Etiket darbe

Balyoz planına balyoz gibi operasyon

Taraf Gazetesinin kamuoyunun gündemine taşıdığı “Balyoz Darbe Planı” ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa’da bugün (22 şubat 2010) yapılan operasyonlarda aralarında eski kuvvet komutanlarının da bulunduğu emekli ve muvazzaf 49 asker gözaltına alındı. Ergenekon soruşturmasına kılavuzluk eden Darbe Günlükleri’nin yazarı eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek, aynı dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, eski 1. Ordu Komutanlarından Orgeneral Çetin Doğan ve Ergun Saygun ile emekli Korgeneral Engin Alan, eski Güney Deniz Saha Komutanı Emekli Koramiral Lütfi Sancar, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli de 4’ü muvazzaf 21 general, 27 subay, 1 astsubay olmak üzere gözaltına alınan 49 kişinin arasında bulunuyor. Camilere saldırıları da içeren planlar Geçen aylarda Taraf Gazetesi’nde yayımlanan ve altında emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın imzası olan Balyoz Eylem Planı ile ilgili haberler üzerine başlatılan soruşturmada belgelerde adı geçen askerlerden birçoğu gözaltına alındı. Taraf Gazatesi’ne bir bavul içerisinde götürülen yaklaşık 5 bin sayfalık belge, CD ve DVD’lerden oluştuğu öne sürülen Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda, 2002 sonunda başlayan ve 2003 Mart ayına kadar süren çalışmaların yer aldığı iddia edilmişti. Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda Çarşaf ve Sakal kodlu eylem planlarına göre, darbe ortamı yaratmak amacıyla Fatih ve Beyazıt camiilerinde bombalı saldırı düzenleneceği öne sürülmüştü. Bu belgeler arasında, “ıslak” yazışmalar, power point sunumlar ve orijinal antetli askeri CD’ler, dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’ın, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın ve dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in imzasını taşıyan harekat planlarının bulunduğu iddia edilmişti. Birinci Ordu Harekat Başkanı Kurmay Albay Süha Tanyeli’nin de darbe hazırlıklarının konuşulduğu toplantıda aldığı özel notlar, darbe planının konuşulduğu kapsamlı bir toplantının kesintisiz ses kayıtları ve planın icra aşamasına geçtiğini gösteren çok kapsamlı fişleme tutanakları da yer aldığı kaydedilmişti. Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda 133 subay ve 29 generalin adının geçtiği iddia edilmişti. Planda imzası bulunduğu iddia edilen Orgeneral Doğan, “TSK’da her […]

12 Eylül, darbe, cunta ve ‘Adaleti’

“Copu ağzımıza soktuktan sonra, dişlememiz istenir ve sonra da hızla çekerlerdi. Dökülen dişlerimize bakıp gülerlerdi”… “Sıkı yönetim komutanları tabiiki bu işin çok farkındaydılar. Sıkıyönetim karargahının ilerisinde bir sorgulama merkezi var. Oradaki işkenceyi bilmemesi mümkün mü? Onun gözetiminde, deneyiminde oluyor. Oradan sesler geliyor, bağırmalar geliyor”… “13 yıl cezaevinde tutuklu kaldım. 3 kez idam cezasını çarptırıldım. Bu süre zarfında toplam 3 kez mahkemeye çıkmamışımdır”… “Ortaçağdaki Engizisyon mahkemeleri gibi; basarsın işkenceyi, alırsın itirafı, verirsin cezayı, 12 Eylül’ün adaleti buydu”… “O dönemde sıkıyönetim komutanları ‘kim daha çok adam asacak’ diye yarışıyorlardı”… “12 yıl cezaevinde tutuklu kaldım. Yargıtay kararıyla tahliye oldum. Şu anda dosyam kayıp, yargılandığımı bile kanıtlayacak durumda değilim.” Hesaplaşılamayan yakın tarih Yukarıda, farklı kişilerin ağzından anlatılanların hiç biri kurgu değil, yakın tarihimizin hesaplaşamadığımız gerçekleri. Üzerinden neredeyse 30 yıl geçtikten sonra, 12 Eylül 1980 darbesiyle bu toplumun üzerinden geçenin ne olduğu ve nasıl geçtiği daha yeni yeni anlatılmaya başlanır oldu. Az okuyan Türkiyelilerin bir kısmının kitaplardan öğrenebildiği travmalar; filmler, diziler ya da belgesellerle anlatılır oldu. Hepsinin tek bir istediği vardı: Anayasal zırhla korunan darbecilerin yargılanması. Sadece 5 general değil… Onlardan biri, “12 Eylül Adaleti” isimli belgesel Ankara ve İzmir’den sonra İstanbul’da da ilk kez izleyicisiyle buluştu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu’nda yapılan gösterimin izleyicileri ise çoğu 12 Eylül’de Mamak, Metris, Diyarbakır askeri cezevlerinde kalmış kişilerdi. Belgeseli izlemeye gelen dönemin tanıkları ve yeni kuşaktan yaklaşık 400 izleyici gösterimin yapıldığı her iki salonu da doldurmuştu. Vakıf Başkanı Cahit Akçam’ın gösterimden önce yaptığı konuşmada “ Belki yüreğimiz acıyacak ama biz 12 Eylül döneminin sadece insanlara acı veren ve mağdur eden bir dönem olarak anlatılmasına itiraz ediyoruz. 12 Eylül aynı zamanda askeri darbelere, faşist cuntalara karşı mücadelelerin tarihinin yazıldığı bir mücadele dönemidir. Onun için biz bu belgesel ve devamında, 12 Eylül’den hesap sormanın sadece beş generalle sınırlı bir iş olmadığını, 12 Eylülcülerin tümünden hesap sormak gerektiğini düşünüyor ve […]

