Etiket internet

Ne bakışlar gördüm zaten yoktular

İlknur Aydoğaniaydogan@medyakronik.com “Olabilirdi aşklar” kavram olarak belki hayatımızda yok ama fiilen var aslında. Kısa bakışmalarla ayaküstü yaşanan flörtler sonrasında elinizde ne bir isim kalır, ne bir telefon. O öylece gider; siz lazım olduğunda asla bulamadığınız cesareti, iyi örülmeyen kader ağlarının ilmiklerini sorgularsınız. Bir daha görme ihtimaliniz de düşük olduğu için o artık sizin “olabilirdi aşkınız” olmuştur. Ama onu oldurmanın yolu olarak interneti deneyenler var; ne kadar ‘başarı’ya ulaşılıyor, ona dair bir şey yok, ama ‘ne aşklar yaşan(m)ıyor’daki buruk tat okudukça okutturuyor insanı.www.kizmeet.com Bu site size arkadaş, değil kaderinizi buluyor. Sloganları “ilk bakışlar, ikinci şanslar” olan, Amerika menşeli kizmeet.com, normal arkadaş sitelerinden biraz farklı. Burada fotoğrafından, kişisel özelliklerinden beğendiniz kişiyi değil, gerçek hayatta zaten gördüğünüz insanı arıyorsunuz. Yani siz bir barda, spor salonunda, okulda, otobüste gördüğünüz, açılamadığınız ve unutamadığınız kadını ya da erkeği arıyorsunuz. Siteye mesaj bırakarak başlıyorsunuz. Öncelikle tarihi ve yeri belirtiyorsunuz. Üzerinizde ne olduğundan, diğer tarafın ne giydiğinden bahsediyorsunuz. Aranızda bir konuşma geçtiyse, onu yazıyorsunuz. Aradığı insanı bulmak için yazan da var, ama biri beni yazmış mı diye de bakılabiliyor. O zaman da kendi gittiğiniz mekânı ve tarihi yazıp aratabiliyorsunuz. Mesela sitede, Los Angeles’tan bir kadının markette karşılaştığı bir adama, 16 Şubat 2008 tarihli mesajı şöyle: “Ben senin yanındaki kırmızı lahanaya ulaşmaya çalışıyordum, senden izin istedim. Sense kereviz taşıyordun. Ne diyeceğimi bilemediğimden lahananın ambalajlı olmadığını söyleyiverdim. Sen de organik yiyeceklerin yararı üzerine yorum yaptın. Düşündüm de senle çay ya da kahve içmek güzel olabilirdi, fakat sen gitmeden önce düşünemedim bunu. Hâlâ ilgileniyor musun?”“Gelenekseli yaşatan teknoloji” Sitenin kurucusu Mark Jaffe yaptıkları iş için söyle demiş: “Geleneksel bir buluşma sitesi değiliz. Daha çok geçmişteki geleneksel buluşmaları hatırlatan bir tarzımız var. Bir insanı görürsünüz ve bir kıvılcım hissedersiniz; şimdi internet işleri kolaylaştırıyor; burası kimya ilk nerede tuttuysa, oraya gerçek bir dünya bağlantısı.”( Chicago Tribune, Mart 25, 2007) Şimdilik Amerika’nın 16 eyaletine hizmet […]

Yüz binlerce genç için en önemli haberdi: Gazetelerde yoktu!

Alper Görmüşagormus@medyakronik.comMeltem Ürütmurut@medyakronik.com Dün (27 Mart), YouTube’dan yapılan “Son kapatma kararına neden teşkil eden videoları inceledik ve YouTube içerik politikasına aykırı içeriğe sahip olmasından dolayı yayından kaldırdık” açıklamasının ardından sitenin yeniden erişime açılmasının an meselesi olduğunu söylemiştik. Nitekim öyle oldu, YouTube saat 18.00 civarında yeniden açıldı. Gene dün, sitenin kapatılmasını izleyen günlerde yazılı basın ve televizyonların konuya ilgisizliklerinden söz etmiş, şöyle demiştik: “New York Times, bu yasağın Türkiye’nin saygınlığına Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi’nden de büyük bir darbe indireceğini yazdı. Doğru. Fakat burada da tuhaf bir durum yok mu? 301 için onca mücadele eden Türkiye’nin özgürlükçüleri nasıl oluyor da YouTube yasağı hakkında neredeyse hiçbir şey yazmıyor? Bu garip durumun nedeni, gazetelerin yaşlı gazetecilerin ve yazarların egemenliği altında bulunması olabilir mi? Bence öyle. Ya da en önemli nedeni bu. İnternette bir tür ‘isyan’ varken gazetelerin ve televizyonların sessiz kalması, bilmiyorum başka nasıl açıklanabilir?” Bugünkü gazeteler, dün sözünü ettiğimiz ilgisizliğin vahim boyutlarda olduğunu gösteriyor. Düşünün: Yüz binlerce (milyonlarca?) genç için günün en önemli haberi saat 18.00 civarında patlıyor: “YouTube yeniden açıldı…” Gazetelerin haberi ferahfeza hazırlayabilmeleri için önlerinde yeteri kadar zaman var. Ve ertesi gün, yani bugün (28 Mart) gazeteleri açtığımızda karşımıza çıkan manzara şudur: Hürriyet(5. sayfa tek sütun): “O videoları çıkardık yasağımız kaldırılsın…” (YouTube’dan yapılan yazılı açıklamayı içeriyor. Sitenin yeniden erişime açıldığına dair bir bilgi yok.)Milliyet: Yok.Radikal: Yok.Sabah (18. Sayfa): “Videoları kaldırdık yasak sona ersin…” (Sitenin yeniden erişime açıldığına dair bir bilgi yok.)Taraf (5. Sayfa): “Youtube’a erişim ENGELLENEMEZ…” (Sitenin yeniden erişime açıldığına dair bir bilgi yok.)Akşam: Yok.Star: Yok.Birgün: Yok.Zaman: Yok.Evrensel (15. Sayfa): “Youtube açılmaya hazır… ” (Sitenin yeniden erişime açıldığına dair bir bilgi yok.)Cumhuriyet: Yok.Vatan: Yok.Dünya: Yok.Yeniçağ: (9. Sayfa): “’Çete’ bastırdı, site yayında…”Yeni Asya: Yok.Today’s Zaman(5. sayfa tek sütun): “Access to Youtube restrored after removal of Anti-Atatürk video clips” (Atatürk karşıtı videoların silinmesinin ardından Youtube’a erişim yeniden açıldı.)Turkish Daily News: “No offensive […]

