Genel

Biri bizi kandırıyor

Yazan: Burcu Soydan

Ergenekon soruşturması; toprağın altından çıkan silahları, süregiden davası, uzayıp giden dalgaları, tutuklanan ya da gözaltına alınanlarıyla uzunca bir süredir hayatımızda. Ergenekon soruşturmasıyla ilgili her gün karşımıza çıkan “sürpriz” haberlere eklenen son halka ise olayın kahramanlarıyla, yarattığı çelişkilerle Türkiye’nin kafasını iyice karıştırdı. Ergenekon soruşturmasının son operasyonlarında gözaltına alınıp tutuklanan Susurluk hükümlüsü eski özel harekatçı İbrahim Şahin’in, içinde sıklıkla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve mensuplarının adlarının geçtiği ifadeleri, yeniden basın ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) arasındaki akreditasyon sorununu gündeme getirdi.

TSK’nin, haberde geçen kimi ifadelerin yalan olduğu iddiasıyla Radikal gazetesini Basın Konseyi (BK) ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne de (TGC) şikayet ettiği, aynı zamanda gazetenin akreditasyonunu da iptal ettiği duyuruldu. Ancak Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, akreditasyonlarının iptal edildiğine dair TSK’den kendilerine yönelik bir tebligatta bulunulmadığını, BK ve TGC’ye yapılan şikayetlerin ardından akreditasyonun iptal edilmesinin yaygın bir uygulama olması nedeniyle bu şekilde yorumlandığını söyledi.

Şahin’in TSK’yı kapsayan ifadeleri

Şahin’in hakime verdiği ifadelerin yazılı ya da görsel tüm basın organlarında yer almasından birkaç gün sonra, 11 – 12 Şubat tarihlerinde Radikal Gazetesi’nde savcılık sorgusu da haberleştirildi. Aslında hakime verilen ifadelerin ayrıntılandırılmasına dayanan İsmail Saymaz imzalı bu haberde, Şahin’in daha önce basına yansıyan mahkeme sorgusundaki ifadelerin geniş bir özeti de yer alıyordu. Haberde Şahin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bilgisi dahilinde ve Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ın talimatıyla 150-300 arası asker ve polisten oluşacak S-1 adlı birimi oluşturmak üzere çalıştığını iddia ediyordu. İfadesinde, Tuğgeneral Gürak’la düzenli bir iletişim halinde olduğunu ve Genelkurmay’da görüştüğünü anlatan Şahin, aldığı talimatlar gereğince bir takım listeler hazırladığını öne sürüyordu.

TSK’den zehir zemberek açıklama

Şahin’in tutuklanmasının ertesi günü yayımlanan benzer içerikteki haberlerden sonra herhangi bir tepki göstermeyen TSK 13 Şubat günü “yargının bağımsızlığına duyarlı”, “hukuk devletine bağlılığı sonsuz”, “tahriklere alet olmayan” gibi ibareler içeren zehir zemberek bir açıklama yayımladı. İfadelerde adı Kayseri Hava İndirme Komutanlığı’nda görevli olarak geçen ve Şahin’le Genelkurmay arasındaki iletişimi sağladığı öne sürülen Fatma Cengiz’in, TSK’nın hiçbir biriminde çalışmadığı belirtilen açıklamada, “700 bin kişilik bir orduya komuta eden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel niteliklerinden birisini oluşturan ‘hukuk devleti’ne bağlılığı ile tanınan bir komutanın, 150-300 kişilik yasadışı bir oluşuma ihtiyaç duyması ve bu oluşumu, daha önce aynı tip bir olaydan dolayı mahkûm olmuş ve sağlık durumu tartışmalı olan bir kişiyle yapmaya kalkmasını düşünmek, gülünç ve gayri ciddi bir durumdur. Ancak, böyle bir durumu ciddiye alan kişi ve kurumların mevcut olduğunu görmek ise, gerçekten vahimdir” denildi.

Radikal’e akreditasyon iptali!

Genelkurmay Başkanlığı, yaptığı bu sert açıklamayla kalmayıp haberi yapan Radikal gazetesini Basın Konseyi ve Gazeteciler Cemiyetine de şikayet etti. Şikayet sonuçlanana kadar da gazetenin akreditasyonunun Genelkurmay tarafından iptal edildiği haberi de medyaya yansıdı. Ancak Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, akreditasyonlarını iptal edildiğine dair TSK’den kendilerine yönelik bir tebligatta bulunulmadığını söyledi. TSK’nin herhangi bir basın kuruluşunu BK ve TGC’ye şikayet etmesi durumunda yaygın bir uygulama olarak akreditasyonunu da iptal ettiğinin bilinmesi nedeniyle durumun bu şekilde yorumlandığını belirten Berkan, “Henüz TSK’den bize ulayşan bir tebligat yok ama farklı bir sonuç çıkacağını da sanmıyorum” dedi.

