Etiket otomobil

F1’de az parayla saadet olacak mı?

FIA (Uluslararası otomobil fedarasyonu) 2009 yılı içinde bazı yeni kuralların alındığını ve bu kuralların 2010 sezonunda uygulacağını açıkladı. Formula 1 için alınan yeni kurallar ile birlikte, Luca Di Montezemola başkanlığındaki Ferrari takımının yönetim kurulu, 12 Mayıs tarihinde yaptığı toplantı sonrasında 2010 sezonunda uygulanacak olan kuralların dayatma olduğunu ve bu kuralların uygulanması halinde 2010 sezonunda Formula 1’e katılmayacaklarını açıkladı. Yapılan açıklamada, “2010 yılında teknik kurallar ve ekonomik parametrel kuraldan öte dayatmadır. Alınan kararların bir çoğu takımlara danışılmadan alınan kararlardır. Bu durum değişmediği takdirde, şampiyonanın başladığı 1950 tarihinden bu yana kesintisiz olarak yarışlara katılan tek takım olan Ferrari önümüzdeki sezondan başlayarak, şampiyonaya araçlarını dahil etmeyecek” açıklamasında bulundu.4 takım çekildiğini açıkladı Yıllık 40 milyon sterlinlik bütçe sınırlaması üzerinden doğan yeni kuralların açıklanması ile birlikte yarışlardan çekileceğini açıklayan takım sayısı 4 oldu, daha önce Red Bull ve Toyota yeni kurallar yüzünden yarışlardan çekileceğini açıklamıştı Son olarak 13 Mayıs’da Renault’da bu kervana katılan takımlardan oldu. Yıllık bütçeleri 400 milyon doları aşan Ferrari, Toyota, Renault gibi takımların bu kurallar karşısında ne yapacağı şimdilik merak konusu. Formula 1’e olan ilginin giderek azaldığı bir dönemde takımların bu tarz açıklamalarda bulunması veya yarışlardan çekilmesi durumunda Formula 1’in geleceği tartışma konusu olacağa benziyor. Ferrari 2008 Ekim ayında da “Tek tip motor” kuralına karşı çıkmış ve yarışlardan çekilme kararı almıştı. Bunun üzerine açıklama yapan FIA, “Formula 1 ferrari olmadan da ayakta kalabilir” ifadesini kullandı. 2008 yılının Ekim ayında gerçekleşen bu restleşmeden sonra 4 takımın birden çekilme kararı karşısında FIA’nın yapacağı açıklama merakla bekleniyor.Bütçe sınırı ortalığı karıştırdı Takımların en çok karşı çıktıkları kuralların başında “40 milyon sterlinlik bütçe sınırlaması” kuralı geliyor. Bu kural gereğince Formula 1’de isteyen takım bütçesini 40 milyon sterlin ile sınırlayacak. İsteyen takımların da sınırsız bütçe ile yarışacağı kurala göre bütçesini sınırlayan takımlar teknik ve teknolojik olarak diğer takımlara göre daha fazla imtiyaza sahip olacak. Yeni kurallar şöyle: * […]

