Etiket gülen cemaati

‘Yansak da dokunacağız’ diyenler bu kez Bakırköy Adliyesi’nde…

HaberVs Tutuklu gazeteci Nedim Şener’in 18 Nisan pazartesi sabahı (yarın) saat 9:30’da başlayacak bir duruşması için meslektaşları, dostları ve avukatları Şener’e destek olmak amacıyla sabah 9:00’dan itibaren Bakirköy Adliyesi’nde olacak. İfade özgürlüğünü savunan tüm yurttaşlar ve medya mensuplarının davet edildiği gösteride basın açıklaması yapılacak. 14 Nisan perşembe günü Ahmet Şık’ın Kadıköy Adliyesi’ndeki duruşmaya “araç ve şoför yokluğu nedeniyle” getirilmemesi tepkiye neden olmuştu. Bu nedenle Nedim Şener’in Silivri Cizaevi’nden Bakırköy’deki duruşmaya getirilmesinde bir aksilik yaşanmayacağı düşünülüyor. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, başka bir davayla ilgili olarak “soruşturmanın gizliliğini ihlal” iddiasıyla yarın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Nedim Şener hakkında Devrimci Karargah örgütüne yönelik soruşturma kapsamında evi aranan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’nın konuşmalarına dayalı olarak yaptığı haber nedeniyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” suçlamasıyla dava açılmıştı.

Ahmet Şık’ın diğer davası da Silivri’ye mi taşınmak isteniyor?

Silivri’de görev yapan gazeteciler Ahmet Şık’ın “araç yokluğu” gerekçesini “vaka-i adiye”den görüyor. Personel eksikliği nedeniyle, hemen her gün yaşanabilen bir durum olduğunu söylüyor. Deneyimli hukukçular aynı görüşte değil. İlhan Cihaner, “bu hukuksuz ortamda Ahmet’in diğer davasının da Silivri’ye taşınmak istenmesi bile ihtimal dahilinde” diyor.

‘Ergenekon’un provası Van’da yapıldı’

İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan, önceki gün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından göreve iade edilen eski Van Savcısı Ferhat Sarıkaya olayının yalnızca Şemdinli İddianamesi’nden ibaret olmadığını söyledi. Ferhat Sarıkaya’nın Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı’nın 2005’teki intiharından birinci derecede sorumlu olduğunu iddia eden Kazan, bunun için dava açıp şikayetçi olduklarını söyledi. “Süreç kapanırsa davayı AİHM’e götürmeyi görev sayıyorum” diyen Kazan, İstanbul Beşiktaş’ta yapılanların Van’da planlandığını belirterek “Van soruşturması esasında istenmeyen kesimleri ezme planıydı, başarılı olursa her yerde uygulanacaktı, öyle de oldu” dedi. Turgut Kazan, HSYK’nın böylesine bir eylemin sahibini yetkilendirmesinin özel yetkilili mahkemelerin nasıl bir yapısı olduğunu anlamamız için tipik bir örnek olduğunu belirtti. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “dokunulmazlıklar kaldırılacak” sözünden hep geri durduğunu ve Anayasa Komisyonu başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun “dokunulmazlıkları kaldıracağız ama arkadaşlar yargıya güvenmiyorlar” sözünü hatırlatarak, 12 Eylül referandumunu hükümetin güveneceği yargıyı gerçekleştirmek için oynadığı bir oyun olarak tanımladı. Silivri Kampüsü İstanbul Bilgi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nün düzenlediği Basın Özgürlüğü ve Hukuk Konferansı 15 Nisan 2011 tarihinde üniversitenin Dolapdere kampüsünde gerçekleşti. Gazeteci Ümit Zileli, Turgut Kazan ve Erzincan Eski Başsavcısı İlhan Cihaner’in konuşmacı olarak katıldığı konferansta Basın Özgürlüğü ve Hukuk konusu, ağırlıklı olarak da Ergenekon davası konuşulu. Ümit Zileli ise Silivri Cezaevini ziyaret ettiği bir gün tabelada Silivri Kampüsü yazdığını belirterek, aslında bu yazılanın doğru olduğunu ve içerde tutulan o kadar rektör ve profesör varken orasının adeta bir kampüs haline geldiğini söyledi. Nasıl bir ülkede yaşadığımızı görmek için herkesin en az bir kere Silivri’yi ziyaret etmesi gerektiğini söyeleyen Zileli, adalet duygusunun nasıl ortadan kalktığını anlayabilmek için Silivri Cezaevinin görülmesinin yeterli olacağını belirtti. “Türkiye’ de asla olmayan bir şeyden bahsedeceğim” diyen Zileli, “Şimdilerde esamesi bile okunmayan” basın özgürlüğü üzerine konuştu. Gazetecilik yaşamında 30 yılı geride bıraktığını belirten Zileli, darbe dönemi ile şimdi Silivri’de görülen davalar arasında çok önemli bir farkın olduğuna değindi. […]

