Sanat

Alican Yücesoy: ‘Atatürk’e benzemek yalnızca ayrıntı’

Yazan: Sinem Yapıcıkardeşler

Atatürk’ü bir yabancı daha iyi oynayabilir mi? Veya Atatürk’ü sevmeyen bir oyuncu Atatürk’ü daha iyi canlandırabilir mi?

Son denemin beyazperdedeki Atatürk’lerinden biri Alican Yücesoy, bir aktörün Atatürk’ü sevmesinin, tanımasının veya ona benzemesinin oynadığı rolle hiç bir ilgisinin bulunmadığını düşünüyor. HaberVs, “Atatürk olmanın” nasıl bir duygu yarattığını, bir aktörün kariyerini nasıl etkilediğini Alican Yücesoy’a sordu.

“Son Osmanlı Yandım Ali” filminde Mustafa Kemal’i canlandırdınız. Atatürk’ü oynamak size neler hissettirdi?
Yani güzel bir şey tabi. Ülke için önemli birini, sadece bizim insanımız için dünyadaki bir çok insan için de çok önem taşıyan, herkesin bildiği birini oynamak ya da oynamaya kalkışmak tabi ki gurur verici bir şey. Hele ki ailece seviyorsanız o kişiyi… Ailemin Atatürkçü olduğunu, öyle yetiştirildiğimi de söyleyebilirim.

Bu rol size nasıl teklif edildi?
Ben Bulgaristan’a tatile gitmiştim. Bir gün konservatuardan arkadaşım Doğacan aradı. “Seni arıyorlar Özen Film’den sürekli” dedi. “Ne için?” dedim. “Bir rol var ama söylemediler” dedi ve aramam için bir numara verdi. Döndüm ama aramayı unuttum. Sonra Latif Akgedik aradı beni. “Seni arıyoruz ulaşamıyoruz nerdesin sen?” dedi, o zaman öğrendim Atatürk rolü için benimle görüşmek istediklerini. Konuştuk, görüştük. Tabii ki bana böyle bir rolün teklif edilmesi beni çok onore etti. “Rolün gerçekleşip gerçekleşmemesi hiç önemli değil. Bu rol için beni düşünmüş olmanız çok hoşuma gitti” dedim. Bir makyaj denemesi yapıldı. Yaşlandırmak için plastik makyaj yaptılar ondan sonra tamam dediler. En son olarak Özen Film’in sahibi Mehmet Soyaslan’la görüştük. Atatürk’ün bir fotoğrafı vardır hepimiz biliriz uzağa doğru bakar. Benden o bakışı yapmamı istedi. “Tamam işte bu bakış” dedi. Sonra da oldu.

Kabul ederken bir tereddüt yaşadınız mı?
Tabii bazı kaygılarım oldu. Herkesin bildiği birini canlandırmak birazcık güç bir şey. Çünkü herkesin fikir sahibi olduğu birinden bahsediyoruz. Bunlar bıçak sırtı rollerdir. Herkes bir şey söyleme hakkını bulur kendinde. Herkes bilgi sahibi olduğunu iddia eder. Nutuk’u okudunuz mu diye sorarsanız size hayır der. O sebepten kendi insanımın bilgi yoksunluğuna, daha doğrusu bilgi edinme şekline güvenmediğim için tedirgin oldum. Bizde herşey kulaktan dolma. En çok tartışılan iki mesele vardır. Biri Atatürkçülüktür. Herkes Atatürkçüdür, herkes fikir sahibidir. Öbürü de, herkes dindardır, herkes fikir sahibidir. Ama ona da desen ki açıp Kuran-ı Kerim’i okudun mu hayır der sana. Aynı hikaye aslında. Açıp Nutuk’u okusa herkes Atatürk’ü anlar. Tereddüt yaşamamın nedeni buydu. İnsanların yerli yersiz fikir sahibi oluşu. En iyisini ben yaparım diye bir iddia değil bu yanlış anlaşılmasın ama benim kendimce bir bakış açım, kendimce bir yorumum vardır. Bunu tabi ki bazı şeyleri; kendi değerlerimizi ve insanların değerlerini hiçe saymadan yaparım.

Aynı kaygılar canlandırırken de sürdü mu?
Bilinmeyen birini oynarsın. Kimse sana hesap sormaz bununla ilgili. Ne biçim oynamışsın der en fazla. “Ben böyle oynadım” dersin geçersin işin içinden çıkarsın. Ama Atatürk’ü herkes biliyor. Yani herkesin tanıdığı, bildiği ve sözümona fikir sahibi olduğu birini oynamak herhangi bir rolden tabi ki daha farklı. Çünkü bir rolü yaratma aşaman var. Bakkal Mehmet’i oynaman icap ediyorsa senin de bir yaratma sürecin var. Cebinden bir şey o senin. Tanıdığın, bildiğin, hayatında olan bir adam o senin. Kimsenin de tanımadığı bir adam. İnandırmak daha kolay aslında. En dürüst haliyle söylüyorum bunu. Ama herkesin bildiği birini oynayınca işte herkes herşeyi söylüyor.