En hızlı ve en gizli

BBC’de (British Broadcasting Corporation) 1977’den beri yayınlanan “Top Gear” (‘en üst vites’ olarak çevrilebilir) isimli otomobil programı, bu İngiliz kanalının klasikleri arasında yer alıyor. Program sadece sıra dışı araç testleriyle değil, yaratıcı sunumları ve konularıyla hatırı sayılır sayıda bir kitle tarafından takip ediliyor. Örneğin pilot-sunuculardan biri, ünlü bir psikiyatr tarafından hipnotize ediliyor ve sıradan bir aracın, dünyanın en hızlı aracı olduğuna inandırılıyor. Ve pilot o araçla, üst sınıf hız araçlarıyla yarıştırılıyor. Bir otomobile jet motoru yerleştirilip kayak rampasından fırlatılabiliyor. Ya da 450 beygir gücünde bir Aston Martin, Londra’dan Monaco’ya giden bir trene karşı zaman mücadelesine giriyor. Sadece İngiltere’de sekiz milyon düzenli seyircisi bulunan Top Gear’ı dünyada 350 milyon kişinin izlediği sanılıyor. Programda “işin doğası gereği” talihsizler de yaşanıyor. Örneğin geçtiğimiz sezon sunuculardan Richard Hammond’ın jet motoru takılmış bir araçla saatte 464 kilometre hız yaparken geçirdiği kaza hafızalardan silinmiyor. Hammond, birkaç hafta sonra programa geri dönmüştü. Geçirdiği kaza ise pist üzerinde gerçekleşmiş en hızlı kaza olarak tarihe geçti. Richard Hammond programın daimi dört pilot-sunucusundan biri. Bu çok izlenen haftalık programın diğer üç sunucusu ise Jeremy Clarkson, James May ve “The Stig” takma isimli pilot. İşte, kamera önünde kaskını hiç çıkarmayan ve gerçek ismi açıklanmayan bu dördüncü sunucunun kim olduğu programın milyonlarca izleyicisinin en merak ettiği şey. “The Stig” Top Gear’a, programın formatının değiştiği 2002’de dahil oldu. Programın aynı zamanda yapımcısı da olan Jeremy Clarkson bu gizemli karakteri o yıl “İsmini bilmiyoruz, ismini gerçekten bilmiyoruz ve kimse de bilmiyor. Öğrenmek de istemiyoruz çünkü o bir yarış pilotu” sözleriyle seyirciyle tanıştırmış ve işini “dışarı çıkıp hızlı araba kullanmak” olarak tanımlamıştı. Bu ilk Stig, programın üçüncü sezonunda bir test sürüşü sırasında denize düşürülerek “öldürüldü”. Siyah kask ve elbiseli gizli pilot böylece, 2005’te beyazıyla yer değiştirdi. Program şu anda “Beyaz Stig”le devam ediyor. “Ask” arama motorunun istatistiklerine göre Stig, bu arama motorunda arama yapılan isimler […]

Süper Türk Canavarı STC-16

Türkiye otomotiv endüstrisinin efsanesi ve seri üretilen ilk aracı Anadol’un öyküsünü anlatan “Huzurlarınızda Spor Anadol” adlı kitabın yazarları Aydın Demirer ve Özgür Aydoğan geçtiğimiz günlerde Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencileriyle birlikteydi. Anadol STC-16’nın tasarımcısı Eralp Noyan, mühendisleri Kadri Nişel ve Zeki Diker’ın de konuk olarak katıldığı derste, aynı ekibin otomotiv sektörüyle ilgili yeni bir kitabın hazırlığı içinde olduğunu öğrendik. Anadol STC-16, nam-ı diğer Spor Anadol, Türkiye’de tasarlanan ve seri olarak üretilen ilk Türk spor otomobili. 1973 – 1975 yılları arasında yalnızca 176 adet üretilmiş. Bugün yaklaşık 20 adet orijinal STC-16 bulunmasına rağmen, bir fenomen olarak kabul edilen aracın yüzlerce fanatiği var. Peki yalnızca 176 tane üretilen STC-16’nın bugünkü önemi ve değeri nereden geliyor? Sürüş dinamiği ve güvenliği konularında dünyanın sayılı uzmanlarından olan Murat Okçuoğlu, yüzlerce STC-16 fanatiğinden sadece biri. 1978 Hitit Rallisi ve 1981 Günaydın Rallisi’ne STC-16’sı ile katılmış. STC-16 onun için özgürlük, performans, ralli ve yarışı ifade ediyor. 1972-73 yıllarında gazetelerde çıkan haberlerle başlamış bu tutku. “İlk binme ve gazlama tecrübem, rallici Bülent Aloğlu’nun STC ’si ile Kocaeli rallisine hakem olarak giderek oldu. Hemen ardından da ilk STC-16’ımı 1976’da, lise 2. Sınıftayken aldım. Tam delikanlılık heyecanı. O günden beri aynı heyecanı duymaya devam ediyorum.” diyen Okçuoğlu, 1973’de üretilen STC’nin o dönem için oldukça iyi bir otomobil olduğunu, kalite ve performans olarak, özellikle İngiliz spor otomobillerinden geri kalmadığını belirtiyor. Bir diğer STC-16 fanatiği ise, Klasik Otomobil Kulübü Kurucu Başkanı Ahmet Ongun. O, iş hayatı dışında kalan zamanını otomobillere adamış bir mühendis. Üretildiği tarihten beri STC-16 tutkunu. İlk STC-16’yı, yakın dostu rallici Erdal Tokcan’ın arabası olarak 1975 senesinde kullanmış. “STC-16’nın beni en çok etkileyen özelliği, o zaman için çok kuvvetli olan 1600cc’lik motoru ve tasarımıdır. 1972 senesinde Türkiye’nin ne yaratabildiğini ortaya koyan önemli bir örnektir” diyor. Okçuoğlu’na göre, STC-16 kendine has bir otomobil. Bu sebeple kimi iyi, kimi kötü birçok özellik […]

