Etiket internet

Bildiğiniz tavşan değil, Nabaztag

Fransız Rafi Haladciyan’ın icadı olan Nabaztag’ler ilk olarak 2005 yılında Paris’te ortaya çıktı. Sony’nin akıllı köpeği Aibo ve Tamagotchi gibi bir elektronik arkadaş olan Nabaztag’ler önceki örneklerinin çok ötesinde yeteneklere sahip. Ermenice “tavşan” anlamına gelen (Haladciyan, Ermeni asıllı) ve 2006 Aralık ayında Violet firması tarafından piyasaya sürülen ilk Nabaztag’ler MP3 çalma ve internet radyolarından yayın yapma yeteneğine sahipti. İkinci kuşak Nabaztag’lere ise bir mikrofon eklenerek sesle kumanda yeteneği kazandırıldı. Halen piyasada bulunan ve hızla teknoloji tutkunlarının gözdesi haline gelen Nabaztag’ler kablosuz ağdan internete bağlanıyor, sesli olarak iletişim kurabiliyor, haberleri, hava ve yol durumunu RSS beslemelerinizdeki haberleri okuyor, sosyal ağınızdaki arkadaşlarınızla konuşmanızı, mesajlaşmanızı sağlıyor, size kitap, çocuklarınıza masal okuyor, sabah sizi uyandırıyor, hisse senedi piyasasından haber veriyor hatta tai chi bile öğretiyor. 23 cm boyundaki ve 420 gram ağırlığındaki bu plastik tavşanlar ayrıca kulaklarını hareket ettirmek, gövdesinde bulunan ledler sayesinde renk değiştirmek gibi özelliklere de sahip. Ayrıca farklı süslemeleri ve renk seçenekleri de mevcut. Üretimi Çin’de yapılan Amerika ve Avrupa’da yüzbinlerle ifade edilen sayıda satılan tavşan robotun fiyatı 69 avro. Türkiye’de ise şimdilik sadece internet üzerinden sipariş verilebiliyor. Sipariş edilen tavşanlar hızlı kullanım kılavuzu ve her ülkeye uyum sağlayabilen AC adaptörü ile birlikte geliyor. Kullanımı çok kolay Tavşanı kullanmaya başlamak için kullanım kılavuzunun yardımı ile Nabaztag.com adlı internet sitesine giriliyor ve buradan abonelik gerçekleştirilerek tavşan sahibine göre özelleştiriliyor. Bir çok farklı dil konuşabilen bu tavşanların bilgi vermeleri istenilen konular site üzerinden seçilerek çalışır hale getiriliyor. Bundan sonra Nabaztag’ler bilgi edinmek, başka kullanıcılara sesli ya da yazılı mesaj göndermek, onlarla anında konuşmak, yahut da çocuklara masal okumak için kolayca kullanılır hale geliyor. Tavşanlar sayesinde MTV müzik kanalı, CNN, Radio Disney, National Geographic gibi bir çok yayına bilgisayarsız ulaşılabiliyor. Geçtiğimiz yıl Sezen Aksu, Beyazıt Öztürk, Serdar Ortaç, Serdar Bilgili, Yalın gibi ünlüler bir sergi için kendi Nabaztag’lerini tasarlamışlar ve bu tasarımlar da Nişantaşı’nda […]

TV frekans tahsisleri on ay içinde yapılacak

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 6 Aralık’ta Televizyon Haberciliği ve Programcılığı Bölümü’nün (TVRP) “Tv Endüstrisinin Bileşenleri” dersine konuk olan Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) başkanı Davut Dursun, yıllardır gerçekleştirilemeyen frekans tahsislerinin önümüzdeki on ay içinde gerçekleştirileceğini açıkladı. Ayrıca İnternet yayıncılığının denetimiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ve önümüzdeki yıllarda internetin denetiminin de RTÜK’e geçebileceğini açıkladı. Dursun, Türkiye’de karasal yayın yapan televizyon kanallarının hiç birinin hala tahsis edilmiş bir frekans sahibi olmadığını belirterek bu kanallar hakkında “gecekondu” benzetmesi yaptı. “Bu adeta devletin bir otobanıdır, köprüsüdür. Bunu kullanıyorsan sahibi olan kamuya bedelini ödemelisin” diyen Dursun, frekans tahsislerinin bir türlü gerçekleştirilememesinin esas nedeninin son RTÜK’ün kurulduğu 1994’ten beri işbaşına gelen hükümetler olduğuna pek değinmeden sürecin bu kadar uzamasının nedenlerini anlattı:“2002’de RTÜK’ten alınan frekans planlama ve tahsis etme yetkisi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) verilmişti. BTK bu planlamayı yapmış ve Haberleşme Yüksek Kurulu’na (HYK) sunmuştu. Fakat kuruldan onay gelmeyince plan, uygulamaya geçirilememişti. 2008’de telekominikasyon yasasının yenilenmesiyle yetki tekrar RTÜK’e devredildi. HYK, RTÜK’e ‘al bu planı uygula’ diyemeyeceği için frekanslar tahsis edilemedi.” Şu anda karasal yayınların kaçak yapılmasından dolayı birçok problemle karşılaşıldığına değinen Dursun, lisans süresinin 5 yıl gibi kısa bir zaman olmasını da sorunlardan biri olarak gördüklerini ve yeni yasa düzenlemesiyle bu süreyi 10 yıla çıkaracaklarını anlattı. Eğitime katkı olarak RTÜK’e aktarılan ayrılan yüzde 5 reklam gelir payının da yayıncılar için sıkıntı yarattığını; yeni düzenlemeyle bu oranı yüzde 3’e indireceklerini sözlerine ekledi. RTÜK başkanı Davut Dursun yabancı sermaye payının şu an yüzde 25 olduğunu, kalite ve rekabet amacıyla yeni yasada bu oranı yüzde 50’ye çıkarmak için çalışmalara devam ettiklerini açıkladı. Sayısal yayın ve internetin denetimi Sayısal yayınlarla ilgili sürecin dünyada çoktan başladığını ve Türkiye’nin de bu sürece bir an önce dahil olması gerektiğine dikkat çeken Dursun, yapılacak yeni yasal düzenlemelerle bu sürecin önünü açmayı planladıklarını ve tasarının yasalaşmasıyla 2014 veya 2015’te Türkiye’nin sayısal yayına geçmiş olacağını belirtti. […]

BTK’yı eleştirmek suç mu?

