Doğa Eğitim Hayvan hakları santralistanbul

Bilgi’de eleştirel hayvan çalışmaları

Yazan: İrem Erendor
Kaynak: Instagram dortayaklisehir

İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te düzenlenen “Eleştirel Hayvan Çalışmaları” çalıştayı, insan–hayvan ilişkilerini tarihsel, kültürel ve etik boyutlarıyla ele aldı. İki gün süren etkinlikte, farklı disiplinlerden araştırmacılar hayvanların toplumsal ve tarihsel süreçlerdeki rolünü, temsilini ve bilgi üretimindeki konumunu tartıştı. Çalıştay, hayvanlarla yalnızca düşünmek değil, onlarla birlikte düşünmek gerektiğini vurgulayarak eleştirel hayvan çalışmalarını hem akademik hem etik bir dönüşüm çağrısı olarak ortaya koydu.

- A +

İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde 27–28 Mart tarihlerinde düzenlenen “Eleştirel Hayvan Çalışmaları: Kaynaklar, Yöntemler ve Yaklaşımlar” başlıklı çalıştay, insan–hayvan ilişkilerini tarihsel, kültürel ve etik boyutlarıyla ele alan kapsamlı bir tartışma zemini sundu. Hayvan tarihi alanında çalışan araştırmacıları bir araya getirmeyi amaçlayan bu akademik girişim, farklı disiplinlerden katılımcıların bilgi ve kaynak paylaşımında bulunabileceği bir platform oluşturmayı hedefledi. İki gün süren etkinlik boyunca, doğa tarihinden beşerî ve sosyal bilimlere, estetik ve politik tartışmalardan etik meselelere uzanan geniş bir konu yelpazesi ele alındı; hayvan çalışmalarına dair güncel yaklaşımlar ve yeni araştırma alanları görünür kılındı.

Çalıştayın ilk günü, “Hayvan Dönemeci” başlığı altında şekillendi. Farklı disiplinlerden gelen konuşmacılar, bu kavramı kendi alanlarının perspektifinden değerlendirerek hayvan çalışmalarının metodolojik ve teorik sınırlarını tartışmaya açtı. Tarihten sosyolojiye, antropolojiden edebiyata uzanan bu tartışmalar, insan–hayvan ilişkilerinin yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret etti. Hayvanların yalnızca birer arka plan unsuru değil, toplumsal ve tarihsel süreçlerin aktif özneleri olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Bu çerçevede, disiplinlerarası yaklaşımın yeni sorular ve yöntemler üretme potansiyeline dikkat çekildi.

İlk günün moderatörlüğünü üstlenen Sibel Yardımcı’nın yönlendirdiği oturumda, Eylül Alnıaçık Özyer, Ezgi Hamzaçebi, Mine Yıldırım ve Özlem Güçlü, hayvan çalışmalarının farklı boyutlarını tartıştı.

Hayvanlar ne düşünüyor?

Özlem Güçlü, hayvan dönemecinin yalnızca “hayvanları dahil etme” meselesi olmadığını belirterek, bu yaklaşımın insan merkezci düşünme biçimlerini sorgulamayı zorunlu kıldığını ifade etti. Güçlü, insan–hayvan ilişkisinin çoğu zaman şiddet ve ölüm üzerinden kurulduğuna dikkat çekerek, “Bu noktadan nasıl bilgi üretileceği, nasıl araştırma yapılacağı ve nasıl yazılacağı soruları kaçınılmaz hale geliyor” dedi. Ayrıca, “Hayvanlar ne düşünüyor?” sorusunun kesin bir yanıtı olmasa da, bu soruyu sormaktan vazgeçmemenin önemini vurguladı.

