Etiket basketbol

Basketbolu ‘oldu bitti’ye getiren playoff

Basketbolda Avrupa liglerinin en kısa “playoff” serisine sahibiz. Yetmezmiş gibi, ligdeki ikili averajını finallere taşıyan takımlar eşleşmelere 1-0 önde başlıyor; iki maç kazanan takım kendini finalde bulabiliyor. Türkiye Beko Basketbol Ligi’ndeki “playoff” sisteminden hemen her takım şikâyetçi. Normal sezonda rakibine karşı iki maçı da kazanmış olan bir takım, playoff serisine rakibine karşı 1-0 önde başlarken, bu takım ligdeki sıralamada rakibine göre daha iyi durumdaysa ilk maçı da kendi evinde oynuyor. Yani bir takım ligi birinci bitirmiş ve sekizinci takımla eşleşmişse ve güçsüz rakibini normal sezonda iki maçta da yenmişse, hem seriye 1-0 önde başlıyor hem de ilk maçı kendi evinde oynuyor. Birinci olan takım kendi evinde oynadığı maçı da kazandığı takdirde, 2-0 öne geçiyor ve kazanması gereken sadece tek maç kalıyor. Bu durumda güçsüz olan takımın turu geçmesi için üst üste üç maç kazanması gerekiyor ki bu da bugüne kadar eşine rastlanmamış bir şey. Avrupa’da, takımların sezon performansını bir tarafa koyup, herşeye sıfırdan başlama imkanı veren ve bu özelliğiyle gerçek bir çekişmeye imkan veren playoff sistemi, Türkiye’de oldu bittiye getiriliyor. Olan, sezonda yapamadığını final serilerinde yakalama şansını kovalayan takımlara ve basketbol izleyicisine oluyor. “Daha heyecanlı bir sistem” Playoff sisteminden canı yanan takımlardan biri Pınar Karşıyaka… Karşıyaka’nın koçu Hakan Demirkonuyla ilgili “Play-off sistemi bu şekilde devam ederse sezon içi bir anlam ifade etmez. Efes ile bir galibiyet farkımız var. Ama iki maç üst üste ev sahibi takım evinde olunca, anlamlı olmuyor. Daha heyecanlı olabilecek bir sistem olmalı. Önerim Avrupa’da olduğu gibi 0-0 başlayıp bir maç, bir maç şeklinde devam etmesi” diyor. Ligin son haftasında kendi evinde Antalya’ya yenilen Galatasaray Cafe Crown, bu mağlubiyetle çeyrek finalde Beşiktaş Cola Turka ile eşleşti. Maçtan sonra Beşiktaş ve Olin Edirne cephesinden Galatasaray’a suçlamalar yağdı. Suçlamaların nedeni şuydu: Galatasaray son hafta Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni mağlup etseydi, playoff’larda Olin Edirne ile eşleşecekti ve Galatasaray, Olin Edirne eşleşmesine […]

Ömer Onan

Bugün onun doğum günü. Ve kariyerinde ilk kez All-Star'ın afişini süslüyor. Ömer Onan, 33 yaşında yıldızlığa terfi eden ilk basketbolcumuz...

Beşiktaş’ta üç günde ne değişti?

