Etiket işsizlik

Sosyal medyada İK isyanı

Üniversitelerden LinkedIn’in sonsuz ilan listelerine kadar her yerde aynı sessiz kriz yaşanıyor: İşe alım süreçleri artık bir yetenek keşfinden ziyade, adaylar için sonu gelmeyen bir labirente dönüşmüş durumda. Twitter’daki isyan dalgasından LinkedIn’in “hayalet ilanlarına” kadar, modern işe alım sisteminin adaylar üzerinde…

3 yılda 3 milyon gence istihdam hedefi

Türkiye’de genç işsizliğine çözüm amacıyla başlatılan “Genç İstihdam Hamlesi” kapsamında yüz binlerce gence maaş ve staj desteği sağlanacak; ancak programın kalıcı istihdam mı yoksa geçici ve düşük maliyetli iş gücü modeli mi yaratacağı tartışma konusu.

Sermayenin yeşili de başörtülüyü mağdur ediyor

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) hazırladığı “Başörtüsü Yasağı ve Ayrımcılık: Uzman Meslek Sahibi Başörtülü Kadınlar” adlı rapor, 9 Kasım’da yapılan bir toplantıyla açıklandı. Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Dilek Cindioğlu tarafından kaleme alınan rapora göre; başörtülü kadınlar, gerek özel sektörde, gerekse kamusal alanda iş hayatına katılımlarında, yasağın olumsuz etkilerine maruz kalıyorlar. Özgeçmiş göndermek bile sorun3 şehirde, 79 uzman meslek sahibi başörtülü kadın ve 25 erkekle yapılan mülakatlar sonucu hazırlanan raporda; başörtülü kadınların iş hayatında nasıl sorunlara maruz kaldıkları, yapılan röportajlarla tek tek örneklendirilerek anlatılıyor. Buna göre başörtülü kadınlar, çalışma koşulları ve güvenceler bakımından kamusal alanda çalışmak isteseler de, şartlardan ötürü özel sektörde iş arıyorlar. Fakat bu da bir çözüm getirmiyor. Çünkü burada da daha işe alınma aşamasında sorunlar başlıyor. Cindioğlu bunu şöyle açıklıyor: “İşe alınırken mesleki sınavlarda başı açık resim gerekiyor. Yine başvuruda bulunurken CV’ye resim koymak gerekiyor. Kapalı resim koyduğunuzda bir çok yer sizi çağırmıyor. Resim koymayıp mülakata çağrıldığınızda ise ‘Tam istediğimiz gibi bir elemansınız, ama başörtüsü bizim için sıkıntı olur’ cevabı alınabiliyor.” Yeşil sermayede de rahat yokAslında rapora göre; özel sektör için başörtülü eleman çalıştırmak, bir avantaj bile olabiliyor. Burada patronlar, başörtülü kadınların, kolay kolay başka yerde iş imkânı bulamayacaklarını bildiklerinden, standartlardan çok daha düşük ücretler öneriyorlar. Görüşmecilerden Nadide Hanım, patronuna “Neden bu kadar düşük ücret veriyorsunuz? diye sorduğunda “Sizin alternatifiniz yok. Ben bu maaşı vermesem gidip dışarıda daha yüksek birşey bulamazsınız. Ama bu beylerde böyle değil” cevabını aldığını söylüyor. Ayşe Hanım patronların kimi zaman başörtülü kadın çalıştırmayı, sosyal sorumluk olarak gösterip vicdanlarını rahatlattıklarını, ayrıca bunun şirket müşterilerine olumlu bir vitrin oluşturduğunu söylüyor. Görüş bu şekilde olunca aynı eğitim seviyesinde olan iki elemandan başı açık olan daha avantajlı konuma geliyor. Görüşmecilerden mühendis Nadide Hanım kendisinin 800 ytl maaşla çalıştığını ama işe yeni başlayanların bile bin 500 lira aldıklarını belirtiyor. Çoğu şirket […]