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği’nin (TELKODER) önderliğinde telefon ve internet erişiminin serbestleştirilmesi amacıyla geçtiğimiz temmuz ayında başlatılan “Fiili Teke Son” kampanyasının internet sitesi olan www.fiilitekelesonverelim.org, önceki hafta Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) kapatma tehdidiyle karşı karşıya kaldı. BTK kendisine yönelik eleştirel karikatürleri gerekçe göstererek, siteye barınma hizmeti veren Turknet’e uyarı yazısı gönderdi. Yazıda, “BTK’ya yönelik tahkir ifadeleri ve sembolleri içeren 9 farklı resim içeriği ile bu kapsamdaki ifade ve karikatür yayınına son verilmesi. Aksi taktirde mahkemeye başvurulacağı” belirtildi. Turknet’e, siteyle ilgili 5651 kanunu öne sürerek 15 Ekim’de gönderilen uyarı yazısının ardından, Turknet internet sitesinin barındırıcılığına devam etmeme kararı aldı ve kampanya sitesi internet sitesi başka bir barındırıcı olan DorukNet’e taşındı. Bir gün süren bu taşınma sürecinde, kampanyanın internet sitesine ulaşılamadı. “Anlaşılmaz ve kabul edilemez” İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr.Yaman Akdeniz, 5651 no’lu (İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun) kanunun 9’uncu maddesine atfen uyarının gönderilmiş olabileceğini, bu maddeye göre BTK’nın uyarı gönderip, ardından söz konusu içerik kaldırılmazsa mahkemeye gidebileceğini belirtiyor ve hemen arkasından ekliyor:“Bana sorarsanız BTK mahkemeye de gitse kazanması çok zor bir dava olur. O karikatürler hakaret ya da kişilik haklarını ihlâl edecek bir şey içermiyor. Bu bir politik söylemdir ve bu karikatürler hem Anayasa hem de Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesi çerçevesinde korunan içeriklerdendir.”Yaman Akdeniz, bu nedenle BTK’nın dolaylı yoldan sansür girişiminin anlaşılmaz ve kabul edilmez bir girişim olduğunu düşünüyor. “Kampanya ve içerikle alakamız yok” İnternet sitesinin eski yer sağlayıcısı olan Turknet ise söz konusu sitenin içeriğiyle hiç bir ilgilerinin bulunmadığını belirterek, bu site gibi yüzlerce siteye barınma hizmeti verdiklerini, bunun da diğer siteler gibi ticari bir anlaşma olduğunu ve ticari anlaşmanın sona erdiğini açıkladı. TELKODER öncülüğünde yürütülen “Fiili Tekele Son” kampanyası, internet ve telefon haberleşmesinde Türk Telekom ve TTNet’in fiili tekeline son verilerek sektörün rekabete […]

Milyar dolarlık alışveriş trendi

Son günlerde posta kutunuza birbiri ardına indirimli ürün fırsatlarıyla ilgili mesajlar geliyor mu? Şu SPA’da şu tarihe kadar yüzde şu kadar indirim veya falanca restoranda şu tarihe kadar giderseniz şu kadar yerine bu kadar ödersiniz gibi mesajlar almaya başladıysanız siz de elektronik ticarette “sosyal alışveriş”, ”talep birleştirme”, “toplu satın alma” veya “grup tüketimi” olarak adlandırılabilecek trende dahil oldunuz demektir. Konunun dünyadaki örnekleri ve Türkiye’de yakın zamanda faaliyete geçen bir kaç site, e-ticarette grup tüketimi (Group buying) konseptinin kısa süre içinde popülerleşeceğini gösteriyor. Türkiye’de konunun ilk örneklerini Beraberalsak, Grupanya ve Markapon gibi siteler oluşturuyor. Bloglarda, forumlarda, facebook gibi sosyal ortamlarda sistemin yarattığı heyecan dozu hayli yüksek. Zira son bir kaç yıl içinde ortaya çıkan Groupon, LivingSocial, BuyWithMe gibi yabancı örnekler oldukça iştah açıcı görünüyor. CNN’de sosyal ağlar ve teknoloji üzerine yazılar yazan ve Mashable adlı popüler blogun kurucusu Pete Cashmore, 15 Nisan’da yazdığı “Milyar dolarlık trend” başlıklı makalede grup tüketimi sitelerinin iş hacminin yakında bir kaç milyar dolara yükseleceğini ve GroupOn gibi sitelerin değerinin hızla artacağını söylüyor… Aslında grup alımı veya talep birleştirme fikri elbette yeni bir fikir değil. Üstelik internetteki uygulaması da yeni değil. Hepimizin bildiği gibi talep birleştirerek hacim oluşturma ve böylece pazarlık gücü elde etme fikri, online ortamın icadından çok önceye dayanıyor. Klasik dünyada “Tüketici kooperatifi” olarak tanımlanan şirket modeli, halen ülkemizin yasalarında mevcut ve kullanılan bir sistem. Çok temel olarak, tüketicinin tek başına sahip olmadığı ve olamayacağı pazarlık gücünü, birleşerek elde etme prensibine dayanıyor. Aynı malı talep eden pek çok tüketici bir araya geldiğinde, toptancıdan veya çoğu zaman üreticinin kendisinden çok daha büyük bir indirim alınıyor ve böylece aracı kârı tüketiciler arasında bölüşülüyor. Zaten bu tür sistemler genellikle yüksek hacim nedeniyle üreticinin kârının bir kısmından feragat etmesi veya aracı kârının ortadan kaldırılması prensibiyle çalışıyor. İlk örneği battı Gelelim işin internetteki uygulamasına. Türün siber dünyadaki ilk örneğini 1999 […]