Ergenekon: Kirli tarihle yüzleşme ya da sivil darbe

başlığıyla verilen habere göre Adalet Bakanlığı, İsmailağa Cemaati’ni soruşturan ve 235 şüpheliyi kapsayan dosya üzerinde çalışan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında idari soruşturma başlatmıştı. Milliyet’in haberiyle, en azından konuyu merak edenler Yeni Şafak Gazetesi’nde eksiklikleri öğrenme imkanı da buluyordu. Habere göre Başsavcı Cihaner Erzincan’da, 16 ile yayılmasını planladığı İsmailağa Cemaati’ne yönelik bir operasyon başlatmıştı. Haberde Cihaner’in, baskın yapılarak aranması talimatı verdiği çok sayıda ev ve işyeri için farklı savcılıklardan arama kararları çıkarıldığı ancak bunlar uygulamaya konmadan diğer savcılıkların arama talimatlarının yerine getirildiği belirtilerek cemaat odaklı baskınların büyük bölümünü sonuçsuz kaldığı anlatıldı. Operasyonlara devam eden ve belirlenen şüphelilerle ilgili telefon dinleme kararı aldıran Cihaner, bu teknik takip sonunda cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da aralarında bulunduğu 235 kişiyi kapsayan “şüpheliler” listesi hazırladı. Şüpheliler arasında eski Orman Bakanı Osman Pepe, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Yenişafak Gazetesi sahibi Ahmet Albayrak, Cübbeli Ahme Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü de vardı. Milliyet’in haberine göre listedeki isimlere yönelik 16 ile yayılacak operasyonlara başlanacağı aşamada, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı devreye girerek, soruşturmanın kendi yetki alanında olduğunu belirtip dosyayı Erzincan’dan aldı. Erzurum Başsavcılığı, Erzincan Başsavcılığı’nın planladığından çok daha dar kapsamlı bir soruşturma yürüterek iddianame hazırladı ve şüpheli sayısı 13 kişiye düştü.Savcının telefonları dinleniyor Bu gelişmeler yaşanırken Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı da ihbarları gerekçe gösterip Cihaner hakkında soruşturma başlattı. Müfettişlerin talebiyle telefonları dinlemeye alınan Cihaner’in diğer savcılarla yaptığı özel nitelikli telefon görüşmelerinin bile soruşturma konusu yapıldığı da ortaya çıktı. Haberde yer verilen en önemli ayrıntı ise Cihaner’in imza attığı cemaat soruşturmasının da soruşturma konusu yapılmasıydı. Haberin yayımlanmasının ertesi günü Adalet Bakanlığı bir açıklama yaparak soruşturmayı doğruladı. “Bakanlığın bağımsız yargı tarafından yürütülen yargılama faaliyetine hiçbir şekilde müdahalede bulunması söz konusu olmadığı” vurgulanan açıklamada, “Erzincan Adliyesi’nde görev yapan hâkim ve cumhuriyet savcılarıyla ilgili olarak Bakanlığımıza intikal eden ihbar ve […]

Belge mi sahte gazetecilik mi?

Betül Okçu Ergenekon soruşturması başladığı günden bu yana, soruşturmaya konu olan kimi belgelerin bazı yayın organlarına sızdırılması zaman zaman tartışma konusu oluyor. Son olarak, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli albay Levent Göktaş’ın avukatıyken kendisi de Ergenekon zanlısı haline gelen tutuklu eski asker avukat Serdar Öztürk’ün bürosunda yapılan arama sırasında ele geçirildiği iddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı” başlıklı belge Taraf Gazetesi’ne servis edildi. Vahim iddialar içeren Albay Dursun Çiçek imzalı belgenin yayımlanmasından sonra ise belgenin gerçek olup olmadığına dair şüpheler üzerinden sert tartışmalar yaşandı. Askeri Savcılık tarafından yürütülen soruşturma sonunda ise belgenin Genelkurmay’da hazırlanmadığının tespit edildiği belirtilerek herhangi bir soruşturma açılmadı. Ergenekon savcılarının yürüttüğü soruşturmada ise belgenin altında imzası bulunan Albay Çiçek’in, farklı imzalar kullandığı belirlendi.Belgenin sahte mi doğru mu olduğu tartışması o kadar ön plana çıktı ki, adeta bir darbe girişimini ifşa eden belgenin içeriği bile tartışılamaz hale geldi. İşin mesleki boyutuna bakıldığında ise bir belgenin doğruluğu kesin olarak onaylatılmadan yayımlanmasının gazetecilik etiği açısından ne kadar doğru olduğu da ayrı bir tartışma konusu oldu. Kamusal önem arz eden böyle bir belgenin hangi koşullarda ve nasıl yayımlanması gerektiğini gazeteci Ragıp Duran’la konuştuk. Denetimsiz yayının sakıncaları Ergenekon soruşturmasının başından beri birtakım belgelerin öncelikle Taraf Gazetesi olmak üzere belli ideolojilere yandaş olarak değerlendirilebilecek yayın organlarına sızdırılarak yayımlandığına şahit olduk. En son ortaya çıkarılan İrtica ile Mücadele Eylem Planı başlıklı belgeye dair şüpheler ise devam ediyor. Buradan yola çıkarak bir yayın organının doğruluğunu onaylatmadığı bir belgeyi yayımlayıp, bu belge üzerinden haber yapması meslek etiği açısından ne kadar doğru? Böyle bir belgenin haberleştirilmesinde nasıl bir yol izlenmeliydi? sorularından yola çıkarak bir belge, bilgi veya duyumun, doğru olduğu kesin olarak belirlenmedikçe yayımlanmaması gerektiğini söylemeliyiz. Bilgi kirliliğine karşı mücadele için bu denetim şarttır. Gazeteye ulaşan/ulaştırılan herhangi bir bilginin denetlenmeden yayınlanmasının sayısız sakıncaları/tehlikeleri var. Çünkü haberciliğin birinci kuralı kamuya iletilen bilginin doğru olmasıdır. Haber demek zaten doğru […]

Birbirinden ilginç belgeler

Ergenekon davasının geçen ay açıklanan ikinci iddianamesinde sansürlenen JİTEM belgelerine yer verilmeyen ek klasörlerin içinde operasyonlarda Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun planladığı 4 ayrı darbe planına geniş yer verildi. Bunların yanısıra ek klasörlerde operasyonlarda gözaltına alınanlardan ele geçirilen belgeler, telefon görüşmesi tutanakları, istihbarat notları, Özden Örnek’in Darbe Günlükleri ile Mustafa Balbaya’a ait günlük ve notlar, çeşitli kişi ve kurumlara ait fişleme bilgeleri, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve kimi aile üyelerine ait özel bilgiler de bulunuyor. Belgeler arasında Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’e ait özel bilgilerin de Şener Eruygur’un ofisinden çıktığı belirtiliyor. Ayrıca Savcı Öz’ün çocuklarının okuduğu okullarla ilgili bilgilerin yer aldığı belgeler de dosyada. ADD’nin belgeleri Uzman bir ekip tarafından Ergenekon davasının ikinci iddianamesine ait binlerce sayfa tutan 248 ek klasör, 2 DVD’ye aktarıldıktan sonra bir örneği davaya bakacak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verildi. İddianamenin 248 klasörlük dosyalarınde 1 ile 30 nolar arasında olanları Atatürkçü Düşünce Derneği’nden çıkan yazışmalar, tüzük metni, izleme tutanakları, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliğinin raporları, gelir – gider tablolarından oluşuyor. ADD’den ele geçirilen evraklar arasında; 1995-2007 yılları arasındaki genel kurul, mali işler, üyelik başvuruları, yetki belgeleri gibi resmi dokümanlar, Türkiye’nin dört bir yanındaki üyelere ve yöneticilere ait nüfus cüzdanı fotokopileri, açık adres gibi bilgilerin yer alması dikkat çekti. Klasörlerde ayrıca denetleme tutanakları, delege listeleri, genel kurul kayıtları, emniyet ve valiliklere yazılan yazılar, panel ve organizasyon duyuruları, tapular ve beyannameler de yer aldı. İddianamede ayrıca 11 Haziran 2000 tarihindeki genel kurulun yapıldığı MEB Şura Salonu’nun şeması “ADD Tedbir Planı” başlığıyla, basın açıklaması görüntülerine dair 14 adet kapalı zarf içerisinde CD ve DVD olarak yer aldı. Benzer belgelere başka klasörlerde de yer verilirken, emekli Orgeneral Şener Eruygur’a ait bölüm ise 15 klasörden fazla tutuyor. Bu belgeler arasında iletişim tespit tutanakları, Eruygur’un ADD Genel Merkezi’ndeki odasından çıkan belgeler, gizli ibareli dokümanlar ve eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’la ilgili […]