Eyvah! 900 bin kişiye iş bulunacak

İktidar partisinin ekonomiyle ilgili bakanları ve milletvekilleri zaman zaman hazırladıkları raporlarla ortaya atılıp işsizliğe çözüm bulduklarını açıkladıklarında, gazeteler ve internet siteleri de sorgusuz sualsiz bu iddiaları manşetlerine taşıyorlar. Tabii bir bakıma hükümetten yapılan açıklamaları kamuoyuna yansıtmak habercilerin görevi sayılabilir. Ancak bu açıklamaları kamuoyuna yansıtmak kadar ortaya atılan iddiları sorgulamak da gazetecinin görevleri arasında olsa gerek. AKP Ekonomi İşleri Başkanlığı’ndan Bülent Gedikli ve Hasan Fehmi Kınay tarafından hazırlanarak 19-21 Şubat’taki Ulusal İstihdam Çalıştayı’na sunulan rapor da basında yankılanan işsizlikle ilgili son bomba oldu. “Türkiye’nin en önemli sorunu olan işsizliğe çözüm bulacağı” söylenen modelin basına yansıyan ayrıntıları kısaca şöyleydi: Toplamda 90 bin firmaya 45 milyar TL kredi kullandırılacak. Bu çerçevede 30 bin yeni firma kurulmasının önü açılacak. Faaliyeti devam eden 60 bin firmaya da ‘Kapasite artırımı’ şartı ile kredi olanağı tanınacak. Yeni kurulacak firmalara, kuruluş döneminde yatırım için 250 bin TL, işletme için de 250 bin TL olmak üzere toplam 500 bin TL kredi verilecek. Faaliyeti devam eden 60 bin işletmeye, mevcut üretim kapasitelerini artırmak üzere yaptıkları genişleme yatırımlarında kullanılmak üzere 500 bin TL’ye kadar kredi olanağı sağlanacak. Kullandırılan kredinin faizini KOSGEB üstlenecek, KOSGEB, girişimci firmayı derecelendirecek. Bu firma, anlaşmalı bankaya gidecek. Girişimci, bankaya KOSGEB’den aldığı derecelendirmeyi ve istihdam taahhütnamesini gösterecek. Teminat, Kredi Garanti Fonu’ndan karşılanacak. Firmalar, yeni işe alacakları personeli de İş-Kur aracılığıyla temin edecek, 50 bin TL tutarında her harcama, en az bir kişinin istihdamını sağlayacak, böylece toplamda 90 bin firmaya kullandırılacak 45 milyar TL, 900 bin kişiye iş imkanı sağlayacak… Hani şu aralar televizyonlarda bir banka reklamı gösteriliyor; bir çocuk, “Benim 2010’dan dileğim abimin iş bulmasıdır” diyerek anlatıyor ya aynı onun gibi… Bir yerlerden 45 milyar liralık kaynak bulunacak, firma başına 500 bin lira kredi verilecek, kişi başına 50 bin lira harcanarak 45 milyar lirayla 900 bin kişiye istihdam yaratılacak, böylece banka reklamındaki çocuğun abisi de 2010’da iş bulmuş […]

‘Çok kutuplu bir dünyaya doğru gidiyoruz’

