Etiket vergi

İstanbul’da motosiklet sayısı bir milyona dayandı

İstanbul’da kronikleşen trafik yoğunluğu ve artan ulaşım maliyetleri, kent sakinlerini alternatif arayışlara yönlendiriyor. Eskiden ağırlıklı olarak kuryelerin ya da hobi kullanıcılarının tercih ettiği motosikletler, bugün beyaz yakalılardan öğrencilere kadar geniş bir kesimin günlük ulaşım aracına dönüştü. Kent caddelerinde görünürlüğü belirgin şekilde artan motosikletler, sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesinde, şehrin altyapısını ve trafik dinamiklerini de yeniden şekillendiriyor.

‘Bir şişede tek bira’

Evde bira üretmeye başlama nedeni genellikle aynı: Alkollü içeceklere uygulanan yüksek vergi. "Her şişede devlete de bir bira almış oluyorsunuz" diyorlar. Maliyeti düşürmek için bu işe başlayıp hobi haline getirenler de az değil.

Tek kuruşumuz yok!

Süpermarkete gittiniz. Aldığınız ürünler toplamı 4,99 TL tuttu. 5 lira verip gider misiniz? Yoksa kuruşuna kadar alır mısınız? Darphane 1 kuruş hâlâ basılıyor, ama milletin cebinde yok.

Doların tırmanmasında ‘varlık barışı katakullisi’nin de payı var!

Son günlerin en dikkat çeken göstergesi doların tırmanışı. 1.80 TL bandına tırmanan doların bu yükselişinin ardından sorulan iki soru var? Daha ne kadar sürer ve neden yükseliyor? Doların tırmanışına etki eden birçok etkenden söz edilebilir. Bunların bir kısmı iç, bir kısmı dış dinamikle ilgili. Başta ABD’den olmak üzere dış dünyadan gelen haberler hep kötümser. Dolayısıyla, yerli paraya güveni olmayanlar dolara sığınıyorlar. Bunun yanında dış yükümlülükler, borçlanmalar hep dolarla yapılmış. Açık pozisyonları kapamak için dolara talep var. Avrupa Birliği’nin Doğulu 10 üyesi, tam S.O.S. veriyor ve AB’nin “neşede tasada birlik” sözüne güven dibe vurmuş durumda. Doğulu ortaklar yardım istedikçe Batılılar, IMF kapısını gösterdiler ortaklarına. Bu da ciddi bir hayal kırıklığı yaratmış durumda.IMF ve Dünya Bankası her birkaç ayda bir öngörü yenileyip hızla 2009 için tüm dünyada negatif büyüme öngörüsüne geçtiler. Bunlar, 2010 için verilen canlanma umutlarını bir başka yıla ertelemekle eşit anlama geliyor. İçeride ise, açıklanan her gösterge, Türkiye’nin 2008 son çeyrek büyüme verisinin çok düşük çıkacağını, daha önemlisi 2009’da, tıpkı 2001’deki gibi dramatik bir küçülme yaşanacağının sinyallerini veriyor. Son açıklanan yüzde 21’lik sanayi üretim düşüşü, haftaya açıklanacak yeni işsizlik verileri ve ay sonunda yayınlanacak 2008 son çeyrek büyüme verileri, dibe gidişi iyice teyid edecek. Bunlar, dolara yönelişi hızlandırırken, sanayi üretimindeki düşüşler, ihracat geliri ve döviz girişlerinin azalacağını da gösteriyor. Bütün bunlara karşılık, özel sektörün dış borç ödeme yükümlülükleri biliniyor ve bunlara IMF üstünden bir çözüm üretilmesi beklentisi, Hükümetin 29 Mart kilitlenmesi ile henüz gündeme girmiş bulunmuyor. IMF ile anlaşma yapılsa bile girmesi beklenen dış kaynağın bu sorunun çözümünde kullanılıp kullanılmayacağı belli değil. Bu da açık pozisyonu bulunanları tedirgin ediyor ve dolara talebi diri tutuyor. Katakulli… Gelelim hiç hesapta olmayan bir başka etkene. O da bir katakulli, ya da alicengiz oyunu ile ilgili. Hükümetin, geçtiğimiz Ekim’de icat ettiği “varlık barışı” icraatı, umulmadık bir yararlanma biçimi ortaya çıkardı.Yurt dışındaki kara dolarları çekmeyi […]

ÖTV, fotoğrafıma dokunma!

