Sanat

Lenny Kravitz’i çok sevmiştim

Yazan: gtan@bilgi.edu.tr

Lenny Kravitz, “sevgi devrimi” projesinin İstanbul ayağında Kuruçeşme Arena’da sahne aldı. Bence erkek adam sevgisini öyle ulu orta yerde, hele 13 bin kişi karşısında konuşmaz. Ben Lenny’yi rock yıldızı bilmiş ve öyle benimsemiştim. Ama dedim ya, aramıza sevgi girdi. Gökhan Tan Lenny Kravitz’in yaptığı müzik türü başta rock olmak üzere soul, funk, reggae gibi tarzları […]

Lenny Kravitz, “sevgi devrimi” projesinin İstanbul ayağında Kuruçeşme Arena’da sahne aldı. Bence erkek adam sevgisini öyle ulu orta yerde, hele 13 bin kişi karşısında konuşmaz. Ben Lenny’yi rock yıldızı bilmiş ve öyle benimsemiştim. Ama dedim ya, aramıza sevgi girdi.

Gökhan Tan

Lenny Kravitz’in yaptığı müzik türü başta rock olmak üzere soul, funk, reggae gibi tarzları içeriyor. (Kendi sitesinde böyle yazıyor.) Oysa konser tanıtımlarında da “dünyanın en önemli rock vokalistlerinden” olduğu vurgulanmıştı. Ben de kendisini rock yıldızı olarak benimsemiş ve sevmiştim. Ama bu sevgi karşılık görmedi; araya başka müzik türleri ve hepsinin ismini burada sayamayacağım ünlü girdi.

Yine de bir tane ünlünün ismini söylemeden geçemeyeceğim: Natalie Imbruglia. Lenny’nin, pop ve parfüm reklamları ikonu Imbruglia ile aşk yaşadığı söyleniyor. Tamam, Lenny erkektir, boyunu yükseltmek için yüksek topuklu ayakkabı giyse de öyledir; istediğini sever. Natalie de güzel kadın doğrusu. Ayrıca topuk da adamı bozmaz. Ama aşk acısını binlerce insanla paylaşması ve iki saat boyunca ayakta bekletmesi de erkekliğe sığmaz, ayıptır.

Sanatçı adam yürümez!

Bugün tüm gazetelerde okuyacağınız üzere Lenny Kravitz, ilan edilenden yaklaşık bir saat geç çıktı sahneye. Geç çıkmasına bir da bir itirazım yok aslında. Kabul edelim ki 21:00, İstanbul’da hafta içinde gerçekleşen bir konserin başlangıç saati için erken bir saat. Nitekim sadece konser sahibi değil, konseri izlemeyi uman binlerce insan da bu saatten sonra Kuruçeşme’ye varabildi.

Velhasıl bu gecikme, benim gibi VIP alemlerinden uzak bir gazetecinin ufkunu genişletmeye de yarıyor. Çekim yapmak için akredite olan fotoğrafçı ve kameramanlarla birlikte basın odasında beklerken bu VIP aleminin “inceliklerine” de bir saatlik tanıklık imkanı yakaladım!

Bir kere bu alemin müdavimleri, kalabalık “iğne atsan yere düşmeyecek” kıvamda ve otoparklar tıka basa doluyken bile, VIP kapısının önüne siyah camlı, “van” tabir edilen araçlarıyla gelmek durumundaymış. Ve durum böyle olunca, Kuruçeşme Arena’nın VIP otoparkında, koruma görevlileri arasında şu tür diyaloglar yaşanabiliyormuş:

“Abi otopark ağzına kadar dolu. Arabayla girmese olur mu?”
“Abi adam sanatçı, ayıp olur.”
“Olsun abi sanatçıysa iki adım yürüyemiyor mu?”
“Abi sanatçı adam, yürütmeyelim.”

Gelgelelim bu “van”, kalabalığı yararak dolu otoparka girdi ve içinden sanatçı Gökhan Özen ve sanatçının henüz barıştığı sevgilisi–gazeteler öyle yazıyor- Amanda indiler.

Kravitz’in “sevgi devrimi” projesini desteklemek için kalabalığı yararak içeri girmek zorunda olan sadece sanatçı Gökhan Özen ve henüz barıştığı sevgili Amanda değildi elbette. Okan Bayülken ve kız arkadaşları grubu, manken ve “vintage” sanatçısı Ece Sükan, manken ve oyuncu Cansu Dere, ve hatta belki de Deniz Akkaya destek ekibinde yer aldığını görebildiğim sanatçılardı.

Gözler Banu Güven’i aradı

Yoğun destek grubuna rağmen, gözler özellikle bir ismi aradı. NTV haberlerinin gece nöbetçisi ve Türkiye’nin en önemli müzisyen röportajcısı Banu Güven’i, alışık olduğumuz üzere VIP platformunun en önünde, devrime ve Kravitz şarkılarına eşlik ederken göremedik. (Belki de ben göremedim.) Doğrusu bu göremememde konserin, Banu Güven’in NTV’deki yayın saatiyle çakışması da etkili olabilir.

Türkiye’ye gelen ve hatta gelmeyen (bknz. Berlin’deki Rolling Stones filmi galası) müzisyenlerle yaptığı özel röportajlarla tanıdığımız Banu Güven, bu kez kendisiyle yapılan bir röportajda, konserine gidemediği sanatçıları stüdyoya aldığını söylemişti.