Önce parayı görelim!

Derleme. Uğur Orakçı Almanya Stuttgart’taki Daimler Chrysler firmasının bir parçası Maybach-Motorenbau GmbH veya bilinen adıyla Maybach tarafından Mayıs 2005’te üretilen konsept coupe modeli olan Maybach Exelero, gelen yoğun talep üzerine satışa sunuldu. Batman’in filmlerinde kullandığı aracı Batmobile’ in gerçeği olacak kadar güçlü ve heybetli görünüşe sahip. alışılagelmiş süper otomobillerden çok farklı bir estetiğe sahip olan Exelero, dış görünüşüyle sürat teknelerini andırıyor. Otomobilin iç tasarımında 4 kapılı Maybach modellerinden esinlenilmiş, dış tasarımda da hafif bir Mercedes SLR etkisi görmek mümkün. 5 noktadan bağlantılı emniyet kemerlerine sahip, yarış koltuklarıyla donatılmış olan otomobilin vites konsolunda vites kolundan başka bir şey “görünmüyor… “ 5.9 metrelik spor araba… Aracın boyutları aslında bir spor otomobilden çok limuzini andırıyor. 5899 mm uzunluğu, 2140 mm genişliği ve 1390 mm yüksekliğe sahip otomobilin en etkileyici yeri olan motoru 5.9 litre hacimli ve çift turbo beslemeye sahip bir V12. Bu motor tam 700 beygir –yanlış okumadınız yazıyla; yediyüz beygir- güç ve 1020 nm tork üretiyor, aracın 2 bin 660 kg’lik inanılmaz ağırlığıyla rahatlıkla başedebilen motor, otomobili 4.4 saniyede 0’dan saatte 100 kilometre sürate ulaştırırken maksimum hızının 351 km/s olmasını sağlıyor. Önde 376 mm, arkada 355 mm çaplı karbon seramik fren diskleriyle donatılmış olan otomobilde 8 ve 4 pistonlu kaliperler ve 23 inç çaplı jantlar görev yapıyor. Aracı yolda tutmak için de Fulda firmasının sadece bu araç için ürettiği özel yapım lastikler kullanılıyor. Müşteriler gizli tutuluyor… Firma yetkilileri otomobile olan talepten memnun fakat aracın fiyatı ve müşterileri konusunda herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınıyorlar. Firmanın uyguladığı gizlilik politikasının müşterileri koruma amaçlı olduğu belirtiliyor. Sadece aracı almaya karar veren kişilere fiyat bilgisi veriliyor.Randevu ile satış ofisine davet edilen alıcı, aracın rengine ve aksesuvarlarına, koltuklarda kullanılacak dikişlerin renginden, döşemede kullanılacak derinin kalitesine kadar her şeyi burada seçiyor. Testlerden geçemezse geri dönüşüme yollanıyor… Üretim süresi yaklaşık 8 ay olan otomobilin tamamen el yapımı olduğu ve […]

