Kapatılan Google Reader’ın alternatifi ne olacak?

Google’ın RSS okuyucusu Google Reader, 1 Temmuz itibariyle emekliye ayrılıyor. Hizmetten faydalananlar ise alternatif uygulamalara yöneliyor

Google’ın RSS okuyucusu Google Reader, 1 Temmuz itibariyle emekliye ayrılıyor. Hizmetten faydalananlar ise alternatif uygulamalara yöneliyor

Türkiye’nin en sorunlu alanlarından biri olan ifade özgürlüğünü sosyal medya bağlamında ele alan konferans yapıldı
İnternet medyası yöneticilerinin "Gazetelerin içeriği sadece gazetelerindir" deklarasyonuna ortak tepkisi: Önce iğneyi kendilerine batırsınlar

BTK’nın sitesine 12 Şubat'taki saldırıdan sonra kullanıcı bilgileri internete sızdı. HaberVs’nin ulaştığı kullanıcılar BTK’ya dava açmaya hazırlanıyor

İnci Sözlük kurucusu Serkan İnci, site yönetiminin en hassas olduğu “link paylaşımı” nedeniyle kapatılmasını manidar buluyor.

İnternet yasaklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen “sansürünarkasında” sergisi, yarın İzmir’deki “Türkiye’de İnternet Konfreransı”yla açılıyor.

22 Ağustos'ta internet kullanıcılarını ayağa kaldıran filtreli internet, üç ay ertelendikten sonra artık yürürlükte. Rahat olun, devlet hep yanınızda!

Yaygınlaşan Foursquare uygulaması, arkadaşlarınızı bulma, deneyim paylaşma şansınızı artırırken, işletmelere de yeni bir pazarlama mecrası sunuyor

Huffington Post’un kurucusu Arianna Huffington’a göre bizi medyada hibrit bir gelecek bekliyor

İnternette uyuşturucu etkisi yarattığı söylenen ses dosyalarının paylaşımı ve satışı yayılıyor. Gerçek madde olmasa bile bu sesler de insan sağlığı için pek uygun değil. Uyuşturucu kullanmak ve satmak neredeyse bütün dünyada yasakken son yıllarda kullanım alanını hızla geliştiren ve ticari amaçla satışa sunulan “dijital uyuşturucular” insan sağlığını tehdit etmeye başladı. Uyuşturucu etkisi olduğu söylenen ve insanların beynine “binöral” ses sinyalleri göndererek, beyinde uyuşturuculara benzer etkileşimlere yol açabilen dijital ses dosyaları gün geçtikçe de çeşitleniyor. Bu ses dosyalarına internette “i-dose” tanımlaması yapılıyor. Bu dosyalarının çeşitlerine göre içki, extasy, kokain, şeytanın sesi, cehennemin sesi, hızlı mutluluk, marihuana, orgazm, mazoşist gibi çok farklı kategorilerde etkilere sahip olduğu öne sürülüyor. Bu dozlara internetten 3-5 dolar arasında değişen fiyatlarla sahip olabiliyorsunuz. Ayrıca bu ses dosyalarını satan internet siteleri bununla da yetinmeyip sesleri daha kaliteli dinleyebilmeniz için kulaklık, harici MP3 çalar gibi ekipmanlar da satıyorlar. Ses dosyalarına “doz” denildiğine bakmayın, aslında bütün bunlar MP3 formatında müzik dosyalarından ibaret. Örneğin bir dijital uyuşturucu satıcısı bu ses dosyalarının “kokain” dozunu 3 dolara satışa sunmuş. Bu ses dosyasını satın alan kişi, müzik dosyasını çalıştırıyor, kulaklıklarını takıyor ve 30 ile 45 dakika arasında kokain dozunu dinliyor. Kokain dozunun ayrıca üç dozu daha bulunuyor. Üç dozu da sırasıyla dinleyen kullanıcı, etkisinin ne olabileceği konusunda hiçbir fikri olmadığı halde eğlence amacıyla bu deneyimi yaşıyor. Hatta bu deneyimlerini yaşayıp youtube gibi video paylaşım sitelerinde paylaşanlar bile bulunuyor. İnternet aracılığıyla ulaşılabilen bir şeyin ne kadar çabuk yayılabileceği ve kontrolünün imkânsız olacağı gerçeği göz önünde bulundurulunca, bu yeni gelişmeye “dijital uyuşturucu” tanımlaması yapmak hiç de yanlış görünmüyor. Ancak satışa sunulan ses dosyaları arasında sadece kulağa “zararlı” gelen etkileri olabilecek dosyalar bulunmuyor. Dinleyeni hızlıca mutluluğa ulaştıran “quick happy”, zayıflamak isteyenlere iştah kesici “diet doze”, tarihten önemli şahsiyetlerin ruhlarıyla konuşabilmek için “soul mate”, uykuya dalmayı sağlayan “anestezi” gibi birçok farklı ses dosyaları da bulunuyor. Bu ses dosyalarını […]

