Medya Sanat Teknoloji

Cebe sığan kütüphane: Sesli kitaplar

Yazan: İzem Omay
Fotoğraf: pixabay.com

Kokusunu içinize çekip, üzerine notlar alamasanız, hatta ona sahip olamasanız da, istediğiniz hemen her kitabı dinleyebilirsiniz. Özellikle mobil uygulamalarla yaygınlaşan sesli kitap, okumaya zaman bulamayan “okurun” yeni alışkanlığı.

Gazete, kitap ve dergiler yerini başında “e” bulunan dijital versiyonlarına bırakmaya devam ederken, farklı formatlardan oluşan kitap tüketim alışkanlıkları arasında, sesli kitapların tüketiminde büyük bir artış olduğu görülüyor.

Küresel sesli kitap pazarın sadece geçtiğimiz yıl yüzde 40’tan fazla büyüdü. ABD’de okuma alışkanlıkları üzerine yapılan yeni Pew Research Center anketlerine göre, her beş insandan biri sesli kitap dinliyor. Basılı kitaplar hâlâ tercih ediliyor olsa da sesli kitap tüketiminde istikrarlı bir artış var.

Sesli kitaplara ilginin Türkiye’de de artıyor. Avrupa’da faaliyet gösteren Storytel adlı mobil uygulama, Kasım 2017 itibariyle yerli uygulama Seslenen Kitap’ı satın alarak Türkiye’de faaliyetlerini genişletmeye başladı. Storytel uygulaması kapsamında, hem internet sitesinden hem de mobil uygulama üzerinden, güncel yazarların en son eserlerini ve çok okunan yazarların baş yapıtlarını, yazarlarının veya bir profesyonel seslendiricinin sesinden dinlemek mümkün. Storytel, Türkçe ve İngilizce sesli kitaplar ve ayrıca İngilizce e-kitaplar ile faaliyet gösteriyor. Storytel dışında, Serial Box, Google Play Books, Kobo Books, Audibooks.com gibi site ve uygulamalar da, kullanıcılara kitapları sesli dinleme olanağı sağlıyor.

Sesli kitaplara olan ilgi akıllara şu soruyu da getiriyor: “Kitap okumak mı yoksa dinlemek mi?”

2016’da bu sorudan yola çıkarak yapılan bir araştırmada kitap severlere bir tarih kitabını okuma ya da dinleme seçeneği sunulmuştu; bir grup kitabı sesli okurken, diğer grup dinlemişti. Daha sonra iki tarafın bilgileri karşılaştırılmış. Araştırma elde edilen bilgi açısından hiçbir fark olmadığı görülmüş, kitabı okuyan ve dinleyen tarafların eşit derecede faydalandığı sonucuna varılmıştı. Buna benzer birçok araştırma mevcut.

Dilbilimci Onur Sümer

Kocaeli Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, dilbilimci Onur Sümer’e göre güncel konumdaki yaşamın getirdiği hız, maalesef bizleri kitap okumak gibi bazı eylemlere vakit bulmaktan alıkoyuyor. Ağır yaşam şartları, evlerimizin ve çevremizin sorumlulukları, birçok insana diğer aktiviteler için vakit bulamama illüzyonu veriyor. Gerek sanatsal gerekse sportif anlamdaki hatrı sayılır konuda, “zaten vaktim yok” algısına kolaylıkla kapılıyoruz. Vakit bulamadığını savunan ebeveynler, çocuklarını sanat ve edebiyattan bir o kadar uzak büyütüyor. Özellikle çoğu Türk insanı için okumak küçüklükten kazandırılan bir alışkanlık değil ve bunun etkileri toplumda en acı şekilde karşımıza çıkıyor.

“Farz edelim ki, sanatsal aktiviteler ve kitaplar için gerçekten vakit bulamıyoruz veyahut bu vakti yaratma yetisinden oldukça uzağız, ancak kitap okuma sorunumuza bile artık çok basit çözümler geliştiriliyor.”