Kitap sansürü HSYK’ya şikayet edildi

HaberVs Avukat Ergin Cinmen‘in de aralarında bulunduğu bir grup avukat bugün Kadıköy Adliyesi’nde Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek için yapılan yürüyüş sonrasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ‘na (HSYK) şikayet dilekçesi gönderdi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin Ahmet Şık’ın kitap taslağının toplatılması için 23 Mart tarihinde verdiği kararın ve Savcı Zekeriya Öz tarafından verilen talimatın “yargının tarafsızlığı ve hukuk kurallarına bağlılığı” ilkelerine açıkça aykırı olduğu, ayrıca “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu belirtilen dilekçede HSYK’nın sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapması talep ediliyor. Kitap taslağına el konulması ve bilgisayarlardan silinmesi uygulamasının tam anlamıyla “sansür” olduğu belirtilen dilekçede kararın ve uygulamanın toplam beş ayrı suçu içerdiği ifade ediliyor. Sansürden sonra ikinci hukuksuzluğun avukat bürosunda yapılan aramalar olduğu ifade edilerek “avukat bürosunda müvekkil aleyhine delil aranamayacağına”vurgu yapılıyor. Üçüncü hukuksuzluğun savcılık talimatıyla ortaya çıktığı belirtilen dilekçede “Bu belgeyi bulundurup da savcılığa teslim etmeyen veya bilgisayarından silmeyen kişilerin ‘örgüte yardım’ suçunu işlediğini varsaymak yargısız infaz anlamına gelir”deniyor. Dilekçede dördüncü olarak uygulamaların, avukatların mesleki faaliyetini ve avukat-müvekkil arasındaki yazışmaların gizliliğini güvence altına alan Birleşmiş Milletler Havana Sözleşmesi‘nin 16’ncı ve 22’nci maddelerine aykırıolduğu dile getiriliyor. Beşinci olarak Avrupa Birliği Avukatlık Prensipleri‘nin de “Avukatlık mesleğinin icrasında özgürlüğün ayrım gözetmeden, hükümet veya kamudan gelebilecek her türlü uygunsuz müdahalelere yer vermeyecek şekilde korunması, teşvik edilmesi ve bağımsızlık prensibine saygı gösterilmesi için gereken tüm tedbirler alınmalıdır” kuralının da çiğnendiği belirtiliyor.

‘Yansak da dokunacağız’ diyenler Kadıköy’deydi

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun birlikte kaleme aldığı Ergenekon’u Anlama Kılavuzu -Kırk Katır Kırk Satır adlı kitap nedeniyle süren davanın üçüncü duruşması 14 Nisan Perşembe günü Kadıköy Adliyesi’nde gerçekleştirildi. İmamın Ordusu – Dokunan Yanar adlı yayınlanmamış kitabı nedeniyle Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Ahmet Şık Silivri Cezaevi’ndeki “araç sıkıntısı” nedeniyle davaya getirilemeyince karar 13 Mayıs saat 13:30’da gerçekleştirilecek bir sonraki duruşmaya kaldı. Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları, meslektaşları, dostları ve ifade özgürlüğü için Şık ve Mavioğlu’na destek veren yüzlerce kişi duruşma öncesinde Kadıköy Boğa Heykeli önünden Adliye’ye yürüdü. “Yansak da dokunacağız”diyen kalabalık Kadıköy Adliyesi önüne ulaştıktan sonra Gazeteci Can Dündar basın açıklamasını okudu. Açıklamada “İleri demokrasi” ülkesinde 4 binden fazla gazetecinin yargılandığına dikkat çekilerek Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi çok sayıda gazetecinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığına vurgu yapıldı. Tutuklamalarda cemaat etkisi “Gazetelerin basılıp bilgisayarlardaki dosyaların silindiği, basılmamış kitapların toplatılıp yok edildiği, telefonların dinlenip elektronik postaların izlendiği bir ülke, yalnız gazeteciler için değil özgür düşünceye sahip herkes için güvenilir olmaktan çıkmıştır.” denilen açıklamada, Şık ve Şener’in tutuklanmasındaki “cemaat etkisine” şu sözlerle dikkat çekildi: “Ahmet Şık’ın kaleme aldığı İmamın Ordusu’nun “Fethullah Gülen Cemaati”nin emniyet içindeki yapılanmasını işlemesi ve Nedim Şener’in Dink Cinayeti’nde o yapılanmadaki polislerin sorumluluğuna işaret etmesi, onların neden hedef alındığının ipucunu veriyor. Cemaat çizgisindeki yayın organlarının, polis açıklamalarına endeksli, insaf ölçülerini aşan yayınları da, “Radikal Baskını” ile ilgili “Ertuğrul Mavioğlu, polise komplo kurdu” iddialarında bulunmaları da bu etkinin varlığına işaret ediyor.“ Silivri’de bugün kaç araç vardı? Duruşmaya Ahmet Şık adına 15 avukat müdafi olarak katıldı. Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, mahkeme heyetinden Silivri Cezeevi’ne yazı yazılarakaraç eksikliğinin soruşturulmasını talep etti. Cezaevinde bugün kaç araç, kaç şoför olduğunu ve bu araçlarla kimlerin nereye gönderildiğinin araştırılmasını istedi. Mahkeme başkanı da talebi kabul ederek cezaevine yazı yazılmasına karar verdi. Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun, iki ciltlik Ergenekon’u Anlama Kılavuzu kitaplarının “soruşturmasının […]