Diyet listesi var, suç belgeleri yok

Ergenekon davasının geçen ay açıklanan ikinci iddianamesinde yer verilen ve bir takım illegal faaliyetlerin gerçekleştirildiğine yönelik atıflarda bulunulan JİTEM (Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele) belgeleri sansürlendi. İkinci iddianamenin dün (27 Nisan 2009) sanık avukatlarına dağıtılan 248 klasörden oluşan eklerinde, Ergenekon davası sanıklarından JİTEM’İn kurucusu Arif Doğan’dan ele geçirilen belgelere yer verilmedi. Sansürlenen JİTEM belgelerine yer verilmeyen ek klasörlerin içinde operasyonlarda ele geçirilen belgeler, telefon görüşmesi tutanakları, Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun planladığı 4 ayrı darbe planı, istihbarat notları, Özden Örnek’in Darbe Günlükleri ile Mustafa Balbaya’a ait günlük ve notlar, çeşitli kişi ve kurumlara ait fişleme bilgeleri, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve kimi aile üyelerine ait özel bilgiler de bulunuyor. JİTEM’in illegal faaliyetleri anlatılıyordu Ek klasörlerde Arif Doğan’a Ankara Numune ve Araştırma Hastanesi Beslenme Diyet Bölümünün verdiği perhiz listesi bile yer verilirken, JİTEM’in faaliyetlerinin anlatıldığı yüzlerce belge “devlet sırrı kapsamında gizliliği bulunduğu” gerekçesiyle dosyaya konulmadı. İlk iddianamenin bazı sanıklarda ele geçirilen ve davanın delilleri arasında sayılan kimi askeri belgeler de sansürlenmişti. Askeri makamların ısrarla “yok” demesine karşın çeşitli olaylar vesilesiyle deşifre olan ve adı sık sık dillendirilse de yıllardır varlığı tartışılan JİTEM’e ilişkin belgeler 14 Ağustos 2008r günü gözaltına alınan Arif Doğan’ın Beykoz’daki deposunda ele geçirilmişti. “Gizli” ibareli yüzlerce dokümanda JİTEM’in nasıl kurulduğunun yanısıra, örgütün legal ve illlegal faaliyetlerine ilişkin çok sayıda belgeyle ilgili ikinci iddianamede belgelerin içeriğine yönelik sadece atıf yapılarak detaylı bilgiler verilmemişti. İkinci iddianamede konuyla ilgili atıf yapılan bölümlerde JİTEM elemanlarının kendilerine PKK militanı süsü vererek eylem yapmaları, JİTEM operasyonlarında ele geçirilen silah ve mühimmatın kayıt altına alınmadığı, suça karışmış kişilerin para karşılığında örgüte karşı kullanılması, Doğu ve Güneydoğuda yıllarca bir çok faili meçhul cinayet ve kaçırıp kaybetme olaylarında sorumluluğu bulunan Hizbullah örgütüyle JİTEM’in kurduğu ilişkiler ve birlikte yürüttüğü faaliyetler anlatılıyordu. Savcılar suç işliyor Hukukçular, ikinci iddianamede özellikle JİTEM’le Hizbullah arasında bir takım ilişkilere dikkat çeken ve bazı illegal faaliyetlere […]

Üniversiteli Ergenekon

Ergenekon soruşturması kapsamında 18 ayrı il ve ilçede gerçekleştirilen operasyonlarda 50’den fazla isim gözaltına alınarak, sorgulanmak üzere İstanbul’a getirildi. Soruşturmanın 12. gözaltı dalgasının hedefinde ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), Başkent Üniversitesi, Kanal B ve eski rektörler vardı. Başkent Üniversitesi Rektörü ve Kanal B’in sahibi Mehmet Haberal, Giresun Üniversitesi Rektörü Osman Metin Öztürk ile eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Mustafa Yurtkuran, eski Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu da gözaltına alındı. Rektörlerin ev ve işyerlerinde saatler süren aramalar yapıldı. Bilgisayar ve bazı belgelere el konuldu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, sorgulanmak üzere İstanbul’a götürülen Mehmet Haberal’ı havaalanından yolcu ederken, gözaltına alınanlar arasında Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Profesör Erol Manisalı da bulunuyor. Operasyon kapsamında ÇYDD Başkanı Türkan Saylan’ın evi de arandı. Kanser hastası olan Saylan gözaltına alınmadı. ÇEV merkezi ve şubeleri de tıpkı ÇYDD’ye olduğu gibi operasyon düzenlenip arama yapılan kurumlar arasında yerini aldı. Türkiye çapında 95 şubesi ve yaklaşık 20 bin üyesi bulunan ve bugüne kadar birçok kız çocuğunun okumasına ön ayak olan ÇYDD’nin şubelerinde saatler süren arama yapıldı ve derneğin burs verdiği öğrencilerin, üyelerin listesi olduğu belgelere el konuldu.ÇYDD, 12. dalganın hedefinde Ümraniye’de bir gecekonduda 2007 Haziran ayında el bombaları bulunmasıyla başlayan ve yapılan operasyonlarla bir anda tüm yurdu saran Ergenekon soruşturmada bugün 12. dalga operasyon yapıldı. Arama ve operasyonlar, özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı’nın koordinasyonunda Ergenekon soruşturmasını yürüten beş savcının talebi ve özel yetkili mahkemenin kararıyla yapıldı. Sabah saatlerinde eşgüdümlü olarak başlatılan ve Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Samsun, Şanlıurfa, Bursa, Trabzon, Antalya, Alanya, Mersin, Van, İzmir, Giresun, Kars ile Adana’da önceden belirlenen 83 ayrı adrese baskınlar yapıldı. Ergenekon davasının 2. iddianamesinın sanıkları arazında bulunan paşaların öncülüğünde darbe ortamı hazırlamak gerekçesiyle yapıldığı öne sürülen “bayrak mitinglerinin” düzenlenmesinde aktif rôl alan ÇYDD, bugün yapılan operasyonun merkezinde yeraldı.Saylan gözaltına alınmadı Dernek Başkanı Saylan’ın […]