Ergin Ataman, Efes Pilsen karşılaşması sonrasında Twitter’da “Bu maçı bu halimizle kazanmamız mucize olur diyordum, mucizevi bir şekilde kaybettik” diye yazdı. Ataman göreve geldiği üç günde gerçekten de mucize mi yarattı? 8 Ocak Cumartesi günü oynanan Efes Pilsen-Beşiktaş Cola Turka maçında, kara kartalların iki yıldır özlemini duyduğu iyi basketbolun belirtilerini gördük. Bugüne kadarki başarısızlık “yetersiz kadro”, “olmayan rotasyon” gibi değerlendirmelerle açıklanırken, Efes Pilsen maçında bir takımın 7 kişiyle nasıl savaşabileceğine tanık olduk… Öyle ki zorlu maçları tecrübesiyle silip süpürebilen Efes’e karşı Beşiktaş, karşılaşmaya 8-0 geride başladı. Daha o dakikalarda herkesin aklından “yine aynı senaryo” diye geçerken, Beşiktaş mücadeleye ortak olmayı başardı ve ilk çeyreği 31-23 önde kapattı. İkinci çeyrekte de kontrolü elinden bırakmayan kara kartallar, devre arasında soyunma odasına giderken 48-39 öndeydi. “İyi savunmacı” Efes Pilsen’e devrede 48 sayı atabilen siyah beyazlı takım, daha karşılaşmanın ilk yarısından farklı olduğunu göstermiş ve Beşiktaş taraftarı için heyecanlı ikinci yarı bekleyişi başlamıştı. Üçüncü çeyrek karşılıklı basketlerle başlamışken Beşiktaş, Efes’in sert savunmasına sayı üretmekte zorlanmadı ve dördüncü çeyreğe de 64-55 önde girdi. Ne var ki Efes son çeyrekte oyun dengesini sağlayıp Beşiktaş’ı durdurmayı başardı ve 73-73 ile uzatmaya götürdü. Uzatmada ise skor 83-83’ken Mire Chatman’ın maçın bitimine 2 saniye kala Bostjan Nachbar’a yaptığı “profesyonellik dışı” faul, Efes’in karşılaşmayı 85-83 galip tamamlamasına neden oldu. Mağlubiyete rağmen Beşiktaş taraftarı mutluydu, takımını deliler gibi alkışlıyordu. Peki bu alkışları hak eden ve üç günde değişen neydi? Cevher boyalı alanda Karşılaşmanın özeline girecek olursak; Beşiktaş Cola Turka’da “sorunlu” Cevher Özer, “çaylak” Andrew Oglivy ve “efsane” Alen Iverson etkiliydi. Haftalardır yüzü gülmeyen Beşiktaş taraftarının her fırsatta eleştirdiği Cevher, maçın başlangıcından uzatmaların son saniyesine kadar ayakta kalabildi. 4 numaralı pozisyonda oynayan ve alışılagelmişin dışında boyalı alanı kullanmayan veya kullanmaya çekinen Cevher, Efes Pilsen karşısında oynadığı pozisyonun gereklerini Kerem Gönlüm’e rağmen yerine getirdi. Belki de en iyi yaptığı iş olan “el üstünden […]

