Etiket habervs

‘TOKİ Başkanı, Başbakan’ın talimatı nedeniyle Galatasaray’dan özür dileyemedi’

HaberVs Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın TT Arena’nın açılışında yaptığı konuşmadan dolayı kulüpten ve camiadan özür dileyememe nedeninin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bürokratlarına getirdiği konuşma yasağı olduğunu savundu. Polat bu açıklamayı, kulübün mali kongresinde üçüncü kez kürsüye çıktığı sırada yaptı. Futbol şubesinde yaşanan başarısızlık ve olaylı TT Arena açılışı nedeniyle mali kongreye istifa baskısıyla giren Adnan Polat, stadyumun açılışı sırasında Galatasaray Kulübü’nün ve camianın küçük düşürülmesine yeterli tepkiyi vermediği yönündeki eleştirileri de cevapladı. Başbakan Erdoğan’ın ve bu işte en yetkili bürokrat olan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’ın, stadyumun zamanında yetişmesi için çok çaba sarf ettiğini söyleyerek “Bu insanlar stadyumun açılışında bizim misafirimizdi ve bu mutlu günümüzü birlikte yaşamak istedik” dedi. Tepkiler sonrasında stadyumu terk eden Başbakan ve bakanları geçirmek için dışarı çıktığını belirten Polat, daha sonra içeri dönerek maçı seyretmek istediğini ancak yaşananların etkisiyle bu gücü kendinde bulamadığını ve stadyumu terk ettiğini söyledi. Polat şöyle devam etti: “Ertesi gün orada bulunan bütün bakanlar beni arayıp özür dilediler. Sayın Erdoğan Bayraktar da beni arayıp, konuşma üslubundan dolayı üzgün olduğunu söyledi. Ben de kendisine ‘Bir basın toplantısı düzenleyerek bunu siz yapar mısınız’ diye sordum. Başkan bunun mümkün olmadığını çünkü Başbakan’ın bu konu hakkında konuşma yasağı getirdiğini söyledi. Bunun üzerine ben “Başkan bu özrünüzü kamuoyuyla paylaşabilir miyim’ diye sordum. Kabul etmesi üzerine açıklama yaptım.” Adnan Polat, 18 Ocak’ta yaptığı açıklamada Erdoğan Bayraktar’ın kendisi aracılığı ile Galatasaray camiasından özür dilediğini belirtmiş ancak Bayraktar’ın bu özrü doğrudan kendisinin yapmamasının nedeninin, Başbakan’ın verdiği talimat olduğunu söylememişti. Bu gelişmeler ışığında, tarihinin belki de en önemli mali kongresini gerçekleştiren Galatasaray’da yönetimin ibra edilip edilmeyeceğini belli edecek oylamanın hazırlıkları sürüyor. Geçmiş kongrelerin aksine salondaki üyeler, başkan Polat ve diğer konuşmacılara oturdukları yerden bağırarak ve alkışlarla tepki gösteriyor. Oylamanın kapalı yapılması teklifinin getirilmesi üzerine, her iki görüşteki üyeler salondan çıkarılarak sayım yapıldı. “Açık oylama” yönündeki oyların daha […]

‘İmam’ın Ordusu’ internette yok!

Çeşitli internet sitelerinde ve paylaşım ortamlarında bulunduğu veya bulunacağı söylenen İmam’ın Ordusu adlı kitabın Ahmet Şık tarafından kaleme alınan orijinal versiyonu hiç bir internet sitesinde mevcut değil.

