Etiket cumhuriyet gazetesi

Ergenekon komuta kademesine uzandı

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara, İstanbul, Antalya ve Trabzon’da aralarında emekli paşalar, gazeteciler ve işadamlarının da bulunduğu 23 kişi gözaltına alındı. Son gözaltı operasyonunun en dikkat çekici isimleri ise eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, Cumhuriyet mitinglerinin düzenlenmesin de etkin rol oynayan eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, emekli Tümamiral İlker Özgüven, Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, gazetenin yazarlarından Erol Mütercimler, Tercüman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ile Ankara Ticaret Odası Başkanı (ATO) Sinan Aygün.Prof. Dr. Ercüment Ovalı Trabzon’da gözaltına alınırken, 23 kişilik zanlılar arasında başkanlığını Şener Eruygur’un yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri ve çalışanları da bulunuyor. Gözaltına alınan zanlıların ev ve iş yerlerinde aramalar yapan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bazı belgelerle bilgisayarlara eke koydu. Soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı bulunan AKP’den ihraç edilen eski Balıkesir milletvekili Turhan Çömez, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve iki kişi daha aranıyor. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun aranan iki kişiden biri olduğu öne sürüldü.”Ergenekon terör örgütünün yöneticisi olmak ya da bu örgüte üye olmak” iddiasıyla gözaltına alınanlar sağlık kontrolünden geçirildi. Ankara, Antalya ve Trabzon’daki zanlılar akşam saatlerinde soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a getirildi.Ergenekon soruşturması kapsamında daha önce de Cumhuriyet başyazarı İlhan Selçuk, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile gazeteci Ferit İlsever’in de aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alınmış, Selçuk ve Alemadroğlu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 12 Haziran 2007’de Ümraniye Çakmak Mahallesi’nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirilmesiyle başlatılan soruşturma daha sonra Ergenekon soruşturmasına dönüştürülmüştü. Operasyon kapsamında şu ana kadar aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu 49 kişi tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, aradan geçen bir yıla rağmen iddianame hâlâ tamamlanamadı. Paşalara askeri lojmandan gözaltı Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla bu sabah (1 Temmuz Salı), Emniyet Terörle Mücadele Şubesi polisleri […]

Cumhuriyet muhabiri: “Polis, öldürmek için vuruyor”

Ayçin Kırbaş – Duygu Ertürk Her günkü gibi işyerine gidiyordu. Ama gün 1 Mayıs’tı; devlet terörünün zirveye tırmandığı, insanların üzerine gaz bombalarının yağdığı, “ayaktakımı”nın ayaklar altına alındığı o gün. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ali deniz Uslu da bundan payına düşeni ziyadesiyle aldı; iş yerine girerken arkasından yaklaşan polisin cop darbesiyle kolu kırıldı. “Arkamdan geldi. İkaz etmeye çalıştım. Uzun saçlıyım ya, beni oradaki eylemcilerden biri sandı sanırım. Bir an göz göze geldiğimi hatırlıyorum. O kadar gözü dönmüştü ki, güvenlik “O bizden” demesine rağmen dinlemedi. Kılıcını kınından çeker gibi gerildi, tek darbeyle kolumu kırdı” diyor Uslu ve ekliyor “Kapıya tutunmasam camdan içeri girecektim. O zaman ne olurdu merak ediyorum. O da benimle içeri girecekti herhalde.” Güvenlik kılını kıpırdatmadı “İçeri de gaz bombası atmışlardı. Zaten herkes perişandı. Muhabir arkadaşım Esra Açıkgöz, gazeteci olduğunu söylemesine rağmen darp aldı. Onu korumaya çalışan arkadaşlar da darbe yediler” diyen Uslu’ya göre gazetenin güvenliği de kılını bile kıpırdatmamış. Uslu, güvenliğin müdahalesi olsaydı kolunun kırılmayacağı düşüncesinde. Uslu daha önce polis şiddetiyle ilgili pek çok haber yapmış, ama bu kez kendisi şiddete maruz kalmış. “Bu 1 Mayıs’ta restleşme vardı. Toplumda şiddet o kadar meşrulaştı ki polis, öldürmek için vuruyor, üstelik buna hakkı olduğunu düşünerek. Kız yere düşmüş, ne diye suratına vurursun? Taksim’de kız arkadaşıyla yürüyen turiste niye vurursun? Eylemciler polis düşmanı değil ki” diyor. Şiddet olaylarının, münferit polis hareketlerinden ziyade hükümetten talimat alan kitlesel polis hareketleri olduğunu söyleyen Uslu, tüm bu yaşananlarla nereye varılabileceği konusu üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gerektiği görüşünde.