Beşiktaş ve basketbol

Ergin Ataman’ın “Çünkü artık taraftar, Iverson’u seyrederken maç da kazanmak istiyor” sözleri, Beşiktaş taraftarının yeni koçundan beklentisini karşılıyor. Peki “Beşiktaş’ın çocuğu” Burak Bıyıktay’ın yapamadığı ama Ataman’dan beklenen şeyler, kulübün basketbola bakışıyla tutarlı mı? Allen Iverson ismi Beşiktaş Cola Turka basketbol takımıyla birlikte anıldığında bile “hadi canım!” naralarıyla karşılaşıyorduk. Günler geçti, Beşiktaş dere tepe düz gitti ve Iverson Beşiktaş’a geldi. Amerika’da imzalar atılırken başkan Yıldırım Demirören ve basketbol şube sorumlusu Şeref Yalçın bir mutlu bir mutlu ki ağızlarları kulaklarında… Bir yanda Allen Iverson’ın menajeri, bir yanda Demirören, bir yanda Yalçın, bir yanda da efsane “The Answer” fotoğraf karesinde gülücükler saçıyorlar. Basketbol takımının yıllardır süregelen düşüşü yüzünden dokunsan ağlayacak Beşiktaş taraftarı, Atatürk Havalimanı’nı ayaklandırıyor ve efsaneyi omuzlarda karşılıyor. “Bir başkadır benim memleketim” tadındaki köşe yazıları gazete sütunlarını işgal ediyor. NBA TV, Türkiye’ye sadece “The Answer”ı takip etmesi için iki muhabirini gönderiyor. Eurosports, Beşiktaş Cola Turka’nın maçlarını canlı olarak yayınlıyor. Yani anlayacağınız olumlu gelişmeler silsilesiyle oluşan tozpembe bir tablo ve rüya gibi başlayan serüven… Iverson ve son dakikalar Beko Basketbol Ligi’ne Türk Telekom galibiyetiyle başlayan kara kartallar, sonrasında kendi evinde Banvit’e ve deplasmanda Aliağa Petkim’e boyun eğdi. Ardından Bornova Belediyesi ve Oyak Renault’u mağlup etti. Kendi evinde ilk Eurocupmaçına çıkacaktı. Maç öncesi taraftar çok heyecanlıydı çünkü Iverson yeni formasıyla ilk kez sahada olacaktı. Rakip, Sırpların orta kalibreli takımı Hemofarm’dı. Beklenildiği gibi taraftarın da gazıyla kara kartallar maça hızlı başladı. Maçın ilk yarısı Beşiktaş’ın 44-35 üstünlüğüyle tamamlandı. Maçın üçüncü periyodunda da değişen bir şey olmadı ve Beşiktaş son periyoda girerken 69-63 öndeydi. Son periyoda bu skor üstünlüğüyle giren Beşiktaş, maçın bitimine 7 dakika kala farkı 16 sayıya kadar çıkardı. Taraftarlar zafer şarkıları söylerken takım, hücumlardan eli boş dönmeye başladı. Hemofarm farkı yavaş yavaş eritirken koç Burak Bıyıktay da maçın heyecanına kapılmış olacak ki mola almayı akıl edemedi. Buna rağmen maçın son 1 dakika 45 […]

Euroleague

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe Ülker’in Euroleague’de ilk turu geçemediği, Efes Pilsen’inse son anda kendini “Top 16”ya attığı göz önünde bulundurulduğunda, temsilcilerimizin bu sezon sıkıntı yaşamadan ikinci turu görmeleri başarı sayılabilir. Bu sezon için lige baktığımızda kupayı kaldırmaya aday takım sayısında, geçtiğimiz sezonlara nazaran ciddi bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum, genel bir kalite artışından ziyade, tüm takımların belli oranda güç kaybedişinden kaynaklanıyor. Ligin ortalamasının çok üzerinde bir kadro olarak görebileceğimiz Olympiakos’un bile ilk turda üç maç kaybetmesi, son şampiyon Barcelona’nın grubunu üçüncü bitirmesi, 8 yıldır Final Four oynayan Rusya temsilcisi CSKA’nın henüz ilk turda elenmesi pek çok takımın final için iştahlanmasına sebep oldu. Bu takımların en önemlilerinden biri de şüphesiz Fenerbahçe Ülker. Temsilcimiz, son hafta zorlanması beklenen maçta Fransız Cholet’yi 32 farkla yenince, Top 16’ya ikinci torbadan adını yazdırdı. Kanarya kanatlandı Euroleague’e deplasmanda Barcelona ve içeride Siena galibiyetlerini de içeren yenilgisiz dört galibiyetle giren Fenerbahçe Ülker, bir anda tüm Avrupa’da dikkatlerin üzerinde yoğunlaşmasına sebep oldu. Ömer-Kinsey-Tomas’dan başlayan baskılı ön alan savunması ve devamında geride Vidmar-Oğuz-Mirsad merkezli arka alan defansı Fenerbahçe’nin bu dört maçta da rakiplerini 70 sayının altında tutmasını sağlamıştı. Takımın başına getirilen Neven Spahija’nın aşılamaya çalıştığı savunma odaklı oyun anlaşıyı, temsilcimizin çoğu otoritelerce “Avrupa’nın en iyi savunma yapan takımı” olarak adlandırılmasını sağlamıştı. Önceleri, kendinden daha güçlü bir takım görünce hemen ilk çeyrekte teslim olan, kaybetmeye baştan razı bir takım hüviyetindeki Fenerbahçe Ülker’e gerekli olan yalnızca bir “takım olma” karakteriydi. Spahija bunu aşıladı. Herkesin saha içindeki rolünden memnun olduğu, herkesin işleyen bir sistemin önemli parçaları olduğu Spahija sistemi, oynamaktan ve izlemekten zevk alınan bir basketbol vaat ediyordu. Seyirci de bu sisteme kendini dahil etmenin yolunu bulmuştu. Bir önceki sezon 1440 olan takımın maç başına seyirci ortalaması, bu sezon yüzde 794’lük inanılmaz bir artışla 12875’e ulaştı. Bir önceki sezon seyirci azlığı sebebiyle ihtar yiyen Fenerbahçe Ülker, bu sezon ligin en yüksek seyirci […]

