‘Dink bu devlete 1915’i hatırlatıyordu’

Hrant Dink için düzenlenen anma etkinliklerinin ilkine katılan konuşmacıların ortak görüşü: "1915’ten bugüne 'devlet sırrı' geleneği devam ediyor."

Hrant Dink için düzenlenen anma etkinliklerinin ilkine katılan konuşmacıların ortak görüşü: "1915’ten bugüne 'devlet sırrı' geleneği devam ediyor."

Rober Koptaş, Eren Keskin, Defne Asal ve Fatih Polat Bilgi Üniversitesi'nde alternatif medyayı tartıştı

Mahkeme karar verdi: Hrant Dink'in katli 'örgütsüz suç', 'azmettiriciye' ağırlaştırılmış müebbet.

Avrupa Birliği Yeşiller Grubu ve Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth’un tutuklu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’i ziyaret etmesine izin verilmedi. Roth, “Dostuna böyle davranan düşmanına nasıl davranıyor acaba?” dedi. /Bianet Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteciler Nedim Şener ile Ahmet Şık‘ı ziyaret etmek amacıyla Silivri Cezaevi‘ne gelen Avrupa Birliği Yeşiller Grubu ve Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth‘un ziyaretine izin verilmedi. Roth, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada, Şık ve Şener’i ziyaret ederek, onlara “sizin gibi gazetecileri unutmayacağız” mesajı vermek istediğini söyledi. “Ziyaret için Alman Büyükelçiliği ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na başvuru yapıldı. Maalesef şu ana kadar net bir cevap çıkmadı. Türkiye’de pek çok gazeteci cezaevinde bulunuyor, Şık ve Şener benim için örnektir; onları diğer gazeteciler adına da ziyaret etmek istiyorum.Türkiye’de gazetecilerin işlerini yaptıkları için tutuklu olmaları demokrasi için bir risk faktörüdür. Ben Türkiye dostuyum. Umarım ziyaret edebilirim.” “Önce görüşün dediler, sonra hayır” Ziyaret için içeri giren Roth, bir saat sonra çıkarak içeride gördüğü muameleden dolayı çok öfkeli olduğunu ve Şık ve Şener ile görüşemediğini söyledi. “70’den fazla gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkede sorun vardır; bana gösterilen muamele yüzünden de öfkeliyim. 22 Temmuz’da Adalet Bakanlığı’na gönderdiğim resmi başvuru vardı. Alman Konsolosluğu ve Büyükelçilik defalarca devreye girdi. İçeri girdikten yarım saat sonra Dışişleri’nden ve Adalet Bakanlığı’ndan izin çıktı dendi. Yarım saat sonra ise iznin yazılı ulaşması lazım dendi. Ama yine de görüşebileceğimizi söylediler, bizi sanki suçluymuşuzcasına ciddi bir kontrole soktular. Ardından da savcı ziyaret edemeyeceğimizi söyledi. Yönetmeliğe göre 10 gün önce müracat edilmesi gerekiyormuş, ne kadar aptalca bir şey. Bana bunu söyleselerdi o bir hafta sonra gelirdim” “Neden bir gazetecinin tutukluluk sebebini kendinden dinleyemiyorum” Almanya’ya dönünce Adalet Bakanlığı ve Başbakan’a resmi bir yazı yazacağını söyleyen Roth, “İfade ve basın özgürlüğü olmadan demokrasi yaşayamaz” dedi. “Başbakan’a şunları soracağım: Siz neden korkuyorsunuz? Neden karanlığı aydınlatmaya çalışa bir gazeteci ile görüşemiyorum? Neden tutuklanan bir gazetecinin yaşadıklarını […]
Gazeteci Hrant Dink, öldürülüşünün 3. yıldönümünde anıldı. Dink’in kurucusu olduğu Agos gazetesinin İstanbul Şişli’deki bürosunun önünde yapılan anma törenine katılan yaklaşık üç bin kişi, suikastın gerçek faillerine ulaşılamamasını eleştirdi.Cinayetten 3 yıl sonra oğul Hrant Dink, ilk kez basının önünde sert bir konuşma yaptı. “Bu ülkede babası üç yıl önce öldürülmüş birisi olarak ağlayamıyorum” diyerek başladığı konuşmasında Arat Dink, babasını öldüren asıl faillerinin gizlendiğini belirterek, “Duruşmalarda bizimle dalga geçen çocukar yalnızlar mıydı? Üç yılda adalet adına ne oldu? Hesabı sorulcak 3 yıl daha eklendi. 100 yıl önce avdık, şimdi yem olduk” dedi.“Buraya bir kuş konmuş…”Öğle saatlerinden itibaren, Şişli Halaskargazi Caddesi’ndeki Agos gazetesi binası önünde toplanmaya başlayan vatandaşlar, Dink’in öldürüldüğü yeri de daha önce olduğu gibi yine karanfiller ve mumlarla donattı. Anma törenine katılanlan, Hrant Dink’in ”Tek yolumuz bir arada yaşamayı savunmak olmalı. Bu yol, hem aklın, hem vicdanın gereği” sözlerinin yazılı olduğu bir pankart önünde mumlar yakılarak, karanfiller bıraktı. Ellerinde “Hrant için adalet için”, “Katiller tanıyoruz” yazılı dövizler taşıyan vatandaşlar, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz”, “Katil devlet hesap verecek”, “Hrant’ın katili Ergenekon devleti” sloganları attı. Dink’in öldürüldüğü saat 15.00’te saygı duruşuyla devam eden törende yönetmen Sırrı Süreyya Önder yaptığı konuşmada, tehditler altında Dink’in nasıl hedef hale getirildiğini anlattı. Konuşmasına “Altına girmek için cevahir ömrünü feda ettiğin Anadolu topraklarının çocuklarına, henüz küçücük bebeklerken anlatılan bir masal vardır. Çocuğun minicik avcunun tam ortasına yetişkin bir parmakla basılır ve ‘Buraya bir kuş konmuş..’ diye başlar. Sonra devam edilir. O minicik parmaklar tek tek, bir güvercinin nasıl katledildiğine dair ayrıntılı bir ‘operasyona’ suç ortağı yapılarak anlatılır. “Bu tutmuş’ denilir önce. ‘Bu tüylerini yolmuş’ denir ardından. ‘Bu pişirmiş’ dedikten sonra, ‘Bu yemiş’ diyerek masalın vahşet boyutu iyice ballandırılır. Adını serçeden alan en küçük parmak ‘Hani bana hani bana?’ diyerek ağlamaktadır masalın sonunda…” diye başlayan Önder, “Bu ülkeyi kocaman bir avuç olarak düşün sevgili […]

Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 9. duruşması bugün (20 Nisan 2009) yapıldı. Cinayetin tetikçisi Ogün Samast, sağlık nedenlerini gerekçe göstererek katılmadığı iki duruşmanın ardından bu kez mahkemedeydi. Duruşmada Samast’ın yanısıra tutuklu sanıklardan Ersin Yolcu ve Ahmet İskender ile tutuksuz sanıklardan dönemin Alperen Ocakları Trabzon il başkanı Mustafa Öztürk’de hazır bulundu. Bir önceki celse yumruklaştıkları için mahkemenin bu duruşmaya getirilmemeleri kararı aldığı Erhan Tuncel ve Yasin Hayal ise duruşmada yoktu. Duruşmada Ogün Samast’ın bıyıklı ve kilolu hali dikkat çekti. Hrant Dink’in kızı Delal Dink, eşi Rakel Dink, kardeşleri Orhan ve Yusuf Dink’in yanısıra duruşmayı Paris Barosu’ndan avukatlar ve milletvekili Ufak Uras da izledi. Cüppe krizi Duruşmanın sabah oturumu avukat cüppesi kriziyle başladı. Bazı avukatlar duruşmaya barodaki cüppeler bittiği için cüppesiz katılmak isteyince, Mahkeme Başkanı Erkan Canak, “Cüppesiz almam” dedi. Avukatlar, “Adliyede çok duruşma varmış. Baroda cüppe kalmamış” deyince Mahkeme Başkanı duruşmaya gözlemci olarak katılan Paris Barosu’ndan avukatları kastederek, “Fransa’dan avukat gelmiş cüppeli, sizin cüppeniz yok” diye tepki gösterdi. Müdahil avukatlarından Bahri Bayram Belen “Arkadaşlarımız cüppesiz otursun. Ancak söz alırken biz cüppelerimizi onlara verelim” diye öneri sundu. Mahkeme Başkanı’nın Belen’e yönelik “Olmaz, burası gardırop mu?” sözleri ise salonda gülüşmelere neden oldu. Tetikçi başkasıydı iddiası Davanın sabahki oturumunda Dink cinayetiyle ilgili bilgileri olduğunu iddia ettikleri bir dilekçeyle ifade vermek istediklerini belirten adli suçlardan tutuklu 5 kişi tanık olarak dinlendi. Silivri Cezaevi idaresine dilekçe sunan çoğu cinayetten tutuklu Volkan Eryeliğ, Şinasi Şentürk, Veli Halis Çelik, Orçun Cürek ve Adil Orhan mahkemede verdikleri birbirine benzeyen ifadelerde, Ogün Samast’ın cinayette piyon olarak kullanıldığını ve tetiği çekenin başkası olduğunu öne sürdü. Tanıklar ifadelerinin kaynağının, cinayet suçlamasıyla Silivri Cezaevinde bulunan ve bir süre koğuş arkadaşlığı yaptıkları eski İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı’nın oğlu Ertuğrul Balcı olduğunu söyledi. Tanıklar daha önce de cezaevi idaresine konuyal ilgili dilekçe yazdıklarını ancak […]
Aydın Engin*Bu suskunluğu terk edip sesini, itiraz çığlığını yükselten bir Ermeni’nin, uğursuz bir Cuma akşamüstü ensesine sıkılan mermilerle yok edildiğine tanık olduğunuzda acınızı bile ancak sessiz çığlıklarla dile getirmeye katlanmak kolay mıdır? O yüzden, sözün bittiği bu günde ben sadece içimi ısıtan bir günü hatırlamak ve “O”na, o günü hatırlatan bir mektup yazmak istiyorum.Tepenot: Biliyorum “dipnot”lu yazıya çok rastladınız. Ama “tepenot”lu bir yazıyla sanırım ilk kez tanışmaktasınız.İyi ya… Buyrun tanışın!2007 Ocak’ının o uğursuz Cuma akşamüstünden bu yana söylenmedik söz, yazılmadık yazı kalmadı. Sözün bittiği yerdeyiz…Bu ülkenin en iyi evlatlarından birini aramızdan çekip alan o cinayetin tetikçileri, cellâtları dışında, cinayeti özendirenler, katillerin önünü açanlar, sırtını sıvazlayanlar, cinayete göz yumanlar yani gerçek suçlular hâlâ yargıç karşısında değiller. Bu kanlı ağın katiller dışındaki halkalarına açılan her adım tam bir dirençle karşılaşıyor. Yargı aygıtı adeta zamanın bellekleri zayıflatan gücünü pekiştirmek istercesine ağır, çok ağır işliyor.O yüzden sözün bittiği yerdeyiz. O yüzden o cinayetin ikinci yılı biterken bilinenleri yineleyen bir yazı yazmaya niyetim yok.Ama Türkiye’de Ermeni olmanın anlamı üstüne söylenecek sözüm var.Bir de…Bir de İstanbul Ermenilerinin pek çoğunun yazlarını geçirdikleri Kınalıada’nın karakışı üstüne söylemek istediklerim var. Yabancısı olmadığım dünya Çocukluğumdan beri “gayrımüslimler” dünyasına yabancı değilim.Babam terzi Sadık’ın ilk ustası terzi Agop imiş. Makastarlık ustası ise Gedikpaşalı terzi Stelyo. Çocukluğumuzda, terzi Sadık’la Adalet Hanım, kızkardeşimle benim anlamamı istemedikleri bir şeyler konuştuklarında Rumcaya başvururlardı. Çocukluk aşkımsa önce Yahudi Klara, sonra da –yine Yahudi- Meri idi.Üniversite için İstanbul’a ayak bastığımda, Tarlabaşında Ermeni Madam Eva Minas’ın pansiyonunda kaldım.Türkiye İşçi Partisi saflarına katıldığımda “sosyalizm” ile “yoksullara merhamet duyma”nın bir ve aynı kavram olmadığını öğrendiğim ustalarım arasında Pangaltılı soğuk demirci ustası Garo’nun yeri büyüktür.Masis Kürkçügil hem kadim arkadaşım, hem hapishane arkadaşımdır.12 yıllık siyasi göçmenliği bitirip Türkiye’ye döndüğümde edindiğim yeni arkadaşlardan –galiba- ilki, tahliye edildiğim Sağmalcılar Hapishanesinin kapısında beni karşılayanlardan biri de bir Ermeniydi. Hani bir kaç yıl sonra Agos diye bir […]