Ahmet Şık’a destek verenler Kadıköy’de buluşacak

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’nun birlikte kaleme aldığı Ergenekon’u Anlama Kılavuzu -Kırk Katır Kırk Satır adlı kitap nedeniyle süren dava 14 Nisan Perşembe günü Kadıköy Adliyesi’nde gerçekleştirilecek duruşmayla devam ediyor. Halen, yazdığı İmamın Ordusu – Dokunan Yanar adlı yayınlanmamış kitabı nedeniyle Ergenekon Davası kapsamında tutuklu bulunan Ahhmet Şık’ın çalışma arkadaşları, meslektaşları ve dostları 14 Nisan’daKadıköy Adliyesiönünde toplanarak Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu’na destek verecek. “Fenerini de al gel, gerçekler aydınlansın” başlıklı eylem çağrısında şu ifadelere yer veriliyor:“Cezaevindeki düşünce suçlularının serbest bırakılmasını isteyen bizler, “Dokunan yansa da dokunacağız” diyerek 14 Nisan Perşembe saat 12:30’da Kadıköy’de buluşuyoruz. (…)Yürüyüşe katılanlar, adalet arayışlarının simgesi olarak ellerindeki mumlar, fenerler ve lambalarla gerçeklerin aydınlatılmasını isteyecek. İfade özgürlüğü için bir ağızdan seslenecek…” Ergenekon’u Anlama Kılavuzu adlı kitabın “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle açılan ve Kadıköy’de görülen davasının saat 13:50’de gerçekleştirilecek duruşmasının karar duruşması olması ve beraatle sonuçlanması bekleniyor. “Yansak da dokunacağız!” sloganıyla hanreket eden grup tüm yurttaşları ve medya mensuplarını saat 12:30’da Kadıköy’de Boğa Heykeli Önünde buluşmaya çağırıyor. 14 Nisan 2011 PerşembeKadıköy Boğa Heykeli12:30

Ahmet Şık’ın objektifinden “Ben tanığım” sergisi

HaberVs editörü, gazeteci ve fotoğrafçı Ahmet Şık’ın çektiği fotoğraflardan oluşan, ‘Ben Tanığım’ adlı sergi, 8 Nisan Cuma saat 19.00‘da, Şık’ın tutukluluğun 38. gününde Karşı Sanat’da açılıyor. 12 Nisan tarihine kadar açık kalacak sergi, Ahmet Şık’ın onyıllardır süren gazetecilik ve fotoğrafçılık dönemine ait 30 fotoğraftan oluşuyor. Ahmet’in fotoğrafçı arkadaşları tarafından hazırlanan sergide Ahmet Şık’ın ‘Başkasının Acısına Bakmak-Mayın’ konulu fotoğraf çalışmalarından örnekler de görülebilecek. 9 Nisan Cumartesi günü saat 12.30’da Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelecek fotoğrafçılar daha önce de yaptıkları gibi Galatasaray Postanesi’nden Ahmet Şık’a fotoğraf gönderdikten sonra sergi salonuna dönecekler. “Ben Tanığım” adlı fotoğraf sergisi, Nisan – Mayıs ayları boyunca, İstanbul’da sokaklarda yürüyen sergi ve Ahmet Şık’a fotoğraf gönderme eylemleriyle birlikte çeşitli mekanlarda sergilenecek. Sergi Takvimi: 8-12 Nisan Karşı Sanat Galerisi (Gazeteci Erol Dernek Sokak No:11 Beyoğlu)Açılış: 8 Nisan Cuma saat 19:00 16-22 Nisan Evrensel Sanat Galerisi (Kamerhatun Mahallesi, Alhatun Sokak, No:25 Tarlabaşı / Beyoğlu)Açılış: 16 Nisan Cumartesi saat 14:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 16 Nisan Cumartesi saat 13:00Galatasaray Meydanı – Evrensel Sanat Galerisi 23-29 Nisan Kazım Koyuncu Kültür Merkezi (Caferağa Mah. Mühürdar Cad. No 95 / A Caferağa / Kadıköy)Açılış: 23 Nisan Cumartesi saat 14:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 23 Nisan Cumartesi saat 13:00Kadıköy Beşiktaş Vapur İskelesi – Kadıköy Postanesi-Kazım Koyuncu K.M. 03-08 Mayıs Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Ali Suavi Sokağı (Sanatçılar Sokağı), No: 7 Kadıköy)Açılış: 03 Mayıs Salı saat 19:00 Yürüyen Sergi Etkinliği: 03 Mayıs Salı saat 16:00Kadıköy Postanesi-Kazım Koyuncu K.M. – Nazım Hikmet K.M. 1 / 2

