‘Bir şeyin parçası olalım ve burada kalalım istiyoruz’

Paskalya Bayramını doğduğu Büyükada'da kutlayan Çalmidis: "Hepimiz bir şeyin parçası olup burada kalmak istiyoruz. Ben nasıl başka yere gideyim de yaşayayım?"

Paskalya Bayramını doğduğu Büyükada'da kutlayan Çalmidis: "Hepimiz bir şeyin parçası olup burada kalmak istiyoruz. Ben nasıl başka yere gideyim de yaşayayım?"

Santralistanbul'da cuma günü açılacak, İstanbul Basın Tarihinde Rum Yayıncı ve Gazeteciler Sergisi Osmanlı gazeteciliğinin ilk dönemine ışık tutuyor

Türkiye’de 86 yıldır yayınının sürdüren Apoyevmatini Gazetesi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Gazete için düzenlenen kampanyalardan biri de İstanbul Bilgi ve Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinden geldi…

Türk edebiyatı azınlıkları ne zaman “öteki” yaptı? Siyaset Bilimci ve Yazar Herkül Milas anlatıyor.
Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa’nın çarmıha gerilişi ile yeniden dirilişini sembolize eden Paskalya Bayramı geçtiğimiz hafta kutlandı. Tüm dünyadaki Hıristiyanlar gibi istanbul’da yaşayan hıristiyan cemaatler de paskalya çörekleri ve boyalı yumurtalarla başlayan paskalya ritüellerini pazar günü kiliselerinde gerçekleştirdikleri törenlerle noktaladılar. HaberVs, Paskalya’yı ve İstanbul’daki Hıristiyan cemaatlerin paskalya kutlamalarını araştırdı ve izledi.
Tiyatrocu Atilla Olgaç’ın itirafı, kendimizle yüzleşmemiz için bir vesile olmalı. Olgaç çark etse ve askeri müdahale gerekçesi sağlam olsa bile Kıbrıs’ta suç işlediğimizi biliyorum.
İstanbul Seminerleri’nin üçüncü gününde, Santralistanbul kampusu AB sürecinde Türkiye, İslam, kozmopolitanizm ve kadın konuları çerçevesinde iki yuvarlak masa toplantısı ve bir paneli ağırladı. Seminerler çerçevesinde ağırlıklı olarak Türkiyeli konuşmacılardan oluşan tek gün olması 4 Haziran’ı, Türkiyelilerin Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma dair görüşlerini beyan etmesi için en uygun gün haline getirdi. Nilüfer Göle bu tartışmalara “How the Encounter with Islam is Shaping and Transforming Europe itself” başlıklı makalesiyle katıldı. Avrupa’daki göçmen Müslümanların değişen konumundan bahseden Göle, öncesinde yalnız, erkek, işçi, Müslüman göçmen görmeye alışkın olan Avrupa’nın başörtülü, eğitim amaçlı göç etmiş olan kadın göçmen profili ve göçün “feminenleşmesi” karşısında ne yapacağını şaşırır hale geldiğini vurguladı. Avrupa’da yaşanan sorunun, mekânın kültürel oryantasyonundan, cinselliğin farklı biçimlerde disipline edilmesinin yarattığı şaşkınlıktan ve kolektif hafızadan kaynaklandığını belirten Göle, Avrupa’nın Osmanlıyı Bosna’daki Mostar köprüsüyle değil Ermeni soykırımıyla hatırladığını söyleyerek Mostar köprüsünün mekâna daha heterojen bir bakış geliştirmemizde yardımcı olabileceği önerisiyle konuşmasını noktaladı. Nilüfer Göle’yle kamusal alan, İslam ve kadın konularına da değindiğimiz bol kahkahalı bir söyleşi yaptık. Toplantıda kaldığımız yerden devam edersek “İslami bir Gandi”nin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz? İslami düşünürlerin bugünkü şiddet karşısında nasıl pozisyon alacakları sorununu önemsiyorum. İslami düşünürler arasında şiddete karşı tavır takınanlar da olmasına karşın Gandi’nin felsefesi gibi dünyaya mal olmuş bir görüş maalesef yok. Anti – şiddet tavrı bu kadar belirginlik kazanmadı. Bugün İslam’ın gündemindeki konulardan belki de en önemlisi şiddet ve İslami düşünce arasındaki sınırı ayrıştırabilmek. Şiddetin politikayla ilişkisini nasıl göreceğiz? Şiddet politikanın bittiği yerde mi başlıyor yoksa onun devamı olarak mı ilerliyor? Şiddet yoluyla aslında belirli alanlarda yasaklar koyuyorsunuz, hatırlatmalar yapıyorsunuz. Bir sinagogun önünde bomba patlaması, Yahudi vatandaşların kendi dinlerini özgürce kamusal alanda yaşamaları konusunda rahatsızlık verip tedirgin edici bir tavır getiriyor. Bu yüzden burada bir politika var. Bu politikaya karşı Tayip Erdoğan’ın Hahambaşı’yla görüşmesi çok büyük bir adımdı. Yani ‘Biz bunu kabul etmiyoruz, sizin özgürlüğünüzü tanıyoruz’ demenin bir […]

