Etiket ibb

Evsizler Spor Salonu

Alibeyköy’deki Tevfik Aydeniz Spor Salonu, son yedi yıldır İstanbul’daki evsiz vatandaşların kış evi. Daha önce sadece kar yağdığında buraya getirilen, sokakta yaşayan bakıma muhtaç vatandaşlar artık bütün kışı “parke üzerinde” geçiriyor. İstanbul Eyüp’te bulunan Tevfik Aydeniz Spor kompleksi soğuk havalarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) katkılarıyla kimsesiz vatandaşlara ev sahipliği yapıyor. 2004 yılından beri uygulanmaya başlanan evsiz, aile içi şiddete maruz kalmış, zihinsel ya da fiziksel engelli vatandaşlara soğuk havalarda donma tehlikesine karşı barınma ve yemek sağlanıyor.155 acil ihbar hattına ya da (0212) 455 13 00 numaralı telefona yapılan ihbarlar, İBB yetkilileri tarafından değerlendiriliyor, bu durumda olan kişiler, ilgili zabıta ve polisler vasıtasıyla bulundukları yerden alınarak bu sığınaklara getiriliyor. Akli dengesi yeterli ve kendine bakabilecek durumda olan kişiler belirlenmiş otellere yerleştiriliyor. Bunun dışında, bakıma ihtiyacı olanlar ise belediye tarafından tahsis edilen spor salonlarına yerleştiriliyor. Bu merkezlere getirilen kişilerle Darülazece Müessesi’nden hasta bakıcılar ve İBB’den yetkili kişiler ilgileniyor. Burada ilk olarak kayıtları alınan kimsesizlere sırasıyla banyo, traş, yeni giysi, sağlık kontrolü ve tedavi gibi hizmetler veriliyor. İsteyen varsa, yakınlarıyla iletişime geçilerek memleketlerine ya da evlerine dönmeleri sağlanıyor. Gün içinde üç ana yemek, ayrıca isteyenler için ara öğün ve içecek servislerinin yapıldığı salonda, kış aylarını geçirmek için kalan misafirler oldukça memnun görünüyor. Zaman zaman sokaklarda yatmak durumunda kalan kimsesizler için belediyeye yapılan ihbarların karşılıksız kaldığı ya da hava sıcaklığı belirli bir derecenin altına düşmeden barınma hizmeti sağlanmadığı iddialarına karşı Tevfik Aydeniz Spor Kompleksi İdari Amiri ve İBB çalışanı Mehmet Ekici, geçtiğimiz senelerde yalnızca yoğun kar yağışı olduğunda açılan ve ardından kapatılan barınakların, bu sene farklı olarak Aralık’tan itibaren hizmet verdiğini ve hava sıcaklığı yükselinceye kadar açık kalacağını belirtiyor. Burada kalanlar ne diyor Aile içi şiddete maruz kalan ve daha önce de çeşitli sığınma evlerinde kalan Hatice Çetinkaya (39) “Eşimle sorunlar yaşadık ben sokakta kaldım. Polisi aradım. Daha önce de iki farklı sığınma evinde […]

Haydarpaşa yangınının sorumlusu: “Pazar günü”