YouTube bu gece tahliye edilebilir!

Alper Görmüşagormus@medyakronik.com Türkiye’den erişimi 13 Mart’tan bu yana mahkeme kararıyla engellenen YouTube’la sevenlerinin bir kez daha buluşması yakın görünüyor (“bir kez daha” diyoruz, biliyorsunuz siteyle sevenleri arasındaki ilk ayrılık-vuslat pratiği değil bu).Böyle düşünmemizin nedeni, YouTube’dan bugün (27 Mart) yapılan şu yazılı açıklama:“Son kapatma kararına neden teşkil eden videoları inceledik ve YouTube içerik politikasına aykırı içeriğe sahip olmasından dolayı yayından kaldırdık. YouTube’a Türkiye’den kısa bir süre içerisinde erişimin tekrar sağlanmasını bekliyoruz. Youtube olarak Türk kanunlarına aykırı olabilecek içeriğe ilişkin sorunları gidermek amacıyla yetkililerle işbirliğine her zaman hazırız.”Eğer ilgili bir savcı ya da savcılar bu açıklamayı okur, ardından siteyi incelerse “tahliye” bu gece gerçekleşebilir. Olmayabilir de tabii. “Sıktınız artık, deyip deyip gene koyuyorsunuz o alçak videoları, size artık inanmıyoruz, bekleyin biraz daha” anlamına gelebilecek bir tavır gelebilir Türk savcılarından. Bakalım, göreceğiz.Savcıların hareket tarzını öğrenmek için beklerken, bu arada Türkiye’de ne oldu, yasaklama kararına nasıl bir tepki verildi, ona bakalım biraz… “Türk’ün Atatürk’le imtihanı”En tazesinden başlayalım: Romancı, Vatan gazetesi yazarı Tuna Kiremitçi dün (26 Mart) “Türk’ün Atatürk’le imtihanı” başlıklı yazısına 21 Ocak’ta kaleme aldığı bir başka yazıdan yaptığı bir alıntıyla başlıyordu:“Bizi sevmeyenlerin ‘YouTube’a Atatürk’e saldıran bir klip koyalım ve Türkleri küçük düşürelim’ dediğini mi sanıyorsunuz? Bence artık şöyle düşünüyorlar: ‘Atatürk’e saldıran bir klip yapalım. Türk mahkemeleri siteye erişimi durdursun. Türkler de dünyanın bir numaralı iletişim sitesinden mahrum kalsın… Siteyi yasaklayan değerli hukukçulara hatırlatmak isterim: YouTube ‘gençlerin takıldığı bir eğlence sitesi’ değildir sadece; şu an yerkürenin en önemli web ortamlarından biridir. Küresel iletişimde neredeyse televizyondan bile önemli hale geldi. Orada paylaşılan görsel malzeme akademisyenlerin, doktorların, sanatçıların ve mühendislerin de işine yarıyor. Özellikle dünyayı günü gününe takip etmek zorunda olan meslekler için vazgeçilmez bir nimet. Bizi bu iletişim ortamının dışına itmekse Türkiye düşmanlarının çok önemli bir başarısı.”İnternette küçük bir tur atmak, Kiremitçi’nin bir tür komplo teorisi kıvamında öne sürdüğü “asıl gerekçe”nin hayli taraftar bulduğunu görecektir.Aslına […]

Üniversite öğrencileri için e-fikir yarışması

Üniversite öğrencilerinin internette iş kurma fikirleri “e-fikrim” yarışması ile hayata geçiyor. Embrio.com.tr, yemeksepeti.com, uzmantv.com, e-bebek.com, gedikgross.com, gittigidiyor.com, istanbul.net, haber.gen.tr gibi internet şirketlerinin desteklediği yarışmada öğrenciler internet üzerindeki iş fikirlerini www.e-fikrim.com’a gönderecekler. Yarışmaya Türkiye’deki üniversitelerin tüm ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri katılabiliyor. Öğrenciler, bireysel veya grup olarak en son 18 Nisan 2008 Cuma akşamına kadar fikirlerini gönderebilecekler. Yarışmaya gönderilen fikirler arasından finale kalanların sunumları, 3 Mayıs günü sunumlarını İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü’nün organize edeceği “E-fikrim” gününde yapılacak. Finale kalan iş fikirleri sahipleri, sunumlarını Türkiye’nin önde gelen internet şirket yöneticilerinden oluşacak bir jüriye yapacaklar. Jüride Embrio.com.tr Genel Müdürü Hamit Kekeç; yemeksepeti.com kurucu ortakları Nevzat Aydın ve Melih Ödemiş; e-bebek.com kurucusu Halil Erdoğmuş; Gedikgross.com Genel Müdürü Ömür Topaç; haber.gen.tr kurucusu, İTÜ İşletme Mühendisliği İşletme Fakültesi öğretim görevlisi Burak Büyükdemir; uzmantv ve itiraf.com’un kurucusu Ersan Özer; gittigidiyor.com kurucu ortaklarından Burak Divanlıoğlu, Serkan Borançılı ve Genel Müdürü Cenk Angın yer alacak. Katılımcılar yarışmaya www.e-fikrim.com adresinden başvuru yapabilecekler. Dizüstü bilgisayar, cep bilgisayarı ve cep telefonu gibi ödüllerin verileceği yarışmanın sonuçları aynı gün ilan edilecek ve dereceye girenlerin ödülleri törenle verilecek. Bu sene İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü’nün desteği ile gerçekleşen bu yarışma diğer tüm üniversite kulüplerinin katkılarına açık. Tüm üniversite kulüplerin katılımını hedefleyen bu yarışma Türkiye’de internet ve mobil fikirleri sahipleri ile internet şirketleri arasında köprü rolü oynamayı hedefliyor. Yarışmaya destekleyici olmak isteyen şirketler ve üniversite kulüpleri www.e-fikrim.com adresinden detaylı bilgi alabiliyor. Detaylı bilgi için:İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü: Harun ÜnlüsoyTelefon: 0212 241 3072Faks: 0212 241 3073Web:Adres: İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Fakültesi, 34367 Maçka/İSTANBUL