Ve Fenerbahçe yenildi…

Gökhan Tan Ve Fenerbahçe Ülkeryenildi… Beko Basketbol Ligi’nin yenilgisiz lideri, Karşıyaka’da kaybetti. İki kez uzatmaya giden maçta evsahibi İzmir ekibi sahadan 101-98 galibiyetle ayrıldı. Doğrusu, karşılaşma öncesinde -hatta altı devre süren karşılaşma boyunca da – yazıya atacağımı sandığım en son başlık buydu. Çünkü her ne kadar sahada daha üstün bir mücadele ortaya koyan Karşıyaka olsa da, Fenerbahçe’nin son dakikaları oynama becerisi ve tecrübesinin, maçı kendi hanesine yazdırmaya yeteceğini düşünüyordum. Maçın gidişatı da bu düşüncemi doğruluyordu. Karşıyaka 8. dakikada ele geçirdiği skor üstünlüğünü, üçüncü periyodun sonundaki on saniyelik dönem hariç, 34. dakikaya kadar sürdürdü. O dakikada Ömer Onan’ın sayısıyla Fenerbahçe öne geçti ve üç dakika sonrasında da farkı 5 sayıya çıkardı. Bitime sadece iki dakika kala görünüm, Fenerbahçe’nin maç boyunca geriden geldiği mücadeleyi, alışıldık biçimde önde bitereceğiydi. Ama olmadı. Normal süre sonunda bile, ligin bence en kaliteli mücadelesine sahne olan karşılaşma, seyirciyi ödüllendirircesine iki defa uzatmaya gitti. Ve genç yıldızı (1991 doğumlu) Furkan Aldemir’in ikinci uzatmada sakatlanmasına rağmen Karşıyaka, hak ettiği bir galibiyet aldı. Sahadaki mücadeleye ve basketbol seviyesine baktığımızda, yenilgisiz liderin, lig altıncısına yenilmiş olmasına sevinmeliyiz. (Bu arada bugün Zonguldak’ta oynanması gereken Erdemir-Beşiktaş Cola Turka karşılaşmasının ertelendiğini ve bu maçın olası sonucuna göre ligin gizli altıncısının Beşiktaş olduğunu belirtelim.) Aynı şekilde rakibinden çok daha mütevazı bir kadroyu yöneten Karşıyaka koçu Hakan Demir’in, dünyanın en iyi kariyerli koçlarından Neven Spahija’nın ekibine karşı kazanmış olmasına da. Çünkü bu sonuç bizi Türkiye Basketbol Ligi’nin izlenmeye değer, sert bir ligi olduğuna ve basketbolun, belki de her spordan daha fazla sürpriz barındırdığına inandırıyor. Peki Euroleague’de de yıllardır uzak kaldığımız başarılara imza atan, dev bütçeli ve kadrolu Fenerbahçe neden yenildi? Maç sonrasında yapılacak hemen her yorum, Karşıyaka’nın galibiyetini Fenerbahçe’deki eksiklere bağlayacaktır. Haksız da sayılmaz. Çünkü sarı lacivertlilerin bugüne kadarki başarısında pay sahibi Roko Ukiç ve Gasper Vidmar’ın eksilttiği mevkiler doldurulabilmiş değil. İşte Fener’in eksik olduğu bu […]

