Etiket hanefi avcı

Nedim Şener’in duruşması 31 Mayıs’a ertelendi

Tuğçe Erçalık Gazeteci Nedim Şener 9:30’daki Bakırköy Adliyesi’nde görülen duruşması az önce bitti. Şener Hanefi Avcı tukulandıktan sonra yaptığı bir haberde “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle yargılanıyor ve 1,5 ile 4,5 yıl ceza alması talep ediliyordu . Savunmasında, soruşturma hakkında basında yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını belgeleriyle ortaya koyduğunu belirten Şener gizliliği ihlal gibi bir amacı olmadığını ve adaletin sağlanması için haber yaptığını belirtti. Dosya hakkında karar verilmesi için duruşma 31 Mayıs’a ertelendi. Şener’in ailesi, meslektaşları ve destek verenlerden oluşan kalabalık bir grup Adliye’ye getirilişinde alkışlarla destek verdi. Şener’in duruşmasını Orhan Dink, Ertugrul Mavioglu, Sedat Ergin, Uğur Dündar ve pek çok gazeteci izledi. Duruşma salonuna sığmayanlar açık bırakılan kapının önünde bekledi Nedim Şener hakkında Devrimci Karargah örgütüne yönelik soruşturma kapsamında evi aranan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’nın konuşmalarına dayalı olarak yaptığı haber nedeniyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” suçlamasıyla dava açılmıştı. Yaklaşık 20 dakika süren duruşmanın ardından gazeteci arkadaşları basın açıklaması için Adliye önüne indi. Adliye’nin önünde ve “Nedim çıkacak yine yazacak”, Nedim Ahmet Onurumuzdur” sloganları atan grup adına gazeteci Sedat Ergin basın açıklamasını okudu. Açıklamada Nedim Şener’in “Arı kovanına çomak soktuğu için ve doğru bildiğini söylemekten çekinmediği için” tutuklandığına vurgu yapıldı. Dink cinayetiyle ilgili Trabzon Emniyeti ile İstanbul Emniyeti arasındaki yazışmaları açıkladığı ve ısrarla bu konuda haberler yaptığı için Devlet Denetleme Kurulu’nun harekete geçtiği ve iki polis müdürünün bu davada sanık oldu belirtilen açıklamada, Şener’in tutuklanması “Gözdağı” olarak nitelendirildi. Basın açıklamasında Nedim Şener’in Dink cinayeti’nin derin devlet bağlantılarının çözülmesi için, Türkiye’nin karanlık geçmişiyle ve 12 Eylül düzeniyle hesaplaşılması için çalışan, devletin belli gruplar tarafından kuşatılmasına karşı çıkan bir gazeteci olduğu vurgulanarak, şu anda gazetecilik faaliyetlerinden dolayı sorgulandığı ve tutuklandığı ifade edildi.

Gözaltına tepkiler

Aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Ekonomi Gazetecileri derneği gibi 24 meslek kuruluşunun oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu, tutuklu ve yargılanan gazetecilerin durumuna dikkat çekmek, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstermek amacıyla 4 Mart cuma günü saat 12:00’de Taksim Meydanı’nda bir basın açıklaması yapacak. Basın açıklamasına 11 basın meslek örgütünü bir araya getiren G9 Gazeteciler Platformu da destek veriyor. Platform açıklamasında, “Yalnızca konuşanların değil, susanların da hedef olduğu bir Türkiye’de faydasız son pişmanlıklar yaşamamak için, başta medya kuruluşları ve meslektaşlarımız olmak üzere herkesi uyarmayı görev sayıyoruz” denildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de yaptığı açıklamada Türkiye’de fikir suçlarının yeniden gündeme geldiğine dikkat çekti. Açıklamada Türkiye’nin de imzası bulunan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararlarına aykırı olarak araştırmacı gazeteciliğinin önünün kesilmesinin endişe verici olduğu dile getiriliyor. Ahmet Şık’ın görev yaptığı İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden de gözaltı kararıyla ilgili bir açıklama yapıldı. Dekan Halil Nalçaoğlu imzasıyla yayınlanan açıklamada,”üniversitemizin öğretim elemanlarından Ahmet Şık’ın evrensel hukuk ilkeleri çercevesinde aksi ispatlanıncaya kadar suçlu kabul edilemeyeceğini kamuoyuna hatırlatmak ve Fakülte olarak meslekdaşımız ve mesai arkadaşımız Ahmet Şık’ın devam eden hukuki süreçten aklanarak çıkacağı umudumuzu paylaşmak isteriz” denildi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) de “DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci Ahmet Şık’a yapılan bu komployu şiddetle kınıyoruz!” diyerek bitirdiği açıklamasında hükümetin komplocu bir zihniyet içinde tüm muhaliflerini sindirmeye çalıştığına dikkat çaktı. İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları da yayınladıkları bildiride yöneltilen suçlamaları akla, mantığa ve vicdana uygun bulmadıklarını belirterek “Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” dediler.