Hürriyet ve Cumhuriyet’te Ergenekon haberi!

Alper Görmüşagormus@medyakronik.com Ergenekon haberlerine alerjisi artık iyice açığa çıkmış bulunan iki gazetemiz Hürriyet ve Cumhuriyet bu defa bütün gazeteleri “atlatarak” bir Ergenekon haberine ortaklaşa imza attılar. Benzer içerikteki haberlerin Hürriyet versiyonu şöyle: “İşçi Partisi (İP), ‘Ergenekon’ soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında, ‘Cumhuriyet Savcılığı göreviyle bağdaşmayan uygulamaları’ ve ‘görevini ihmal ve suistimal suçunu’ işlediği iddiasıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) şikâyette bulundu. İP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey, Savcı Öz’ün, Ergenekon soruşturmasını Tuncay Güney’in 2001’de İstanbul Emniyet müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi’ne verdiği ifade ve teslim ettiği bazı uydurma belgelere dayandırdığını savundu.”

Ergenekon’da iyi gazetecilik, fikri takip, kilit unsur…

Alper Görmüşagormus@medyakronik.com Önce kısa bir hatırlatma: Cumhuriyetgazetesi, 2006’nın Nisan ayının ilk yarısında üç kez bombalandı. Gazete, saldırıyı, “laikliğe karşı bomba” olarak yorumladı. Gazetenin okurları da “laikliğe karşı” gerçekleştirilen bu saldırıya karşı kınama gösterileri yaptılar. 17 Mayıs’ta Danıştay silahlı saldırıya uğradı, bir yargıç öldürüldü. Saldırgan yakalandı. Adı Alparslan Arslan’dı ve bir avukattı. Bu olay çok daha büyük laiklik yürüyüşlerine yol açtı. O kadar ki, öldürülen yargıçın Ankara’daki cenaze törenine Başbakan “provokasyon” endişesiyle katılamadı. Kısa bir süre sonra Danıştay saldırganının Cumhuriyet’e bomba atan kişilerden biri olduğu ortaya çıktı. Bir süre sonra da bu kişinin şu anda Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklu bulunan kişilerle tanıştığı, birlikte fotoğraf çektirdiği ve biriyle de iş ortağı olduğu iddiaları ortaya atıldı. Fakat asıl bağlantı, önceki yaz Ümraniye’de bir evde bulunan 27 adet el bombası vesilesiyle kuruldu. Çünkü 30’luk “kafile”den yerinde bulunmayan üçünün, Cumhuriyet’e atılan bombalar olduğu anlaşılmıştı. Ve evin sahibi (dolayısıyla bombaların da sahibi), Ergenekon tutuklusu bir emekli binbaşıydı. Cumhuriyet ve bombalar 21 Mart’ta KronikMedya’da kaleme aldığım “İlhan Selçuk, Cumhuriyetve Ergenekon” başlıklı yazımda, Cumhuriyet’in Ergenekon soruşturmalarına karşı neredeyse “haber gizleme” boyutlarına varan ilgisizliğini şöyle anlatmıştım: “(…) Polisin yürüttüğü soruşturma belli bir olgunluğa ulaştığında, 22 Ocak 2007’de aralarında eski tümgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gazeteler 23 Ocak’ta ‘büyük operasyon’u manşetlerinden ya da sürmanşetlerinden duyurdu. Haber, bütün gazetelerde en önemli arka plan bilgisiyle, yani Cumhuriyet’e atılan bombalarla ‘Ergenekon bombaları’nın aynı seri numarasını taşıdığı bilgisiyle verilmişti. Biri hariç: Cumhuriyet.” Aslında yanlış olmuştu bu ifade. Çünkü haberi tıpkı Cumhuriyetgibi veren bir başka gazete daha vardı: Yeniçağ. 21 Mart’taki yazımda, Sabahgazetesi yazarı Umur Talu’nun da bu “haberciliğe” çok şaşırdığını söylemiş, o günlerde yazdıklarını aktarmıştım: “’Kadim’ Cumhuriyetgazetesi, birçoğumuza gazetecilik okulu olmuş, çok sese çatı olmuş, yüzlerce okurunu sırf kolunda o gazete var diye faşist ve çeteci cinayetlere, devlet işkencelerine kurban vermiş… Daha da ötesi, Uğur Mumcu’ sunu, Ahmet Taner […]