Şampiyonluk ve hazımsızlık

Efes Pilsen ve Fenerbahçe, basketbol seviyesi ve skor olarak son yılların en çekişmeli final serisini oynadı. Kazanan, kupaya dört sezon sonra tekrar uzanan Efes Pilsen oldu. Ama bunu pek fark edemedi. Şampiyon takımın antrenörü Ergin Ataman o sırada yerde, Fenerbahçeli bir taraftarın tekmesini yiyordu. Ben, şampiyonluğa uzanan ekibi, takımların oyun kurucularının belirleyeceğine inanıyordum. Altı maçta sona eren seri ilerledikçe bu inancım pekişti. Özellikle de sezon sonunda Fenerbahçe’ye NBA’den “kurtarıcı” posizyonunda tranfer edilen Will Solomon ile benzer bir durumu Rusya liginden Efes’e gelerek yaşayan Kerem Tunçeri’nin performanslarını gördükten sonra. Seyirci her maçta kavga etti Ancak görüldü ki sahadaki oyuncu kadar tribündeki taraftar arasında da fark var. Görünen o ki Fenerbahçe, sadece kazanmak için seyretmeyen basketbol seyircisi yaratamamış henüz. Bunu sadece son maçta sahaya atlayıp Efesli sporculara vuranları düşünerek söylemiyorum. Fakat gerek son maçta, gerek Abdi İpekçi’de oynanan diğer final karşılaşmalarında Ferenbahçe seyircisi kendi içerisinde de büyük kavgalar çıkardı. (Tabii, bu grupların tribündeki varlığını değil basketbol, hiç bir sportif etkinlik açıklayamıyor.) Yine de sormadan edemiyorum: Bir Efes Pilsen taraftarının Fenerbahçe antrenörünü yerde tekmeleme ihtimali nedir? En iyi final Gerçekten de son yıllarda bu kadar mücadele dolu bir final serisi hatırlamıyorum. Efes Pilsen 2002/03 sezonunda şampiyonluğa ulaşırken Ülkerspor’la yedi maç oynamıştı. Seri 4-3 Efes’in üstünlüğüyle sona ermişti. Daha sonra yedi maçlık bir seriye tanık olmadık. Efes 2004/05 sezonunda finali Beşiktaş’la oynamış ve kupaya 4-1’le uzanmıştı. Takip eden iki sezonun finalinde sırasıyla Ülkerspor ve Fenerbahçe, Efes Pilsen’i 4-0’la geçtiler. 2007/08 sezonunda ise Fenerbahçe Ülker, Telekom’u 4-1’le geçti. Bu finali farklı kılan oynanan maç sayısı değil, sahadaki mücadelenin seviyesiydi. Biri hariç, altı maçın tümünde kazananı, son 30 saniye belirledi. Son iki saniyede galibin değiştiği maç oldu. Oyun kurucular İşte bu kiritik dakikalarda takımını en iyi oynatan (en çok skoru yapan demiyorum) oyun kurucular ön plana çıktı. Kerem Tunçeri’nin sadece bir oyun kurucu olarak değil, tüm […]

Gol değil basket!