Değişen reklam anlayışını kabullenen ve kullanmaya başlayan yüzlerce büyük ölçekli şirket bulunuyor. Ünlü giyim mağazaları, süpermarket zincirleri, eğitim programları, turizm acenteleri , çeşitli toptan internet satış mağazaları da Facebook reklam sistemini düzenli olarak kullanıyorlar. İndirim fırsatlarını, hediye kuponlarını, son gelişmelerini akıllı reklamlarla tüketicilerine ulaştırıyorlar. Tabii sosyal medya için harcanan reklam bütçelerinden en büyük payı en büyük kullanıcı sayısına sahip olan Facebook alıyor. Facebook’un yüzde 53’lük payını yüzde 17’yle MsSpace izliyor. Reklam uygulamasına yeni giren Twitter’ın payı ise şimdilik yüzde 3 düzeyinde. Facebook’un takipçisi Twitter Facebook gibi reklam kullanımını bütün kullanıcılarına bu yılın başında açan Twitter’ın reklam uygulaması Facebook’a göre birkaç farklılık içeriyor. Twitter’da yayınlanacak olan reklamlarımız en az 1 ay boyunca yayınlanacak şekilde belirleniyor. İnternet sitesinde kendi reklamını yapmak isteyen kullanıcının veya şirketin girmiş olduğu twitler ana sayfada düzenli olarak gösteriliyor (“sponsor bağlantı” şeklinde). Böylelikle kullanıcı veya şirket “takipçi” sayısını rasyonel bir şekilde arttırma şansına erişiyor. Ayrıca Twitter’da “trend topic”lerde gözükebilmek gibi bir ayrıcalık da sağlanmış. Ancak maliyet Facebook’a göre çok tuzlu; bütçenizin en az 7 bin 500 TL olması gerekiyor. Bu gelişmeyi Twitter’ın Facebook’u taklit etme çabası gibi görenler de bulunuyor ancak bloglara düşen yazılara göre Twitter’ın reklam kullanımında yaratacağı farklılıklar nedeniyle, yeni reklam sistemi Facebook reklamlarından kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Sosyal ağların insanların yaşayış şekillerindeki doğrudan etkisini fazla çaba göstermeden fark edebiliriz. İnternet kullanıcılarının kişisel gelişimlerinde bile interneti etkin olarak kullanması, sıkıştıkları her konuda anında internet aracılığıyla yardım alabilmesi, sahip olduklarını yine internet aracılığıyla bütün dünyayla aynı anda paylaşabilmesi, internetin hâkimiyet alanını geliştirmesinde etkili oluyor. Artık “sanal dünya” ile“reel dünya” etkileşim içine girmeye başlıyor ve internette küçük, büyük bir yere sahip olabilmek önem arz ediyor. Facebook’un hareket kazandırdığı ve Twitter’ın yeni yıl planında önemli bir yer edinen yeni reklam sistemlerinin önümüzdeki günlerde, Türkiye’de de yaygınlaşacağını ve reklam bütçeleri içinde önemli yer edineceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Facebook’ta […]

