140 karakterlik Gezi fişlemesi

“Gezi Parkı Arşivi” ismiyle yayın yapan bir hesapta Gezi'ye destek veren ünlülerin tweetleri yayınlanıyor, yüzlerce kişi suç işlemiş gibi gösteriliyor

“Gezi Parkı Arşivi” ismiyle yayın yapan bir hesapta Gezi'ye destek veren ünlülerin tweetleri yayınlanıyor, yüzlerce kişi suç işlemiş gibi gösteriliyor

Mustafa Alp Dağıstanlı, bu hassasiyetle yazıldığını anlayacaksınız. Post Medya’nın haberi sunuşunda bırakın bu hassasiyeti, ne bir nezaket var, ne bir dürüstlük var… Gazetecilik mahareti saydıkları ve sandıkları ucuz cinlik ve kabalık var. Şu başlıkla sunmuşlar: “Erotik film yıldızı bakireymiş.” Spotları da şu: “‘Feleğin çemberinden geçmiş’ erotik film oyuncusu Sevgi Deniz’in ilginç hayat öyküsü…” Böylece, bizim bilmediğimiz gazeteciliği sergileyip haberi okunur kılmış oluyorlar! Evet, Sevgi Deniz, kendisiyle yapılan konuşmada bakire olduğunu söylüyor, ama bu değil ki Sevgi Deniz’in hayatı ve hayat hikayesi. Ama Postmedya’nın “ilginç hayat öyküsü”nden anladığı bu. Sadece bu kadarla kalsa iyi, Post Medya’nın haberimizi koyduğu sayfadaki linklerbu, medya postundaki pornocuların foyasını ortaya çıkarıyor: “erotik video indir”, “en sıcak videolar”. Sevgi Demir’in “Başıma kakılmasından korkuyorum” dediği şeyin daniskasını yapıp, başkalarının en sıcak videolarını da onun başına kakıyorlar. Post Medya’da her habere tıkladığınızda, ekranda o habere uyumlu linkler beliriyor. Bu insan hikayesi için de uygun gördükleri linkeler bunlar. Hiç emek harcamadığınız, başkasının yaptığı bir haberi alıp, ruhundan koparacak şekilde sunamazsınız. Sevgi Deniz’i kıracak, rahatsız edecek şekilde, yazarını rahatsız edecek şekilde sunamazsınız; çünkü tecavüz etmiş olursunuz. Post Medya, işte bu yapılmaması gerekeni yapmış. Üstelik, muhabirimizin ve Medyakronik’in adını da koyduğu için biz böyle yapmışız gibi algılanıyor. Sevgi Deniz’le konuşmadık bu meseleyi, dolayısıyla nasıl algıladığını bilmiyoruz, ama muhabirimiz ve öğrencimiz İlknur Aydoğan’ın nasıl algıladığını biliyoruz. Post Medya’nın haberimizi kullandığını bildiren mesajında şöyle diyor: “Bir internet sitesi Sevgi Deniz haberini kullanmış ve ‘Erotik film yıldızı bakireymiş’ başlığını kullanmış. Tabii, haberde adım ve medyakronik de var. Bu normal mi? Tamam, yazı dilini değiştirmemişler falan, ama o başlık bize ait değil, nasıl olabiliyor bu? O internet sitesini ne kadar ciddiye alıp almamız gerektiğiyle ilgili bir şey olabilir bu, ama rahatsız etti beni… Atılan başlık hikayenin kendisine zarar veriyor ve ayıp ediyor. Ben, haberi yapan kişi, Sevgi Deniz’in fotoğrafının yanında o başlığı görünce utandım. O hikayeye […]

Bir odayı gördüğünde hemen oranın kaç metrekare olduğunu çıkarabilen insanlar vardır ya, ben hiç çıkaramam, ama o insanların bile Sevgi Deniz’in kaldığı otel odasını görünce akıllarında metreye veya kareye dair bir şey kalacağını sanmıyorum. O kadar dar ki, odanın kendisinde bile tıpkı içinde yaşayanda olduğu gibi “feleğin çemberinden geçmiş” bir hava var. Buna bütün oteli dâhil edebiliriz belki. Resepsiyonun yanındaki küçük televizyonda durmadan eski Türk filmlerinin şarkıları çalıyor: “Ümitlerimi kırdın/ Hayallerimi yıktın.” Şarkılar söyleşiye tam doğru bir fon oluşturamazdı, çünkü hiç bilmediğimiz bir Türk filmini ve şarkısını daha yeni öğreniyorduk. Sahne için uydurulmuş bir isim gibi dursa da Sevgi Deniz gerçek adı. Sanatçı olmak için 16 yaşında kalkmış İstanbul Levent’ten Beyoğlu’na gelmiş, anlatıyor: “Bir kulüp vardı Parmakkapı’da, oraya geldim. Girdim içeriye, sanatçılar falan vardı, heveslendim. Sahneye çıkarttılar, yarım yamalak bir şey okudum. Ses tonum çok güzeldir ve öyle başladım.” Tabii sanatçı olmanın içinde sadece şarkıcılık yok, sinemacı da olmak istiyormuş Deniz, ama dediğine göre “fiziksel olarak fazla” oluşu onun erotik filmlerde oynamasına sebep olmuş, yani bilmeyerek girmiş. “Bilerek girer misin? İlk erotik filmleri çeken acemi biri vardı. Seneler önce, uydurmasyon bir ajans. 5–6 kız gittik ajansa. Şimdi öldü gitti adam, ama hayatımı karartan o insan oldu; ‘Ay, fiziğin şöyle, ay böyle güzelsin, sana afiş yaptıracağız, güzel filmlerde oynatacağım’ diye diye gittim vallahi.” Normal filmde oynayacağını düşünüyor, ama gerçeği öğrendiği gün dün gibi aklında. “Güzel, kadife fitilli bir pantolonum vardı, hiç unutmam, yeni çıkmıştı onlar. Üstte bir bluz, saçlar darmaduman. Gittik, o bize içkiler ikram etti yazıhanesinde. ‘Ben,’ dedim, ‘içki içmem.’ Efes biralar da yeni çıkmış. Tutucu bir aile bizimki, her ne kadar İstanbul’da yetişsem de. Kızlara içirdi, bana içiremedi. Hani hap atıyorlar, uyutuyorlar ya, ama bana yapamadılar. Gözümün önünde o kızlara 5-6 erkekle birden çekim yaptırdılar. Kız kıza onları böyle, beraber anla… Kızları, kollarımı tuta tuta seyrettirdiler. Bana da yaptıracaklar, […]