İkinci iddianamenin manşetleri

Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ın günlüklerinin de yer aldığı iddianemeyi Cumhuriyet gazetesi “Tartışmalı iddianeme” manşetiyle verirken Doğan Medya Gurubu’na ait gazetelerde iddianame “Türkiye’de bir ilk” ve “ 3 Orgeneral daha” başlıklarıyla yer buldu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 1909 sayfalık 2. iddianame 16 gazetede farklı manşetlerle yayınlandı: Cumhuriyet: Tartışmalı iddianameDarbe planı savları ve “günlüklerin” yer aldığı ikinci Ergenekon iddianamesi, özel telefon görüşmelerine,mektuplara,elektronik postalara, siyasi partlerdeki iç çekişmelere, gizli tanık ifadelerine dayandırıldı. Radikal: Tarihimizde bir ilk: Darbe girişimi sivil mahkemedeErgenekon’un iddianamesinde Eruygur ve Tolon, “silah zoruyla hükümeti devirmeye teşebbüs’le suçlandı; dört darbe girişimi anlatıldı.Milliyet: 3 Orgeneral dahaTürkiye’de ilk kez kuvvet komutanları “Darbe”den yargılanacak.İddianamede Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven adı verilen 4 darbe girişimi yer aldı. Eski kuvvet komutanları Yalman, Örnek ve Fırtına örgütle işbirliği yapmakla suçlandı. Savcı 3 komutanın dosyasına adli yargının bakacağını da kaydetti.Hürriyet: İddianame diyor kiÜst düzey bazı komutanlar 2003-2004 yıllarında dört darbe planı yaptılar. Sabah: Eruygur ve Tolon 4 darbe planladıErgenekon sanıkları Yakamoz, Ayışığı, Sarıkız ve Eldiven kod adlı planlarla darbeye teşebbüs suçuyla yargılanacak. Taraf: Generallerin isyan cuntasıİkinci Ergenekon iddianamesi, Eruygur liderliğindeki beş generalin, hükümeti devirmenin yanı sıra orduyu da baştan aşağı değiştireceklerini ortaya koydu. Yeni Şafak: Zehirli darbe girişimiErgenekon’da 56 sanıklı 1909 sayfalık 2. iddianame kabul edildi. 1 numaralı sanık emekli general Eruygur’un darbe için Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı zehirlemeyi bile düşündüğü ortaya çıktı. Zaman: Darbeye teşebbüsten yargılanacaklarErgenekon terör örgütüyle ilgili ikinci iddianame kabul edildi. Suçlamalar Türkiye’yi dehşete düşürdü: “Cebir ve şiddetle hükümeti ve Meclis’i ortadan kaldırmaya teşebbüs, partileri bölme, askeri isyana teşvik, yargıya baskı, kamu görevlilerine suikast.” Birgün: Ergenekon’da ikinci perde açıldı13. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameyi kabul etti. Sanıklar 20 Temmuz tarihinde hakim karşısına çıkacakVakit: Allah korumuşİkinci Ergenkon iddianamesi mahkemece kabul edildi… İddianameyi okuyunca; tüylerin diken diken olmaması ve “ülkeyi Allah korumuş” denmemesi mümkün değil… Çünkü darbeciler, “Hitler’in toplama kampları”na […]

JİTEM’in illegal faaliyetleri

Ergenekon soruşturmasının tutuklu sanıklarından emekli albay JİTEM’in (Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele) kurucusu Arif Doğan’dan elde edilen dokümanlar, 2. iddianamenin en önemli belgeleri arasında yer almaya aday. İddianamenin Arif Doğan’la ilgili 1488 ile1500 sayfaları arasında, içeriklerine ilişkin kısa bilgiler verilen belgelerde JİTEM’in kuruluşunun ardından, emir-komuta zinciri içinde olmasına karşın özerk bir hale gelen yapının hukukdışı işlere bulaştığına da yer verildi. JİTEM’in, jandarmanın mücadele metotları ve özellikle de istihbarat konusunda yetersiz olduğu için bir boşluğun sonucu ortaya çıktığı belirtilerek, “Jandarma Genel Komutanlığı’nın emir-komuta sistemi içinde olmasına rağmen, çalışma tarzları itibarıyla adeta özerk yapılanma ile faaliyetlerini sürdüren Diyarbakır Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve bağlı Jandarma İstihbarat Tim Komutanlıkları’nın üst makamlara sundukları resmi brifing veya özel değerlendirme notlarından bir kısmı önem arz etmektedir. Önemli bulunan bu dokümanlardan bir kısmı örnek teşkil etmesi açısından özetlenerek veya özetinden ilgili bölümü aşağıya çıkartılmıştır” denilerek şu satırlara yer verildi: 11 nolu klasörde, 3 Mart 1988 tarihli Ankara İstihbarat Grup Komutanlığı’na hitaben yazılmış A. Cem Ersever imzalı 2. İstihbarat Tim Komutanlığı’na ait bilgi ve faaliyet formunun sonuç ve teklifler kısmında dikkat çeken husus, haber elemanlarından kanun kaçağı olanlar için kamuflaj maksadıyla boş TC nüfus cüzdanı temin edilmesi talep edilmiştir.PKK süsü verilen eylemler 15 nolu klasörde; mücadeledeki hata ve noksanlıklarla ilgili yapılan değerlendirmelerden “Devletin yapması gerekenin psikolojik paniği çete korucular için yaptığı, bir terör olayı olmasına rağmen teröristlerin ve onlara yardım edenlerin evinin uçurulması gerektiği ve olay yerine PKK, HRK, ERNK bildirilerinin bırakılması gerektiği” hususu, 17 nolu klasörde; “PKK’ya karşı, karşı güç kullanmadaki kapalı yöntem” başlıklı dokümanın 2. sayfasının 2. maddesinin d bendinde “PKK’nın etkin propagandasına maruz kalan yerleşim alanlarında PKK’ya karşı yöre halkının antipatisini kazandıracak hareketleri deşifre olmadan uygun dozda yapma” ifadesi, 19.sayfadaki 4, 5 ve 6.maddelerde “aşiretlerin operasyonlarda daha fazla kullanılması” hususu, dikkat çekicidir. 1 Ocak 1986 tarihli sayfada; “Devlete müzahir olan köy ve mezralarda gizli anlaşmaya girilerek […]