Güven’in bu açıklaması nedeniyle, konser boyunca muallak yaşadığımı söylemeliyim. Eğer Banu Güven burada değilse, Lenny Kravitz’in NTV stüdyosunda olması gerekmiyor muydu? Peki o zaman sahnedeki kimdi? Ya da Güven ve Kravitz arasında bir kırgınlık mı olmuştu? Güven, yayın saatiyle çakıştığını söyleyip Kravitz’i stüdyosuna davet etmiş ve ondan “Hayır olmaz, ben buraya konser vermeye geldim. Seyirciye ayıp olur” cevabı mı almıştı?

Sevgi meselesi

Gelelim şu “sevgi” meselesine. Lenny Kravitz devrim projesinin İstanbul ayağına, Bring It On ve Always On The Run parçalarıyla başladı. Sanırım pek çok izleyici için, umulandan daha yumuşak ve sakin bir başlangıçtı bu. Ve temponun bu şarkılardan sonra yükseleceği umulmuştu. Hayır öyle olmadı. İlk iki parçada yavaşça kıpırdanan seyirci “Dig In” ile biraz daha hareketlendi ama sahneden yayınlanan sevgi yoğun program, 13 bin kişiyi efendi davranmaya sevk etti.

İşte Lenny ile aramıza giren şeylerin hepsi de, yaklaşık bir saat süren bu zaman diliminde su yüzüne çıktı. Kravitz, dünyayı kurtarmak için tek yol olarak gördüğü sevgi misyonerliğini ele aldı, aşk ve sevgi temalı parçalarıyla tempoyu giderek düşürerek beni bir köşede unuttu.

Aşk, sevgi, soul, funk, reggae ne var ne yok hepsi tek tek üzerime geldi. Ne kalbimizin durgunluğu kaldı (Stillness Of Heart), ne de Lenny’nin yaşadığı sürece sevdiği insanı bekleyeceğini bilmemiz (I’ll Be Waiting). En ağır romantik şarkısı Be’yi yaklaşık 10 dakikaya uzatan Lenny’nin bu performansına en çok IKSV sevinmiş olmalı. Çünkü Lenny bu parçayı, nefesli enstrümanların sololarıyla yorumlarken cebindeki en ağır silahı çıkardı ve caza döndü. yani, Caz Festivali’nin kapanış konserinde IKSV’li ev sahiplerini de unutmadı. I’ll Be Waiting’de oturduğu piyanonun başından da iki parça boyunca kalkmadı.

Akıllı ol Natalie Imbruglia!

Bu noktada, sevgili adayı ya da bizzati sevgili olan Natalie Imbruglia’nın ismini tekrar anmak durumundayım. Lenny, ben ve benim gibi düşündüğünü umduğum binlerce insan önünde aşk acısıyla kıvanırken, zaman zaman parfüm reklamlarında da gözüme çarpan bu kadının ona karşı bir yamuk yapma ihtimalini kaldıramam! Parfüm reklamlarında oynayıp, binlerce kadını erkekleri baştan çıkarma konusunda yüreklendirirken, Lenny gibi bir erkeğe sırt çevirmesini, sanatçılık ve reklam yıldızlığı ahlakıyla da bağdaştıramam.

Natalie Imbruglia akıllı olsun ve Lenny’yi bu kadar üzmesin. Sonra olan bize oluyor.

Konser 23:20’de başladı

Imbruglia etkisiyle bu hallere giren konserde, ben de VIP platformunun yanındaki minderlerde uyuyan insanlara özenmeye başlamışken, araya giren bir başka kadın imdadıma yetişti.

Evet, saatim 23:20’yi gösterirken sahneye American Women çıktı. Kim olduğuna, hatta Lenny’nin eski sevgilisi Nicole Kidman bile olmasına aldırmayacağım bu kadın konserin gerçekten başlamasına sebebiyet verdi. O alanda, 1,5 saat boyunca konserin başlamasını bekleyen 13 bin kişi şahidim olsun, seyircinin tümünün ellerinin havaya kalktığını ilk kez bu parçada gördüm. Lenny, eski günlerimizin hatırına bunun üzerine bir de Fly Away patlattı. Ve konser gerçek bir Lenny Kravitz konserine de işte o anda benzedi.

Velhasıl Lenny, 1,5 saat koruduğu efendiliğini iki parçada yitiren seyircinin, sevgi ortamını sulandırmasını pek de istemedi. Ardından çaldığı Let Love Rule bitmek bilmedi. Ama çok da hakkını yememek lazım; gerçek bir sevgi adamı olduğunu burada da kanıtladı. Sahneden indi ve kendini, yaklaşık 100 dakikadır projelendirdiği sevgi ortamının kollarına bıraktı. Bu aynı zamanda son şarkıydı.

Bu tip büyük konserlerde artık şaşırmayacağımız üzere Lenny Kravitz de, sadece tek parçalık bis için sahneye döndü. En büyük hiti, Are You Gonna Go My Way ile veda etti. E dünyaya barış getirmek kolay iş değil, insan yoruluyor haliyle.

Lenny Kravitz’i çok sevmiştim. Ama o dünyayı tercih etti. Bu sevgisinin samimi olduğuna inanmasam, bırakın konserine gitmeyi, konser yerine Banu Güven’in stüdyosuna gitmesine bile destek verirdim.

Yorum yazın