Yabancı basına tutuklu gazeteci brifingi

Ahmet Şık ve Nedim Şener için verilen brifinge 40 kadar yabancı muhabir katıldı. Şık ve Şener’in gazeteci arkadaşları tarafından düzenlenen ve resmi bir nitelik taşımayan toplantıya katılanlara gazetecilerin sorgularında verdikleri yanıtların ve savunmalarının İngilizce çevirilerini kapsayan dosyalar da dağıtıldı. HaberVs. “İki arkadaşımızın Silivri’de cezaevinde olmalarının Türkiye’de gazeteciliğe bir saldırı olduğu kanısındayız. Tutuklanmalardan sonra toplandık, neler yapabileceğimizi konuştuk. Bu toplantı gibi etkinlikleri yaparken aslında korkuyoruz. Ama bizim bu mesleğe olan borcumuz, arkadaşlarımıza olan borcumuz, onlar hapiste işlerinden, ailelerinden uzaktayken bizim korkmaya hakkımız olmadığını düşünüyoruz.” Toplantının açılış konuşmasını yapan gazeteci Hilmi Hacaloğlu böyle diyordu. Gazeteci Ragıp Duran’ın yönettiği toplantıya Ahmet Şık ile birlikte Ergenekon davası rehberi niteliğindeki “Kırk Katır mı, Kırk Satır mı?” adlı kitabı yazan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, Nedim Şener’in avukatı Yücel Döşemeci ve Milliyet gazetesinden Murat Sabuncu katıldı. Duran dağıtılan dosyaların içinde sorgulama metinleri ve savunmaların İngilizce çevirilerinin olduğunu belirtirken, “Ne yazık ki, dünden beri internette dolaşmakta olan “İmamın Ordusu” adlı kitabı çevirecek vaktimiz yoktu, onun için sizlere iletemiyoruz. Ama sonunda bu kitap da ana dilinize çevrildiğinde okuyacaksınız ve bir terör örgütü belgesi mi yoksa araştırmacı gazeteciliğin bir örneği mi olduğuna kendiniz karar vereceksiniz,” dedi. Dosyalardaki belgelerin, Şık ve Şener’in yalnızca gazetecilik kapsamındaki eylemlerinden dolayı sorgulandıklarını ve somut hiç bir delil olmadan tutuklandıklarını açıkça kanıtladığını vurgulayan Duran, “Bir noktayı belirtmek istiyorum. Biz profesyonel gazeteciyiz, yargıç değiliz, ya da hükümetin veya şu ya da bu cemaatin halka ilişkiler görevlisi hiç değiliz,” dedi. Delilleri basından öğreniyoruz Avukat İlkiz, iki gazetecinin tutuklanma kararının gerekçelerini “öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, OdaTv’de ele geçen belgeler ve telefon konuşmalarının tutanakları” olarak saydıktan sonra, kendilerinin avukatlar olarak dosyadaki delilleri göremediklerini, basından öğrendiklerini belirtti. Avukatların dosyadaki delilleri görmelerini engelleyen kısıtlama kararının tam bir yıl önce, 19 Mart 2010 tarihinde verilmiş olduğunu açıklayarak, “Demek ki, soruşturma bir yıl önce başlamış ama bizim haberimiz […]

İmamın Ordusu indirme rekoru kırdı

“…haber yapılamayan ülkede belki kitap yazmak değil ama okuyucuya ulaştırmak hayli zor olacakmış gibi görünüyor.” (Ahmet Şık) HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık‘ın sansürlenen kitabı İmamın Ordusubugün saat 15:00 civarında internet üzerindeki paylaşım sitelerinde yayınlandı. Google Dokümanı ve PDF olarak paylaşılan kitap taslağı 298 sayfa uzunluğunda ve gazeteci Aydın Engin paylaşılan kitabın kendine ulaşan son taslakla aynı olduğunu açıkladı. Kitap taslağının üzerinde sarıya boyanmış bölümler Ahmet Şık tarafından alınan son notları gösteriyor. Kitabın son bölümünde Şık’ın kitabın ilk baskısı için düştüğü ve kitabın henüz tamamlanmadan baskıya verildiğini belirten şu not bulunuyor: “Cezaevine konuldukları günden bu yana medyada çıkan haberlerle ilgili kendilerini savunmalarına olanak olmayan bu kişilerle ilgili iddiaların ne kadarının doğru olduğu eğer adil bir yagılama süreci yaşanırsa ortaya çıkacak. Bu süreçte hakkında en çok haber yapılan kişi elbette ki Hanefi Avcı’ydı. Avukatları ya da cezaevinden gönderdiği mektuplarla kendisine yönelik suçlamalara yanıt vermeye çalışan Avcı’nın sesi duyulmadı ya da duyuruymak istenmedi. Avcı’nın hem hakkındaki iddialara yanıt vermesi hem de kafalarımıza takılan soru işaretlerini giderebilmek için tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’ne gönderdiğim bir mektupla kendisine bazı sorular yöneltmiştim. Kendisini görme olanağı buluna aracılar vasıtasıyla sorularımı yanıtlayacağını söylemişti. Elinizde tuttuğunuz bu kitap Avcı’nın sorularıma verdiği yanıtarla sona erecekti. Ancak kitap henüz bitmeden Soner Yalçın ve iş arkadaşlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyu bu çalışmadan haberdar edildi. Arama yapılan odatv’nin bilgisayarlarında henüz tamamlanmamış bu kitabında bulunduğu ortaya çıktı. Ergenekon’un yazdırdığı ima edilerek bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülen bu kitap anlaşılan birilerini ürkütmüştü. Başlangıçta da söylediğim gibi üzerime atılan şaibeleri gidermek adına kitap tamamlanmadan baskıya verildi. Haliyle Hanefi Avcı’ya yönelttiğim soruların yanıtı da kitabın içinde yer alamadı. Bu satırlar yazılırken yanıtlar halen de gelmemişti. Eğer ki beklediğim yanıtlar gelirse sonraki baskılarda bu yanıtlara da yer vererek kitap tamamlanmış olacak.” HaberVs’yi Facebook ve Twitter sayfalarından takip edebilirsiniz Ahmet Şık, kitabın Sonsözbölümünü de neredeyse başına gelecekleri öngören bir paragrafla […]

‘İmamın Ordusu’nda neler var?

