Etiket kapatma davası

Sarı kartlı AKP’den “Neoliberalizme” devam

Anayasa Mahkemesi’nin “kapatmama” kararının ardından Türkiye’nin gündeminin nasıl şekilleneceği tartışılırken, AKP’nin “yeni dönemde” nasıl bir ekonomik rota izleyeceği de konuşulmaya başlandı. Başta ABD eski Büyükelçisi Mark Parris’in tüyosundan olmak üzere içeriden bilgi alanlar hemen borsada fırtınalar kopardılar. Bu, bazı aklıevvellerce ekonomide canlanma ve Türkiye’nin ekonomik geleceğine önemli bir sıçrama sinyali olarak takdim edildi. Hiç alakası yok. Borsa denilen dev yeşil çuhaya bir “kapatılma-kapatılmama” iddiası üzerine atılmış bu büyük zar, sonuç olarak bir seans işidir. Kalıcı olarak bir yükseliş, dövizde bir gevşeme, faizlerde gerileme, giderek yatırımlarda canlanma, tüketimde artış ve sonuçta büyüme gibi şeylere işaret etmez. Ezber bozuldu Kapatmama ve hakemlerden sıkı bir sarı kart görme, aslında AKP’nin ezberini bozmuş durumda. AKP, daha çok şu ezber üstüne çalışıyordu. Nasılsa kapatılacaklardı ve yeni bir parti ile seçim meydanlarına çıkarken iki temayı ballandırarak işleyeceklerdi. 1- Ekonomide iyi şeyler yapıyorduk, kapatarak bozdular, önemli bir fatura çıktı. Bu fatura kapatanlar ve arkasındakilerin, sizlere-bizlere çektirdikleridir. 2- Ergenekon denilen çetelerle uğraşıyor, onları deşifre ediyorduk, kapatarak bu operasyonu engellediler. Şimdi, bu oyun planı işlemez durumdadır. Ergenekon’un seyri de bu karardan sonra değişecektir. Seçim meydanlarında sahneye konulmak üzere hazırlanan oyun, bir süre ertelenmek durumundadır. Ama esas mesele ekonomidedir. Ekonomide, siyasi gerilim, istikrarsızlığı artıran etkenlerden sadece biriydi. Dış çalkantı ve ekonominin içsel kırlganlıklar ise diğer iki etkendi. Davanın sonuçlanması ile bu üç etkenden sadece siyasi istikrarsızlık etkeni elimine oldu, diğer önemli iki etken ekonomideki yerini ve önemini koruyor. Şimdi, bu dış ve iç ekonomik istikrarsızlığın baskısı altında, AKP’den ekonomiye odaklanması ve sorunlara çözüm üretmesi beklenmektedir. Büyük sermayenin beklentileri, IMF ve AB çıpalarını güçlendirmekle başlamaktadır, ardından yükselen enflasyon, düşen büyüme, derinleşen cari açık, yükselen faizler vb. sorunlara çözüm üretmesidir. Gündem ağır Hemen belirtelim ki, AKP, “şartlı salıverilse de”, kendini bir an yoğun bir sorunlar yumağı ile karşı karşıya bulmuştur. Siyaseten AKP iç kazanı kaynayacak, sarı kartın baskısı ile “merkez”e geldikçe, milli […]

Ne şiş yandı ne kebap

Semih Saka Anayasa Mahkemesi’nin AKP’nin kapatılma davası ile ilgili kararı Türkiye’de ve dünyada geniş bir yankı buldu. İktidar yanlısı gazeteler “Türkiye kazandı” gibi manşetler atarken, muhalif gazeteler “Ciddi uyarı” manşeti üzerinde durdu. Mahkemenin kararı yabancı basında da sürmanşet verildi. İşte Türk ve dünya basınındaki manşetler Hürriyet: Kapatma yok ağır ihtar var. Uzlaşın çağrısı Anayasa Mahkemesi’nde ‘kapatılsın’ oyları 7’yi bulmadı. AKP kapatılmadı, ancak çok ciddi bir ihtar aldı. 11 üyeden 10’u, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna kanaat getirdi Milliyet: Kapatma yok ‘ciddi ihtar’ var 6 üye kapatma, 4 üye hazine yardımını kesme, 1 üye ret istedi. 7 oy çıkmadığı için AKP kapatılmadı. Ancak 11 üyeden 10’u, AKP’nin laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı haline geldiği görüşünde birleşti. Yaptırım ise hazine yardımının kesilmesi Yeniçağ: Hafif para cezası AKP ‘laikliğe aykırı fiillerin odağı’ olmaktan suçlu bulundu ama ‘Hazine yardımının yarısını kesme’ cezasıyla kurtuldu Taraf: Darbe direkten döndü 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını yok saymaya yönelik “Google davası,” ülkeyi dört buçuk ay oyaladıktan sonra, hükümet partisini kapatmayı başaramadan noktalandıYeni Asya: Kapatılmadı, uyarıldı Aylardır süren gerilim dün sona erdi. Anayasa mahkemesi, AKP’yi kapatmadı, ancak hazine yardımını kesti. Kararı açıklayan Mahkeme Başkanı Kılıç, “Bu bir uyarıdır” dedi BirGün: Anayasa Mahkemesi de kararını verdi: Ne şeriat ne darbe AKP kapatma davasında Anayasa Mahkemesi 6’ya karşı 5 oyla kapatma istemini reddetti. Hazine yardımının yarısının kesilmesi kararı verdi. Akşam: Kapatma yok Karar 6’ya 5 çıktı, AKP 1 oy farkla kurtuldu Cumhuriyet: AKP’ye para cezası Anayasa Mahkemesi partiyi kapatmadı ancak laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiğini kabul etti Evrensel: AKP’ye ihtar Anayasa Mahkemesi’nin 10 üyesi AKP’nin ‘laiklik karşıtı odak’ haline geldiği görüşünde birleşti ancak kapatma kararı vermedi Radikal: Türkiye ‘Oh’ dedi ‘AKP laiklik karşıtı odak’ görüşündeki 10 üyeden dördü, ‘odaklaşma’yı kapatma için yeterli bulmayınca AKP, Hazine yardımı kaybıyla kurtuldu Vakit: Kötünün iyisi Anayasa Mahkemesi, AK Parti’nin kapatılması talebiyle açılan davanın 3. gününde […]

