Kültür ve Toplum Sanat

Çağdaş sanat için şimdi dayanışma zamanı mı?

Yazan: Zeynep Gencer

Lütfi Kırdar Rumeli Salonu’nda beşinci kez kapılarını açan CI BLOOM, bu yıl ekonomik zorluklara karşı hayata geçirilen “dayanışma” kararları ve Anadolu’nun farklı şehirlerinden gelen galerileriyle dikkat çekti. Dijital sanat deneyimlerinden çevresel temalı seçkilere kadar geniş bir yelpaze sunan fuar, İstanbul’un zorlu dönemlerde dahi sanatsal üretim için güvenli bir merkez olma özelliğini koruduğunu kanıtladı.

- A +

Lütfi Kırdar Rumeli Salonu, Contemporary İstanbul Bloom ile  15–19 Nisan 2026 tarihleri arasında çağdaş sanatın nabzının attığı bir merkeze dönüştü. Kapılarını açtığı ilk günden itibaren yoğun bir ziyaretçi kitlesini ağırlayan CI BLOOM’un 5. Edisyonu sanatın yaşayan bir etkileşim alanı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Bu yılki edisyonda 28 galeri ve 4 sanat inisiyatifi çatısı altında 327 sanatçının toplam 863 eseri sergilendi. Fuarın ticari başarısı da dikkat çekiciydi; eserlerin yüzde 64’ünden fazlası yeni koleksiyonlara dahil oldu. Toplam 11.600 kişinin ziyaret ettiği etkinlikte, 795 yükseköğretim öğrencisinin fuarı ücretsiz gezmesi, genç sanatseverlerin sürece dahil edilmesi açısından önemli bir adım olarak kaydedildi.

Rabia Güreli & Ali Güreli

Yeni soluklar ve bölgesel çeşitlilik

 CI BLOOM bu yıl sadece köklü galerilere değil, bağımsız inisiyatiflere ve İstanbul dışından gelen yeni oluşumlara da geniş alan açtı.

Contemporary Istanbul’un yönetim kurulu başkan yardımcısı Rabia Güreli, “Ankara, Diyarbakır, Adana ve Antalya gibi farklı şehirlerden galerilerin katılımı, Türkiye’de çağdaş sanat üretiminin ne kadar çok katmanlı ve dinamik olduğunu gösteriyor” diyor.

Bu çeşitliliğin hem sanatçılar arasında yeni ilişkiler kurulmasını sağladığını hem de koleksiyonerlerin farklı üretim pratikleriyle tanışmasına imkân verdiğini belirten Güreli, platformun Türkiye’de çağdaş sanatın yalnızca belirli merkezlerle sınırlı olmadığını görünür kıldığının altını çiziyor.

Sanat piyasasında ekonomik dayanışma

Fuarın bu edisyonuna damga vuran en önemli gelişme ise döviz kurundaki dalgalanmalara karşı alınan ekonomik önlemler oldu. Ocak ayında alınan kararla katılım ücretlerinde yüzde 30 indirime gidilerek fiyatlar Türk lirası üzerinden sabitlendi.

Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli bu durumu bir “dayanışma kararı” olarak tanımlarken, Adana’dan katılan Kun Art Space kurucusu Elif Sezer, bu düzenleme sayesinde fuarda yer alabildiklerini belirtti.

Ali Güreli’ye göre de asıl mesela tam burada: Bugün sanat piyasasında asıl değişim, değer hiyerarşisinden çok erişim ve keşif üzerinden şekilleniyor; yeni koleksiyoner profili bu dönüşümü hızlandırıyor.”

Erişim mi, ayrıcalık mı?

CI BLOOM’un öğrencilere erişim sağlaması ve farklı bölgelerden katılımı teşvik etmesi olumlu bir adım. Ancak Contemporary Istanbul’un genel fiyat politikası uzun süredir tartışılıyor. Eserlerin çoğu yüksek fiyat aralığında olduğu için, büyük bir bütçesi olmayanlar için bu dünyaya gerçekten dahil olmak hâlâ zor. Bu da platformun sıkça vurguladığı “erişim” söylemi ile gerçeklik arasında bir mesafe olduğunu gösteriyor.

Dijital dönüşüm

Borusan Otomotiv iş birliğiyle sunulan Edward Burtynsky fotoğraf seçkisi, endüstriyel üretimin çevre üzerindeki izlerini mercek altına aldı. Samsung’un The Frame teknolojisiyle hayata geçirilen dijital sanat deneyimi ise fiziksel eserin yanı sıra ekran aracılı bir izleme pratiğini gündeme taşıdı.

Belirsizlik ortamında sanatın gücü

Ortadoğu’daki siyasi istikrarsızlığın gölgesinde gerçekleşen CI BLOOM, İstanbul’un sanatsal üretim ve dolaşım için güvenli bir merkez olmayı sürdürdüğünü bir kez daha kanıtladı.

Ali Güreli‘nin “Bu korkunç savaş ortamında elimizde tutmamız gereken en güçlü araç sanattır” sözleri, fuarın sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda toplumsal bir direnç ve ifade platformu olduğunu hatırlattı. CI BLOOM, çağdaş sanatın yalnızca sergilendiği değil, tartışıldığı, alındığı ve üretildiği bir platforma dönüşme yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Yorum yazın