Financial Times ve Wall Street Journal’dan sonra New York Times da internette ücretli modele geçti. Peki internette paralı içerik modeli ne kadar gerçekçi ve Türkiye için geçerli mi? ” (14 Mart 2011) raporuna göre; gazete okurlarının sayısı 2009-2010 yılları arasında 5 puan gerilerken, internet okurları sayısı 17 puan yükseldi. Aynı rapora göre insanlar bir haberi gazetelerden önce internet ortamından okuyor. Bu alışkanlığın ilerleyen zamanlarda geleneksel gazeteciliğin pabucunu dama atacağı düşünülüyor. Türkiye’de “e-gazete” Türkiye’de gazetelerin internet sayfalarını takip edebilmek için herhangi bir ücret talep edilmiyor ancak gazetelerin basılı haline internet aracılığıyla ulaşabilmek ücretli abonelik gerektiriyor. İnternetten bir gazeteyi basılı haliyle okuyabilmeye “e-gazete” deniliyor. Neredeyse Türkiye’deki bütün gazeteler “e-gazete” hizmetini okuyucularına sunuyor. Bu hizmeti ücretsiz olarak sağlayan gazeteler varken, aynı hizmet için ücret talep eden gazeteler de bulunuyor. Türkiye’de “e-gazete” sistemini kullanan gazeteler ve belirlenen “çevrimiçi” abonelik ücretleri şöyle: Sabah, Takvim, Fotomaçaylık 2 TL, Taraf, aylık 20 TL, 3 aylık 50 TL, 6 aylık 90 TL, 12 aylık 160 TL, Radikal, 1 aylık 3 dolar, 1 yıllık 33 dolar (IPAD’ler için sağlanan basılı gazete), Hürriyet, 6 aylık 15 TL, 1 yıllık 25 TL, Cumhuriyet3 aylık 42 TL, 6 aylık 81 TL, 1 yıllık 150 TL. Tek elden “e-gazete” okumak Gazetelerin kendi “e-gazete” sistemleri dışında, ReadJournal.com internet sitesi de kullanıcılarına bilgisayar başında “gazete” okuma imkanı sağlıyor. Bu internet sitesi henüz deneme aşamasında ancak anlaşmalı oldukları gazeteler de bulunuyor. Star, Akşam, Agos, Evrensel, Birgüngazetelerinin hem güncel hem de arşiv gazetelerine tüm sayfalarına kadar ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca bu gazetelerin sayfalarından istediğiniz bir kısmı küpür olarak kesip mail adresinize gönderebiliyorsunuz. Anlaşmalı gazetelerin her birinin ayrı çevrimiçi abonelik ücretleri bulunuyor: Akşamyıllık 323 TL, Star, Evrensel, Birgün, yıllık 175 TL, Agosyıllık 43 TL. Sistemde Zamanve Türkiyegazetesi ücretsiz olarak sunuluyor. Neden ücretli abonelik? Radikalgazetesi yazarı Serdar Kuzuloğlu’na göre Amerika’da geçtiğimiz sene Rupert Murdoch tarafından başlatılan “ücretli” abonelik sistemi, ilerleyen zamanlarda […]

Yurttaş gazeteciliği ve acil bilgi edinme olanaklarını artıran Ushahidi yazılımı 12 Haziran seçimleri için Türkçe’ye çevrildi. secimtakip.org adresinden yayın yapan platform, seçmenlerin basında yer almayan haberleri duyurmasına imkan tanıyor. ) sitesiyle seçimi birinci ağızdan izlemek ve aktarmak isteyen kullanıcıların hizmetine sunuldu. secimtakip.org, basından ve vatandaşlardan topladığı bilgileri yaymak için internetin kitlesel iletişim olanaklarından faydalanıyor ve paylaşılan bilgilerin harita üzerinde görselleştirilmesini sağlıyor. “Yurttaş gazeteciliği”, her vatandaşa karşılaştığı olayları, sorunları, okuduğu ilgili haberleri ve kendi çektiği fotoğraf ve videoları site aracılığı ile yayınlama imkanı sunuyor. Böylece vatandaşlar bilgileri paylaşabiliyor ve birinci ağızdan, yorumsuz bilgilere ulaşabiliyor. Sitenin bir diğer amacı da sesini duyuramayan yerel medyaya aracılık etmek. Seçim Takip sitesi, özellikle seçim döneminde sandıktan bilgiler almak için kuruldu. Seçime kadar basından ve sokaktan bilgiler alarak seçim kampanyalarını ve yerel bilgileri insanlara aktarmaya devam edecek. Seçim takip sitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka yönetiminde Siber-Kültür Çalışmaları Yüksek Lisans Programı kapsamında öğrenciler tarafından hazırlandı. Moderetörlerinin öğrencilerden oluştuğu seçim takip sitesi açık kaynak kodlu Ushahidiplatformunun Türkçe versiyonu. Yazılımın Türkçe’ye çevrilmesinde İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri Amerika’nın Sesiradyosu (Voice of Amerika) Türkiye masasıyla birlikte çalıştı. Türkçe yazılım da Ushahidi sitesine yüklendi. Ushahidi (ushahidi.com) 2007’de Kenyalı bir avukat tarafından yapılan bir yazılım. Kaynağı belli olan ya da olmayan haberleri sadece içerdiği bilgilerle değil aynı zamanda Google haritasına dökerek lokasyonlarıyla takipçilerine ulaştırıyor. Kenya, Meksika ve Hindistan seçimlerin de kullanılan Ushahidi, Haiti ve Şili depremlerinde de kullanıldı. Depremlerde kazazedelere ulaşmak, yardım ihtiyaçlarını bildirmek için internet ve sms aracılığıyla mesaj atılan yerler haritada işaretlendi. Washington Post’un da kullandığı Ushahidi gazetecilik için de önem taşıyor. Gazetecilerle vatandaşın bilgi alışverişini, sıcak haber takibini, ulaşılması kolay olmayan bölgelerden haber almayı sağlıyor.Nasıl kullanılacak? Sitenin basit bir işleyişi var. Haber gönder başlığına girerek; haberin konusunu, açıklamasını ve kategorisininin yazılması gerekiyor. Kategoriler; basından, halktan ya da medyadan gelenler başlıklarına bölünmüş. Gönderilecek bilgilere haber kaynak […]