Gazetelerde Ergenekon iddiaları…

Ahmet Şık Ergenekon soruşturması geçen hafta aralarında Cumhuriyetgazetesi başyazarı İlhan Selçuk, eski rektör Kemal Alemdaroğlu ve İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek’in de bulunduğu 12 kişinin gözaltına alınmasından sonra yeniden tartışma konusu oldu. Stargazetesinin geçen Pazar günkü sürmanşetinde ve manşetinde yer alan haberlere göre AKP’ye kapatma davası açılması için kulis faaliyeti yürüttükleri iddia edilen Selçuk, Alemdaroğlu ve Perinçek’in kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde ekonomik krizin çıkmasını, ardından da terör eylemleriyle darbeye yol açacak bir zeminin hazırlanmasını istedikleri anlatıldı. Star’ın, “Davayı açtırıyoruz, AKP’nin sonu geldi” sürmanşetiyle verdiği haberde polisin teknik takibe aldığı zanlıların son 2 ayda yaptığı telefon konuşmalarına yer verildi. “Gözaltına alınan isimlerin iki aydan beri AK Parti’ye yönelik kapatma davası için yoğun bir kulis faaliyeti yürüttükleri ortaya çıktı. Çete üyelerinin aralarında yaptıkları görüşmelerde ülkede önce ekonomik krizin ortaya çıkmasını, ardından da terör eylemleriyle darbeye yol açacak bir zemini hazırlamak istedikleri belirtiliyor” denilen haberde İlhan Selçuk’un bir telefon konuşmasında, “Bugüne kadar Türkiye’de ekonomik kriz çıkmadı. Davayı açtırıyoruz. Kapatma davasından sonra mutlaka kriz çıkar. AK Parti’den kurtulmak lazım” dediği öne sürüldü. İddiaya göre, telefonda bir kişi Selçuk’a, “İlgili kişilerle görüştüm. Dava yolunda. Merak etmeyin durumlar iyi. Havamız çok güzel” dedi. “İlhan Selçuk’un bir başka telefon görüşmesinde ise kapatma davasının açılmasının ardından yapılması gerekenlerle ilgili talimat verdiği belirlendi. Selçuk’un, davanın açılmasının hemen ardından ses getirici eylemler düzenlenerek Türkiye’yi yönetilemez hale getirmek için çalışılmasını istediği belirlendi. Selçuk’un, Ergenekon üyeleriyle yaptığı konuşmalarda da darbeye zemin hazırlamak için sarsıcı eylemler yapılması talimatı verdiği kayıtlara girdi” denildi. “Kansız olmaz darbe de lazım” Star’ın aynı gün “Kansız olmaz darbe de lazım” manşetiyle duyurduğu haberde de eski rektör Alemdaroğlu’nun telefon görüşmelerine yer verildi. Alemdaroğlu’nun AKP’ye kapatma davası açılacağından ve davada kapatma kararı çıkacağından emin olarak söz ettiği anlatılan haberde, “Alemdaroğlu telefonla görüştüğü bir kişiye AK Parti’nin mutlaka kapatılması gerektiğini söylüyor ve ‘Bu işler kansız olmaz. Darbe lazım’ diyor. Alemdaroğlu’nun Ümit […]