Kumarın sanalı da para kaybettiriyor

Bilgisayar teknolojisi ve internetin gelişmesine paralel olarak yeni yeni meslek dalları türedi. Kuşkusuz ki bunların en karlı olanı ise son yılların gözde sosyal paylaşım sitesi Facebook ve benzerileri. Dünya çapında 400 milyondan fazla kullanıcıya sahip, senede 300 milyon Amerikan Dolarının üzerinde geliri olan Facebook, Google’dan sonra internetin en uğrak web sitelerinden biri olmayı sürdüyor. Kullanıcıların online oyun da oynayabildiği Facebook’ta, sitenin yaratıcılarının kazandığının yanında lafı olmasa da çeşitli yöntemlerle para kazananlar da türedi: sanal dolarlarla poker oynayanlara sanal para satışı yapanlar. Facebooktaki her oyun için kredi kartıyla sanal para alabilenlerin yeni adresi, siteden daha ucuza satış yapan hackerlar. Günde ortalama 11 milyonun üzerinde kullanıcının oynadığı sanal poker dolarlarının satışı dünya da ve Türkiye’de muaazzam bir sektör yaratmış durumda. Bu pastadan dilim almak isteyen kimi hackerlar kendilerine özel para çalma programları bile geliştirmişler. İnsanın kumar zaafını ortaya koyan oyun Kimisi eğlence kimisi de vakit geçirmek için oynadığını iddia ettiği sanal poker kuşkusuz ki insanın tüm kumar zaafını ortaya koyan bir oyun oldu. Tıpkı gerçeğinde olduğu gibi kaybedilen para sanal da olsa sinirlenip üzülenler ya da kazandığında piyango kazanmışçasına sevinenler oluyor. Kesinlikle zeka gerektirmeyen tamamen şans ve sabıra dayalı bu oyunda şansı yaver gitmeyip elindeki paraları kaybedenler ya arkadaşlarının hediye olarak yolladıklarıyla idare etmek durumunda ya da oyunun yapımcı firmasından belli bir ücret karşılığında sanal para satın alması gerekiyor. 150 bin ile 6 milyon sanal cipin 2 dolar ile 125 dolar arasında fiyatlara satıldığı siteyle rekabet eden hackerlar ise 1 milyon sanal çipi 5 ile 10 TL arasında bir fiyata satış yaparak geniş bir müşteri portföyü oluşturmuş durumda. Öyle ki internette bu satışlar için web siteleri kuran hackerların bir çok yerde reklamları bile yayımlanıyor. Adı üstünde hacker Kredi kartı ya da havale ilesatış yapan hackerların satış yaptığı sanal çipleri kazanma yöntemi ise elbette hile ile oluyor. Çeşitli programlar geliştiren hackerlar bu yöntemle […]

Terörist değil, anarşist sözlük

İnci Sözlük son zamanlar adını sıkça duyduğumuz yeni bir yapılanma. İnternet yasakları, ekşi sözlük ve ünlüler arasındaki atışmalar devam ederken, onlar da bu sistem içinde farklı bir ses olmayı başardı. Diğer sözlüklerle karşılaştırdığımızda onlar çok daha farklı bir konumda. Çünkü hiç bir kural tanımıyorlar. Radyo programlarını mail yağmuruna tutuyorlar, televizyon programlarına bağlanıp sunucuları işletiyorlar, anketler ve daha birçoğuna yaptıkları saldırılarla tanınıyorlar. Bazıları yaptıkları eylemleri saçma görse de, bazıları onları sistem karşıtı olarak görüyor ve eylemlerini sonuna kadar destekliyor. Son olarak Okan Bayülgen’in sunduğu “Disko Kralı” programına yaptıkları saldırı ile tekrar gündeme oturdular. Yarattıkları jargon ve tarzlarıyla uzun süre gündemde kalacak gibi görünüyorlar. .@2, ccc, dedeler ve daha nicelerini bir anda hayatımıza soktular. İşte bu sözlüğün aktif bir kullanıcısı olan ve saldırıda parmağı olan Gizella ile hem sözlük hem de 12 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilen saldırı hakkında konuştuk. İnci sözlük maceran nasıl başladı? Biliyorsun ki sitemiz kapanmıştı. Diğer versiyonunda açılan bir konudan öğrendim. Önceleri sadece başlıkları okuyordum üye olmadım. Twitter ziyaretinden sonra göbeğimi zıplata zıplata gülerek üye oldum. Sözlük üyelerini eğitim seviyesi nedir? Mesela sen? Avukat İnciciler, doktor üstelik bayan inciciler ile öğretmenler (atanmış çalışan ve bayan) mühendis inciciler, bilgisayar, tasarım, eczacılık bölümlerinde okuyanlar, yani üniversiteliler ve üniversite mezunlarıyla tanıştım. Liseliler de var. Ben Türk Dili ve Edebiyatı 3’üncü sınıfta okuyorum 24 yaşındayım. imelih messi de 25 yaşında bir mühendis. Okan Bayülgen’e yapılan saldırının neresindeydin? Öncelikle kimse saldırmadı. Ziyaret ettik. Metnin tasarımı bana ait ‘İmeilih Messi İnci versiyonu seklinde döşedi. Benim araştırmalarımı kullanıp metne yedirdi. Sen yapılan bu son saldırının yeteri kadar başarılı olduğunu düşünüyor musun? Sence diğerleri kadar yaratıcı mıydı? Evet, gayet başarılıydı. Tamamen yaratıcılık eseriydi. 5 gün tasarladık. İnci kızlarından yardım istedik çünkü sadece kızlar bağlanabiliyordu. İlk gün 3 kişiydik. Nisa, ben ve Ausencia ve tabi ki imelih messi. Sonra sözlükte abuk subuk başlıklar açtık. Kızlar gelin msn vericez […]

Chatroulette’de bir gece

Üç kadın, kullanıcılarının yüzde 14’ünün “ekranda görmek istemeyeceğiniz hareketler yaptığı” Chatroulette’i merak etti; bir cumartesi gecesini internette geçirdi.

Neden blog yazıyoruz?

Bloglar, yani internet günlükleri hızla büyümeye devam ediyor. Aklımıza gelebilecek her konuda görüş ve bilgilerin yer aldığı milyonlarca bloga her gün binlerce yenisi ekleniyor. Blog yazarlığı günümüzde gazete-dergi yazarlığı gibi ayrı bir kategori haline gelmiş durumda ve bloglar neredeyse “bağımsız gazeteciliğin geleceği” olarak görülüyor. Dünyanın en büyük blog indeksleme ve arama motoru Technorati ’nin verilerine göre 2002-2009 arasında 66 ülkeden 1,2 milyonun üzerinde blog yazarı Technorati’ye üye olmuş. 81 ayrı dilde yazılan kayıtlı blog sayısı ise 133 milyonu aşıyor. Technorati, blogların oluşturduğu bu evrene “Blogosfer” adını veriyor. Blogosfere günde 900 bin yeni makale ekleniyor ve dünyada 346 milyon kişi blogları izliyor. Technorati’nin 2009’da gerçekleştirdiği araştırmaya göre blog yazarlarının yüzde 70’i bu işi kişisel tatmin için yaptığını söylüyor. Yazarlar buradaki başarılarını da günlük ziyaretçi sayısı, RSS abone sayısı, kendilerine verilen bağlantı sayısı veya yazılarına yapılan yorumların çokluğuna göre belirliyor. Blog yazarlarının değindiği konular ise kişisel düşünceler (yüzde 45), politika (yüzde 32) haberler (yüzde 30), bilgisayarlar (yüzde 28), iş yaşamı (yüzde 25) müzik, (yüzde 24) seyahat (yüzde 20), din ve ruhani konular (yüzde 19), bilim (yüzde 19), sinema (yüzde 19), çevre (yüzde 17), ekonomi (yüzde 16), sağlık (yüzde 16), televizyon (yüzde 16), ailevi olaylar (yüzde 14), sürdürülebilirlik (yüzde 10), spor (yüzde 10) ebeveynlik (yüzde 10), mali konular (yüzde 8), oyunlar (yüzde 8) ve ünlülerden (yüzde 7) oluşuyor. Üçte ikisi erkek olan blog yazarlarının yüzde 60’ı 18-44 yaş arasında ve yüzde 75’i de üniversite mezunu. Technorati araştırmasına katılan yazarlar “Neden yazıyorsunuz?” sorusuna da ağırlıklı olarak “internet ortamında fikirlerimi söylemek için” (yüzde 71) diye yanıt veriyor. Yüzde 68’i deneyimlerini paylaşmak, yüzde 49’u ise benzer düşüncedeki insanlarla bağlantı kurmak için blog yazıyor. Diğer nedenler ise şöyle sıralanıyor:Aile ve arkadaşlarla sürekli bağlantıda kalmak (yüzde 24), işim için yeni müşterilen edinmek (yüzde 24), medya sahibi olmak (yüzde 22), özgeçmişimi zenginleştirmek (yüzde 19), gelir sağlamak veya gelirimi artırmak […]