Ahmet Şık’ın kitabı bende yok

Şafak Eser Olmasını isterdim, evimin basılacağını, bilgisayarımın kurcalanacağını hatta alınıp götürüleceğini bilsem de o kitabın bende de olmasını isterdim. Çünkü okumayı isterdim o kitabı… Olsaydı o kitabın dijital hali bende, saatime, telefonuma, fotoğraf makinemin hafızasına oğlumun oyun aletine, mail adreslerime, bir yerlere saklar vermezdim. Gizli gizli okurdum, elimde olsaydı.12 Mart döneminde küçük bir çocuktum. Deniz Gezmiş’i, denizleri gezmiş biri olarak düşünüyordum. Sonra evde büyük üzüntü yaşandı bir gün. Adını daha az duymaya başladık sonra. Ama kitaplarımız duruyordu. 12 Eylül’de, ben de solcuydum ama yaşım henüz 15 civarında olduğu için işkencehaneleri görmedim. Diyarbakır’da arkadaşlarımı aldılar, anlatılanları duydum… Ama kitaplarımız saklanmış da olsa yine bir şekilde evdeydi. Artık yetmez ama ‘ileri demokrasideyiz’. Evimizde binlerce kitap var. Öyle korkular yaşayacağımızı da sanmıyorum. 6 yaşındaki oğlumun da kütüphanesi var. Henüz okuma yazma bilmiyor ama resimlerine bakıyor kitaplarının, bize okutuyor. Ertesi gün bir daha okutuyor. Hayvanları çok seviyor. Kılıç balığının avlanmasına karşı çıkıyor. Küçük balıkları tezgâhta gördüğünde balıkçı amcalarına kızıyor. Balığı çok sevmesine rağmen sadece hamsi ve somon yiyor. Filleri, zürafaları, maymunları çok seviyor. İnsanların maymuna benzediğini ama kuyruğunun olmadığını söylüyor ve farkı “Çünkü bizim kuyruğa ihtiyacımız yok” diye açıklıyor. Ahmet’in kitabını bana okutmayanlar, oğlum okula gittiğinde ona insanın maymundan gelmediğini, yaratıldığını anlatacaklar. Ben inanıyorum ki oğlum onlarla başa çıkabilir. Çünkü zeki, sorgulamayı biliyor. Ama onlar “yaratıldığına inanmaya” zorlayacak oğlumu. Çünkü onlar karşıt düşünceyi bilmiyorlar, tahammül edemiyorlar. Çıkmayan kitaptan bile korkuyorlar. Kitabın yayımlanmasıyla eleştirilebileceğini bilmiyorlar. Eleştiri yok onların hayatında. İmamın dediği doğru, çünkü… Sorgulama, muhakeme yok onlarda. İtaat var, körü körüne. İtaat etmeyeni dışlama, yok etmeye çalışma, yok etme var. Cumhuriyet’te, Radikal’de birlikte çalıştık Ahmet’le. Birbirimizin haberlerini okuduk, yardım ettik hazırlarken, redakte ettik yazarken. Pişmanım, Oda TV baskınından sonra telefonla aradığım Ahmet’ten okumak üzere almadığıma o kitabı… Ahmet’in kitabı bende yok. Olsaydı…

Ahmet Şık’a mektup kampanyası

Ahmet Şık’ın tutuklanmasından sonra, arkadaşları tarafından oluşturulan ahmetbiziz.wordpress.com sitesi tarafından organize edilen mektup kampanyası yarın (26 Mart cumartesi) saat 12:00’de gerçekleştiriliyor. Mektup kampanyasını organize etmek için açılan sitede, “Biz Ahmet’in temizliğine, Ahmet’in özgür, adil, eşit bir dünya düşüne inananlar olarak 26 Mart Cumartesi günü, Saat 12.00’de, Galatasaray Postanesi önünde buluşuyor ve Ahmet’e yalnız olmadığını söyleyen mektuplarımızı gönderiyoruz. Bizim gibi düşünen herkesi de yanımızda olmaya davet ediyoruz.” diyerek çağrıda bulunuluyor. Eylemin organizasyonu için açılan bir de Facebook Etkinlik sayfası bulunuyor. Hem sitede hem de Facebook etkinliğinde “Mektuplarımızı zarfa koyup aşağıdaki adresi yazarak gelelim. İstanbul’da olmayan arkadaşlar, kendi şehirlerinden göndererek destek olabilirler.” deniyor. Ahmet Şık’ın mektup adresi ise şöyle: Ahmet ŞıkSilivrii 2 No.lu Hapishanesi B-9 Koğuşu Silivri – İstanbul

Sansür ve adil yargıya müdahale

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman’a göre, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik yayın durdurma kararı aynı anda hem anayasaya, hem Ceza Muhakemesi Yasası’na hem de adil yargılama hakkına aykırı. HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik toplatma ve yayın durdurma kararlarının aynı anda hem anayasaya, hem ceza muhakemesi yasasınaı hem de adil yargılama hakkına aykırılık oluşturduğu değerlendirmesini yapıyor.HaberVs‘nin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin henüz yayınlanmamış bir kitaba yönelik el koyma ve toplatma kararıyla ilgili görüşüne başvurduğu Erman, şu değerlendirmeyi yaptı: 1. Arama kararında, kitap taslağının henüz yayımlanmadığı için kitap vasfında olmadığı ileri sürülmüştür.Bilindiği gibi, basın özgürlüğü, haberin araştırılması anından halkın bilgisine sunulduğu ana kadar korunur. Dolayısıyla kitap taslağının basın özgürlüğünün alanı dışında kalması mümkün değildir. Bu durumda da, söz konusu kararın Anayasa’nın 28. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.28’inci maddeye göre basın hürdür, sansür edilemez. Sansür, bir basılı eserin basımından önce kamu otoritesinin denetiminden geçmesi anlamına gelir. Bu otorite idare, yargı veya yasama olabilir. Olayda arama ve el koyma kararı açıkça sansür anlamına gelmektedir ve arama kararının içeriği de tam olarak bunu ortaya koymaktadır. “kitabın bastırılarak sansasyon ve dezenformasyon yapılmasının planlandığı, yargılanan örgüt üyelerine de bu suretle moral ve motivasyon verilmeye çalışıldığı,” gibi gerekçelere dayanılması, alınan önlemin kitabın yayımının durdurulmasına yönelik olduğunu göstermektedir. 2. Arama kararında, kitap taslağının örgütsel doküman niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.Kitabın içinde örgütün propagandasına yönelik olduğu iddia edilen sözlerin ne olduğu arama kararından belli değildir. Ancak örgütsel doküman ve propaganda olarak kabul edilebilmesi için bir metnin bu şekliyle yayımının sağlanması amacı güdülmelidir. Kaldı ki örgüt propagandası da olsa, bir metnin yayımından önce durdurulmasını sağlayabilecek herhangi bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.3. Arama sırasında “bütün nüsahalara el konulacağı” şeklinde bir ifade kullanılmaktadır.Arama ve el koyma tedbirinin amacı, işlenecek suçların önlenmesi değil, ancak işlenmiş bulunan suçlar hakkında delil elde edilmesidir. Bu durumda, […]