Gökhan Tan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) I. Bölge Müdürü Hasan Gedikli, 28 Kasım 2010’da Haydarpaşa Garı’nda çıkan yangınla ilgili: “Yangının çıktığı gün çatıda tesisat patladı. Bunun tamiri yapılıyordu. Pazar günü ne Anıtlar Kurulu’nu ne de KUDEB’i (Koruma Uygulama Denetim Bürosu) bulabilirsiniz. Başımızdan aşağı su akıyor. O rezilliği biz yaşıyoruz. Tahkikat devam ettiği için fazla konuşmak istemiyorum” açıklamasını yaptı. İstanbul S.O.S. girişimi ve Atlasdergisinin dün Mimar Sinan Üniversitisi Fındıklı yerleşkesinde düzenlediği “Haydarpaşa’ya Sadakat” paneline konuşmacı olarak katılan Hasan Gedikli, Haydarpaşa dönüşüm projesi ve yangından sonraki süreç hakkında bilgi verdi. Gedikli, TCDD Bölge Müdürlüğü olarak kullanılan garın acil müdahaleye ihtiyaç duyduğunu söyledi ve bürokrasinin yavaş işlediğinden yakındı: “Bir yıl önce Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na müracat ettik. Çatı akıyor dedik. Biz bu iyileştirmeleri yapamadan yangın çıktı. Elektrik tesisatının projesi için 4 Nisan 2010’da ihaleye çıkıldı. Proje geldi, incelenmesi devam ederken yangına yakalandık.”Aşırı yağmurlar nedeniyle çatıda su biriktiğini, camlarda boşluk oluştuğunu söyleyen Gedikli, 28 Kasım Pazar günü gerçekleşen yangının ise çatıda patlayan su tesisatının tamiratı sırasında yaşandığını söyledi.“Su baskınları doğru, yangından haberim yok” Gedikli, HaberVs’nin gündeme getirdiği, yangından sonra binada su baskınları yaşandığı iddiasını da doğruladı. Ancak yangından haberdar olmadığını söyledi. “Haydarpaşa’ya Sadakat” paneline konuşmacıları arasında, Kadıköy Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu uzmanlarından Mimar Burcu Arıkan da vardı. Sorumuz üzerine Arıkan, Haydarpaşa Garı’nın çatısının tamiratı için Koruma Kurulu’na başvurduklarını, kurulun onay verdiğini ancak onaydan sonra KUDEB’in devre dışı bırakıldığını söyledi. Garın çatısındaki tamirat için ruhsat alınmadığı, yangından sonra Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk tarafından da dile getirilmişti. Bina neden tahrip ediliyor? HaberVs’nin 14 Ocak tarihli haberinde gündeme getirdiği iddialardan bir diğeri de, Haydarpaşa Garı’nın yangın güvenlik sisteminin yangından sonra kurulmaya çalışıldığı ve bu çalışmalar sırasında yapının tahrip edildiğiydi. Burcu Arıkan’a “TCDD’nin, yangın söndürme sisteminin tesisi için KUBEB’e haber verip vermediğini” sorduk. Arıkan “Gar içinde çalışma olduğuna dair kendilerine haber verilmediğini, bu […]

Haydarpaşa’da yangın devam ediyor!

TCDD Teftiş Kurulu ve İtfaiye raporları, Haydarpaşa yangınının nedenini ortaya koymaktan uzak. Gardaki “güvenlik” yangından sonra sağlanmaya çalışılırken, binayı üç kez su bastığı ve bir de yangın çıktığı iddia ediliyor.

Kadınlara özel metrobüs

İstanbul’da her gün yüz binlerce insana hizmet veren metrobüslerin, özellikle sabah ve akşam saatlerinde normal kapasitesinin çok üzerinde yolcu taşıması sorunları da beraberinde getiriyor. Yoğunluk çoğu kez, sefer sıklığının 36 saniye olduğu dile getirilen bu araçlarda yer bulunamamasına neden olurken, bir şekilde binmeyi başaranlar adeta balık istifi seyahat etmek durumda kalıyor. Sıranın, düzenin ve saygının söz konusu olmadığı bu saatlerin mağdurları ise çoğu kez kadınlar: Kendini içeriye atabilmek için omuz omuza mücadele vermek durumundalar. İçerideyse bir başka sıkıntıyla karşılaşabiliyorlar. Sorunun farkında olan erkekler de yok değil… Öyle ki, çeşitli forumlarda tacizden korunmaları için “kadınlara özel metrobüs” uygulamasını öneriyorlar. Konu, “Hanımlar için ayrı metrobüs düzenlenmesi” başlığıyla Ekşisözlük’tegündeme getiriliyor. “Nasılbirdemokrasiistiyoruz” takma adıyla başlığı açan kullanıcı “…bizim kadınlarımız metrobüste ahlaksızca rahatsız ediliyorlar” diyerek durumla ilgili şikâyetini dile getirirken, ayrı metrobüsler oluşturulmasını ve bunlardan sadece kadınların yararlanmasını öneriyor. “Mecburen çalışan hanımlar” Metrobüse binen kadınları “Çünkü herkesin hanımı evde oturma gibi bir şansa sahip olamıyor. Kimi ailelerde, gönlümüz hiç razı gelmese de, hanımların da mecburen çalıştıklarına şahit oluyoruz” şeklinde tanımlayan Nasılbirdemokrasiistiyoruz’u,“The last mimzy” eleştiriyor: “Şimdi, dincilerin, toplum içinde kadınların maruz kaldığı sorunları çözme şekli bellidir: “Mağdur edene dokunma, kadına yasak getir veya kadını soyutla.” “Rahatça mini etek giyilebilen” ülkeler“Women only bus” (kadınlara özel otobüs) diye adlandırılan uygulamayı, Malezya, Güney Kore, Nepal, Pakistan ve Japonya gibi ülkelerde görebiliyoruz. Özellikle yüksek nüfuslu yerleşim bölgelerinde ve yoğunluğun yaşandığı iş saatlerinde baş vuruluyor. Dubai’de talep eksikliğinden kaldırılan bu uygulama, gazeteci Andrew Gumbel’in otobüsleri “bakire binen hamile çıkabilir” şeklinde tanımladığı Meksika’da ise rağbet görüyor. The Independent gazetesine konuşan 29 yaşındaki Sandra Jimenez adlı bir kadın da, Meksico City’de 2008’de başlatılan bu uygulamayı “güzel sürpriz” olarak niteliyor. Uygulama sayesinde, taksi parası vermekten kurtulduğunu belirten Jimenez, özel otobüslerin, kadınlara istedikleri gibi davranma ve giyinme imkânı vereceğini söylüyor. Jimenez “Rahatça mini etek giyebilirim, kimse rahatsız etmez…” diyerek sevincini dile getiriyor. Uygulama Malezya’da da […]