Uzlaşma için iyi bir fırsat

Medyakronik/Anadolu Ajansı Siyasetçiler ve işadamları Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla siyasetin önünün açtığını düşünüyor. Kararın siyasi ve ekonomik reformlar için iyi bir fırsat olduğu görüşü ağırlık kazanırken karardan herkesin çıkartması gereken sonuçlar olduğu vurgulanıyor. Ertuğrul GünayAnayasa Mahkemesi’nin kararı ile ilgili, “Şuanda, birlik beraberlik içinde olmamız geren bir dönemdeyiz. Karar demokrasi için sağlıklı bir gelişme. Milletimiz, devletimiz ve demokrasi için hayırlı olsun.”Köksal ToptanKarar ciddi bir rahatlama yaratacaktır. Sayın Kılıç bütün partilerin üzerinde uzlaşacağı bir rejim arzusunu göstermiştir. Haşim Kılıç’ın temennilerine katılıyorum. Ahmet TürkToplumsal realiteyi, çağı ve değişimi göz önünde tutan Anayasa Mahkemesi, önemli bir karar verdi. Tabii en önemlisi Sayın Başkanın yaptığı açıklamadır. Parti kapatılmalarına karşı olduğunu, değişimi, dönüşümü, çağdaş dünyayı göz önünde tutarak Parlamentoya, siyasi partilere mesaj verdi ve gerçekten çağdaş değerleri içinde barındıran bir mantık açıklaması ve parti kapatılmasının sona erdirilmesini göz önünde tutarak bir çağrısı oldu. Bence bu çok önemli. Bu AKP’nin yanlışı yok anlamına gelmemelidir. Halkın iradesine sahip çıkma anlamında verilmiş bir karardır, hayırlı olsun. Zeki SezerAnayasa Mahkemesinin kararına saygılı olmak durumundayız. Biz DSP olarak saygılıyız da. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacağına göre DSP, AK Parti’yi siyaseten yenmek için çalışmalarını sürdürecektir. Erkan MumcuBu gibi süreci, sancıları yeniden yaşamamak adına Türkiye demokratikleşmesindeki eksiklikleri mutlaka tamamlamalıdır. AK Parti’ye bir kez daha mağdur edebiyatı yapma fırsatı verilmemiş olması, bir siyasetçi olarak beni memnun etti. İnşallah yaşanılan bu tecrübeden bir şeyler öğrenmiş olarak ve Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda hem tutarlı hem onurlu bir tutum takınmayı karar sonrasında bir ilke haline getirebilirler. Mustafa Özyürekİhtarın ötesinde çoğunluk laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu noktasında birleşmiştir. Önemli olan budur. Daha önceki Anayasa değişikliği yapılmamış olmasaydı şu anda AKP kapatılmış olacaktı. Şu anda nitelikli çoğunluk arandığı için kapatılmıyor. “Türkiye’de parti kapatmak çok kolaylaşmıştır. Onun için bunu zorlaştıralım” diyenler yanılmışlardır. Türkiye’de parti kapatmak çok zorlaşmıştır. Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu çoğunluk kararıyla saptanmış olan bir parti kapatılmamıştır. Ama bundan […]

“Kapatmama” kararı 6 Haziran’da verilmişti!

Alper Görmüş Artık AK Parti’yi kapatmaya gerek yok Başlıkta “hakikaten” diye de eklemeli miydim? Çünkü herhangi bir “sanat” yapmadan söylüyorum; Anayasa Mahkemesi’nin türban kararından sonra buna gerek kalmadı, bence parti kapatılmayacak. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ortaklaşa hazırlayıp TBMM’de kabul ettikleri anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Anayasa Mahkemesi’nde açtığı iptal davasında mahkemeden “iptal” kararı çıktı. Bu sonuç, bilelim ki gönlünden “iptal” geçen çevrelerin bile beklemediği bir sonuçtu. Peki, beklenen neydi? Beklenenle ortaya çıkan arasındaki farkı ve bunun ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek için, karardan önce mahkemenin önünde bulunan seçeneklere bir göz atalım. Birinci seçenek: Mahkeme, anayasanın ilgili maddesinde açıkça belirtildiği gibi (148. madde: “Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler”) konuyu esastan karara bağlama yetkisi olmadığı gerekçesiyle “iptal talebinin reddine” karar verir. (Hatırlayın, raportörün tavsiyesi de bu doğrultudaydı.) İkinci seçenek: Önüne gelen anayasa değişikliği ile anayasanın “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddeleri arasında ilişki kurar ve 148. maddeye aldırmaksızın anayasa değişikliklerini CHP’nin talebi doğrultusunda iptal eder; ki kararla bu seçenek gerçekleşmiş oldu. Üçüncü seçenek: Mahkeme, anayasa değişikliklerini iptal etmez, fakat “yorumlu ret”le bu değişikliklerin hiçbir sonuç doğurmayacağını hükme bağlar, sonuçta başörtüsünün üniversitelerdeki varlığına ilişkin eski uygulama devam eder. “İptal” demek, savaş ilanı demek! Üniversitelerde başörtüsü yasağının devamını isteyenler “gerçekçi”; yasağın kaldırılmasını isteyenler de “kötümser” bir bakışla en güçlü ihtimalin üçüncü ihtimal olduğunda birleşiyorlardı. Bu durumda mahkeme, daha önce aldığı ve “içtihad” haline gelen bir kararına dayanmış olacak, hukuken çok da fazla yıpranmayacaktı.Mahkemenin “iptal” kararı almasının hukuk çerçevesinde savunulması ise imkânsız gibiydi. Özellikle 148. maddenin varlığı bunu mümkün kılmıyordu. Öte yandan, değişiklikleri “Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelerini işaret ederek iptal etmenin türban kararını çok aşan başka bir anlamı vardı. Bu anlam, doğrudan doğruya “egemenliğin kullanımı” ile ilgiliydi. Başta, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Serap Yazıcı olmak […]