Lazari Kozmaoğlu İstanbul’un son domuz kasabı. 63 yaşındaki Kozmaoğlu, 1977’den beri Dolapdere’deki şarküterisinde domuz ürünleri satıyor. Soyadını taşıyan markayla sunduğu şarküteri ürünleri, İstanbul’daki yabancılar ve gayrimüslimler tarafından talep görüyor. Müşterileri arasında Müslümanlar da var. Kozmaoğlu ile mesleğini, İstanbul’u ve Türkiye’de azınlık olmayı konuştuk. Yaklaşık iki yüzyıl önce İstanbul’a göçen Karamanlı bir ailenin İstanbul’daki son üyelerinden Lazari Kozmaoğlu. Kasaplığa 1967’de tesadüfen başlamış. O tarihte patronu bir salam fabrikasına ortak olmuş ve bir yıl sonra işleri bozulup ülkeyi terk edince, tüm borçlarıyla fabrikayı devralmış. 1977’de Dolapdere’de, daha önce at mezbahası (kendi deyimiyle beygirci) olarak kullanılan bir yeri satın alarak şarküteriye çevirmiş. Kozmaoğlu 30 yıldır bu mekânda salam, sosis, jambon, hatta mortadella gibi nispeten daha az bilinen domuz eti ürünleri satıyor. Etlerini, Mersin ve Antalya’daki domuz çiftliklerinden temizlenmiş sağlıyor. Ayrıca, dana etinden yaptığı sucuklar, eski lezzetleri özleyenlerin favorisi. Kozmaoğlu Türkiye’de domuz ürünleri satış ruhsatına sahip tek işletmenin kendisini olduğunu söylüyor. “Tek damgalı eşek biziz” diyor gülerek. Birçok işletmenin kaçak satış yaptığını belirtiyor. Kasaplığa başladığı günlerde 45’e yakın ürün satarken, bugün bulundurduğu çeşit sayısı yedi, sekize düşmüş. O tarihlerde İstanbul’da 70’e yakın domuz çiftliği ve satış yapan beş, altı işletme olduğunu söylüyor. “Eskiden ürünün ismiyle yapardık satışı, şimdi salama benzeyen her şey kabul edilir oldu” diye anlatıyor sıkıntısını: “Adam hayatında yememiş ki, bilmiyor; nasıl doğru şeyi üretsin. Bugün salam diye satılan pek çok ürünü ben köpeğe bile vermem. Etin maliyeti ile ürünün fiyatını karşılaştırırsanız, içeriğini tahmin edebilirsiniz.” Ona göre şarküteri ürünleriyle ile ilgili denetim çok zayıf. Bu ürünlerle yeni tanışan tüketicinin aldanma olasılığının çok yüksek olduğunu söylüyor: “Ben isterim ki, buraya her gün kontrole gelsinler, sevinirim. Müşteri isterse içeri de sokarım, ‘bak’ derim, başka kimsenin iş yerine giremezsin ki!” Dolapdere’deki bu küçük şarküteri giderek küçülen gayrimüslim cemaat için de bir buluşma noktası. Çocuğunu evlendirmek isteyen, canı sıkılan, sohbet ihtiyacı duyan burada alıyor soluğu. Yunanistan’dan […]