Etiket izmir

Yaz 2025 kaza sezonu açıldı

İzmir’in gözde tatil beldesi Çeşme, özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde yoğun ziyaretçi akınına uğruyor. Ancak son zamanlarda, özellikle gece saatlerinde artan alkollü araç kullanımı, hem yerel halkı hem de tatilcileri tedirgin ediyor.

Yasak varsa: Senin yüzünden!

İnternet yasaklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen “sansürünarkasında” sergisi, yarın İzmir’deki “Türkiye’de İnternet Konfreransı”yla açılıyor.

Sosyal bir hastalık: Göztepelilik

“…Aklımdan çıkmayan şey ise elinde bir fırça ve boya kovasıyla gelip, beyaz Murat 124’ünü baştan aşağı sarı kırmızıya boyayan komşumuz olmuştu. İşte o gün gerçekten anlamıştım Göztepe sevgisinin ne kadar delice bir şey olduğunu.” Şimdi her yer sarı-kırmızı İzmir’de. “Göztepeliyim” diyen kimse uyumuyor; günlerce gecelerce doyasıya şampiyonluğu ve eski güzel günlere dönüşü kutluyor. Güzelyalı Park, Göztepe sahili ve köprüsü birazcık alkolden belki ama daha çok mutluluktan sarhoş. Havai fişekler durmuyor, meşaleler hiç sönmüyor; sesler hiç kısılmayacakmış gibi söylenen marşları durmuyor Göztepelilerin. Efsane, verdiği sözü tutuyor üç sezondur. Dönüyor düştüğü ıssız kuytu yerlerden. 2003/04 sezonunun sonunda Süper Lig’e veda edilerek başlayan çöküş bir türlü durdurulamamıştı. Her alanda düşüşteydi Göztepe, hem mali ve idari, hem de sportif. Belki de tek eksilmeyen Göztepe taraftarının sevgisi ve tam desteğiydi. Fakat o kara günler, büyük bir isyanın başlangıcı oldu. Söz konusu Göztepe olduğunda her şeyin başlangıcı bir isyandı zaten. İzmir’in bir başka futbol takımı Altay’ın deplasmana giden kafilesi içinde yaşanan bir anlaşmazlık sonucu takımdan ayrılan bazı futbolcular kendi semtlerinin takımını kurmak ister. İşte böyle başlar isyan. Tarih 14 Haziran 1925’tir ve şimdiki tezahüratlarda haykırdığımız gibi güneş doğmuştur İzmir’de. Bu bir tarih dersi değil belki ama Göztepe’nin tarihi, bir efsanedir her anlamda. 60’ların sonu ve 70’lerin başında bırakalım üç büyükleri, Avrupa’nın köklü takımlarını karşısında diz çöktüren Göztepe’yi büyüklerimizden dinledik biz. Anlatılanlar bir masal gibi geldiği içindir belki de efsane diyoruz biz takımımıza.“18 yıl bekledik biz, statları inlettik biz” Eskiler “Büyük çöküş var” diyordu fakat biz zaten Göztepe’yi 2. Lig’den daha başka bir ligde görmemiştik. Haziran 98’de yine şimdiki gibiydi Güzelyalı caddeleri. Zafer sarhoşluğu içindeki binlerce taraftar 18 yıl sonra gelen şampiyonluğu ve Süper Lig’e çıkışı trafiği kilitleyip umursamaz bir sevinç içinde kutluyordu. Kutlamaların arasında sarı-kırmızı formasıyla şaşkınlık içinde insanları izleyen bir çocuk yüzüydüm sadece. Birbirini hiç tanımayan insanların birbirine sarılıp ağladığını, içip eğlendiğini, marşlar söyleyip halaylar […]

Sizce adalet tecelli etti mi?

