Melis Ozan
İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Bölümü son sınıf öğrencisi Rodin Alper Bingöl’ün tez projesi olarak başladığı toplumsal oluşum Engelsizler Derneği, insan haklarına yönelik tüm engelleri kaldırma çalışmalarına başladı. Bingöl’ün başkanlığını ve Arman Kodal’ın iletişim sorumluluğunu yaptığı dernekte Bengi Tonbul, Nazlı Sezer, Nuray Yetkin, Çiğdem Duygu Bingöl, Deniz Keller ve Gönül Kütükçü yer alıyor. Engelliler üzerine kurulan derneklerden farklı olarak farkındalık yaratmayı amaçlayan dernek üyelerinden Rodin Alper Bingöl ve Arman Kodal projelerini ve amaçlarını HaberVs’ye anlattı.
Bu projenin amacı nedir?
Bingöl: İnsanlar 8,5 milyon engelli olduğunu bilmiyorlar çünkü bu insanlar sokağa çıkamıyorlar, hayata karışamıyorlar. Engelsiz insanlara “neden destek olmuyorsunuz?” dendiğinde biz engelli görmüyoruz, nasıl ulaşabileceğimizi bilmiyoruz. Elimizde olsa yardım edeceğiz” oluyor. Biz de bu konuda köprü olmayı hedefliyoruz. Bizim amacımız önünde bir engel olan herkesi birine bağımlı olmadan kendi hakkını savunabilen, kendi ayakları üstünde durabilen bireyler haline getirebilmek. Bu eşcinsellerin karşılaştığı engeller de olabilir, kadınların karşılaştığı engeller de. Hayatın her alanında, her kesimi için insan haklarına yönelik fiziksel, düşünsel ve ruhsal alanda her engeli kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmak istiyoruz. Bu projeyle her ne kadar başkasının hakkını savunuyor gibi gözüksek de aslında kendi haklarımızı da savunuyoruz.
Yakın çevrenizde engelli var mıydı? Bu yüzden mi bu projeye başladınız?
Bingöl: Gittiğimiz derneklerden de görüştüğümüz kişilerden de bu soruyu çok sık duyuyoruz. Hiçbirimizin ailesinde bir engelli yok. Zaten konunun bir süre sonra sadece engelliler üzerine değil insan hakları üstüne olduğunu görüyorsunuz. Örneğin iletişime geçtiğim bir engelli “dışarı çıkmadan birkaç saat önce yiyip içmeyi kesiyorum” dedi. “Neden?” diye sordum. “Yemeyi içmeyi kesmezsem dışarı çıktığımda tuvaletim geliyor ve eve dönmek zorunda kalıyorum” dedi. O ana kadar hiç böyle birşeyi düşünmemiştim. Başka biri mail attı “ailem benden utanıyor. Ruhsal olarak hiçbir problemim yok ama fiziksel olarak ellerime hakim olamıyorum, titriyorum. Bu yüzden de ailem bir misafir geldiğinde beni odama koyuyor” dedi. Bunları duyduğunuzda ve o insanlarla iletişime geçtiğinizde çok rahatsız oluyorsunuz. Bunun da tek nedeni eğitimsizlik. Engellilerin de kendi içinde çok fazla bilinci ve eğitimi yok, onların ailelerinde ve engelsiz insanlarda da yok.
Kodal: Bencil olmayan, empati kurmayı bilen, duyarlı insanlardan oluşuyor derneğimiz.
Bingöl: Derneklere gittiğimde en çok dikkatimi çeken şey dernek başkanlarının hepsinin engelli oluşu oldu. Gönüllülerin de ailesinde en az bir tane engelli var. O yüzden bizim bu konuyla ilgilenmemize şaşırıyorlar. Biz bu konuda bir şeyler yapılmasına gerçekten inandığımız için bu konu üzerine bu kadar gidiyoruz.
Sizi diğer dernek ve kuruluşlardan farklı kılan nedir?