F1 saatte 300 kilometreyle İstanbul’a yaklaşıyor

Özgecan Okay Motor sporlarının en büyük organizasyonu Formula 1’e dördüncü kez ev sahipliği yapıyoruz. Grand Prix’nin koşulduğu İstanbul Park, yaklaşık dokuz ay süren maratonun en zorlu virajlarından. Bundan önceki üç yılda, pilotların performanslarını etkileyen kavurucu Ağustos sıcağında yapılan yarış bu kez 9-11 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek. Elektronik çekiş sistemlerinin yasaklanmasının da Türkiye Grand Prix’sinin keyfini artıracağı düşünülüyor. Üç yılda iki birinci Dünyanın en çok izlenen spor olayları arasında yer alan Formula 1’de, İstanbul Park’ta damalı bayrağı ilk kimin göreceği konusunda, şimdiden büyük bahisler var. Türkiye’deki son iki yarışı Ferrari’nin Brezilyalı pilotu Felipe Massa kazanmıştı. Türkiye’de ilk kez 2005’te yapılan Grand Prix’in ilk galibi ise, geçen yılın şampiyonu Finli Kimi Raikkonen olmuştu. Raikkonen o yıl, McLaren Mercedes formasıyla yarışıyordu. Michael Schumacher’in ayrılmasıyla, 2006’den itibaren Ferrari’nin birinci pilotu oldu. İstanbul Park: Zorlu ve heyecan verici İstanbul Park, pist. tribün ve tesislerle toplam 2 milyon 215 bin metrekarelik bir alanı kaplıyor. Piste verilen ilk isim “İstanbul Speed Park” idi. Ancak ismin Türkçe olması gerektiğine yönelik tepkiler üzerine İstanbul Park’a çevrildi. Pilotları ürküten bir piste sahip İstanbul Park. Sporu bırakan efsanevi Alman pilot Michael Schumacher “Bu heyecan verici pist, sadece saat yönünün tersine koşulması değil, bazı bölümlerde yer alan eğimlerindeki değişimlerle de olağandışı ve heyecan verici” sözleriyle anlatmıştı. Bununla birlikte dönemeçlerin oldukça dengeli olduğunu ifade eden Schumacher, İstanbul Park’ın güvenli bir pist olduğunu belirtmişti. 2006 ve 2007 dünya şampiyonu İspanyol pilot Fernando Alonso ise birçok yavaş dönüş bulunduğunu, bunların da çıkışta lastikleri çok yorduğunu ifade etmişti. 8. viraj! Toplam uzunluğu 5 bin 378 metre olan pistte altı sağa, sekizi de sola olmak üzere toplam 14 dönemeç (viraj) yer alıyor. Saat yönünün tersine koşulacak biçimde tasarlanan pist, 124 bin lastik bariyerle çevreleniyor. Pilotların en çok zorlandığı ve yarışseverlerin bu nedenle dikkatle izlediği 8. viraj, pistin en kritik yeri. F 1 meraklıları forumlarda, dünyadaki diğer pistlerde olduğu […]

Bir litre suyla arabanız yıkanır!