Sebahat Tuncel’e protesto videosu

BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in Bilgi Üniversitesi’ndeki “başörtüsüne ve anadile özgürlük” konulu panelindeki konuşması sırasında salonda kısa süreli bir arbede yaşandı.Video: Gülfem Karataş – Ertan ÖnselBilgi Üniversitesi Dolapdere yerleşkesi’nde düzenlenen ”başörtüsüne ve anadile özgürlük” başlıklı panele katılan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, konuşmak için kürsüye çıktığı anda salonda arbede çıktı. Arka sıralarda oturan iki dinleyicinin kavga etmesi üzerine kısa süreli bir kargaşa yaşandı. Salondakiler bu kavgaya “faşizme karşı omuz omuza” diye tepki gösterdi. Üniversite güvenliğinin olayı yatıştırmasının ardından iki kişi salondan çıkarıldı ve panel devam etti. Arbede sırasında tüm güvenliklerin kavga mahaline müdahele etmesi ancak Sebahat Tuncel’in kürsüde yanlız kalması dikkat çekti.Tuncel, kürsüye çıkmadan ve olay başlamadan önce salondaki basın mensuplarının sorularını yanıtlamış ve bacağındaki yarayı göstererek, Nevruz kutlamaları sırasında polisin attığı gaz bombasının neden olduğunu söylemişti.

Kitap sansürüne tepkiler

HaberVs / Bianet /Ajanslar Dün gece İthaki yayınevi ve yayınevinin çalıştığı matbaaya yapılan polis baskınıyla başlayan süreç, bugün Ahmet Şık’ın yayınlanmamış kitabına mahkeme kararıyla uygulanan sansürle devam etti. Dün gece yapılan baskından sonra bugün öğlen saatlerinde tekrar İthaki Yayınevi’ne gelen polis yayınevindeki tüm hard disklere el koydu. Bu olaydan kısa süre sonra bu kez Ahmet Şık’ın evine gelen polis, Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık’a Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabıyla ilgili toplatma ve el koyma kararını tebliğ etti. Ardından kitabın kopyalarının bulunduğunu düşünülen Ahmet Şık’ın Avukatı Fikret İlkiz’in NTV’deki ofisinde ve Ertuğrul Mavioğlu’nun Radikal Gazetesi”ndeki ofisinde polis tarafından arama yapıltı. Arama yapılan mekanlarda dijital ortamda bulunan kitap taslaklarının kopyalarını alan polis bilgisiyarların tümünden kitabın kopyalarını sildirdi. Yaşanan sürecin adil bir yarfılamadan çok sansür olduğunu belirten pek çok kurum ve kişi polis tarafından gerçekleytirilen oprasyonlara tepki gösterdi. Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Enver Ercan, Pen Türkiye Merkezi 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal imzasıyla yayımlanan açıklamada, gazetecilerin tutuklanarak cezaevlerine koyulmasının yaygınlaşmasından endişe duyduklarına vurgu yapıldı. “Gerçek demokrasinin karşıt fikirlerin serbestçe ifade edildiği, insanların beğenmeseler dahi bu görüşleri hoşgörü ile karşıladıkları bir rejim olduğu” ifadelerine yer verilen açıklamada yazma ve yayınlama özgürlüğünün yaşamak ile eş değer olduğu vurgusu yapıldı. Açıklamada; düşünce özgürlüğü ve yayınlama ile iligli anayasanın 26. Ve 29. maddelerine yer verilirken Yargıtay’ın “düşünce özgürlüğü” ile ilgili bazı kararları örnek göstererek kararın sonucunun “temel hak ve özgürlüklerin gerekliliği ve çağımızın tartışılmazı” olduğunun altı çizildi. Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu da askeri cunta dönemleri dışında ilk defa bir yayınevinin böylesine bir uygulamayla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Yaşananların yayınlama özgürlüğü bakımından asla kabul edilemeyeceğini söyleyen Zarakolu, “Bu yaşananlar ne yazık ki, pek çok yayınevini otosansür uygulamaya yöneltecektir. Bu durumda olay yargıya bile varmadan herkes kendi sansürcüsü olacak. Yayınlama Özgürlüğü Komitesi olarak bunu protesto ediyoruz” […]