Hemen her işimizi internet üzerinden yapar hale geldik. Bizi rahatsız eden bir durum sonrasında karşımızda bulunan kişiyi incitmemek için söyleyemediğimiz şeyleri bizim yerimize söyleyen siteler bile mevcut artık. Ter kokan bir arkadaşınızı uyarmak gibi!

BTK’nın onayladığı “İnternetin Güvenli Kullanımına Dair Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek. Bu taslağın Türkiye’de internete sansüre neden olup olmayacağı tartışılıyor.

Sosyal ağların kitlesel iletişim araçlarının bir parçası olmaya başlamasıyla birlikte, sanal “kimlik” ve “tanınabilirlik” insanlar için neredeyse temel gereksinimlerden biri haline geldi. İnternet mecrasında “görünebilirlik” sağlayan, Devrim Demirel’in girişimi kimdir.com, bu ihtiyacı karşılayabilmek için “beta (deneme)” sürümüyle yayın hayatına başladı. Test sürümünde olduğu için şimdilik sadece “davetiye” sistemiyle üyelik kabul eden internet sitesi, ilerleyen günlerde internet kullanıcılarının kullanımına açılacak. Kimdir.com projesiyle birlikte kendi adınıza oluşturacağınız çevrimiçi internet sayfanızı, istediğiniz gibi özelleştirebiliyor, sadece size ait bir isimle kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Projenin en heyecan uyandıran özelliği ise sizi merak eden birinin sadece isminizi bilmesinin yeterli olması. Servis, kullanıcılarına “isminiz.kimdir.com” şeklinde bir alan adı sağlıyor ve bu adrese giren kişi sadece size ait olan “kişisel” sayfanıza ulaşabiliyor. (Örneğin; http://huseyinaslan.kimdir.com/). Facebook sayfanızın bağlantısını, Twitter, LinkedIN, LastFM bağlantınızı veya diğer sosyal ağlardaki hesaplarınızı oluşturduğunuz kişisel sayfada tek çatı altında toparlayabiliyorsunuz. Sayfanıza yüksek çözünürlüklü bir arka plan resmi ekleyerek, sayfanızın görünüşünü istediğiniz şekilde belirleyebiliyorsunuz. Servise yükleyeceğiniz sizinle ilgili “arka plan” resmi için standartlaştırmalar getirilmiş. Standartlaştırmalara uymayan resimlerin sayfa üzerinde görünümünde bozulmalar olabiliyor (yüklenen resmin boyutu en fazla 2 mb olabiliyor). Bu nedenle sayfada kullanılacak resmin dikkatli seçilmesi gerekiyor. Belirlediğiniz bir arka plan resminiz yoksa da, site uygun olabilecek arka plan resimlerini size sunuyor. Oluşturduğunuz kişisel sayfanızda kullanabileceğiniz kelime sayısı da sınırlandırılmış. Ayrıca isminiz, ünvanınız, kişisel tanıtımınız ve hesabınız bulunan sosyal medya mecralarının sayfada görünümünü sağlarken, bu bilgilerin rengini, boyutunu, şeklini ve yazı karakterini de “kendinize özel” olarak belirleyebiliyorsunuz. Bütün işlemleri tamamlayıp, sayfanızı hazır hale getirmek ise sadece bir dakikanızı alıyor. “Davetiye bekleyenlerin sayısı 5 bini geçti” HaberVs okuyucularına özel “Davetiye Kodu”Site kurucusu henüz beta aşamasında olan ve sadece davetiyeyle üyelik kabul eden internet servislerinin kullanımı için, HaberVs okurlarına özel “100” davetiye ayırdı. Davetiye kodunu kullanabilmek için, kimdir.com adresine giriş yapıyorsunuz ve “Davetiye kodu ile kayıt olmak için tıklayın.” seçeneğine tıkladıktan sonra “habervs” yazıyorsunuz. Ardından karşınıza çıkacak olan […]