Alım Garantili Lale Soğanı

İstanbul yeni bir “lale sezonu”na hazırlanıyor. İçinde bulunduğumuz günlerde belli başlı meydan, cadde ve parklara dikilen milyonlarca lale soğanının mart ortalarından itibaren çiçeklenmesiyle baharı, -İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tanımlamasıyla- bir festival ile karşılayacağız. Gelgelelim kent halkının tümü bu “festivali” aynı sevinçle kutlamıyor. Metropolü şenlendiren laleler çoğu kez olumlu bir uygulama olarak nitelendirilirken, bu renkli örtünün kente faturası kaygılanmayanlar da yok değil. Lalelerin maliyeti konusunda yapılan tutarsız açıklamalar, bu endişenin çok da yersiz olmadığını gösteriyor. Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 2004’ten bugüne devam eden “Lale Evine Dönüyor” projesinin bir amacının da, lalelerin İstanbul çevresindeki köylerde yetiştirilmesi ve bu sayede yöre halkına da gelir sağlaması olduğunu söylüyor. Zaman gazetesinin 27 Aralık 2010 tarihli haberine göre bu yıl, 11 milyonu Büyükşehir Belediyesi ve 4 milyonu ilçe belediyeleri olmak üzere kente 15 milyon lale soğanı dikilecek. Aynı haberde Ağaç AŞ Genel Müdürü Eyüp Karahan’ın verdiği bilgiye göre soğanların yaklaşık altıda biri, kent çevresindeki köylerden sağlanacak. Karahan’a göre projenin hedefi bir süre sonra 15 milyon tüm soğanın da İstanbul’da üretilmesi. HaberVs muhabirleri, son birkaç yılda lale soğanı üretimiyle hareket kazanan, Silivri Belediyesi sınırları içindeki Seymen köyünü ziyaret etti ve çiftçilerle görüştü.Üretici sayısı beş katına çıktı Seymen Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Necmettin Eren, dört yıldır devam eden, İBB’nin Alım Garantili Lale Soğanı Yetiştiriciliği projesinin köylerine fayda sağladığı görüşünde. “Bu aslında Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü bir sosyal sorumluluk projesi, hem yetiştiricilerimiz hem de köylülerimiz bu proje sayesinde ekmek yiyor” diyor. İBB’ye bağlı Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’nin yetiştirilen lale soğanlarının alıcısı olduğunu belirten Eren, tohumların Ağaç A.Ş tarafından kendilerine ücretsiz verildiğini, yetiştirdikleri soğan başına ise 65 kuruş yetiştiricilik ücreti aldıklarını söylüyor. “Üretime belli bir limit konmadığı için kendi tohumlarımızı da üretip soğan haline geldiklerinde alım garantili olarak Ağaç A.Ş’ye teslim ediyoruz. Şirket için ne kadar fazla soğan olursa o kadar iyi.” Dört yıl önce sadece dört üreticiyle başladıklarını […]

