FIFA ve UEFA, yani Uluslararası Futbol Federasyonu ile Avrupa Futbol Federasyonları Birliği sporu siyasetten ayrı tutmakla övünüyor. Ancak bu iddia, son yıllarda giderek daha fazla tartışılır hâle geldi. 2022’de Rusya Ukrayna’yı işgal ettiğinde FIFA yalnızca dört gün içinde tüm Rus takımlarını turnuvalardan men etmişti. Bugün Gazze’de devam eden savaşta İsrail’e yönelik benzer bir adım atılmaması, futbolun tarafsızlık söylemini derinden sarsıyor. Aynı kuralın farklı ülkelerde farklı şekilde uygulanması, artık sadece sporun değil, kurumların etik sınavı olarak görülüyor.
Aynı olay, farklı refleks
2022’de Rusya, uluslararası futbol camiasından adeta bir gecede dışlanmıştı. O dönemde bu karar, “etik bir duruş” ve “sporda insan haklarının savunulması” olarak sunulmuştu. Bugün İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlara rağmen benzer bir yaptırımın gündeme bile gelmemesi, FIFA’nın kararlarında hangi ilkelerin ağır bastığını yeniden sorgulatıyor. Spor hukukçusu Avukat Fatih Şaşıoğlu, kurumun bu tavrını “hukuki değil, politik” olarak nitelendiriyor. FIFA Statüsü’nün ayrımcılığı yasaklayan 4. maddesinin açık olduğunu hatırlatarak, uygulamanın her zaman güç dengelerine göre şekillendiğini söylüyor.

FIFA güçlü, federasyonlar etkisiz
FIFA’nın karar mekanizması, üye federasyonlara çok az söz hakkı tanıyor. Gazze’de yaşanan sivil kayıplar sonrası Türkiye Futbol Federasyonu ve İspanya Futbol Federasyonu, FIFA ve UEFA’ya İsrail kulüplerinin turnuvalardan men edilmesi yönünde çağrı yaptı. Ancak bu çağrılar sonuçsuz kaldı. Fatih Şaşıoğlu, bu yapının federasyonları neredeyse işlevsiz hâle getirdiğini belirtiyor: “FIFA, üye ülkeler üzerinde tam bir denetim kurmuş durumda. Kararlar tabandan değil, yönetim konseyinden geliyor. Bu yüzden federasyonların çağrıları çoğu zaman sembolik kalıyor.”
2018’de Sierra Leone Futbol Federasyonu üyeliğinin devlet müdahalesi gerekçesiyle askıya alınmasını hatırlatan Şaşıoğlu, bu örneğin FIFA’nın üye ülkeler üzerindeki otoritesini açıkça gösterdiğini söylüyor. Şaşıoğlu’na göre, kurumun bu merkezi yapısı “demokratik değil” ve federasyonların etkisini neredeyse sıfırlıyor.
Filistin başvurusu masada bile değil
Filistin Futbol Federasyonu, İsrailli kulüplerin işgal altındaki topraklarda maç yapmasını gerekçe göstererek FIFA’ya resmi başvuru yaptı. Birleşmiş Milletler kararları bu başvuruyu destekler nitelikte; 1967 sonrası İsrail yerleşimleri uluslararası hukuk açısından geçersiz sayılıyor. Buna rağmen dosya aylardır rafta. FIFA’nın bu konuda harekete geçmemesi, artık hukuki değil diplomatik bir karar olduğunu gösteriyor.
FIFA’nın sessizliğini sadece “etik sorun” olarak görmek eksik olur. Kurumun gelirlerinin büyük kısmı sponsorluklar, yayın hakları ve küresel marka ortaklıklarından geliyor. İsrail’e karşı alınacak sert bir karar, bu dengeleri sarsabilir. Üstelik 2026 Dünya Kupası ABD, Kanada ve Meksika’da düzenlenecek; Washington merkezli diplomatik ağın etkisi her zamankinden daha güçlü. Avrupa ülkelerinin çoğu da İsrail’le güvenlik ve enerji alanlarında yakın ilişkiler içinde. Böyle bir ortamda, futbolun “bağımsızlığı” kâğıt üzerinde kalıyor.
Eşitlik ilkesi tartışmalı
FIFA ve UEFA’nın kararlarında tutarlılık sorunu yeni değil. Fatih Şaşıoğlu, bu çifte standardın geçmişte de görüldüğünü hatırlatıyor. EURO 2024’te milli futbolcu Merih Demiral’ın bozkurt işareti yapması üzerine Demiral’a iki maç ceza verilmişti. Oysa benzer hareketleri yapan Avrupalı futbolculara soruşturma bile açılmamıştı. Şaşıoğlu’na göre bu tür kararlar, FIFA ve UEFA’nın yalnızca futbola değil, kendi tüzüklerine de uzaklaştığının göstergesi.

Merih Demiral’ın bozkurt işareti nedeniyle ceza almasından sonra Sırp futbolcu Dusan Tadic’in geçmişte verdiği Sırp miliyetçilerine özgü çetnik selamı gündeme getirilmişti.
Tarih tekrar ediyor
Sporun siyasetten tamamen bağımsız olabileceği iddiası yeni değil ama her seferinde aynı biçimde çöküyor. Soğuk Savaş yıllarında olimpiyatlar siyasi boykotlarla gölgelenmişti; apartheid döneminde Güney Afrika uluslararası spordan dışlanmıştı. Bugün de benzer bir eşik yaşanıyor. FIFA, Rusya örneğinde gösterdiği refleksi İsrail konusunda göstermeyerek, sporu bir kez daha diplomatik hesapların sahasına bırakıyor.

Yorum yazın