Etiket işçi

Ekranın çocuk işçileri

Meltem Ürüt Televizyon dizilerinde ve reklâm aralarında son zamanlarda çocuk oyuncularla ne kadar sık karşılaştığımızı fark ettiniz mi? Neredeyse her dizi ve reklâm filminde mutlaka en az bir çocuk oynuyor. Aileler akın akın çocuklarını, oyuncu arayan ajanslara yazdırıyorlar. Peki, çocuklar bu denli göz önünde olmaktan nasıl etkileniyor ve çalışma koşulları bu “çocuk işçiler” için ne kadar uygun? Yaşıtı diğer arkadaşları onların yerinde olmak için can atıyor. Ajanslarda kayıtlı diğer çocuklar da onlar gibi bir dizide yer almak için sıraya giriyor. Ancak dışarıdan rengarenk görünen çocuk oyuncuların dünyası aslında o kadar da kolay değil. Kendi parasını kazanmanın tadını küçük yaşta öğrenen bu çocuklar, okul ve oyunculuğu da bir arada götürmeye çalışıyor. Ve onların çalıştığı set ortamları Türkiye şartlarında aslında pek de çocuklara uygun değil. Sine-Sen: “Çocukların sette 15–16 saat bekletildiği oluyor” Türkiye Sinema Emekçileri Sendikası Sine-Sen, çocuk oyuncuların çalışma koşulları anlamında normal çalışanlardan bir farkı olmadığı görüşünde. Sine-Sen örgütlenme uzmanı Zafer Ayden’in anlattığına göre, en çok şikâyetçi oldukları konu, uzun çalışma saatleri: “Kimi çocukların günde 15-16 saat setlerde bekletildiği oluyor. Uyku saatlerine dikkat edilmeden, belki öğrenimleri de engellenerek, okullardan rapor alarak çalışıyorlar. Herhangi bir sosyal güvenceleri de yok. Kayıtlı çalışmıyorlar. Sabahın köründen, gecenin bir yarısına kadar çalışan çocukları sette uyurken gördüğümüz oluyor.” “Ebeveynler, ünlü olma arzularını çocukları üzerinden yaşamamalı” Yeditepe Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, olumsuz set ortamlarının çocukların sosyal gelişimini ve eğitim hayatını da olumsuz etkileyebileceğini ve bu konuda ebeveynlere büyük iş düştüğünü söylüyor: “Ebeveynler kendi ünlü, tanınır olma arzularını çocuklarının üzerinden yaşama heveslerine ket vurabilmeliler. Eğitime gelinceye kadar bu çocukların oyun oynamaya ve aylaklık etmeye dahi zamanları olmuyor. Küçük yaşlarında sanayide çalıştırılan çocuklar nasıl içimizi acıtıyorsa, televizyonun renkli, allı pullu dünyasında “yıldız”cılık oynayan çocukları düşünürken de biraz ezberimizi bozmamız lazım.” Şartlar ağır olduğu gibi, film ve dizilerin öyküleri de çocuklara ağır gelebiliyor. Bazı çocuk […]

İşçiyiz, genciz, kamptayız!