Ceren İnançcinanc@medyakronik.com Ömer Oktay babasıyla birlikte ithalat işi yapıyormuş. Fakat babasıyla iş konularında bir türlü anlaşamıyorlarmış. Sonunda tek başına bir iş kurmaya karar vermiş. Tamam, artık tek başına yapacakmış ama yaptığı iş acaba ne olacakmış? Bu zor soru kafasını epey bir oyalamış. Bir ay düşünmüş. Eline feneri alıp, Türkiye’de olmayan yeni bir fikir aramaya başlamış. Bu arada küresel ısınma ve dolayısıyla su sıkıntısı da kafasına takılan bir diğer dertmiş. Sonunda iki sorunu birleştirdiğinde patikadan ana yola çıkmış. İnternette Koreli Yan Kin’in 1998’deki bir buluşuna rastlamış: Buharlı oto yıkama sistemi. Oktay araştırdıkça bu sistemin ABD, Fransa, Macaristan, Yunanistan ve Suudi Arabistan gibi birçok ülkede kullanıldığını ve giderek yaygınlaşmakta olduğunu görmüş. Fakat her nasılsa henüz bu işi Türkiye’de yapan tek bir insan yokmuş. Buharlı oto yıkama sistemi, bilirkişiler tarafından “mükemmel bir icat” olarak gösteriliyor. Çünkü diğer sistemler bir sedan arabayı yıkamak için ortalama 160–180 litre su harcarken, bu yeni sistemde sadece bir ile 2,5 litre arasında su kullanılıyor. Üstelik kalkıp arabanızı bir yere götürmeniz gerekmiyor. İşlemi yapan, bir sandık büyüklüğündeki alet, arabaların ayağına götürülüyor. Bir telefon açıp, randevu almak ve adres vermek yeterli. Araba yıkatmanın bedeli ise, arabanın büyüklüğüne göre, 20–25 YTL. Buharlı oto yıkama aynı zamanda çevreye duyarlı bir sistem. Doğaya zarar veren deterjan ve köpükler kullanılmıyor. Pasta cila için kullanılan malzeme de bitkisel olduğu ve bir ağaçtan elde edildiği için ne doğa zarar görüyor, ne de arabalar. Ömer Oktay, pasta cilanın dakikalarca bez ovalayarak yapılmadığını da söylüyor. Pasta cila, farklı bir işleme gerek kalmadan otomatik olarak arabanın yıkanması esnasında yapılıyormuş. Sonunda hayallerinin işini bulan ve buharlı oto yıkama sistemini 6 ay önce ilk kez Türkiye’ye getiren Ömer Oktay da su sıkıntısı çeken bu dünyada, bir litre suyun bile artık altın değerinde olduğunu düşünüyor. Ve herkesin bu durumun bilincinde olmasını istiyor.

Levent Çarşı’da İSPARK sıkıntısı

Haber:Deniz Yurtkuran Kameraman: Ceyla Büyükuzun Levent çarşıya İSPARK’ın gelmesiyle esnaf ve apartman sakinleri için sıkıntılı bir dönem başladı. Durumdan yakınan dükkan sahipleri ve çalışanlar işlerinin azalmasından şikayetçi olurken, çevre sakinleri adına konuştuğumuz Levent muhtarı da İSPARK’ın gelmemesi için imza toplanmasına rağmen başarılı olamadıklarını belirtti.

İki yeni araç yollarda

BilgehanAykulbaykul@medyakronik.com Otomobil severlerin merakla beklediği iki yeni araç Mart başında Türkiye yollarına çıktı. Yeni Ford Focus ve Fiat Bravo, fiyat ve donanımlarıyla ‘C’ segmentine yeni bir hava getirdi. Her parçası yeniden yorumlanan FocusFord Focus’un yeni modeli ilk bakışta eski çizgilerini halen koruyormuş gibi görünse de, esas değişikliği otomobile binince hissediyorsunuz. Kaliteli ve ergonomik bir çizgiye oturtulan ön konsol, kullanıcıya rahat bir sürüş sağlıyor . İç mekanda kullanılan plastik kalitesindeki artış aracın en büyük artısı. Hatchback versiyonunda, önden bakıldığında daha kaslı görünen gövde yapısı aracın arkasına doğru gelindikçe yüksek sütuna yerleştirilen arka park lambaları yüzünden bu görüntüyü tamamlayamıyor. Eski sedandaki klasik çizgi ise yeni Focus sedanda da devam ettirilmiş. Teknoloji, emniyet ve fiyatFocus’taki teknolojik yenilikler gerçekten ilgi çekici. Karanlığa duyarlı far sistemi sayesinde hava karardığında otomatik olarak yanan farlar sürüşe duyarlı hale getirilmiş. Ayrıca elektrohidrolik direksiyon sayesinde otomobili Standart, Comfort, Sport olmak üzere üç farklı şekilde yönetebiliyorsunuz. Elektrohidrolik direksiyonun hafifliği de park sırasında avantaj sağlayan özelliklerden biri. EuroNCAP güvenlik testinden beş yıldız alarak alnının akıyla çıkan Focus, Türkiye’de 1.6 litrelik dizel ve benzinli motor seçenekleriyle satışa sunuldu. Benzinli versiyonunda 100 hp ve 115 hp, dizel versiyonunda ise 109 beygir seçenekleri bulunan otomobilin başlangıç fiyatı 34.000 YTL. Ford Focus’un en üst özelliklere sahip modelinin fiyatı ise 44.500 YTL’ye kadar çıkabiliyor. Sıradışı olmak isteyenlere BravoFiat’ın “Sıradışı Olmayı Bilenlere Bravo” sloganıyla piyasaya çıkan yeni modeli Bravo da Türkiye’de satılmaya başlandı. Bravo bir buçuk senedir İtalya’da yollardaydı. Birinci nesil Bravo’dan hiçbir eser taşımayan, sönük model Stilo’nun izlerini unutturan yeni Bravo, sportif tasarımı ve yeni motor seçenekleriyle göz dolduruyor. Markanın kurtarıcısı Grande Punto’nun ardından daha fazla özen gösterilerek üretilen Bravo, ‘C’ segmentinde kendine iyi bir yer bulmakta zorlanmayacak gibi gözüküyor. Tasarım, motor ve fiyatİnsanların kafasında oluşan marka izlenimini bir anda silen bir otomobil Bravo. Geçmişteki hatalardan fazlasıyla ders alan Fiat, yeni Bravo’nun tasarımıyla ön plana çıkmasını […]