İki yıl önce katledilen Hrant Dink, öldürüldüğü Osmanbey’deki Agos gazetesinin önünde anıldı. Anma törenine Dink’in ailesi, arkadaşları ve yakınları ile vatandaşlar katıldı. Geçen yıla göre katılımın düşük olduğu törende, Hrant’ın Arkadaşları adına konuşan oyuncu Halil Ergün, “Başına gelenlere engel olamadığımız için senden ve bu toprağın Ermenilerinden özür diliyorum, herkesi de özür dilemeye çağırıyorum” dedi. Öğle saatlerinden itibaren, Halaskargazi Caddesi’ndeki Agos gazetesi binası önünde toplanmaya başlayan vatandaşlar, Dink’in öldürüldüğü yeri de daha önce olduğu gibi yine karanfiller ve mumlarla donattı. Ellerinde “Hrant için adalet için” yazılı dövizler taşıyan vatandaşlar, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant”, “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz”, “Katil devlet hesap verecek” sloganları attı. Tören, Dink’in öldürüldüğü saat 15.00’te saygı duruşuyla devam etti. Saygı duruşu sırasında Hrant Dink’in, “Ben hiçbir ulusa hakaret etmem, ettirmem. Türklüğe de hakaret etmem. Ermeniliğe de hakaret ettirmem. Türkleri ya da herhangi bir ulusu aşağılamak dünyanın en büyük suçu olan ırkçılıktır. Ben ırkçı biri değilim ve her tür ırkçılığa karşıyım” sözleri kendi sesinden dinletildi. Başına gelenlere engel olamadık… Demokratik Toplum Partisi (DTP) milletvekilleri Akın Birdal ve Sabahat Tuncel, CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, müzisyenler Leman Sam ve Kerem Kabadayı, oyuncu Mustafa Alabora, Profesör Dr. Ahmet İnsel, Türk Tabipler Birliği Başkanı Gençay Gürsoy, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Sülayman Çelebi, Dink ailesinin avukatları Fethiye Çetin ve Deniz Tuna, Ercan Kanar, gazeteciler Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Cengiz Çandar, Muhsin Kızılkaya, İpek Çalışlar, Oral Çalışlar, Murat Çelikkan, Ercan Karakaş, Mahir Günşiray, Orhan Aklaya da anma törenine katılanlar arasındaydı. Sanatçı Halil Ergün, katılımcılar adına yaptığı konuşmasına Türkiye topraklarının her zaman ölümlerle beslendiğini vurgulayarak başladı. Hrant Dink’i kaybetmenin üzüntüsünü halen yüreklerinde yaşadıklarını belirten Ergün Türkiye’de adaletin alması gereken daha çok yol bulunduğunu vurgulayarak, “Hrant Dink, bu toprağın yerlisi ve sahibiydi. İnsanları kucakladı ve bizden biri olarak konuştu. Dink, Türkiye’de değişik kültürleri, zenginlikleri ortaya çıkarttı. Halkların kardeşliğini savundu. […]
Agos gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink ölümünün 2. yıldönümünde, çeşitli etkinliklerle anılacak. İstanbul’daki kitlesel anma töreni ise, Dink’in öldürüldüğü 19 Ocak’ta, Agos gazetesinin Osmanbey’deki binasının önünde yapılacak. Tören saat 14.30’da başlayacak. Aynı gün İzmir ve Bursa’da da çeşitli sivil toplum örgütleri, sol siyasi partiler, sendikalar ve hak örgütleri tarafından Dink için anma etkinlikleri düzenlenecek. 17 Ocak Cumartesi Hrant Dink için hafta boyunca İstanbul başta olmak üzere çeşitli kentlerde bir dizi anma etkinliği gerçekleştirilecek. Sivil toplum örgütleri, sol siyasi partiler, sendikalar ve hak örgütleri tarafından düzenlenen etkinliklerde Dink özelinde insan hakları, kişisel özgürlükler, adalet, halkların kardeşliği, ırkçılık ve milliyetçilik gibi kavramlar sorgulanacak. Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi tarafından düzenlenen, “19 Ocak’ta ne olmuştu?” başlıklı panel 17 Ocak Cumartesi günü saat 15:00’de Beyoğlu TMMOB’da gerçekleşecek. Aynı gün saat 16.00’de Makine Mühendisleri Odası’nda ise “Özür diliyoruz kampanyası ve Hrant Dink söyleşisi” başlıklı etkinlik yapılacak. Bilgi Üniversitesi santralistanbul’da ise, Anti-Kapitalist Öğrenci Hareketi’nin düzenlediği, “Hepimiz Hala Hrant’ız – Türkiye’de Irkçılık, Milliyetçilik ve Yurtseverlik” başlıklı panel saat 16.00’da başlayacak. Nor Zartonk grubunun, Hrant Dink anısına düzenlediği Tophane’deki Tütün Deposu’nda düzenlediği anma gecesinde ise “Beni adım…” isimli belgesel gösterilecek. 17 Ocak Cumartesi saat 18.00’de başlayacak etkinlikte daha sonra Dink cinayetinin dava süreci anlatılacak. Şevval Sam 22 Ocak’ta Dink Vakfı için sahnede Bilet gelirinin Hrant Dink Vakfı’na bırakılacağı bir başka etkinlik ise Şevval Sam konseri. 22 Ocak Perşembe gecesi Ghetto Barda düzenlenecek ve slayt gösterilerinin de yapılacağı gecede Şevval Sam Türkçe, Ermenice, Rumca, Lazca ve Çerkezce gibi farklı dillerden şarkılar seslendirecek. Yine gelirinin Hrant Dink Vakfı’na bağışlanacağı bir başka etkinlik ise dans gösterisi. Zeynep Tanbay’ın 4 Ayak isimli koreografisini Hrant Dink anısına sahneleyeceği gösteri 21 Ocak günü Garaj İstanbul’da 20.30’da yapılacak. Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) ise bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle Hrant Dink’i anacak. Derneği Kadıköy’deki binasında 24 Ocak’a kadar sergi, müzik dinletileri, panel, film gösterimi […]