Sanal alemde “kebap pişirmece”

İşvecan Nur Özen İstanbul’da Beyoğlu’nda, Adana usulü kebaplar yapan bir ocakbaşı restoran, yaratıcı internet sitesiyle dikkat çekiyor. Başarılı bir tasarıma ve fotoğraflara sahip site mönü, adres gibi olağan bilgilerin yanı sıra, olası bir yemeğin ücretini hesaplamanıza imkân tanıyan “kaça patlar” ve ocağın başına geçerek müşteri ağırlamanızı sağlayan “kebap pişirmece oyunu”yla farklılaşıyor. İstanbul’a 1966’da gelen restoranın sahibi Musa Emici (60), 1972’den beri Beyoğlu’nda, Küçükparmakkapı Sokak’ta kebapçılık yapıyor. Emici, eskisine göre çok daha büyük mekâna ise 1985 yılında taşınmış. Kendi ismini verdiği restoranı Musa Ustam, üç katında 250 kişiyi aynı anda ağırlayabiliyor. “Çağdaş bir insanım, yenilikleri severim. Lakin konu kebap olunca geleneksel bir insanım. Çocukken yediğim kebap neyse, şimdi pişirdiğim kebap da odur” diyen Emici internet sitesi açma fikrinin oğlu Okan Emici’ye ait olduğunu söylüyor. Oğul Emici işe, restoranın ismini taşıyan www.musaustam.com adresini satın alarak başlamış. Sitenin açılmasından sonra, aklına gelen fikirlerin sanal ortama aktarılmasını sağlamış. “Kaça patlar” Açılış hariç, altı ana bölüme ayrılan site zengin görselliğe sahip. Flash programıyla hazırlanan sitede, bir sayfadan diğerine geçiş sırasında ekranda bir şiş beliriyor. Yeni sayfa yüklenirken bu şiş, garnitür ve kebaplarla dolmaya başlıyor. Ana bölümlerden biri, “kaça patlar” başlığını taşıyor. Bu bölümde, restoranda yiyebileceğiniz tüm kebap, meze ve alkollü ve alkolsüz içeceklerin listesi yer alıyor. Liste, kendi tercihlerinizi ve adedini işaretleyerek olası bir ziyarette, restoranda ne kadar hesap ödeyeceğinizi hesaplayabiliyorsunuz. Ocakbaşına gel Sitenin en yaratıcı buluşu “kebap pişirmece” oyunu. Bu oyunda bir ocak ustası gibi tezgaha oturuyor ve ocağın diğer tarafındaki müşterileri ağırlıyorsunuz. Müşterinin sipariş ettiği kebap türlerini sırasıyla ocağa yerleştiriyor ve zamanında pişirip servis ediyorsunuz. Kebap pişirmece, zamana karşı bir oyun. Ocaktaki şişi ne zaman çevirip, ne zaman kaldırmanız gerektiği işaretlerle bildiriliyor. Ancak müşteriler ve siparişleri sürekli arttığı için bu iş hiç de kolay değil. Oyuna katılanlar, siteye üye olduğu takdirde skorlarına kaydedebiliyor. Görüntülü adres Restoranın yeri, İstiklal Caddesi’nde elinde kamerayla ilerleyen bir […]

Medyakronik’i RSS’le takip edin!

