Etiket darbe

Taraf: “Sansür yok, hukuki inceleme var”

Mustafa Kuleli Dün, Medyakronik’te “Solcular Ergenekon’da taraf oldu, Taraf sansür koydu!” başlıklı bir haber yayınlamış ve haberin sonunda Taraf Gazetesi’nden açıklama beklediğimizi belirtmiştik. Beklenen açıklama geldi. Gazete’nin Yazı İşleri Müdürü Eray Özer, telefon ederek neden ilana müdahale ettiklerini anlattı. Taraf’ın doğrudan görsel malzemeye yönelik bir müdahalesinin olmadığını belirten Özer, gönderilen ilanı incelediklerini, suç sayılabilecek unsurlar olduğu için, ya görsel malzemenin ya da “Savaş suçluları mahkemesi kurulsun, kirli savaş baronları yargılansın” ifadesinin değiştirilmesini istediklerini söyledi. Fotoğraf kolajında Yaşar Büyükanıt gibi, hala görevde olan ve haklarında kesinleşmiş bir suç bulunmayan insanlara da yer verildiğini söyleyen Özer, “Suç unsurunun tarafı olmak istemedik” dedi.Bunun rutin bir uygulama olduğunu ifade eden Eray Özer, ESP’ye yönelik özel bir tutum içinde olmadıklarını, tüm ilanları hukuki açıdan incelediklerini söyledi. Hatırlanacağı gibi Ezilenlerin sosyalist Platformu (ESP) 2 Ağustos’tan beri Birgün Gazetesi’ne verdiği “Darbeciler yargılansın” konulu ilanlarda Kenan Evren, Tansu, Çiller, Yaşar Büyükanıt gibi isimlerin portrelerine yer vermiş, Taraf Gazetesi ise ilanlardaki görseli değiştirerek yayınlamayı kabul etmişti.

Şaşıracak bir şey yok: “İttifak” böyle…

Alper Görmüş Ergenekon soruşturmasıyla bağlantılı olarak birkaç hafta önce Konya’da gerçekleştirilen gözaltılar, Ergenekon şüphelisi “beş benzemezler”e altıncısını da ekledi: Millî Görüşçüler… İçerdeki ve dışardaki Ergenekon şüphelilerinin görünürde birbirleriyle olan ideolojik ayrılıklarını gerekçe göstererek, “olacak şey mi bu; Ergenekon bir saçmalık” tezini öne sürenlerin şaşkınlığı, Konya’daki operasyonlarla bir kat daha artmıştı. Çünkü Konya’da gözaltına alınanlar (daha sonra tümü serbest bırakıldı), Millî Görüşçü Millî Çözümdergisinin mensuplarıydı. “Nasıl olur”lu sorulara bir yenisi daha eklenmişti artık: Nasıl olur da Millî Görüşçülerle İşçi Partililer ve Kemalistler aynı davanın peşinde olmakla suçlanırlar? Soru yanlış! Onlar zaten gönüllü… Aslında bu soru bile yanlıştı. Çünkü “suçlananlar”, bu işe zaten gönüllü yazılmışlardı ve zaten birlikte çalışıyorlardı. Mesela Konya’da gözaltına alınan, Millî Çözüm dergisinin genel yayın yönetmeni Ahmet Akgül, İşçi Partisi’nin Ulusal Kanal’ında bir güncel siyasi program yapıyordu; 2006’dan beri. Ayrıca aynı kanalda geçen yıl sahur programını yürütmüşü. Akgül, “Bizim Atatürk” adlı, 688 sayfalık bir de kitap yazmıştı. Dediğim gibi, ortada şaşıracak bir şey yok ama ben bu soruları soranları anlıyorum. Türkiye’nin son 10 yılında gelişen yeni ideolojik ittifakları izlemeyenler için Ergenekon iddianamesi çerçevesinde dile getirilen ideoloöik akrabalıklar gerçekten de saçmalıktan başka bir şey değil! Fakat bu yeni ittifakları izleyenler için ortada anlaşılmayacak hiçbir şey yok.Cumhuriyetgazetesi bundan üç yıl önce, açık bir biçimde ilan etmişti yeni durumu. 28 Şubat 2005 tarihli başyazıda, önce, o ittifakı gerekli kılan koşullar tarif ediliyordu: “Gün geçmiyor ki Batı dünyasında Türkiye’nin aleyhine bir gösterge ortaya çıkmasın! ‘Büyük müttefikimiz’ ABD’de veya ‘Müzakere Süreci’ne girdiğimiz AB’de, ülkemize karşıt odaklardan geçilmez. (…) Batı karşısında Türkiye’nin özel bir konuşlanması söz konusudur. Çünkü biz Batı emperyalizmine karşı savaşla kurulmuşuz; bu tarihsel mirasın inatçı takipçileri bugün de var.” İşte “bu tarihsel mirasın inatçı takipçileri”: “(…) Bush yönetiminin tüm isteklerine ‘evet’ demeyi iktidarının güvencesi gibi gören AKP’nin bu siyaseti yürütmekte zorlandığı gün gibi aşikârdır. AKP’nin, merkez sağı şemsiyesi altına alarak ele geçirdiği […]

Solcular Ergenekon’da taraf oldu, Taraf sansür koydu!

Mustafa Kuleli Bu aralar öyle şeyler oluyor ki memlekette, insan kime ne diyeceğini, nerede duracağını, kime inanacağını şaşırıyor. Ortalık böylesine toz duman iken, servis edilen sahte/gerçek belgeler havada uçuşur, iddia ve ithamdan geçilmezken, birileri “ölümüne demokrat” edasıyla ortalarda salınıp, herkese demokrasi ve özgürlük “ayarı” verirken, bir de bakıyorsun ufacık bir detay ezberleri bozuveriyor. Hem de hiç beklenmeyen bir anda, beklenmeyen bir biçimde… 2 Ağustos Cumartesi gününden beri Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP), Taraf ve BirGün gazetelerine ilan veriyor. Bu ilanlarda, 6-7 Eylül olaylarından Hrant Dink cinayetine, Gazi Mahallesi’nden Şemdinli’ye, 1 Mayıs 1977’den Güngören bombalamasına kadar pek çok olayın kontrgerilla tarafından gerçekleştirildiği belirtilip, farklı isimlerle (İttihat ve Terakki, JİTEM, Özel Harp Dairesi ve TİT) anılan bu organizasyonun “sistematik bir suç imparatorluğu” olduğu ifade ediliyor. İlanın üst kısmında, metni tamamlayan bir fotoğraf kolajı dikkat çekiyor. En önde Kenan Evren, Mehmet Ağar, Hurşit Tolon, Tansu Çiller gibi isimlerin yer aldığı, Şevket Kazan, Yaşar Büyükanıt, Korkut Eken, Veli Küçük, Yeşil gibi portrelerle tamamlanan bu kolajın üstünde “Bize güç verin, onlara diz çöktürelim” ve altında “Savaş suçluları mahkemesi kurulsun, kirli savaş baronları yargılansın” yazıyor. Ne kadar çarpıcı değil mi? Ama maalesef Taraf Gazetesi’nden birileri bizim gibi düşünmüyor, okurların ilanı bu şekilde görmesini sakıncalı buluyor. Taraf’ta yayınlanan ilanda, kolajın olduğu yere, Susurluk’ta kaza yapan Mercedes marka otomobilin ve Şemdinli olayının fotoğrafı konmuş. Başlıklar ve metin ise aynen duruyor. Bunun üzerine işkillenip, bir ESP temsilcisi ile telefonda görüştüm. “Maalesef Taraf orijinal ilanı basmak istemedi” dedi. Şimdi insan “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” demez mi. Bu durumu açıklayabilmek mümkün mü? “Ergenekoncular”ın fotoğraflarını her gün koca koca basan Taraf, bu ilandan neden rahatsız olur? Kenan Evren üzülmesin diye mi? Yaşar Büyükanıt görevde olduğu için mi? Tansu Çiller ya da Mehmet Ağar’a duyulan derin saygıdan mı? Madem ilan hoşunuza gitmiyor, niye eğip bükmek pahasına yayınlıyorsunuz? Bu tutumun, hem Arçelik’i […]