Apple’ın son harikası ne kadar harika?

Apple uzun süredir spekülasyonlar yaratan, dedikoduları basına sızan yeni cihazını 27 ocak günü basına tanıttı. Birçok kişinin heyecanla beklediği İpad, her zaman olduğu gibi yine Apple’ın CEO’su Steve Jobs tarafından tanıtıldı. Bazı kesimler tarafından bir devrim olarak görülürken, bazıları için hayal kırıklığı oldu. Birçok Apple hayranı, Ipad’in beklentilerinin çok altında olduğunu belirtiyor ve dört beden büyük İpod Touch’tan pek farkı olmadığını söylüyorlar. Hatta dalga geçmek için bu tanıtımı “İfail” olarak isimlendiriyorlar. Özellikle de İpad’in tanıtımını eleştirenlerin sayısı oldukça fazla. İphone gibi bir devrimden sonra Steve Jobs’un çıkıp da “Bakın İpad’de arka fonu istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz, kendi resminizi koymanız bile mümkün” gibi bir tanıtım yapmasına garipseyenler fazla, pekçok kişi bu tanıtıma cevap olarak “benim en eski modellerden olan cep telefonum bile bunu yapabiliyor” şeklinde tepkilerini dalga ile karışık olarak dile getiriyorlar. İpad her ne kadar basın tarafından göklere çıkarılsa da, pek çok eksiği olduğu tanıtımı izleyen ve cihazı inceleyen dikkatli gözlerden kaçmıyor. Cnet’in yaptığı anket de bunu açıkça gösteriyor. Sitesinde İpad’i kesinlikle almayı düşünmeyenlerin oranı yüzde 50. Sayıya vurulduğunda daha tanıtımından 24 saat geçmeden bunu söyleyen kullanıcı sayısı 10 binin üzerinde. Flash ve Java desteği yok Cihazın iş için değil daha çok eğlence amacı güttüğünü söyleyenlerin sayısı da oldukça fazla, ilk bakışta göze çarpan eksikler ise şunlar, cihaz neredeyse her web sayfasında kullanılan Flash ve JAVA yazılımlarını desteklemiyor. Adobe’un açıklamasına göre dünyadaki bilgisayarların yaklaşık yüzde 90’ında Flash kullanılıyor ve ayrıca Adobe İphone OS için Flash desteğinin hazır olduğunu ve Apple’ın izin verdiği anda her cihazına yüklenebileceğini söylüyor ve hatta bunun garantisini de veriyor. İpad normal Apple bilgisayarlarda bulunan Mac OS X sistemini barındırmıyor. Bulundurduğu sistem Apple ve İphone’un klasik uygulamalarını desteklese de bir adım öteye gitmekte zorlanıyor. USB’siz bilgisayar olur mu? Bir başka önemli eleştri ise USB girişinin olmaması. Neredeyse piyasadaki tüm cihazlarda USB girişi bulunurken İpad’de bulunmaması onun asla bilgisayar […]

Facebook profiliniz itinayla çekilir

İstanbul Mecidiyeköy’de, meydana çıkan sokaklardan birinde, bir fotoğraf stüdyosu… Vitrindeki büyük afiş yoldan geçenlerin dikkatini çekiyor: “Facebook özel profil fotoğraf çekimleri burada!” Stüdyonun sahibi Sefer Darıcı(32) eski bir gazeteci. Gazeteciliğin kazandırdığı refleksle olsa gerek, sosyal paylaşım ağı Facebook’taki “ışığı”, bugün bulunduğu meslek grubunda belki de ilk fark eden isim. “Bu konuda bir boşluk olduğunu düşündüm ve halkın böyle bir hizmete hayır demeyeceğine karar verdim” diyor. Geride kalan altı ay Darıcı’yı haklı çıkarmış: “Ayda ortalama 55 kişi sadece Facebook profili çektirmek için geliyor.” Eskiden nişan, düğün, sünnet fotoğrafları ya da poloraid çekimler için kullanılan stüdyosu daha çok ziyaret edilen bir mekân haline gelmiş. Facebook’un farkı ne? Facebook için fotoğraf çektirmenin, diğer fotoğraflardan farkı ne? Darıcı bu soruyu şöyle cevaplıyor: “Facebook müşterisi çevre edinme amacında ve dolayısıyla istediği biçimde görünmeyi arzuluyor. Milyonlarca insanın görebildiği ve kendilerini tanıtan fotoğrafın dikkat çekici olmasını istemeleri çok doğal. Dolayısıyla müşteri, hangi özelliğinin ön plana çıkması gerektiğini kendisi belirliyor. ‘Yüzümü beğenmiyorum’ ya da ‘kilolu gözükmek istemiyorum’ derse, ona göre düzeltmeler yapılıyor.” Darıcı’nın tarzı, dijital fotoğrafın henüz icat olmadığı yıllarda fotoğrafçı vitrinlerinde sık gördüğümüz “itinayla rötuş yapılır” reklamlarını hatırlatıyor. Kendini tümüyle fotoğrafçıya bırakan müşteriler kadar, “kafasında kendi pozuyla gelen” insanlar da var. “Örneğin” diyor Darıcı, “bir müşteri, sadece gözünün fotoğrafını çekmemi istedi. Daha ilginç isteklerde bulunanlar da oldu.” Sadece insanlar değil… Milyonlarca kullanıcıya hitap eden bir ağın yarattığı “imkanlar”la ilgilenen bir başka grup da şirketler. Özellikle piyasaya yeni çıkan ürünler Facebook aracılığıyla tanıtılmaya çalışılıyor. Darıcı “İsim veremem ama bugüne kadar yedi sekiz şirket, Facebook’a özel çekimler yapmamı istedi” diyor. Paylaşım ağlarının kendine özgü bir havası olduğunu dile getiren fotoğrafçı, başka mecralardaki tanıtım fotoğraflarının Facebook için geçerli olmadığı görüşünde:“Gazeteye verdiğiniz reklamla Facebook’a verdiğiniz reklam arasında bir fark olmalı…” Facebook’a girip profil fotoğraflarına şöyle bir göz attığınızda Darıcı’nın haklı olduğunu kolayca görebiliyorsunuz. Sanal ortamdaki sosyal ağlarda insanlar “oldukları gibi” değil […]