AKP 1 oyla “devam” dedi

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Siyasi kriz yaratan ve aylardır Türkiye gündeminden düşmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkındaki kapatma davası 6 ya karşı 5 oyla reddedildi. AKP’nin hazine yardımlarının yarısından mahrum bırakılması kararının da verildiği ve oturumların 3. gününde verilen kararı Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç açıkladı. Kılıç kendisinin red oyu verdiğini açıkladığı basın toplantısında 6 üyenin AKP’nin kapatılması yönünde oy kullandığını, 4 üyenin ise partinin laikliğin karşıtı eylemlerin odağı olduğunu ancak çok tehlikeli boyutta olmadığını belirttiğini söyledi. 71 AKP’li için istenen siyasi yasak kapatma kararı çıkmadığı için gündeme gelmedi. Kapatma kararının çıkması için en az 7 üyenin oyu gerekiyordu. Son 3 günde 30 saat mesai yapan Anayasa Mahkemesi, AKP’nin “kapatılmamasına” ancak son aldığı hazine yardımın kesilmesi suretiyle “ciddi bir ihtar” verilmesine karar verdi. 71 AKP’li için istenen siyasi yasak kapatma kararı çıkmadığı için gündeme gelmedi. AYM Başkanı Kılıç, konuyla ilgili yaptığı basın toplantısında kararın ilgili partiye ‘ciddi bir ihtar’ olduğunu belirterek “İlgili siyasi partinin gerekli mesajı alacağını temenni ediyorum” dedi. AKP hakkında açılan kapatma davasının final gününde (30 Temmuz) Ankara’da siyaset de mola verdi. AYM’nin 11 üyesi 3 gün boyunca Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP’nin kapatılmasıyla ilgili iddianamesini inceledi. Yalçınkaya’nın esas hakkındaki görüşü ve delilleriyle, AKP’nin savunmalarını Ceza Muhakemesi Kanunu ve Siyasi Partiler Yasası’ndaki kriterlere göre değerlendiren AYM üyeleri, zaman zaman yaşanan tartışmaların ardından kapatma istemine ilişkin sunulan bazı delilleri hukuki açısında yeterli saymayarak dosya dışı bıraktı. Geri kalan ve CMK ile Siyasi Partiler Yasası’na (SPY) göre delil niteliğinde olduğunda tereddüt edilmeyenler ise son değerlendirme için ayrıldı. Kılıç’tan sitemkar açıklama Mahkeme heyeti, bu sabahki oturumda delillerle ilgili görüşmeyi tamamladıktan sonra öğlenden sonraki oturumda delilerin partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olup olmadığının göstergesi olup olmadığını tartıştı. Anayasa’nın 69. maddesinde “parti kapatma” kriteri olan “odak olma” hakkındaki tartışmasının ardından da karar aşamasına geçildi. Dava dosyasını görüşen heyet, AKP hakkında “kapatılmasın” kararını belirledikten […]

Tarihi davada söz Anayasa Mahkemesi’nde

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasını görüşmeye bugün (28 Temmuz) başladı. Heyet’in kararını verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdüreceği AKP hakkındaki kapatma davasında süreç, 14 Mart’ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, parti hakkında hazırladığı iddianameyi, Anayasa Mahkemesi’ne sunmasıyla başlamıştı. Başsavcı Yalçınkaya, partinin, “Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla kapatılmasını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 71 kişi hakkında da siyasi yasak talep etmişti. Aralıksız mahkeme Anayasa Mahkemesi üyeleri, bu sabah (28 Temmuz) 09.30’da davayı görüşmek üzere toplandı. Bugünden itibaren aralıksız her gün biraraya gelerek, partinin sözlü ve yazılı savunmaları ile başsavcılığın esas hakkındaki mütalasını değerlendirecek olan heyet, haklarında yasak istenen 71 parti yöneticisi hakkındaki iddiaları da, delilleri ile birlikte görüşecek. Davanın raportörü Osman Can da heyetin, raporla ilgili isteyeceği açıklamaları veya yöneltilebilecek soruları yanıtlamak için müzakereler katılıyor. Tarihi dava öncesinde polis, sabahın erken saatlerinden itibaren Anayasa Mahkemesi çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Anayasa Mahkemesi binası önünde çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu da davayı izledi.Reddi hakim talebi Kapatma davası görüşülmeden önce Anayasa Mahkemesi, davayla ilgili 4 üyeye yönelik “reddi hakim” talebini görüştü ve reddetti. Ömer Özgür Kormaz isimli bir vatandaşın avukatı Mustafa Kemal Turan AKP hakkında açılan kapatma davasında, Anayasa Mahkemesi’nin 4 asıl üyesine ilişkin reddi hâkim talebinde bulundu. Avukat Turan, konuya ilişkin dilekçesini Anayasa Mahkemesi’ne verdikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı olmadığını belirterek, bu konuda şikayette bulunmak üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptıklarını söyledi. AKP’nin kapatılmaması yönünde de tedbir konulması istemiyle AİHM’e başvurduklarını belirten Turan, AİHM’in kapatılmama yönündeki taleplerini reddettiğini, diğer başvuruyu ise görüşülebilir bulduğunu ifade etti. Turan, “Strasburg, davamızı kabul edilebilir bulduğuna göre biz de buraya geldik” dedi. Talep reddedildi AKP hakkında açılan kapatma davasında başkan Haşim Kılıç, Başkanvekili Osman Paksüt ve üyeler Ferruh Kaleli ile Necmi Özler hakkında reddi hakim talebinde […]

Anayasa Mahkemesi hızlı çıktı

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasında, parti adına yapılan sözlü savunmanın ardından Anayasa Mahkemesinden ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulundu. Paksüt, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile TBMM Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın Parti adına yaptığı sözlü savunmanın tutanak heline getirileceğini belirtti. Sözlü savunmanın yazılı bir metin olmadığı için ilaveleri bulunduğunu ve yazılı metnin çok uzun olduğunu söyleyen Paksüt, “Sayın Çiçek, aynen anlatmadı, bazı yerlere ilaveler yaptı. O nedenle tutanak haline getirilmesi biraz zaman alabilir. Kendileri basına da verecektir. Bu konuda bizim söyleyeceğimiz birşey yok” diye konuştu. Sözlü savunmanın davada görevlendirilen raportöre verilmediğini belirten Paksüt, “Raportör, bundan sonra çalışmaya başlayacak. Raportörümüz derhal çalışmaya başlayacak. En kısa zamanda raporunu sunacak. Bir gün vermek mümkün değil. Raportörümüz raporunu sunduktan sonra heyetçe incelemeye başlayacağız. Çok fazla ek ve delil var. Çok esaslı bir inceleme olacak, ama davayı mümkün olan kısa süre içinde sonuçlandırma konusunda bir niyet var” dedi. Gazetecilerin soruları üzerine sözlü savunmanın henüz tutanak haline getirilmediğini yineleyen Paksüt, şöyle konuştu:“Sebebi şu; Sayın Cemil Çiçek’in anlatımları bildiğiniz gibi uzun sürdü. Bu anlatımların içinde, kendisi elinde yazılı metin olduğu halde buradan aynen okumadı, eklemeler yaptı. Birçok değişiklikler var, ama hepsini birden mahkememize sundu. Dolayısıyla hepsi kayda girmiş olacak, dosyalarımıza girmiş olacak ve anlatımlarını destekleyen ekler de verdi. Bunlar da dosyaya girdi. Dolayısıyla raportörümüz bunların hepsini inceleyecek, ondan sonra da raporunu hazırlayacak. Çok kapsamlı bir iş. Fakat en kısa zamanda yapılacak. Gün söyleyemeyeceğim.”

