İnsan Teknoloji

Rüyaları kontrol etmeyi vaat eden teknoloji

Yazan: Jan Reisyan

Rüyaları kontrol etmeye yönelik geliştirilen nöroteknoloji cihazları ilgi çekse de, uzmanlar bu alandaki çalışmaların henüz deneysel aşamada olduğunu ve rüyaların tamamen kontrol edilebildiğine dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını belirtiyor.

- A +

Son dönemde nöroteknoloji alanında dikkat çeken bir girişim, rüyaları kontrol etmeyi vaat eden bir cihazla gündemde. ABD merkezli Prophetic tarafından geliştirilen “Halo” adlı kafa bandının, yapay zekâ ve ultrason temelli nöromodülasyon ile kullanıcıların bilinçli rüya (lucid dream) deneyimini tetikleyebileceği iddia ediliyor. Haberin hazırlanma sürecinde şirketle iletişime geçilmesine rağmen herhangi bir geri dönüş alınamadı. Ancak cihazın hâlâ araştırma-geliştirme aşamasında olması ve bağımsız bilimsel doğrulamalardan geçmemiş olması, bu iddiaların ne kadar gerçekçi olduğu sorusunu gündeme getiriyor.

Lucid rüya nedir, bilim ne diyor?

Lucid rüya, kişinin rüya gördüğünün farkında olduğu ve bazı durumlarda rüya içeriğini yönlendirebildiği özel bir bilinç durumu. Bu alanda yapılan akademik çalışmalar da rüyanın tamamen pasif bir süreç olmadığını ortaya koyuyor. İstanbul Medipol Üniversitesi’nden Halil Aziz Velioğlu ve Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu’nun kaleme aldığı “Berrak rüya: Düşteyim ama farkındayım!” başlıklı makalede, berrak rüyanın “düş görenin rüyada olduğuna dair farkındalığa ve rüya içeriğini kendi iradesiyle kontrol edebilme yetisine sahip olmasıyla karakterize özel bir durum” olduğu belirtiliyor.

Aynı çalışmada, lucid rüya sırasında bireyin bilişsel becerilerini kısmen koruyabildiği ve rüya içinde belirli düzeyde kontrol sağlayabildiği aktarılıyor. Bu durum, söz konusu teknolojilerin teorik zeminini oluştursa da, pratikte bu sürecin dış bir cihazla ne ölçüde yönlendirilebileceği hâlâ tartışmalı.

Tam kontrol değil, kısmi etkileme mümkün

Nörobilim Uzmanı Mehmet Fatih Hanoğlu

Nörodenge Akademi’den Nörobilim Uzmanı Mehmet Fatih Hanoğlu rüyaların dış uyaranlarla tamamen kontrol edilebildiği fikrine temkinli yaklaşıyor. Hanoğlu, “Hangi rüyanın görüleceğini yazmak” bugün için en azından bu şekilde mümkündür diyemeyiz; yalnızca içerik üzerinde olasılıksal bir eğilim oluşturulabiliriz.” diyor.

Hanoğlu’na göre, uyku sırasında verilen ses ya da koku gibi uyaranların rüya içeriğini etkileyebildiğine dair çalışmalar bulunsa da, rüyaların tek bir beyin bölgesine indirgenemeyecek kadar karmaşık bir yapıya sahip olması, bu tür cihazların iddialarını sınırlıyor.

Nörobilimci Mark Solms

Benzer şekilde University of Cape Town’da çalışmalarını sürdüren ve International Neuropsychoana lysis Society’nin kurucularından biri olan Nörobilimci Mark Solms da teknolojiye mesafeli yaklaşıyor. Solms, “Öncelikle, bu cihaz hâlâ geliştirme aşamasında, dolayısıyla hiçbirimiz çalıştığına dair bir kanıt görmedik” diyerek mevcut durumda bilimsel doğrulama eksikliğine dikkat çekiyor.

Teknoloji olmadan da mümkün

Rüya Araştırmacısı Kelly Bulkeley

Uyku ve rüya araştırmaları alanında çalışan Sleep and Dream Database’in kurucusu Kelly Bulkeley ise lucid rüya deneyiminin teknolojiye bağlı olmadığını vurguluyor. Bulkeley, “Bir kişi rüyalarında berraklık kazanmakta kararlıysa, herhangi bir teknolojiye ihtiyaç yoktur.” ifadelerini kullanıyor. Bulkeley ayrıca rüyaların doğal yapısına müdahale edilmesinin potansiyel risklerine de dikkat çekerek, bu alanda yeterli bilimsel veri bulunmadığını ve özellikle “berrak olmayan” rüyaların psikolojik değeri üzerine daha güçlü bir literatür olduğunu belirtiyor.

Psikolog Dr. Hatice Topçu Ersoy

Psikoaktifterapi Kurucusu Uzman Psikolog Dr. Hatice Topçu Ersoy ise konuyu psikolojik açıdan değerlendiriyor. Ersoy, “Bugün için rüyaları dışarıdan ‘istenilen içerikle’ güvenilir biçimde yönlendiren bir teknoloji yok.” diyerek mevcut teknolojinin sınırlarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Ersoy’a göre rüyalar yalnızca bir deneyim değil, zihnin kendini düzenleme süreçlerinin bir parçası. Bu nedenle dış müdahaleler, kısa vadede fayda sağlasa bile uzun vadede gerçeklik algısı, duygusal denge ve bilinçdışı süreçler üzerinde riskler oluşturabilir.

Gerçek mi, abartı mı?

Uzman görüşleri birlikte değerlendirildiğinde, rüyaları tamamen kontrol eden bir teknolojinin henüz mevcut olmadığı görülüyor. Mevcut bilimsel veriler, rüya içeriğinin bazı uyaranlarla kısmen etkilenebileceğini ortaya koysa da, bu etki sınırlı ve öngörülemez bir yapıya sahip.

Halo gibi projeler nöroteknoloji ve yapay zekânın kesişiminde yeni bir alanın kapısını aralıyor. Ancak şu aşamada bu tür girişimler, bilimsel gerçeklikten çok potansiyel ve vaat üzerinden ilerleyen projeler olarak değerlendiriliyor.

Önümüzdeki süreçte bu teknolojilerin gerçekten işlevsel olup olmayacağı, bağımsız bilimsel çalışmalar ve klinik verilerle netlik kazanacak.

Yorum yazın