Mustafa Kuleli Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (TAREM) ile DİSK ve Türk-İş’e bağlı sendikalar, dünya çapında bir genç işçi buluşması düzenliyor. Rosa Luxemburg Vakfı, İşçi Filmleri Festivali ve Şişli Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenecek olan “Dünya Genç İşçi Buluşması 2008 / Türkiye” kapsamında, dünyanın birçok ülkesinden gelecek genç işçiler, Türkiye’deki genç işçilerle buluşarak örgütlenme ve mücadele deneyimlerini paylaşacak, uluslararası dayanışmanın olanaklarını tartışacaklar. Birleşik Metal-İş’in Balıkesir Gönen’deki Kemal Türkler Tesisleri’nde 7-15 Haziran 2008 tarihlerinde gerçekleşecek olan bu buluşma Türkiye’de bir ilk olacak. Buluşmaya İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Gebze, Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinden katılım sağlanacak. Diyarbakır’da çalışan sendikalı ve sendikasız çok sayıda genç işçinin kampa katılımı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenecek. Buluşmaya yurt dışından Almanya, İtalya, Rusya, Sırbistan, Kosova, Bosna, Mısır, Belçika, Azerbaycan, Kazakistan, Venezüella, Şili, Bolivya, Arjantin, Brezilya ve Filipinler’den genç işçi temsilcileri katılacaklar. “Örgütlü yaşam ve güvenli gelecek” “Örgütlü yaşam ve güvenli gelecek” için buluşacak olan genç işçiler 9 günlük bu buluşma kapsamında paneller, forumlar, söyleşiler, atölye çalışmaları, film gösterimleri ve konserler gerçekleştirecekler. Program, Türkü Hazel’in sunuculuğunu yapacağı ve Moğollar’ın sahne alacağı 8 Haziran’daki açılış gecesi ile başlayacak. Buluşma kapsamında yapılacak panellerde ‘Genç işçiler ve sorunları’, ‘Emek göçü ve ırkçılık’, ‘Endüstriyel futbol / spor’, ‘Çalışma hayatında ve sendikal alanda kadın’, ‘Mesleki eğitim’, ‘Çevre’, ‘İşçi sınıfı, sendikalar ve siyaset’, ‘Savaş ve barış’ konuları ele alınacak. Kampın 3 günü boyunca yapılacak atölye çalışmalarında mücadele deneyimlerini ve örgütlenme olanaklarını tartışacak genç işçiler, düzenleyecekleri forumla da atölye çalışmalarının sonuçlarını birbirleriyle paylaşacaklar. Kamptaki bir diğer forum ise kadın işçilerle ilgili olacak. Çalışma alanında ve sendikal alanda kadının yerinin konuşulacağı foruma çeşitli işyerlerinden çok sayıda kadın işçi de katılacak. Türkiyelilere Latin Amerika dersleri Yurt dışından katılan işçi temsilcileriyle birlikte yapılacak söyleşilerde, temsilciler mücadele deneyimlerini paylaşacak. Bu kapsamda Latin Amerika’da yaşanan neoliberal yıkım politikalarının sonuçları ve buna karşı gerçekleştirilen “işgal fabrikaları” deneyimleri anlatılacak. Arjantin […]

Polis terörünün faturası esnafa çıktı

1 Mayıs’ta dükkanını açmaya cesaret edemeyen esnafla birlikte dükkanını açanlar da günü zararla kapattı. Yaşanan olayların insanları korkuttuğunu ve hiç müşteri olmadığını aktaran Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği (OTİAD) Başkanı Gaffar Koca, Şişli bölgesindeki esnafın bir günlük kaybının 22 milyon dolara ulaştığını tahmin ettiklerini açıkladı. Osmanbey ve geniş çevresinde yaklaşık 4 bin esnafın bulunduğunu belirten Koca, bu bölgenin yıllık 5 milyar dolar ciro gerçekleştirdiğini ve 200 bin kişiye iş olanağı sağladığını söyledi. Biz de 1 Mayıs’ta polis ablukasının en yoğun olduğu bölgede, DİSK Genel Merkezi’nin bulunduğu Abide-i Hürriyet Caddesi üzerindeki esnafa, olaylardan nasıl etkilendiklerini sorduk.Engin Çalık

Biber tadında bayram

İstanbul’da 1 Mayıs’ın görüntüsü sıkıyönetim günlerini aratmadı. Binlerce polis, Mecidiyeköy, Şişli ve Dolapdere’de toplanıp Taksim Meydanı’na çıkmayı isteyen grupları güç kullanarak engelledi. Kentin bu bölgelerinde bulunanlar gün boyunca biber gazı soludu, 500’den fazla kişi gözaltına alındı. İstanbul belki de, bugünün bayram olarak kutlanmamasının gerekçesi olarak gösterilen kaybın daha büyüğünü yaşadı.Mustafa Kuleli-Berivan Yurtsevener