Övgü Akgürgen Bir içerik izleme sistemi olan RSS sayesinde, çeşitli internet siteleri tarafından yayınlanan haber, video, resim gibi internet içerikleri tek bir ortamda toplanabiliyor. Medyakronik veya başka internet sitelerinin RSS beslemelerine abone olduğunuzda kendi tercihinize göre düzenlediğiniz RSS Reader sayfanızdan çok kolay ve hızlı bir şekilde istediğiniz sitenin içeriğine ulaşabiliyorsunuz. Üzerine tıkladığınız sitenin son güncellemelerini başlıklar halinde veya başlık ve spotuyla görebildiğiniz gibi üzerine tıkladığınızda içeriğin yayınlandığı siteye girip konunun tamamını da görebiliyorsunuz. RSS, genellikle haber sağlayıcıları, bloglar ve podcastler tarafından kullanılan, yeni eklenen içeriğin kolaylıkla takip edilmesini sağlayan özel bir XML dosya formatı olarak tanımlanıyor. “Genişletilebilir İşaretleme Dili – eXtensible Markup Language” olarak adlandırılan XML ise hem insanlar hem bilgi işlem sistemleri tarafından kolayca okunabilecek dokümanlar oluşturmaya yarayan standardı anlatıyor. RSS kısaltması önceleri, “Rich Site Summary” olarak tanımlanırken 2.0.0 versiyonu “Really Simple Syndication” (RSS 2.0.0) olarak tanımlanıyor. İnternet kullanıcıları RSS teknolojisi sayesinde düzenli olarak içerik sunan sitelere abone olabiliyor ve istediği içeriği kolayca takip edebiliyor. Site yöneticileri ise sitelerine belirli kodlar ekleyerek sitelerini RSS beslemesine uygun hale getirebiliyorlar. RSS dosyaları ilk olarak Firefox internet tarayıcısının temelini atan Netscape Navigator yazılımını geliştiren Netscape şirketi tarafından ortaya atıldı. XML ise aynı zamanda HTML’i de tasarlamış olan Tim Berners Lee tarafından geliştirilerek bir standart haline getirildi. RSS’i nasıl ve nereden kullanabiliriz? İnternet kullanıcılarının RSS abonesi olabilmeleri ve tarayıcılar üzerinden içerikleri izleyebilmeleri için bazı yazılımlar gerekiyor. Bu yazılımlardan en yaygın kullanılanları ise şunlar:• Windows RSS Okuyucular• Mac RSS Okuyucular• Cep Bilgisayarı RSS Okuyucular• E-mail RSS Okuyucuları• Java Tabanlı RSS Okuyucular• Linux Tabanlı RSS Okuyucular• Web Tabanlı RSS Okuyucular• RSS Okuyucu programı Medyakronik’i RSS ile izlemek için…Değişik kaynaklardan sağlayabileceğiniz RSS beslemesini örnek olarak G-mail veya Google hesabınız üzerinden nasıl göstereceğinizi adım adım anlatalım; 1- Öncelikle ekleyeceğiniz siteyi açın. Örneğin medyakronik.com sitesine girip resimde işaretlenen butona basın. (Resim1)2- Sayfa değiştiğinde resim 2-3’te gördüğünüz gibi Google […]

Geliştirdiğimiz ürün geliştirenlerin hayatını değiştiriyor…

Çeviri: Duygu Ertürk Şirketler, fikir bulmak ve geliştirmek için kendi sınırlarını zorlarken, yenilikleri harekete geçirecek yeni modelleri de keşfediyorlar. Şirketlerin dışındaki yeteneklerin de işin içine katıldığı bir projede, akla hemen ‘süreç yönetimi, fikri mülkiyet hakları ve karar verme hakları’yla ilgili sorular geliyor. Bazı yöneticiler, diğerlerinden daha uzun süredir bu oyunun içinde. Mozilla A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mitchell Baker, son on yılını, hem yaratıcı fikirler edinmek hem de ürün geliştirmek amacıyla, şirketi dışındaki insanlarla geçirdi. Sonuçta Mozilla Firefox tarayıcısı, 150 milyon kullanıcısıyla, internet dünyasında ipi göğüsleyen Microsoft’un önemli bir rakibi haline gelmeyi başardı. Firefox’u yaratan süreç, açık-kaynak işbirlği.ve katılımcı bir model ortaya çıkarttı, Baker on yıl önce, şirket, ürünün kaynak kodunu halka açmaya karar verdiğinde, Netscape’in yazılım avukatlığını yapıyordu. Proje yönetimi konusuna olan ilgisi kısa sürede yükselmesini ve işin liderlerinden biri olmasını sağladı. Netscape AOL bünyesine katıldıktan sonra, projeye yön vermeye devam etti ve Firefox tarayıcısını geliştirmek için, yan ürünlerin yolunu açtı. Firefox’un etkileyici büyümesi onun kontrolünde gerçekleşti. Baker Mozilla’nın ticari ihtiyaçlarıyla, bir ordu gönüllünün çabasını harmanladı. Firefox bugün ABD’de, tarayıcı piyasasının yüzde 15’ini elinde bulunduruyor. Daha yüksek paya sahip olduğu yerler de var. Şimdi, organizasyonun açık-kaynak modeli, kollektif yenilikleri yönetmek konusunda gözle görülebilir bir örnek. McKinsey Quarterly’den Lenny Mendonca ve Stanford Üniversitesi İşletme Profesörü Robert Sutton, bu modelle ilgili daha fazla şey öğrenmek için Baker’la görüştü. – Daha önce Mozilla’nın araştırmanın yanı sıra, katılım sağlamak gibi bir misyonu olduğunu söylediniz. Bu katılımı nasıl sağlıyorsunuz? – Bizim görevimiz internette ulaşım ve güvenliği sağlamanın yanı sıra katılım oluşturmak. Bunun için oluşturduğumuz taslakları, merkeze bağlı olmayan bir ekiple yayıyoruz. Bunlara önem veren insanların ilgisini çekiyoruz. Harekete geçip, merkezi olmayan bir şekilde, göreve katılıyorlar.Aslında, bazı konularda, merkezde çok disiplinli çalışıyoruz. Firefox’a giden kodlarla ilgili bir iş yapılıyorsa, çok disiplinli bir yol izlenir. Ancak dışarıdan katılımda o denli bir disiplin gerekmiyor genelde. Anahtar nokta, insanların […]