İzmir’de 25.11.2007 tarihinde arkadaşlarıyla bir eğlence programından dönerken, polisin selektör şeklindeki “dur” ihtarını duymadığından polis tarafından öldürülen 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Baran Tursun’un babasıyım. Oğlumuzu öldüren polise verilen 2 yıl 1 aylık ceza, adalete ve hakkaniyette dayalı bir ceza değildir. Her ne kadar yasal itiraz haklarımı kullansam bile, ağır bir adaletsizliğe uğradığımı biliyorum ve acısını derinden hissediyorum. İncinmeyeceğinizi tahmin ettiğim için, maruz kaldığım adaletsizliği bilginize “şikayet” niteliğinde sunuyor, bilgilenmenizi ve tetkik etmenizi rica ediyorum. Davalı devlet olduğunda, adaletin terazisi de devletten yana dönüyor. Baran Tursun’un yaşam hakkını ihlal eden polise verilen sembolik cezayı mahküm etmezsek, bundan sonra “yaşam hakkı ihlallerinde bulunacakların” elini tutmamız mümkün olmayacak. Yapılan dış muayene ve otopsi bulguları,” Baran Tursun’un başına isabet eden ateşli silah mermi çekirdeğinin ölümüne neden olduğunu” söylüyor. Sanık polisin, tanık polisin ve avukatlarının verdikleri ve tutanaklara geçen ifadelerde şu çelişkiler mevcut: 1- Sanık polis: “Öldürme veya yaralama kastım yoktu, elimdeki silah kurulu iken, yere düşme esnasında silah gayri iradi biçimde ateş almıştır, düşerken benim iradem dışında patlayan silah, Baran Tursun’a isabet etmiş olabilir” (Sanık Oral Emre Atar, Nöbetçi 2. Sulh Cez. Mah. 2007/506 nolu sorgu zaptı) 2- Sanık polis: “Şüpheli araç, yanımızdan geçtikten sonra, aracı durdurmak maksadıyla (14 metreden) arabanın arkasından lastiklerine doğru bir el ateş ettim, asfalt zemine çarpan mermi Baran Tursun’a isabet etmiş olabilir” (Sanık Oral Emre Atar, 1. nolu duruşma tutanağı) 3- Sanık polisin avukatı : “Müvekkilin, öldürme veya yaralama kastı yoktur, elindeki silah kurulu iken, silah gayri iradi biçimde ateş almıştır ve Baran Tursun’a isabet etmiştir” (Av. Muammer Yurdakul, 25.11.2007 ve 2007/27601 sayılı savcılık soruşturma dosyası) 4- Tanık polis : “Şüpheli araç yanımızdan geçtikten sonra arkadaşım Oral Emre Atar ayakta iken, aracın arkasından lastiklerine doğru bir el ateş etti” İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Uzmanı Doç.Dr. Nadir Arıcan’ın mahkemeye sunulan raporu: Mermi çekirdeği parçasının olası seyri ve morfolojik özellikleri birlikte […]

İşkence protestosu da 301’lik oldu

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com İzmir’de, yaşları 18’den küçük 3 çocuğun gözaltına alınıp götürüldükleri Şehit Erdal Kılıç Polis Karakolu’nda işkence görmesini protesto eden bir basın açıklaması yapan Halkevleri üyeleri ile işkence mağduru çocuklara 301. madde ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet etmek suçlarından soruşturma açıldı. Çocukların işkence mağduru olduğu Çiğli Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı karakol önünde 12 Mayıs günü yapılan ve 100’den fazla kişinin katıldığı basın açıklamasında, “Çeteler ve mafya sokaklarda rahatça dolaşırken en küçük toplumsal olaylara acımasızca saldıran polisin huzurun teminatı olduğuna kim inanır” denilerek karakolun kapatılması, sorumlu polislerin ve Çiğli Emniyet Müdürü’nün görevden alınıp cezalandırılması istenmişti. Çocuğa da işkence Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Çiğli Güzeltepe Mahalesi’nde 8 Mayıs’ta meydana gelen olayda 17 yaşındaki D.Ö. ile V.Ö. ve 15 yaşındaki K.K. saz kursundan çıkıp evlerine gittikleri sırada Şehit Erdal Kılıç Polis Karakolu’nun önünden geçerken polislerin iddiasına göre “yasadışı slogan attıkları” için dövülerek gözaltına alındı. 1 saatten fazla karakolda tutulan ve aileleri ya da avukatıyla bağlantı kurmalarına izin verilmeyen çocukların ifadelerine göre, kendilerine yangın tüpleri, cop ve silah dipçikleriyle kaba dayak atıldı. Aç susuz bırakılıp tuvalet ihtiyaçlarını giderilmesine izin verilmeyen çocuklar tecavüz tehdidi, başlarını duvara vurma, hayalarına tekme atma, ayakla boyunlarına basılarak nefesiz bırakma gibi işkencelere de maruz kaldı. İşkence sonrasında önce Çiğli Emniyet Müdürlüğü’ne, oradan Çocuk Polisi Şubesi’ne götürülen çocuklar birkaç saat sonra ise yasalara aykırı bir şekilde buradan alınarak Asayiş Şube Müdürlüğü’nün nezarethanesine konuldu. Gözaltında tutuldukları sırada çocuklar Egekent Devlet Hastanesi’ne götürülüp işkence izlerini geçirmek, şişlik ve morlukları azaltmak için tedavi edildi. Çocuklar, gözaltına alındıklarının ertesi günü 15:00 sıralarında, “Yasadışı slogan attıkları” iddiasıyla Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’na çıkarıldı. Polisin iddiasına göre çocuklar karakolun önünden geçerken, “Ayaklar baş olsun polis defolsun”, “Faşist polis defol” diye slogan atmışlardı. İşkence tutanağa geçti Savcılıkta suçlamaları reddeden çocuklar, “Saz kursundan çıkıp evimize gidiyorduk. Bisikletli arkadaşımız 2 kez karakolun önündeki polisin çok yanından geçince bizi gözaltına aldılar. Önce […]