Kurucusundan JİTEM gerçekleri

Yıllardır varlığı tartışılan, özellikle Susurluk skandalı sonrasında ortaya çıkan birçok belgeyle deşifre olmasına karşın askeri makamların ısrarla “yok” dediği JİTEM (Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele), Ergenekon soruşturmasında kuşkuları ortadan kaldıracak bir şekilde ortaya döküldü. JİTEM’in kurucularından Arif Doğan’ın gözaltına alınmasıyla ele geçirilen çok sayıdaki “gizli” ibareli dokümanda örgütün nasıl kurulduğu, legal ve illlegal faaliyetlerine ilişkin çok sayıda belgeye ulaşıldı. İddianamede sadece atıf yapılan, içeriğine ilişkin detaylı bilgiler verilmeyen belgelerde JİTEM elemanlarının kendilerine PKK militanı süsü vererek eylem yapmaları, JİTEM operasyonlarında ele geçirilen silah ve mühimmatın kayıt altına alınmadığı, suça karışmış kişilerin para karşılığında örgüte karşı kullanılması gibi faaliyetler anlatıldı.JİTEM’in Hizbullah bağlantısı İddianamede en dikkat çekici olan ise, Doğan’dan ele geçirilenler arasında bulunan bir belgede, “Örgütü geri bölgesindeki kamplarında vurabilmek maksadıyla PKK’nın ideolojisiyle ters düşen örgütlerle görüşme yapıldığı ve bu görüşmelerin bir örgütle üst seviyeye kadar ulaştığı” ibaresinin yer aldığı bir rapor oldu. Bölgede PKK ile yıllarca silahlı mücadele yürüten en büyük örgüt Hizbullah’tı. Birçok faili meçhul cinayet ve gözaltında kayıp olayında bizzat Hizbullah militanlarınının kullandığı yıllarda, örgütün devletle olan ilişkileri bölge halkınca sık sık dile getirilmiş ve “hizbulkontra” diye nitelendirilmişti. Ancak her zaman yalanlanan bu iddialar Doğan’da ele geçirilen dökümanlarla ilk kez belgelenmiş oldu. Ergenekon soruşturmasının ikinci iddianamesinde, operasyonların fitilini ateşleyen Ümraniye’de ele geçirilen el bombaları ile Şırnak’ta 10 yıl önce Hizbullah’a yönelik olarak yapılan operasyonda bir ev baskınında ele geçirilen el bombalarından birinin kafile ve seri numaralarının aynı olduğuna da yer verildi.Kurucusundan JİTEM gerçekleri 14 Ağustos 2009 günü gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanan Arif Doğan’la birlikte, kendisine ait bir depoda çok sayıda silah, mühimmat ve gizli belgeler ele geçirilmişti. 1987-1991 tarihleri arası ile 1993 ve 1997 yıllarına ait, “gizli” ibareli askeri yazışma ve raporları içeren dokümanların incelemesinde ilginç bulgulara ulaşıldı. İddianamede özellikle 1989-91 yılları arasında yapılan yazışmalarda JİTEM adının kullanıldığına dikkat çekildi. Emniyet sorgusunda, “JİTEM’i ben kurdum” diyen Doğan’a ait […]

Her taşın altında Ergenekon

Ergenekon soruşturmasının ilkine göre içerik açısından daha hacimli görünen ikinci iddianamesinde darbe planlarının yanı sıra Hrant Dink suikastından, Gazi Mahallesi olaylarına dek birçok konu hakkında elde edilen bilgi, belge ve anlatımlara yer verildi. Savcıların mahkeme heyetine sunduğu dosyada şu iddialar yer alıyor: Hrant Dink suikastı Ergenekon soruşturmasının yeni iddianamesinde Hrant Dink suikastının ardındaki ismin Veli Küçük olduğu savına da yer verildi. İddianamede PKK itirafçısı Alaatin Kanat’a dayanılarak Hrant Dink cinayetinin sorumlusu olarak JİTEM ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük gösterildi. İddianamenin ilgili kısmında, 19 Ocak 2007’de öldürülmeden önce Hrant Dink’in yargılandığı basın davalarında şikayetçi ve müdahil olan Büyük Hukukçular Birliği’nden Kemal Kerinçsiz ve Agos gazetesinin Şişli bürosu önünde gazeteciyi ölümle tehdit edenler arasında bulunan Levent Temiz’in de, “oluşumun başındakiler” olarak yer aldığı ifade edildi.Gazi Mahallesi olayları İddianamenin örgütün işlediği suçlar topluca ve genel olarak anlatıldığı üçüncü bölümünde Gazi Mahallesi olayları ile ilgili “tanık 9” olarak gösterilen Danıştay davası sanığı Osman Yıldırım’ın anlatımlarına yer verildi. Anlatımlarda Gazi Mahallesi olaylarının Osman Gürbüz tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü. Planlanan suikastlar İddianamede Ergenekon örgütünün yapmayı düşündüğü suikast listesine de yer verildi. İddianamenin 134. sayfasında yer alan iddialara göre ilk iddianamenin sanıklarından Muzaffer Tekin’le irtibatlı olan İbrahim Şahin’in bazı dini lider konumundaki insanlara suikast yapmayı planlaması üzerine operasyon yapılarak gözaltına alındığı belirtildi. Örgütün planladığı suikast planları da şöyle sıralandı: *Alevi Bektaşi konfederasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’a bombalı suikast planı,* Alevi Bektaşi Konfederasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç’e bombalı paketle suikast planı,* Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan’a suikast planı,* Ankara’da bir alışveriş merkezine bombalı eylem planı,*Sivas’ta Ermeni cemati kanaat önderi Minas Durmaz Güler’e el bombasıyla suikast planı. Büyükanıt’ı zehirleme girişimi Dönemin Jandarma Genel Komutanı Mehmet Şener Eruygur’un darbeyi daha sağlıklı gerçekleştirebilmek amacıyla Kara Kuvvetleri Komutanı olmak için normal hiyerarşi içerisinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına gelecek olan Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın önünü kesmek için yıpratmaya ve sindirmeye yönelik ciddi çalışmalar yaptırdığının belirlendiği de […]

Koşulları ve şartları hazır darbe planları

Türkiye’nin soruşturulan ilk darbe planları olma özelliğine de sahip olan Ergenekon’un 2. iddianamesinde darbe planlarının nasıl hayata geçirileceğine de ayrıntılarıyla yer verildi. İddianamade, başarısız olunması durumunda yapılacakların da anlatıldığı kimi dokümanların Hurşit Tolon, Şener Eruygur ve Hasan Atilla Uğur’dan ele geçirildiği de belirtildi. İddianamade Şener Eruygur’un genel başkanlığını yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği genel merkezinde “Ayışığı Çözüm” isimli, dijital ortamda bulunan bir doküman ele geçirildiği ifade ediliyor. Söz konusu belgede darbe planlarının deşifre olması halinde yapılacaklar da anlatılıyor. “Ayışığı ve Yakamoz olarak adlandırılan darbe planını uygulayanlar deşifre olur da dağıtılırsa, planın aynen devam ettirilmesi, sekteye uğramaması için oluşturulacak ve gizli tutulacak ikinci bir yapılanma”dan söz ediyor. Ayrıca Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) yapılanması içerisinde yer alan Hasan Atilla Uğur’dan ele geçirilen dokümanlarda, askeri müdahalenin gerçekleştirilmesi yönündeki çalışmaların, CÇG’nin deşifre olması halinde TSK bünyesinde oluşturulacak ikinci bir ekip tarafından yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor. İddianamede “bu yöndeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü anlatılmaktadır” deniyor. Darbe planının aşamaları İddianamede daha sonra Ergenekon örgütü tarafından kurulup yönlendirildiği belirtilen CÇG’nin hazırladığı ve uygulamaya koyduğu darbe planları çerçevesinde yapılacaklar anlatılıyor. Planın nasıl işleyeceği ve yapılacaklar da şöyle aktarılıyor: * Hilmi Özkök’ün istifası talebini içeren kendileri tarafından kaleme alınmış mektupları, muvazzaf askerler tarafından hazırlanmış görüntüsü verilerek Hilmi Özkök’e gönderilmek suretiyle onu baskı altına almaya çalıştıkları, * Darbe hazırlıklarına destek sağlamak amacıyla emekli generallere mektup gönderdikleri; Özden Örnek’ten ele geçirilen günlüklerden anlaşıldığı üzere, ulusal yayın yapan gazete ve televizyon sahiplerinin çağrılarak, iktidardaki hükumet aleyhine ve özellikle askerin hükumete bakış açısını sert mesajlarla topluma duyurulması amacıyla yayın yapılması için baskı yapıldığı ve bu yapılan baskılar sonucunda amaçlanan yayınların yapılmasının sağlandığı, * Örgüt yöneticisi İlhan Selçuk’un ve örgüt üyesi Mustafa Balbay’ın talimatları ile Cumhuriyet gazetesinin örgütün amacı doğrultusunda bu yöndeki haberleri manşetten vermek suretiyle darbe hazırlıklarına katkıda bulunmaya çalıştıkları, * Ülkede kargaşa meydana gelmesini sağlamak amacıyla öğrencileri gösterilerle sokağa dökmeye çalıştıkları, bu amaçla bazı […]