‘Ayak takımı’ ayaklar altında

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, hükümet, içişleri bakanlığı ve İstanbul Valiliği’nin gayretleriyle beklendiği gibi olaylı geçti. İstanbul Valisi Muamer Güler’in iddia ettiğinin aksine polisler “orantılı” değil, neredeyse “intikam” amaçlı “şiddet” kullandı. Biber gazi ve tazyikli suyla grupları dağıtan polisler plastik mermi atan silah kullanmaktan da çekinmedi. Özellikle kullanılan biber gazları nedeniyle çok sayıda kişi fenalık geçirdi. Şişli Etfal Hastanesi’nde de polisler, kendilerine taş atarak kaçan bir grubu kovalarken girdikleri hastane bahçesinde uyarılara rağmen çok sayıda gaz bombası kullandı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ile Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) binalarının içine de gaz bombaları atıldı. Bu nasıl “orantı” Üç büyük emek örgütü DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ’in 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama talepleri, başbakan ve kimi bakanlar tarafından “devlete baş kaldırmak” diye nitelenince, İstanbul Valisi Muaamer Güler’in dile getirdiği “orantılı şiddet” yerini bilindik görüntülere bıraktı. İstanbul’da ilan edilen “sıkıyönetim” uyarınca Taksim ve çevresindeki birçok cadde ve yol, bir gün öncesinden trafiğe kapatılmıştı. İstanbul polisinin yanı sıra Rize, Erzincan, Diyarbakır ve Şanlıurfa da dahil 12 ayrı ilden takviye polis getirilirken askeri birlikler de Taksim çevresinde güvenlik önlemi aldı. Bariyerlerle çevrilen ve kimsenin girmesine izin verilmeyen Taksim Meydanı’nda adeta kuş uçurtulmadı. Taksim Meydanı’na çıkmayı hiçbir grup başaramazken, Şişli, Kurtuluş, Nişantaşı, Beyoğlu, Cihangir, Osmanbey, İstiklal Caddesi ve Firuzağa’dan meydana gitmek isteyen gruplara tazyikli su ve gaz bombası kullanarak müdahale edildi. Yer yer uzun süreli çatışmalar çıktı. DİSK’lilere üç kez polis saldırısı Polislerin ilk müdahalesi Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi Nakiye Ergül Sokak’ta bulunan DİSK Genel Merkezi’nde yaşandı. Bir gece öncesinden sendika önünde toplanan işçilere polis, sabah 06.30 sıralarında biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Genel merkez binasının içine de su sıkılıp gaz bombaları atılınca fenalaşan 2 kişi ambulansla hastaneye götürüldü. Bazı işçilerin de gözaltına alındığı ilk müdahale sonrasında yüzlerce işçi sendika binası içinde beklemeye devam etti. Yarım saatlik bir bekleyişin ardından yeniden sendika binasının önüne […]

Etfal’deki şiddetin oranı neydi?

Ahmet Şık Yıllar yılı polisin, özellikle de demokratik hak taleplerine” uyguladığı şiddet görüntülerine tanık olan benim için İstanbul Valisi Muammer Güler’in tarifinde bahsedilen “orantılı şiddet”in ne olduğunu kestirmek güç değildi. Zaten gün boyunca Taksim ve çevresindeki görüntüler de bizi haksız çıkarmadı. Ama 1 Mayıs 2008 günü Şişli Etfal Hastanesi’nde yaşananlar bildiğimiz gerçekliğin de üstüne çıktı. Çeşitli haber kanallarında yer alan Vali Güler’in açıklamalarına göre polis, Şişli Etfal Hastanesi’ne doğru kaçan bir grubu dağıtırken “kazara” düşürdüğü gaz bombasının patlaması sonucu hastalar, yakınları ve hastane personeli zor anlar yaşamıştı. Ama ben bizzat olaya tanık olmuş bir gazeteci olarak işin aslının böyle olmadığın söylüyorum… Evet, polise taş atarak Şişli Etfal Hastanesi’ne doğru bir grup kaçtı. Evet, polis grubu kovaladı. Ama sonrasında yaşananlar için “kazara” demek pek mümkün değil. Önce hastaneye giden yol, sonra hastanenin kapısı gaz bombalarından nasibini aldı. Öyle ki kimi zaman göz gözü görmeyecek derecede beyazlığa büründü ortalık. Hastane bahçesinde operasyon Polis kovalayıp, üzerlerine de gaz bombaları atılınca haliyle kaçıyordu göstericiler. Nihayetinde hastanenin bahçesine kadar girip dağıldılar. Hemen ardından gaz maskeli çevik kuvvet polisleri doluştu bahçeye. Polisler bağırıp çağırıyor ortalığa küfürler savuruyordu. Gazetecileri “vatanı bölmekle” suçlayıp “dikkatli olun” diye uyarıyorlardı. Ortalıkta görünenler sadece tedavi olmaya gelmiş hastalar ve yakınları ile hastane personeliydi. Her biri bir köşede gazdan etkilendikleri için öksürüp, kusmaya çalışıyordu. Acil servisin hemen karşısında bulunan hastane kantininden üzerinde önlüğüyle çıkan bir görevli, “Burası hastane ne yapıyorsunuz?” diye sorunca. Küfürlerden o da nasibini aldı. Gözleri yaş içindeki görevli hem kızıyor hem de yalvarıyordu adeta, “Burada hastalar var. Çocuklar var gaz atmayın.”“Ver lan şu bombayı” Bu sırada hemen önümüzdeki polislerden biri okkalı bir küfür savurup yanındaki meslektaşına döndü. “Ver lan şu bombayı”. Hemen yerine geldi istek. El bombası biçimindeki gaz bombasını eline alan polis bir anda pimini çekerek kantinin içine atıp, “Şimdi konuş bakalım” dedikten sonra arkasını dönüp gitti. Şaşırmıştık. Ama […]