‘Şerefsiz’ Ekşi Sözlük’ten cevap

Çoğu zaman “klavye delikanlıları”, takma isimlerinin arkasına saklanan insanlar olarak gösterilmek istendiler. Yeri geldi “mastürbatör”, yeri geldi “prezervatif dilli”, bazen “yılansı fare” ve hatta şerefsiz” bile oldular… Sanal alemin en fazla izlenen, en çok beğenilen ve aynı zamanda en fazla eleştirilen fenomenlerinden biri haline gelen Ekşi Sözlük’ten ve sözlüğün yazarlarından söz ediyoruz. Son zamanlarda Ekşi Sözlük yazarlarıyla, gazeteciler, köşe yazarları, TV yorumcuları ve magazin dünyasının ünlüleri arasında hayli gerginlik olduğu gözleniyor. Medyanın köşe taşlarını oluşturan kalem erbabı ünlüler veya magazin hayatının kahramanları sözlükte kendileri hakkında çıkan eleştirilere hayli sinirleniyorlar. Yalnız sinirlenmekle kalsalar iyi, zaman zaman köşelerinden veya televizyon ekranlarından Ekşi Sözlük yazarlarına hakaretler yağdırıyorlar. Özellikle gazetecilerin en büyük eleştiri konusu ise Ekşi Sözlük yazarlarının takmi isimle yazması ve kimliklerinin belli olmaması. Ekşi Sözlük yazarları -ki şu anda 26 binin üzerindeler- doğal olarak bu hakaretlere ve sövgülere sinirleniyor. Aslında kendine özgü bir Web 2.0 başarısı olan Ekşi Sözlük, Türkiye’deki yerleşik geleneğin aksine katı kuralları olan ve sınırları belli bir yapı değil. Daha çok, “gittiği yere kadar gitsin” felsefesine dayanan, özgürlüğü alabildiğine çok, denetimi mümkün olduğunca az bir yapıya sahip. Sözlük’te 7 Ocak 2010 itibariyle 1 milyon 669 bin başlık altında 9 milyon 434 bin “entry”, yani giriş var. Zenginliğini, renkliliğini ve en önemlisi de çekiciliğini bu az denetimli ortama borçlu olan Ekşi Sözlük, doğası gereği herkes ve herşey hakkında özgürce fikir beyan edilebilen bir platform sunuyor. Klasik medyanın “denetimi fazla, özgürlüğü sınırlı” ortamına alışkın olan gazeteciler ve magazin ünlüleri de hakarete uğradıklarını düşündükleri bu platformun yazarları hakkında açıyorlar ağızlarını, yumuyorlar gözlerini… “Pitbull ruhlu, prezervatif dilli, ağzı ishal olmuş yaratıklar” Acun Ilıcalı geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda, Ekşi Sözlük hakkında sorulan bir soruya şöyle yanıt verdi: ”Ben reytingimi oraya yazı yazan bazı zavallıların yazdıklarıyla ölçüyorum. Ne kadar entry olursa, ben o gece programın reytingini iyi-kötü anlarım.” Milliyet‘in Caddeekinde Ekşi Sözlük yazarı Aziz Kedi […]

Internet censorship threatens Turkey’s reputation

Karen Schewina Instead of looking at their growing magic beans and happy chicken, Farmville users had to read the following message, when they wanted to enter their account on the morning of October 3rd: “After technical analysis and legal evaluation based on the catalog crimes of the Law no 5651, Administrative measure has been taken for this website (zynga.com) according to decision no 421.02.02.2009-272446 dated 02/10/2009 of ‘Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ (Telecommunications Directorate) TIB.” As the company, which has developed Farmville, YoVille, Vampires, Mafia Wars, as well as a poker application for facebook, was accused of promoting illegal gambling, all of its websites were blocked by the Telecommunications Directorate in an attempt to protect the Turkish citizens. In this case it was not a court issued decision, but an administrative one, so it was not possible to get any statement from the people responsible during the weekend. The decision was highly criticized and caused uproar on the facebook itself, until the site was available again on Sunday night. This example seems to be typical for the strategy of the Telecommunications Directorate dealing with critical content published online: if there is one suspicion being expressed, their reaction is to block the main page as well as all the subdomains, as it happened to WordPress and Google Groups, blogspot and blogger. Not accessible are as well Youporn, The Pirate Bay, Megaupload, Deezer, Virb, Dailymotion, Tagged, Netlog, Slide, CareerBuilder and Alibaba – a complete list of the websites can be found under www.engelliweb.com. “Reporters without borders” states that all in all 1,309 websites have been rendered inaccessible by the Telecommunications Directorate since November 2007, only 270 of them by court order the rest by administrative decision. All of the websites have been blocked according to the Law 5651 on “the organization of online publications […]