Web ortamında her türlü ürünün bulunabildiği bir çağda internetten hizmet satın almak hâlâ zor. Gereko.com bir hizmet alışverişi portalı olarak badanadan, düğün organizasyonuna hizmet sağlayanla ihtiyaç sahibini buluşturuyor. İnternetten pek çok ürünü sipariş edebiliyoruz. Peki ya hizmet alabiliyor muyuz? Evet, internetten hizmet satın alabilmek oldukça zor. Çünkü internetten hizmet satışı öncelikle hizmeti tanımlamak, kalitesinden emin olmak, hizmeti size sunacak kişinin güvenilirliğinden emin olmak gibi bir dizi sorunu barındırıyor. Yurtdışında Elance.com ve Odesk.com gibi internet sitelerinde uzun süredir devam eden internetten hizmet satışı fikri, ODTÜ Endüstri mühendisliği mezunu Ayşe Biçer tarafından Türkiye’de de hayata geçirildi. Yeni ekonomi alanında bir iş fikri olan yazılımcıları melek yatırımcılarla buluşturan E-Tohum projesi tarafından desteklenen Gereko, 40’tan fazla kategoride hizmet satın alma ve satma olanağı sunuyor. Site kurucusu Ayşe Biçer, öncelikle verdiği hizmeti tanıtmak ve yeni müşterilere ulaşmak isteyen serbest çalışanlar ve firmaların Gereko’ya kayıt olduklarını hizmet ihtiyacı olan kişilerin de siteye gelerek ihtiyaçlarını tanımladığını anlatıyor. Örneğin, ev taşıtmak için nakliyeci arayanlar, web sitesi yaptırmak isteyenler, düğün organizasyonu talep edenler ve daha pek çokları… Sitede ihtiyaç sahiplerinin beğendiği teklifi verenlerle doğrudan görüşebildiğini anlatan Biçer, “Sitede en düşük ücretin seçilmesi gibi bir kurgu yok, çünkü hizmet sektöründe fiyatlar kullandığınız malzeme, işçilik kalitesi, deneyim gibi bir çok kritere bağlı. Bu nedenle en iyi teklif, en ucuz teklif değil en iyi fiyat-kalite oranına sahip teklif oluyor” sözleriyle Gereko’nun teklif sistemini anlatıyor. Gereko’nun gelir modeli ise hizmet sunanlardan alınacak küçük bir ücret üzerine kurgulanmış. “Türkiye’de yepyeni bir kavramı yerleştirmeye çalıştığımız için, sitemizi ücretsiz olarak kullanıma açtık. Şu anda ve önümüzdeki birkaç ay daha tüm hizmetler ücretsiz olarak sunulacak” diyen Ayşe Biçer; “Sitenin gelir modelini, teklif verme ücretine dayandıracağız ve ayda bir kez teklif verme hakkı herkese ücretsiz sunulacak. Daha fazla teklif vermek için ücretli üyelik paketlerimizden birini seçmeleri gerekecek” diyor. Hizmet verenlerin seçimini kullanıcı yorumları ve puanlama sistemiyle kolaylaştıran Gereko, […]