“Hanemize tecavüz edildi”

Sabahın erken saatlerinden itibaren Şişli’deki Genel Merkez binası polis tarafından abluka altına alınan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve bazı sivil toplumu örgütü yöneticileri öğle saatlerinde can güvenlikleri bulunmadığı gerekçesiyle Taksim’e yürüyüş kararlarından vazgeçtiler. Polisin sabah saatlerinden başlayarak su ve biber gazıyla sendikacılara uyguladığı fiziksel şiddet ve baskı sonucunda DİSK Genel Merkezi önünde öğle saatlerinde çok sınırlı sayıda bir kalabalık toplanabildi. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Taksim’e yürüme kararından vazgeçtiklerini açıkladıktan sonra Genel Merkez önünde yaptığı basın açıklamasında AKP hükümetini yalnız kendine demokrat olmakla suçlayarak şunları söyledi: “1 Mayıs’ı kutlayanları engellemek için akla gelen her türlü şiddet uygulanmıştır. Sendikamızın İşçimizin hanesine tecavüz edilmiştir, saldırılmıştır. Bunu kınıyorum. Gaz bombalarıyla, sularla işçi sınıfının birlik dayanışma gününde acımasızca, insanlık dışı her türlü uygulamayı yaptılar. İşte AKP iktidarının kendisine demokrat, yalnız türbana özgürlük isteyen ikiyüzlülüğü ortaya çıkmıştır. “Güventürk Görgülü Gökhan Tan 

“Taksim’de kutlama herkesin hakkıdır”

Avrupa Birliği de dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde tatil ilan edilen ve resmi bayram olarak kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı Türkiye’de gerginliklere konu olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da sendikalar İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama taleplerini İstanbul Valiliği’ne ilettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da hükümet ve mülki idare yetkilileri güvenlik ve provokasyon ihtimali gibi gerekçelerle bu talebi reddettiler… Ancak geçen yıllardan farklı olarak emek örgütleri bu yıl Taksim konusundaki ısrarlarını sürdürüyorlar. Biz de vatandaşa mikrofonu uzattık ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasıyla ilgili görüşlerini sorduk. Konuştuğumuz vatandaşların çoğunluğu 1 Mayıs’ın taksim’de kutlanmasının doğal bir hak olduğunu düşünüyor. Esnaf ise önceki yıllarda meydana gelen olaylardan özellikle de dükkanlarının içine kadar biber gazı sıkılmasından oldukça kaygılı.Muhabir: Akman Yengin Kameraman: Uğur Orakçı

Taksim’de 1 Mayıs’a izin yok, İstanbul’da sıkıyönetim var

Ahmet ŞıkÜç büyük emek örgütü Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) Taksim’de 1 Mayıs kutlaması yapmalarına hükümetten izin çıkmadı. Dün (28 Nisan) Ankara’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le bir araya gelerek sorunu çözmeye çalışan sendikaların talepleri reddedildi. Faruk Çelik ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay birlikte yaptıkları açıklamada 1 Mayıs’ın emek ve dayanışma bayramı olarak mülki idarelerin gösterdikleri alanlarda kutlanması gerektiğini söyledi. Öte yandan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de bu konuda bir yorum yaparak 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının “anayasaya karşı gelmek” olduğunu söyledi. Hükümetten gelen bu açıklamaya paralel olarak İstanbul’da bir basın açıklaması yapan sendikalar ise 500 bin kişiyle Taksim’de olacaklarını etti. “Taksim izin verilecek alan değil” Hükümet adına yapılan basın toplantısında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, 1980’den sonra kaldırılan 1 Mayıs’ın Bakanlar Kurulu kararıyla “Emek ve Dayanışma Günü” ilan edildiğini hatırlatarak, 1 Mayıs’ın kamplaşmalar ve ölümlerle değil demokrasi kültürünün zirveye çıktığı bir gün olarak hafızalarda yer etmesini istediklerini söyledi. Bu bakış açısının yeni açılımları da beraberinde getirebileceğini ifade eden Çelik, “Hükümet olarak önceliğimiz, nerede kutlanacağından ziyade, 1 Mayıs ile ilgili olumsuz imajı silmek ve ortadan kaldırmaktır. Tüm sivil toplum kuruluşlarının ve emekçilerinin bu konuda aynı duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz. Olası hukuk dışı eylemlere, provokasyonlara ve yönlendirmelere emekçilerin rağbet etmeyeceğine inanıyoruz” dedi. İçişleri Bakanı Atalay da, 1977 yılından bu yana Taksim Meydanı’nın toplantı ve gösteri yürüyüşleri için tahsis edilmediğini belirterek, “Bunun haklı gerekçeleri vardır, bunun anlaşılması lazım. Taksim Meydanı giriş çıkışı çok olan bir meydandır, denetlenmesi zor bir alandır. İstanbul’daki belli bölgelere trafik akışının adeta merkezidir, vatandaşımızın günlük hayatını çok etkiler, çok özel bir bölgedir” dedi. İstanbul’da mitingler için belirlenmiş 4 alan bulunduğunu ve kutlamaların buralarda yapılmasını gerektiğini belirterek, “Taksim, bu manada değerlendirilen, bu manada izin istenebilecek veya izin verilebilecek bir alan değildir. […]