“TSK’nın benim gibi hasta birine ihtiyacı yok”

Olayın taraflarından İbrahim Şahin de, Radikal’deki haber üzerine tutuklu bulunduğu cezaevinden bir açıklama yaparak kendine atfedilen ifadeleri yalanladı. TSK’yla benzer nitelikte bir açıklama yapan Şahin, Genelkurmay Başkanı Başbuğ ile hiçbir görüşmesinin olmadığını belirterek, “Sorgulama tamamen TSK’yı hedef aldığından bir çok soruda susma hakkımı kullandım. Ayrıca TSK’nın benim gibi hasta ve eski bir mahkuma da ihtiyacı yoktur. Tüm gerçekler mahkemede ortaya çıkacaktır” diyen Şahin savcılık ifadesi sırasında da kendisine atfedilen soruların sorulmadığı ve sonradan ifadelerine eklendiği iddiasında da bulundu.

“Haberimin kaynağı resmi evrak”

Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz ise haberine konu olan Şahin’in ifadelerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sorgu tutanağı olduğunu belirterek, “107 sayfalık sorgulama evrakının tümü savcılık antetli bir belgedir. Öte yandan mahkeme sorgusundan sonra da tüm basın organlarında dile getirilen ifadeler o zaman yalanlanmamışken TSK’nın tepkisinden sonra yalanlanıyor olması manidar. İfadeler Şahin’e ait değilse altındaki imzayı nasıl açıklayacak? İddia edildiği gibi haberim, kişi ya da kurumları yıpratma ya da manipüle etmeye yönelik bir çabadan çok tablonun bütününü veremeye çalışan çok yönlü bir bakışla sunulmuştur. Objektif kriterlere uygun haberim sızdırma değil gazetecilik becerisiyle elde edilmiş bir metindir” dedi.

Berkan’ın kuşkuları

Radikal Gazetesi Yayın Yönetmeni İsmet Berkan da, 17 Şubat tarihinde gazetesindeki köşesinden konuyla ilgili bir yazı yayımladı. “İbrahim Şahin gerçekleri” yazısında Berkan da habere konu olan evrakın altında Şahin ve avukatı Birsen Uluğ’un imzası bulunduğunu hatırlatarak, “Radikal’in iki günlük haberlerinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira olarak algılanan ifadeler varsa bile bunlar, haberlerimize kaynak teşkil eden tutanaktan alınmıştır. Tutanaklardan alıntı yapılırken de, soruşturmayı yürüten savcının temel iddiaları ve sorgulanan kişinin buna verdiği cevapların dışına taşılmamaya özen gösterilmiştir… Haberlerimizde geçen iddiaların Radikal’e değil, savcılığın sorgu tutanağına ait olduğunu hatırlatmam gerek. Bu ifadeleri yayımlayarak halkın haber alma hakkını kullanmasına yardımcı olduğumuz inancındayız, zaten bu sebeple haberleri yayımladık” dedi.
Yazısında, İbrahim Şahin’in, Genelkurmay’ın basın bildirisinin gazetelerde yayımlandığı gün açıklama yaparak kendisine atfedilen ifadeleri yalanladığını da anımsatan Berkan, “Şunu hatırlatmam gerek: Şahin’in bugün reddeder gözüktüğü ifadelerin altında hem Şahin’in hem de avukatının imzası var, bu bir. Hem Şahin hem avukatı çıktıkları mahkemede ifadelerini reddetme hakları kendilerine hatırlatıldığında bu hakkı kullanmayıp ifadeyi kabul ediyorlar, bu iki. Ve son olarak, Şahin’in avukatı 19 Ocak 2009 günü tutuklama kararına itiraz ederken de bu ifade tutanağıyla ilgili hiçbir itirazda bulunmuyor. Ama ne zaman ki Genelkurmay Başkanlığı sert bir açıklama yapıyor, o zaman Şahin böyle bir açıklama yapıyor” diye yazdı.

Tarafların açıklamaları göz önüne alındığında ortaya şu sorular çıkıyor: Savcı elindeki kanıt niteliği taşıyan telefon görüşmelerinden yola çıktıysa, Şahin “Genelkurmayla hiç görüşmedim” diyerek yalan mı söylüyor? Şahin’in Savcılıkta verdiği, “Genelkurmayın bilgisi dahilinde S-1 adlı terörle mücadele birimi kurulacağı” ifadesi doğru kabul edilirse, “Ergenekonla ilişkimiz yok” diyen TSK mı yalan söylüyor? Yoksa, TSK’nın “İlişkimiz yok” açıklamasıyla Şahin’in, “Sorguda böyle bir soruyla karşılaşmadım” ifadesi doğruysa ve Radikal gazetesinin haberine kaynaklık eden sorgu tutanağının varlığı göz önünde bulundurulursa, Şahin’in ifadesinde değişiklik yapmak suretiyle savcı mı yalan söylüyor? Görüldüğü gibi birileri bizi fena halde kandırıyor. Ama kim?

Yorum yazın