SantralHaber Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinde ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Jandarma Astsubay Okan Şimşek ve Uzman Çavuş Veysal Şahin’in ifadeleri doğrultusunda başlatılan soruşturma tamamlandı. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı, Dink’in öldürüldüğü dönemde Trabzon İl Jandarma Komutanı olan Albay Ali Öz’ün de aralarında bulunduğu rütbeli 6 asker hakkında daha “görevi ihmal” suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Askerleri suçlamıştı Trabzon Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ali Can tarafından aylardır yürütülen soruşturma sonunda, Dink’in öldürüldüğü dönemde Trabzon İl Jandarma Komutanı olan Albay Ali Öz ve dönemin Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız ile istihbarat görevlileri Önder Araz, Okan Şimşek, Veysal Şahin, Hüseyin Yılmaz, Hacı Ömer Ünalır ve Gazi Günay hakkında iddianame hazırlandı. Savcılık askeri görevlilerin, Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisini cinayetten aylar önce almalarına rağmen ilgili makamlara bildirmediklerini ve Dink’in öldürülmesinden sonra geçmişteki istihbari zafiyetlerini saklamak amacıyla gerçeğe aykırı belge düzenlediklerini belirledi. Başsavcı Vekili Can, iddianamesini Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sundu. Davanın, daha önce Okan Şimşek ve Veysel Şahin hakkında aynı mahkemede açılan ve görüşülmesine 4 Şubat’ta devam edilecek olan davayla birleştirileceği belirtiliyor. Coşkun İğci’nin itirafları süreci başlattı Albay Ali Öz’ü sanık yapan süreç, Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de İstanbul’da öldürülmesinin ardından yapılan soruşturma sırasında Yasin Hayal’in halasının eşi olan Coşkun İğci’nin, cinayeti olaydan 6 ay önce Trabzon’da jandarma istihbarat görevlilerine bildirdiğini söylemesiyle başlamıştı. İğci’nin ifadeleri üzerine Trabzon İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi’nde çalışan Başçavuş Okan Şimşek ile Uzman Çavuş Veysel Şahin hakkında “görevi ihmal” suçundan dava açılmıştı. Dava kapsamında ifade veren iki rütbeli, müfettiş ifadelerinde İğci’yi yalanlamalarına rağmen, mahkemede itiraflarda bulunarak, “Albay Ali Öz bize baskı yaptığı için müfettişlere yalan söyledik. Coşkun İğci’nin, Hrant Dink’in öldürüleceğini cinayetten 6 ay önce bize bildirdiği doğrudur. Biz de bu bilgiyi İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız ve dönemin İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz’e toplantıda […]
Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Trabzon İl Jandarma Komutanlığı eski Asayiş Şube Müdürü Ali Oğuz Çağlar da, Hrant Dink’i öldürmek için plan yapıldığı bilgisinin dönemin alay komutanı Albay Ali Öz’e iletildiği halde işlem yapılmadığını söyledi. Dink’in öldürülmesinden sonra Jandarma Genel Komutanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın açtığı soruşturmalar sırasında ifadesinin alınmadığını belirten ve tanık olarak ilk kez ifadesi alınan emekli Kıdemli Binbaşı Çağlar, “Cinayetin işlenebileceği ile ilgili bilgiler Albay Öz’e ulaştırıldı. Ancak komutan önemsemediği için veya bilerek ya da bilmeyerek yapması gereken görevi yapmamıştır” dedi. Çağlar’ın, 25 Kasım 2005 tarihinden Eylül 2007’e kadar Asayiş Şube Müdürü olarak Trabzon’da görev yapmasın karşın, Jandarma Genel Komutanlığı ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerince bilgisine hiç başvurulmadığı da böylece ortaya çıkmış oldu.İlk kez suikastın sanıkları arasında yer alan jandarma muhbiri Coşkun İğci’nin dile getirdiği iddia daha sonra Ali Öz’ün emrindeki askerler Okan Şimşek ve Veysel Şahin tarafından da mahkemede anlatılmıştı. Daha sonra dönemin İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız da benzer ifadeyi vererek Ali Öz’ü suçlamıştı. İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin iddialar üzerine yaptığı ön inceleme raporu sonunda Trabzon Valiliği’nin hakkında soruşturma izni verdiği Albay Öz ise geçen günlerde konuyla ilgili “tanık” sıfatıyla alınan ifadesinde iddia edilen konuları hatırlamadığını iddia etmişti. Ali Öz’ü suçlayan ifadeler gerçek Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink öldürüldüğünde Trabzon Jandarma Alay Komutanlığı’nda kıdemli binbaşı rütbesiyle asayiş şube müdürü olarak görev yapan Ali Oğuz Çağlar, bugün (25 Temmuz) Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde tanık olarak ifade verdi. Başçavuş Okan Şimşek ve Uzman Çavuş Veysel Şahin’in, Hrant Dink’in suikastıyla ilgili “görevi ihmal” iddiasıyla Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davasında ifadesi alınan Ali Oğuz Çağlar, sanık askerlerin 2006 yılı Temmuz ayında suikastla ilgili bilgileri edinip üstlerine ileterek görevlerini yaptıklarını söyledi. Başçavuş Şimşek ve Uzman Çavuş Şahin’in ilk ifadelerini yalanlayarak mahkemeye verdikleri ifadelerinin gerçek olduğunu belirten Çağlar, “Her ne kadar daha önce İl Jandarma Komutanının baskısı ile yalan yanlış ifade verseler […]

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Hrant Dink cinayetini araştırmak üzere oluşturulan Alt Komisyon, aylardır sürdürdüğü çalışma sonucunda hazırladığı 180 sayfalık raporunu açıkladı. Alt Komisyon Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Ocaktan, raporda, “Hem emniyet teşkilatı hem de jandarma açısından bir ihmalin, kusurun, koordinasyonsuzluğun olduğu sonucuna vardıklarını” söyledi. “Tuzak soru sorma” Alt Komisyon Başkanı AKP’li Mehmet Ocaktan, diğer komisyon üyeleri AK Parti Bingöl Milletvekili Kazım Ataoğlu, MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal ve DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ile TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ocaktan, “İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürünün ihmali var mı, suçluyor musunuz?” sorusunu soran gazeteciye, “Böyle tuzak sorular sorma” karşılığını verdi. Ocaktan, raporda genel bir değerlendirme yaptıklarını, ihmalleri ve kusurları tespit ettiklerini ve önerilerde bulunduklarını belirtti. Ocaktan, “Hrant Dink cinayetine ilişkin olarak jandarma hakkında soruşturma izni verildi, ancak emniyet müdürü hakkında verilmedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu yanıtlarken, raporda kişilere yönelik bir suçlamada bulunmadıklarını söyledi.