İstanbul Valisi’nden 1 Mayıs’ta “orantılı şiddet” tehdidi

Ahmet Şık İstanbul Valisi Muammer Güler, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı Taksim’de kutlamak isteyen emek örgütlerini ve emekçileri “kanunsuz eylem hazırlığı”yla suçlayarak; 1 Mayıs’ta Taksim’de kutlama yapmak isteyenleri, “Güvenlik görevlileri kanunsuz toplantıyı dağıtmak durumundadırlar. Güvenlik güçlerinin izin vermeyeceğini, zorla dağıtılacaklarını lütfen bilsinler” diye tehdit etti. Vali Güler’in bu açıklamasına sendikaların yanıtı ise gecikmedi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı İsmail Hakkı Tombul yaptıkları açıklamada, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararlarının arkasında olduklarını söyledi. Sendikacılara suç duyurusu DİSK, KESK ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsilcilerinin geçen hafta yaptıkları ortak açıklamayla 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını duyurmalarından sonra İstanbul Valisi Güler, bugün (28 Nisan) bir basın açıklaması yaparak Taksim’de kutlanmak istenen 1 Mayıs gösterilerinin kanunsuz eylem olduğunu söyledi. Sendikalardan “sağduyulu davranmalarını” rica eden Güler, “Taksim’de kitlesel katılımın olduğu bir eylem İstanbul’un ‘ticari ve turistik potansiyelini ve gündelik yaşamını olumsuz’ etikler. Bu yüzden, sendikaları izinli alanlar olan Kartal, Kadıköy, Kazlıçeşme veya Çağlayan’da eylem yapmaya davet ediyorum” dedi. Kanunsuz toplantının ve buna davette bulunmanın da suç olduğunu belirten Vali Güler, bu nedenle geçen haftadan itibaren davette bulunan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduklarını sadece Kazancı Yokuşu’nda basın açıklamasına izin verileceğini duyurdu. İstihbarat raporu varmış 1 Mayıs için İstanbul dışından da polislerin geleceğini belirten Güler, istihbarat raporlarına göre “bölücü, yasadışı ve marjinal” diye adlandırdığı grupların kışkırtıcı eylemlerle polisle çatışmaya hazırlandıklarını da iddia ederek, “Bunlar ciddi raporlardır” dedi. İzin verilen alanlardaki eylemlerin polisin önceden denetim yapması nedeniyle güvenli olduğunu, ancak Taksim’de bir eylemin polisin kontrolü olmayacağı için güvensiz olacağını da öne süren Güler, “İstanbul’da miting yapılacak alanlar ve güzergahlar bellidir. İlan edilmiştir. Sivil toplum kuruluşlarına davette bulunuyorum. Gelin 1 Mayıs’ı bu meydanların birinde veya hepsinde yapın. Taksim Meydanı toplantı ve gösteriler için belirlenen yerler içinde değildir. Ayrıca Taksim büyük katılımlı kutlamalar için de güvenli değildir. Kazancı Yokuşu’na çiçek bırakılması, […]