Ahmet Şık gözaltında

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık Ergenekon soruşturması kapsamında düzenlenlenen operasyonla gözaltına alındı.Saat 07:00 civarında Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evine gelen polis saat 13:30 civarında aramayı bitirdi. Polis Ahmet Şık’ı gözaltına alarak Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Polis ekipleri eşzamanlı olarak Ahmet Şık’ın İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisine de geldi. Okulda saat 9 civarında başlayan arama saat 13:00 civarında sona erdi. Gazeteci Şık’ın ofisindeki aramada kullandığı hard disk’e el konuldu, ayrıca 40 adet CD ve 139 adet belge tutanakla kayıt altına alınarak Emniyet’e götürüldü. Şık’ın evinden de 450 civarında CD’ye el konuldu. Ahmet Şık’ın kullandığı bilgisayarın hard diskinin kopyasının alınacağı ve diskin ofiste bırakılacağı söylenmesine rağmen arama sırasında savcılıktan gelen talimat üzerine hard diske el konuldu ve istek üzerine diskin bir kopyası Bilgi Üniversitesi avukatına teslim edildi. Işk’ın evindeki bilgisayar hard disklerine de aynı şekilde el konulduğu bildiriliyor. Ahmet Şık hakkında çıkartılan arama ve yakalama kararı 2010/857 numaralı soruşturmaya dayanıyor. Yapılan aramanın ve gözaltına gerekçesinin OdaTV baskınında ele geçirilen delillerle bağlantılı olmadığı OdaTV operasyonundan çok önce 2010 yılında Ahmet Şık’la ilgili soruşturma başlatıldığı anlaşılıyor. Terör Örgütü soruşturması kapsamında yapılan aramayla ilgili soruşturma konusu olarak Ahmet Şık’a, “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek” suçlaması yöneltiliyor. 2010/857 sayılı soruşturma kapsamında İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mehkemesi Hakimi İbrahim Balık imzasıyla alınan arama kararının gerekçe bölümünde ise “Üye olduğu iddia edilen örgütle ilgili delil toplama ve ilgili kişilerin yakalanması” ibaresi yer alıyor. OdaTV’nin bürosunda yayın hazırlığını sürdürdüğü kitabının bir kopyasının bulunduğu iddia edilen Şık, söz konusu soruşturmada isminin geçirilmek istenmesini HaberVs’de cevaplamıştı: ‘Beni ve yazdıklarımı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar’ Şık’la birlikte şu ana kadar toplam 11 kişinin gözaltına alındığı bildiriliyor.