İlhan Selçuk’un son yazısı

İlhan Selçuk/Cumhuriyet RTE, XIV’üncü Louis mi?.. Geçenlerde (14.03.2008) bu köşede “Sonra Oturup Ağlamasınlar” başlığı altında bir yazı yayımlandı…Ne diyorduk?..“Gün geçtikçe gelişip yoğunlaşan iletişim teknolojisi bizde neye hizmet ediyor ?..İslamcılığın (İslamın değil) beş şartına…Bir azgınlık.. bir azgınlık ki demeyin gitsin…Neden bu azgınlık?..İslamcılar -ılımlısı ve köktencisi- artık ülkeyi, belediyeleri, devleti, her şeyi ele geçirdiklerine inanıyorlar…AKP iktidarı belli hedefe doğru doludizgin yürüyor, yandaşları da içmeden sarhoş olmuşlar…Ülke altüst…Herkes birbirine soruyor:– Ne olacak?..Bu gidişle bir şeyler olacak…Ama ben (…) şimdiden haber vereyim…Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar … ”Birkaç gün sonra Yargıtay Başsavcısı AKP’yi kapatma davası açınca dinci ya da liboş gazetelerde yorumlar – haberler yayımlandı…Dediler ki:– İlhan Selçuk davadan haberliydi…Geri zekâlılığın üst göstergesiydi bu tür yazılar…Çünkü zaten iki ay önce Yargıtay Başsavcısı dava uyarısını yapmış, haber bütün gazetelerde yayımlanmıştı…Peki, şimdi ne olacak?..Başsavcı görevini yaptı, davayı açtı…Davalı iktidar partisi ve iktidara bağlı medya kendinden geçmiş ve çıldırmış gibi…AKP iktidarı hukuku, anayasayı, yasaları, Başsavcı’yı, yargıyı tepeleme savaşımının borularını durmadan üflüyor…Ve herkes yine birbirine soruyor:– Ne olacak?..Ya anayasal hukuk işleyecek…Ya da AKP iktidarının çılgınca gidişatıyla her şey birbirine girecek…RTE yoksa hastalandı mı?..14’üncü Louis edasıyla diyor ki:“- Devlet benim…”Başbakanın dengesizliği ortalığı allak bullak ediyor, sapla saman birbirine karışıyor, siyasetin karnı neredeyse burnuna değecek, hamilelik sancıları bir şeylere gebeliği pompalıyor…Evet, bu gidişle bir şeyler olacak…RTE 14’üncü Louis gibi ‘devlet benim’ dedikçe Türkiye’nin dengeye girmesi, ortalığın sakinleşmesi ve normalleşmesi olanaksız…Ya RTE anayasaya ve yargıya ‘sokaktaki adam’ gibi saygı gösterecek…Ya da 14’üncü Louis olmadığını RTE’ye anımsatacak ve öğretecek bir hesaplaşmaya hazırlıklı olalım…Aklın bir başka yolu yok…

İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasına tepkiler

İlknur Aydoğan iaydogan@medyakronik.com Meltem Ürüt murut@medyakronik.com Ergenekon operasyonu kapsamında sabaha karşı yapılan polis baskınlarında gözaltına alınanlar arasında İlhan Selçuk olmasaydı, muhtemelen pek az bir ses çıkacaktı. Fakat İlhan Selçuk’un da bu isimler arasında bulunması, onunla aynı siyasi görüşleri paylaşmayanlarca da en azından önemli bulundu. Selçuk’un gözaltına alınış biçimi ise ayrıca üzerinde durulan konuydu.Çetin Altan (Milliyet Gazetesi yazarı) Bu olay nedir, ne değildir, anlamı nedir, bilmiyorum? Sadece vakayı biliyorum, ama vaka ne olursa olsun çok ayıp, çok ilkel, vahşi şeyler bunlar. Eziyet derler buna. Sabah 04:30’da alınması hiç hoş değil. İki sene önce hastaydı, ben götürdüm hastaneye. 84 yaşındaki adam, yazar, bir sürü şey yapmış. Sadece 40 yılda yetişen adamlardır bunlar. Ayıp diye bir şey var. Kalem düşmanıdır burası.İlhan Selçuk’la beraber Kartal Cezaevi’nde beraber yattık. Kim yoktu ki orada? Yaşar Kemal, Sabahattin Eyüboğlu…Hukuksal tarafına girmiyorum, çünkü bilmiyorum. Yine serbest bırakırlar onu, ama eziyet ediyorlar. Hep bunu yaparlar; şekil olarak hoş değil. Sadece Türkiye’ye özgü bir hikaye bu. Ondan sonra demokrasi! Şaşırdım kaldım. Çocukluğumuzdan beri hep aynı şey, bir gerekçe bulunuyor. Ayıp yahu.Ben bir hukukçu gözüyle bakmıyorum olaya, bir dostum, bir kalem sahibi olarak bakıyorum. İlhan benim dostum, biz onunla bu konuları konuşmayız; gençliğimizi, edebiyatı konuşuruz, sadece Türkiye’den ibaret değil dünya. Sadece Türkiye’nin içinde yaşamaz bir yazar.Gündemde bütçe, milli gelir, ekonomi yok. Ne var peki? Laiklik var, şeriat var, yapay gündemler var; bu kadar da yapay olmaz ki bu işler. Nazlı Ilıcak (Sabah Gazetesi yazarı) Türkiye’de bazı aydınların darbe girişimlerine katkıda bulunabildiğini biliyoruz. Bazı siviller şimdiki süreçte de darbe girişimlerine katkıda bulunmuş olabilir. Bunu İlhan Selçuk için demiyorum. İktidarın çok büyük bir kusuru ‘nereye giderse’ demiş olmasına rağmen Şemdinli davasının altında kalmış olması. Şu noktada en doğru çözüm erken seçim. Aydın Engin (Gazeteci) Bence bu olayda hukukun değil, siyasetin ağır bastığının bir kanıtıdır bu. Siyasal İslamcılar ile ulusalcı olarak anılan kesimin itiş […]

İlhan Selçuk sabaha karşı gözaltına alındı

Cumhuriyet gazetesinin başyazarı ve imtiyaz sahibi İlhan Selçuk, Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındı. Selçuk’la birlikte İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmesi Ferit İlsever, Aydınlık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, gazeteci Adnan Akfırat ve işadamı İbrahim Benli’nin de araların da bulunduğu toplam 12 kişinin gözaltında bulunduğu öğrenildi. Avukatlarıyla görüşmelerine izin verilmeyen zanlıların, “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla gözaltına alındığı ve yürütülen soruşturma kapsamında ele geçirilen bazı belge ve dokümanlarda isimlerinin yer aldığı, teknik takip sonucu izlemeye alınan telefon trafiğinde de yer aldıkları öne sürüldü.Ümraniye’de bir gecekonduda, Cumhuriyet’e atılanlarla aynı seriden oldukları daha sonra tespit edilen 27 el bombasının bulunmasıyla ilgili yürütülen ve zaman içinde genişletilen operasyonlarda bugüne kadar aralarında emekli general Veli Küçük’ün de bulunduğu 37 kişi tutuklanmıştı. Tutuklananlar arasında avukat Kemal Kerinçsiz, Türk Ortodoks Patrikhanesi basın sözcüsü Sevgi Erenerol ve Doç. Dr. Emin Gürses de bulunuyordu. Sabah 04.30’da baskın Ulus’taki evi sabah 04.30 sıralarında basılarak gözaltına alınan ve yaklaşık 3 saat boyunca evinde arama yapılan İlhan Selçuk’un ve Cumhuriyet’in avukatlarından Akın Atalay, müvekkili hakkında bilgi almak için Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gitti, ama görüşmesine izin verilmedi. Atalay, ”Şu anda iyi olduğuna dair yetkililerden bilgi aldık. Normalde bu suçlarla ilgili gözaltı süresi 48 saattir. Yarın sabah görüştüğümüzde kendisiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi edineceğiz. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle bize söylenen bir şey olmadı. Şu anda kendisine yöneltilmiş bir suçlama da yok. Bir soruşturma kapsamında ifadesi alınmak üzere saat 04.30 da evine gelinmiş ve 07.30’da emniyete götürülmek üzere evinden çıkarılmış” dedi. “Sakin olmak lazım” Selçuk’un avukatlarından Fikret İlkiz de, hukuken 24 saat boyunca müvekkilleriyle görüşmelerinin mümkün olmadığını söyledi. “Bunu bir soruşturma kabul etmemizde fayda var. Biraz sakin olmakta fayda var” dedi. İlkiz, Selçuk’un Terörle Mücadele ve Özel Soruşturma Yöntemleri ve Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu çerçevesinde gözaltına alındığını belirtti. “Bu nedenle 24 […]