Ne olacak bu Darbe Günlükleri’nin hali?

Alper Görmüşagormus@kronikmedya.com Darbe Günlükleri’nin Ergenekon iddianamesinde yer almaması, soruşturmaya yaklaşımı ne olursa olsun bütün kesimlerde ortak bir “hayret” duygusuna yol açtı. “Hayret” duygusu bu kadar güçlü olmayabilirdi; meğer ki eski Genelkurmay Başkanı ile 1 Temmuz’da gözaltına alınan iki emekli orgeneralden biri olan Hurşit Tolon’un, iddianamenin hemen öncesine denk gelen, Günlükler’in sahihliğine şahadet anlamındaki sözleri olmasaydı…Bildiğiniz gibi, eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök, Milliyet’ten Fikret Bila’ya verdiği söyleşide aynen şöyle demişti (Milliyet, 9 Temmuz): “Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.”Gene aynı günlerde, Hürriyet gazetesi de Hurşit Tolon’un, mahkeme sorgusunda “Günlükleri neden tekzip etmediniz?” sorusuna, “Çünkü benimle ilgili bölümleri doğruydu ve kişilik haklarım zedelenmemişti” cevabını verdiğini yazdı. İddianamede neden yok? Bu yeni ve güçlü tanıklıklara rağmen, Darbe Günlükleri’nin iddianamede neden yer almadığı sorusuna gelebiliriz şimdi.Her şeyden önce şunu söyleyeyim: Bu sonuca bakıp da sevinenlerin erken ve “yanlış” bir sevinç içine girdiklerini söylemeliyim. Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kamuoyunda öylesine güçlü bir kanaat oluştu ki, bundan böyle bu kanaatin hükümsüzleştirilmesi ancak inandırıcı bir yargı sürecinin sonunda Günlükler’in “sahte” olduğunun ispatıyla mümkün olabilir. Yani, daha yargıda gidilecek çok yol var.Tahminlerimi sıralamaya başlayayım: Hukuk tartışması: Nerede yargılanmalılar? Darbe Günlükleri’nde adı geçen orgenerallerin hangi hukuki mevzuata tâbi oldukları konusunda bir tartışma var, Günlükler’e Ergenekon iddianamesinde yer verilmemiş olmasının bir nedeni bu olabilir.Şöyle ki: Bazı hukukçular, bugün emekli de olsalar, askerlerle ilgili suç isnatlarının askeri yargı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyorlar. Yani bu hukukçulara göre, Darbe Günlükleri yargı konusu olacaksa, bu, askeri savcılar ve askeri hâkimlerin ele alacağı bir yargı olacaktır, olmalıdır.İkinci görüş ise şöyle: Asker kişilerin askeri mahkemelerde yargılanması için Askeri Ceza Kanunu’nda yer alan bir suç işlemeleri gerekir. Oysa Askeri Ceza Kanunu’nda “darbe girişiminde bulunmak” gibi bir suç tanımı yoktur, öyleyse bu kişiler sivil mahkemelerde yargılanmalıdırlar. […]

Darbe soruşturulacak. Soruştur!

Medyakronikinfo@medyakronik.com Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklerde anlatılan ve kapatılan Nokta Dergisi’nin haberleştirdiği “Darbe Günlükleri”ne ilişkin Genelkurmay Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Askeri Savcılık, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz’den, soruşturma kapsamında halen tutuklu bulunan zanlılardan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’a ait bilgi ve belgeleri istedi. Askeri savcılık nihayet harekete geçti Ergenekon soruşturmasının başlamasının üzerinden 13 ay sonra konuyla ilgili ilk iddianamenin bittiğinin basına duyurulduğu gün, Genelkurmay Askeri Savcılığı da, darbe girişimlerine ilişkin soruşturma başlattığı ortaya çıktı. Genelkurmay Askeri Başsavcısı, Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Öz’ü telefonla arayarak Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’la ilgili bilgi ve belgeleri istedi. Örnek’e ait olduğu kanıtlanan günlüklerde, Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz günü yapılan operasyonlarda gözaltına alınarak tutuklanan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon hakkında, görevde bulundukları süre içinde “Sarıkız” ve “Ayışığı” adlı 2 ayrı üç darbe planı hazırladıkları öne sürülüyordu. Son yapılan operasyonlarda gözaltına alınmalarından sonra paşaların ev ve işyeri olarak kullandıkları yerlerde yapılan aramalarda “Eldiven” adlı bir darbe planı daha ortaya çıkmıştı. Askeri savcılığın başlattığı soruşturma kapsamında bu darbe planları ile aynı konuyla ilgili ele geçirilen tüm bilgi ve belgeler talep edildi. Talep üzerine istenilen belge ve bilgilerin kopyaları da askeri savcılığa gönderildi. Sivil mahkeme soruşturamıyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in bugün (14 Temmuz), yaptığı basın toplantıda, mahkemeye sunulan Ergenekon iddianamesinde emekli orgeneraller ile “Darbe Günlüğü”nün bulunmadığını, bu konudaki soruşturma tamamlanınca ek iddianame düzenleneceğini açıklamıştı. Sürdürülen soruşturma çerçevesinde görevde bulundukları süre içinde üç ayrı darbe planı hazırladıkları ileri sürülen paşalar hakkında Askeri Ceza Kanunu uyarınca sivil savcılar işlem yapamıyor. Askeri personelin görevde bulundukları süre içinde işledikleri suçlarla ilgili olarak işlem yapma yetkisi askeri savcılığa ait. Askeri savcılığın soruşturma başlatması ile Nokta dergisinin kapanmasına neden olan darbe planları da askeri savcılık tarafından araştırılmaya başlanmış oldu. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Özden Örnek’in kaleme aldığı […]

