Ekonomi İstanbul Yaşam

İstanbul’da motosiklet sayısı bir milyona dayandı

Yazan: Erol Kerem Arslan

İstanbul’da kronikleşen trafik yoğunluğu ve artan ulaşım maliyetleri, kent sakinlerini alternatif arayışlara yönlendiriyor. Eskiden ağırlıklı olarak kuryelerin ya da hobi kullanıcılarının tercih ettiği motosikletler, bugün beyaz yakalılardan öğrencilere kadar geniş bir kesimin günlük ulaşım aracına dönüştü. Kent caddelerinde görünürlüğü belirgin şekilde artan motosikletler, sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesinde, şehrin altyapısını ve trafik dinamiklerini de yeniden şekillendiriyor.

- A +

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve otomotiv sektörü raporları, iki tekerlekli araçlara olan talebin ulaştığı boyutu sayılarla ortaya koyuyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde yüksek kredi maliyetleri ve ekonomik şartlar nedeniyle otomobil pazarında bir yavaşlama gözlenirken, motosiklet sektörü payını korumaya ve trafikteki ağırlığını artırmaya devam ediyor. TÜİK’in Nisan 2026 verilerine göre nisan ayında trafiğe kaydı yapılan toplam taşıtların yüzde 38,5’ini motosikletler oluşturdu. Ocak 2026’da yüzde 18,7 olan bu oran, bahar aylarının gelmesiyle birlikte keskin bir yükselişe geçti. Aynı dönemde otomobillerin payı ise yüzde 45 olarak kayıtlara geçti. Yani trafiğe yeni çıkan neredeyse her üç araçtan biri artık iki tekerlekli olarak yollara iniyor.

Türkiye’de en çok motosikletin kayıtlı olduğu şehir olan İstanbul’da, toplam motosiklet sayısı 2026 yılı ilk çeyreği itibarıyla 931 bin 542 adede ulaşarak 1 milyon sınırına yaklaşmış durumda. Şehir genelinde nüfusa oranla motosiklet sahipliği yüzde 5,9 seviyesinde kalırken, İstanbul toplam hacimde liderliğini koruyor. 2024 ve 2025 yıllarında B sınıfı ehliyetle 125 cc altı motor kullanma izninin çıkması ve paket servis sektörünün büyümesiyle rekor seviyeye ulaşan satışlar, 2026’nın ilk dört ayında faiz artışlarının etkisiyle adet bazında hafif bir gerileme yaşadı. 2026 Ocak-Nisan döneminde trafiğe kaydı yapılan toplam motosiklet sayısı, rekorların kırıldığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,3 oranında azalarak 189 bin 647 adet olarak gerçekleşti. Ancak otomobil pazarındaki daralmaya rağmen, motosikletin toplam araç kayıtları içindeki ağırlığı yüksek kalmayı sürdürüyor.

Vergiler ve şehir içi kullanım talebi nasıl şekillendiriyor?

Motosiklet pazarında talebin yönünü belirleyen en büyük etkenlerin başında Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranları ve kent içi kullanım kolaylığı geliyor. Sektör temsilcilerinden alınan bilgilere göre, bütçe ve pratiklik dengesi İstanbul içindeki model tercihlerinde doğrudan belirleyici oluyor. Motor hacmi 250 cc ve altında olan araçlarda ÖTV oranı yüzde 8 iken, 250 cc’nin üzerindeki araçlarda bu oran yüzde 37’ye fırlıyor. Örneğin; bugün yaklaşık 150 bin lira değerindeki 250 cc altı bir motosikletin ÖTV yükü 12 bin lira civarındayken, 250 cc sınırının üzerine çıkıldığında sadece ÖTV maliyeti 55 bin lirayı buluyor.