İskele cenneti Kınalıada

İstanbul Kınalıada’da inşaat izni alınmadan yapılan motor iskelesi, ada halkının karşı mücadelesine ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun durdurma kararına rağmen tamamlanma aşamasına geldi. Halk ve esnaf, yasal gereklilikler yerine getirilmeden inşa edilen bu iskeleye, yanlış yer seçildiği ve ada sahilini çirkinleştirdiği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Adalar Belediyesi dün yaptığı yazılı açıklamada, iskelenin yapıldığı alanın mülkiyetini elinde bulunduran İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), inşaattan da sorumlu olduğunu iddia etti. İBB ise iznin, 2 Kasım 2009’da Adalar Belediyesi tarafından verildiği görüşünde. Kınalıada’ya yeni bir iskele yapılması geçtiğimiz kış, İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş.’nin (İDO), Adalar’a yapılan vapur seferlerini azaltmasıyla gündeme geldi. İDO, ekonomik olmadığı gerekçesiyle, İstanbul’un Adalar’a en yakın iskelesi Bostancı’dan yapılan seferleri kaldırarak ulaşımı motorlar vasıtasıyla sağlamaya başladı. Acil deniz, acil iskele! Vapur seferlerlerinin iptal edilmesinden sonra, Bostancı ve Adalar arasındaki ulaşım Mavi Marmara Motorlu Taşıt Kooperatifi’nin tekneleri tarafından yürütülmeye başlandı. Mavi Marmara, geçtiğimiz kış Büyükada, Heybeliada ve Burgazada’da kendi motorları için birer iskele inşa etti. Son olarak, Mart ayı başında Kınalıada iskelesinin yapımına başladı. Ancak sahil şeridi diğer üç adaya kıyasla çok daha dar ve bu daracık sahilde hali hazırda üç iskeleye sahip olan Kınalıada’da, inşaat tepkiyle karşılandı. (Diğer üç iskele: Vapur iskelesi, deniz otobüslerinin kullandığı İDO iskelesi ve balıkçılık kooperatifinin kullandığı yük iskelesi.)Muhtar Şahin: “Gücümüz yetmedi” İskele inşaatını durdurmak için yasal her türlü mücadeleyi yaptıklarını belirten Kınalıada Muhtarı Hüseyin Şahin, resmi kurumların ilgisizliğinden şikayetçi: “Son olarak 250 imzalı dilekçe verdik. Üç iskelenin bulunduğu bir yerde, bir dördüncüsünün yapılması istemedik. Ama gücümüz yetmedi. Kaldı ki diğer üç iskelenin de hâlâ ruhsatı yok.” Adalar Belediyesi’ne göre Mavi Marmara bu iskeleleri, İstanbul Valiliği’nin Kasım 2002 tarihli genelgesine dayanarak inşa ediyor. “Kent içi ulaşım hizmetlerinde denizin payının acilen artırılması” hakkındaki bu genelge, “mevcut deniz coğrafyasından, bu alanda hizmet veren ve vermek isteyen girişimcilerin daha fazla ve etkin şekilde yararlanmasını sağlamak üzere” bir dizi uygulamayı […]

Zabıtalar tünel kullanmayı öğretiyor

Serhan Yorgancı – Ufuk Ülger İstanbul’un ilk karayolu tüneli olan Piyalepaşa-Kağıthane tünelinin güvenliği Büyükşehir Belediyesi Trafik Müdürlüğü’ne bağlı zabıtalar tarafından sağlanıyor. Tünelin her iki girişinde bekleyen üçer kişilik trafik zabıtası ekibi, 1,6 kilometre uzunluğundaki tünele yük araçları ve yaya girişini engellemeye çalışıyor. İstanbul trafiğini rahatlatma iddiasıyla başlanan “7 Tepe 7 Tünel” projesinin ilk ayağı Piyalepaşa-Kağıthane tüneli 14 Mart 2009’da hizmete girdi. Tünel girişlerinde bekleyen zabıtalar, alınan tüm önemlere rağmen halkın tünel kullanmaya alışkın olmadığını, kurallara uymadığını, sürücü ve yayaların bu kuralları öğrendikten sonra görevlerinin sona ereceğini belirtiyor. Ancak zabıtayla alınmaya çalışılan önleme rağmen tünele gerek yük taşıtı gerek yaya girişi oluyor. Örneğin geçtiğimiz hafta zabıtalar, bir şekilde tünele girmeyi başaran ve havasızlık nedeniyle baygınlık tehlikesi yaşayan bir yayayı kurtardıklarını söylüyor. Tünel içindeki havaya taşıtların egzoz emisyonuyla karışan zehirli gazlar bu kadar uzun bir yürüme mesafesinde insan sağlığını tehdit ediyor. Ayrıca yazılı ve ışıklı uyarılara rağmen zabıtalar kamyonların da tünele girmeye yeltendiklerini belirtiyorlar. Radarla hız kontrolü geliyor Güvenliği tehdit eden sorunlardan biri de, sürücülerin hız limitlerine uymaması. Azami hız saatte 50 kilometre olmasına rağmen, zabıtalara göre hemen hiçbir araç 90 kilometrenin altına düşmüyor, hatta hız denemesinde bile bulunuyor. Bir zabıta “Geçen hafta tünel içerisinde bir arabayı duvara tırmanmış bir şekilde bulduk. Kim bilir ne hızla gidiyordu” diyor. Tünel Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Trafik Kontrol Merkezi tarafından kameralarla izleniyor. Güvenlik şeridi ihlalleri EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) ile tespit ediliyor ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nce cezai işlem uygulanıyor. Ancak tünelde hız ihlallerini tespit eden bir sistem mevcut değil. Merkez yetkilileri yakın zamanda tünel içinde radarla hız kontrolü yapılacağı bilgisini veriyor. Bu açıklamaya göre Piyalepaşa-Kağıthane tüneli, İstanbul’da sabit radarla hız kontrolünün ilk uygulamasına sahne olacak. Tünelde her iki yönde 50 metre aralıklarla yerleştirilen toplam 64 yangın dolabı ve 20 adet acil durum istasyonu bulunuyor. Bu istasyonlar sıcaklık, ses, su ve toza karşı 120 dakika dayanabiliyor. Her […]