“Ayaklar” başları uyarmak için Taksim’de

Ahmet Şık Emek örgütleri DİSK, KESK, Türk İş yaptıkları ortak bir açıklamayla, artık resmi bayramların arasına katılan 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını açıkladı. Günler öncesinden 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istediklerini belirten sendikacılara hükümet cephesinden eleştiriler yöneltilmiş ve Taksim’de kutlamalara izin verilmeyeceği söylenmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar” demeci de sendika temsilcileri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. “Taksim emekçilere de açık olmalı” 1 Mayıs Tertip Komitesi’nde yer alan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Sekreteri Mustafa Türkel, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Sekreteri Abdurrahman Daşdemir, 25 Nisan’da bir basın toplantısı düzenledi. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın programını açıklayan sendika temsilcileri, Taksim’in yasak alan ilan edilmesini eleştirerek, “Hükümet, bu hakkın önüne yasak ve engel koyamaz, koymamalıdır. Artık sadece sendikalar değil bütün emekçiler, örgütler ve siyasi partiler Taksim’i 1 Mayıs alanı olarak görüyor. Taksim herkese olduğu gibi, emekçilere de açık olmalıdır. ‘Ayaklar başı yönetmeye kalkarsa kıyamet kopar’ diyen başbakan dikkatli olsun” dediler. SSGSS ve emeğe saldırılar protesto edilecek Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği’nde yapılan toplantıda DİSK, KESK ve Türk İş temsilcileri 166 ülkede, 23 AB ülkesinde ve ABD’de tatil olan 1 Mayıs’ın Türkiye’de de tatil olmasını istedi. Sendikacılar hazırlıkların halen sürdüğünü, 1 Mayıs’ta Şişhane, Dolmabahçe ve Şişli’den Taksim’e şiddetsiz, karanfillerle yürüneceğini söyledi. 1 Mayıs’ta emekçilerin SSGSS olarak bilinen yeni Sosyal Güvenlik Yasası’nı ve emeğe yapılan saldırıların protesto edilip yeni hak kazanımları için mücadele edeceklerini belirten sendikacılar, “Siyasi iktidarların baskısından nasıl kurtulacağımıza, kayıt dışılığın, işsizliğin nasıl çözüleceğine dair söylemlerimizi ortaya koyacağız” dediler. Kutlama alanı taksim, toplanmalar 3 merkezde Komitenin verdiği bilgiye göre katılımcı gruplar Şişli, Şişhane ve Dolmabahçe olmak üzere üç koldan toplanarak Taksim’e doğru yürüyüşe geçecekler. Türk-İş Dolmabahçe’den, DİSK Şişli’den, KESK Şişhane’den yürüyecek. Toplanma saat 10.00’da, yürüyüş 11.00’de başlayacak ve Taksim’de buluşulacak. Katılımcı sendika ve örgüt temsilcileri ile milletvekillerinden oluşan heyet Kazancı Yokuşu […]

Tatilsiz resmi bayram

Ahmet Şık Her yıl, kendisi gelmeden gerginlik haberlerinin medyaya düştüğü bir kutlamadır 1 Mayıs. Faillerinin devlet destekli kontrgerillalar olduğunu artık herkesin bildiği 1977 travmasının üzerine, 1996 yılında Kadıköy’de 3 kişinin polis kurşunlarıyla can vermesiyle sonuçlanan çatışma görüntüleri de eklenince her yıl aynı bildik senaryolar tekrarlanıp durur Türkiye’de. Önce ana akım medya sınıfına giren basın organlarında polis kaynaklı haberler boy göstermeye başlar. Hepsi de “işçi sendikalarının arasına sızan terör örgütü mensuplarının” diye başlayıp, “kutlamaları provoke etmek, çatışma çıkarmak, iş yerlerini yakıp yıkıp yağmalamak” gibi ibarelerin bolca geçtiği haberlerdir. Sonra sendikaların yaptığı başvurular bu haberler dayanak gösterilerek geciktirilir, mülki erkân gözden ırak bir yerde 1 Mayıs’ın kutlanması için bastırır da bastırır. Sendikalar itiraz eder en sonunda “uygun yer” bulunur, 1 Mayıs kutlanır gider.Birkaç yıl öncesine dek böyle sürüp giden uygulama artık sendikaların, 1 Mayıs’ın sembol haline gelen kutlama alanı olan Taksim’de ısrar etmeleri üzerine farklı yaşanıyor. Taksim yasak polis şiddeti serbest Evet, yine aslı astarı olmayan sızdırma haberler yapılıyor. Yine sendikalara zorluk çıkartılıyor ama farklı olarak 3 yıldır Taksim’de ısrar ediliyor. Geçen yıl da tıpkı bu yıl olduğu gibi İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Taksim Meydanı’nda gösteri ve yürüyüş yapılmasının yasak olduğu açıklamışlardı. Sendikalar da haklı olarak milli maçlardan sonra ve başka “milliyetçi hezeyan barındıran” bir takım vesilelerle bu alanda kutlamaların yapıldığını hatırlatmıştı. Bu ısrarın sonunda miting alanı Taksim diye belirleyen sendikaların ısrarının sonunda ortaya çıkan tablodan hafızalarda kalan tek şey polisin orantısız şiddet sahneleriydi. Bu yıl da benzer tartışmalar beklenildiği gibi başladı ve sürüyor. Sendikalar kutlamaların Taksim’de yapılmasını istedikleri gibi bir de 1 Mayıs’ın resmi tatil olmasını istiyorlardı. Sendikalara TBMM’den destek Bu kez sendikalara TBMM’den de destek çıktı. Demokratik Toplum Partisi ile Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı ve İstanbul milletvekili Ufuk Uras geçtiğimiz günlerde 1 Mayıs’ın resmi tatil olması için hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. […]