Bingöl: Şu an Facebook grubumuzda 500 bin destekçimiz var. Birçok dernek bağış toplar, tekerlekli sandalye temin eder, engellilerin başka maddi ihtiyaçlarını karşılar ama biz buna karşıyız. Biz bu tarz geçici çözümler sunmak yerine daha kalıcı şekilde toplumsal farkındalığı sağlayacak değişiklikler planlıyoruz. Siz bir engelliye yaşamsal koşullarını nasıl savunacağını, nasıl hakkını arayacağını öğretirseniz, eğitirseniz ve bu konularda danışmanlık yaparsınız ertesi gün bir sorunla karşılaştığında size ihtiyaç duymayacaktır. Biz bunun bir hak olduğuna inanıyoruz ve devletin bu ihtiyaçları karşılaması gerektiğini düşünüyoruz. Biz Türkiye’de bir ilki yapıyoruz. Bunun bir örneği Amerika’da yapıldı ama Türkiye’de bu kuruluş amacında ve vizyonda kampanya ya da dernek yok.
Proje kapsamında neler yapmayı planlıyorsunuz?
Bingöl: www.engellerikaldir.com sitesi üzerinden engelli ve engelsiz kişiler detaylı üye profil bilgilerini girerek üye oluyorlar. Üyelik bilgilerinin dışında engelli üyeler çeşitli zorluklar veya imkansızlıklar nedeniyle gerçekleştiremedikleri hayallerini ve engelinin kaldırılmasını istediği; “iş imkanı, tekerlekli sandalye, maça gitmek, deniz görmek, seyahat etmek vb” isteklerinin yer aldığı bölümü dolduruyorlar. Engelsiz ya da gönüllü engelli üyeler ise isterlerse üyelik sırasında “iş imkanı sağlayabilirim, eğitim masraflarını karşılayabilirim, bakım ihtiyaçlarına destek olabilirim vb.” gibi seçenekleri seçerek engellilerin ulaşımına kendisini açabiliyor ya da engeli olan veya olmayan kişiler, engelleri kaldırmak adına seçtikleri kişiyle iletişime geçip engelini kaldırarak gerçekleştirmek istedikleri hayalleri için bir günlüğüne ya da kalıcı yardımcı olmak için iletişime geçmiş oluyorlar. Bunun dışında Microsoft Türkiye’nin sağlamış olduğu engellilere yönelik yazılım programıyla sitede kolaylıkla gezebilecekler, engelsiz tv bölümündeki videolardan yararlanabilecekler, seslerini duyurabilmeleri için site forumunda yazabilecekler ve birçok alanda bilgi sahip olabilecekleri bildirileri okuyabilecekler. Bir süre sonra bu siteye de gerek kalmayacak çünkü bu süreçte iletişime geçen insanlar hem bir engelliyle nasıl iletişim kuracaklarını öğrenecekler hem de engellilerin hayata adaptasyonu hızlanmış olacak.
Kodal: Engellileri ötekileştirme ve pozitif ayrımcılık yapma konusunda da çok hassassız. Biz duygu sömürüsü yapmadan bu işi yapma taraftarıyız. Web sitemizdeki metinleri bile defalarca tarıyoruz. Doğru kavramları kullanmaya özen gösteriyoruz.
Tüm bunlar için bütçeyi nasıl buluyorsunuz?
Bingöl: Şu an tamamen kendi bütçelerimizden harcıyoruz. Herkes kendi olanakları çerçevesinde destek oluyor. Ulaşım, görüşmeler tamamen bizim cebizimden çıkıyor. Bunun dışındakileri sponsorluklarla halletmeye çalışıyoruz. Mesela reklam filmini Ptt film yapacak. Görüştüğümüz kişilere fikri anlattığımızda herkes çok beğendi zaten. O yüzden ellerinden geleni de yapıyorlar ama onun dışındaki bütün masraflarımızı biz kendi cebimizden harcıyoruz. Projenin bir süre sonra kurumsal bir bünye altında geçmesi gerekiyor çünkü bizim bir süre sonra talepleri bireysel olarak karşılamamız imkansız hale gelecek.
Sponsor bağlantılarını nasıl kurdunuz?