“Hem emniyet teşkilatı hem de jandarma açısından bir ihmalin, kusurun, koordinasyonsuzluğun olduğu sonucuna vardık” diyen Ocaktan, jandarma ve emniyet görevlileri ile ilgili mahkeme sürecinin devam ettiğini belirterek, “Şu aşamada, bizim şu görevlilerle ilgili şu yapılmış mıdır, bu yapılmış mıdır? deme gibi bir hakkımız yok. Mahkeme süreci başlatılmasıydı, belki bir şey yapabilirdik ama şu aşamada mahkeme süreci devam ediyor” dedi. Her kademedeki sorumluların ihmali var Komisyonun hazırladığı raporda; bireylerin yaşam haklarına yönelik tehditler ortaya çıktığında otoritenin yetkisi kapsamında önlem alması yükümlülüğü bulunduğu belirtildi. Raporda ayrıca, tehlikeye karşı gerekli koruma tedbirlerini almak zorunda olan devletin, yaşama hakkına bir saldırı vuku bulması halinde etkin ve resmi soruşturma yapmasının zorunluluk olduğu da vurgulandı. Dink’e yönelik bir tehlikenin emniyet ve jandarma personelince öğrenildiği belirtilen raporda, “Tehlikenin varlığı konusunda, gerek yazılan yazının akıbetinin tam olarak araştırılmamış olması ve gereğinin yapılamamış olması, gerekse Coşkun İğci’nin İl Jandarma Komutanlığının kayıtlı bir haber elemanı […]
Medyakronikinfo@medyakronik.com Hrant Dink’in öldürülmesi konusunda istihbarat bilgisi bulunmasına rağmen tedbir almadıkları iddia edilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalattin Cerrah’la birlikte sekiz polisin yargılanmasının önü yargı kararıyla kapandı. Bölge İdare Mahkemesi, sekiz polisin yargılanmasına gerek olmadığına karar verdi. 2005’te Ermeni konferansının yürütmesini durduran karara imza atan üye hâkim Sadaattin Yaman, Cerrah’ın yargılanması yönünde karşı oy kullandı. Dink ailesinin avukatlarıysa iç hukuk yolları tükendiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gidecek. Cerrah’a yargıdan koruma kalkanı Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından, İstanbul emniyetiyle ilgili inceleme başlatılmış, ilk ön inceleme raporunda dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler hakkında soruşturma izni verilirken, Cerrah hakkında izin verilmemişti. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi kararı bozdu. Bunun üzerine yeniden müfettiş görevlendirilip ikinci ön inceleme yapıldı. Yeniden Güler’in yargılanması istendi. İtiraz üzerine üçüncü bir ön inceleme yapıldı. Bu üçüncü incelemede Güler’le birlikte Emniyet Amiri İbrahim Pala, İstihbarat Şube’de Başkomiser İbrahim Şevki Eldiven, Komiser Volkan Altnbulak ile polis memurları Bahadır Tekin ve Özcan Özkan hakkında soruşturma izni verilmesi istendi. Cerrah’la birlikte İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Bülent Köksal’ın yargılanmasına gerek olmadığı görüşü bildirildi. İstanbul Valiliği de bunu onayladı ve altı polisin Dink cinayetinde ihmalleri olduğu gerekçesiyle yargılanmasına izin verdi. Hem hakkında ön inceleme yapılanlar ve hem de Dink ailesinin itirazı üzerine dosya yeniden Bölge İdare Mahkemesi’ne taşındı. Dink ailesi Cerrah’ın da soruşturmaya dahil edilmesini istiyordu. Bölge İdare Mahkemesi bu talebi reddettiği gibi diğer polisler hakkında ‘yeterli bilgi ve belgenin dosya muhteviyatı itibariyle mevcut olmadığı anlaşıldığından’ ‘yargılamaya gerek yok’ kararı verdi.Ayetli karşı oy Bölge İdare Mahkemesi’nin ‘polislerin yargılanmaması’ yönündeki kararına mahkeme üyesi hâkim Sadettin Yaman ‘Cerrah’ın yargılanması gerekir’ diyerek muhalif kaldı. 2005’te düzenlenmek istenen Ermeni konferansının yürütmesini durdurma kararını veren İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin başkanı olan Yaman, karşı oy yazısında ayetlere atıfta bulunuldu, farklı düşüncelerin toplumda güvenle ifade edilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiği ifade edildi. Karardan […]
Medyakronikinfo@medyakronik.com İçişleri Bakanlığı”nın yürüttüğü soruşturmada, Hrant Dink suikastını bildiği halde işlem yapmamakla suçlanan ve Trabzon Valiliği”nin hakkında soruşturma izni verdiği Albay Ali Öz, Trabzon 2”nci Sulh Ceza Mahkemesi”nde görülen görevi ihmal davası kapsamında “tanık” olarak ifade verdi. Dönemin Trabzon İl Jandarma Alay komutanı olan Öz, Trabzon”da görülen davada, “Aldığımız istihbaratı üstlerimize ilettik” diyen astsubay Okan Şimşek ile uzman çavuş Veysel Şahin”i yalanladı. “Bu konuda bana resmi olarak düzenlenen bir evrak, bir belge geldiğini hatırlamıyorum. Şifaen bildirildiğini de hatırlamıyorum” diyen Albay Öz, ayrıca Dink cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan Yasin Hayal’i de tanımadığını söyledi. Yine hatırlamadı Hakkında yürütülecek soruşturma sonunda sanık olup olmayacağı kesinleşecek olan Albay Ali Öz’ün, Agos Gazetesi”nin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili, Trabzon’da görülen görevi ihmal davası nedeniyle Bursa Adliyesi’nde tanık olarak talimatlğ ifadesi alındı. Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi”nde “görevi ihmal” suçlamasıyla 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Astsubay Okan Şimşek ve Jandarma Uzman Çavuş Veysel Şahin mahkemede önceki ifadelerini yalanlayarak komutanları Albay Öz’ü suçlamıştı. İstihbaratçı askerlerin mahkemede, “Biz aldığımız istihbaratı üstlerimize ilettik” demesi üzerine Albay Öz de mahkemece tanık olarak ifade vermeye çağrılmış ancak gitmemişti. Mahkemenin verdiği talimatlı ifade alınması kararı uyarınca bugün (21 Temmuz) Bursa’da Ali Öz’ün tanık olarak ifadesi alındı.Öz’ün Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde ifadesinin alınması sırasında Dink ailesinin avukatları Ergin Cinmen, Hakan Bakırcıoğlu ve Ergin Türsoy da hazır bulundu. Yaklaşık 2 saat boyunca avukatların yönelttiği soruları da yanıtlayan Öz, emrindeki askerlerin kendisine yönelik suçlamaların kabul etmedi. Cinayet öncesi Alay Komutanı olarak görev yaptığı Trabzon’da, yapılan istihbarat toplantısı sırasında, iddia edildiği gibi konunun kendisine sözlü olarak aktarıldığını hatırlamadığını öne süren Albay Öz, “Veysel Şahin ile Okan Şimşek”in anlattıklarıyla ilgili herhangi bir bilgim olmadı. Toplantıda herhangi bir şekilde söylenen konu gündeme gelmedi. Ben hatırlamıyorum. Öyle bir istihbari bilgi ellerine geçmiş ise bu işin kursunu gören Şahin ve Şimşek ne yapabileceklerini bilmeleri […]
Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinde ihmali olduğu iddia edilen dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ve İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız’la ilgili soruşturma talebine izin çıktı. Trabzon Valisi Nuri Okutan, emrindeki askerlerce de suçlanan Öz’le ilgili ön inceleme yapan İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin, “soruşturma izni verilmesi” talebine izin verildiğini açıkladı. Trabzon Valisi Nuri Okutan, yaptığı açıklamada, jandarma astsubay Okan Şimşek ile jandarma uzman çavuş Veysel Şahin’in, görevi ihmal iddiasıyla haklarında açılan dava kapsamında mahkemede verdikleri ifadeler doğrultusunda, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılması konusunda kendilerine yazı geldiğini belirtti. Okutan, bunun üzerinde kendisinin konuyla ilgili müfettiş talep ettiğini ifade ederek, ”Müfettiş Trabzon’a geldi, incelemelerde bulundu ve rapor düzenledi. Raporu da daha sonra bize sundu. Biz de raporu değerlendirdik” dedi. Raporun İl İdare Kurulunda görüşüldüğünü kaydeden Okutan, ”Albay Ali Öz ve dönemin il İstihbarat Şube Müdürü Kıdemli Yüzbaşı Metin Yıldız hakkında istihbaratı gizlemek ve işlem yapmamaktan soruşturma açılmasına karar verdik” diye konuştu. Vali Okutan, ayrıca, Albay Öz, Kıdemli Yüzbaşı Yılmaz hakkında gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi için talimat verme, İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli jandarma başçavuş G.Y, jandarma uzman çavuş Ö.A, jandarma astsubay O.Ş, jandarma uzman çavuş V.Ş. hakkında da sonradan evrak tanzim etme suçundan soruşturma açılmasına izin verdiklerini kaydetti. Okutan, soruşturma izinlerini kapsayan dosyaların yarın (21 Temmuz 2008) ilgili yerlere tebliğ edileceğini söyledi. Trabzon Valiliğince hazırlanan ve Albay Ali Öz hakkında disiplin soruşturması açılmasını kapsayan bir dosyanın da Jandarma Genel Komutanlığına gönderildiği öğrenildi.
Medyakronikinfo@medyakronik.com Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinde ihmali olduğu iddia edilen dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ve İstihbarat Şube Müdürü Yüzbaşı Metin Yıldız’la ilgili ön inceleme yapan İçişleri Bakanlığı müfettişleri, “soruşturma izni verilmesini” istedi. Milliyet Gazetesi’nin haberine göre müfettişler, Öz ve Yıldız’ın yanı sıra, Dink’e yönelik saldırıdan önce edinilen bilgilerin yer aldığı belgeyi, saldırıdan sonra hazırlanmış gibi tanzim eden 5 jandarma görevlisi için de soruşturma izni talep etti.İstihbaratı unutmuş! Dink’in öldürülmesinde ihmali bulundukları gerekçesiyle Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanan dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanlığı personeli Astsubay Okan Şimşek ile Uzman Çavuş Veysel Şahin’in ifadeleri sonrasında harekete geçen savcılık, iddialara konu olan Öz ile Yıldız hakkında soruşturma izni istedi. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın onayı ile ön inceleme başlatıldı. Müfettişler, mahkemede “Dink’in öldürülmesinden önce olayla ilgili istihbarat geldiği, bu istihbaratın da Öz ve Yıldız’a bildirildiği” yönünde ifade veren Şimşek ve Şahin’in yanı sıra, Öz ve Yıldız’ın da yeniden bilgisine başvurdu.Daha önce hakkında soruşturma izni verilmeyen Albay Öz, kendisine gelen Dink’le ilgili istihbarat bilgisini unutmuş olabileceğini açıkladı.Şimşek ile Şahin, mahkeme ifadelerine benzer içerikte suçlayıcı nitelikte bilgi verdi. Öz ile Yıldız’ın, Dink’in öldürülmesinde ihmali olduğu görüşüne varan müfettişler, bu nedenle haklarında “soruşturma izni verilmesi” gerektiği kanaatine ulaştı. Sahte belge hazırlayanlar da yargılanacak Müfettişler, aynı dosya kapsamında, Dink’e yönelik saldırıdan önce edinilen bilgilerin yer aldığı belgeyi, saldırıdan sonra hazırlanmış gibi tanzim eden 5 jandarma görevlisi için de soruşturma izni istedi. Müfettişlerin hazırladığı ön inceleme raporunun ulaştırıldığı Trabzon Valiliği, mevzuata göre müfettiş raporunu İl İdare Kurulu’nda değerlendirecek ve sonuçlandıracak.Yıllık izinde olan Vali Nuri Okutan’ın müfettiş raporundaki talep doğrultusunda izin vermesi halinde, Bilecik İl Jandarma Komutanlığı’nı yürüten Albay Öz ve Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 7 jandarma yargılanacak.Şimşek ile Şahin, Dink’in öldürüleceği konusunda, olayın azmettiricisi olarak yargılanan Yasin Hayal’in yakını Coşkun İğci’den bilgi aldıklarını anlatmıştı. Bu bilgiyi sorumlu Şube Müdürü […]