Galatarasay Kadın Basketbol takımı, FIBA Eurocup finalinde İtalya’nın Cras Basket Taranto Takımı’nı 82 – 61 yenerek aslında bir değil, birkaç ilke birden imza atmış oldu. Galatasaray Kadın Basketbol Takımı’nın Türkiye’de Avrupa şampiyonluğunu yakalayan ilk takım olması büyük bir sevinç yaşattı. Ama daha da önemli bir şey vardı o da Ayhan Şahenk Spor Salonu’nu dolduran taraftarlardı. Keza, basketbolcular sayesinde taraftarlar da sporun sadece futboldan ibaret olmadığını bir kez daha hatırlamış oldular. Tabii, kendini futbol maçında zanneden taraftarlara söylenecek çok da söz olmasa gerek, çünkü her baskette “Gooool” diye bağırmaları birçok şeyi açıklıyordu. Hayatında ilk defa basketbol maçına, hem de final maçına gidip şampiyonluğu gören şanslı insanlardan biri, fakat spordan pek de anlamayan bir şahsiyetim. Galatasaraylı bir genç olarak “Sanırım bu finale gitmezsem olmaz” gibi iç seslerle ve elime tutuşturulan biletle, kendimi bir anda salonda buluverdim. Önceden yaptığım tek hazırlık, kırmızı giyinmeye özen göstermekti. Zira maça gelen her taraftarın kırmızı giyerek bir bütünlük sağlaması bekleniyordu. Bu sebeple de tırnaklarıma sürdüğüm ojeden tutun da saçıma taktığım minik tokaya kadar “kırmızı” olmaya gayret gösterdim ve formamı giymeyi de unutmadım. Saat 21:30’da çığlıklar eşliğinde heyecanlı karşılaşma başladı. 12 Dev Adam’dan kalma basketbol bilgimle basketbolcuların basketlerini sayarken, hemen her futbol maçında karşılaştığım manzara tam arkamda bitiverdi; Kavga! “Dur be kardeşim, maçı mı izleyeceğiz yoksa sizi mi?” diye içimden sayıklarken, şampiyonluk için potayı basket yağmuruna tutan Galatasaray takımı ilgiyi kendisine çekmeyi başardı ve kavga duruldu. Maç esnasında öğrendiğim önemli bilgilerden biri de Galatasaray Kadın Basketbol Takımı’nın karşı takımı 13 sayı farkla yenmesi gerektiğiydi. Utana sıkıla sorduğum “Neden ki?” sorusunun ardından aldığım cevap merakımı dindiriyordu ama beni daha da strese sokuyordu. Çünkü, daha önceki maçta 12 sayıyla yenilen Galatasaray’ın şampiyon olabilmesi için İtalya’nın Cras Basket Taranto Takımı’na 13 fark atması gerekiyordu. Nitekim her periyotta karşı takıma fark atan Galatasaray, beni stresten çok herkes gibi tere boğdu. Oturmayı bırakın […]