AKP anayasa Mahkemesi’nde “sözlü”deydi

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın sözlü mütalaasının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi de, bugün (3 Temmuz 2008) Anayasa Mahkemesi’ne sözlü savunmasını verdi. Savunmayı yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, AKP’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığını, Başbakan Tayyip Erdoğan ve parti yöneticilerinin beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” savundu. Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kapatma davasındaki gerekçeli kararının örnek gösterildiği ve “Parti kapatma davalarında yeni bir dönemi başlatan içtihat” olarak nitelendiği savunmada, “Anayasa Mahkemesi’nin kararı davayı hukuki yönden çökertmektedir” denildi. Eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklaması, öneri, tüzük, program ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın nedeni sayılamayacağı vurgulanan savunmasında AKP, davanın açıldığı tarihten sonra yapılan beyan ve açıklamaların da delil olarak sunulamayacağının altını çizdi. Yalçınkaya’nın iddiaları kabul edilmedi AKP’nin kapatılması istemesiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada parti sözcüleri dün mahkemeye sözlü savunmalarını sundu. AKP adına sözlü savunmayı Çiçek, Bozdağ’ın dosya desteğiyle yaptı. Öğle arası verilen savunmada, AKP kurmayları bu arada Başbakan Erdoğan ile bir araya gelerek bilgi verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın iddianamesi, yazılı ve sözlü mütalaasındaki suçlamaların kabul edilmediği savunmada, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığı vurgulandı. Başbakan Erdoğan ve parti yöneticilerinin, iddianamede laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna delil olarak gösterilen beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. HAKPAR örneği Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin 3 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan HAKPAR kapatma davasıyla ilgili gerekçeli kararı örnek gösterildi. Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kararı ile “parti kapatma davalarında yeni bir içtihat başlattığı, eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklamaları, öneriler, tüzükler, programlar, projeler ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın sebebi kılınamayacağı” belirtildi. Savunmada, “Esasen Anayasa Mahkemenizin HAKPAR kararı ile kurduğu içtihat davayı hukuki temelden çökertmektedir” denildi. Savunmada, gerekçeli karardaki “Tüzük ve programında ifade edildiği biçimde partinin, Kürt sorunu olarak ele alıp değerlendirdiği soruna, kendine göre çözüm önerileri getirmesi, vatandaşlık temelinde ulus kavramının reddi olarak […]

Yalçınkaya: AKP yakın ve açık tehlike

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Ergenekon operasyonunun sürdüğü saatlerde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkında kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya da, sözlü açıklama yapmak üzere Anayasa Mahkemesi’ndeydi. AKP hakkında açılan kapatma davasında işleyen süreç kapsamında yüksek mahkeme heyeti üyeleri, yaklaşık 2 saat boyunca Yalçınkaya’nın sözlü açıklamalarını dinledi.Açıklamalarında iddianame ve mütelasındaki iddialarını yineleyen Yalçınkaya, AKP’nin temelli kapatılmasını istedi. Başsavcı Yalçınkaya, açıklamalarında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ‘beraat kararını’ onayladığı Fethullah Gülen’e ilişkin kararın sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. Başsavcı beraat kararı ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki iddiaların düştüğü yönündeki görüşlere de karşı çıktı. Gül’de ısrar Demokratik Toplum Partisi (DTP) hakkında açtığı kapatma davasında sadece 30 dakika sözlü açıklama yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi heyetine dün yaklaşık 2 saat boyunca AKP’nin kapatılması yönünde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kamuoyunda “Gülen okulları” olarak bilinen okullara, destek verdiği için hakkında siyasi yasak isteyen Yalçınkaya, bu iddiasını dün de sürdürdü. Yalçınkaya, Fethullah Gülen’in yargılandığı davada beraat etmesinin sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. Yalçınkaya, kapatma davalarının ceza davası olmadığını ve kendisine özgü bir dava olduğunu belirterek, bu nedenle ceza davasında verilen beraat kararının kapatma davasını etkilemeyeceğini savundu. Başsavcı, sözlü açıklamasında, “Gülen’in beraat etmesi dini bir cemaat lideri olduğu gerçeğini değiştirmez” dedi. İddianame güçlendi Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz günlerde üniversitelerde başörtüsü serbestliği getiren düzenlemeyi iptal etmesine de değinen Abdurrahman Yalçınkaya, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma” delilleri arasında gösterdiği bu durumun ortadan kalkmasının iddiasını güçlendirdiğini söyledi. Başsavcı, AKP’nin şeriat düzeni istediğini ileri savunarak bu konuda Venedik Kriterlerinin de uygulanmayacağını da sözlerine ekledi. El Kadıyla ilişkililer Yalçınkaya, sözlü açıklamasında ayrıca, AKP’nin BM Güvenlik Konseyi’nin terör örgütlerine destek verenler listesinde yer alan Suudi işadamı Yasin el Kadı ile ilişkili olduğunu da belirtti. Yalçınkaya, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, “Atatürk devrimleri Türk toplumunda travma yarattı” şeklindeki sözlerine de sözlü savunmasında yer verdi. Ancak Yalçınkaya Fırat’ın bu sözlerini kapatma için ek delil […]

Borsayı düşüren üçlü

Medyakronik Uluslararası borsalardaki düşüşün etkilediği İstanbul Menkul Kıymetler Borsası içeride de Ergenekon ve AKP kapatma davalarından darbe üstüne darbe yiyor. 14 Mart 2008’de piyasaların kapanmasından sonra verilen kapatma davası dilekçesinin hemen öncesinde günü 42 bin 585 puandan kapatan İMKB 100 endeksi, üç buçuk ay sonra 33 bin seviyelerine gelmiş oldu. Böylece kapatma davasının açıldığı günden, Ergenekon davasında yeni toplu gözaltıların yaşandığı bugüne kadar İMKB 100 endeksi 9 bin puan ve yüzde 20 seviyesinde gerileme kaydederek iki yıl önceki seviyesine döndü. Piyasa uzmanlarının büyük bölümü bu gerilemede iç siyasi gelişmelerden çok uluslararası finans piyasalarında yaşanan dalgalanmanın etkili olduğunu belirtiyorlar. Nitekim Kapatma davası dilekçesinin verildiği sıralarda ABD’de ve 17 Mart pazartesi sabahı uzakdoğu piyasalarında ortalama yüzde 4’lük kayıplar yaşanmış ve İMKB’de açılışta yaşanan yaklaşık 3 bin 300 puan ve yüzde 8’lik kayıp daha çok bu gelişmelere bağlanmıştı. Bugünkü Ergenekon operasyonundan sonra da borsada artan satışlar endeksi yüzde 6 aşağı çekti. Endeks 32 bin 800 puana kadar geriledi. Uzmanlar, Avrupa borsalarında yaşanan düşüşün de etkisiyle satışların hızlandığını ancak Ergenekon operasyonunun da düşüşte etkili olduğunu belirtiyorlar. Yılbaşında 55 bin puanın üzerinde olan İMKB endeksinin bugüne kadar olan kaybı da yüzde 40’a ulaştı.