Belediye ihaleleri kimi kalkındırıyor?

açılıyor. Burada isterseniz “yol” yazın, isterseniz “kavşak”, isterseniz “üst geçit”, isterseniz “metrobüs”, isterseniz de “tünel” yazın, tarih aralığı olarak 2003-2009 arasını, en alttaki kutudan da “ihale sonuçlandı” seçeneğini seçin ve arayın. Merak ettiğiniz hiç bir ihalenin sonucunu burada göremiyorsunuz. Bu aramayı dilersiniz firma isimleriyle yapın. Sözünü ettiğimiz ve “Kalyon”, “MVM” veya MVM’nin Küçük Dilara olayından sonra şekil değiştirmiş hali olan KBT şirketlerinin isimlerini yazıp denediğinizde yine hiçbir sonuç elde edemiyorsunuz. Peki hiç bir anahtar kelime kullanmadan sonuçlanmış tüm ihaleleri listeleyip incelediğinizde ne oluyor? Burada da arsa ve gayri menkul satışları, dükkan ve kulübe kiralanması dışında ufak tefek bir kaç bakım ve onarım ihalesiyle karşılaşıyorsunuz. Bu yolları, parkları kim yaptı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sitesinden indirilen ve Başkan Kadir Topbaş’ın 5 yıllık icraatını anlattığı “5 Yılda rekorlara imza attık” başlıklı kitapta, 5 yılda 169 kavşak ve yol bitirildiği, bunların toplam maliyetinin de 2 milyar 465 milyon 678 bin lira olduğu belirtiliyor. Ancak bu inşaatların ne zaman ihaleye çıkartıldığı ve inşaatının kim tarafından gerçekleştirildiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin web sitesinden veya başka bir biriminden öğrenilemiyor… İBB 5 yılda yol ve altyapı için 13.9 milyar lira harcadı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yayınladığı “5 Yılda Rekorlara İmza Attık” başlıklı kitapta yer alan 5 yıllık harcama miktarları:– 169 kavşak ve yol: 2.465.678.000 TL– 28,71 km raylı sistem: 1.173.322.800 TL– Kağıthane-Piyalepaşa, Bomonti-Dolmabahçe tünelleri: 550.000.000 TL– Deniz ulaşımı yatırımları (Deniz otobüsü, vapur, iskele vb): 332.407.942 TL– 30 km metrobüs hattı (Avcılar-Zincirlikuyu): 384.880.000 TL– 11 km metrobüs hattı (Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme): 89.896.000 TL– Toplam 2110 araç kapasiteli kapalı otopark: 41.500.000 TL– Toplam 14,6 milyon ton asfalt dükümü: 995.300.000 TL– 4.000 km atıksu hattı: 2.083.073.626 TL– 3347 km içme suyu, 564 km isale hattı: 2.043.835.002 TL– 18 milyon m2 yeşil alan: 1.593.820.410 TL– 13.500 km doğalgaz hattı: 2.000.000.000 TL– 14 adet spor tesisi yapımı: 197.800.000 TL Kitapçıkta açıklanan 5 yıllık toplam harcama: 13 milyar […]