Her şeye rağmen: “Alayına isyan, ölümüne Göztepe”

Dilek Gündüzdgunduz@medyakronik.com İzmir’in bir zamanlar hem yurtiçinde hem de Avrupa’daki gururu Göztepe Spor Kulübü’nin trajik çöküşünü Türkiye hayretle izledi. Kulüp, yaşadığı idari ve finansal sorunların etkisiyle 2003 yılından beri istikrarlı bir düşüş yaşadı ve efsane takım şu an amatör kümede mücadele ediyor. Ancak vefalı taraftarları bu sefer de Göztepe’yi yalnız bırakmayarak maçlarına gidip destek oluyor. Hatta bu taraftarların sayısı bazen 5 bini buluyor. Bu da demektir ki, Göztepe, çoğu Süper Lig takımlarından bile daha çok destekle yola devam ediyor. Omuzlarda yükselen takım Eski İzmirlilerin gururla bahsettiği, beyaz saçlı amcaların anlatırken gözlerinin dolduğu Göztepe masalı, takımın 14 Haziran 1925’te bir diğer İzmirli spor kulübü Altay’dan ayrılarak Güzelyalı semtinde kurulmasıyla başladı. Kulüp, İzmir içindeki başarılarının yanı sıra 1969 ve 1970’te iki kez Türkiye Kupası’nı kazandı. O dönemin Göztepe’si başarısını sadece yurtiçiyle de sınırlamadı, 1968’de Fuar Şehirleri Kupası’nda üçüncü tura yükseldi. Ertesi sene bir ilke imza atarak Atletico Madrid’i eleyerek, yarı finale yükselen ilk Türk takımı oldu. 1970 yılında ise Kupa Galipleri Kupası’nda çeyrek finale kadar yükseldi ancak ünlü İtalyan kulübü Roma’ya elenerek yarışı bıraktı. Peki ya şimdi? Süper Lig’e dönüş ve hüsran Kulüp, 1990-1991 sezonunda İzmir kökenli Bilgin Grubu tarafından satın alındı. Bu değişiklik, yıllardır Türkiye Birinci Lig’inde mücadele eden Göztepe’nin Süper Lig’e yükselmesini sağladı. Ancak kısa süre sonra, Bilgin Grubu’nun büyük bir mali krize girmesi, kötü günlerinde habercisiydi. Futbol takımı, 2001-2002 sezonunda yükseldiği Süper Lig’de sadece iki sezon kalabildi. 2002-2003 sezonunda puan cetvelinin sondan ikinci sırasında yer alarak tekrar Birinci Lig’e döndü. Maddi sıkıntılar kulübü o kadar kısa bir zaman zarfında bitirdi ki, yenilgiler art arda gelmeye başlayınca çöküşün önüne geçilemedi. Paralarını alamayan futbolcuların sahada isteksiz koşturdukları top da bu sonu hızlandırdı. Futbolun çılgın ticarileşme döngüsü içinde kaybeden Göztepe oldu. Kulüp, adeta sahipsiz kaldı. Taraftar, kulübü almak için şirket kurdu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Bilgin Grubu borçları nedeniyle Göztepe’yi devraldı. […]