Bilmeceye dönen dava: Danıştay saldırısı

Ergenekon soruşturmasının tamamlanan bölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıklara yöneltilen suçlamalar arasında Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasının da yer aldığı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin tarafından açıklandı. Ancak Danıştay’a saldırı davası görülürken hem sanıkların hem de Cumhuriyet Gazetesi avukatlarının soruşturmanın bu yönde genişletilmesi talebi her seferinde, “sonuca etki etmeyecek” gerekçesiyle reddedilmişti. Cumhuriyet Gazetesi’nin avukatı Bülent Utku, şu anda Yargıtay aşamasında bulunan dava sırasında her seferinde “eksik soruşturma” yapıldığını diye getirdiklerini belirterek açıklanan iddianamenin bunun kanıtı olduğunu söyledi. Engin’in açıkladığı iddianameyle ortaya yeni sanıkların çıkmış olacağını belirten Utku, savcıların suçlamalarını delillendirebilmesi halinde bu sanıkların da aynı dosyada yargılanacaklarını söyledi. Eksik soruşturma Kanlı Danıştay baskınının tetikçisi Alparslan Arslan’ın Cumhuriyet Gazetesi’ni de bombaladığı ortaya çıkmasının ardından davaya müdahil olan avukat Utku, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararın Yargıtay’da onanması durumunda kesin hüküm haline geleceğini söyledi. Ancak bu durumda ortaya çıkan sonucu “eksik soruşturma” diye tanımlayan Utku, “Zaten dava sırasında da bunu dile getirip soruşturmanın genişletilmesini istemiştik ama mahkeme reddetti. Talebimizin esasa etkili olmayıp sonuca da etki etmeyeceği gerekçesiyle değildir gerekçesiyle her seferinde reddedildi. Şimdi ortaya çıkan gelişmeye bakarak Yargıtay’da karar henüz onaylanmadığı için kesin hüküm yok. Ergenekon iddianamesinde de bu suçların gündeme gelmesi bunun tartışılamayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü Danıştay saldırısının sanıkları ile buradakiler farklı ve yeni kişiler. Şimdi Ergenekon’la ortaya çıkan yeni sanıklar bakımından dosya incelenmelidir. Savcı bu eylemi ilişkin, ‘şu şüpheli şu delillere göre bu saldırıları azmettirmiştir ya da yapmıştır’ diyorsa bu fiil yeniden incelenir” dedi.“Bombalar nereden alınmış hâlâ bilinmiyor” Utku, yargılama sırasında gazeteye atılan bombaların seri numaralarıyla, Ergenekon zanlılarından Muzaffer Tekin’den elde edilen bombaların seri numaralarının birbiriyle ilintili olduğunun ortay çıktığını anımsatarak, “Bombaların tapa numaraları arasındaki benzerlik ve aynı seriden olduğu ortayla çıkınca mahkeme heyetinden bir takım taleplerde bulunduk. Bombaların üreticisi olan MKE’nin patlayıcıları Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na verdiği de ortaya çıkmıştı. Hangi birlik emrine verildiğini; patlayıcıların bu birlikteki kullanılmış […]

Suçu kanıtlanana gün yüzü yok

Medyakronikinfo@medyakronik.com Ergenekon soruşturmasının iddianamesi tamamlanan ilk bölümünde sanık olarak yer alanlar silahlı terör örgütü kurmaktan darbe girişiminde bulunmaya dek bir çok konuda suçlandı. 48’i tutuklu 86 sanıktan kimisi terör örgütü yöneticisi sıfatıyla iddianamede yer alanlar yöneltilen suçlamaların tümünden, diğerleri ise üzerilerine atılı suçlamalardan yargılanacak. 2 bin 455 sayfalık iddianamede sanıklar için istenen ceza ise “ağırlaştırılmış müebbet hapis” oldu. Sanıklar bunun yanı sıra işledikleri iddia edilen on ayrı suçtan da 27 yıldan 61 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle de yargılanacak. Şimdilik 86 kişi hakkında düzenlenen iddianamede sanıklara, “silahlı terör örgütü kurmak, hükümeti devirmek, hükümeti görev yapamaz hale getirmek, terör örgütü kurmak ve yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak, silahlı terör örgütüne yardım etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı halkı isyana tahrik, patlayıcı madde bulundurmak atmak ve bu suçlara azmettirmek, Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet Gazetesi’ne patlayıcı madde atmak suçlarına azmettirmek, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, kişisel verileri kaydetmek, askeri itaatsizliğe teşvik, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamaları yöneltildi. Sanıklar hakkında iddia edilen suçlar ile bu suçların Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılıkları madde madde şöyle: Anayasayı ihlal suçunu düzenleyen madde 309/1:Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan suçunu düzenleyen madde 313/1:Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti’ne karşı silâhlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu düzenleyen madde 220/1:Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli […]

Nihayet bir iddianame oldu

Medyakronikinfo@medyakronik.com Ergenekon operasyonuna ilişkin 13 aydır yürütülen soruşturmada iddianamenin tamamlandığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin tarafından yapılan basın toplantısıyla açıklandı. 2 bin 455 sayfalık iddianame, kapatılan Nokta Dergisi’nde yayımlanan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait “Darbe Günlükleri”nde dile getirilen girişimleri kapsamıyor. 48’i tutuklu 86 sanığı kapsayan iddianamede Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik bombalı saldırılarda örgüt adına gerçekleştirilen eylemler olarak anılıyor.Sanıklara “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs”, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı halkı silahlı isyana tahrik”, “askeri itaatsizliğe teşvik”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” gibi suçlamalar yöneltildi. Başsavcı Engin, soruşturmaya ilişkin 1 Temmuz günü yapılan son operasyonlarda tutuklanan emekli orgenerallerin de aralarında bulunduğu zanlılar için ek iddianame düzenleneceğini açıkladı. 2 bin 455 sayfalık iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin bugün (14 Temmuz), soruşturmayı yürüten savcılar Zekeriya Öz, Mehmet Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlanan Ergenekon iddianamesinin bitirilerek 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verildiğini söyledi. Engin Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nin bahçesinde yaptığı basın açıklamasında, 441 klasör eki bulunan ve 2 bin 455 sayfadan oluşan iddianamenin tanzimi, yazılması ve süregiden operasyonlar gibi zorunlu sebeplerle davanın açılmasının bugüne kadar uzadığını söyledi. Ergenekon soruşturmasının 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir evde ele geçirilen patlayıcı maddelerin ele geçirilmesiyle başlatıldığını anımsatan Engin, olaya ilişkin operasyonlar sonucunda elde edilen belge ve deliller nedeniyle soruşturmanın genişleyerek sürdüğünü söyledi. Soruşturmanın tamamlanan bölümüne ilişkin, soruşturmayı yürüten 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame düzenlendiğini belirten Başsavcı Engin, iddianamenin yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili tarafından incelenerek, onaylandıktan sonra diğer soruşturmalarda olduğu gibi UYAP sistemi üzerinden otomatik olarak bugün itibariyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevzi edildiğini bildirdi. Paşalar için ek iddianame 1 Temmuz günü yapılan son operasyonlarda gözaltına alınan ya da tutuklanan zanlılarla ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirten Engin, soruşturma sonunda sanık olacak kişilerle ilgili ek iddianame düzenleneceğini söyledi. Henüz bir bölümü […]