İnternette pop star olmak: Popomundo

Nihan Ozannozan@medyakronik.com Popomundo internet üzerinden oynanan bir “rol-player” oyunu. Oyuncular değişik sanal karakterlerle, müzik alanının çeşitli dallarında başarılı olmaya çalışıyorlar. Oyun gerçek zamanlı; yani siz oynamıyorken bile gelişmesini sürdürüyor. Tamamen ücretsiz olan oyunda amaç; sanal müzik dünyasında şöhrete kavuşmak. Pop, rock veya flamenko gibi birçok dalda katılıp rol yapabiliyorsunuz. Nasıl oynandığına gelince: E -mail adresinizi, isminizi ve ülkenizi yazdıktan sonra kayıt işleminiz tamamlanıyor. Ancak, olmazsa olmaz olan tek şart “ünlü olma isteği”. Puanlama yöntemi oyundaki faaliyetlere göre düzenleniyor. Örneğin daha çok prova yapmak, parça kaydetmek veya klip çekmek daha çok potansiyel puan getiriyor. Oyunda şarkılar yazıp besteler yapabiliyorsunuz. Oyun çevrimiçi oynanabildiği için birçok ülkeden insanla tanışıp müzik deneyiminizi paylaşabiliyorsunuz. Karakterler geziyor Oyunun temel taşını, yaratılacak olan sanal karakter oluşturuyor. Karakteriniz siz bilgisayar başında olmasanız da yaşıyor, hastalanıyor, yaşlanıyor… Dünyanın farklı yerlerinden katılan oyuncular, karakterlerini sanal müzik piyasasında yarıştırıyor. Oyundaki mekânlar ve kültürler gerçek hayattakilerle aynı. Karakterleriniz bu mekânlar ve kültürler arasında seyahat edebiliyor. Bunun için “karakterini bu mekâna götür” linkini tıklamanız yeterli. Karakteriniz bir müzik grubu kurabiliyor, var olan bir gruba dahil olabiliyor ya da solo olarak çalışabiliyor. Müzik piyasasında hatırı sayılır bir yer edinene kadar… Katılımcıların çoğu Türkiye’den Site son yıllarda ziyaret edilen ilk 100 internet sitesinin içinde yer alıyor, katılımcının en çok olduğu ülke ise Türkiye. Oyun gerçek hayata çoktan sızmış hatta gerçek hayatla karışmış durumda. Arkadaşlar arasında geçen bazı diyaloglar, onların bu işi ne kadar benimsendiğini gösteriyor:– Yarın stüdyoya gireceğiz haftaya da konser var.– Hadi ya, grupta davulcu eksik değil miydi?-Yok, bulundu o.-Önümüzdeki ay da turneye çıkabiliriz. Benzeri repliklere kulak misafiri olduğunuzda eskiden beri tanıdığınız arkadaşınızın ne çabuk müzisyen olduğunu düşünmeyin.Popomundo’da herkes rol yapabilir, herkes müzisyen olabilir.

İnternette içeriğe bağlı yeni bir reklam modeli…

Güventürk Görgülü Yeni yılla birlikte Türkiye’deki internet dünyası yeni bir reklam mecrası ile tanıştı. Linkz Medya şirketinin www.Linkz.net adresinde faaliyete geçirdiği yeni içeriksel reklam mecrası, önümüzdeki günlerde Adwords reklamları kadar popüler olmaya aday görünüyor. LinkZ’in reklam sistemi, dünyada da geçmişi çok geriye gitmeyen “akıllı metin” programlamasına dayanıyor. “IntelliTXT” denilen ve Vibrant Media tarafından geliştirilen bu sistem, bir internet sayfasında okunan metinlerde geçen bazı kelimelere yapılan tıklamalar için reklamveren tarafından ödeme yapılması prensibiyle çalışıyor. Yazılımı 2 yıllık bir çalışmayla tamamen Türkiye’de geliştirilen LinkZ, reklamverenler için tıklama başına maliyete dayalı ekonomik bir reklam çözümü sunarken, site sahipleri ve blogcular için de sitelerini banner reklamlarla meşgul etmeden ve ağırlaştırmadan alternatif bir gelir yöntemi oluşturuyor. LinkZ, Adwords ve Adclick gibi reklam yöntemlerinden iki yönüyle ayrılıyor. Bunlardan bir tanesi gösterilmek istenen reklamın, internet kullanıcısının asıl ilgilendiği alanın dışında; yani sağında altında üstünde değil, içinde olması. Diğeri ise yalnızca kısa bir başlık ve altında 4-5 kelimelik bir metinle yetinmeyip metin ve video reklamı alternatifi sunması. Sisteme dahil olmak isteyen internet yayıncılarının sitelerinde bir kez kurulum yapılıyor ve sistem çalışmaya başlıyor. Reklam vermek isteyen firma ise LinkZ’te tıklama almak istediği anahtar kelimeleri ve görünmek istediği site kategorilerini seçerek sisteme giriyor. Diyelim ki bir otomobil firması haber sitelerinde görünmek istiyor. Bunun için de hedef kitlesini gözeterek çok sayıda anahtar kelime seçerek sisteme dahil oldu. LinkZ reklamlarını gösteren haber sitesinin açılan her sayfasında kullanıcıyı rahatsız etmemek için en fazla üç anahtar kelime seçiliyor ve bu kelimeler metinden farklılaştırılıyor. (LinkZ’in deyimiyle parlatılıyor) Kullanıcı faresiyle bu kelimelerin üzerine geldiğinde, farenin üzerinde beliren kutuda, reklamverenin tercihine göre metin+resim’den oluşan metin reklam veya video reklam ortaya çıkıyor. Fare kelimenin üzerinden ayrıldığında kutu da kendiliğinden kayboluyor. Eğer kullanıcı reklamda tanıtılan ürünle ilgilendiyse kelimenin üzerine tıklayarak reklamverenin sitesine gidiyor ve bu aşamada reklam maliyeti reklamverenin hesabına yazılmış oluyor. Sistemin reklamverenler ve yayınlayanlar açısından verimli olabilmesi […]

Yasaklanan internet sitelerine nasıl giriliyor?