Polis tekrar İthaki’de

Dün gece yedi saatlik bir aramayla sonucunda Ahmet Şık’ın kitabına el koyan polis, Savcı Zekeriya Öz’ün talimatıyla tekrar İthaki Yayınavi’nde. Dün kopyalarını aldıkları hard disklerin bugün de orijinallerini almaya geldikleri belirtiliyor.

Ahmet Şık’ın kitabını basmaya hazırlanan İthaki’ye polis baskını

HaberVs editörü Ahmet Şık’ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Polis kitabın bir kopyasını aldı yayınevindeki elektronik dokümanı imha etti. HaberVs Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan HaberVseditörü Ahmet Şık‘ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Yayınevinin İstanbul Kadıköy’deki merkezinde dün gece polis ekiplerince yeni saat süren bir arama yapıldı. Savcı Zekeriya Öz’ün talimatıyla yapılan aramada polis ekiplerinin Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adıyla yayınlanması planlanan kitabını aradıkları belirtildi. Aramadan sonra gazetecilere açıklama yapan yayınevi sahibi Ünal Koçan, polislerin genel olarak Ahmet Şık’ın kitaplarını sorduklarını söyledi. Arama sırasında yayınevinde bulunan Editör Ahmet Öz ise polislerin, Ahmet Şık’ın daha önce yayıneviyle çalışırken bir kopyasını kendisine gönderdiği kitabı aldıklarını söyledi. Polislerin o kopyayı aldığını, bilgisayardaki elektronik dokümanı da imha ettiğini kaydeden Ahmet Öz, gün içinde konuyla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını ifade etti. Gazetecilerin, ”Kitabın basımıyla ilgili bir hazırlığınız var mıydı?” şeklindeki soruları üzerine de Ahmet Öz, herhangi bir hazırlıkları olmadığını, buraya henüz iki gün önce taşındıklarını ve halen taşınma işleriyle uğraştıklarını belirterek baskınla ilgili şunları anlattı: “‘Galiba telefonları dinlediler. Kitabın ilk 20 sayfasını bile okumadım. Baskıyla ilgili bir hazırlığımız yoktu. İçeriden sadece kitabı aldılar. Aramanın uzun sürmesi, teknik sorunlardan kaynaklandı. Savcı Zekeriya Öz’ün kitapla ilgili bir kanısı var, ona istinaden gelmişler. Ahmet Şık tutuklanmadan önce kitabın yayımlanmasına vaktimiz olmadı, o da başka yayınevleriyle görüşüyordu.”

Ali Nesin’den Matematik Köyü için imza kampanyası

HaberVs Nesin Vakfı tarafından İzmir’in Şirince köyünde kurulan Nesin Matematik Köyü’ne TÜBİTAK’ın geçen yıldan beri destek vermeyi reddetmesi nedeniyle köyün kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin bir imza kampanyası başlattı. Kampanyanın hedefi, Türkiye’de bilimin gelişmesine destek olmakla görevli TÜBİTAK’ın köye karşı olan tutumunun en kısa zamanda değişmesi. Nesin Matematik Köyü, Mayıs 2007’de yöre halkının maddi katkılarıyla kuruldu. Matematik ve ilgili bilimlerden oluşan derslerin, projelerin, seminerlerin ve kampların düzenlemekte olduğu köy, Ali Nesin’in daha önceki yıllarda düzenlediği matematik yaz okullarını da bünyesinde topluyor ve her yıl ortalama 500 matematiksevere eğitim veriyor. Ekonomik desteği olmayan köy geçtiğimiz yıl bazı projelerini gerçekleştirebilmek için TÜBİTAK’a başvuruda bulundu. Ali Nesin’in bir araştırmacı olduğu ancak bir eğitmen olmadığı gibi gerekçeler belirtilerek yedi projenin tümü reddedildi. Bunun üzerine Ali Nesin, TÜBİTAK başkanı Dr. Nüket Yetiş’e haziran ayında bir mektup yazdı. Mektubunda, kısaca dünyanın her yerinde bu tip girişimlere destek verildiğini anlatan Nesin, “Kurumunuzun reddettiği projelerin her biri birer mücevher değerindedir. Sadece Türkiye’de değil, dünyada bu projelere eşdeğer bir proje kolay kolay bulunamaz. Özür dileyerek söylüyorum, ama gerçek bu: Bu projeleri haklı ya da haksız gerekçelerle reddetmek kimsenin haddi değildir.” diyerek TÜBİTAK’ın destek vermemesini eleştirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Ali Nesin, bu olaydan sonra TÜBİTAK’ın destek şartnamelerine getirdiği ek koşullarla artık başvuru yapmalarının dahi olanaksız hale geldiğini söylüyor. Örneğin “Etkinlikte ders vereceklerin tamamı düzenleme kurulunda yer alır ve etkinlik, düzenleme kurulunda yer alanlardan birinin bağlı olduğu bir işletmede yapılamaz.” gibi maddelerin doğrudan kendilerini engellediğini belirten Nesin, bu uygulamaları protesto etmek için bu kez de TÜBİTAK’ın bağlı bulunduğu Bilimden Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’a bir mektup yazdı. Mektubunda; “TUBITAK lise ve lisans öğrencilerine yönelik Köy etkinliklerini sudan sebeplerle desteklemeyi reddetmektedir. Bu yıl sudan sebeplerini gerekçelendirebilmek için özel olarak Matematik Köyü’nü dışlayıcı koşullar getirmiştir. Bu koşullarla TÜBITAK projelerine başvuru yapmamız bile engellemektedir.” diyen Nesin, kuruluş amacı bilimi […]