Atatürk konulu filmlerin çoğalmasını neye bağlıyorsunuz?
Şimdi aslında bunları doğru değerlendirmek lazım. Bir kaç tane sebebi var bence. En büyük sebebi insanların kendilerince bazı politikalar güdüyor olmaları. Benim oynadığım filmin böyle bir yanlı tarafı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü zaten var olan bir çizgi romandan alıntıydı. Dönemle ilgili bir şey aslında. Şu içinde bulunduğumuz dönem çok sakıncalı bir dönem. Herkes herşeyi söylüyor. Herkes herşeyi ayaklar altına seriyor ve insanların aslında direkt olarak politika yaptıklarını söylemiyorum. Politika yapmaya çalışıyorlar demiyorum. Toplumda da sanat böyle bir şeydir. Bizim artık unutmaya başladığımız, halının altına süpürmeye başladığımız şeyleri oradan çekip çıkarmaya çalışır. Sinema da memleketin durumuna bakıp halının altındaki tozları çıkartıp oralardan bir şey yaratmaya çalışıyor. Sanat birazcık pisliktir. Pisliğin içinden çıkanlardır. Gübreden çıkan çiçektir. Çiçek olduğu zaman izleriz, hoşumuza gider. Pis halinden haz etmeyiz. Kabare tiyatroları vardı eskiden. Bir çok algıya göre kötü olan bir şeyi sana gülünç bir şekilde sunar.

Atatürk’ü benimsemeyen bir oyuncu sizce Atatürk’ü canlandırabilir mi?
Tabi ki canlandırabilir. Bu benimseme işi değildir. Ben buna inanmam yani. Bu bir rol sonuçta. Belki benimsememesi daha bile hayrınadır o kişinin. Çünkü daha objektif bakabilir. Bizim gördüğümüzden daha farklı görebilir ve biz ne kadar inanmak istemiyor olsak da daha doğru canlandırabilir. Ben illa bir Türk oynasın demiyorum. Yoksa bu durum bizim aramızda ben daha Atatürkçüyüm sen daha Atatürkçüsüne gider. Böyle bir şey değil, bu bir roldür. Bence kimin oynadığının da önemi yok.

Atatürk’ü canlandırdıktan sonra gelen yorumlar nasıl oldu?
Emin olun herkesin aldığı yorumları aldım. Atatürk’ü oynayan her oyuncunun aldığı yorumları aldım.
Sizin makyajsız halinizi de Atatürk’e benzetenler oldu. Siz kendinizi Atatürk’e benzetiyor musunuz?
Fiziksel olarak biraz uzunum galiba ona göre. Benziyor olabilirim. Bıyık bırakırsam daha da benzeyebilirim. Benzerlik çok önemli değil. Nasıl canlandırdığın daha önemli. Kara kaşlı kara gözlü bir adam da oynayabilir. Daha inandırıcı olabilir bilemeyiz. Tabii benzerlik de bir şeydir ama tam olarak bir şey de değildir. Hitler filmleri var mesela, Hitler’e çok benzeyen adamlar da var, benzemeyen adamlar da var. Ama filmlerin içerikleriyle ilgileniyoruz biz, çünkü Alman değiliz ya da Nazi değiliz. Bu şekilde de değerlendirmek lazım. Biz Atatürkçüyüz, Türküz o yüzden başka türlü bakıyor olabiliriz.

Oyunculuk kariyeriniz bu rolden nasıl etkilendi?

Bir oyuncu için bir bakıma avantajken, bir bakıma dezavantaj. Son Osmanlı Yandım Ali vizyona girdiğinden beri bana her sene en az beş tane Atatürk’le ilgili sinema filmi, içinde Atatürk rolü olan en az on tane dizi film teklifi geliyor. Oynadığın rol üstüne yapışıyor. Rutkay Aziz bile hâlâ Atatürk’tür bir bakıma. Evet Atatürk oynadıktan sonra sürekli Atatürk rolü teklifi alıyorsunuz. Sürekli herkes senin Atatürk’ü tekrar oynamanı istiyor. Kendince ya oynuyorsun ya oynamıyorsun ya da oynamak için ya da oynamamak için sebepler buluyorsun kendine. Bunlar yaşananlar şeyler.

Sizce şimdiye kadar Ata’yı canlandıranlar arasında siz dâhil Mustafa Kemal’i en iyi kim ifade etti?
Sinan’ı ne yazık ki izleyemedim. Bu hafta ilk işim gidip onun filmini izlemek olacak. İzlememde gerekiyor zaten. Ben izlediklerimin hepsini beğendim. Bahsettiğim gibi bir oyuncu hiç benzemiyor olabilir. Örneğin Rutkay Aziz hakkikaten benzemiyor. Makyajlı da benzemiyor. Sesi de benzemiyor. Hiç bir şekilde sonuç itibariyle benzemiyor. Ama ben izlediğimden memnundum. Zaten mesele odur, sinema dediğimiz şey budur. İzlersin izlediğinden memnun musun, değil misin. Tabi bir de ekstradan benzeseydi daha güzel olurdu. Ben kendimi hiçbir zaman beğenemiyorum. Hatta kendimi izlerden çok sıkılıyorum diyebilirim.

Yorum yazın