Nihayet Ergenekon’un iddianamesi de oluyor

Medyakronikinfo@medyakronik.com Ergenekon soruşturması savcısı Zekeriya Öz, son operasyonlarda gözaltına alındıktan sonra tutuklanmaları istemiyle çıkarıldıkları mahkemeden bırakılan zanlıların serbest kalmalarına itiraz etti. Zekeriya Öz 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu itiraz dilekçesinde Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu 9 zanlının yeniden tutuklanmasını talep etti. Tutuklanması istenenler arasında, son operasyonda gözaltına alındıktan sonra savcılıktan serbest bırakılan Erol Mütercimler bulunmuyor. Savcı Öz’ün talebinin kabul edilmesi halinde Mustafa Balbay, Barbaros Hayrettin Altıntaş, İlker Güven, Ufuk Büyükçelebi, Neriman Aydın, Tunç Akkoç, Murat Avar, Hamza Demir ve Siyami Yalçın tutuklanacak. Bu arada soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra Metris’e konulan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur ile Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de, çete ve terör suçlarından yargılananlar için inşa edilen Kandıra F Tipi Cezaevine nakledildi.İddianame nihayet açıklanıyor Soruşturmanın başlamasının üzerinden 1 yıldan uzun bir zaman geçmesine rağmen, bir türlü hazırlanamayan iddianamede hafta sonuna kadar açıklanıyor. Anadolu Ajansı’nın haberine göre başsavcılığa sunulması beklenen iddianamede son operasyonda tutuklanan ya da gözaltına alınan zanlılar yer almayacak. Emekli paşalar Tolon ve Eruygur’un da bulunduğu kişilerle ilgili ek iddianame hazırlanacak. Yazımı biten iddianamenin, halen Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemine aktarılarak kayıt edilmesi işlemine devam ediliyor. Bu işlemin bitmesinin ardından tamamlanacak iddianamenin, önümüzdeki Cuma gününe kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sunulacağı öğrenildi. Bitme aşamasına gelen iddianamede, aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk ile İşçi Partisi Genel Başkanı (İP) Doğu Perinçek‘in de yer aldığı 48’i tutuklu 85 sanığın bulunduğu belirtildi. Toplam 40 bölümden oluşan ve 2500 sayfa olması beklenen iddianamenin 60 sayfasında sadece “Danıştay Saldırısı”nın ele alındığı belirtildi. İddianamede, ayrıca suikast sonucu öldürülen bazı kişilerin de adının geçtiği öğrenildi. 58 tutuklu var “Ergenekon Soruşturması” kapsamında, son olarak gözaltına alınan kişilerden önce, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ile Kuddusi Okkır’ın da bulunduğu 49 kişi tutuklanmıştı. Bu kişilerden sağlık sorunları nedeniyle tahliyesi kararlaştırılan Okkır, tedavi gördüğü Edirne’deki […]

Oramiral Örnek ısrarcı

Anadolu Ajansı Kapatılan Nokta Dergisi’nde yayımlanan “Darbe Günlükleri”nin sahibi emekli Oramiral Özden Örnek, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak sözkonusu günlüklerin kendisine ait olmadığını söyledi. Örnek, avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada 2007 Martında Nokta dergisinde yayımlanan haberi hatırlatara, “Günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta Dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya da sadece bu iddialara dayanarak gerçek dışı yorumlar yapmakta ve kamuoyunu yanlış bilgilendirmektedir” dediSözkonusu haberi kaleme alan derginin eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş ise, günlüğün Özden Örnek’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bilgisayarından çıktığının tespit edildiğini belirterek, “Hakkımda beraatla sonuçlanan davayı temyize götürdük. Çünkü ben, ‘Bu günlükler gerçektir. Bana da bunu da mahkemede ispat hakkı verilmelidir’ diyorum. O nedenle davayı bir üst aşamaya taşıyoruz” dedi. Avukatından yazılı açıklama Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, bugün (7 Temmuz 2008), avukatı Dicle Aras Örnek aracılığıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, son günlerde görsel ve yazılı basında şahsıyla ilgili doğru olmayan birtakım haber ve yorumların yapıldığını belirten Örnek, “2007 Mart ayında Nokta Dergisinde tarafıma ait olduğu ileri sürülen sözde günlüklere atfen bir yazı dosyası yayımlanmıştır. Söz konusu yazı dosyasının gerçeğe aykırı olduğu için kendisi tarafından derhal tekzip edildiğini, ayrıca yayındaki şahsına hakaret ve iftira içeren unsurlar şikayet sebebi yapılarak, kendisi tarafından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına ilgililer aleyhinde suç duyurusunda bulunulup, dava açılmıştır” dedi. “Günlükler bana ait değil” Davada, son günlerde iddia edilenin aksine, CD olarak da sunulan günlüklerin kendisine ait olduğunun kanıtlanmadığını öne süren Örnek, “Önemle vurgulamak isterim ki, yargılama devam ederken şüphelilerin talebi ile Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığına dahi sözde günlükler ile ilgili arşivlerinde kayıt bulunup bulunmadığı yazı ile sorulmuş ve ilgili kurumlarca sözde günlükler ile ilgili kayıtlarında hiçbir bilgi bulunmadığı cevaben mahkemeye bildirilmiştir. Yani günlüklerin bana ait olduğunu sadece Nokta dergisi ve yazı dosyasını hazırlayan Alper Görmüş iddia etmektedir ve bugün birtakım medya […]