İstanbul’daki olaylı IMF-Dünya Bankası toplantılarının ardından küresel krizin geldiği noktayı ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Tonak, HaberVs için değerlendirdi. – Geçtiğimiz günlerde IMF-Dünya Bankası toplantılarında da dile getirildiği gibi küresel ekonomik krizden yavaş yavaş çıkılmaya başlandığı yönünde “İhtiyatlı” bir görüş yaygınlaşmaya başladı. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Ahmet Tonak: Krizin bitip bitmediğine karar vermek için önce nedenine bakmak gerekiyor. Küresel kriz Amerika’daki subprime mortgage piyasasındaki bazı sıkıntılarla bir anda tartışılmaya başlandı. Krizin nedeni olarak da bu piyasadaki bir takım düzensizlikler veya kimi şirketlerin, özellikle finansal şirketlerin aç gözlülüğü gösterildi. Ancak yavaş yavaş krizin daha yapısal nedenleri olduğu konusunda bir tartışma da başladı. Oysa benim gibi üniversitelerde okutulan egemen iktisat anlayışı dışında klasik marksist ekolden gelen birçok iktisatçı yıllardır böyle derin bir krizin geleceğini değişik şekillerde dile getiriyorlardı. Örneğin 2005 yılının aralık ayında Cumhuriyet Gazetesi’nde bir sayfa bu konuyu yazmış, özellikle konut borçlandırma piyasasında Amerika’da bu tip kırılganlıkların biriktiğini, asli neden olmasalar da bunların bir krizi tetikleyebileceğini dile getirmiştim. Bu durum Amerika’da dediğim gibi ana iktisat akımı dışındaki bazı iktisatçılar tarafından gözlemleniyordu bende o tartışmaları Türkiye’ye taşımaya çalışmıştım. Fakat kimse bunlara kulak asmadı. Ondan sonra 2008 yazında bu kriz patlak verince bir anda mesele gündeme oturdu. Az önce söylediğim gibi ana akım iktisadın dışından gelenler yani bizim gibi Marksçı bir yaklaşımla meseleyi ele alanlar için kapitalizmin dönemsel krizleri bilinmeyen bir şey değil. Kapitalizmin 3–5 yılda bir yaşanan iç çevrim dediğimiz kısa dönem bunalımlarının yanısıra aslında daha ciddi, daha derin 20-30 yılda bir gözlemlenen krizleri de yaşadığı, kapitalizmin yapısal nedenlerle bunları doğurduğu, yıllardır söylenir bilinir. Bu kriz de bence böyle derin, 20–30 yılda bir yaşanan krizlerden biridir. – Yaygın kabullerden biri de finans sektöründe ortaya çıktığı ve reel sektörü etkilediği yönünde… Evet, “Finans sektöründe bir takım şeyler oldu, ondan sonra finans sektöründe yaşanan bu kriz hali […]

Okul bitti ama…

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçtiğimiz günlerde açıkladığı işsizlik raporuna göre, Türkiye 2009 yılı Şubat ayında, yüzde 16.1’lik işsizlik oranıyla yeni bir rekora imza attı. Son bir yılda işsizler ordusuna 1 milyon 125 bin kişi daha katıldı ve işsiz sayısı 3 milyon 802 bine ulaştı. Böylece geçen yıl Şubat ayında 11.9 olan işsizlik oranı, bu yıl aynı ay 16.1’e yükselmiş oldu. Rapora göre gençlerin işsizlik oranlarında da artış var. Geçen yılın Şubat ayında gençlerde işsizlik oranı yüzde 21.5’ken bu yılın Şubat ayında bu oran yüzde 28.5’e yükseldi. Yani şu anda ülkemizde her 100 gençten 28’inin işsiz olduğu da söylenebilir.Peki, işisizlik oranı giderek artarken, üniversiteyi bitirmek üzere olan gençler mezuniyetten sonrasını görebiliyorlar mı? Ekonomistler Platformu’nun 980 üniversite öğrencisiyle görüşerek yaptığı ‘Ekonomik Kriz, İşsizlik ve Gençlik Anketi’ne göre, gençlerin yüzde 57,8’i bir yıldan daha kısa sürede iş bulabileceğini düşünmüyor. Aynı ankete göre üç ay veya daha kısa sürede iş bulabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 24.Okul yılının sonlarına yaklaşırken, farklı sektörlere adım atmaya hazır olan son sınıf üniversite öğrencileriyle konuştuk. Diploma almaya sayılı günler kala, iş bulmak için hangi yolları izlediklerini, geleceğe nasıl baktıklarını, planlarını, kaygılarını anlattılar. Çeşitli üniversitelerin değişik bölümlerinden mezun olmak üzere olan bu gençlerin ortak özellikleri, sonu farklı bitse de “İşsiz kalırsam…”la başlayan cümleler kurmaları. Ufuk Etikan (23) Boğaziçi Üniversitesi-İktisatOkulumun son günleri dersler dışında iş aramakla geçiyor. Bu krizden önce iş bulma konusunda bu kadar endişem yoktu, o yüzden çok fazla plan yapmamıştım. Şimdi bu panik ortamında geleceğimi planlamaya çalışıyorum. Bu planın içinde askerlik de var. İş bulmak konusunda ümitsizim ve bu koşullarda askerliği bir kaçış olarak düşünüyorum. Daha önceleri yurt dışına gitmek de benim için bir seçenekti ama kriz global olduğuna göre, orada iş bulmak daha kolay olmayacaktır. Bilgilerimin en taze olduğu zamanda işsiz kalırsam bunları kullanamamak beni çok üzer. Bu yaşlarda bir şey yapamazsam herhalde bunalıma girerim. Okulun bitmesine […]