Sıkı Beşiktaş taraftarı olan kuzenim üniversitelerin tatil olması sebebiyle Ankara’dan İstanbul’a geliyor. Tatilin bitmesine yakın bir tarihte gerçekleşek olan Beşiktaş- Fenerbahçe derbisini İnönü Stadı‘nda izleyip öyle Ankara’ya dönmeyi planlayan kuzenim derbi maça bilet almak için biletix’in yolunu tutuyor. Dönüşü ise evden çıkışı gibi erken oluyor. Yüzünün asıklığı ve homurdanışına bakarak içimden “kesin bilet bulamadı” diyorum. Çok geçmeden bir telefon trafiği başlıyor. Yeni açık, Eski açık, Kapalı alt- üst tribün derken farklı insanlarla yaptığı çeşitli pazarlıklar sonucunda bir kullanıcı ile kapalı alt tribün kombinesinde mutabık kalarak buluşmak üzere sözleşiyorlar. Son ana kadar ne yaptığına pek anlam veremiyorum. Bilgisayarın monitörüne biraz eğilerek baktığım zaman derbi maça bilet bulabilmenin sevincini yaşayan kuzenimin mutlu yüz ifadesinden oldukça uzak bir şaşkınlık kaplıyor beni. Bu şaşkınlığın sebebi ise derbi maça günler olmasına rağmen bir web sitesi üzerinden kullanıcılar tarafından karaborsa biletlerin pazarlanıyor olması. Beni asıl şaşkınlığa düşüren ise sitenin adresi; www.karaborsabilet.com… Hem yalnızca futbol maçı biletleri değil, operalar, gösteriler, sirkler ve daha birçok organizasyonun biletleri mevcut sitede. Bir günde 20 bin tıklanma 2008 yılında karaborsa bilet satışı nedeniyle kapatılan sitenin şimdiki sahibine ulaşarak yeniden nasıl faaliyete geçtiğini öğreniyorum. Sitenin kuruluşuna üç yıl önce gerçekleşen bir Rock Festivali’nde karar veriliyor. Sitenin kurucusu K.Y., “Festival öncesi elime 10 adet bilet geçti, elimdeki fazla biletleri nasıl satarım diye düşünürken internet aklıma geldi. Biraz araştırdığımda internette yalnızca bu işlerle uğraşan bir sitenin olmadığını gördüm. Bir arkadaşımdan yardım alarak siteyi hayata geçirdim “ diyor. Sitenin kuruluş amacının çok para kazanmak için olmadığını belirten K.Y, sitenin tamamen ücretsiz olduğunu, düzenli bir geliri olmadığını, sitede yalnızca google reklamlarının var olduğunu ama bu reklamlardan cebine şimdiye kadar bir liranın bile girmediğine değiniyor. Serbest meslek sahibi olan K.Y, siteyi kâr etmekten çok amatör bir uğraş olarak gördüğünü belirtiyor. Site üzerinden yayınlanan hiç bir biletten komisyon alınmadığını söyleyen K.Y., sitenin en çok futbol maçlarında ilgi çektiğine […]

Second Life, dünyayla birlikte Türkiye gündemine bomba gibi düştükten sonra, çevrimiçi oyun oynama alışkanlığı hızla artmaya başladı. İnternet üzerinden kendi tarlasını kurarak “çiftçi” olanlar, sanal paralarla saatlerce poker oynayıp “kumarbaz” olanlar, kendi ordusunu kurarak başarılı bir “general” gibi hissedenler varken, bu piyasayada hiç olmayan yepyeni ve mantık çerçevesine oturabilen çevrimiçi oyun başladı. Bu yeni oyunun ismi “FlipLife”. Almanya’da yaşayan Türk bir girişimci olan İbrahim Evsan tarafından başlatılan projenin şimdiden 10 bini aşkın üyesi var. FlipLife’ın HTML5 tabanlı bir çevrimiçi oyun olması, bilgisayar özellikleri çok iyi olmayanların da bu oyunu oynamasına olanak tanıyor. Yeni oyunda yapmak istediğiniz veya yaptığınız mesleği seçebiliyorsunuz. Seçtiğiniz meslekten sonra, oyun içindeki görevlerle kariyer basamaklarını bir bir tırmanıyorsunuz.Arkadaşlarla halı saha maçı yapalım FlipLife sadece mesleğinizle ilgili görevlerle sınırlı değil. Ayrıca görevlerden sıkılırsanız arkadaşlarınızla etkinliklere katılmanız için üst menüden “boş zamanlar” sekmesine tıklamanız yeterli. Boş zamanlar kısmından arkadaşlarınızla futbol, boks, tenis gibi spor dallarında yarışabiliyorken, “düşler kahvesi”, ”bira parkı”, “kulüp 90”, “VIP club” gibi etkinliklere katılarak yeni arkadaşlıklar edinebiliyorsunuz. Bu farklı etkinliklere katılmanın, karakterinizin enerjisini doldurmaya da katkısı oluyor. Futbol etkinliğine katılıp, kayıt yaptırıyorsunuz ve sizinle futbol oynayacak diğer oyuncuları beklemeye başlıyorsunuz. Maçları 2, 4, 8 gibi oynama seçenekleriniz var. Futbola kayıt yaptırırken önceden “savunma” ve “hücum” setlerinizi, “sağ” ve “sol” şeklinde seçiyorsunuz. Rakiplerinizle aranızdaki rekabetinizi seçtiğiniz savunma ve hücum seçeneklerine göre devam ettiriyorsunuz. Futbol maçlarını kazanmanız halinde, ekstra enerjinin haricinde, görevlerinizde kullanabileceğiniz materyaller kazanıyorsunuz. Hadi alışverişe çıkalım!FlipLife.com’un kullanıcılarına sunduğu en çarpıcı alternatiflerden bir tanesi de “alışveriş”… Karakterimizle görevleri yerine getirirken; boş zamanlarımızı değerlendirirken, bir yandan da alışveriş yapabiliyoruz. Üst menüden, “alışveriş” sekmesine tıkladığımızda karşımıza “ceket”, “şapka”, “kolye”, “spor giyim” gibi çeşitli seçenekler çıkıyor. Bu seçeneklerden birine girdiğinizde, ister oyun parasıyla isterseniz de “gerçek parayla” alışveriş yapabiliyor, karakterinizi farklılaştırabiliyorsunuz. Oyun henüz deneme aşamasında olduğu için, ilerleyen günlerde alışveriş bölümüne yeni seçenekler eklenecek. En keyifli haliyle “gazeteci” […]

