OdaTv davasında tahliye yok!

Çağlayan'da bugün devam eden OdaTV duruşmasında Yalçın küçük, Hanefi Avcı ve Soner Yalçın için tahliye kararı çıkmadı

Çağlayan'da bugün devam eden OdaTV duruşmasında Yalçın küçük, Hanefi Avcı ve Soner Yalçın için tahliye kararı çıkmadı

OdaTv davasında yargılanan gazeteci Barış Terkoğlu'nu resmen "sahiplendiğini" açıklayan Belçika Gazeteciler Cemiyeti'nden 500'üncü gün mektubu

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen OdaTv davasında tutuklu olarak yargılanan HaberVs editörü Ahmet Şık, gazeteci Nedim Şener, Sait Çakır ve Coşkun Musluk'un tahliyesine karar verildi. Tahliye gerekçesi olarak ''suç vasfının değişme ihtimali'' ve ''tutuklu kaldıkları süre” gösterildi. Mahkeme heyeti davaya 18 Haziran'da devam edilmesini kararlaştırdı. Bu durumda davanın tutuklu sanıkları 96 gün sonra tekrar hakim karşıszına çıkabilecek.

OdaTv duruşmasında Ahmet Şık'ın avukatlarının hazırladığı iddaname savcılar için adeta bir hukuk dersi niteliğinde. İşte o savunmanın tam metni!
Bir yıl önce Ahmet Şık ve Nedim Şener’in de dahil olduğu gazeteciler gözaltına alındığında 60 gazeteci hapisteydi, şimdi bu sayı 139

Silivri Cezaevi'nde Ahmet Şık ve Nedim Şener'le aynı koğuşta kalan gazeteci Doğan Yurdakul, sağlık nedenleriyle tahliye edildi.

Saat 19:00'da ara karar değerlendirmesi için duruşmaya ara veren mahkeme heyeti tutuklu yargılanan gazetecilerin tahliye talebini reddetti.

Geçen hafta Yalçın Küçük ve Soner Yalçın'ın savunmalarının ardından bugün devam eden OdaTv duruşmasında Barış Terkoğlu savunma yaptı

OdaTv davasında iddianamenin okunması tamamlandı ve savunmalara geçildi. İlk söz Prof. Yalçın Küçük'ün. HaberVs oradaydı ve savunmayı resimledi

OdaTv davasında iddianamenin okunması tamamlandı. Mahkeme salonunun ilk görüntüsü de HaberVs tarafından Twitter'da yayınlandı.

Ertelenen OdaTv davası başladı. Güvenlik güçleri yargının aleniyeti ilkesini zedeleyecek şekilde izleyicilerin duruşma salonuna girişini engelledi

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Chris Stephenson'a göre dijital verilerin güvenilir bir delil olarak ele alınması son derece zor

OdaTv davası başlarken dijital delillere dayanan iddianamenin ne derece kabul edilebilir olduğu sorusu gündeme geliyor. Uzmanlar oldukça temkinli!

İlhan Cihaner'e göre Ahmet Şık ve Oda TV davasında yargılanan gazetecilerin ceza mevzuatında tanımlanmış bir eylemi yok; hukuk ihlali yapılıyor.
Ahmet Şık ve Nedim Şener'in de aralarında bulunduğu gazetecilerin yargılandığı Oda TV davası başlıyor. Kamuoyuna çağrı için bir de video hazırlandı

Aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Ekonomi Gazetecileri derneği gibi 24 meslek kuruluşunun oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu, tutuklu ve yargılanan gazetecilerin durumuna dikkat çekmek, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstermek amacıyla 4 Mart cuma günü saat 12:00’de Taksim Meydanı’nda bir basın açıklaması yapacak. Basın açıklamasına 11 basın meslek örgütünü bir araya getiren G9 Gazeteciler Platformu da destek veriyor. Platform açıklamasında, “Yalnızca konuşanların değil, susanların da hedef olduğu bir Türkiye’de faydasız son pişmanlıklar yaşamamak için, başta medya kuruluşları ve meslektaşlarımız olmak üzere herkesi uyarmayı görev sayıyoruz” denildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de yaptığı açıklamada Türkiye’de fikir suçlarının yeniden gündeme geldiğine dikkat çekti. Açıklamada Türkiye’nin de imzası bulunan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararlarına aykırı olarak araştırmacı gazeteciliğinin önünün kesilmesinin endişe verici olduğu dile getiriliyor. Ahmet Şık’ın görev yaptığı İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden de gözaltı kararıyla ilgili bir açıklama yapıldı. Dekan Halil Nalçaoğlu imzasıyla yayınlanan açıklamada,”üniversitemizin öğretim elemanlarından Ahmet Şık’ın evrensel hukuk ilkeleri çercevesinde aksi ispatlanıncaya kadar suçlu kabul edilemeyeceğini kamuoyuna hatırlatmak ve Fakülte olarak meslekdaşımız ve mesai arkadaşımız Ahmet Şık’ın devam eden hukuki süreçten aklanarak çıkacağı umudumuzu paylaşmak isteriz” denildi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) de “DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci Ahmet Şık’a yapılan bu komployu şiddetle kınıyoruz!” diyerek bitirdiği açıklamasında hükümetin komplocu bir zihniyet içinde tüm muhaliflerini sindirmeye çalıştığına dikkat çaktı. İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları da yayınladıkları bildiride yöneltilen suçlamaları akla, mantığa ve vicdana uygun bulmadıklarını belirterek “Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” dediler.

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık Ergenekon soruşturması kapsamında düzenlenlenen operasyonla gözaltına alındı.Saat 07:00 civarında Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evine gelen polis saat 13:30 civarında aramayı bitirdi. Polis Ahmet Şık’ı gözaltına alarak Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Polis ekipleri eşzamanlı olarak Ahmet Şık’ın İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisine de geldi. Okulda saat 9 civarında başlayan arama saat 13:00 civarında sona erdi. Gazeteci Şık’ın ofisindeki aramada kullandığı hard disk’e el konuldu, ayrıca 40 adet CD ve 139 adet belge tutanakla kayıt altına alınarak Emniyet’e götürüldü. Şık’ın evinden de 450 civarında CD’ye el konuldu. Ahmet Şık’ın kullandığı bilgisayarın hard diskinin kopyasının alınacağı ve diskin ofiste bırakılacağı söylenmesine rağmen arama sırasında savcılıktan gelen talimat üzerine hard diske el konuldu ve istek üzerine diskin bir kopyası Bilgi Üniversitesi avukatına teslim edildi. Işk’ın evindeki bilgisayar hard disklerine de aynı şekilde el konulduğu bildiriliyor. Ahmet Şık hakkında çıkartılan arama ve yakalama kararı 2010/857 numaralı soruşturmaya dayanıyor. Yapılan aramanın ve gözaltına gerekçesinin OdaTV baskınında ele geçirilen delillerle bağlantılı olmadığı OdaTV operasyonundan çok önce 2010 yılında Ahmet Şık’la ilgili soruşturma başlatıldığı anlaşılıyor. Terör Örgütü soruşturması kapsamında yapılan aramayla ilgili soruşturma konusu olarak Ahmet Şık’a, “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek” suçlaması yöneltiliyor. 2010/857 sayılı soruşturma kapsamında İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mehkemesi Hakimi İbrahim Balık imzasıyla alınan arama kararının gerekçe bölümünde ise “Üye olduğu iddia edilen örgütle ilgili delil toplama ve ilgili kişilerin yakalanması” ibaresi yer alıyor. OdaTV’nin bürosunda yayın hazırlığını sürdürdüğü kitabının bir kopyasının bulunduğu iddia edilen Şık, söz konusu soruşturmada isminin geçirilmek istenmesini HaberVs’de cevaplamıştı: ‘Beni ve yazdıklarımı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar’ Şık’la birlikte şu ana kadar toplam 11 kişinin gözaltına alındığı bildiriliyor.