Radikalgazetesi muhabiri Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in gözaltına alındığı 3 Mart’tan bugüne Türkiye’nin ismini en çok duyduğu gazetecilerden biri haline geldi. Meslek hayatının önemli bölümünü gazetelerin “mutfağında” geçiren bir gazetecinin, o tarihten beri görüşüne belki de en çok başvurulan isim olmasının iki nedeni vardı: Mavioğlu, Radikal’de editör olarak çalışmaya başladığı 2001’den, Şık’ın gazeteden ayrıldığı 2006’ya kadar onunla birlikte görev yaptı. İki gazetecinin ortak yanı ise özellikle “hak baberciliği” diye anlandırabileceğimiz disiplinde uzman birer editör ve muhabir olmaları. Bu mesleki paylaşım, Şık’ın Bilgi Üniversitesi‘nde çalışmaya başladığı dönemde de devam etti. İki gazeteci Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu, Kırk Katır Kırk Satır isimli kitabı 2010’da birlikte kaleme aldı. Bu bilgileri hatırlattıktan sonra Mavioğlu’nun, Şık’ın habercilik anlayışını ve dünya görüşünü en yakından bilen gazetecilerden olduğunu söylememize sanırız gerek yok.İkinci ve daha güncel neden ise -malum olduğu üzere- polisin, 24 Mart’ta Radikalgazetesinin bulunduğu Hürriyet Medya Towers‘a girmesi. Polis, Mavioğlu’na haber vererek yaptığı bu “ziyarette” Şık’a ait İmamın Ordusuisimli kitap taslağının Mavioğlu’nun bilgisayarındaki nüshasına mahkeme kararı gereğince el koydu ve “örgüt dökümanı” olduğu gerekçesiyle sildi.*** Yayınlanmamış -hatta ismi bile henüz netleşmemiş- bir kitap taslağı, olası ismi ve gördüğü muamele nedeniyle Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Kamuoyu haklı olarak “Bu kadar önemli ‘kitapta’ ne vardı?” sorusunun cevabını öğrenmek istedi. Kimi gazetelerde ve internet sitelerinde, nereden ve nasıl ulaşıldığı anlaşılamaz bir şekilde sayfa numaraları dahi verilerek yapılan “alıntılar” dışında “kitabın” içeriği hakkında bilgi sahibi olamadı. Ertuğrul Mavioğlu’nun bugünkü Radikal‘de yayınlanan “İmamın Ordusu’nda neler var?” başlıklı yazısı, -yukarıda bahsettiğimiz “alıntıları” saymaz isek- “kitabın” içeriğine dair net bir cevap veriyor. Mavioğlu’nun “Kitap yok edilmeye çalışıldığına göre okurun bunun içindekileri öğrenme hakkı tartışılamaz” diyerek kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz.HaberVs ‘İmamın Ordusu’ adlı kitabın içinde ne var? Ahmet Şık’ın 3 Mart günü sabahı evine polis baskını yapıldığı andan beridir bu konuşuluyor. Ahmet Şık, kitap hazırlık çalışmaları sürerken […]

Mahkeme ‘İmamın Ordusu’na sansürde ısrarlı

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göre “ifade özgürlüğünün de bir sınırı var. Kitap taslağında değişik kişilerin notları bulunduğu için terör örgütünün amacına hizmet ediyor.” HaberVs editörü Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adlı kitap taslağına el konulmasıyla ilgili itiraz reddedildi. Mahkemenin kararında, “İmamın Ordusu isimli taslak metnin ve nüshalarının iddia konusu ‘Ergenekon silahlı terör örgütünün’ amaçları ve talimatları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmek ve bu amaçla açılmış davaları etkilemek amacıyla bir ekip tarafından hazırlanmış proje çalışması niteliğinde olduğu konusunda somut olgular bulunduğunun anlaşıldığı” belirtildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinde ”ifade özgürlüğü”, anayasanın 25. maddesinde ”düşünce ve kanaat hürriyeti”, anayasanın 26. maddesinde “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” ve anayasanın 28. maddesinde “basın hürriyeti” düzenlemelerine yer verildiğini kaydederek, anayasanın 26/2. maddesinde ise bu hürriyetlerin kullanılmasının “milli güvenlik, kamu düzeni, cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amacıyla sınırlandırılabileceğini” ifade etti. Basın Kanunu’nun 2 ve 3/1. maddelerinde, tanımlamalar ile basın özgürlüğüne, aynı kanunun 3/2. maddesinde ise anayasanın 26/2. maddesindeki düzenlemeye paralel olarak basın özgürlüğünün sınırlandırılabileceği hallere yer verildiğini bildiren heyet, 1. maddesinde ”terör” kavramının tanımının yapıldığı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. maddesinde de “terör örgütü propagandası yapma” suçunun cezalandırılmasıyla ilgili düzenleme olduğunu kaydetti. Söz konusu bütün maddelerle birlikte değerlendirildiğinde basın özgürlüğünün anayasa, AİHS ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının belirlediği ilke ve kurallara uygun olarak açıklanan ölçütler çerçevesinde sınırlandırılabileceğini belirten heyet, “Basın hürriyetinin koşulsuz ve sınırsız olamayacağı açıktır” ifadesini kullandı. Mahkeme heyeti, İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce hakkında “el koyma” kararı verilen taslak metinlerin Basın Kanunu’nun 2. maddesinde tanımı yapılan “basılmış eser”, “yayım” ve “süresiz yayın” özelliğini henüz kazanmadığınıve metin niteliğinde olan taslağın bu nedenle Basın Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğinibelirterek, söz konusu “İmamın Ordusu” isimli taslak metinlerinin nüshalarının farklı içeriklerde olduğunu […]