Dün polis, bugün örgüt üyesi

Eski Polis Müdürü Hanefi Avcı’nın da sanıkları arasında bulunduğu Devrimci Karargah Örgütü’yle ilgili iddianame kabul edildi. 14’ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianameyle ilgili davanın ilk duruşmaları 13 ve 15 Nisan 2011 tarihlerinde Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde yapılacak. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede Avcı’ya “Devrimci Karargah terör örgütü ve mensuplarına yardım”, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme”, “Soruşturmanın gizliliğini ihlal” gibi suçlamalar yöneltildi. Savcı Kadir Altınışık tarafından hazırlanan iddianamede, Avcı’nın mahkemelerce verilen dinleme kararlarına ve uygulamalarına ulaşarak bunları Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Nejdet Kılıç’a bildirdiği öne sürülerek, “Hanefi Avcı’nın, Devrimci Karargah terör örgütüne ve şüphelilerine yardımda bulunduğu anlaşılmıştır” denildi. 22 sanıklı iddianamede, ‘‘Hanefi Avcı’nın, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Necdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir’’ denildi. Soruşturmanın gizliliğini ihlal iddiası Necdet Kılıç’ın Beyoğlu’ndaki evinde yapılan aramada elde edilen el yazımı dokümanların içerisinde, Avcı’nın deşifre ettiği öne sürülen soruşturma dosyasının tarih ve sayısının yer aldığı notların ele geçirildiği belirtilen iddianamede, “Hanefi Avcı, Necdet Kılıç ile yaptığı telefon görüşmelerinde, ‘Necdet’in, savcılığa dilekçe vermesi gerektiğini, hakkında eski dinleme kararı bulunduğunu, dinleme ile ilgili yeni bir karara ulaştığını, telefonun Necdet Kılıç’ın üzerine olmasına rağmen dinlemenin başkasının adına alındığını, bunu yapanların İstanbul İstihbarat Şubesi olduğunu, dinleme harici takip de yaptıklarını, takibi yapanların normal polis olmadığını, cemaatin adamları olduğunu, bunu da dilekçesinde belirtmesi gerektiğini’ söylemiş, mahkeme tarafından verilmiş gizli belge niteliğini taşıyan mahkeme kararını usulsüz olarak elde ettiği ve Devrimci Karargah terör örgütü şüphelisi Necdet Kılıç ile bunları paylaştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın Devrimci Karargah Örgütü ve şüphelilerine yardımda bulunduğu tespit edilmiştir” denildi. Ergenekon soruşturmalarını eleştirmek de suç Avcı’nın yazmış olduğu kitabında Ergenekon soruşturması ile ilgili gizli tanık ifadelerinin basit ve uydurma […]

Hanefi Avcı’yı suçlayan kayıtlar kime ait?

Hanefi Avcı’nın makam odasından çıktığı iddia edilen dinleme kayıtları, bugün kabul edilen Devrimci Karargah Örgütü İddianamesi’nin de delilleri arasında. Ancak söz konusu kayıtların durduğu çantayı, bulunduğu güne kadar bir kişi bile fark etmemiş! Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı‘nın da sanıkları arasında bulunduğu Devrimci Karargah İddianamesi İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Avcı, Fethullah Gülen cemaatinin emniyet içindeki örgütlenmesine de yer vererek ağır suçlamalar yönelttiği Haliç’te Yaşayan Simonlar isimli kitabından sonra hakkında başlayan karalama kampanyalarının sonunda, yasadışı örgüte yardım yataklık ettiği suçlamasıyla kendisini cezaevinde bulmuştu. 22 sanıklı iddianamenin en popüler şüphelisi durumunda olan Hanefi Avcı’nın tutuklanması üzerine AKP yakınlığıyla bilinen kimi gazeteci ve yazarların itirazlarını dile getirdiği yazılar kaleme almasından kısa süre sonra Avcı’nın odasından telefon dinleme kayıtları bulunduğu haberleri medyaya servis edilmişti. İlginç olan ise dinleme kayıtlarının arasında Avcı’ya destek veren yazarların da bulunmasıydı. Ancak Avcı’nın Eskişehir’deki makam odasında bulunduğu öne sürülen telefon dinleme kayıtlarıyla ilgili ifadesi alınan polis memurlarından hiç biri bu iddiayı doğrulamadı. Öte yandan Avcı da cezaevinden yaptığı açıklamada Eskişehir’deki makam odasından çıktığı öne sürülen telefon dinleme kayıtlarının mağdurlarının basına yaptıkları açıklamalarda dinlemelerin 1994-1999 yılları arasında olduğunu söylediklerini belirterek, kendisinin bu tarihleri kapsayan dönemde istihbarat biriminde görevli olmadığını vurgulamıştı. Avcı makam odasında adli zabıta görevi olmayan Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı görevlisi polis memurlarına arama yaptırılmasını anlamadığını belirterek, kendisine komplo kuran cemaate mensup polislerin arşivinde bulunduğunu belirttiği kasetlerin iftira amacıyla, sahte delil yaratmak için boşalttığı makam odasına konulduğunu söyledi. Gazeteciler, siyasetçiler, polisler, mafya liderleri Avcı’nın makam odasında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı görevlileri tarafından 28 Eylül 2010 günü yapılan aramada, dinlenme odasında bulunan gardırop üzerindeki siyah renkli laptop çantası içinde 24 adet teyp kaseti bulunduğu iddianamede belirtildi. Yapılan incelemede aralarında gazeteciler Fatih Altaylı, Mehmet Ali Birand, Ayşe Arman, Cüneyt Özdemir, Kadir Çelik, Uğur Cebeci, Ünal İnanç, Enis Berberoğlu, Uğur Dündar, Ertuğrul […]