İnternetin bant genişliğindeki artış ve bilgisayar maliyetlerindeki düşüş, online dünyanın hayatımızda giderek daha fazla yer işgal etmesine neden oluyor. İş dünyası ve özel yaşamlar, geliştirilen binbir türlü yazılım ve donanım sayesinde her gün daha fazla sanal dünyaya taşınıyor. Bu süreci “online dünya bizi çevreliyor” yerine, “biz online dünyanın içine giriyoruz” diye tarif etmek herhalde yanlış olmaz. Önümüzdeki yıllarda hem yaşama hem de çalışma tartımızda önemli değişiklik yaratacak gelişmelerden biri de “Cloud Computing” veya “Bulut Bilişim” olarak görülüyor. “Cloud computing” sisteminin Türkçe açılımı “her yerde, her zaman, her koşulda erişilebilirlik” olarak tanımlanıyor. Sistemin en kolay anlaşılabilir anlamı şu; bilgisayarınızda bulunan ofis, resim, ajanda, çeviri programlar, kişisel dosyalarınız ve diğer dosyalar internetteki bir sunucuya taşınıyor ve internete bağlı olduğunuz her yerden bu programlara ulaşıp işinizi görebiliyorsunuz. Kullanılan mail hesaplarının sağlamış olduğu yüksek depolama alanları, bilgisayara hiçbir program kurulumu olmadan direkt olarak internet üzerinden yapılabilen virüs taramaları, bilgisayarda ofis programı olmasa bile ofis dosyalarının düzenlenebiliyor veya oluşturulabiliyor olması gibi kolaylıkların tamamı “cloud computing” sisteminin ürünleri. Kısaca, kişisel bilgisayarınızın masaüstünde yapabildiğiniz herşeyi artık geniş bant erişim sayesinde uzak bir sunucu üzerinde de yapabilmeniz anlamına geliyor bulut bilişim. Google mail, Apple MobileMe, Ubuntu One, Picasa, Flickr, Google Docs, eyeOS, virustotal, onLive, chromeOS, Windows Azure bu sistemin öncü örnekleri. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cenk Erdil, sistemin sağladığı en büyük kolaylıklardan birinin “grup çalışması” olduğunu söylüyor, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin yazılım, donanım ve bakım maliyetlerini önemli ölçüde düşüren bu sistemde, pahalı yazılımların satın alınması, büyük depolama ve yedekleme donanımları türü maliyetler bulut bilişim hizmeti veren şirketler tarafından üstleniliyor. İşletmeler ise programları ve depolama alanlarını kullandıkları kadar ödüyorlar. Örneğin bir şirket, çalışanları tarafından sürekli güncellenmesi gereken döküman dosyasını bu sistemle, örneğin Google Dokümanlar üzerinden paylaşıma açıyor. Paylaşıma açılan dosyaya şirket çalışanları internete erişimleri olan her yerden istedikleri zaman erişebiliyorlar, dosya üzerinde değişiklik […]