Sanat

Olağanüstü Hal ve Hukukun Antropolojik İşlevi

Yazan: HaberVs

Giorgio Agamben, Olağanüstü Hal, Çeviren: Kemal Atakay, İstanbul: Varlık Yayınları, 2008.

Agamben’in daha önce İstisna Hali başlığıyla Otonom Yayınları’ndan çıkmış olan kitabı bu kez Varlık Yayınları tarafından Olağanüstü Hal başlığıyla yayınlandı. Çevirisinde herhangi bir değişiklik olmayan bu kitap, Agamben’in son dönem siyaset felsefesi tartışmalarına damgasını vurmuş olağanüstü hal/istisna hali kavramsallaştırmasının kısa ama yoğun risalesi.

Modern siyasetin kriz anlarında hukuku askıya alarak siyasetin de alanını ortadan kaldırması durumunu ifade eden istisna hali mefhumu hukuk ile siyasal yaşam arasında bir belirsizlik mıntıkası meydana getiriyor. İşte bu belirsizlik mıntıkası böyle bir sahada karar merciinin meşruiyetini nereden aldığı sorusunu beraberinde getiriyor. Bu eksende modern zamanlarda siyasal olarak hareket etmenin ne anlama geldiği sorusunun modern siyasal düzeni kavramak bakımından kilit soru olduğunu savunuyor Agamben.

Nazi rejiminin hukukçusu olarak tanınan Carl Schmitt ve Walter Benjamin’in modern hukuk düzenine yönelik eleştiri ve yaklaşımlarından ilham alan Agamben, siyaseti, onu hukuksal müzakereye indirgeyen modern yaklaşıma alternatif olarak, sahih bir yaşama etkinliği haline getirmenin yol yordamlarını araştırıyor bu kitapta.

Alain Supiot, Homo Juridicus, Hukukun Antropolojik İşlevi Üzerine Deneme, Çeviren: Bige Açımuz Ünal, Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2008.

Modern zamanların temel yönetim tekniği, yığınları sevk ve idarenin seküler membaı olan hukukun, şimdiki niteliklerinin yol açtığı arızalara dikkat çeken çalışmalar son yıllarda bir hayli arttı. Adaletin tesisinin artık hesaplanabilir birtakım rasyonel süreçler ve tekniklere indirgendiği modern hukuk düşüncesi, kaynağındaki mistik ve antropolojik işlevden bilimsellik uğruna kendini alabildiğine arındırmaya çabalıyor. Böylelikle hukuk, ortak yaşam idealinin cisimlendiği bir kurallar manzumesi olmaktan çıkıp, birbirinden kopuk modern bireylerin haklarının tedrici bir biçimde evrenselleştirilmesine çabalayan teknik bir uğraşı haline geldi.

Alan Supiot’un bu çalışması hukuk düşüncesinin kaynağındaki mistik ve antropolojik işlevin yeniden kazandırılmasının insanlığın ortak yaşam ideali açısından hayatiyet arzettiğini ve bunun başarılamaması durumunda radikal bireyciliğin pençesinde bir yönetim teknolojisi olarak hukukun barbarlığa, Batı köktenciliğine ve medeniyetler çatışmasına giden kapıyı ardına kadar aralayacağına dikkat çekiyor.

Kitap, yasağın tekniği olarak hukuktan ortak yaşamın ve adaletin vücut bulduğu mistik ve antropolojik temelleri haiz bir hukuka geçişin, birlikte yaşama ve dünyayı anlamlandırma pratikleri açısından elzem oluşunu büyük bir ciddiyet ve ustalıkla ele alıyor.

Yorum yazın