Sinan Güler; genlerinde basketbol var

Sinan Güler Efes Pilsen’in gözde basketbolcularından biri. Takım arkadaşları ve yakın çevresi ona kısaca “Si” diyor. 25 yaşında ve kendini “doğma büyüme basketbolcu” olarak tanıtıyor. Haklı da. Uzun yıllar Eczacıbaşı ve ulusal takım forması giyen, hatta çoğu kez son 25 yılın en iyi oyun kurucusu diye nitelenen Necati Güler’in oğlu. Ağabeyi milli basketbolcu Muratcan (29) halen Beko Basketbol Ligi’nin güçlü takımlarından Beşiktaş Cola Turca’nın önemli oyuncularından. Annesi Nilgün Konur ise evlenince basketbolu bırakmış. Ailesinin basketbolcu olması dışında, onun bu spora yönelmesinde en büyük faktör, bir dönem İstanbul’da, basketbolun en fazla izlendiği yer olan Spor ve Sergi Sarayı’nda büyümüş olması. Güler, “Spor ve Sergi Sarayı, insanların aileleriyle günde dört – beş maç birden izleyebildikleri bir ortamdı ve ben de orada koşturan veledin tekiydim” diyor. Yedi yaşından beri basketbol oynayan Güler, lise ikinci sınıfa kadar sınıfın ve neredeyse okulun en kısa öğrencilerinden biriymiş. Uzun bir süre “boyum uzamayacak mı, uzamazsa n’aparım” diye düşünmüş, ama sonunda korktuğu başına gelmemiş. İlk olarak İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) altyapı basketbol takımında oynamaya başlayan Güler, lise bitene kadar da Beşiktaş’ın altyapısında oynamış. Mezun olur olmaz da Beşiktaş’ın A takımında yerini almış. Üniversite eğitimine İstanbul Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde başlasa da, sene sonunda üç dersten bütünlemeye kalan Sinan Güler, o dönemi “Beşiktaş’ta da işler yolunda gitmeyince, karşıma çıkan ilk fırsatta Amerika Birleşik Devletleri’ne kapağı attım” diye anlatıyor. ABD’nin Utah eyaletine bağlı Salt Lake şehrinde bir okulla anlaşarak iki sene boyunca hem işletme yöneticiliği okuyan hem de basketbol oynayan Güler, daha sonra da Montana eyaletinde bir okulla anlaşarak aynı bölümde okul ve spor hayatını sürdürmüş. “Sporla eğitimin beraber yürütebildiği en iyi yer Amerika” diyen Sinan, eğitim, basketbol olgunluğu ve fiziksel açıdan ABD’ye giderek en doğru kararı verdiğini söylüyor. Hedefte NBA var ABD’deki hayatı Sinan Güler’in yalnız kişisel gelişiminde değil, fiziksel gelişiminde de önemli rol oynuyor. Amerika’ya gittiğinde hayli […]

ULEB Cup’ta gülen, Galatasaray

Akman Yengin İtalya’nın Torino kentindeki “Türk derbisi” için maç öncesinde yapılan tahminlerde ibre, Beko Türkiye Basketbol Ligi’nin lideri Beşiktaş Cola Turka’dan yanaydı. Üst üste maç kaybeden ve tecrübeli pivotu Hüseyin’in Beşok’tan sakatlığı nedeniyle verim alamayan Galatasaray Cafe Crown, belki de bu olumsuzlardan güç alarak yarı final vizesini yakalayan ekip oldu. Rakip İspanyol Joventut Badalona İki takımında hücum ve skor yönünden beklenin altında performans sergilediği maçın en ilginç anı, son saniyelerde yaşandı. Maçın ilk dakikasında skor 2-2 olduktan sonra Galatasaray’a, rakibinin hep önünde seyretti. Beşiktaş ilk dakikada yitirdiği beraberliği, ancak maçın 39. dakikasında skor 58-58 olduğunda yakalayabildi. Ve aynı dakikada skoru 58-60’a getirdi. Galataray’a yarı finali, o ana kadar kullandığı yedi üç sayılık atışta isabet bulamayan Cüneyt Erden’in, bitime 7 saniye kala kaydettiği üç sayılık atış getirdi. Kulüp, tarihinde ilk kez ULEB Cup’ta bu seviyeye çıkarken, İspanyol Joventut Badalona ile eşleşti.Yarı final yarın Torino’da, karşılaşmayı izleyen yaklaşık 1500 seyircinin arasında 300 kadar Türk seyirci de bulunuyordu. Galatasaray Beşiktaş karşılaşmasının ardından aynı salon, Final Four vizesi alabilmek için mücadele iki İspanyol ekibini karşıya getirdi. DKV Joventut Badalona, Pamesa Valencia mücadelesinden galip ayrılan taraf 77-67 skorla Joventut Badalona oldu. Çeyrek finalin diğer iki mücadelesinde bu akşam, Rus Dinamo Moskova ile Polonyalı PGE Turow ve İspanyol Akasvayu Girona ile Rus Unics Kazan takımları karşı karşıya gelecek. Galatasaray Cafe Crown – Joventut Badalona yarı final karşılaşması, 12 Nisan Cumartesi günü saat 19:30’da oynanacak.