HaberVs editörü Ahmet Şık’ın adı OdaTV soruşturmasında geçti, “Ergenekon örgütü tarafından yönlendirilen gazeteci” olduğu iddiası ortaya atıldı. Şık bu iddiaları HaberVs’de yanıtlıyor.
AKP iktidarı ve Ergenekon soruşturmalarıyla birlikte toplumda ciddi bir kutuplaşma yaşandı. İşin kötüsü her kutupta yer alan karşısındakinin kendisi gibi düşünmesini istiyor. Aksini düşünense Ergenekoncu, cemaatçi ya da AKP’ci oluveriyor.

Sahaf Emin Nedret İşli’nin, Soner Yalçın’ın 15 Mart 2009 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Bu aileyi tanımayan bu ülkeyi anlayamaz” başlıklı yazısına cevaben kaleme aldığı yazı. Sayın Soner Yalçın. Hürriyet gazetesinde yayımlanan 15 Mart 2009 tarihli “Bu aileyi tanımayan bu ülkeyi anlayamaz” başlıklı yazınızı okudum. Necmettin Hilav ve Selahattin Hilav’ı yakından tanımış bir kişi olarak yazınızda kaleme aldığınız bir takım bilgilerin gerçekle ilgisi olmadığını gördüm ve üzüldüm. Yazınızın başlangıcında yer alan Necmettin Bey’le ilgili bilgiler tamamen hayal mahsulüdür. Necmettin Hilav hayatının hiçbir döneminde sizin söylediğiniz gibi “İslamcı Münevver” olmadı. Necmettin Bey eski kitap düşkünü, İslam tarih ve felsefesine meraklı, Batı ve Doğu kültürlerini derinlemesine inceleyen, ana kaynaklarından araştıran büyük bir entelektüeldi. Gümüş sikke koleksiyonu yapar, hat toplar, kıymetli ve nadir kitaplar biriktirirdi. Sosyal hayatı ve yaşantısı itibariyle siyaset, şeriat, tarikat gibi konulara hiçbir zaman katılmamıştı. Osmanlıca ve Osmanlı kültürünü pek çok akademisyenden ve ilahiyatçıdan daha iyi bilirdi. Pek çok kişi karşılaştığı bir zorluğu ona danışarak çözerdi. Necmettin Bey’in son yıllarında çevresinde bulunanlardan biri olarak bırakın tarikatı kendisi beynamazdı, yani namaz kılmazdı. Hele şu yazdığınız, “Cami avlusunu dolduran 40-50 kişinin çoğu 66 yaşında hayata gözlerini kapayan Necmettin Hilav’ın kitaba-okumaya meraklı, temiz beyaz sakallı İslamcı arkadaşları” cümlesi takkemizi başımızdan uçurttu. (Cenazeye katılanlardan biri olarak “İslamcı arkadaşları”ndanım ya!) Soner Bey, ben Necmettin Hilav’ın arkasından yazı kaleme alan insanlardan biriyim. Sizin zaman zaman uğradığınız Simurg Kitapevi’nin çıkardığı kitabiyat dergisi Simurg’un 2. sayısında “Bir bilgin göçtü: Salih Necmeddin Hilav (1925 – 2000)” başlıklı bir yazım var. Sanki cenazeye katılanların böyle bir iftiraya uğrayacaklarını biliyormuşcasına, [1] numaralı dipnotunda cenazeye katılanların çoğunu isim isim yazdım. Size cenazeye katılanların çoğunu öğrenebilmeniz için notu aynen alıntılıyorum. “Tarihe bir not düşmek gayesiyle Sahrayıcedit Camii avlusunda görebildiğimiz kişiler: Selahattin Hilav, Sema Rifat – Mehmet Rifat, Leyla Sönmezocak – Rahmi Sönmezocak, Zeynep Talu, [ve ailesinden isimlerini bilemediğimiz kişiler] Lütfü Seymen, Ferda Anaoğul, Turgut […]