Otomobillerin uçuş tarihi: 2010

Hezarfen Ahmet Çelebi’nin, insanın mekanik bir aracın yardımı olmaksızın uçamayacağı tezinin sahibi Leonardo da Vinci’yi tekzip etmesinden bu yana insanoğlu hep uçmak için çaba harcadı. Önce Montgolfier kardeşler balonu icat etti, ardından 1903’te Wright kardeşler ilk motorlu uçak denemesini hayata geçirdi. Senaryolara dökülüp filmleri bile yapılan hayallerin hayata geçmesiyle insanoğlu artık başka gezegenler hakkında araştırma yapacak kadar ileri teknolojileri keşfetti. Ve nihayet uçan otomobiller… İnsanoğlunun gerçekleştiremediği son hayal olan uçan otomobiller de artık hayatımızdaki yerini alacak. Projenin sahibi, uçan otomobilleri üretmek amacıyla uzun bir süredir çalışmalarına devam eden ABD’li Terrafugia şirketi… Şirketin 2009 yılının sonlarında piyasaya süreceği Transition adı verilen uçan arabalar karada 190, havada ise 220 km hız yapabilecek. Tasarım aşamasında sonlara yaklaşılan Transation’u sadece özel pilot sertifikasına sahip kişiler kullanabilecek. Üretimi gelen siparişler doğrultusunda yapılacak otomobile sahip olmak isteyenlerin yaklaşık 150 bin doları gözden çıkarması gerekiyor. Kişisel hava taşıtı Havalimanına gidip gökyüzüne yükselmek ve belirlenen noktaya indikten sonra, gidilmek istenen mekâna araçtan inmeden karayoluyla ulaşmak… İnanması zor ama, bütün bunlar 2010’dan itibaren gerçek olacak. Kişisel hava taşıtı olarak sınıflandırılan, kara ve hava ulaşımını birleştirerek yeni bir dönemi başlatacak olan Transation, karayollarında ilerleyebilmek için bütün kriterleri karşılıyor. Bir düğme ile uçak moduna geçen araç kanatların açılmasından sonra motorun ürettiği gücü tekerleklerden alarak yolcu kabininin arkasında bulunan pervanelere aktarıyor. Kalkış yapabilmek için 457 metrelik bir piste ihtiyaç duyan araç, uçak modunda 8 metre 22 santimetrelik kanat açıklığına sahip. 600 kg ağırlığındaki Transition, kanatlarını katlayıp şehir içinde normal bir otomobil gibi de kullanılabiliyor. En yakın havaalanına giderek, yanlara katlanmış durumdaki kanatlarını açıp kalkış yapabilen aracın havadaki saatte maksimum hızı 220 kilometre. Araç en az 1066 metrenin üstündeki yükseklikte uçuyor, 3 bin 657 metreyi de aşamıyor. Hem de ekonomik Tam dolu depo ile 800 kilometre yol yapabilen, 195 kilogram taşıma kapasitesine sahip araç, günde 100 kilometreden fazla yol yapan kişiler için tasarlanmış. […]