Bingöl: Birebir görüşerek kurduk. Ne arkamızda bir kurum ne herhangi bir destek vardı. İlk başta insanlar şüpheyle yaklaştılar çünkü Türkiye’de yardım kampanyalarının çoğu insanların kendi çıkarlarına yönelik oluyor. Zamanla birebir konuşmaya gittikçe insanlar anlattıklarımızdan, fikirlerimizden, vizyonumuzdan, gerçekten bu konu üstüne düşünüp bir şeyleri yapmamızdan etkilenip bize destek olmaya çalıştılar. Olumsuz geri dönen pek firma olmadı. Şimdiye kadar bize en çok destek çıkan kurum olan Microsoft Türkiye ile toplantılar yaptık. Bize engelliler için ücretsiz yazılım programı sağladılar. 1 Haziran’da site açıldıktan sonra reklamımızı yapmak istediğimizi söyledik. Fakat onlar 1 Haziran’ı bile beklemeden şimdiden farkındalığı sağlamak amacıyla banner yayınlamaya başladılar. Şu an mesela bütün Microsoft Hotmail networklerinde 5 Nisan’a kadar 20 milyon banner gösterimi olacak. Bu da çok ciddi bir rakam bizim için. O bannerlarda da sloganımız “Engellemeyin Engellenmeyin” olacak. İnsanların bir şeylerin engellenmesine ses çıkarmadıkları zaman kendilerinin de engelleneceklerine dikkat çekmek istedik.
Engellilerden sizi zorlayacak talepler geliyor mu?
Bingöl: Bazı talepler bizi aşıyor. Örneğin “oğlum kaza geçirdi, felç oldu, bize maddi manevi nasıl destek olabilirsiniz?” şeklinde mailler geldi. Biz belli bir ideolojiyi savunuyoruz, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz ancak biz bir yardım kuruluşu değiliz. Ne o insanları sağlık konusunda yönlendirebilecek şekilde bir tecrübemiz ne de maddi şekilde yardım edebilecek kurumsal bir desteğimiz var. Zaten elimize böyle imkanlar geçtiğinde bile insanlara bireysel şekilde maddi destek sağlamaya karşıyız. .
Hukuksal çalışmalarınız olacak mı?
Bingöl: Hukuksal çalışma boyutu da dernek aşamasıyla başlamış oldu. O sırada iletişime geçtiğim insanlar sadece engellileri almayalım, bütün insan hakları üzerine olan engelleri ele alalım dediler çünkü sadece bir engelliyi bile ele aldığımızda onun ailesinin ve yakın çevresinin de bir çok şeyden mahrum kaldığını görüyorsunuz. Bu noktada bizim bir şekilde insanları yönlendirmemiz gerektiğini düşündük. Yasaların birçoğu engellilerin yanında olmasına rağmen kimse kendi hakkını savunmayı bilmiyor. Kimsenin bu yasalardan haberi yok. Mesela en basitinden engellilerin çoğu nasıl engelli ehliyetini alabileceğini bilmiyor. Bünyemizde de bu konularda yardımcı olacak iki tane avukat var. Bir süre sonra da sitemizde kırka yakın avukat gönüllü olarak danışmanlık hizmeti verecekler. Dernek olarak yasaların değiştirilmesine yönelik öneriler sunacağız. Daha iyi koşulların sağlanması için ve gereken farkındalığı sağlamak adına kampanyalarımız devam edecek.
Engellilere yönelik hizmetler açısında Türkiye ve yurtdışı arasındaki farklar neler?
Bingöl: Yurtdışında gönüllüler dışında mesela biri suç işlediğinde belli bir süre kamu hizmeti yapmakla sorumlu tutuluyor. Bu çöpleri toplamak olabileceği gibi engellilere yardım etmek de olabiliyor.. Mesela bir engelli “Ben şu akşam şuradaki sinemaya gideceğim” diyor ve kamu hizmeti yapan biri ya da gönüllü kişi onu evinden alıp evine bırakıyor. İnsanlar engelli deyince sadece fiziksel engellileri düşünüyor ancak belirli bir yaşın üstündeyseniz dışarı çıkamadığınız ya da birçok şeyden faydalanamadığınız için otomatik olarak engelli oluyorsunuz aslında. Türkiye’de bu anlamda yapılan işler var. Mesela bizim İzmir koordinatörümüz Karşıyaka Belediye Başkanı’yla görüştü. Karşıyaka Belediyesi yaşlılar için bir uygulama başlatmış. Yaşlılara bir cihaz vermişler. Bir yere gitmek istedikleri zaman o cihaza basıyorlar, belediyeden biri gelip o kişilerin ulaşımını sağlıyorlar. Bu sistemin bütün belediyelerde oturmuş bir sistem olarak işlemesi lazım ancak çok az belediye bu tarz uygulamalar yapıyor. Seçim öncesi çok yoğun çalışıyorlar fakat seçim sonrası “bütçemiz yok, şoför yok, araç yok” gibi bahaneler bulunabiliyor.
Diğer Sivil Toplum Kuruluşları projenize destek oluyor mu?