Övgü AKGÜRGENovgu@medyakronik.com Bazı internet kullanıcıları, son zamanlarda web sitelerinin mahkeme kararı ile kapanmasından çok şikâyetçi olacak ki, yasaklanan sitelerin erişilebilir konuma getirilebilmesi için DNS ile oynanabilecek yeni fikirler geliştiriyorlar. Kullanıcıların arama motorları aracılığı ile bulduğu web siteleri ya da programlar, mahkeme kararıyla kapatılan web sitelerini aktif hale getiriyor. Hukuki açıdan yasal olmayan bu program ve web siteleri, illegal olarak birçok forum sitesi tarafından destekleniyor. Bu programlar ve web siteleri resimli açıklamalarıyla kullanıcıları kolaylıkla illegal sistemin içine sürüklüyor. Öte yandan DNS’in değişmesi ile internetin daha da hızlanacağını iddia eden site sahipleri de herkesi bu yasadışı sisteme davet ediyor. Peki DNS nedir?* DNS, host isimleri ile IP adresleri arasında eşleştirmeler yapan dağıtılmış bir database’e verilen isim olarak tanımlanabilir. Tek bir kişinin veya kurumun internet isimlerini internetin büyüme hızına paralel olarak tutabilmesi imkânsız olduğu için internet komitesi bu sorunu Domain Naming System’ı (DNS) kurarak çözmeyi yeğliyor.(*Kaynak: programlama.com)

ABD: Eve doktor çağırmak yeniden keşfediliyor!

Duygu Ertürk Ekonominin hemen her sektöründeki “kurumsallaşma” eğilimi, eve doktor çağırma âdetini neredeyse ortadan kaldırmıştı. Ancak “kurumsallaşma”nın hem doktorlar hem de tüketiciler için maliyetinin yükselmesi, diğer yandan da mobil haberleşmenin ve internetin gelişmesi bu eski alışkanlığı yeniden canlandırıyor. Ama işin adı bu kez çağa uyup “mobil doktor” oluyor. Yaşı 40’ı geçenler çocukluklarından, henüz 20’lerinde olanlar ise eski Türk filmlerinden hatırlayacaktır. Eskiden insanlar hasta olduklarında “doktor amca”yı ararlar; doktor amca elinde kahverengi çantası, içinde her daim stetoskop odaya girer, muayeneden sonra, genelde ince hastalığa tutulmuş olan hastanın yakınına: “Üç aylık ömrü kalmış ama Allah’tan ümit kesilmez” derdi. Türkiye’de yaygın olmasa da varlığını sürdürmeye devam eden bu yöntem ABD gibi ülkelerde çoktan tarihe karışmıştı. Ancak Amerikalı bir doktor, Jay Parkinson, bu eski sağlık geleneğini canlandırmak için harekete geçti ve ‘mobil doktor’ olmaya karar verdi. Herhangi bir hastanede çalışmayan ve kendine ait muayenehanesi olmayan Parkinson, hastalarıyla internet üzerinden (e-mail ve chat yoluyla) iletişim kuruyor ve hastanın evine, hatta işyerine kadar gidiyor. Parkinson’un hastası olabilmek için öncelikle yıllık 500 Dolar ödeme yapılması şart. Bu ödemeye, doktorun hastaya uygulayacağı ilk müdahale ve iki kere doktorla yüz yüze görüşme imkânı dahil. Üstelik hastaların sağlık sigortasının olması da gerekmiyor. Ofisten uzak olmak, Parkinson’a özgür bir çalışma ortamı sağlamanın yanı sıra, onu kira ve yanında çalışanlara ücret ödeme yükümlülüğünden kurtarmış. Neden bu yöntemi tercih ettiği sorusuna ise Parkinson şöyle cevap veriyor. “Öncelikle, istendiği zaman erişilebilen bir doktorun, kişi sağlığını çok olumlu yönde etkileyeceğini düşündüm. Bunun dışında, sağlık sektörünün -ki buna sigorta şirketleri ve özel muayenehaneler dahil- insanlardan faydalandıklarını ve onları maddi yönden sömürdüklerini gördüm. Ben bunu hastalarıma asla yapmıyorum.” Parkinson’un anlattıkları kulağa hoş geliyor. Eskilerde kalan bir sağlık geleneğiyle, bugünün teknolojilerini harmanlayan mobil doktorları çevrenizde tekrar görmeye başlarsanız sakın şaşırmayın!

Bütün kredileri ve kartları tek elden yöneten internet sitesi…

Çeviri ve derleme: Duygu Ertürkisimli bir internet sitesi bu durumdan musdarip müşteriler için yeni bir sistem geliştirdi: “internette para yönetimi.”Sistemin amacı kendi parasını yönetememekten ve harcadığının hesabını yapamamaktan yana dertli müşterinin derdine deva olmak. Üstelik her şey internet üzerinden iki tıkla gerçekleşiyor. Sistemi kullanabilmek için gereken ilk şey geçerli bir e-posta adresi. İsminizi kullanmak zorunda değilsiniz. E-posta adresinizi kullanarak online bankaya giriş yapıyor ve hesaplarınıza giriyorsunuz. Kişisel bilgileriniz elbette serviste gizli tutuluyor.Dünyada bir ilk olan servisle ilgili olarak firma, 3 bin civarında banka, finans kuruluşu ve kredi kartı kuruluşuyla işbirliği içinde çalışıyor. Kredi kartı işlemleriniz her gece kendi hesabınıza, anlaşılır olması için kategorize edilmiş bir biçimde yansıyor. Yani, benzine, manava, kuaföre vs. ne kadar para harcadığınızı tek tek görebiliyorsunuz. Ayrıca, elinizdeki parayı nasıl değerlendireceğiniz ve kazançlı çıkabileceğiniz konusunda, uzmanlardan tavsiye de alabiliyorsunuz. Ancak servisin piyasada fark yaratan en önemli özelliği hiç şüphesiz her zamankinden fazla harcama yaptığınızda ya da beklenenden fazla tutar geldiğinde önceden tedbirinizi almanız ve mağdur olmamanız için uyarı sistemi içermesi.Servis 7/24 internet ve cep telefonu üzerinden müşterilerin emrine amade. Ancak şu anda sadece Amerikalı müşterilere hizmet verebiliyor. Şimdiden 30 binden fazla kullanıcısı olan servisin amacı, bu yeni sistemi tüm dünyaya yaymak. Mint’in kurucusu ve yöneticisi Aaron Patzer’e göre, sistemle ilgili yaşanabilecek en önemli sorun, müşterinin, kişisel bilgilerini, isim vermeden bile olsa internette paylaşmak istememesi olabilir. Ancak Patzer, sisteme olan güvenini şu sözlerle ifade ediyor: “Şunu da unutmamak gerekir ki, yepyeni olan bu sistem, piyasadaki yeni fikirleri ödüllendiren TechCrunch40’tan En İyi Firma Ödülü’nü almamızı sağladı. Çünkü, yeni bir mecra olmakla birlikte, paranız bankada ne kadar güvendeyse, burada da en az o kadar güvende.” Bugüne kadar, kredi kartı ekstreleri, banka hesapları ve yatırımlarıyla ayrı ayrı ilgilenmek zorunda olan müşteri, artık evinin konforunu ve bankasının güvenilirliğini kendisine sunan bu yeni mecrada birçok işlemi aynı anda yapabilecek.Bu hizmet çok uzak olmayan […]