Eldiven: Eruygur’un üçüncü darbe planı

Medyakronikinfo@medyakronik.com Taraf gazetesinde bugün (7 Temmuz 2008) yayımlanan, “Kod Adı Eldiven: Ergenekon’un üçüncü Darbe Planı” başlıklı haberde, son operasyonlarda tutuklanan emekli orgeneral Şener Eruygur’un ofisinde ele geçirildiği iddia edilen planlara yer verildi. “Ergenekon’un dört yıldızlı tutuklusundan emekli Orgeneral Eruygur’un başarısız Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarından sonra Eldiven adlı üçüncü bir askeri müdahale planı daha hazırladığı anlaşıldı” denilen haber şöyle: Bugüne kadar, 2004 yılında adları Sarıkız ve Ayışığı olan iki darbe girişimi atlattığımızı biliyorduk. Meğer aynı dönemde üçüncü bir darbe girişimi daha atlatmışız. Ergenekon soruşturması kapsamında Emekli Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un ofisinde bulunan “Eldiven” adlı belge, üçüncü darbe girişimini tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Sarıkız ve Ayışığı’ndan farklı olarak “Eldiven”de bir şifre sistemi kullanmaya gerek duyulmamış. TSK’de uyumsuzluk Sarıkız ve Ayışığı’nın devamı olan yeni planın girişinde “TSK içinde darbe planlarını destekleme” bakımından uyumsuzluk olduğu belirtiliyor ve “bu uyumsuzluğu aşmak için yapılacaklar” art arda sıralanıyor. Kod adı “Eldiven” olan planın ana hedefi ‘TSK, Meclis, Bürokrasi ve yerel yönetimleri şekillendirmek’ olarak tanımlanıyor. Anayasa, kanunlar, tüzük, yönetmelikler ve “kırmızı kitabın” (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi) yeniden hazırlanmasını içeren bu plan, “TSK merkezli halk” olarak tanımladığı bir hedefi de ortaya koyuyor. Deşifre olması durumunda, planın akim kalmaması için “idhar” (aşağılama) adı altında gerekli tedbirlerin alındığı vurgulanıyor. Hücre sistemi Planda tüm toplumsal kesimlerden insanların hücre sistemine göre örgütlenmesi hedefleniyor. Bu örgütlü kesimler kendilerine alan tahsis edilerek birbirleriyle irtibat halinde olmaksızın, neye hizmet ettiklerini bilmeden, deşifre olan unsurlarla ve esasen aynı işi yaptıklarını anlamadan faaliyet gösteriyorlar. Plan, “Dâhilî mutabakatın sağlanması,” “CMB (Cumhurbaşkanlığı) mutabakatının sağlanması,” “yıpratma,” “hazırlık ve geçiş,” “TSK Türk Halkı Projesi” olarak beş başlıktan oluşuyor. Planın içeriğinde kamuoyu oluşturmak amacıyla ne tür psikolojik harp taktiklerine başvurulacağı ve olaylar karşısında nelerin söyleneceği ana temalarıyla ortaya konuyor.İkna ve yaptırım “Eldiven”in ilk aşamasında yurt içinde dahili mutabakatın sağlanması hedefleniyor. Bu amaçla komuta kademesi içerisinde sürekli koordinasyon sağlanması, kurye kullanılması […]

Mitinglerde konuştu, emniyette susuyor

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamında 5 ayrı kentte gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan zanlıların sorguları bugün (3 Temmuz) başladı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’dan sonra emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur da “susma hakkını” kullanacağını beyan ederek ifade vermeyi reddetti. 2 günlük gözaltı süresi dolan ve savcılıktan 1 gün daha ek gözetim izni alınan zanlılardan Balbay ile Tolon ve Eruygur dışındakilerin sorgusu başladı. Sorgusu tamamlanan 4 zanlı ise öğleden sonra, soruşturmanın yürütüldüğü Beşiktaş’taki Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı’na sevkedildi. Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyonlarda Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Erzurum’da yapılan eşzamanlı operasyonlarda aralarında emekli paşalar ve gazetecilerin de bulunduğu 22 kişi gözaltına alınmıştı. Bir kişi tutuklandı Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınan 23 kişinin 48 saatlik ilk gözaltı süresi bu sabah doldu. Gözaltılar sırasında el konulan belgelerin incelenmesi sonrasında soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının talebi üzerine zanlıların gözaltında tutulma süresi 1 gün uzatıldı. Ancak emniyetteki sorguları tamamlanan İşçi Partisi (İP) Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Tunç Akkoç ile Barbaros Hayrettin Altıntaş adliyeye sevk edildi. Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen Akkoç ve Altıntaş, hâkim ve savcıların kullandığı kapıdan alındı. Buradaki adli tabiplikte sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar daha sonra savcılık sorgusuna alındı. Tunç ve Altıntaş’ın bulunduğu araç adliyeye girerken Türkiye Gençlik Birliği üyesi bir grup, dövizler açarak slogan attı. Akşam saatlerinde ise Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, Erzurum’da gözaltına alınan Murat Avar ve müteahhit Siyami Yalçın ile Hamza Demir de adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu tamamlanan zanlılardan Barbaros Hayrettin Altuntaş tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Emniyette ifade vermeyi reddeden gazeteci Balbay ile orgeneraller Eruygur ve Toldn’un da işlemlerini tamamlandığı ancak yarın (4 Temmuz) sabah savcılığa çıkarılacağı öğrenildi. Eruygur da “susma hakkı”nı kullanıyor Dün avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada kendisine yöneltilen suçlamanın ne olduğunu bilmediğini, hâkim ve savcıların karşısına çıkarılana kadar da “susma hakkını” kullanacağını açıklayan gazeteci Mustafa Balbay’dan sonra emekli […]

Nokta Günlükler’i boşuna yayımlamış! Gazeteciler zaten her şeyi biliyormuş!

Alper görmüşagormus@kronikmedya.com Dün (1 Temmuz) CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge”de, Ergenekon gözaltılarının Şener Eruygur ve onun dönemindeki bazı yüksek rütbeli subaylara kadar ulaşması üzerinde duruldu. Hürriyet, Sabah ve Milliyet’in Ankara temsilcileri Enis Berberoğlu, Muharrem Sarıkaya ve Fikret Bila, bence de doğru bir yorumla, Ergenekon’un artık ve esas olarak 2004’teki darbe girişimlerini sorgulayan bir yöne evrildiğini tespit ettiler.Garip bir havası vardı tartışmanın… Temsilciler, net olarak değilse de imalı cümlelerle, aslında o zamanlar bu girişimlerden kendilerinin de haberdar olduklarını hissettirdiler izleyicilere. Tartışmanın “Ankaralı” olmayan tek gazetecisi Mehmet Altan da “ah siz Ankara gazetecileri, bilirsiniz, söylemezsiniz” iğnelemelerini hiç eksik etmedi program boyunca. Mehmet Altan bir başka televizyon kanalı için stüdyoyu terk ettikten sonra, üç gazeteci epeyce rahatlamış gibi geldi bana; yanılıyor da olabilirim. Berkan ve “birkaç gazeteci” daha Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, bugünkü yazısında daha da açığını yazdı:“Daha sonra ortaya çıkacak olan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlükleri, ‘Sarıkız’ kod adıyla bir darbe planının hazırlandığını, Genelkurmay Başkanı’na rağmen bu planın uygulanması için düğmeye basıp basmamanın konuşulduğunu ortaya koyacaktı.“Hoş, bu günlüklerin doğrulamasına da gerek yok. O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biriyim. Ama hükümetin önde gelenleri o zamandan beri, ‘Bu eylemli darbe girişimine karşı adli mekanizmayı neden çalıştırmadınız?’ sorusunu cevapsız bırakıyorlar.”Ben, İsmet Berkan’ın “Ergenekon” ve “Çeteler” konusunda son aylarda yazdıklarını önemsiyorum, bilhassa 6 gün süren dizisini çok değerli buluyorum; nitekim bu dizi sayesinde basında konu yeniden canlandı, yeni bir tartışma başladı. Fakat bu böyle diye, zamanında yapılmayanları sorgulamayacak değiliz.Berkan, her şeyi bildiği halde “adli mekanizmayı çalıştırmayan” hükümeti eleştirirken yerden göğe haklı. Fakat ben de ona sormak isterim: “O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biri olarak” bu bilgiyi kamuoyuyla paylaştınız mı? Bu yolla hükümet üzerinde bir baskı oluşturdunuz mu?Benim bildiğim, […]