Hukukçular da özgürlükten taraf

Avukatlar ve hukukçu akademisyenler, İstanbul Barosu’nun organizasyonuyla Taksim de yürüdü; bağımsız yargı ve basın özgürlüğü talep etti. Emir Kahraman İstanbul Barosu avukatları ve öğretim üyesi hukukçular, bağımsız yargı ve basın özgürlüğü talebiyle öğle saatlerinde Taksim Meydanı’na yürüdü. Saat 13’te İstiklal Caddesi’nde Baro Han önünde toplanan yüzlerce hukukçunun cüppeleriyle katıldığı yürüyüş, Cumhuriyet Anıtı önünde sona erdi. Daha önce yaptıkları duyuruda bu eylemi “Siyasi iktidarın basın özgürlüğünü ortadan kaldırma ve muhalefet edenleri sindirme girişimlerine, özel yetkili mahkemelerin adil yargılama hakkını ihlal eden hukuk dışı uygulamalarına, savunma hakkı ihlallerine ve polis devletine karşı tepki göstermek ve kaygılarını kamuoyu ile paylaşmak” için yaptıklarını belirten hukukçular yürüyüş sırasında bu taleplerini ifade eden dövizler taşıdı. Eylem sırasında Genç Siviller‘in İstiklal Caddesi’ndeki bir binadan sarkıttığı “Anlarsın ya baro!” yazılı pankart avukatların tepkisine neden oldu. Bu pankart, eyleme destek veren Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyeleri tarafından indirildi. IHA’nın haberine göre pankartı asan, ikisi kadın üç Genç Siviller üyesi gözaltına alındı. Genç Siviller, İstanbul Barosu önderliğinde 46 baronun 18 Kasım 2009’da yasadışı dinlemeleri protesto etmek üzere düzenlediği eylemde de, meydana bakan bir otelden “Darbeci baro Taksim’e hoş geldin” pankartı sarkıtmıştı. Meydanda, eyleme katılan grup adına açıklama yapan Baro Başkanı ve Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal, özellikle son günlerde basın mensuplarına karşı gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaları kaygı ile izlediklerini ve sessiz kalmayacaklarını belirtti. Kocasakal şunları söyledi: “Öncelikle belirtmek isteriz ki hukuk devletinde kimse ceza sorumluluğundan bağışık olmadığı gibi suç işleme özgürlüğü ve ayrıcalığına da sahip değildir. Makul, ciddi şüpheye ve delillere bağlı olarak suç isnadı altındaki herkes elbette ki soruşturulacak ve yargılanacaktır. Bununla birlikte tüm bu soruşturma ve koğuşturmaların siyasi maksatlardan ve etkilerden uzak hukuk kurallarına ve özellikle usul kurallarına uygun bir şekilde yapılması zorunludur. “Bu tür soruşturma ve koğuşturmalardaki en büyük tehlike siyasi iktidara veya başka bir iktidar odağına muhalif olan düşünürlerin, yazarların bir bahane […]