Hrant’ın arkadaşları davayı izliyor

HaberVs / Bianet Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davaya İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor. Davayı, Paris Barosu’ndan bir hukukçu delegasyonu da izliyor. Hrant Dink’in arkadaşları saat 10.00’da Dolmabahçe’de biraraya gelerek Beşiktaş Adliyesi’ne yürüdü. “Hrant İçin Adalet İçin” internet sitesinde yayınladıkları açıklamada “Hrant’ın gerçek katilleri onları saklayan ve koruyan resmi örtünün altından çıkarılıp teşhir edilene kadar ayaktayız, sokaktayız. Sizi de Dink ailesi ve Hrant’ın arkadaşlarının yanında, adalet mücadelesine katılmaya çağırıyoruz.” diyen grubun ellerinde tutuklu gazeteci Ahmet Şık‘ın sansürlenen kitabı “İmam’ın Ordusu”nun temsili kopyaları da vardı. Dink Ailesi avukatlarının bu duruşmada, 19 Ocak 2007’de işlenen cinayetle ilgili Akbank kamera görüntülerinin silinip silinmediğini veya geri kazandırılıp kazandırılamayacağını ortaya koyamayan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) raporuyla ilgili taleplerini dile getirmeleri bekleniyor. Avukat Fethiye Çetin, son aylarda Ankara’da dinlenen kimi tanıkların beyanlarıyla ilgili mahkemeden bazı isteklerinin olacağını ifade etti. Ayrıca, bugünkü duruşmada da bazı tanıkların dinlenmesi bekleniyor. Avukat Bahri Bayram Belen ise bianet’e, “TÜBİTAK raporuna itiraz edeceğiz. Özellikle Emsale Çakmak gibi görgü tanıkların gelmesini çok önemsiyoruz. Polis, herkesi iğne deliğinden çıkarıyor da bu tanıkları bulamıyor” dedi. Paris Barosu’ndan Marie-Alix Canu-Bernard, Elise Erfi ve Paris Barosu Ermeni Avukat ve Hukukcular Dernegi (AFAJA) Eşbaskanı Alexandre Aslanian, Temmuz 2009’da da yargılamayı izleyen Brüksel Barosu eski başkanı Yves Oschinsky de duruşma için İstanbul’a geldiler. Davayı izlemek için beşinci kez İstanbul’a geldiğini söyleyen Aslanian, Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci Ahmet Şık ile birlikte tutuklanan Nedim Şener’in dava açısından önemine vurgu yaptı: “Nedim Şener bu dava için önemli olan bilgileri elde etmiştir. O yüzden bu dava çerçevesinde kendisinden bilgi alınacağına, sadece işini yaptığı için hapishaneye gönderildi. Bu neden yapılır, anlayamıyorum. Davayı büyük ilgiyle izliyoruz ancak çok da üzülüyoruz.” Paris Barosu yönetiminden Marie-Alix Canu Bernard da “Burada olmak zorundayız çünkü bunu hissettirmek istiyoruz. Adaletin nasıl işlediğini görmek önemli. Hakimler ellerinden geleni yapıyorlar ama ne kadar bağımsızlar şüpheliyim. ” diyerek […]

‘İmam’ın Ordusu’ internette yok!

Çeşitli internet sitelerinde ve paylaşım ortamlarında bulunduğu veya bulunacağı söylenen İmam’ın Ordusu adlı kitabın Ahmet Şık tarafından kaleme alınan orijinal versiyonu hiç bir internet sitesinde mevcut değil.

Ahmet Şık’ın kitabı bende yok

Şafak Eser Olmasını isterdim, evimin basılacağını, bilgisayarımın kurcalanacağını hatta alınıp götürüleceğini bilsem de o kitabın bende de olmasını isterdim. Çünkü okumayı isterdim o kitabı… Olsaydı o kitabın dijital hali bende, saatime, telefonuma, fotoğraf makinemin hafızasına oğlumun oyun aletine, mail adreslerime, bir yerlere saklar vermezdim. Gizli gizli okurdum, elimde olsaydı.12 Mart döneminde küçük bir çocuktum. Deniz Gezmiş’i, denizleri gezmiş biri olarak düşünüyordum. Sonra evde büyük üzüntü yaşandı bir gün. Adını daha az duymaya başladık sonra. Ama kitaplarımız duruyordu. 12 Eylül’de, ben de solcuydum ama yaşım henüz 15 civarında olduğu için işkencehaneleri görmedim. Diyarbakır’da arkadaşlarımı aldılar, anlatılanları duydum… Ama kitaplarımız saklanmış da olsa yine bir şekilde evdeydi. Artık yetmez ama ‘ileri demokrasideyiz’. Evimizde binlerce kitap var. Öyle korkular yaşayacağımızı da sanmıyorum. 6 yaşındaki oğlumun da kütüphanesi var. Henüz okuma yazma bilmiyor ama resimlerine bakıyor kitaplarının, bize okutuyor. Ertesi gün bir daha okutuyor. Hayvanları çok seviyor. Kılıç balığının avlanmasına karşı çıkıyor. Küçük balıkları tezgâhta gördüğünde balıkçı amcalarına kızıyor. Balığı çok sevmesine rağmen sadece hamsi ve somon yiyor. Filleri, zürafaları, maymunları çok seviyor. İnsanların maymuna benzediğini ama kuyruğunun olmadığını söylüyor ve farkı “Çünkü bizim kuyruğa ihtiyacımız yok” diye açıklıyor. Ahmet’in kitabını bana okutmayanlar, oğlum okula gittiğinde ona insanın maymundan gelmediğini, yaratıldığını anlatacaklar. Ben inanıyorum ki oğlum onlarla başa çıkabilir. Çünkü zeki, sorgulamayı biliyor. Ama onlar “yaratıldığına inanmaya” zorlayacak oğlumu. Çünkü onlar karşıt düşünceyi bilmiyorlar, tahammül edemiyorlar. Çıkmayan kitaptan bile korkuyorlar. Kitabın yayımlanmasıyla eleştirilebileceğini bilmiyorlar. Eleştiri yok onların hayatında. İmamın dediği doğru, çünkü… Sorgulama, muhakeme yok onlarda. İtaat var, körü körüne. İtaat etmeyeni dışlama, yok etmeye çalışma, yok etme var. Cumhuriyet’te, Radikal’de birlikte çalıştık Ahmet’le. Birbirimizin haberlerini okuduk, yardım ettik hazırlarken, redakte ettik yazarken. Pişmanım, Oda TV baskınından sonra telefonla aradığım Ahmet’ten okumak üzere almadığıma o kitabı… Ahmet’in kitabı bende yok. Olsaydı…