Aksiyon filmi tadında oyun

Satışa çıkarıldığı ilk üç günde neredeyse 10 milyon adet satarak 500 milyon doların üzerinde bir hasılata imza attı. Bu “başarısıyla” çok izleyici çeken Hollywood yapımı bir çok gişe filmini bile geride bıraktı. Son zamanların en çok izlenen filmlerinden olan ve tüm dünyada ilk 3 günde yaklaşık 225 milyon dolar hasılat yapan 2012 filmini bile alt etti. Uluslararası vizyona giren filmlerin galasının gerçekleştirildiği Londra Leicester Meydanı’ndaki Vue Cinema VIP’de parti ile tanıtılmasıyla bir ilke imza attı. Bir bilgisayar oyunundan bahsediyoruz. Dünyada galası yapılan ilk video oyunu ünvanını da elde eden Call of Duty: Modern Warfare 2. Hayranlarının büyük bir merakla beklediği serinin yeni versiyonu satışa çıktığı ilk gün 4 milyonun üzerinde kullanıcının çevrimiçi oyuna katılmasıyla da ayrı bir rekor kırdı. Böylece oyun, eğlence dünyasının tarihinde en kısa sürede en büyük başarıya ulaşan ürün ünvanını da kazandı. Ancak hemen belirtmekte fayda var, oyun içerdiği şiddet öğeleri nedeniyle ABD ve Avrupa’da 17 yaşın altındakiler tarafından oynanması yasak. Film mi oyun mu? Ödüllü yapımcı Infinity Ward tarafından üretilen Call of Duty serisinin 6. halkası olan Modern Warfare2, FPS (First Person Shooter-Birinci Şahıs Nişancı) türüyle oyuncuları birbirinden farklı senaryolarla aksiyon dünyasının içine çekiyor. FPS oyunlarının atası olan Counter-Strike oyununun gelişmiş bir türü olan Call of Duty teknolojinin geldiği son noktayla birleşerek oyun tutkunlarına Amerikan ajanı olmayı sağlıyor. Bir karakterin gözünden görülerek oynanan oyunda birçok uzun namlulu silahlar ve teknolojik ekipmanlar kullanılarak verilen görevleri yerine getirmek amaçlanıyor. Başta bir öncekinden çok da farklı olmadığını düşündüren bir önceki Call of Duty oyunun devamı olan Modern Warfare 2’de yeni taşıtlar ve kurşun geçirmez zırh gibi tek oyunculu moda has yeniliklerin yeni donanım malzemelerin yanı sıra çok oyunculu mod için de değişiklikler yapıldığı görülüyor. Karlı bölgeler ve denizaltı dahil olmak üzere birbirinden farklı mekanlar ve detaylı çevre grafikleri ile oyuncularına kar motorsikleti ve farklı savaş araçları kullanma imkanı da […]

Sorun gerçek eylem sanal

“Doğaya egemen olmaya olanak kılan tekniğe sahip olmak için çok çalışın” diyor çocuklarına yazdığı son mektupta Che Guevara. Tarihin gelmiş geçmiş en büyük aktivistlerinden Che’nin bu sözlerinin üzerinden çok uzun yıllar geçti ve internet, ucuz olması, bilgi akışını en hızlı sağlayan mecra olması nedeniyle doğaya egemen teknolojilerden biri olarak evlerimize girdi. Che bu sözleri söylerken elbette bir tıkla aktivist olunacağını tahmin edemezdi ama artık internet olan her yerde aktivist olmak da mümkün. Teknoloji gelişti tepki dijitalleşti 1990’ların ikinci yarısında internetin evlerimize girmesiyle insanlar, internet siteleri ve e-postalarla tepki vermeye, farkındalık yaratmaya başladı. Masaüstü bilgisayardan cep bilgisayarlarına, cep telefonlarından “smart phone” denen akıllı telefonlara, kablolu internetten kablosuz internete geçişle beraber tepkilerimiz de dijitalleşmeye başladı. Sanal eylemin ilk örneği sayılan “McSpotlight” hareketiyse 1996 yılında yani biraz önce saydığımız cep bilgisayarı, akıllı telefon ve kablosuz internet gibi çığır açan teknolojilerden önce gerçeklemesine rağmen, üzerinden sadece 13 yıl geçti. McDonalds’ın reklam yoluyla çocukları sömürdüğünü, hayvanlara kötü davrandığını ve düşük ücretli eleman çalıştırdığını kamuoyuna duyuran site ilk gün 35 binin üzerinde ziyaretçi kabul ederek de dönemin en büyük sanal yoldan farkındalık yaratan kampanyası oldu. Halen yayında olan site en son 2005’te güncellenerek zamanın çok gerisinde kaldı ama onun açtığı “sanal eylem çağı” büyük bir hızla dünyanın dört bir yanına yayılıyor. Sanaldan gerçeğe yayılan tehlike İnternet eylemleri, sanal ortamın farklı mecraları kullanılarak gerçekleştiriliyor. En sık kullanılan eylem ve örgütlenme mecraları ise Facebook, Twitter gibi sosyal ağ siteleri, Blogger, WordPress gibi blog siteleri ve çevirimiçi oyunlar. Sosyal ağ siteleri, içerik paylaşımı kolay olmasından ve çok insana ulaşmasından dolayı tercih ediliyor. Facebook’un dünyada 280 milyonu aşkın kullanıcısı olduğu göz önüne alınırsa, tepkinizi sokaktakinden çok daha fazla insana ulaştıracağınız kesin. Hatta bunu kendi cümlelerinizle ayrı ayrı göstermenize de gerek yok. Facebook uygulamaları, tek tıkla bir konudaki hassasiyetinizi göstermenizi sağlamakla birlikte, herkesi aynısını yapmaya yönlendirerek kitlesel bir eylem oluşturuyor. Türk […]

Şifayı internetten kapma devri: e-hastalıklar

Flickr’da “fotoğraf avcılığı” Bunların yanı sıra Flickr gibi fotoğraf sayfalarında da aynı bağımlılığı görebiliyoruz. Çoğumuz başkalarının fotoğraflarına gizlice göz atarken yakalanmaktansa ölmeyi tercih ederken, Flickr gibi sitelerde insanların özel resimlerini paylaşmasıyla bu tür pişmanlıklar da ortadan kalkıyor.İngiltere Lancaster Üniversitesi’nden Haliyana Khalid ve Alan Dix, “fotoğraf avcılığı” üzerine bir çalışma yürütüyor. Flickr ve benzeri sitelerde zaman harcayanlarla yaptıkları söyleşilerde “fotoğraf avcıları”nın hiç tanımadıkları insanların fotoğraf albümlerine saatlerce baktıkları anlaşılıyor. Khalid ve Dix, bunun nedenini duygusal tatmin olarak açıklıyor: “Örneğin başkalarının düğün fotoğraflarını incelemek insanlara kendi düğünleriyle ilgili hayaller kurduruyor.” Kişisel e-postadaki cümleler ertesi gün gazetede E-posta ise işlerin yolundan çıktığı bir başka alan. E-posta hizmeti, arkadaşlara ve tanıdıklara post-it kağıtlarla not bırakma alışkanlığının yerinin almış olsa da çok düşünmeden yazdığımız bu notların nereye gideceğini, nasıl sonlanacağını da hesap edemiyoruz. Bu konuyla ilgili en trajikomik örnek olarak US dergisi editörü Keith Olbermann’ın yaşadığı e-posta skandalı sayılabilir. Olbermann geçen sene bir arkadaşına yolladığı özel e-posta’da hemcinsi bir MSNBC muhabiri için “taşla dolu bir bavuldan bile daha işe yaramaz” demesi ve ardından bu sözleri ile New York Daily News gazetesinde karşılaşması gönderilen e-postaların çok da masum olamayabileceğini gösteriyor. Modern Brigitte Jones’lar : Blog bağımlıları İngiltere Northumbria Üniversitesinde insan-bilgiyasar etkileşimi üzerine çalışmalar yapan Pam Briggs ise elektronik iletişim sırasında yüz ifadesi ya da vücut dilinin eksik olmasını söylediğimiz şeyleri tam anlamıyla ifade etmemizi engellediğini söylüyor: “Kullanılan mecra çok küçük, dolayısıyla kendimizi ifade edebilmemiz için elimizdeki tek malzeme dil. İletişimin diğer öğeleri kaybolduğu zaman kendimizi tek öğeyle ifade edebilmek için normalde söylemek istediğimizden çok daha duygusal, daha çoşkulu, daha üzgün şeyler söylüyoruz ya da yazıyoruz.” Briggs’e göre herkesin arasında dolaşan e-postaları ya da ünlenmiş Youtube videolarını takip etmek aslında insanların diğerleri tarafından nasıl algılanmak istendiğinin de göstergesi. Bu durum ayrıca bloggerların, insanlara yüzyüze söyleyemeyecekleri kişisel bilgilerini bloglarında paylaşmalarını da açıklıyor. Blogger örneklerinden biri olan Jessica Cutler […]