Bingöl: Bize destek olan bazı dernekler var ancak birçok STK kendi bireyselliğini ön plana çıkarmak istiyor. Öyle bir yarış var ki siz iyi bir şey yaptığınızda onlar bir şey yapmıyor görüneceği için destek olmak istemiyorlar. Şimdiye kadar bize destek olan 3 STK çıktı, onlar da zaten Türkiye’de gerçekten önemli şeyler yaptıkları için öyle bir kaygıları yok. Omurilik Felçlileri Derneği, Bedensel Engelliler Derneği ve Ortopedik Özürlüler Rehabilitasyon Spor Kulübü dışında iletişime geçtiğimiz sivil toplum kuruluşları gerçek anlamda destek olmadı. “Bizim şu anda böyle bir konuya ayırabileceğimiz bütçemiz, vaktimiz, ekibimiz yok” diyorlar. “Bağışlar durdu o yüzden destek olamayız” diyerek krizi bahane ediyorlar. Bizim kampanyamız gönüllülerle yürüyor ancak çok ciddi bir maddi ihtiyaç da var. Farkındalık kampanyası için hazırladığımız panolar olsun, tekerlekli sandalyelerin başka şehirlere ulaştırılması olsun birçok alanda paraya ihtiyacımız var. Kampanya sonrası görüşmeler için İzmir ve Ankara’ya gidip yemek düzenlemek istiyorum. Bunların hiçbiri finanse edilmiyor ve bireysel olarak yapmak zorundayız.
.
1 Nisan’daki farkındalık kampanyası için neler yapmayı planlıyorsunuz?
Bingöl: Proje öncesi insanları 8,5 milyon engelli ve dolayısıyla aileleriyle de birlikte 20-30 milyon insanın etkilendiğine dikkati çekmek için 1 Nisan için bir kampanya hazırladık. 1 Nisan dünyada şaka günü olarak kabul edildiği için değişik bir konsept yaratmak istedik. İstanbul’da belirli mekânlarda karşınıza boş bir tekerlekli sandalye çıkacak. O tekerlekli sandalyenin üstünde bir metreye bir metre boyutunda bir pano olacak. O pano üstünde de bu bir şaka değildir yazısı altında engellilere karşı farkındalığı arttıracak gerçekler yer alacak. Bu kampanya akşam haberlere de çıkacak dolayısıyla bu konuda gündem yaratmış olacağız. Aynı gün yine televizyonlarda ünlü birinin de yer aldığı reklam filmlerimiz de yayınlanmaya başlayacak. Birçok internet sitesinde de banner reklamlarımız dönecek.
Bundan sonraki planlarınız nelerdir?
Bingöl: İstanbuldaki üniversitelerde fotoğraf bölümündeki öğrencilerle iletişime geçip onlara belli bir eğitim vereceğiz. Sonra semt semt dağılıp engellileri hangi kaldırımlar hangi merdivenler hangi yollar engelliyor bunların fotoğraflarını çekeceğiz. Bu fotoğrafları Büyükşehir Belediyesi’ne sunduktan sonra aciliyet sırasına göre değiştirilmesi talebinde bulunacağız. Değiştirildikten sonraki halini de fotoğraflayıp diğer şehirlere yollayacağız. Şu an bile bir sürü şey yapılıyor gibi gözüküyor ancak işlevselliği sıfır. Örneğin metrobüsler engellilerin binebileceği şekilde yanaşıyormuş. Oysa yanaşsa bile bir engellinin çıkabileceği şekilde yapılmamış ve çıksa bile örneğin bir tekerlekli sandalyedeki engellinin durabileceği alan yok. Bir partinin sadece engellilere yönelik çalışma yapması bile aileleriyle birlikte toplam 30 milyon oy demek ancak politikacılar bu alana eğilmek istemiyor çünkü Türkiye’de alt yapı çok kötü. Köklü bir değişim gerekiyor ve bu da çok fazla para ve zaman demek. Türkiye’de engellilerin girebileceği bir mağaza, yürüyebileceği bir yol, girebileceği bir tuvalet ve gidebileceği bir sinema salonu bile yok.
Tez projesi olarak başlayıp çığ gibi büyüyen bu toplumsal oluşum engelli engelsiz herkesin katılımını bekliyor. www.engellerikaldir.com adresine üye olarak destek bekleyen Engelsizler Derneği üyelerinin de dedikleri gibi “Her şey inanmakla başlar.”
Yorum Sayısı
0