“Orgenekon”da sessizlik hakim

Ahmet ŞıkErgenekon soruşturması kapsamında dün (1 Temmuz Salı) gözaltına alınanların İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri sürerken, henüz resmi sorgulamalar başlamadı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ise avukatı aracılığıyla susma hakkını kullanarak ifade vermeyi reddettiğini açıkladı. Emekli orgeneral Hurşit Tolon’un avukatı da müvekkilinin ne ile suçlandığının henüz söylenmediğini aktardı. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da bir açıklama yaparak, son operasyonun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmede ele alındığı iddialarını yalanladı. Genelkurmay Başkanlığı da gözaltına alınan üst rütbeli emekli askerlerin yaşadığı askeri mahallerde yapılan aramaların, “ilgili yasanın hükmüne istinaden yapıldığını” yazılı bir açıklamayla duyurdu.Ergenekon soruşturması kapsamında dün sabah yapılan operasyonlarda Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Erzurum’da yapılan eşzamanlı operasyonlarda aralarında emekli paşalar ve gazetecilerin de bulunduğu 23 kişi gözaltına alınmıştı. İstanbul dışındaki kentlerde gözaltına alınanlar dün gece polis eşliğinde soruşturmanın merkezi İstanbul’a getirilmişti. Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan ve İngiltere’de olduğu belirlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Balıkesir eski milletvekili Turhan Çömez’in de Türkiye’ye döner dönmez gözaltına alınacağı öğrenildi. Ancak Çömez şimdilik Türkiye’ye dönmeyeceğini açıkladı. Arananlar arasında bulunan eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün de Rusya’da olduğu belirlendi. Balbay “susma hakkı”nı kullanıyor Dün (1 Temmuz) 5 ayrı kentte yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 23 kişinin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve bir minibüs dolusu olan doküman, bilgisayarlar, CD’ler ve bir pompalı tüfek de zanlılarla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü İstanbul’a getirilen zanlıların Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri de dün gece ve bugün boyunca devam etti. Kimi zanlıların avukatları da Emniyet Müdürlüğü’ne geldi. Gazeteci Balbay’ın avukatı Akın Atalay, Emniyet Müdürlüğü çıkışında gazetecilere bir açıklama yaparak müvekkilinin susma hakkını kullandığını söyledi. Avukat Atalay müvekkili Balbay’ın, “Emniyette hiçbir beyanda bulunmayacağım, bir an önce savcı ve yargıç huzuruna çıkma amacıyla susma hakkımı kullanacağım” dediği basın açıklamasını gazetecilere okudu. Kendisine yönelik suçlamanın ne olduğu, bu suça ilişkin bilgi ve belgelerin ne […]

Ergenekon’da tepkiler AKP’ye yöneldi

Medyakronikinfo@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamındaki son gözaltılar ilginç zamanlamasıyla da dikkat çekti. Operasyon, Genelkurmay Başkanı olması beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta yaşanan ve içeriği açıklanmayan buluşmasından sonra tam da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, AKP’nin kapatılması istemiyle açtığı davada, Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü açıklama yaptığı gün gerçekleşti. Gözaltına alınanlar arasında bulunan eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur emekliye ayrıldıktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olmuş ve başı kapatma davasıyla dertte olan AKP’ye karşı yapılan Cumhuriyet mitinglerinin düzenlenmesinde etkin rol oynamıştı. Gözaltına alınan diğer emekli paşa Orgeneral Hurşit Tolon ise son dönemde ulusalcı çizgisiyle ön plana çıkmış, Türkiye’nin çeşitle yerlerinde düzenlenen hükümet karşıtı konferans ve panellere katılarak sivrilmişti. Ankara’da başlayıp İstanbul ile Trabzon ve Antalya’ya da sıçrayan gözaltılarla ilgili basın camiası başta olmak üzere iş dünyası ve hukukçular arasında tepkiyle karşılandı. Eleştirilerin başında ise 1 yıldan fazla bir zamandır süren Ergenekon soruşturmasının iddianamesinin hazırlanamamış olması geliyor. Son gözaltılardan sonra Ergenekon soruşturmasına yönelik tepkiler şöyle.Hikmet Çetinkaya (Cumhuriyet Gazetesi yazarı):Ergenekon önceden planlanmış bir operasyon. Ortada bir iddianame bile yokken böyle bir olay olması hukuk dışıdır. İktidarın programlı bir eylemidir. Türkiye nereye götürülmek isteniyor gözlerimizle görüyoruz. Bu özellikle Cumhuriyet gazetesine yönelik bir sindirme operasyonudur.Ali Sirmen (Cumhuriyet Gazetesi yazarı): 1 yıldır iddianamesi bile hazırlanamayan Ergenekon soruşturması laik Cumhuriyeti savunan herkes için tehdittir. Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet Gazetesi yazarı):Aramalarda polis hiçbir şey bulamadı ve bulamayacak. Bunlar klasik hikayeler. Buldukları ya da bulacakları bir şey yok kanaatindeyim. Bakalım olayların gelişmesini hep beraber izleyeceğiz. Yapacak bir şey yok şimdilik. Şükran Soner (Cumhuriyet Gazetesi yazarı): Gözaltılar devrim karşıtı güçler tarafından yapılmıştır. Süreç büyük bir medya savaşını başlatmıştır. Türkiye’de hukuk ve demokrasi katledilmektedir. Ruşen Çakır (Gazeteci):Emekli orgenerallerin gözaltına alınmasının Ankara için sürpriz olarak değerlendirmek yanlıştır. Ergenekon soruşturmasının halen aktif olarak görev yapan kamu görevlilerine uzanıp uzanmayacağını merak ediyorum. Emin Çölaşan (Gazeteci yazar):Akılla mantıkla açıklanması mümkün […]