Allah’ın emri internetin kavliyle…

Eskiden daha yaygın olan görücü usulü evlilikler, yerini zamanla kısa süreli flörtlerle başlayan izdivaçlara bıraktı. Görecek kimsesi olmadığını düşünenlerse mektuplarla arıyordu evleneceği kişiyi. Teknolojinin gelişimiyle de hızına yetişilmez ilişkiler ağı sardı her yanı. Televizyonda uzun zamandır dönen evlilik programları sayesinde yaşlısından gencine, yerlisinden yabancısına ne kadar çok eş arayan olduğunu öğrendik. İnternetin hayatımıza girmesiyle de artık eş aramak için televizyon programlarına çıkmaya da gerek kalmadı. İnsanlar sadece bilgi ağını genişletmekle kalmadı, arkadaşlıklara hatta evliliklere bile sanal ortamda adım atılır oldu. Yıllar önce, internetten eş bulup insanlar evlenecekler deseler güler geçecekken sanal âlem kelimesinin hayatımıza girmesiyle birlikte, “sanal eş ya da arkadaş” kavramları hepimize çok normal gelir oldu. İnternet üzerinden tanışıp evlenenlerin de bu tür popüler sitelerin sayısı da gün geçtikçe arttı. Bilgisayarın başına oturup klavyenin tuşlarını kullanarak evlenmek istenilen kişinin özelliklerini seçtikten sonra geriye sadece uygun adayları beklemek kalır oldu. Öyle bir pazar yaratıldı ki popüler arkadaşlık ya da evlilik sitelerine “İslami” usullerle evlilik yaptıranları da eklendi. Diyanet’ten chat fetvası! Hatta internette bir çok örneği bulunan İslami tandanslı arkadaşlık ya da evlilik sitelerinde Diyanet’in “chat fetvası” yayınladığına ilişkin yazılar bulmak da mümkün. www.islamievlilik.com isimli bir sitede ise internetin aslında “İslami evlilik” için ne kadar uygun olduğu, “Göz zinasindan korunma imkanı, nefsani duygulardan ziyade karakterin ön planda olabilmesi, sonuçlanmaması halinde yıkıcı etkisinin azlığı, seçilebilecek aday sayısının çokluğu…” gibi bir takım gerekçelerle açıklanmış. İslamiyet’te, sanal alem de evlilik mubah mı değil mi onu bilemiyoruz ama bu tür sitelerin üyeleri bu soruya “evet” diyorlar belli ki. Bu sitelerden biri olan www.gonuldensevenler.com eşlerini arayan insanlarla dolmuş taşıyor. Biz site yetkililerinin yalancısıyız, dediklerine göre şu an 200 binden fazla üyeleri varmış ve bu sayı her geçen gün artmaktaymış. Bizde bu İslami evlilik sitesine kayıt olup, neler olup bitiyor görmek istedik. En çok cinsel uyum aranıyor Siteye üye olurken aradığınız eşin özelliklerini belirleyen soruları büyük bir […]

Facebook adaleti

Kullanıcı sayısı 150 milyona ulaşan sosyal ağ Facebook, başarı hikayesinden ziyade son günlerde üyelerine uyguladığı sansürlerle gündeme geliyor. Site yönetimi geçtiğimiz yıl, bebek emziren annelerin profil fotoğrafı olarak kullandığı görüntüleri müstehcen olduğu gerekçesiyle engellemişti. Benzer bir müdahale, İsrail’in Gazze’ye saldırısını kınayan gruplara yapıldı. Son olarak İngiltere’nin Suffolk kentinde kestiği cezalar nedeniyle tepki toplayan bir trafik polisini protesto etmek için açılan grup site yönetimi tarafından kapatıldı. Yıllardır birbirini görmeyen eski dostları, dünyanın farklı yerlerinde aynı fikir etrafında toplanan insanları bir araya getiren sosyal ağ Facebook, sadece sanal alemin değil son yılların en başarılı ticari projelerinden biri olarak niteleniyor. Her gün ortalama 450 bin kişinin katıldığı bu sosyal paylaşım sitesinin Türkiye’deki kullanıcı sayısının sekiz milyonu geçtiği söyleniyor. Üyeler kendileri için oluşturdukları profil sayfasına fotoğraflarını, videolarını yükleyebiliyor. Duyurmak istedikleri bir etkinlik, dikkat çekmeyi arzuladıkları bir kişi ya da olay ya da protesto etmek istedikleri bir konu üzerine gruplar oluşturabiliyor. Facebook’u kötüye kullanmak! Sitede İsrail’in geçtiğimiz günlerde sona eren Gazze saldırısına tepki olarak bir çok grup oluşturuldu. Site yönetimi Türk üyelerin açtığı ve Filistin yanlısı olan “Filistin halkı yalnız değildir” ya da “İsrail’in Filistin katliamını kınıyorum” gibi grupların üyelerine şu uyarı mesajlanı gönderdi: “Sistemimiz sitedeki bazı özellikleri kötüye kullandığınızı belirledi. Bu e-posta bir uyarı niteliğindedir. Facebook’un özelliklerini kötüye kullanmak ya da Facebook kullanım koşullarını ihlal etmek hesabınızın kapatılmasına neden olabilir. Anlayışınız ve işbirliğiniz için şimdiden teşekkürler.” Uyarı mesajı bu grupların üye sayısının artmasına engel olamadı. Uyarı gönderilen üyeler, “Gelen mesajı okuduğum gibi sildim. Bu beni korkutmaz, protestoma devam edeceğim” diyordu. Polisi tehdit eden grup Site yönetimi, son olarak İngiltere’nin Suffolk kentinde kestiği cezalar nedeniyle tepki toplayan bir trafik polisine karşı oluşturulan bir grubu kapattı. “Terminatör” lakaplı 60 yaşındaki trafik müdürü John Woodgate’in, tolerans göstermeden çok sayıda kestiğini düşünen üyeler, tepkilerini Facebook’ta kurdukları grup ile dile getirmek istedi. Gruba katılan üye sayısı kısa sürede büyük […]