DTP savunmasını verdi

Medyakronik/Anadolu Ajansı Anayasa’nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi” iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) esas hakkındaki savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne sundu. Anayasa’nın 69/6. ve Siyasi Partiler Yasası’nın 101/1-b ve 103/2. maddeleri uyarınca kapatılma istemiyle hakkında kapatma davası açılan DTP savunmasında, “İddianamede yeralan 141 eylemin partinin kapatılmasını gerektirecek nitelikte olmayıp 129’unun ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken olaylar olduğunu” ifade etti. Kürt sorununun çözümü için çalışıyor DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, bağımsız Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, parti avukatları Bayram Bahri Belen ve Fatma Mebuse Tekay, DTP’ye verilen bir aylık ek sürenin son gününde Yüksek Mahkeme’ye savunmalarını bugün (12 Haziran Perşembe) verdi. Gazetecilere açıklama yapan avukat Belen, esas hakkındaki görüşlerine ilişkin savunmalarının 172 sayfadan oluştuğunu belirtti. Belen, savunmanın ayrıntılı olduğunu, DTP’nin yasal, Anayasal, hukuka uygun, demokratik, çağcıl bir parti olduğunu, bu partiyi kapatmanın hukuksal olanaklarının bulunmadığını açıkladıklarını söyledi. DTP’nin hem Meclis’te hem de toplumda “halkın muhalif sesi bir parti olduğunu” savunmalarında ifade ettiklerini bildiren Belen, “DTP’nin Türkiye’nin bütün sorunlarını çözmek için faaliyette bulunduğunu, bu arada Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olan Kürt sorununun çözümü için de çaba sarfettiğini” açıkladıklarını kaydetti. Belen, DTP’nin amaçlarını “demokratik ve barışçıl” yönden dile getirdiğini belirterek, “DTP’nin Türkiye’de akan kanın durması için barışçıl çözüm yollarını arama mücadelesi verdiğini” savunmalarında anlattıklarını ifade etti.Eylemler düşünce özgürlüğü “DTP, şiddetten, silahtan ve kandan yana değildir” diyen Belen, iddianamede yer alan 141 eylemin partinin kapatılması için dayanak gösterildiğini, bu eylemlerden 129 tanesinin “düşünce açıklaması eylemi” olduğunu savundu. Bu tablonun davanın dayanağının sadece ifade ve düşünce özgürlüklerinin kullanılmasından ibaret olduğunu gösterdiğini savunan Belen, iddianamede yer alan eylemlerin soruşturma aşamasındayken iddianamede yer almasının hukuksal olmadığını söyledi. Savunmada “İddianamede ulusal çapta yayın yapan bazı gazetelerin anılan iddialara yönelik yaptığı bazı haberlerin de kaynak olarak gösterildiği, haberlerde yer alan iddiaların hukuksal olarak kanıt […]

Erdoğan: Yanlış milletten döner

Medyakronik/Anadolu Ajansı Başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde türban serbestisi öngören anayasa değişikliğini iptal kararını, bugün ilk kez partisinin Meclis Grubu’nda değerlendirdi. Kararın Anayasa Mahkemesi adına “talihsiz” olduğunu belirterek gerekçesinin açıklanmamasına dikkat çeken Erdoğan, “Bunun altında ne var? Nedir acele? Hangi gerekçeyle anayasa değişikliğinin esastan görüşülerek karara bağlandığı hususu mutlaka açıklanmalı” dedi. Erdoğan’ın TBMM’de yaptığı konuşmadan satırbaşları şöyle: Bir tek CHP farklı konuşuyor Burası TBMM. Millet iradesinin tecelli ettiği çatı. İstiklalimizin sembolü olan bu Meclis hiç bir vesayeti, hiç bir gölgeyi kabul etmedi. Bundan böyle de kabul etmeyecek. Burası milletin evidir. Bu evin 70 milyon sahibi vardır. Bu evde hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın herkesin hukuku savunulur. Milletimizin hukukunu ilelebet koruyacağız. Esen rüzgarlara göre yönümüzü belirlemiyoruz.Ümitleri taze tutmak zorundayız. Milletin sağduyusuna güveniyoruz. Siyasetin alanını daraltmaktan, erkler arası çatışmadan medet umanlar var. Herkes Meclis’in yasama yetkileri daraltılıyor derken, bir tek CHP farklı konuşuluyor. Geçen yıl da 367 kararı öncesinde Yüksek Mahkeme’yi tehdit ediyorlardı. Bugün de hedeflerinde Meclis var. Yasama ve yargı erklerini karşı karşıya getirmek istiyorlar.Korku siyaseti zarar veriyor Bütün demokratik açılımları, korku siyasetiyle durdurma çabası Türkiye’ye ciddi zararlar veriyor. Bu gölge oyunları, bu korku siyaseti, halkımızın ekmeğini, aşını büyütmez, büyütmüyor, ülkemizin itibarını yükseltmez, yükseltmiyor. Böyle korku ve vehimlerden beslenen hiçbir siyaset özgürlüğü, adaleti getirmez, getirmiyor.İdeolojik hukuk yorumlarıyla, TBMM’nin iradesini bloke etmeyi ‘muhalefet’ zannetmek, doğrudan doğruya halkın taleplerine, milli iradeye açıkça tavır almaktır, objektif hukuk kurallarını sabote etmektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel hukuk kaynağı Anayasadır. Her kurum, kişi veya kurul, Anayasa zemininde ve anayasadan aldığı meşruiyet çerçevesinde faaliyette bulunabilir. Anayasaya dayanmayan hiç bir karar anlam taşımayacağı gibi, anayasanın vermediği yetki de kullanılamaz. 148. maddeye göre mahkeme sadece yetki bakımından inceler ve denetler. Türkiye’nin erkler arası çatışmaya tahammülü yoktur.Yanlış milletten döner Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Hukukun üstünlüğünü, anayasanın mutlak bağlayıcılığını, anayasal kurumlarımızı tartışmaya açacak işlerden herkes kaçınmalıdır. Kimse bundan fayda ummasın. Türkiye’yi derhal, […]