Emekçiler Kadıköy’de “Mücadeleye devam” dediler

Yaklaşık 15 bin kişi bugün (6 Nisan), Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasa Tasarısının tamamen geri çekilmesi için Kadıköy’deydi. Kadıköy Tepe Natulius ve Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde, iki ayrı koldan, saat 13:30’da toplanmaya başlayan kitleler Kadıköy İskele Meydanına pankartlar, dövizler, sloganlar eşliğinde soğuk ve yağmurlu havaya aldırış etmeden yürüdüler. Emek Platformu’nun 1 Nisan’daki iş bırakma eyleminin ardından bugünkü eylemde öne çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti ile yasa adına hiçbir mutabakat sağlanmadığı ve yasa geri çekilene kadar mücadeleye devam etme karar alınması oldu. Bir diğer önemli gelişme de Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk İş) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Hak-İş) katılmadığı eyleme Türk İş’e bağlı 11 sendika katıldı. Ayrıca demokratik kitle örgütleri ve sendikalar 1 Mayıs’ın Taksim’de gerçekleşeceğini ilan ettiler. Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu miting tertip komitesi adına Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Ali Çerkezoğlu, TTB Genel Başkanı Gençay Gürsoy, Türk İş İstanbul Şubeler Platformu adına Harb İş Şube Başkanı Hüseyin Ömer, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası adına Alaatin Dinçer’in yaptığı konuşmalarda hükümetle uzlaşmanın söz konusu olmadığına vurgu yapıldı. SSGSS’yle kazanılmış hakların kaybına dikkat çekildi. Bundan sonrası içinse yeni eylemlere çağrı yapıldı. Ayrıca feministler adına yapılan konuşmada kadınların hayatında SSGSS’nin nasıl bir yıkıma yol açacağına değinildi. Miting programı konuşmaların ardından Grup Yorum’un konseriyle son buldu. “Direne direne kazanacağız”, “Genel grev genel direniş”, “Mezarda emekli olmayacağız”, “AKP yasanı al başına çal” sloganlarının atıldığı mitingin katılımcıları şöyleydi: Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç Sen), Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal İş), Sosyal Haklar Derneği (SHD), Dev Sağlık-İş, Nakliyat-İş, Limter-İş, Sine-Sen ve Emekli-Sen, Tüm Bel-Sen, Yapı-Yol Sen İstanbul Şube, BES 3 No’lu Şube, Haber-Sen, Kültür Sanat Sen, Tarım […]

Türk-İş’in sendikaları sokaklarda, kendisi yok

Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Platformu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısının (SSGSS) geri çekilmesi için 6 Nisan’da İstanbul, Kadıköy’de eylem düzenliyor. Eyleme katılanTürkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) bağlı 10 sendika şöyle: Türkiye Deri İş Sendikası (Deri İş), Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol İş), Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava İş), Basın Yayın Grafiker ve Ambalaj Sanayii İşçileri Sendikası (Basın İş), Cam, Çimento, Seramik ve Toprak Sanayi İşçileri Sendikası (Kristal İş), Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (Tümtis), Denizciler Sendikası, Türkiye Ağaç Sanayii İççileri Sendikası (Ağaç İş), Türkiye Liman ve Kara Tahmil-Tahliye İşçileri Sendikası (Liman İş), Türkiye Ticaret, Koop, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Tez Koop İş). Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Musa Selvi eylemle ilgili olarak, “Türk-İş Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda SSGSS’ye hayır demek için, kadınların emek kayıplarını engellemek için emek bileşenleri olarak ortak tavır belirleme konusunda karar alınmıştı. Türk-İş Emek Platformunun katıldığı 13-14 Mart eylemlerinden sonra taban olarak beklediğimiz cevap verilmedi. Bu sonucu Türk-İş’in savsaklamasını, eyleme katılmamasını doğru bulmuyoruz.” dedi. 10 sendikanın basın açıklamasında “Konferasyonumuz Türk-İş, Emek Platformu sözcüsü olarak SSGSS’ye karşı ortak tavır almada tereddüt göstermemelidir. Konferederasyonumuz Türk-İş’e bu konuda düşen görev Emek Platformu dönem sözcülüğünün kendisine yüklemiş olduğu sorumluluğa uygun hareket ederek ortak tavırları sekteye uğratacak açıklamalardan kaçınmak olmalıdır. Konfederasyonuz Türk-İş Emek platformunun en önemli gücüdür” dediler. Konfederasyondan yapılan açıklamadaysa, “Türk-İş süreç boyunca sadece ve sadece kazanımlarla ilgilenmiştir ve bu çerçevede tasarı ile ilgili altın vuruşun 13-14 Mart eylemleri ile yapıldığını düşünmektedir,” deniyor. Türk-İş yönetimi “eylemin yerinde ve zamanında kullanılmasının gerekliliğine vurgu yaptığı açıklamada “aksi halde eylemliliğin ciddiyetini ve inandırıcılığını yitireceği” uyarısı yapıyordu. Hükümet Emek Platformu’nun 14 Mart’ta tüm Türkiye’de yaptığı eylemler üzerine bazı değişikliklere gitmişti. Türk-İş, Kamu-Sen ve Hak-İş süreci izleyeceklerini söylemiş Platformun diğer bileşenleriyse taleplerinin karşılanmadığını söyleyerek eylem çağrısında bulunmuştu. Kaynak: bianet.org / Nilüfer ZENGİN