Bedava maç baldan tatlı

İnternet kullanan futbolseverler, ücretli yayın yapan futbol maçlarını artık hiçbir ödeme yapmadan izleyebiliyor. Avrupa ve dünya futbol liglerindeki maçlar dahil Türkiye Ligi ve kupa maçlarını bedava izlemek için en basit yol Google’a oynanacak karşılaşmanın takım adlarıyla birlikte “bedava maç izle” yazmak. Abone olduğu şifreli yayını internette bedava yayınlayan kişiler, yayınlarında yoğunluk olmaması için yayınlarına şifre de koyabiliyorlar. Maç yayınlarında yoğunluk nedeniyle bazen de sorunlar yaşanabiliyor. Korsan yayın yapan site yöneticileri, yayınladıkları görüntülere şifre koyarak hem internet sitelerinin kapanma riskini azaltıyor, hem de görüntü kalitelerini koruyarak maçlarını yayınlayabiliyorlar. Korsan yayıncıların, yasal olarak abonesi oldukları şifreli yayınları internette yayınlayabilmeleri için bilgisayarlarında video düzenleme kartı olması yeterli. Korsanlar, abonesi oldukları şifreli maç yayınını, bilgisayarlarındaki video düzenleme kartlarıyla bilgisayarlarına aktarıp görüntü kalitesini düşürdükten sonra da internette yayınlıyorlar. Digiturk’un telif hakları çerçevesinde ciddi takip ettiği internet siteleri çoğalırken internette bu yayınların nasıl yapılacağı açıkça anlatılıyor. Nasıl yayın yapılacağını bilgisayar diliyle ayrıntılı şekilde anlatan UyduTVhaber adlı internet sitesinde bu uygulamayla ilgili kendiyle çelişkili bir şekilde şunlar yazılı: “UYDUTVHABER olarak özellikle yerli platformumuza karşı girişilen korsanlık uygulamalarını hiç de ahlaki bulmadığımızı ve hiç hoş görmediğimizi tüm okuyucularımıza duyurmak isteriz.” İnternet sitelerinde 100 kadar dijital kanalın şifresiz nasıl izleneceğini açıklayan site sahipleri ayrıca bir platformun ayakta kalabilmesi için en az bir milyon abonesi olması gerektiğinin altını çizerek duruma üzüldüklerini belirtiyor. İzleyenlerden beslenen yayınlar: P2P P2P (Peer to peer), yani karşılıklı kaynak kullanımı protokolüne dayanan bu tarz yayınlarda yayını yapan kişinin internetinin hızı ve bilgisayarının kapasitesi yeterli olmasa bile görüntü akıcı olabiliyor. Genellikle kullanıcıların yoğunlukta olduğu İnternet sitelerinde hız yavaş olmasına rağmen P2P yayınlarda ne kadar kullanıcı yayını izlerse o yayın o kadar güçleniyor. Bu sistem kullanıcısının o anda ihtiyacı olmayan kapasitesini de kullanarak hızlanıyor. P2P teknolojisi, müzik ve video yayınlarının telif hakları açısından sorun yaratıyor. Son zamanlarda internette uyguladığı sansürlerle gündemde olan Türk Telekom bedava maç yayını yapan […]

“Dinital” çağ

Dijital çağın getirdiği yenilik ve kolaylıklar saymakla bitmez. Fotoğraf makinesinden resim çerçevesine, saatten tansiyon ölçme aletine kadar en gereklisinden en gereksizine günlük hayatımızda kullandığımız çoğu eşya dijitalleşti. Fotoğraf makinesinin dijitale çevrilmesiyle fotoğrafçılıkta yepyeni bir çığır açılırken, evimizde büfenin üzerinde duran fotoğraf çerçevesinin dijitalleşip slayt gösteri yapmasıyla hayatımızda değişiklik adına bir yaprak bile kımıldamadı. Dijitale çevrilen ürünlerin gerekliliği ayrı bir tartışma konusuyken, yeniliğe tamamen kapalı tek konu olan din ise dijitalleşme sevdasıyla aklın sınırlarını zorlayacak kadar değişiyor. Değişim, dinin doğasına aykırı olsa da dükkanlarda ya da internette rastlayacağımız birçok icat, dini ürünlerin teknolojinin içerisine nasıl da monte edildiğini gösteriyor. Müslümanın cep rehberi Hatimmatik İnternet ya da telefon yoluyla rahatlıkla satın alabileceğiniz bu dini ürünlerin başında hatimmatik geliyor. Hatimmatik, tek bir tuşla tüm Kuran’ı okuyarak kendi kendine hatim indiriyor. Kuran okunurken aynı zamanda ekrandan okunan sayfaları takip edebiliyorsunuz. Aynı zamanda hatimmatike fotoğraf ekleyip, dosya yükleyebiliyorsunuz. Ezan saatlerini de gösteren aletten radyo özelliği sayesinde müzik de dinleyebiliyorsunuz. Müslümanın cep rehberi sloganıyla satılan aletin fiyatı 120 YTL civarında. Kıbleyi gösteren seccade Dini ürünlerden bir diğeri de namaz kılarken doğru yönü bulmaya yarayan seccade. Bu seccadenin diğerlerinden farkı, üzerinde dijital bir pusula olması. Pusula sayesinden Kıbleyi nerede olursanız olun bulabiliyorsunuz. Tasarımında kullanılan fosfor baskı tekniğiyle seccadenin üzerindeki desenler parlıyor. Londra’da yaşayan Soner Özenç adlı bir Türk tasarımcı tarafından tasarlanan seccadenin fiyatı 400 Dolar. Ancak aynı ürünün, 10 YTL’ye satılan sahte Çin malı olanını da bulmak mümkün. Kabe’de dijital hac rehberi Dini ürünler tasarlanırken hacılar da unutulmamış. Hacıların hac boyunca okuyacakları tüm duaları yazılı ve sesli olarak gösteren dijital cihaz hacı olabilmek için gerekli süreci daha “teknolojik” takip etmenizi sağlıyor. Arapça, İngilizce ve Türkçe dillerinde kullanılabilen aleti yakında Kabe’yi tavaf eden müslümanların boynunda sıkça görebiliriz. İnternetin yanı sıra hacı malzemeleri satan dükkanlarda da bulunabilen dijital hac rehberinin fiyatı 45 YTL. Nur yağdıran kalem Dini unsurlar barındıran […]