Büyüme aşağı, işsizlik yukarı

Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2008’in üçüncü çeyreğine ilişkin büyüme ve Eylül ayı işsizlik verileri, krizin etkilerinin dalga dalga gelmeye başladığını ve ciddi bir yoksullaşma ve işsizlik konjonktürüne girildiğini ortaya koydu. TÜİK’e göre, 2008 üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 0,5 olarak gerçekleşti. TÜİK, ikinci çeyrek için önceden yüzde 1,9 olarak açıklanan veriyi bu kez yükselterek düzeltmiş ve yüzde 2,3’e çıkarmış. Böyle olunca 9 ayın büyüme oranı da yüzde 3 gibi duruyor. Ancak, üçüncü çeyrekte hasat dönemi olması nedeniyle tarımın pozitif etkisi ile olduğundan daha düşük görünen ekonomik daralmanın, son çeyrekte ağırlaşması ve 2006 ya kadar yüzde 7’lerde büyüyen ekonominin 2007’deki yüzde 4,5 tan sonra 2008’i yüzde 2 dolayında kapatacağı söylenebilir. 2008 Üçüncü çeyreğin büyüme verileri sektörel olarak ele alındığında tarımın tek pozitif büyüyen ve yüzde 2,2 ile sezonu kapatan sektör olduğu görülüyor. Buna karşılık imalat sanayiinde yüzde 1,1 daralmanın yaşandığı üçüncü sektörde inşaatın iyice bunalıma girdiği ve yüzde 4,3 küçüldüğü anlaşılıyor. İmalat sanayii ile birlikte ticaretin de üçüncü çeyrekte daraldığı ve sezonu yüzde 1,8 daralma ile kapadığı anlaşılıyor. İmalattaki daralmanın son çeyrekte ticarette de görüleceği söylenebilir. Dünya Bankası’nın son tahminlerine göre, dünya ekonomisi 2009’da yüzde 0,9 büyüyecek ve Türkiye’nin 2008 büyüme hızı yüzde 3, 2009 büyümesi ise yüzde. 1,7 olacak.. 2008’in 9 ayında yüzde 3 büyüyen Türkiye’nin iyice daralma yaşanan son çeyrek sonuçlarıyla büyümesini yüzde 2’de ancak tutabilmesi, DB’nin tahminlerini fazla iyimser yapıyor. DB’nin 2009 için öngörülen yüzde 1,7 büyüme tahmini de yine çok pembe bir senaryoya dayanıyor. Ekonomide başlayan daralma işsizliğin tırmanmasıyla paralel seyrediyor. Mayıs ayından bu yana işsiz sayısı 385 bin kişi artmış durumda. TÜİK’in Eylül işgücü anketi sonuçlarına göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen Eylül’e göre 295 bin kişi arttı ve 2 milyon 548 bin kişiye yükseldi. Böylece işsizlik oranı da 1 puanlık artış ile yüzde 10.3’e çıktı. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 0.5 puanlık artışla yüzde […]