Ahmet Şık’a mektup kampanyası

Ahmet Şık’ın tutuklanmasından sonra, arkadaşları tarafından oluşturulan ahmetbiziz.wordpress.com sitesi tarafından organize edilen mektup kampanyası yarın (26 Mart cumartesi) saat 12:00’de gerçekleştiriliyor. Mektup kampanyasını organize etmek için açılan sitede, “Biz Ahmet’in temizliğine, Ahmet’in özgür, adil, eşit bir dünya düşüne inananlar olarak 26 Mart Cumartesi günü, Saat 12.00’de, Galatasaray Postanesi önünde buluşuyor ve Ahmet’e yalnız olmadığını söyleyen mektuplarımızı gönderiyoruz. Bizim gibi düşünen herkesi de yanımızda olmaya davet ediyoruz.” diyerek çağrıda bulunuluyor. Eylemin organizasyonu için açılan bir de Facebook Etkinlik sayfası bulunuyor. Hem sitede hem de Facebook etkinliğinde “Mektuplarımızı zarfa koyup aşağıdaki adresi yazarak gelelim. İstanbul’da olmayan arkadaşlar, kendi şehirlerinden göndererek destek olabilirler.” deniyor. Ahmet Şık’ın mektup adresi ise şöyle: Ahmet ŞıkSilivrii 2 No.lu Hapishanesi B-9 Koğuşu Silivri – İstanbul

Sansür ve adil yargıya müdahale

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman’a göre, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik yayın durdurma kararı aynı anda hem anayasaya, hem Ceza Muhakemesi Yasası’na hem de adil yargılama hakkına aykırı. HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik toplatma ve yayın durdurma kararlarının aynı anda hem anayasaya, hem ceza muhakemesi yasasınaı hem de adil yargılama hakkına aykırılık oluşturduğu değerlendirmesini yapıyor.HaberVs‘nin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin henüz yayınlanmamış bir kitaba yönelik el koyma ve toplatma kararıyla ilgili görüşüne başvurduğu Erman, şu değerlendirmeyi yaptı: 1. Arama kararında, kitap taslağının henüz yayımlanmadığı için kitap vasfında olmadığı ileri sürülmüştür.Bilindiği gibi, basın özgürlüğü, haberin araştırılması anından halkın bilgisine sunulduğu ana kadar korunur. Dolayısıyla kitap taslağının basın özgürlüğünün alanı dışında kalması mümkün değildir. Bu durumda da, söz konusu kararın Anayasa’nın 28. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.28’inci maddeye göre basın hürdür, sansür edilemez. Sansür, bir basılı eserin basımından önce kamu otoritesinin denetiminden geçmesi anlamına gelir. Bu otorite idare, yargı veya yasama olabilir. Olayda arama ve el koyma kararı açıkça sansür anlamına gelmektedir ve arama kararının içeriği de tam olarak bunu ortaya koymaktadır. “kitabın bastırılarak sansasyon ve dezenformasyon yapılmasının planlandığı, yargılanan örgüt üyelerine de bu suretle moral ve motivasyon verilmeye çalışıldığı,” gibi gerekçelere dayanılması, alınan önlemin kitabın yayımının durdurulmasına yönelik olduğunu göstermektedir. 2. Arama kararında, kitap taslağının örgütsel doküman niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.Kitabın içinde örgütün propagandasına yönelik olduğu iddia edilen sözlerin ne olduğu arama kararından belli değildir. Ancak örgütsel doküman ve propaganda olarak kabul edilebilmesi için bir metnin bu şekliyle yayımının sağlanması amacı güdülmelidir. Kaldı ki örgüt propagandası da olsa, bir metnin yayımından önce durdurulmasını sağlayabilecek herhangi bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.3. Arama sırasında “bütün nüsahalara el konulacağı” şeklinde bir ifade kullanılmaktadır.Arama ve el koyma tedbirinin amacı, işlenecek suçların önlenmesi değil, ancak işlenmiş bulunan suçlar hakkında delil elde edilmesidir. Bu durumda, […]