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın bugün yapılan 6. duruşmasında Coşkun İğci ilk kez dinlendi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada Yasin Hayal’in eski eniştesi ve cinayetin işlendiği dönemde jandarma muhbiri olarak görev yapan Coşkun İğci, davanın tanığı iken sanığı haline geldiğinden yakınıp eski ifadelerini tekrar etti. İğci, “Vatandaşlık görevimi yaptım Hayal’in bu işi yapmaması için çalıştım, baktım engelleyemeyeceğim jandarma kolluk birimine bildirdim. Bildirdikten sonra 1-1,5 ay silah alacağım diyerek Ekim 2006’ya kadar onu oyaladım. Ondan sonra hiç görüşmedim” dedi.Dink cinayetinin duruşması, tetikçi Ogün Samast’ın 18 yaşını doldurması nedeniyle ilk kez basına ve izleyicilere de açıldı. Basına açık ilk duruşmaya sanıkların “sululukları” damga vurdu. Kendi aralarında eğlenen sanıklardan Samast, “Cinayetten önce beni Jennifer Lopez aradı” derken, cinayetin kilit ismi Erhan Tuncel sevgilisinin İsrail Cumhurbaşkanı’nın kızı olduğunu söyledi. Yasin Hayal ise gazeteciler aracılığıyla Muhsin Yazıcıoğlu’na selam gönderdi. İğci suikastı jandarmanın bildiğini yine söyledi İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Dink davasının ilk ‘açık’ duruşmasına tutuklu sanıklar Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk, Tuncay Uzundal ve tutuksuz yargılanan Coşkun İğci, Erbil Susaman, Veysel Toprak ve Salih Hacı Salihoğlu katıldı. Mahkeme karşısında ilk kez ifadesi alınan jandarma muhbiri İğci, Trabzon’da mahkemeye verdiği ifadeleri aynen tekrar etti. Sanıklardan bir tek Ahmet İskender’i tanıdığını belirten İğci, Yasin Hayal’in planladığı suikasttan haberdar olunca kendisini oyalamaya çalıştığını, engelleyemeyeceğini anlayınca da iki jandarmada istihbaratçısına durumu bildirdiğini anlattı. Jandarma istihbaratçılarını olaydan haberdar ettikten sonra Yasin Hayal ile Ekim 2006’dan itibaren görüşmediğini anlatan İğci, “Hrant Dink’in öldürüldüğünü duyunca şok oldum. ‘Eyvah Yasin bu işi yapmıştır’ dedim. Sonra Ogün Samast’ın ismini duyunca rahatladım. Olaylar aydınlığa kavuşunca Yasin’in de bu işin içinde olduğunu öğrendim” dedi. “Yasin bu olayı yapacak kişi değil” Mahkeme heyeti, duruşmada, Coşkun İğci”nin Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’nde talimatla alınan ifadesini […]

Erol ÖnderoğluBianet Hrant Dink’in arkadaşları, “Hrant için, Adalet için mahkemeye! 1 yıl oldu. Ne oldu?” çağrısıyla 7 Temmuz’da (Pazartesi) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edecek cinayet davası için kamuoyundan ilgi bekliyor. Agos gazetesi Yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili İstanbul 14. Ağır ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın 6. duruşmasında Hrant’ın arkadaşları, 7 Temmuz’da Beşiktaş Meydanı’nda saat 9.30’da bir araya gelerek adalet istemeye devam edecekler. “Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Adalet istiyoruz” Hrant’ın öldürülmesinin üstünden 535 gün, katil zanlısının yakalanmasının üstünden de 534 gün geçtiğini anımsatan Hrant’ın arkadaşları, davanın ilk duruşmasından bugüne kadar bir yılın geçtiğini belirterek, “Beş duruşmada bir adım yol alınmadı” dediler. Yargılamada gelinen aşama da, “O.S., Ogün Samast’a dönüştü, planlı pusunun hikayesi ekranlarda anlatıldı. Adalet istedik. Er ya da geç ortaya çıkacağını umduğumuz gerçeklerin adalet tarafından da görülüp, anlaşılması ve değerlendirilmesi için ne kadar daha beklemek zorundayız?” açıklamasıyla eleştirildi. “Hrant için, adalet için yine mahkemede olacağız. Biz susalım istediler. Susmadık. Vazgeçmedik. Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Adalet istedik. Adaletin tecelli edeceğine şahit olmak istiyoruz. Hrant için, adalet için toplanıyoruz.” Sanık Coşkun İğci ve tanıklar dinlenecek Cinayet davasında, tetikçi zanlısı Ogün Samast’ın 18 yaşını doldurduğu için bu altıncı duruşmanın basına açık olarak görülmeye bekleniyor. Duruşmada, “azmettirici” olarak yargılanan Yasin Hayal’in halasının eski eşi ve cinayetin işlendiği dönemde jandarma muhbiri olarak görev yapan Coşkun İğci de dinlenecek. Mahkeme, 10’a yakın tanıktan duruşmaya gelenlerden cinayetin nasıl işlendiği konusunda bilgi alacak.Trabzon’un tanığı İğci İstanbul’un 19. sanığı 12’si tutuklu toplam 18 sanık hakkında açılan davada mahkeme, daha ilk duruşmada dört sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Ardından jandarma muhbiri İğci de 19. sanık olarak davaya dahil edildi. Bu kişi, daha önce mahkemeye gelmiş ancak avukatı olmadığı için ifade verememişti.