Fatma Şişli adlı sitede, bu uygulamaya karşı imza toplamaya başlamıştı. Ağustos ayının son haftasına girilirken imzasıyla siteye destek verenlerin sayısı 12 bine ulaştı. Hali hazırda yüzde 18 Katma Değer Vergisi’ne (KDV) tabi olan fotoğraf makinelerine getirilen yüzde 20 ÖTV, bu ürünlere uygulanan vergi oranını yüzde 40 civarına taşıdı. Fotoğraf severler, bu özel vergiyle birlikte, dünyada birçok ülkesinden daha pahalıya kullandığımız ürünlere bir yenisinin daha ekleneceği, kullanıcıların garantisiz ürün almaya itileceği, bavul ticaretinin artacağı ve kayıt dışı alışverişe neden olarak vergi kaybı yaşanacağı uyarılarında bulunuyor. 6 Haziran 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle, Özel Tüketim Vergisi’ne tabi olan ürünlerin bulunduğu listeye dijital kameralar da eklendi. Ancak bu tarihteki “Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”da, ÖTV’nin, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a gelir yaratmak için getirildiği yönünde bir bilgi bulunmuyor. Sektör temsilcileri, gazetelere verdikleri ilanlarla tüketicilere, vergi artışından etkilenmeden bir makine sahibi olmak için elinizi çabuk tutun uyarısında bulundu. Uygulama 1 Temmuz’da yürürlüğe girdi. Uygulamanın ikinci ayında, sektörde faaliyet gösteren firmalara piyasanın nasıl etkilendiği sorusunu yönelttik. Pazar daralıyor Olympus Türkiye Müdürü Ali Demirtel’e göre özellikle dijital makinelerin yaygınlaşması sonucunda satışların artması ve pazarın büyümesi, yetkilileri ek vergi koyma konusunda iştahlandırıyor. Demirtel, uygulamayla birlikte pazarın büyüme hızının kesildiği ve www.amazon.com gibi, internet üzerinden satış yapan uluslararası sitelerin satışının arttığını belirtiyor. Bu nedenle 1 Temmuz 2008 öncesinde, ellerindeki stokları mümkün mertebe eritmeye çalıştıklarını da ekliyor. Ek vergi, İstanbul Sirkeci’de yoğunlaşan fotoğraf makinesi mağazalarını da olumsuz etkiledi. Hayyam Çarşısı esnafı, yılbaşından beri durgun olan piyasanın son iki ayda daha da durgunlaştığı görüşünde. Klas Foto Market’ten Vedat Üstündağ “ÖTV piyasayı çok olumsuz etkiledi. Piyasanın olumsuz şartları belimizi bükerken bunun üzerine gelen bu vergiler esnafın tamamen belini kırdı. Özellikle fotoğraf makinesi gibi lüks alımlarda insanlar daha da zorlanıyor ” diyor. Satışlarının durma noktasına geldiğini ifade eden bir başka işletme de B&H […]

Hükümet deprem için vergi topluyor, başka yere harcıyor

Erhan ÜstündağBianet.org Dokuz yıl önce geçici “deprem vergisi” olarak konulan ve hükümetin 2003’te kalıcı hale getirdiği Özel İletişim Vergisi sayesinde bu yıl tahminen 4 milyar 635 milyon YTL toplanacak. Ancak uzmanlar deprem için toplanan paraların başka alanlara harcandığını, harcamaların Sayıştay denetimi dışında bırakıldığını söylüyor. 17 Ağustos’taki Marmara Depremi’nin ardından Bülent Ecevit’in başında olduğu koalisyon hükümeti bir dizi vergi içeren bir yasal düzenleme oluşturmuştu. Tasarı 25 Ağustos’ta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü ve bazı maddeleri değiştirilerek kabul edildi. Fakat gelen tepkiler ve o tarihte insanların yaptığı bağışları engellememesi için tasarı askıya alındı. Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetiyle yapılan görüşmelerin ardından kasımda tasarı Meclis gündemine tekrar getirildi ve yasalaştı. Bu sırada 12 Kasım Düzce Depremi de göz önüne alınarak yasanın kapsamı genişletildi. 26 Kasım 1999’da yürürlüğe giren yasada Özel İşlem Vergisi ve Faiz Vergisi adıyla iki vergi daha eklenmişti. Gerekçesinde, yeni vergilerin depremin yol açtığı zararın sürdürülen “ekonomik istikrar programını” aksatmamasını amaçladığı söyleniyordu:“Bölgede meydana gelen ciddi boyutlardaki tahribatın ve zararın giderilerek hayatın mümkün olan en kısa sürede normale dönüştürülmesi, hükümetin temel amacıdır.” Bütçe açığını kapamak için Yasa, o yıla mahsus olmak üzere gelir, kurumlar, motorlu taşıtlar ve emlak vergilerinin iki kez ödenmesini öngörüyordu. Depremden etkilenenler bunun dışında tutulmuştu. Özel İletişim ve Özel İşlem vergilerinin süresi ise Aralık 2000 olarak belirlenmişti. 1999-2001 arasında deprem için halktan 4 katrilyon 113 trilyon liralık vergi toplandı ve bunun 3 katrilyon 171 trilyon lirası belirtilen amaca uygun harcandı. Daha sonra bu vergilerin süresi her yıl yeniden uzatıldı. Anayasa Mahkemesi aldığı kararla bu durumu ortadan kaldırınca Aralık 2003’te Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti bir kanun değişikliğiyle Özel İşlem Vergisi’ni kaldırdı fakat Özel İletişim Vergisi’ni kalıcı hale getirdi. Maliye Bakanlığı verilerine göre 2007’de 4 milyar 211 milyon YTL Özel İletişim Vergisi toplandı. Bu rakamın 2008’de 4 milyar 635 milyon YTL’ye çıkması hedefleniyor. Bütçenin yaklaşık yüzde 2,2’si buradan […]