Dış basında türban kararı

Medyakronikinfo@medyakronik.comFinancial Times:“Türkiye’nin laik sistem dün sosyal olarak muhafazakar hükümete karşı önemli bir muharebe kazandı” diye yazdı. Kararın “Felç edici siyasi krizi uzatacağını savunan gazete, “Karar, geniş ve belirsiz etkileri nedeniyle finansal piyasalarda daha çok karmaşa yaratabilir” değerlendirmesini yaptı.New York Times: Kararla, Anayasa Mahkemesinin AKP’ye “incitici bir tokat” attığı belirtildi. Türkiye’nin siyasi sisteminin kuşaklardır darbelerle ve yargı kararlarıyla seçilmiş hükümetlerin işine karışan laik bir elit tarafından kontrol edildiğini kaydedilen haberde AKP’nin Türkiye tarihinde bu gücü kırmak için en ileriye gidebilen bir siyasi parti olduğu belirtildi. Washington Post: Haberde, “Türk mahkemesi üniversitelerde başörtüsünün laikliği çiğnediğine hükmetti. Karar, ülkenin İslami hükümeti ile laik kurumları arasındaki ayrılığı derinleştirdi” denildi.Die Zeit:Haberi, “Türk Anayasa Mahkemesi türban yasağını yeniden yürürlüğe soktu. Böylece iktidar partisi AKP’nin de kaderini tayin etti” şeklinde okurlarına duyurdu. The Guardian: Anayasa Mahkemesinin “siyasi olarak tartışmalı bir yasayı iptal ettiğine, AKP konusunda korkuların olduğuna dikkat çekerek, “Karar Türkiye’nin geleceği için önemli etkileri var” dedi. Gazete, kararın AKP için “terslik” oluşturduğunu da yazdı. BBC: “Bazılarınca, türban yasağı İslam’ı devlet etkinliklerinin haricinde tutmanın bir sembolü olarak laik devletin en temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Ordu, mahkemeler ve üniversitelerden oluşan laik kuruluşlar yasağın reforma uğramasına muhalefet ediyorlar” dedi. El Cezire:Kararın AKP hükümeti için “yenilgi” olduğu belirtilerek, “Bireysel haklarda sıkı bir düzenlemeye yol açan 1980 askeri darbesinden bu yana çoğunluğu Müslüman olan ama laik bir yapıya sahip Türkiye’de türban yasağını kaldırmak dini konularda yapılan en önemli hamlelerden biri” yorumu yapıldı. The Times: Mahkemenin kararını AKP için “tehdit” olarak yorumlarken, “AK Parti Türkiye’nin saygın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk laik prensiplerine bağlı kaldığı konusundaki protestolara rağmen, gizli bir İslami gündeme sahip olduğu konusunda yönetici elit ve dine ihtiyatlı yaklaşan kentli halkın korkularını yatıştıramadı” dedi. Le Monde:Anayasa Mahkemesi’nin kararı için “Adalet ve Kalkınma Partisi için ciddi bir tersliktir” dedi. Gazete, “Anayasa Mahkemesi kararı, AKP için en kötü senaryo” ifadesini de kullandı. […]

Artık AKP’yi kapatmaya gerek yok

Alper Görmüş Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ortaklaşa hazırlayıp TBMM’de kabul ettikleri anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Anayasa Mahkemesi’nde açtığı iptal davasında mahkemeden “iptal” kararı çıktı. Bu sonuç, bilelim ki gönlünden “iptal” geçen çevrelerin bile beklemediği bir sonuçtu. Peki, beklenen neydi? Beklenenle ortaya çıkan arasındaki farkı ve bunun ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek için, karardan önce mahkemenin önünde bulunan seçeneklere bir göz atalım. Birinci seçenek: Mahkeme, anayasanın ilgili maddesinde açıkça belirtildiği gibi (148. madde: “Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler”) konuyu esastan karara bağlama yetkisi olmadığı gerekçesiyle “iptal talebinin reddine” karar verir. (Hatırlayın, raportörün tavsiyesi de bu doğrultudaydı.) İkinci seçenek: Önüne gelen anayasa değişikliği ile anayasanın “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddeleri arasında ilişki kurar ve 148. maddeye aldırmaksızın anayasa değişikliklerini CHP’nin talebi doğrultusunda iptal eder; ki kararla bu seçenek gerçekleşmiş oldu. Üçüncü seçenek: Mahkeme, anayasa değişikliklerini iptal etmez, fakat “yorumlu ret”le bu değişikliklerin hiçbir sonuç doğurmayacağını hükme bağlar, sonuçta başörtüsünün üniversitelerdeki varlığına ilişkin eski uygulama devam eder. “İptal” demek, savaş ilanı demek!Üniversitelerde başörtüsü yasağının devamını isteyenler “gerçekçi”; yasağın kaldırılmasını isteyenler de “kötümser” bir bakışla en güçlü ihtimalin üçüncü ihtimal olduğunda birleşiyorlardı. Bu durumda mahkeme, daha önce aldığı ve “içtihad” haline gelen bir kararına dayanmış olacak, hukuken çok da fazla yıpranmayacaktı.Mahkemenin “iptal” kararı almasının hukuk çerçevesinde savunulması ise imkânsız gibiydi. Özellikle 148. maddenin varlığı bunu mümkün kılmıyordu. Öte yandan, değişiklikleri “Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelerini işaret ederek iptal etmenin türban kararını çok aşan başka bir anlamı vardı. Bu anlam, doğrudan doğruya “egemenliğin kullanımı” ile ilgiliydi. Başta, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Serap Yazıcı olmak üzere bu yolda görüş beyan edenler, bu görüşlerini (mealen) şöyle temellendiriyorlardı:“Anayasanın sözü edilen maddelerinde devletin temel kuralları sıralanırken sadece ‘laiklik’ sayılmıyor, ‘demokratik, sosyal ve hukuk devleti’ niteliklerine de işaret ediliyor. Bu […]

“Meclis’in yasa değiştirme yetkisi ortadan kalktı”

Medyakronikinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde başörtüsü serbestisi getirecek anayasa değişikliğini iptal etmesi, siyasi ve hukuki açıdan tartışma yarattı. Bu karar uyarınca, TBMM’nin anayasa değişikliği yapma yetkisinin kalktığı yorumu yapıldı. Profesör Ergün Özbudun: “Anayasal ilkeler aşıldı” Çok tartışılacak bu iptal kararı Anayasa Mahkemesi üzerindeki tartışmalara yeni boyutlar katacaktır. Anayasa Mahkemesi, yasama organının değil kurucu organın yerine geçen bir karar aldı ve anayasal ilkelerini aştı. Onun kapsamadığı bir inceleme yaptı ve esas incelemesi yaptı. Şekil incelemesi değil apaçık bir esas incelemesidir. Anayasa Mahkemesi, anayasanın kendisine yasakladığı bir yetkiyi kullanmıştır, ancak yetki gaspı olarak ifade edebilirim. Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla yasama organının yerine geçmiştir. Bundan sonra Anayasa Mahkemesi onayı olmadan hiçbir anayasa değişikliği yapılamaz. 2. maddede sayılan cumhuriyetin nitelikleri yoruma açık ve o kadar geniş ki bunlarla ilişkisi kurulamayacak bir anayasa değişikliği tasavvur etmek güç. Her değişikliği bunlardan biriyle ilişki kurabilirsiniz. Bundan sonra TBMM’nin anayasayı değiştirme iktidarı yoktur, bu iktidar anayasa mahkemesine tevdi edilmiştir. Batı da bunun örneği var mı bilmiyorum, bilen varsa bize de göstersin memnun oluruz. Bugün bu kararı alanlar AKP hakkındaki kapatma davasında da karar verecek kişilerdir. Böylece nasıl bir fikri yapıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu karardan sonra parti kapatma yönünde karar çıkarsa bu beni şaşırtmaz. Doçent Doktor Serap Yazıcı: “Yetki aşıldı” Anayasa Mahkemesi yetkisi olmayan bir alanda karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ya iptal karar verebilir ya da iptalin reddi kararını verebilir. Ancak bugün kendi yetkisini aşarak başka bir karar vermiştir. Profesör Ersin Kalaycıoğlu: “Mahkeme siyasetin içinde” Anayasa Mahkemesi siyasetin içindedir. Anayasa Mahkemesi türbanı laiklikle kolay kolay ayrışmayacak bir hale getirmiştir. Siyasette çok derinlere inecek bir süreç başlamıştır. AİHM konuyla ilgili karar vermiştir. Ancak bu olay hukuken sona gelinmiş midir, bu konuda bir şey diyemem. Türbanın çözümü hukuki değildir. Bulunabilirse siyasi bir çözümdür. Ancak bugün gelinen noktada nasıl çözüm bulunacaktır bilinmez. Hukuki anlamdaki gelinen durum siyasi anlamda nasıl cereyan edecektir […]

Başsavcılık, AKP kapatma davasına dair mütaalasını verdi

Anadolu Ajansı AKP’nin sunduğu ön savunmanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesinin ardından 1 ay içinde esas hakkındaki görüşünü sunması gereken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, yasal sürenin son gününde esas hakkındaki görüşünü yüksek mahkemeye bildirdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşü AKP’ye gönderilecek, AKP de 1 ay içinde esas hakkındaki savunmasını yapacak. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama, AKP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün bu aşamalarda istenebilecek ek süre taleplerini Anayasa Mahkemesi değerlendirecek. En az 7 oy gerekli Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı AKP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç toplantı günü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. AKP hakkındaki kapatma davasını 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması durumunda 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak. Anayasa’ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7’sinin oyu gerekecek.

Türkiye’nin etik ufku ve AKP

Halil Nalçaoğlu Türkiye’de kim demokrasi lafını ağzına almaya kalksa tacize uğramaya başladı. Sanırım bu durum demokrasi kelimesinin basit bir siyasî meşrulaştırıcı unsura indirgenmesinden kaynaklanıyor; eğer cumhuriyet gibi başka değerlerle girdiği asimetrik ilişkiden söz edilmiyorsa. Her iki seçenek de çok kötü ve demokratik değil! Cumhuriyet söz konusu ise demokrasinin teferruat olması sözde-seçeneği, malum, CHP çizgisini anlatıyor. Her bulduğu çatlaktan muhafazakâr toplumsal yaşam propagandası sızdıran ve siyasal İslâm kazanımları elde etmeye çabalayan AKP ise demokrasiyi “yüzde kırk yedi” sloganı ile özdeş kılmış durumda. Demokratlık önemli ölçüde şeklî bir seçenek. Sayılar bu anlamda önemli. Ancak, toplumda demokrasi denildiği zaman ne anlaşıldığı ve demokratik tutumların nasıl oluştuğu önemli. Bu bağlamda MHP’nin bu şekle ne kadar yakın durduğunu anlamak için her Salı günü grup toplantılarında konuşan MHP liderinin üslubuna bakmak yeterli. Bu üslubu geçenlerde bir otomobilin arka camında gördüğüm ve kan misali aşağı doğru aktığı izlenimi veren, kırmızı harflerle yazılmış şu cümle çok iyi anlatıyor: “Herkes haddini bilecek!” İşte böyle bir parlamenter güç dengesi içinde demokrasiden söz ediyoruz. Ben bir tür şantajla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Bu şantaj, ironik biçimde, İslâmî ve muhafazakâr bir toplumsal yaşamdan uzaklaşılırsa demokrasinin tehlikeye gireceğini söylüyor. Benzer biçimde, bu toplumun fazla demokratikleşmeyi kaldırmayacağını düşünenler var. Sorulması gereken soru, bu seçeneklerin gerçekten de karşılarına koyulan alternatiflere yol açıp açmayacağı olmalı. Şantajdan kurtulmanın tek yolu, tehdidin ödenecek bedele değmeyeceğini, sunulan seçeneklerin gerçek seçenekler olmadığını görmek. Kendini AKP çizgisi dışında konumlayan pek çok kişinin AKP’nin yasalaştırdığı demokratik açılımları desteklediğini biliyoruz. Ancak ikinci kez seçildikten sonra AKP, belki de oy oranında sağladığı artıştan cesaret bularak, bir dizi ilginç söylem geliştirmeye başladı ve yine büyük yurttaş gruplarını yadırgatan uygulamalar başlattı. Bunlara “uygulamamalar” da dahil ve bu kategoriye AB’ye uyum yasaları giriyor. Bu yazıda AKP’nin kendini içine soktuğu bu açmazı ve bir şantaj olarak demokratikleşmenin nasıl kullanıldığını irdelemeye çalışacağım. Başbakanın şu meşhur “bir cümle bu işi […]

Erdoğan: “Varlığım Türk varlığına armağan olsun?”