Çocuğunuza özel masal kitabı

Çeviri: Duygu Ertürk Flattenme masal kitapları satan bir internet sitesi. Müşteriler, siteye çocuklarının adını ve fotoğrafını yolluyor; site de onlara, kahramanı kendi çocukları olan kişiselleştirilmiş masal kitaplarını… Bu parlak fikir, 4 yaşındaki bir çocuğun annesi olan Margo MacDonald Redfern’den çıktı. Peki, sistem nasıl işliyor? Öncelikle müşteri bir masal kitabı seçiyor. Daha sonra, çocuğunun, kitapta yayımlanmasını istediği fotoğrafını flattenme.com adresine, çocuğun ismini ve cinsiyetini belirterek gönderiyor. Bundan sonrası tamamen siteye kalıyor. 10-14 iş günü sonrasında kitap elinize ulaşıyor. Ağustos ayından beri kişiselleştirilmiş kitap hizmeti veren sitede şu anda bu işlemi gerçekleştirebileceğiniz dört adet kitap bulunuyor: Tuesday Mushroom King, Here There Be Pirates, The Potty Dance ve My Little Monster. Çocuğunun bu masallardan birinin kahramanı olmasını isteyen müşteriler, 33 ABD Doları’nı gözden çıkarmak zorunda. Site şu anda yalnızca Amerika ve Kanada’da hizmet veriyor. Ancak çok kısa bir süre içinde kitapların Fransızca, Almanca ve İtalyanca versiyonlarıyla uluslararası satışa da geçilecek.Fikir, kulağa hoş geliyor. Son derece sevimli bu kişiselleştirme hizmetiyle anneler, dedeler ve diğer aile büyükleri çocuklara, masal kitabı hediye edecekler: çocukların kahramanı oldukları, yaratıcı ve bir o kadar da eğlenceli masal kitaplarını… Kaynak: springvise.com

Üniversitelilere ‘beleş yol’

Çeviri: Duygu Ertürk Amerikan üniversitelerinde ders notu ve bilgi paylaşımı sunan yeni bir site deneme yayınına başladı. Şu anda sadece Güney Kaliforniya, Cornell ve Princeton başta olmak üzere az sayıda okulda geçerli olan uygulamayla birlikte, üniversite öğrencileri, notlarını, raporlarını, taslaklarını ve çalışma rehberlerini internet üzerinden bir forumda toparlayabiliyor ve tüm dokümanlarını forum aracılığıyla diğer öğrencilerle paylaşabiliyorlar. Sitenin adı “thecollegefreeway.com” yani ‘beleş yollu üniversite’… Forumlardaki bilgi havuzundan faydalanmak için öğrenciler siteye üye olmak zorunda. İster doğrudan üye olurlar; ister Facebook hesabını kullanarak siteye giriş yaparlar.Tahmin edilebileceği gibi site, öğretim görevlileri tarafından onaylanmıyor. Çünkü tüm ders materyallerine, parmağını dahi kıpırdatmadan, düzenli olarak ulaşabilen öğrencilerin derse katılımında büyük ölçüde düşüş yaşandığı gözlemleniyor. Diğer taraftan site, öğrenci eliyle hazırlanmış materyallerden oluştuğu için, üniversite, telif hakkı, özlük hakları gibi dertlerle uğraşmak zorunda kalmıyor. Adına yaraşır şekilde site herhangi bir ücret talep etmiyor. Masraflar, Google reklamları aracılığıyla karşılanıyor. İçeriği kullanıcı tarafından hazırlanan bu tip sitelerin güvenilirliği her zaman tartışma götürür. “Beleş yol” uygulaması üniversite sayısı ve havuzlarda biriken dokümanların sayısı açısından şimdilik son derece sınırlı. Ancak internet girişimcilerinin önünde şu anda iki seçenek var: Ya uygulama benimsenir ve diğer ülkelerdeki üniversitelerde de buna benzer siteler kurulur ya da bu şekilde serbest bilgi paylaşımının diğer iş alanlarını ne şekilde etkileyebileceği düşünülür. Kaynak. Springwise