Bu elemanları arayan çok, işi yapacak kimse yok

Medyakronik Hangi meslekler gözde olacak? Yıldızı parlayan sektörler hangileri? Hangi mesleklerin sonu geliyor? Bu ve benzeri konular işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de en çok ilgi çeken haberlerdir. Peki hangi alanlarda istihdam açığı bulunuyor? İşin kapanın elinde kaldığı günümüzde bazı pozisyonlara da aday bulunamıyor. Personel seçme ve yerleştirme firması Select KRM, 2008 yılı başından bu yana firmaların en fazla aradığı ancak istenen nitelikte adayın bulunamadığı pozisyonları çıkarttı. Sonuç şaşırtıcı: İçlerinde bilinen, sık sık duyulan pozisyonlar var. Bu pozisyonlara neden aday bulunamıyor? Uzmanlara göre pozisyonlar da günümüzün koşullarına, iş yapış şekillerine göre yenileniyor, ancak adaylar kendilerini yenilemiyor. 2008 başından günümüze, Select KRM’nin listelediği, Türkiye’de aday bulunamayan pozisyonlar şöyle: Finansal Kontrolör ve Finansal AnalistEn çok talep edilen pozisyonlardan biri olduğu için, adayların ücret beklentileri çok yüksek. Pozisyonda sirkülasyon fazla. Java UzmanıJava yeni ve sürekli yenilenen bir teknoloji. Bu nedenle Türkiye’de bu alanda uzmanlaşmış, deneyimli kişiler bulmak zor. Yönetici AsistanıSirkülasyonu en fazla olan pozisyon. Her firmanın kültürüne ve beraber çalışılacak yöneticiye göre profil çok değişebiliyor. Adaylara da çok talep olduğu için firma kültürüne bire bir uygun kişiyi bulmak zorlaşıyor. İş Geliştirme MüdürüBu pozisyon özellikle yeni yapılanma döneminde olan firmalarda talep ediliyor. Her firmada bulunan bir pozisyon olmadığı ve sektöre göre de tanımı farklılaşan bir pozisyon olduğu için uygun kişiyi bulmak zor. Teşkilatlanma SorumlusuVakıf yapılarına yönelik bir pozisyon. Türkiye’de STK’lar kariyer açısından talep edilmiyor, bu pozisyonda çok fazla uzman yok. İngilizce bilen ResepsiyonistUluslararası firmaların kalıcı veya dönemsel olarak sıkça talep ettiği bir pozisyon. İngilizce bilen kişiler bu pozisyonda görev almak istemiyor, Yönetici veya Departman Asistanlığı pozisyonunu tercih ediyorlar. Yurtiçi ve Yurtdışı Yer Bulma ve Kiralama UzmanıTürkiye’de özellikle gelişen perakende sektörü ile ortaya çıkan bir pozisyon. Büyük perakende firmalarının mağaza yeri bulma, kiralama işlerinden sorumlu olacak bir pozisyon. Yeni gelişen bir alan fakat konuda henüz çok fazla uzmanlaşmış aday bulunamıyor. Mağaza Satış ElemanıHer gün bir yenisi açılan […]

Dünyada işsizlik artıyor, fakir işçiler çoğalıyor…

Ayçin Kırbaş Dünya ekonomisini giderek etkisi altına almaya başlayan durgunluk, işsizlik rakamlarındaki artış kaygısını da beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler verileri, dünya ekonomisinin son yıllardaki canlılığına rağmen işsiz sayısının sürekli arttığını gösteriyor. BM’nin Şubat 2007’de yayınladığı ”The Employment Imperative” başlıklı raporda yeni iş sahalarının dünya nüfus artışının çok altında olduğu belirtilerek “fakir çalışan” sayısındaki yüksekliğe de dikkat çekiliyor. Dünyadaki işsiz sayısı 1996’da 161.4 milyon iken, 2006’da 195 milyona ulaşıyor. Ve 2006 rakamlarına göre 1.4 milyar çalışan da ailesini geçindiremeyecek kadar az para kazanıyor. 2006 istatistiklerine göre dünyada 1.4 milyar insan günde 2 doların altında bir ücrete, 507 milyon ise 1 doların altında bir ücrete çalışıyor. Yani dünyadaki çalışanların yüzde 47,4’ü günde 2 doların altında bir ücretle kendilerini ve ailelerini geçindirmeye çalışıyor. Dünyada 2002 sonrasında işsizlik oranındaki 0,3 puanlık küçük azalmaya rağmen işsiz sayısının artması da bir başka dikkat çekici nokta. Bu durum 2002-2006 arası dünya ekonomisindeki canlanma yanında “işgücüne katılım oranı”ndaki düşüşten de kaynaklanıyor. Dünyada işgücüne katılım oranında Türkiye’deki kadar hızlı bir azalış gözlenmese de yine de bir düşüş trendi gözleniyor. Bir başka deyişle umutsuzlaşan insanlar iş aramaktan vazgeçiyorlar. Dünyada erkek işgücü 1996’dan 2006’ya 80.5’ten 78.8’e düşerken, kadın işgücünün 52.4 ile 10 yıl öncesinden 0.6 puan daha az olduğu göze çarpıyor. BM raporunda, küresel işsizliğin artmasıyla birlikte gücün işverenin eline geçtiğine, işçiyi koruyan sosyal hakların azaldığına, ve işçilerin geleceklerini güvence altına alma isteğinin giderek imkansızlaştığına da değiniliyor. Dünya Bankası’na göre Türkiye yeterli iş yaratamıyor. Dünya Bankası’nın 2006 “Türkiye İş Gücü Piyasası Raporu”na göre Türkiye’nin artan nüfusa oranla iş yaratma kapasitesi de oldukça zayıf görünüyor. 1980 ve 2004 yılları arasında, Türkiye’de çalışma yaşındaki nüfus 23 milyon artarken aynı dönemde sadece 6 milyon iş yaratılabildi. Bunun sonucu olarak, Türkiye’de 50 milyonu aşan çalışma çağındaki nüfusun ancak yüzde 44’ü istihdam edilebiliyor. Bir çok ülkede istihdam oranları yüzde 50’nin üzerinde seyrederken AB-15 ’te bu oran […]