Erol ÖnderoğluBianet.org Şişli 2. Asliye Mahkemesi, Agos gazetesi imtiyaz sahibi Serkis Seropyan ve yazı işleri müdürü Aris Nalcı’nın “yargıyı etkilemeye teşebbüs etmek” iddiasıyla yargılandığı davanın bugünkü (18 Haziran) duruşmasında beraat kararı verdi. Müdahil avukatlardan Kemal Aytaç, Şişli Adliyesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, aslında böyle bir davanın hiç açılmaması gerektiğini belirterek, bunun da alınan kararla tescillendiğini söyledi. Mahkeme daha rahat, yeni savcı beraat istedi Karar duruşmasında, mahkeme heyetinin daha önceki duruşmalardaki gergin tavrı yoktu. Duruşmada söz alan savcı Mücahit Ercan, bir önceki duruşmada gazetecilerin Ceza Yasası’nın (TCK) 288. maddesi uyarınca ceza isteyen Cumhuriyet savcısı İsa Dalgıç’ın esas hakkındaki mütalaasını değiştirdi. Savcı Ercan, Agos gazetesinin 9 Kasım 2007 tarihli sayısında “Akıllı Tahta” başlıklı yazıda, Arat Dink ve Seropyan’ın 301. maddeden mahkum oldukları kararı ima yoluyla eleştirdikleri, eleştirilerinse yargılamayı etkilemeye teşebbüs boyutunda olmadığı, atılı suçun unsurları bakımından hukuki çerçeve içerisinde mahkeme kararının da eleştirilebileceği, yazının tümü itibariyle açıklama ve fikir özgürlüğü boyutları ve eleştiri sınırları içinde kalındığına işaret etti ve sanıkların beraati yönünde görüş bildirdi. Hakim Yalçınkaya da, “Davanın temyiz sürecinin etkilenmekten ziyade gazetenin Ermeni asıllı vatandaşlarımız üzerinde daha ziyade kabul görme amacıyla yazılmış bir yazı olarak nitelendirileceği, yazının tamamı itibariyle amaç açısından yargılamayı etkilemeye yönelik olamayacağından her iki sanığın müsnet suçlardan ayrı ayrı beraatlerine” karar verdi. Avukatlar protesto için duruşmaya katılmadı Müdahil avukatlar, taraflı oldukları gerekçesiyle daha önce haklarında “reddi hakim” kararı alınmasını istedikleri yargıçlar Metin Aydın ve Hakkı Yalçınkaya’yı protesto etmek amacıyla daha önce savunma yapmayı reddettikleri gibi karar duruşmasına da katılmadılar. Sanık gazetecilerin de katılmadığı duruşmada sanık sandalyesine aralarında insan hakları ve emek aktivisti Haluk Ağabeyoğlu’nun da aralarında bulunduğu gözlemciler ve gazeteciler oturdular. Duruşmayı İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) temsilcisi Emma Sinclair-Webb de izledi.
Medyakronikinfo@medyakronik.com Hrant Dink cinayetinde Trabzon jandarma görevlilerinin ihmallerini araştıran Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi’nin talebiyle talimatla ifade veren dönemin Yüzbaşısı Metin Yıldız da, emrinde çalıştığı Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz’ü suçladı. Yüzbaşı Yıldız, Bolu Sulh Ceza Mahkemesi’ne 9 Haziran günü verdiği talimatlı ifadede, “Yasin Hayal’in plan yaptığı bilgisini bir yıl önceden Ali Öz’e ilettik” dedi. İfadenin alınmasına avukat Hakan Bakırcıoğlu ile birlikte tanıklık eden müdahil avukatlardan Ergin Cinmen, Yıldız’ın ihbarlardan bilgisi olduğunu, bu bilginin hem şahsen Ali Öz’e hem de toplantı halindeyken diğer jandarma görevlilerine iletildiğini kanıtlayan sözler söylediğini açıkladı. Yıldız: “Albay Öz’e bir yıl önce bildirdim” Suikastla ilgili ilk bilgiyi 2006 yılı yazında aldıklarını söyleyen Yıldız, Hayal’in halasının eski eşi ve jandarma muhbiri Coşkun İğci’den gelen istihbarat bilgilerinin Trabzon jandarma yetkilerinin bir toplantısında gündeme getirildiği yönünde daha önce alınan görevlilerden alınan ifadeleri doğrulamış oldu. İfadesinde, komutanı olan Albay Öz’e görevli elemanların kendisine 2004 yılında McDonald’s isimli işyerine bomba koyan Yasin Hayal’in İstanbul’da yaşayan gazeteci Hrant Dink’i öldürmek için plan yaptığını anlattıklarını söylediğini belirten Yıldız, “Beni dinledikten sonra komutan Öz, ‘Arkadaşlar bu konuyu sonra görüşürüz’ dedi ve toplantıdan ayrıldık. Bu toplantıdan iki gün sonra günlük çalışmaları iletmek amacıyla odasına çağırdığında Öz’e konuyu yeniden aktardım. 19 Ocak 2007 tarihinde de televizyondan suikastı öğrendim” dedi. Sanıklar da tanıklar da Öz’ü suçladı Görevi ihmalden yargılanan Başçavuş Okan Şimşek ve Uzman Çavuş Veysel Şahin, Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde, 20 Mart’ta verdikleri ifadede, Dink’in öldürüleceği yönünde İğci’den öğrendiklerini, duyumları Öz’e bir toplantı sırasında ilettiklerini ifade etmişlerdi. Mahkeme, bunun üzerine, Ali Öz, Hüseyin Yılmaz, Metin Yıldız, Ali Oğuz Çağlar, Hüsamettin Polat, Gazi Günay, Gökhan Aslan, Hacı Ömer Ünalır, Uğur Erdoğan ve Önder Aras isimli görevlilerin ifadelerinin alınmasını istemişti. 28 Mayıs’ta Iğdır’dan ifadesi alınan uzman kıdemli başçavuş Uğur Erdoğan da, 2006 yılının yaz aylarında, Şimşek ve Şahin’in İnternet’ten Agos gazetesi ve Dink hakkında bilgi topladıklarını […]