Youtube siyasetinin doğuşu…

Dilek Gündüz dgunduz@medyakronik.com Video paylaşım sitesi Youtube’un politika editörü Steve Grove, kalabalığın gücüne inananlardan… O, dünyanın en zeki insanlarının da Youtube’u tıklayan 71 milyonu aşkın kullanıcı olduğunu düşünüyor. Bu kullanıcılar, ayda iki buçuk milyar online video gönderip izliyor. Grove, 30 yaşında başarılı bir yönetici ve Youtube’un politika sorumlusu ama o kendisini bir editörden çok sitenin “içerik karmaşası denizi”nde bir görevli olarak tanımlıyor. Youtube’un politik içeriğe sahip videoları arasında en popüler olanlar Obama Girl (2008 başkan adayı Barack Obama’nın propagandası), Hillary Clinton’ın robot gülüşüyle dalga geçen klipler ya da John Edwards’ın saçları ve makyaj rutinini konu alan videolarla kısıtlı değil. Kullanıcıların yarattığı videoların, başkanlık seçimlerini 2006’dakinden çok daha farklı, hatta akla gelmeyecek türde şekillendirdiğini söylemek yanlış olmaz. Bunun en güzel örneği de, Senatör George Allen’ın kırdığı potun Youtube’da ortaya çıkması üzerine kariyerinin sona ermesi… Allen, rakip seçim kampanyası çalışanına kameralar önünde “Maymun” demiş ve bu sözcük onun için sonun başlangıcı olmuştu. Sitenin politika editörü Grove da bu olayı “Youtube siyasetinin doğuşu” olarak tanımlıyor zaten. “Dünyanın en büyük belediye binası” Daha üç yıl önce esamesi bile okunmayan Youtube, politikacılar için artık bir propaganda aracı olarak kabul ediliyor. ABD’deki başkanlık münazaraları sırasında Youtube kullanıcılarının ilginç sorularına maruz kalan adayların hiçbiri bu durumdan şikâyetçi olmadı. Demokratlar, eriyen bir kardan adam tarafından küresel ısınmaya dair sorulara tabi tutulurken, Cumhuriyetçiler elinde tüfek tutan bir genç tarafından silah kontrolü konusunda köşeye sıkıştırıldı. Youtube’dan önce Boston Globe ve ABC News’da da muhabir olarak çalışan Grove, “Eğer Youtube’da değilseniz, tartışmanın da bir parçası değilsiniz” diyor ve ekliyor: “Burası dünyanın en büyük belediye binası”. Politikacıların siteye yükledikleri videoların bir kısmı televizyon kanalları tarafından da kullanılıyor. Cumhuriyetçi aday Mike Huckabee ve aksiyon yıldızı Chuck Norris’in birbirlerine iltifat ettikleri video bu türün en başarılı örneklerinden biri olarak sitedeki yerini almış bulunuyor mesela. Grove, adayların ve destekçilerinin siteyi politik saldırı başlatmak ya da […]

“Amaç sansür ve ifade özgürlüğünü kısıtlamak”

Bilgehan Aykul baykul@medyakronik.com İnternetin bir derya olduğunu, arama motoruna yazılan en masum sözcüğün hiç umulmadık sitelere ulaşım sağladığını artık herkes biliyor. Peki 23 Kasım’da yürürlüğe giren 5651 sayılı yasa bizi nereye kadar koruyacak, hangi noktada suçlayacak? İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Özgür Uçkan, yapılan yasal düzenlemelerin öteden beri TCK’da yer aldığını ancak yeni çıkan yasa ile eski düzenlemelerin işlevsiz hale getirildiğini söylüyor. Anlaşılan o ki, yasal uygulama konusunda herkesin kafası karışık. Belirsizlikler soruları da beraberinde getiriyor. Uçkan, “Esas sorun neyin yasal neyin yasal olmadığına karar verecek kişiden kaynaklanıyor” diyor. Çünkü neyin çocuk pornosu sayılacağına, nelerin intihara yönlendireceğine, neyin müstehcenlik içerdiğine ve nelerin kumardan sayılacağına bir kurumun başındaki idari müdür karar verecek. Bu kurum da Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı. Karar vericinin neleri göz önüne alarak ve nasıl bir bakış açısıyla hareket edeceğini kestirmek ise mümkün değil. Uçkan, yasanın durumunun da muğlak olduğunu söylüyor. Uçkan’a göre yasanın tartışmaya açık birçok tarafı olduğu gibi niteliksel tutarsızlıkları da söz konusu. Uçkan durumu şöyle bir örnek vererek açıklıyor: “Neyin sanat olduğunu bilmeyen biri ihbar hattını arayıp ihbarda bulunacak fakat ihbar ettiği sitenin çıplak kadın resimleri çizen bir ressama ait olduğunu bilmeyecek. Ya da Metallica’nın sitesi insanları intihara sürükleyebileceği gerekçesiyle şikâyet edilebilir. Bu ve bunun gibi birçok nedenden ötürü davalar açılacak, bazı siteler kapanacak bazıları sansürlenmiş bir şekilde yayın hayatına devam edecek.” “Bugün seks içerikli siteler, yarın…” Türkiye’nin, Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinde henüz “Uluslararası Siber Suçlar Kanunu”nu imzalamadığını ve hızla polis-devlete gittiğimizi söyleyen Uçkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Amaç sansür ve ifade özgürlüğünü kısıtlamak. Mesela AIDS hakkında bilgi almak için Google’a ‘seks’ yazarsın. Anahtar kelimeyi yanlış girdiğin için sayfa açılmaz. Durum daha da kötüye gidebilir. Basın kanunu da birçok sansürü içerecek, istediğin haberi, istediğin şekilde koyamayacaksın, çünkü internet polisi seni yakalayacak.” Hukuk devletinin asıl yükümlülüğünün halkını korumak olduğunu söyleyen Uçkan, bugün seks içerikli görüntüleri sansürleyenlerin yarın muhalefeti […]