Ergenekon’un avukatına da darbe planı

Ergenekon’un ikinci iddianamesindeki ilgi çekici detaylardan birisi de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili yapılan planlar oldu. CHP lideri Deniz Baykal’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile girdiği polemikte sahip çıkarak, “Avukatıyım” dediği Ergenekon örgütü yeni iddianameye göre Baykal’ı devirme planları da yapmış. İddianameye göre Ergenekon örgütü Tuncay Özkan’ın yürüttüğü çalışmalarla parti içinde ilişkili olduğu kişileri devreye sokarak Deniz Baykal’ı devirecekti. Daha sonra CHP’nin yapısını değiştirerek oluşacak yeni bir sosyal demokrat hareketin başına da Mustafa Balbay’ın getirilmesi planlandığı iddianamade anlatıldı. İddianamede aynı yöntemlerle Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Genel Başkanlığı’na da Ümit Özdağ’ın getirlemeye çalışıldığına yer verildi. CHP, AKP ve MHP’yi bölme planları İddianamede aralarında CHP’nin de bulunduğu üç siyasi partiyle ilgili yer alan iddialar şöyle sıralandı: “AKP’yi ve MHP’yi bölme planları yapıldı, çeşitli takip notlarıyla bunlar net şekilde anlaşıldı. MHP’nin de yönetim kadrosunda değişiklik yapma çalışmaları yapıldı. Ergenekon, CHP içinde çeşitli operasyonlar yürüttü ve operasyonların da tek amacı CHP lideri Deniz Baykal’ı devirmekti. CHP’nin üst yönetimi de değiştirilmeye çalışıldı. Zanlıların ve sanıkların telefon dinlemelerinde Deniz Baykal’a yönelik, yoğun bir şekilde devirme çalışmaları olduğu saptandı. Cumhuriyet mitinglerinin organizasyonlarının Ergenekon ile bağlantıları var.” Baykal: Benim böyle bir gözlemim olmadı Anadolu Ajansı’nın haberine göre CHP lideri Baykal ise iddinamede hakkında yer alan iddialarla ilgili ilk değerlendirmesinde, “İddianameyi görmedim. İddianamede neyin olduğuna yönelik sağlam bir bilgim yok ama söyledikleriniz benim de kulağıma geldi. İddianamede benim adımın geçmiş olması ve CHP’nin adının geçmiş olmasının değerlendirilmesi gerekir. Demokratik siyasi yaşam içerisinde bu partide tartışmalar geçirdik, yarışmalar yaptık. Kongreler, kurultaylar geçirdik. Bunları bütün Türkiye ilgiyle izledi. Parti içinde benimle mücadele eden kişilerin, ekiplerin arkasında Ergenekon denilen örgütü andıracak herhangi bir grubun bulunduğuna dair bir gözlemim, hiçbir izlenimim olmadı. Normal demokratik yarışmaları yaptık. Bazen kaybettim bazen kazandım. Ama hiçbir zaman ne Ergenekon’dan dolayı kaybettiğimi ne de kazandığımı ne de son zamanlarda beni değiştirmeye yönelik kampanyalarda Ergenekon diye bir kuruluşun […]

Sivillerin soruşturduğu ilk darbe

Ergenekon soruşturmasının yeni iddianamesinde sanıklara yöneltilen suçlamalardan en önemlileri emekli generaller öncülüğünde planlandığı belirtilen darbe girişimleri. Darbe planlarıyla bağlantılı olarak eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek ve Gazeteci Mustafa Balbay’ın tuttuğu günlükler de iddianemede yer buldu. Günlükleri iddianamede referans olarak alınmasına ve darbe planları içinde yer aldığı söylenmesine karşın Örnek ve dönemin diğer kuvvet komutanları Aytaç Yalman ve İbrahim Fırtına davanın sanıkları arasında değil. Gazeteci Mustafa Balbay’a ait olduğu iddia edilen, Balbay’ınsa farklı notlarının işlenmesiyle oluşturulduğunu söylediği metinlerde de darbe konuşmaları yeralıyordu. İki yıl önce, kapatılan Nokta dergisi ve geçen yıl Taraf gazetesi tarafından yayımlanan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ile Eldiven isimli planlar mahkemece kabul edilen iddianameyle birlikte, ilk kez somutluk kazandı. Generallere 1047 yıl hapis cezasıErgenekonun yeni iddianamesinde başta emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur olmak üzere darbe girişiminde bulunmakla suçlanan sanıkların planlarından bahsedildi. Suç örgütü yöneticiliğiyle ve darbe girişiminde bulunmanın yanısıra Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması eylemlerinden de sorumlu tutulan Tolon ve Eruygur için bin 47’şer yıl ağır hapis ve 14 kez de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen iddianamede ayrınıtları daha önce basına yansıyan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven adı verilen darbe planlarına yer verildi. Örgüt üyelerinin görevde iken Ergenekon’la bağlantıda oldukları, emekli olduklarında da örgütte ayrı görevlere getirildiklerine yer verilen iddianamade, “Ergenekon terör örgütünün, ülkeyi kendi istedikleri gibi yönetmek için ülkede kaos ortamı oluşturmaya çalıştıkları, bu amaçla suikast dahil her türlü yasadışı yolu yöneldikleri, bu amaçla darbeye zemin hazırlamak ve yürütme organını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yaptıkları anlaşılmıştır. Elde edilen resmi içerikli ve gizli belgelerde, oluşuma Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) adı verildiği, bu isimle oluşturulan grubun askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla yaptıkları planlara Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven gibi kod isimleri verdikleri belirlenmiştir” denildi.Görevdeyken başlayıp emekliliklerinde devam ettiler Şüphelilerder elde edilen dokümanlarda örgütün TSK içerisinde yer alan yapılanma olarak gösterildise de sözkonusu belgeler ve […]

