Ordusu” isimli taslak metinlerinin nüshalarının farklı içeriklerde olduğunu […]

Hrant için biraradaydılar

Ertan Önsel Hrant Dink cinayeti davasının 17. duruşması için yüzlerce insan Beşiktaş iskelesi meydanında biraraya geldi. Dolmabahçe’den gelen diğer grupla birleşen yaklaşık 300 kişilik grup, yapılan basın açıklamasının ardından Beşiktaş’ta bulunan İstanbul adliyesine yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”,” Hrant’ın katili ergenekon devleti”, “Katil devlet hesap verecek” sloganları atıldı. Müzik grubu Bandista’da “Hiçbir şeyin şarkısı” ile yürüyenlere destek oldu.

Hrant’ın arkadaşları davayı izliyor

HaberVs / Bianet Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davaya İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor. Davayı, Paris Barosu’ndan bir hukukçu delegasyonu da izliyor. Hrant Dink’in arkadaşları saat 10.00’da Dolmabahçe’de biraraya gelerek Beşiktaş Adliyesi’ne yürüdü. “Hrant İçin Adalet İçin” internet sitesinde yayınladıkları açıklamada “Hrant’ın gerçek katilleri onları saklayan ve koruyan resmi örtünün altından çıkarılıp teşhir edilene kadar ayaktayız, sokaktayız. Sizi de Dink ailesi ve Hrant’ın arkadaşlarının yanında, adalet mücadelesine katılmaya çağırıyoruz.” diyen grubun ellerinde tutuklu gazeteci Ahmet Şık‘ın sansürlenen kitabı “İmam’ın Ordusu”nun temsili kopyaları da vardı. Dink Ailesi avukatlarının bu duruşmada, 19 Ocak 2007’de işlenen cinayetle ilgili Akbank kamera görüntülerinin silinip silinmediğini veya geri kazandırılıp kazandırılamayacağını ortaya koyamayan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) raporuyla ilgili taleplerini dile getirmeleri bekleniyor. Avukat Fethiye Çetin, son aylarda Ankara’da dinlenen kimi tanıkların beyanlarıyla ilgili mahkemeden bazı isteklerinin olacağını ifade etti. Ayrıca, bugünkü duruşmada da bazı tanıkların dinlenmesi bekleniyor. Avukat Bahri Bayram Belen ise bianet’e, “TÜBİTAK raporuna itiraz edeceğiz. Özellikle Emsale Çakmak gibi görgü tanıkların gelmesini çok önemsiyoruz. Polis, herkesi iğne deliğinden çıkarıyor da bu tanıkları bulamıyor” dedi. Paris Barosu’ndan Marie-Alix Canu-Bernard, Elise Erfi ve Paris Barosu Ermeni Avukat ve Hukukcular Dernegi (AFAJA) Eşbaskanı Alexandre Aslanian, Temmuz 2009’da da yargılamayı izleyen Brüksel Barosu eski başkanı Yves Oschinsky de duruşma için İstanbul’a geldiler. Davayı izlemek için beşinci kez İstanbul’a geldiğini söyleyen Aslanian, Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci Ahmet Şık ile birlikte tutuklanan Nedim Şener’in dava açısından önemine vurgu yaptı: “Nedim Şener bu dava için önemli olan bilgileri elde etmiştir. O yüzden bu dava çerçevesinde kendisinden bilgi alınacağına, sadece işini yaptığı için hapishaneye gönderildi. Bu neden yapılır, anlayamıyorum. Davayı büyük ilgiyle izliyoruz ancak çok da üzülüyoruz.” Paris Barosu yönetiminden Marie-Alix Canu Bernard da “Burada olmak zorundayız çünkü bunu hissettirmek istiyoruz. Adaletin nasıl işlediğini görmek önemli. Hakimler ellerinden geleni yapıyorlar ama ne kadar bağımsızlar şüpheliyim. ” diyerek […]