İş dünyası ‘işsizlik’ sinyali veriyor…

Uluslararası finans piyasalarında başlayan olumsuz beklenti dalgasının yakında reel sektörü etkilemesinden ve işsizlik dalgası yaratmasından kaygı duyuluyor. Geçtiğimiz hafta “Kurumsal Risk Yönetimi ve 2008 Öngörüleri” başlıklı bir rapor yayımlayan Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD, uluslararası finans piyasalarındaki dalgalanmanın reel sektörü tehdit edecek boyutlara ulaştığını, bundan etkilenecek ülkelerin başında da Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaların geldiğine dikkat çekti. Hazırladığı raporda 2004-2007 arasında istihdamın sürekli arttığını ifade eden TÜSİAD, 2007’nin son çeyreğinde ise bu eğilimin tersine döndüğüne vurgu yaptı. Raporda Türkiye ekonomisindeki mevcut eğilim “istihdamın artmasına olanak sağlayacak bir yapıdan uzak” olarak niteleniyor. Raporda hükümete de ekonomi yönetiminde yeni bir vizyon ortaya koyması ve reform hamlesi başlatması çağrısı yapılıyor. Önceki hafta da İstanbul Sanayi Odası (ISO) üyelerinin 2007’nin ikinci yarısı için yanıtladığı “Ekonomik Durum Tespit Anketi”nin sonuçları yayımlanmıştı. Anket, geçtiğimiz 6 aylık dönemde sanayiciler açısından bazı göstergelerin negatife döndüğünü ortaya koymuş, İSO başkanı Tanıl Küçük hükümete, “Türbanla uğraşmayı bırakı, ekonomiye dönün” çağrısı yapmıştı. İstihdamdaki düşüş ve yükselen işsizlik tehlikesiyle ilgili bir uyarı da geçtiğimiz hafta iktisatçı Mustafa Sönmez’den geldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan verilerin uluslararası standartlara uygun olmadığına dikkat çeken Sönmez, mevcut işsizliğin açıklanan rakamların daha üzerinde olduğunu ve Türkiye’yi “hiper işsizlik” tehlikesinin beklediğini öne sürdü. Sönmez’in değerlendirdiği işsizlik verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı resmi verilerdeki gibi yüzde 12 değil, yüzde 20’ye ulaşıyor ve 2008’de yaşanacak krizin etkileriyle Türkiye’deki işsizlik düzeyi “hiper” düzeylere gelebilir. Mustafa sönmez’in araştırmasından bazı satırbaşları şöyle: – Yüzde 10’luk resmi işsizlik bile Türkiye’yi yüzde 8 dolayındaki AB işsizliğinin ve yüzde 6,6’lık OECD işsizliğinin üstünde gösteriyor. – TÜİK’in hanehalkı işgücü anketlerinde, 49 milyon civarındaki 15 yaş üstü nüfusun ancak 23 milyonu işgücü sayılıyor. Bu da her 100 kişiden 48-49’unun çalışmak istemesi demek. Oysa işgücüne katılma oranı OECD’de ve AB’nin 15 üyesinde yüzde 65’in üzerinde. – Türkiye’de açıklanan işsiz sayısı 2 milyon 350 bin ve resmi işsizlik […]