Toprak altındaki leziz servet

Cemal Özbaş Yurtdışında gittiğiniz lüks bir restoranda, garson makarnanızın üzerine trüf mantarı rendesi isteyip istemediğinizi sorarsa eğer; vereceğiniz cevabı çok iyi düşünün. Aksi halde; bir porsiyon mantar rendesi için 250 dolar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Yanlış duymadınız; sadece makarnanızın üzerine rendelenecek bir mantar için bu parayı ödemeniz gerekir. Bu durumda dünyanın en pahalı yemek malzemelerinden biri olan trüf mantarıyla karşı karşıyasınız demektir. Dünyada trüf mantarının pek çok çeşidi olmasına rağmen en çok bilineni ve en az bulunanı beyaz trüf mantarı. İtalya’nın en verimsiz toprakları olan Umbrian, Toscana bölgesinde yetişiyor. Bunun yanısıra, Fransa’nın Perigord bölgesinde ve İspanyanın çeşitli yerlerinde de bulunabiliyor. Bir diğer bilinen trüf mantarı çeşidi ise “Kara elmas” adı verilen siyah trüf mantarı. Bu tür, dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış durumda. Bu mantarı bu kadar pahalı yapan sadece az bulunur olması değil, yetişme şekli… Trüf mantarı toprağın altında yetişiyor, dolayısıyla yolda yürürken trüf mantarı bulma şansınız yok. Bunun yanı sıra, trüf mantarı, kültür ürünü olarak yetiştirilebilen bir mantar türü değil. Doğanın insanlara verdiği ile yetinmek zorunda kalıyor bu mantarın müdavimleri. Köpekler ve domuzlarla toplanıyor Fransa’da mantarları domuzlar bulurken İtalya’da bu işi sadece köpekler yapıyor. Boyut olarak köpekler, domuzlardan daha küçük oldukları için taşınmaları ve yönlendirilmeleri daha kolay. Ayrıca domuzlar buldukları mantarları kemirirken, köpekler bunu yapmamak üzere eğitiliyor. Bir köpeğin trüf mantarını bulması için küçüklükten eğitilmesi gerekiyor. İnanması zor ama bunun için bir üniversite bile var. İtalya’da Alba kenti yakınlarındaki Roddi’de bulunan “Trüf Avcısı Köpek Üniversitesi” çok iyi avcı köpekleri yetiştiriyor ve bu köpekleri yüksek fiyatlardan satıyor. Alba kenti, trüf mantarının başkenti adeta. Bu kentte beyaz trüf mantarı için müzayedeler düzenleniyor. Hatta 2007 yılında, bu müzayedelerden birinde 750 gramlık bir beyaz trüf mantarı, 143 bin Euro’ya satılmıştı. Bu müzayedeler kente büyük bir gelir getirirken yurtdışından turist çekilmesini de sağlıyor. Dünyada trüf, Türkiye’de “domalan”Türkiye, siyah trüf mantarının yetiştiği ülkelerden biri ve ülkemizde “Domalan […]

Gazeteciler ‘eyleme devam’ diyor

Gizem Tomaç – Ali Mut Ahmet Şık ve Nedim Şener’in ‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamındaki tutukluluk hallerine yapılan itirazın, 10. Ağır Ceza mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine, gazeteciler 17 Mart akşamı sokağa döküldü.Beşiktaş Adliyesi önünde saat 20:00 civarında toplanan grup, tutuklu bulunan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in serbest bırakılması için eylem yaptı. yaklaşık 100 kişi, ellerindeki meşalelerle adliyeye yürüdü, alkış ve sloganlarla karara tepki gösterdi.

Ahmet ve Nedim için gazeteciler eylemde

HaberVs Ergenekon Sourşturması kapsamında yapılan operasyonda 3 Mart’ta gözaltına alınan ve 6 Mart’ta tutuklanan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in tutukluluk hallerine yapılan itiraz reddedildi. Şık ve Şener’in arkadaşları akşam saat 19:30‘da kararı protesto etmek için Beşiktaş’taki adliyenin önünde toplanıyor. İtirazı oybirliğiyle reddeden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, dün (16 Mart) aldığı ve bugün şüpheli avukatlarına teslim ettiği kararını Ceza Muhakemesi’nin (CMK) 100/3. maddesine dayandırıyor. Bu düzenlemeye göre, “delilleri karartma”, “kaçma şüphesi”, “tanıklara baskı” gibi gerekçelerle şüphelinin tahliyesi reddedilebiliyor. Bu kararda da gazetecilerin niçin tahliye edilemediğine ilişkin özel hallerine dair herhangi bir gerekçe içermiyor.

Savcı Öz’e kargoyla Ergenekon kitabı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, tutuklanan Öğretim Görevlisi Ahmet Şık’a destek için bugün bir basın açıklaması yaptı ve ardından forum düzenledi. Açıklama sonrasında “Ahmet’in Arkadaşları Ahmet’i Anlatıyor” başlıklı forum için E3 binasına giren “Ahmet’in arkadaşları”, Savcı Öz’e iletilmek üzere Şık ve Mavioğlu’nun iki ciltlik kitabını kargoya verdi. Haber: Mehmet Özer Kamera: Berk Büyükbalcı