Ezgi Hamzaçebi

Ezgi Hamzaçebi ise edebiyat ve temsil meselesi üzerinden hayvan çalışmalarına farklı bir kapı araladı. Sema Kaygusuz’un “Yere Düşen Dualar” eserinden ne denli etkilendiğini dile getiren Hamzaçebi, insan öznesinin bakış açısından anlatılan bir hikâyenin dahi hayvanlara dair güçlü duygular aktarabildiğini belirtti. Dilin öznesi üzerine düşünürken, “Bir varlığın derdiyle, ona hiç benzemediğimiz halde nasıl dertlenebiliyoruz?” sorusunu gündeme getirdiğini ifade etti. Hamzaçebi, dilin yalnızca insana ait olmadığını vurgulayarak, başkasının acısını temsil etme çabasının etik sorumluluklarını hatırlattı; bu temsilin hiçbir zaman tamamen adil olamayacağını kabul etmenin de bu sürecin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Mine Yıldırım ise tartışmayı daha kavramsal bir düzleme taşıyarak “Nasıl düşüneceğiz?” sorusunun belirleyici olduğunu ifade etti. Yıldırım, modern insanın kendisini doğa ve hayvan karşısında konumlandırma biçimini eleştirerek, bu ayrıştırıcı yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu tartışmalar, çalıştayın ilk gününde hayvan çalışmalarının yalnızca bir araştırma alanı değil, aynı zamanda düşünme biçimlerini dönüştüren bir yaklaşım olarak ele alındığını gösterdi.

Hayvanların yeri yeniden düşünülüyor

Çalıştayın ikinci günü ise doğa, evrim ve etik; beşerî ve sosyal bilimlerde eleştirel hayvan çalışmaları ve hayvan temsili başlıkları etrafında şekillendi. İlk oturumda, “Doğa Tarihi, Evrim ve Etik: Hayvanlarla Çalışmanın Bilimsel Temelleri” başlığı altında Aslıhan Niksarlı, Gönenç Göçmengil, Utku Perktaş ve Yeliz Ergöl söz aldı. Bu oturumda özellikle doğa tarihi müzelerinin günümüzdeki konumu ve dönüşümü tartışmaya açıldı; Aslıhan Niksarlı’nın “Doğa müzeleri bugün nasıl bir yerde duruyor?” sorusu etrafında bilimsel üretim ve temsil biçimlerinin yeniden düşünülmesi gerektiği vurgulandı.

Kaynak: Instagram dortayaklisehir

İkinci oturumda, “Beşeri ve Sosyal Bilimlerde Eleştirel Hayvan Çalışmaları” başlığı altında Cihangir Gündoğdu moderatörlüğünde Deniz Dölek Sever, Emre Koyuncu ve Abu B. Siddiq sunumlarını gerçekleştirdi. Bu oturumda hayvanların tarih anlatısındaki yeri, felsefi metinlerdeki konumları ve tarih öncesi insan–hayvan etkileşimleri ele alındı. Üçüncü oturumda ise Özlem Güçlü moderatörlüğünde Dijan Özkurt, İnci Bilgin Tekin, Özlem Gök ve Tuba Emiroğlu, hayvan temsili meselesini estetik, etik ve politik boyutlarıyla tartıştı. Bu oturumlar, hayvanların yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda kültürel ve politik birer özne olarak nasıl temsil edildiğine dair önemli sorular ortaya koydu.

Hayvanlarla birlikte düşünmek

İki gün süren çalıştayın genelinde öne çıkan yaklaşım ise hayvanlara dair düşünmenin ötesine geçme gerekliliği oldu. Tartışmalar, yalnızca “hayvanlar üzerine düşünmek” yerine “hayvanlarla birlikte düşünmek” fikrinin altını çizdi. Bu yaklaşım, insan merkezci bilgi üretim biçimlerini sorgularken, hayvanları bilgi süreçlerinin pasif nesneleri olmaktan çıkarıp aktif özneler olarak konumlandırmayı öneriyor. Çalıştay, bu yönüyle eleştirel hayvan çalışmalarının yalnızca akademik bir alan değil, aynı zamanda etik ve politik bir dönüşüm çağrısı olduğunu ortaya koydu.

Yorum yazın