Herkesin bildiği sır: JİTEM

Bugünlerde, Ergenekon soruşturması nedeniyle adı sıkça tartışılan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, 1999’da Şırnak İdil’de görev yaparken başlattığı soruşturma neticesinde JİTEM’le (Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele) ilgili ilk kez dava açılmasını da sağlamıştı. Kamuoyunda ilk JİTEM davası olarak bilinen ve Ergenekon’un asker kökenli ünlü isimlerinin de geçtiği soruşturmayı yürüten isim olan Cihaner, bu karanlık örgütü paçasından yakalamış ve belli bir noktaya kadar da götürmüştü. JİTEM görevlisi itirafçı İbrahim Babat’ın Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı Susurluk Raporu’nda yer verilen, 16 Eylül 1989’da kaçırılarak infaz edilen Sevim, Hasan Utanç ve Hasan Caner adlı üç köylünün öldürülmeleriyle ilgili anlatımları üzerine savcı Cihaner aralarında Arif Doğan’ın da bulunduğu bazı şüphelilerle ilgili yeni bir soruşturma açmıştı. Doğan’a eşlik eden diğer zanlılar ise JİTEM’le çalışan itirafçılar İbrahim Babat, Adil Timurtaş, Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz, Abdülkadir Aygan, Faysal Şanlı, Recep Tiril, Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki ve Hayrettin Toka ile askerler JİTEM’İn kurucularından Binbaşı Cem Ersever, Jandarma Yüzbaşı Sinan Yaşar, Jandarma Kıdemli Başçavuş Şaban Bayram, Faysal Şanlı idi. Cihaner’in tayininin çıkmasından sonra da o günlerin puslu havasında soruşturma ağır aksak ilerleyebildi ve gelinen noktada sadece yukarıda adları anılan 11 itirafçı JİTEM’ci sanık olabildi. Çünkü Genelkurmay asker zanlılarla ilgili soruşturma izni vermemişti.JİTEM: Bir varmış bir yokmuş İşte Cihaner’in başlattığı bu soruşturma sonunda Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve sadece itirafçıların yargılandığı davada bugün (29 Aralık 2009) ilginç bir gelişme yaşandı. Genelkurmay Başkanlığı mahkemeye gönderdiği yazıda, JİTEM’in olmadığı iddia edildi. 2 Ekim 2009’daki son duruşmada mahkeme heyetinin Genelkurmay ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan, “JİTEM adlı bir birimin olup olmadığının, var ise hangi tarihte kurulduğunun, faaliyetine devam edip etmediğinin, iddianamede belirtilen kişilerin kuruluşa üye olup olmadıklarının” sorulmasına karar vermişti. İşte Genelkurmay’ın adeta “herkesin bildiği bir sır” haline dönen JİTEM’in varlığını inkar etmesine neden buydu. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ulaşan ve Genelkurmay Başkanı namına Ceza Hukuk İşleri Şube Müdürü Hakim Albay Orhan Önder […]