Ahmet Şık’ın arkadaşlarından basın açıklaması

“Ahmet’in ‘Ergenekoncu’ şüphesiyle tutuklanması talep eden Savcı Öz, onun yazdığı Ergenekon kitabından habersizdi. Bu kitap Ahmet’in herhangi bir kontrgerilla üyesi/yandaşı olmadığına dair en açık delildi. Ancak henüz bitirmediği bir kitap delil sayıldı.” HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, tutuklanan Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Şık’a destek etkinliği düzenliyor. Şık’ın üniversite ve basından çalışma arkadaşlarının katıldığı etkinlik, saat 11:15’te bir basın açıklamasıyla başladı. Grup adına açıklamayı, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Öğretim Görevlisi ve HaberVs Editörü Güventürk Görgülüokudu. Şık’ın Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmasını talep eden Savcı Zekeriya Öz’ün, Şık’ın meslektaşı Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu: Kırk Katır Kırk Satır adlı iki ciltlik kitaptan haberi olmadığını söyleyen Görgülü “Bu iki ciltlik kitap, onun herhangi bir kontrgerilla üyesi/yandaşı olmadığına ve olamayacağına dair en açık delildi. Fakat Ahmet’in üzerinde çalıştığı, henüz tamamlanmamış ve yayınlanmamış kitabını terör örgütü üyeliği için delil kabul etti” dedi. Açıklama sonrasında “Ahmet’in Arkadaşları Ahmet’i Anlatıyor” başlıklı forum için E3 binasına giren “Ahmet’in arkadaşları”, Savcı Öz’e iletilmek üzere Şık ve Mavioğlu’nun iki ciltlik kitabını kargoya verdi. Bilgi Üniversitesi Çalışanları tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle: Arkadaşımız, gazeteci ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ahmet Şık, 3 Mart 2011 Perşembe günü, evinin ve Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisinin aranmasından sonra gözaltına alındı. Çıkarıldığı mahkeme tarafından 6 Mart Pazar günü sabaha karşı tutuklandı. Gözaltını takip eden süreçte, basının ve kamuoyunun gösterdiği sert tepki, “Ergenekon’un son dalgası”nda yer alan iki ismin; Ahmet Şık ve Nedim Şener’in, Ergenekon davasına dâhil edilmesindeki adaletsizliği, vicdansızlığı, hukuksuzluğu, despotluğu ve gülünçlüğü açığa çıkarıyordu. Ergenekon’un medya ayağına dâhil olduğu söylenen bu iki isim, Ergenekon davasını başından beri koşulsuz destekleyenler açısından bile, yalnızca ve yalnızca “dürüst, onurlu araştırmacı gazetecilik”le anılabilecek isimlerdi. Ahmet Şık, 20 yıllık gazetecilik yaşamında köyleri yakılan, göçe zorlanan, çocukları bir gün aniden ortadan kaybolan Kürt halkının, üniversite kapılarında coplanan […]

Ahmet’in arkadaşları Ahmet’i anlatıyor

Gazeteciler ve çalışma arkadaşları, Ahmet Şık’ı konuşmak üzere Bilgi Üniversitesi’nde biraraya geliyor. Bilgi Üniversitesi’nin Santral yerleşkesindeki toplantı 14 Mart Pazartesi günü saat 11:00’de. HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, Ahmet Şık’a destek etkinliği düzenliyor. Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları 14 Mart Pazartesi günü saat 11:00‘de üniversitenin Santralyerleşkesinde gerçekleşecek toplantı için şu çağrıyı yapıyor: “Çalışma arkadaşımız Ahmet Şık’a destek vermek, şaibeli bir hukuki süreçte, Ahmet’in “gizli” ve “derin” olduğu söylenen delillerle karartılmaya çalışılan kişiliğini, yazdıklarını, gazeteciliğini konuşmak üzere bir araya geliyoruz. İstiyoruz ki, Ahmet’in gazeteci kimliği ve en önemlisi yazdıkları delil sayılsın. Bu yüzden Ahmet Şık’ın Ergenekon davaları hakkında yazdığı kitabı okumayan soruşturma savcısına en gerçek delilleri, en aleni şekilde, sunmak istiyoruz. Ahmet’i tanıyanlar, onunla birlikte çalışanlar, ondan öğrenenler anlatacaklar Ahmet’i. Üstelik Zekeriya Öz’e bir de hediyemiz olacak: Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu. İki cildi birden! Ahmet’e ‘kesilecek’ iddianameden çok daha gerçek ve üzerine hala gidilmeyen öyküler var içinde.” Etkinlik, Ahmet Şık’ın öğretim görevlisi olarak çalıştığı Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü tarafından yayınlanan HaberVesairesitesinin editörleri tarafından yapılacak basın açıklaması ile başlayacak. Savcı Zekeriya Öz’e Ahmet Şık’ın kitaplarının postalanmasından sonkaki forum bölümünde Ahmet Şık’ın çeşitli dönemlerde birlikte görev yaptığı arkadaşları gazeteciler Celal Başlangıç,Ertuğrul Kürkçü, Ertuğrul Mavioğlu ve İsmail Saymaz ve Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölüm Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan meslektaşları Şık’ı anlatacak.