Alper Görmüşagormus@medyakronik.com Aslında “olaylar”ı, Milliyet’ten Fikret Bila’nın, “adının açıklanmasını istemeyen çok önemli bakan”la gerçekleştirdiği söyleşiden başlatacaktım, fakat internette dolaşırken Mehmet Ali Birand’ın bu söyleşiden önceki bir tarihte kaleme aldığı satırları okuyunca vazgeçtim. Cemil Çiçek olduğuna dair neredeyse fikir birliği oluşmuş “adını açıklamak istemeyen bakan”ın “Söylensin, ne yapmamız isteniyor, bilelim ki biz de ona göre davranalım” yollu açıklaması, sanki Birand’ın o yazısından yola çıkılarak yapılmış gibiydi çünkü. Şöyleydi Birand’ın satırları (Posta, 18 Nisan): “AKP, türban adımını atarak Ulusalcıları tahrik etti. Yani ilk eşik aşılmış oldu. Şimdi Ulusalcılar tüm nükleer silahlarını AKP’ye yöneltmiş durumda.AKP türban konusunda geri adım atmadığı veya örneğin, bazı bakanlarını değiştirerek, kamuoyundaki bilinen kuşku ve kaygıları gidermek için bir iyiniyet gösterisinde bulunmadığı, başka bir deyişle, atacağı adımlar konusunda kesin kararlı, geri dönme niyetinde olmadığını gösterirse, Ulusalcılar nükleer füzelerini ateşleyecekler. (…) AKP tutum değiştirmezse, Türkiye’yi imha stratejisi devreye sokulacak ve düğmeye basılacak.” Ne kadar ilginç! Söz konusu bakan da zaten tam bu iki noktada “bir şeyler” yapmaya hazır olduklarını açıklamıştı kamuoyuna… Yani, “Türbanın ilk ve orta öğretim kurumlarında kullanılamayacağına ilişkin güvence verilmesi” ve “bazı bakanların, özellikle de Milli Eğitim Bakanı’nın değiştirilmesinin düşünülebileceği…”Bakana göre, AK Parti’nin kapatılmasının önüne geçebilmek için başka neler yapılabileceğini de konuşmaya hazırdı parti. Hayır, kendisi için bir şey istemiyordu AK Parti, sadece, partinin kapatılması durumunda ülkenin ekonomik krize girmesinden ve “Güneydoğu’nun kaybedilmesinden” korkuyordu. Hükümet içinden doğrudan bilgi alabildiği bilinen gazeteci Fehmi Koru’nun sözleri, bu çıkışın tahmin edilenden çok daha ciddi, üzerinde düşünülmüş bir çıkış olduğunu gösterir nitelikteydi: “Bu açıklamanın bir ‘deneme balonu’ olarak Ak Parti içerisinde üstlenilen bir görev gereği yapılıp yapılmadığını merak ediyorsunuzdur sanıyorum. Doğrusu ben de meraklardayım. Öyle ya, hükümette çok etkili bir koltukta oturan bakan böylesine bir çıkışı partisinin yönetimine haber vermeden yapmış olabilir mi? Bana sanki yapamazmış gibi geliyor. Haberleri olmasaydı Başbakan Tayyip Erdoğan veya onun adına konuşabilecek bir parti yetkilisi, mesela Dengir […]

Barroso: “Türkiye düşünce özgürlüğünü kısıtlarsa AB’ye üye olamaz”

Duygu Ertürk Başbakan Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ziyaretinin ikinci ayağında bugün İstanbul’daydı. Sabah saatlerinde kente gelen Barroso, öğleden sonra Fener Rum Patriği Barthalomeos ile görüştü. Müteakiben, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santralistanbul Kampusu’nda düzenlenen “Küresel Sorunlar Platformu” konferansının konuğu oldu. Konuşmasının başında küresel sorunlara küresel cevaplar bulma gerekliliğinin altını çizen Barroso, iklim değişikliği, güvenlik sorunları ve uluslararası terör gibi meselelerin üstesinden beraberce gelerek sadece Avrupa’da değil, tüm dünyada fark yaratmayı amaçladıklarını belirtti. Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesiyle ilgili değişiklik öngören yasa tasarısını olumlu karşıladığını belirten Barroso, anayasada bulunan, özgürlükleri kısıtlamaya yönelik diğer maddeler için de aynı hassasiyeti göstereceklerini, onları ilgilendirenin yasanın numarası değil, içeriği olduğunu aktardı. “Tek bir maddede ısrarcı değiliz. Temel prensip, şiddeti teşvik etmediği ve hakaret içermediği sürece fikir beyan etmek asla suç olmamalı. Bu özgürlük kısıtlanırsa, Türkiye AB’ye üye olamaz” dedi.Söylediklerim medyada çarpıtıldı Türkiye ziyaretinin AKP’nin kapatılma davasıyla kesişmesinin, partiye destek amaçlı olup olmadığı sorusu üzerine, “Doğru değil. Bunu öngöremezdim. Bu daveti Erdoğan’dan beş, altı ay önce almıştım. Yoğunluk nedeniyle fırsat bulunamadı” diyen Barroso, Başbakan’la ve iktidar partisiyle iyi ilişkiler kurmaya özen gösterdiklerini, ama AB’nin Türkiye’deki her partiye eşit mesafede durduğunu ekledi. Kapatma davasıyla ilgili yorum yapmaktan kaçınan Barroso: “Ben bir hukukçuyum. Dava sürecinde konuşmak istemem. Zaten, bu konuda söylemediğim sözler bana atfedildi, söylediklerim medyada çarpıtılarak yer aldı” dedi. Barroso, müzakere sürecinde AB’nin Türkiye’nin iç işlerine karışmasının, Türkiye AB’ye kendi rızasıyla üyelik başvurusunda bulunduğu için çok normal olduğunu vurguladı. AB’nin Türkiye’nin salatalık standartlarına müdahale edip yüzde 10’luk barajı dayatan parlamenter sisteme neden müdahale etmediği sorusuna cevap vermekte zorlandığı gözlenen Barroso: “Delegasyonumuz bunu not etti, ama yüzde 10’luk barajı halletmek zor bir mesele. Baraj derecesi, Avrupa’da da halen tartışma konusu” demekle yetindi. Nüfusun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede demokrasi olmasının tüm dünyaya örnek teşkil edeceğini söyleyen Barroso, bunun yabancı düşmanlığından arınmış, […]

“Demokratik misak”a ihtiyacımız var!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın iddianamesinin Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından yaşanan gelişmeler, merhum İdris Küçükömer’in yıllar önce ortaya attığı “demokratik misak” kavramını bir kez daha gündeme getirdi.