İlhan Selçuk, Cumhuriyet ve Ergenekon Soruşturması

Alper Görmüşagormus@medyakronik.com Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk’un gözaltına alındığı gün yayımlanan yazısı şu cümlelerle bitiyordu:“Başbakanın dengesizliği ortalığı allak bullak ediyor, sapla saman birbirine karışıyor, siyasetin karnı neredeyse burnuna değecek, hamilelik sancıları bir şeylere gebeliği pompalıyor… Evet, bu gidişle bir şeyler olacak… RTE 14’üncü Louis gibi ‘devlet benim’ dedikçe Türkiye’nin dengeye girmesi, ortalığın sakinleşmesi ve normalleşmesi olanaksız… Ya RTE anayasaya ve yargıya ‘sokaktaki adam’ gibi saygı gösterecek… Ya da 14’üncü Louis olmadığını RTE’ye anımsatacak ve öğretecek bir hesaplaşmaya hazırlıklı olalım… Aklın bir başka yolu yok…”Yazıda geçen “hesaplaşma”, televizyonlarda bugünün (21 Mart) en çok rağbet edilen sözcüğü… Bu tespiti yapanlar, hesaplaşmanın araçları olarak da Ergenekon soruşturması ile Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılma girişimini gösteriyorlar.Ergenekon soruşturması kapsamında bugün gözaltına alınan gazeteci İlhan Selçuk’un böyle bir suç girişimiyle nasıl bir ilişkisinin olabileceği soruluyor şaşkınlıkla. Tasarrufun sahibi Cumhuriyet savcılarının ellerinde bu yönde ne gibi delillerin bulunduğunu bilmiyoruz, yarından itibaren belki bir kısmını öğrenebiliriz.Dediğim gibi, İlhan Selçuk’un Ergenekon çetesiyle ilgisi konusunda herhangi bir spekülasyon yapmam mümkün değil, fakat şunu güvenle söyleyebilirim: Cumhuriyet, bu operasyonla ilgili haberlere “soğuk” bakan bir gazete olageldi ve bu soğukluğunu kendi bahçesine atılan bombaların “Ergenekon” menşe’li olduğunun ortaya çıkmasından sonra da sürdürdü. Bugün burada sözünü ettiğim bu süreci özetlemek istiyorum. Cumhuriyet’e bomba…. Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binası, birincisi 5 Mayıs 2006’da olmak üzere altı gün içinde tam üç kez bombalandı; saldırılarda birer el bombası kullanılmıştı.Cumhuriyet, 10 gün boyunca eylemi “laikliğe saldırı”, “şeriatçı terör” çerçevesinde ele aldı. 14 Mayıs tarihli Cumhuriyet’te manşetten girilen bir “haber” ise bu çizgide sadece bir günlüğüne derin bir kırılmanın ortaya çıktığını gösterir nitelikteydi.“Derin soruşturma” manşeti aslında tipik bir haber değildi, basbayağı bir yorumdu. Birçok okurun muhtemelen “teknik bir polis soruşturması haberi” sanıp geçtiği haber-analiz aslında şaşırtıcı değerlendirmeler içeriyor, olayın muhtemel dış bağlantılarına ve “emperyalist güçler”in inisiyatifine dikkat çekiyordu. Gazetenin içinde her gün yüzlerce “irticanın laikliğe saldırısı” mesajları yayımlanırken manşette […]