Modifiye: Gençlerin yeni tutkusu

Modifiye araçlarla yapılan “illegal yarışlara” son dönemde en çok İstanbul Şile yolunda rastlanıyor. Şile yolunun müdavimlerinden M.K., Medyakronik’e “Her yeni otomobilimi aldığımda bir önceki hız rekorumu kırmaya çalışırım” diyor. Daha önce arkadaşlarıyla birlikte Suadiye civarında yarıştıklarını belirten M.K., son zamanlarda yeni asfalt dökülen Şile yolunu tercih ettiklerini belirtiyor. İstanbul’un merkezine uzak olması ve trafik ekiplerinin özellikle sonbahar ve kış mevsimlerinde bu bölgeye pek uğramıyor olmaları Şile’nin tercih edilmesinin bir başka nedeniymiş. M.K. kendi kullandığı aracı modifiye hale getirmek için 18-20 bin YTL masraf yaptığını belirtirken arkadaşı Ö.F.K., 20 bin YTL’nin üstünde masraf yaptığını söylüyor. M.K. zaman zaman aşırı hız sonucu araç kontrolünü kaybeden sürücülerin yoldan geçen kamyonların altında can verdiğini ama bu durumun kendilerindeki hız tutkusunu daha da kamçıladığını sözlerine ekliyor. Trafikle ilgili yasa ve yönetmeliklere aykırı bir faaliyet olan “modifiye” filmlere de konu oluyor. “Fast and the furious” ve özellikle “Torque” son yıllarda vizyona giren ve çok seyredilen filmlerin başında yer alıyor.

Tuareg’in kardeşi Tiguan

Derleyen: Uğur OrakçıVW’nin ikinci SUV (Sport Utility Vehicle) konsepti “Tiguan” 2008’de geliyor. Tuareg’e kıyasla daha küçük, Golf Plus’tan daha büyük olan yeni SUV, Eylül ayında düzenlenen Frankfurt Auto Show’da tanıtıldı ve beklenenin üzerinde ilgi gördü. Son hazırlıkları da tamamlanan Tiguan, Şubat 2008 itibariyle başta Avrupa olmak üzere ülkemizde de satışa sunulacak. Kentin karmaşasını, doğanın özgürlüğünü bir arada yaşatabilen bir araç olarak tasarlanan yeni SUV, işlevsellik ve sportifliği de bir arada sunuyor. Araçta eğlenceye de yer ayrılmış. 30 GB’lık hard disk ve iPod, MP3 çalar girişleri bu donanımların en fazla öne çıkanları olacak. Özellikle genç kullanıcıların ve kadınların yakından ilgileneceği bir arazi taşıtı, evin ikinci arabası için güzel bir seçenek. Kompakt bir arazi aracı olan Tiguan’da ilk etapta ikisi benzinli ve üçü dizel olmak üzere toplam 5 motor seçeneği sunulacak. Volkswagen’in en son teknoloji ürünü “Haldex” kavramayla gücü dört tekerleğe aktarılacak olan motorlardan benzinli motorlar 150, 170 ve 200 HP üretecekler. Turbo dizeller ise 140 ve 170 HP gücündeki seçeneklere sahip olacak. TDI motorlar Euro-5 egzoz emisyon normlarını karşılarken çevreci ve sessiz bir Dizel seçeneği sunacak. Otomobil 443 cm’lik uzunluğuyla şehriçi kullanımda diğer büyük SUV’ların dezavantajlarını ortadan kaldıracak gibi. Rakipleri Freelander, Toyota Rav4 ve BMW X3 ün yanında meraklıları için yeni bir seçenek!