” ‘Vaktim yok’ bahanesini ortadan kaldırıyor” 

Sümer, geliştirilen sesli kitap uygulamalarının, “kitap okumak için vaktim yok” bahanesini ortadan kaldırma gücüne sahip olduğunu düşündüğü için, verimli ve eğitici gördüğünü belirtiyor:

“Doğrudan sayfaları karıştırıp, kitabın kokusunu içinize çekip, üzerine notlar alıp, onu bir yadigâr gibi saklayamasak da asıl önemli olan, dünyaca ünlü filozofların ve yazarların eserlerini kolaylıkla tek bir uygulamada bulup hızlı ve yoğun olarak tanımladığımız hayatlarımızın içine koymak olacaktır.”

Bütün gününü iş yerinde, okulunda harcadığından ve sırf bu yüzden yeterli vakit bulamadığından şikayet eden birinin, yolda en azından kulaklığı ile bile olsa, bu kitapları dinleyebilecek olmasını teknolojinin en büyük faydalarından biri olarak tanımlıyor. Bu uygulamaların, kitap taşımanın zorluğundan ve bu kitapların deforme olacak olmasından şikâyet eden insanlar için de ayrıca faydalı bir kullanım sunduğunu belirtiyor:

“Zaten çoğu ikna edici olmayan vakit bulamamaya dair bahanelerimiz de ortadan kalktığına göre, bir sesli kitap da siz okumaya başlayın ve hayatınızın pozitif yönde nasıl değişeceğine şahit olun.”

İrem Sena, pilates ve bale eğitmeni. Özellikle işi gereği, bir yıldır sesli kitap dinleyicisi olduğunu belirtiyor. Başlarda, birçok insan gibi geleneksel okuma alışkanlığını değiştirmeyeceğini düşünüp bu fikre neredeyse karşı olanlardan.

“İçimden kendi ses yorumlamam ile okuyamadan, o sayfaları hissetmeden, kitap içerisinde önemli gördüğüm hoşuma giden yerlerin altını çizmeden, elime aldığım kitaptaki o heyecanı ve hazzı alamayacağımı düşünüyordum. Fakat, öyle olmadı.”

Bu sesli kitap deneyimine, trafikte geçen ölü zamanı daha verimli hale getirebilmek için başladığını söylüyor. Storytel uygulamasından önce, Youtube’da kayıtlı olan sesli kitapları dinlediğini söyleyen Sena, dinlediği kitapta kaldığı yere pratik bir şekilde devam edememesi gibi nedenlerden dolayı Storytel uygulamasına abone olup kullanmaya başlamış. Uygulamanın dil seçeneklerine sahip olması, kaldığı yerden pratik bir şekilde devam edebilmesi, storyteller’ların (anlatıcılar) iyi oyuncular veya ses sanatçılarından oluşması, kullanıcının kendi arşivini oluşturabilmesi gibi olanaklardan memnun olduğunu belirtiyor:

“Kitap okuma pratiğimi tabii ki tamamen dinlemeye yönelik değiştirmedim, hâlâ gidip bir kitap evinde zaman geçirip kitap seçmeyi, hissetmeyi hatta koklamayı bile seviyorum.”

Storytel uygulamasında 400’den fazla Türkçe sesli kitap, 25 bin İngilizce sesli kitap ve 15 bin İngilizce e-kitap bulunuyor. Aylık abonelik karşılığında platforma üye olan kullanıcılar, çevrimiçi ve çevrimdışı olarak kitaplara ulaşabiliyor; kaldığı yere ayraç koyabiliyor ya da not ekleyebiliyor. Kitapları seslendirenler Mert Fırat, Gülse Birsel, Tilbe Saran, Ezel Akay gibi tiyatrocu ve sinemacılar yer alıyor.

1 Yorum

Yorum yazın