Karmaşık ilişkiler ağı: Ergenekon

Her şey 12 Haziran 2007’de, Ümraniye Çakmak Mahallesi’ndeki bir gecekondunun çatısında gizlenen 27 el bombası, TNT kalıpları ile fünyelerin ele geçirilmesiyle başladı. Önce bombaların sahibi olmakla suçlanan emekli Astsubay Oktay Yıldırım tutuklandı ve süreç kısa sürede Ergenekon terör örgütü soruşturmasına dönüştü. Soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın yürütüyor.“Halkı isyana teşvik, devletin gizli belgelerini ele geçirmek, darbe ortamı hazırlamak” için faaliyet yürüttüğü öne sürülen “Ergenekon örgütü”nü ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan operasyon bir yıldır sürüyor.Aralarında emekli askerler, gazeteciler, akademisyenler, çete liderleri ve siyasilerin de bulunduğu birbirinden ilginç isimlerin AKP iktidarını devirmek amacıyla biraraya geldiği öne sürülen Ergenekon soruşturmasında şu ana kadar 100’ü aşkın kişi gözaltına alındı, 49’u tutuklandı.Bir yıldan fazladır yürütülmesine rağmen iddianamesi hâlâ tamamlanmadığı için eleştirilen soruşturmada adları mafya davalarıyla anılan Sedat Peker, Kürşat Yılmaz, Hadi Özcan, Yaşar Öz, Semih Tufan Gülaltay, Danıştay Davası hükümlüsü Alparslan Aslan ve Osman Yıldırım’ın da bulunduğu birçok kişinin “şüpheli”, Alaattin Çakıcı ve Ali Avni Balkaner’in de aralarında bulunduğu bazı kişilerin de “tanık” olarak bilgisine başvuruldu. JİTEM’ci gazetecinin ifadeleri Ergenekon soruşturmasına dayanak oluşturan bilgilerin, 2001’de kendisini gazeteci olarak tanıtan, JİTEM adını kullanarak dolandırıcılık yaptığı öne sürülen Tuncay Güney’in ofisine yapılan baskınla ele geçirildiği iddia edildi. O dönem ifadesi alınan Güney, Ergenekon örgütüyle ilgili bilgi verdi, ama soruşturma kapatıldı.Güney’in ifadesine göre, örgütün ‘manifestosu’ İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in yönlendirmesiyle yazılmıştı. Güney, Veli Küçük hakkında da bilgi vermişti.Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Doçent Ümit Sayın’ın bilgisayarında da Ergenekon’la ilgili belgeler ele geçirildiği söylendi.Alparslan Aslan’ın Mayıs 2006’da Danıştay üyelerine saldırı düzenlemesinin ardından, daha sonra tutuklanacak kişilerin adı ilk kez duyuldu. Kısa süre sonra Aslan’ın Cumhuriyet’e iki kez el bombası atılması olayının da faillerinden olduğu anlaşıldı. İlk operasyon 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda el bombaları ve patlayıcılar ele geçirildi. Patlayıcıların eski astsubay Oktay Yıldırım’a ait olduğu belirlendi. Cumhuriyet’e atılanlarla benzer özellik taşıdığı öne sürüldü. […]

“Darbe Günlükleri”nden Şener Eruygur

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturmasının son ayağında gözaltına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un adı, Nokta dergisinin yayın hayatını noktalamasına neden olan “Darbe Günlükleri” haberinde sıkça yer alıyordu. 26 Ağustos 2003-26 Ağustos 2005 tarihlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklere dayanan yapılan, “2004’te iki darbe atlatmışız” başlıklı kapak haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘irtica yanlısı AKP hükümetine’ karşı hazırladığı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıkları aktarılmıştı. Örnek yalanladı ama… Günlük ilk ortaya çıktığında Örnek, NTV ekranlarında yalanlamıştı: “Benim hiçbir zaman günlüğüm olmadı. Komutanlığım döneminde, şifreli şekilde günlük faaliyet planları tutuldu. Ayrılırken de bilgisayardan sildirdim. Burada yer alan bilgilerin pek çoğu o dönemlerde bazı internet sitelerinde ya da dergilerde dedikodu şeklinde çıkmış haberler. Bunlar bir araya getirilerek bana yakıştırılmış.”Örnek, günlükle ilgili ‘yayın durdurma kararı aldırmak’ için mahkemeye başvurduğunu da açıklamıştı. Haber nedeniyle derginin yayın yönetmeni Alper Görmüş, “yalan haber yapmak” suçlamasıyla yargılanmış, ama günlüklerin Örnek’e ait olduğunun kesinleşmesinin ardından beraat etmişti. Ama günlüklerde anlatılan darbe girişimlerinde adları geçen emekli askerlerle ilgili bir soruşturma başlatılmamıştı. Genelkurmay’ın 4 atlısı Günlükte anlatılanlardan yola çıkılarak hazırlanan haberde, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında AKP’ye karşı ittifak oluştuğu; dörtlünün, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün politika ve yöntemlerine karşı oldukları da gösterilmişti. Bu durum, Özden Örnek’in 25 Ekim 2004’te kaleme aldığı Özkök’le ilgili değerlendirmesinde şöyle anlatıldı:“Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine, kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine karar verdik.” “Devlet elden gidiyor” Dört kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanı Özkök’ün karşı olmasına rağmen AKP hükümetine müdahaleyi savundukları, 1 Aralık 2003 tarihli notta şu cümlelerle ifade ediliyordu:“Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı ‘Ben çok rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce […]

Ergenekon komuta kademesine uzandı

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara, İstanbul, Antalya ve Trabzon’da aralarında emekli paşalar, gazeteciler ve işadamlarının da bulunduğu 23 kişi gözaltına alındı. Son gözaltı operasyonunun en dikkat çekici isimleri ise eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, Cumhuriyet mitinglerinin düzenlenmesin de etkin rol oynayan eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, emekli Tümamiral İlker Özgüven, Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, gazetenin yazarlarından Erol Mütercimler, Tercüman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ile Ankara Ticaret Odası Başkanı (ATO) Sinan Aygün.Prof. Dr. Ercüment Ovalı Trabzon’da gözaltına alınırken, 23 kişilik zanlılar arasında başkanlığını Şener Eruygur’un yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri ve çalışanları da bulunuyor. Gözaltına alınan zanlıların ev ve iş yerlerinde aramalar yapan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bazı belgelerle bilgisayarlara eke koydu. Soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı bulunan AKP’den ihraç edilen eski Balıkesir milletvekili Turhan Çömez, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve iki kişi daha aranıyor. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun aranan iki kişiden biri olduğu öne sürüldü.”Ergenekon terör örgütünün yöneticisi olmak ya da bu örgüte üye olmak” iddiasıyla gözaltına alınanlar sağlık kontrolünden geçirildi. Ankara, Antalya ve Trabzon’daki zanlılar akşam saatlerinde soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a getirildi.Ergenekon soruşturması kapsamında daha önce de Cumhuriyet başyazarı İlhan Selçuk, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile gazeteci Ferit İlsever’in de aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alınmış, Selçuk ve Alemadroğlu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 12 Haziran 2007’de Ümraniye Çakmak Mahallesi’nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirilmesiyle başlatılan soruşturma daha sonra Ergenekon soruşturmasına dönüştürülmüştü. Operasyon kapsamında şu ana kadar aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu 49 kişi tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, aradan geçen bir yıla rağmen iddianame hâlâ tamamlanamadı. Paşalara askeri lojmandan gözaltı Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla bu sabah (1 Temmuz Salı), Emniyet Terörle Mücadele Şubesi polisleri […]