“Yavru iddianame”de ağır suçlamalar

Ergenekon soruşturmasının mahkemeye sunulan ikinci iddianamesi bugün (25 Mart 2009) kabul edildi. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle aralarında emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un da bulunduğu 56 sanık hakkında daha dava açılmış oldu. Sanıklara darbe planlamak, örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt üyeliği, fişleme yapmak, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri elde etmek, halkı isyana tahrik, askerleri itaatsizliğe teşvik etmek gibi 23 ayrı suçlama yöneltildi. Muvazzafken soruşturmaya dahil edilen 4 teğmen ve emekli olmuş rütbeli 7 askerle birlikte toplam 11 asker sanığın yer aldığı iddianamede tutuklu sanıklardan JİTEM’in kurucularından Emekli Albay Arif Doğan ile Muzaffer Öztürk’e uyuşturucu ticareti yapmak suçlamaları da yöneltildi. Soruşturmayı yürüten 6 savcı tarafından hazırlanan yaklaşık 2 bin sayfalık iddianame 15 gün önce, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulmuştu. Davanın ilk iddianamesinde de 86 sanık bulunuyordu. Asker, gazeteci, siyasetçi sanıklar Emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Emekli Tuğamiral İlker Güven, Emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Emekli Hakim Albay Tanju Güvendiren, emekli albay Arif Doğan, teğmenler Mehmet Ali Çelebi, Noyan Çalıkuşu, Eren Mumcu, Hasan Hüseyin Uçar ikinci iddianamenin asker sanıkları olarak davadaki yerlerini aldı. Tuttuğu notlar ve günlüklerden darbe planlarının içinde yer aldığı ortaya çıkan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan, Ufuk Büyükçelebi, Fatma Sibel Yüksek, Merdan Yanardağ, Adnan Bulut ve Evrim Baykara da yeni iddianameyle birlikte Ergenekon’un sanık gazetecileri arasına katıldı. Gazeteci sanıklara darbe girişiminde bulunmak, örgüt üyesi olmak ve devlete ait gizli bilgileri bulundurmak suçlamaları yöneltildi. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün eşi Ferda Paksüt’ün örgüte bilerek yardım etmekle suçlandığı iddianamede AKP eski Milletvekili Turhan Çömez darbe girişiminde bulunmak ve silahlı terör örgütü üyesi olmakla, yine AKP eski Milletvekili Emin Şirin de örgüt üyeliğiyle suçlandı. Sırada 77 şüpheli daha var İstanbul Cumhuriyet Savcıları Ercan Şafak, Mehmet Ali Pekgüzel, Fikret Seçen, Mehmet Murat Yönder, Zekeriya Öz ve Nihat Taşkın tarafından […]

Etiği senin kemiği benim gazetecilik

Ergenekon soruşturmasında tutuklanan Cumhuriyetgazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a ait “günlükler” ve notlar dün (16 Mart 2009) Tempo24haber sitesinde yayınlandı. Yayınlanan günlükte, Balbay’ın da katıldığı bazı toplantılarda üst düzey komutanlarla bazı gazetecilerin muhtemel bir darbe üzerine sohbet ettikleri ortaya çıktı. Çoğu askeri tesislerde yapılan ve günü saati özenle not edilen bu toplantılara ait tutanakların, daha önce yayınlanan “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlı darbe planlarıyla paralellik arzettiği görüldü. Balbay’ın dışında Emin Çölaşan ve isimleri zikredilmeyen başka gazetecilerin de bulunduğu anlaşılan notlarda gazetecilerin bir müdahale için komutanlara yol gösterdiği, komutanların da muhtemel darbe için basının desteğini talep ettiği yer aldı. Mehmet Yılmaz: “Balbay’ınki gazeteci ilişkisi değil” Haberi yayınlayan Tempo24’ünbağlı olduğu Doğan Burda’nın İcra Kurulu Başkanı Mehmet Y. Yılmaz, NTV’de konuk olduğu Can Dündar’ın proğramında, “Okunduğu zaman görülecektir ki bu bir gazetecilik faaliyeti sayılabilir ama gazetecilik faaliyetinin ötesinde de farklı bir ilişkinin varlığını da ortaya koyuyor. Balbay, böyle bir darbe planının içinde olsaydı bu şekilde günlük tutmazdı, kişisel olarak inancım bu. Ancak şöyle bir durum var ki, bulunduğu toplantılarda şahit olduğu şeylerin önemli bir bölümünü de yazmadı gazetesinde. Bir gazeteci olarak o tür toplantılarda bulunduğunuzda bunu bir şekilde yazmanız gerekir” dedi. Aynı programda Cumhuriyetgazetesi yazarı Ali Sirmen ise soruşturmanın gizliliği ilkesinin ihlal edildiğine vurgu yaparak, “Hukuk devletinde gizli olan soruşturmanın gizliliğine riayet edilir. Türkiye’de gizliliğe riayet edilmemektedir. Günlükleri sızdıranlar ve yayınlayanlar hapis cezasıyla cezalandırılacak bir suç işlemişlerdir. Ayrıca meslek etiğine fevkalade aykırı davranmışlardır. Bütün bunlar benim kabul edemeyeceğim şeyler. Bir gazetecinin her şahit olduğunu yazması diye bir kural mı var? Hayret ve dehşet içinde izliyorum yaşananları” eleştirisinde bulundu. Habercilik mi, soruşturmanın gizliliği mi ihlal edildi? Düne kadar Balbay’ın notlarının tutuklama nedeni sayılıp sayılmayacağı tartışılıyordu ama notların içeriği bilinmiyordu. Ortaya çıkan bu yeni gelişme sadece Ergenekon davasına değil gazeteciliğin gidişatına da yeni anlamlar yükledi. Balbay’ın konuşmalarının içeriğine bakıldığında ortada gazeteci ve haber kaynağı arasında olması […]

Nedir bu Ergenekon?

Dün (7 Ocak 2008), 6 ayrı ilde eş zamanlı gerçekleştirilen “10. Dalga” Ergenekon operasyonlarında hepimizin bildiği gibi üst düzey isimlerin de aralarında olduğu 40’a yakın kişi gözaltına alındı. 28 Şubat postmodern darbesinin önemli isimleri eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel, MGK eski Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç, Eski Harp Akademileri Komutanı emekli orgeneral Kemal Yavuz ve YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile “Sabetay avcısı” Yalçın Küçük, Susurluk çetesinin baş aktörlerinden eski Özel Hareket Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile yeğeni Erdal Şahin, Bedrettin Dalan’ın oğlu Barış Dalan’ın da aralarında bulunduğu zanlılar arasında bir yarbay, 4 albay, bir yüzbaşı, 2 binbaşı, bir üsteğmen olmak üzere 9 muvazzaf subay da yer alıyor. Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde ise sadece arama yapıldı. Yurtdışında bulunan Bedrettin Dalan ise arananlar arasında. Son operasyonla, şu ana kadar Ergenekon soruşturması çerçevesinde toplam altı emekli paşa gözaltına alınmış oldu. Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz de Ergenekon soruşturmasının firari sanığı olarak aranıyor. Gazeteci kılığındaki çeteci Ergenekon ismi ilk kez NATO’nun kontrgerilla örgütlenmesi olarak bilinen Gladio’nun Türkiye’deki yapılanması şeklinde gündeme geldi. Özel Harp Dairesi olarak da bilinen yapılanmanın, siyasetçilerden bilim adamlarına, medya mensuplarından hukukçulara kadar uzandığı iddiaları sürekli gündemde kaldı. Bu örgütlü yapının soruşturulmasına dayanak oluşturan bilgiler, 2001’de kendisini gazeteci olarak tanıtan ve JİTEM adını kullanarak dolandırıcılık yapan Tuncay Güney’in ofisine yapılan baskınla ele geçirildi. Şimdi Ergenekon’un sanıkları arasında yer alan eski polis müdürü Adil Serdar Saçan tarafından bizzat sorgulanan Güney, sözkonusu çete oluşumuyla ilgili çok önemli bilgiler verdi, ama soruşturma kapatıldı. Güney’in ifadesine göre, örgütün ‘manifestosu’ İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek’in yönlendirmesiyle yazılmıştı. Güney, Veli Küçük hakkında da bilgi vermişti. Bu ilk işaretin ardından çeteye ilişkin ilk ipuçları Danıştay’a düzenlenen saldırıda ortaya çıktı. Ergenekon operasyonunun ipuçları, ilk olarak Danıştay 2.Daire’ye yönelik silahlı saldırının ardından belirdi. Daire üyesi Mustafa Yücal Özbilgin’i öldüren avukat Alparslan Arslan ve saldırı […]