Yalnız ve güzel çarşımız

İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, halk arasında bilinen ismiyle İMÇ Blokları, İstanbul’un kimilerine göre en değerli arazilerinden birinde varlığını sürdürmeye çalışıyor. Eski İstanbulluların alışveriş için uğrak merkezlerinden biri olmasına rağmen, bugünlerde eski hareketliliğini yitiren İMÇ, bir süredir bir tarafını Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı’nın diğer tarafını ise İMÇ esnafı ve mimarların oluşturduğu bir tartışmanın konusu haline geldi. İMÇ’yi yıkıp yerine Osmanlı tarzı konut projesi yapmak isteyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Kültür Bakanlığı’nın kararına karşı çıkan İMÇ mülk sahipleri, şimdilik yürütmeyi durdurma kararı almayı başardı. Hazırlanan bilirkişi raporuna dayanarak alınan durdurma kararı sonrası dava sonucu bekleniyor. Bu arada Büyükşehir Belediyesi’nin konut projesinden vazgeçtiği, ancak Kültür Bakanlığı ile birlikte arazi üzerinde başka projeler gerçekleştirme niyetinde olduğu, bunun için de yerel seçim sonrasının beklendiği belirtiliyor. İlk modern alışveriş merkezi İMÇ, 19 Şubat 1960’da düzenlenen ulusal yarışmada jürinin seçtiği; bugünün ünlü mimarlarının bir eseri. Aynı zamanda Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sadi Diren, Eren Eyüboğlu gibi pek çok sanatçının yapıtlarını da içinde barındırıyor. Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler’in mimarlığını yaptığı Çarşı, altı bloktan oluşuyor ve döşemelik-perdelik kumaştan, sanayi dikiş makinelerine, tesettür giyimden, müzik piyasasına kadar birçok sektörü bir araya getiriyor. Site İnşaat Mimarlık Bürosu’nun bir eseri olan bu yapı, bugün görmeye aşina olunan büyük alışveriş merkezlerinin en erken örneklerinden biri. İlginç bir tasarım tarihine sahip olan İMÇ projesi, 1954 yılında Sultanhamam’a yerleşmiş manifaturacıların, o dönemde İstanbul’un ticari hayatının zenginleşmesi, şehrin büyümesi ve konumlandırıldıkları yere artık sığmamalarıyla gündeme geliyor. Sultanhamamlı manifaturacılar, kendilerine yer aramaya başlıyor; limanın önemli bir avantaj sağlayabileceğini düşündüklerinden önce Haydarpaşa üzerinde duruyorlar. Fakat daha sonra belediye onlara şu an bulundukları, Atatürk Bulvarı’nın Unkapanı–Saraçhanebaşı arasındaki doğu kıyısında bulunan arsayı öneriyor. 1954’te belediyenin önerisiyle harekete geçiliyor, ama Bozdoğan Kemeri, Şehzadebaşı Camii, Süleymaniye Külliyesi, Vefa Kilise Camii, Şebsafa Kadın Camii, Hacı Kadın Camii ve Hamamı, Atlama Taşı ve Yavuz Sinan Camii, Kâtip Çelebi ve Hızır Bey […]

7 tepe 7 tünel hâlâ çatlak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü 7 Tepe 7 Tünel Projesi kapsamında Dolmabahçe-Bomonti ve Piyalepaşa- Kağıthane tünellerinin 2009’un ilk aylarında ulaşıma açılması planlanıyor. Sözkonusu tüneller, Harbiye, Kurtuluş ve Şişli civarında zemin kayması nedeniyle bazı binalara hasar verdiği için eleştiriliyor. Harbiye’deki Ölçek Sokak sakinleri bu yılın ilk aylarında evlerindeki hasarla ilgili olarak belediyeye başvurmuşlar ve inşaatın tamamlanmasından sonra gerekli onarımın yapılacağı yanıtını almışlardı. İnşaatın tamamlandığı şu günlerde onarım konusunda herhangi bir gelişme olup olmadığını öğrenmek için tekrar Ölçek Sokak’a gittik. Mayıs 2008’de ziyaret ettiğimiz, evlerinde hasar bulunan vatandaşlara, konutlarıyla ilgili sorunların giderilip giderilmediğini sorduk. Bakın ne cevaplar aldık…Haber: Kamera:Gökhan Tünay – Haldun Ülkü