Kitap sansürüne tepkiler

HaberVs / Bianet /Ajanslar Dün gece İthaki yayınevi ve yayınevinin çalıştığı matbaaya yapılan polis baskınıyla başlayan süreç, bugün Ahmet Şık’ın yayınlanmamış kitabına mahkeme kararıyla uygulanan sansürle devam etti. Dün gece yapılan baskından sonra bugün öğlen saatlerinde tekrar İthaki Yayınevi’ne gelen polis yayınevindeki tüm hard disklere el koydu. Bu olaydan kısa süre sonra bu kez Ahmet Şık’ın evine gelen polis, Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık’a Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabıyla ilgili toplatma ve el koyma kararını tebliğ etti. Ardından kitabın kopyalarının bulunduğunu düşünülen Ahmet Şık’ın Avukatı Fikret İlkiz’in NTV’deki ofisinde ve Ertuğrul Mavioğlu’nun Radikal Gazetesi”ndeki ofisinde polis tarafından arama yapıltı. Arama yapılan mekanlarda dijital ortamda bulunan kitap taslaklarının kopyalarını alan polis bilgisiyarların tümünden kitabın kopyalarını sildirdi. Yaşanan sürecin adil bir yarfılamadan çok sansür olduğunu belirten pek çok kurum ve kişi polis tarafından gerçekleytirilen oprasyonlara tepki gösterdi. Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Enver Ercan, Pen Türkiye Merkezi 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal imzasıyla yayımlanan açıklamada, gazetecilerin tutuklanarak cezaevlerine koyulmasının yaygınlaşmasından endişe duyduklarına vurgu yapıldı. “Gerçek demokrasinin karşıt fikirlerin serbestçe ifade edildiği, insanların beğenmeseler dahi bu görüşleri hoşgörü ile karşıladıkları bir rejim olduğu” ifadelerine yer verilen açıklamada yazma ve yayınlama özgürlüğünün yaşamak ile eş değer olduğu vurgusu yapıldı. Açıklamada; düşünce özgürlüğü ve yayınlama ile iligli anayasanın 26. Ve 29. maddelerine yer verilirken Yargıtay’ın “düşünce özgürlüğü” ile ilgili bazı kararları örnek göstererek kararın sonucunun “temel hak ve özgürlüklerin gerekliliği ve çağımızın tartışılmazı” olduğunun altı çizildi. Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu da askeri cunta dönemleri dışında ilk defa bir yayınevinin böylesine bir uygulamayla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Yaşananların yayınlama özgürlüğü bakımından asla kabul edilemeyeceğini söyleyen Zarakolu, “Bu yaşananlar ne yazık ki, pek çok yayınevini otosansür uygulamaya yöneltecektir. Bu durumda olay yargıya bile varmadan herkes kendi sansürcüsü olacak. Yayınlama Özgürlüğü Komitesi olarak bunu protesto ediyoruz” […]

Ahmet Şık’ın kitabıyla ilgili arama ve toplatma kararı!

Bugün saat 12:00 civarında Ahmet Şık’ın evine gelen polis, Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık’a Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabıyla ilgili toplatma ve el koyma kararını tebliğ etti. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına göre kitabın tüm elektronik ve basılı kopyalarına el konulacak. Bu kopyaları bulundurduğundan şüphelenilen yer yerde arama yapılabilecek ve kitaplara el konulacak. Savcı Zekeriya Öz’ün talimatına göre kitabın herhangi bir kopyasını bulunduranlar da terör örgütüne yardım suçunun oluşturacağının bildirilmesine karar verildi. Polis Kitabın kopyalarının bulunduğunu düşündüğü İthaki Yayınevi’nde, Ahmet Şık’ın Avukatı Fikret İlkiz’in NTV’deki ofisinde ve Ertuğrul Mavioğlu’nun Radikal Gazetesi”ndeki ofisinde arama yaptı. Arama yapılan mekanlarda dijital ortamda bulunan kitap taslaklarının kopyalarını alan polis bilgisiyarların tümünden kitabın kopyalarını sildirdi. HaberVs’yi sayfalarımızdan izleyebilirsiniz İthaki Yayınevi, Yonca Şık, Av. Fikret İlkiz ve Ertuğrul Mavioğlu’da tebliğ edilen kararın tam metni şöyle: İSTANBUL 12. AĞIR CEZA MAHKEMESİ KARARI Soner Yalçin’dan elde edilen bilgi ve örgütsel dökümanlar çerçevesinde Ahmet Şık ve Soner Yalçın bilgisayarlarından elde edilen İmamın Ordusu belgeleri ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 17 Mart 2011 tarih B.05.1.EGM.4.34.46 755 Sayılı yazısı ekinde sunulan 16 Mart 2011 tarihli 49 sayfalık rapor incelenmiş kitap taslağının önceden hazırlanıp daha sonra örgütte etkin konumda bulunan Soner Yalçın’a gönderildiği kitap üzerinde yazdığı notların talimata dönüştürülerek Ahmet Şık’tan elde edilen kitap taslağında uygulandığı, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü talimatlarıyla bu kitabın yazdırılmaya çalışıldığı kitap içeriğinde açıkça terör örgütünün ve amacının propogandasının yapıldığı suçu ve suçluyu övme, adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs suçlarının da örgüt talimatları çerçevesinde kitaba konu edildiği ve örgüt talimatlarıyla kitabın bastırılarak sansasyon ve dezenformasyon yapılmasının planlandığı, yargılanan örgüt üyelerine de bu suretle moral ve motivasyon verilmeye çalışıldığı, 49 sayfalık inceleme tutanağında ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Söz konusu yazıların henüz basılmadığından kitap niteliğinde olmadığı, kitabın içindeki örgütsel emir ve talimatlar ile paragraf aralarına yerleştirilmiş, eklenmesi ve çıkarılması gereken yerlere ilişkin notlardan şu haliyle yazıların örgütsel döküman niteliğinde olduğu, örgütün […]