İtibarsızlaştırma ve manipülasyon

Türkiye’nin, karanlık geçmişiyle yüzleşmesini sağlayacak her olayda olduğu gibi yine unutulmaya yüz tutmuşken yeni bir gözaltı dalgasıyla yeniden manşetlere yerleşti Ergenekon. “Unutulmaya yüz tutmuş” ifadesi fazla iddialı gelebilir ama Susurluk, Şemdinli, Yüksekova gibi örnekleri düşününce, maalesef öyle. Asrın davası diye nitelenen, olur olmaz her olayda Ergenekon parmağı aranan bir olay, şu son gözaltı dalgasına dek hak ettiği ilgiyi görüyor muydu acaba haberciler nezdinde? Haklarında iddianame düzenlenen ilk 86 sanığın devam eden yargılamalarında mahkeme salonunda yaşananlar bile magazinleştirilerek sunulmuyor muydu okurlara, izleyicilere? Bunun yanıtı ortada. Gelelim konumuza. Dün (7 Ocak 2008), 6 ayrı ilde eş zamanlı gerçekleştirilen “10. Dalga” Ergenekon operasyonlarında hepimizin bildiği gibi üst düzey isimlerin de aralarında olduğu 40’a yakın kişi gözaltına alındı. Darbe soruşturuluyorsa eski komutanlar nerede? 28 Şubat postmodern darbesinin önemli isimleri eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel, MGK eski Genel Sekreteri emekli orgeneral Tuncer Kılınç, Eski Harp Akademileri Komutanı emekli orgeneral Kemal Yavuz ve YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile “Sabetay avcısı” Yalçın Küçük, Susurluk çetesinin baş aktörlerinden eski Özel Hareket Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile yeğeni Erdal Şahin, Bedrettin Dalan’ın oğlu Barış Dalan’ın da aralarında bulunduğu zanlılar arasında bir yarbay, 4 albay, bir yüzbaşı, 2 binbaşı, bir üsteğmen olmak üzere 9 muvazzaf subay da yer alıyor. Bir diğer önemli ayrıntı ise Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde arama yapılmasıydı. Kanadoğlu’nun evinde yapılan aramalar sırasında soruşturmanın sadece ev aramasıyla sınırlı tutulacağı açıklamasının yapılması da ilginçti. Zanlı ise neden gözaltına alınmadı ya da değilse evi neden aranıyor diye soruyor insan kendi kendine. Olayın başlangıcından bu yana “darbe soruşturması” yapılıyor havası yayılmasına karşın bugüne dek sadece bir kaç muvazzaf teğmenin gözaltına alınması, “Darbeyi yapacak ordu nerede?” sorusunu doğuruyordu. Darbe girişiminin günlükleri de vardı Son operasyonda dikkat çeken nokta ise bir binbaşı ile bir yüzbaşının da gözaltına alınan muvazzaf subaylar kervanına katılmasıydı. Öncekilerde ve son operasyonlarda […]

Taraf’ın sansür olmayan sansürü

Semih Saka Medyakronik’te Taraf sansür yapıyor gibi bir yazı görünce, açıkçası çok şaşırdım. Sonradan anlaşıldı tabii durum. Taraf, başına iş almamak için Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) ile karşılıklı olarak anlaşıp ilanın üstündeki imaj değiştirilmiş. MedyaKronik’teki biraz aceleye getirilmiş bir yazı gibime gelmişti zaten ilk okuduğumda. Taraf’ın açıklaması gecikmeden geldi, ben de huzura erdim. Açıkçası okuduğumda ben yakıştıramadım Medyakronik’in böyle bir “haber”i nasıl yayımlamış olduğuna… Neyse, açıklama yayınlanıp olay düzeltildiğine göre sorun yok. Sorun yok, sorun yok diyorum ama, BirGün’ün bir sorunu var sanıyorum. Uzunca bir zamandır takip ettiğim bir gazete BirGün. Son zamanlarda “ulusalcı” çizgiye mi kaydı desem, durduğu yeri mi şaşırdı desem bilemiyorum ama bir gariplik var kendilerinde. Hatırlanacağı gibi, daha önce de Taraf’ı “islami kesime yakınlığıyla bilinen” gibi ufak bir çevirmeyle “islamcı” olarak yaftalamışlardı. BirGün’ün sicili pek de temiz değil. Yine, hatırlanacağı gibi 28 Mayıs 2008’de “Şeyh Sanatçılar Çankaya’da” başlığıyla “Cumhurbaşkanı Gül, bu defa da müzisyenleri Çankaya’da öğle yemeğine davet etti. Ancak her nedense davetlilerin 6’sından dördü bir tür tarikatçıydı. Mazhar Alanson’un Cerrahi, Ahmet Özhan’ın Nakşibendi olduğu epeydir biliniyor. Sertab Erener ise Uzakdoğu sektleri ilgili reyiki dersi veriyor. Gül’ün öğle yemeğindeki bir diğer konuğu ise yarın Fetih törenlerinde sahneye çıkacak olan Türk-İslam sentezci Zara. Bilindiği gibi Erbakan da 28 Şubat öncesinde tarikat şeyhleri Fethullah Gülen, Esat Coşan, Kemal Kaçar ve Nazım Kıbrisi’yi Başbakanlık konutu’na iftar yemeğine davet etmişti” şeklinde bir “haber” yayımlamışlardı. Herhalde etiketlemedeki başarılarını uzun zamandır yaptıkları antrenmanlara borçlular. “Reyiki” dedikleri “Reiki” olmaya sakın? Neyse, buralara takılmamıza gerek yok. Taraf’la bir anlaşmazlıkları var ilk günden beri. Medyakronik’te bu haberi gördüklerinde hemen üstüne atlayıp manşet yapmışlar gazeteye. İşte böyle köşesinden kenarından sürekli olarak Taraf’a giydirmeye çalışan BirGün, Medyakronik’te yayımlanan Mustafa Kuleli yazısını görünce herhalde ellerini böyle sinsi sinsi ovuşturmuştur. Ortada bir haber yok, haber denen şeyin kanıtı yok, bir tarafın konuşması gereken yetkilisi -bir şekilde- bulunamamış… Önsezi ile […]