Tüketim vergileri yoksulların enflasyonunu artırıyor…

Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde kurulan Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezinin (BETAM) araştırmasına göre, 2003-2008 döneminde ortalama enflasyon (TÜFE) yüzde 54 olurken, en yoksul yüzde 20’lik harcama grubunun enflasyonu yüzde 57,2, en zengin yüzde 20’lik harcama grubunun enflasyonu ise yüzde 52 olarak hesaplandı. Prof. Seyfettin Gürsel ve Nazan Şak tarafından gerçekleştirilen “Her Harcama Düzeyi İçin Farklı Enflasyon” başlıklı araştırmaya göre, en zengin ve en yoksul yüzde 20’lik kesim arasındaki yüzde 5,2 puanlık enflasyon farkı iki grup arasındaki tüketim kalıplarındaki farklılıktan kaynaklanıyor. TÜİK’in 2006 tüketim harcaması verileri kullanılarak yapılan araştırmaya göre yoksullar daha çok gıda ve alkolsüz içecekler gibi zorunlu tüketim mallarındaki fiyat artışlarından, zenginlerin ise daha çok ulaştırma, otel gibi lüks tüketim hizmetlerindeki fiyat artışlarından etkileniyorlar. Gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyonu diğer kalemlere göre fazla yüksek değil ancak, en yoksul dilimde yüzde 39,5’lik bir paya sahip olmasına rağmen, en zengin dilimde yüzde 17,5’lik bir paya sahip. Ulaştırma ise en zengin dilimde yüzde 20,8’lik bir paya sahipken en fakir dilimde yüzde 4,6’lık bir pay alıyor. Araştırmaya göre, az da olsa alkol, sigara ve tütün kaleminin yoksul sepeti içindeki payı zenginin payından daha fazla. Yüzde 5,6’ya karşılık yüzde 2,8. Yoksullar zenginlere kıyasla göreli olarak daha çok sigara, daha çok rakı içiyor. Yoksul enflasyonu ile zengin enflasyonu arasındaki farkın bir bölümü de AKP döneminde sigara ve alkollü içecekler üzerindeki tüketim vergilerindeki yüksek artıştan kaynaklanıyor. Yoksul enflasyonunun gıda ve alkolsüz içecekler, konut, alkol, sigara ve tütün gibi zorunlu tüketime, zengin enflasyonunun ulaştırma, lokanta ve oteller, eğitim, ev eşyası gibi lüks tüketime duyarlı olduğu anlaşılıyor. Araştırmada, zorunlu tüketim enflasyonu önemli ölçüde gıda fiyatlarına bağlı olduğundan, gerek küresel ısınmanın olumsuz etkileri, gerek Çin ve Hindistan’ın 2 milyarlık aşırı yoksul kitlelerinin gelirlerindeki hızlı artışla birlikte küresel kaynaklara giderek daha fazla ortak olmaları, gerekse petrol fiyatlarındaki artışın biyoyakıt yönelimini hızlandırmasının, gelecekte yoksul enflasyonunun ortalama enflasyondan hissedilir ölçüde ayrışmasına neden olacağı […]