Ahmet is behind bars: A personal story of a witch hunt

Aslı TUNÇ It had started like any other ordinary work day. Stuck in my car in the midst of heavy traffic, I was going over my daily schedule in my head — teaching, meeting with a few students for their thesis, having lunch with a friend. Nothing had seemed special or out of the ordinary. Then out of nowhere I had a sudden urge to check Twitter on my Blackberry. So there it was, a tweet that read, “Breaking News! Ahmet Şık’s apartment raided by police.” I instantly forgot all about my daily trivia and tried to catch the developments on the radio and called a couple of Ahmet’s closest friends on the phone to get pieces of information. His family was woken up by the police knocking on the door. The basis of the search was the allegations of “membership in the Ergenekon terrorist organization” and “inciting the public to hatred and hostility.” What an oxymoron I thought! Hearing Ahmet’s name in the same sentence with the words, terrorism, hatred and hostility must have been nothing but a tasteless joke. But it seemed like we had all woken up to a Kafkaesque novel that morning. In fact Ahmet saw this coming weeks ago. He was restless and jittery about what kind of a circus Ergenekon investigation had turned into. As his colleagues at the university, we knew that he was about to finish a book titled The Imam’s Army, about how Fethullah Gülen’s Islamic Brotherhood infiltrated the Turkish security forces. This was an extremely risky subject to dig in for an investigative journalist. But for any person who even slightly knew Ahmet, he was a fearless and honest journalist who never took no as an answer when he saw any kind of injustice, corruption or immorality. He always sided […]

Cezaevindeki gazeteciler için yürüyüş

HaberVs Türkiye çapında 25 gazetecilik örgütünü içine alan “Gazetecilere Özgürlük Platformu” Ahmet Şık, Nedim Şener ve tüm tutuklu gazetecilere dikkat çekmek içini 13 Mart Pazar günü bir yürüyüş düzenliyor. Yürüyüş saat 12:00’de Galatasaray’da başlayacak ve Taksim Meydanı’nda son bulacak. Ayrıca hafta boyunca değişik illerde basın açıklamaları ve yürüyüşler devam edecek. 8 Mart’ta toplanan platform temsilcileri, basın özgürlüğü konusunda “Genel itibarıyla herkesi ürküten bir tabloyla karşı karşıya kalındığı” konusunda görüş birliğine vardılar. Sadece gazetecilerin kendi özgürlüklerini değil, tümüyle halkın haber alma özgürlüğünü engelleyen genel bir sorunla karşı karşıya olunduğu görüşünde birleşen Platform üyeleri, bu sorunun hem kanunlardan hem de uygulamadan kaynaklandığına işaret ettiler. Gazetecilere Özgürlük Platformu’nu oluşturan meslek örgütleri, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da gazeteciler ve yayın kuruluşları arasındaki fikir ayrılıklarını ön plana çıkarmadan, tüm gazeteciler ve yayın kuruluşları için ayrımsız özgürlük talep etme kararlılığında olduklarını belirterek şu talepleri dile getirdiler: – Cezaevlerinde 10’u kadın olmak üzere toplam sayıları 68’e ulaşan gazetecilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşması.– Türk Ceza Kanunu’nda başta “gizliliğin ihlali”, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”, gazetecilik faaliyeti dolayısıyla belge ve bilgi bulundurma gibi hükümler olmak üzere basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan tüm maddelerde değişiklik yapılması.– Cezaevlerindeki gazetecilere yönelik suçlamalara dayanak oluşturan Terörle Mücadele Kanunu’nun özellikle “terör örgütü propagandası” ve “terörle mücadele edenlerin hedef gösterilmesi” ile ilgili hükümlerinin değiştirilmesi.– İnternet sitelerine, sosyal bloglara erişimin engellenmesine; haberleşme özgürlüğünün ihlali anlamına gelen telefon dinlemesine ve her türlü iletişimin izlenmesine olanak sağlayan yasa maddelerinin mutlak surette değiştirilmesi. 13-20 Mart eylem programı – 13 Mart 2011 Pazar günü saat 12.00’de İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda buluşulacak ve Taksim Meydanı’na kadar yürüyüşün ardından basın açıklaması yapılacak. – 20 Mart 2011 Pazar günü Ankara’da basın açıklaması düzenlenecek. – 13-20 Mart 2011 tarihleri arasındaki günlerde bir hafta boyunca yerel düzeyde faaliyet gösteren gazeteci cemiyetleri tarafından her gün farklı illerde olmak üzere basın açıklamaları yapılacak. – Ayrıca yasa […]