“Ergenekon” haberciliği: Maç eksikliği Milliyet’in başına iş açtı

Alper Görmüş Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, Türk Milli Futbol Takımı’nın kalecisi Rüştü Reçber’le ilgili enteresan bir analiz yaptı. Dedi ki, “Rüştü, kalesine bol top geldiğinde yıldızlaşan bir kaleci, ama kalesi uzun sürelerle toptan uzak kalınca onun da konsantrasyonu kayboluyor ve hata yapıyor.” MilliyetOkur Temsilcisi Derya Sazak’ın 12 Haziran’da Milliyet’te yayımlanan bir haberle ilgili olarak yazdığı “Gürses haberinde ‘dilekçe’ hatası…” başlıklı değerlendirme yazısını (23 Haziran) okuduğumda, aklıma Rıdvan Dilmen’in bu sözleri geldi. Acaba diyorum, önemli bir haberi uzun süre görmezden geldikten sonra bir vesileyle habere dönmenin benzer riskleri mi var? Doğrusu, gazetenin yaptığı vahim yanlışı anlayınca “olabilir” diyor insan… Bu ilginç, biraz da inanılmaz hatayı ele almadan önce Derya Sazak’a samimi bir teşekkür etmemiz gerekir diye düşünüyorum: Elindeki malzemeyi ince eleyip sık dokumadan haberleştiren bir muhabirin nelere yol açabileceğini gösterdiği için… Hatayı pekâlâ küçük bir özürle geçiştirebilir, bu arada hatayı da ondan ders çıkarabilmemizi engelleyecek şekilde gizleyebilirdi. Oysa o gazetesinin hatasını sayfasının ana konusu yapmayı ve hatayla yüzleşmeyi tercih etmiş.Bu da, giderek bir çölü andıran matbuatımızda az erdem sayılmaz doğrusu. Haber, dilekçenin ilk bölümünden Mesele şu: Ergenekon soruşturmasından tutuklu Doç. Emin Gürses, günün birinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir dilekçeyle baş vurarak tahliyesini istedi. Gürses, dilekçesinin giriş bölümüne tırnak içi ifadelerle savcılık iddialarına yer veriyor, ikinci bölümde de bu iddiaların geçersiz olduğu gerekçesiyle tahliyesini istiyordu. Milliyet’in haberine göre, Gürses “Ergenekon örgütü”nü kabul etmekle kalmıyor, onun iç işleyişiyle ilgili ayrıntılı bilgiler de veriyordu.Oysa, başta da dediğim gibi, bunların tamamı savcının sözleriydi. Gerçek ise bambaşkaydı. Derya Sazak’a bir mektup gönderen Emin Gürses’in avukatı Filiz Esen’in dediği gibi, Gürses dilekçesinin ikinci bölümünde, “Kendisine isnat edilen suçlamanın tamamen gerçek dışı bir komplo olduğunu, bu komplonun amacının Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak ve Türkiye’deki emperyalizme karşı duran vatanseverleri sindirmek olduğunu, işin gerisinde Büyük Ortadoğu Projesi’nin bulunduğunu ve bunun da istihbarat güçlerince organize edildiğini” savunuyordu. Ne var ki Milliyetmuhabiri, […]

“Savcının temyizi benimkinden önemli”

Alper Görmüş “Bakırköy savcısı, Nokta davasını temyize götürdü / DARBETEŞEBBÜSÜAYDINLATILMALI…” Darbe Günlükleri davasının, duruşmanın savcısı Süleyman Aydın tarafından temyiz edildiği, Zamangazetesinin özel haberinde işte bu yorumlu başlıkla sunuldu. “Yorumlu” derken, “Darbe teşebbüsü aydınlatılmalı” cümlesinin, savcının temyiz başvurusunda doğrudan kullanılmadığını, bunun gazetenin kendi değerlendirmesi olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Peki bu değerlendirme doğru mu? Evet, bence kesinlikle doğru. İsterseniz, beraat kararının verildiği 11 Nisan duruşmasına geri dönelim, çünkü savcı o duruşmada dile getirdiği görüşlerle, kararı temyiz edebileceğinin ilk işaretlerini vermişti. Hatırlayın, son duruşmanın en önemli unsuru, gazete haberlerinde zikredilen, Günlükler’in Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığına dair Emniyet belgesinin Mahkemeye getirilmesi yönündeki talepti. Savcı Süleyman Aydın, bunun “davanın en önemli delili” olduğu gerekçesiyle Savcılık’tan istenmesi gerektiği yönünde görüş beyan etmişti. Ayrıca, davanın “kamusal önemi”ne işaretle, “sanığa ispat hakkı” tanınması gerektiğini savunmuştu. Yani savcı duruşmanın genişletilmesini istiyordu. Beraat ama nasıl beraat?Fakat duruşmanın hâkimi o gün (11 Nisan) sürpriz bir kararla davayı bitirdi. Karar “beraat”tı; ne var ki gerekçe basitçe “hakaret ve iftira suçunun unsurları oluşmamıştır”a dayandırılmıştı. Duruşma hâkimi o gün gazeteciler için yaptığı sözlü açıklamada (daha sonra yazılı gerekçede de benzer görüşleri tekrar etti), 1. Bu davasının konusu itibarıyla günlüklerin Özden Örnek tarafından yazılıp yazılmadığının bir öneminin bulunmadığını, 2. Keza 2004’te iddia edildiği gibi darbe girişimlerinin yapılıp yapılmadığının da davayı ilgilendirmediğini söyledi. Ben, duruşma çıkışında yaptığım açıklamada, bu gerekçeyle beraat etmekten memnun olmadığımı belirtmiştim. Talebim, bana hukuk önünde ispat hakkınız tanınması ve neticede şu gerekçeyle beraatımdı: “Günlükler gerçektir, dolayısıyla hakaret ve iftira yoktur.” Oysa, dediğim gibi, mahkemeye göre, Nokta’nın yayımladığı belgenin gerçek olup olmadığı mahkemeyi ilgilendirmezdi. Aynen, bugünkü (4 Haziran) Tarafgazetesinin mahkemenin beraat kararının gerekçesi için uygun gördüğü başlıktaki gibi: “Darbe günlüğünün sahibinden bize ne?” Savcı: Bizi asıl bu ilgilendirirSavcının temyiz başvurusunda bir kez daha dile getirdiği görüşler, mahkemenin yaklaşımıyla taban tabana zıttı. Özetin özeti, “Bizi ilgilendirmez denilen her şey bizi ilgilendirmektedir” diyordu savcı. Sırayla gidelim… […]