Bu devasa vergi makası resmi satış rakamlarına da doğrudan yansıyor; öyle ki 2026’nın ilk dört ayında trafiğe kaydı yapılan 189 bin 647 motosikletin 111 bin 218 adedini, yani pazarın yüzde 59’unu 0-250 cc arası hafif modeller oluşturuyor. Buna karşılık 251 cc üstü motorların pazar payı yüzde 4’te kalırken, pazarın yüzde 37’si ise 70 bin 378 adetle elektrikli motosikletlerden oluşuyor.

Sektör çalışanları, 250 cc altı motorların şehir içindeki kıvraklığı ve bütçe dostu yapısıyla günlük ulaşım için yeterli kabul edildiğini belirtiyor. Ancak iş şehirlerarası uzun yollara ve otoyol şartlarına geldiğinde, bu motorların güç performansı yetersiz kalabiliyor ve sürücüler daha yüksek hacimli araçlara ihtiyaç duyuyor. İstanbulluları otomobilden vazgeçirip motosiklete yönelten en büyük iki neden ise park yeri krizi ve yakıt masrafları olarak öne çıkıyor. Mega kentte otomobiller için park yeri bulmak hem büyük bir zaman kaybına hem de yüksek otopark ücretlerine neden olurken, motosikletlerin park kolaylığı ve düşük yakıt tüketimi sürücülere hem maddi hem de psikolojik anlamda ciddi bir rahatlık sağlıyor.

”İstanbulun boğucu trafiği sürücüleri motor kullanmaya yönlendiriyor”

Sürücülerin gözünden iki tekerlekli yaşam

Resmi verilerin ve sektörel analizlerin ötesinde, direksiyonu bırakıp motosiklet nüfusuna katılan kent sakinlerinin bireysel deneyimleri mega kentteki dönüşümün insani boyutunu öne çıkarıyor.

25 yaşındaki Gürkan Yavaş, İstanbul trafiğinde toplu taşıma ya da binek araçlarla çok vakit kaybettiği için iki tekerleğe geçtiğini ve bu sayede günlük en az bir buçuk saatin kendisine kaldığını söylüyor.

Çalıştığı yerdeki personel yoğunluğu yüzünden araba park edecek yer bulamamaktan yakınan Yavaş, motosikletin az yakıt harcaması ve otopark ücreti gerektirmemesi sayesinde giderlerinin gözle görülür şekilde azaldığını belirtiyor. Dışarıda bir buluşmaya motorla gittiğinde otopark masrafı çıkmadığını ve yakıt masrafı az olduğu için aradaki farkla bir öğün yemek ya da kahve tatlı parasının rahatlıkla çıktığını aktaran Yavaş, trafikte motorcuların varlığını kabul eden sürücülere artık daha sık denk gelse de motosiklet üzerinde her zaman temkinli durmak zorunda olduklarını hatırlatıyor.

Uğur Uçar

Bir diğer motosiklet kullanıcısı Uğur Uçar ise arabanın içinde saatlerce aynı noktada beklemenin kendisini yorması üzerine, şeritten süzülüp giden motorların özgürlüğüne heves ederek bu kararı aldığını dile getiriyor.

Motora geçtikten sonra eskiden gözünde büyüyen yolların günün en verimli saatlerine dönüştüğünü söyleyen Uçar, kaskın içindeyken trafik gürültüsünden uzaklaştığını ve zihnindeki stres yükünün silindiğini ifade ediyor. Bu dönüşümü sadece maddi bir tasarruf değil, zihinsel bir özgürlük olarak tanımlayan Uçar, motor sayesinde araba koltuğundan sadece vitrinini gördüğü İstanbul’un gizli kalmış tarih kokan ara sokaklarına doğrudan dokunabildiğini sözlerine ekliyor.

Soğuk ve yağmurlu havalarda akıllardan anlık olarak sıcak bir araba düşüncesi geçse bile bu karardan pişman olmadığını belirten Uçar, bu zorlukların bile şehrin ruhunu hissetmenin bir parçası olduğunu ve motosiklet heyecanını artırdığını vurguluyor.

Yorum yazın