Dünyada işsizlik artıyor, fakir işçiler çoğalıyor…

Ayçin Kırbaş Dünya ekonomisini giderek etkisi altına almaya başlayan durgunluk, işsizlik rakamlarındaki artış kaygısını da beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler verileri, dünya ekonomisinin son yıllardaki canlılığına rağmen işsiz sayısının sürekli arttığını gösteriyor. BM’nin Şubat 2007’de yayınladığı ”The Employment Imperative” başlıklı raporda yeni iş sahalarının dünya nüfus artışının çok altında olduğu belirtilerek “fakir çalışan” sayısındaki yüksekliğe de dikkat çekiliyor. Dünyadaki işsiz sayısı 1996’da 161.4 milyon iken, 2006’da 195 milyona ulaşıyor. Ve 2006 rakamlarına göre 1.4 milyar çalışan da ailesini geçindiremeyecek kadar az para kazanıyor. 2006 istatistiklerine göre dünyada 1.4 milyar insan günde 2 doların altında bir ücrete, 507 milyon ise 1 doların altında bir ücrete çalışıyor. Yani dünyadaki çalışanların yüzde 47,4’ü günde 2 doların altında bir ücretle kendilerini ve ailelerini geçindirmeye çalışıyor. Dünyada 2002 sonrasında işsizlik oranındaki 0,3 puanlık küçük azalmaya rağmen işsiz sayısının artması da bir başka dikkat çekici nokta. Bu durum 2002-2006 arası dünya ekonomisindeki canlanma yanında “işgücüne katılım oranı”ndaki düşüşten de kaynaklanıyor. Dünyada işgücüne katılım oranında Türkiye’deki kadar hızlı bir azalış gözlenmese de yine de bir düşüş trendi gözleniyor. Bir başka deyişle umutsuzlaşan insanlar iş aramaktan vazgeçiyorlar. Dünyada erkek işgücü 1996’dan 2006’ya 80.5’ten 78.8’e düşerken, kadın işgücünün 52.4 ile 10 yıl öncesinden 0.6 puan daha az olduğu göze çarpıyor. BM raporunda, küresel işsizliğin artmasıyla birlikte gücün işverenin eline geçtiğine, işçiyi koruyan sosyal hakların azaldığına, ve işçilerin geleceklerini güvence altına alma isteğinin giderek imkansızlaştığına da değiniliyor. Dünya Bankası’na göre Türkiye yeterli iş yaratamıyor. Dünya Bankası’nın 2006 “Türkiye İş Gücü Piyasası Raporu”na göre Türkiye’nin artan nüfusa oranla iş yaratma kapasitesi de oldukça zayıf görünüyor. 1980 ve 2004 yılları arasında, Türkiye’de çalışma yaşındaki nüfus 23 milyon artarken aynı dönemde sadece 6 milyon iş yaratılabildi. Bunun sonucu olarak, Türkiye’de 50 milyonu aşan çalışma çağındaki nüfusun ancak yüzde 44’ü istihdam edilebiliyor. Bir çok ülkede istihdam oranları yüzde 50’nin üzerinde seyrederken AB-15 ’te bu oran […]