Türkiye’de son yıllarda 50 yaş ve üzeri bireyler arasında görülen boşanmalarda dikkat çekici bir artış yaşanıyor. “Kır saçlı boşanma” veya “gri boşanma” olarak adlandırılan bu durum, uzun yıllar süren evliliklerin ileri yaşlarda sona ermesini ifade ediyor. Bir zamanlar daha çok genç çiftlerle ilişkilendirilen boşanma olgusu, artık çocuklarını büyütmüş ve emeklilik dönemine yaklaşmış çiftler arasında da daha görünür hale geliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Evlenme ve Boşanma İstatistikleri’ne göre boşanan çift sayısı 2025’te 193 bin 793’e yükseldi. Bir önceki yıl 188 bin 963 olarak kaydedilen boşanma sayısındaki artış, aile yapısındaki dönüşüm ve değişen toplumsal dinamiklere ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Yıllardır vardı, şimdi konuşuluyor
Uzun yıllardır aile hukuku alanında çalışan boşanma avukatı Melda Dönmez, gri boşanmaların çoğu zaman ani kararlarla gerçekleşmediğini söylüyor. Dönmez’e göre bu boşanmalar, yıllar boyunca biriken sorunların ve ertelenen kararların sonucunda ortaya çıkıyor.

Avukat Melda Dönmez
Özellikle geçmiş kuşaklarda birçok kadın ekonomik nedenlerle evliliklerini sürdürmek zorunda kalıyordu. Maddi bağımsızlığın olmaması, boşanmayı çoğu zaman bir seçenek olmaktan çıkarıyordu. Ancak günümüzde bu tablo değişmeye başlıyor.
Çocuklar büyüyor, dengeler değişiyor
Dönmez, yetişkin çocukların annelerine verdiği maddi ve manevi desteğin boşanma kararlarında önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Çocuklarının desteğini hisseden kadınlar, yıllardır sürdürdükleri ancak mutlu olmadıkları evlilikleri sonlandırma konusunda kendilerini daha güçlü hissedebiliyor.
Dönmez’e göre geçmişte çocuklar için sürdürülen evlilikler bugün farklı bir noktaya geldi. Çocukların kendi hayatlarını kurmasının ardından birçok kadın, yıllardır ertelediği kararları hayata geçirebiliyor. Özellikle ekonomik açıdan daha güvende hisseden ve yalnız kalma kaygısını daha az yaşayan kadınlar için boşanma artık erişilemez bir seçenek olarak görülmüyor.
Ayrılığın en büyük tartışması: Ekonomik güvence
Gri boşanmalarda en çok karşılaşılan hukuki meselelerin başında mal paylaşımı geliyor. Uzun yıllar süren evliliklerde edinilen malların paylaşımı taraflar arasında anlaşmazlıklara neden olabiliyor.
Bunun yanı sıra nafaka, emeklilik gelirleri ve ekonomik güvence gibi konular da davaların önemli başlıkları arasında yer alıyor. Özellikle çalışma hayatında aktif rol almamış kadınlar için boşanma sonrası ekonomik yaşamın nasıl sürdürüleceği önemli bir soru olarak öne çıkıyor.
Dönmez, uzun süreli evliliklerde tarafların birlikte edindikleri mal varlığının kapsamının genişlemesi nedeniyle davaların zaman zaman daha karmaşık hale gelebildiğini belirtiyor.
“Artık boşanmayı düşünüyorum”
Konunun psikolojik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan çift ve yetişkin terapisti Burcu Akdemir’e göre bunun temel nedenlerinden biri, boşanmanın artık düşünülebilir bir seçenek olarak görülmesi.

Klinik Psikolog Burcu Akdemir
Danışanlarından sık sık “Artık boşanmayı ciddi ciddi düşünüyorum” cümlesini duyduğunu söyleyen Akdemir, bu kararın çoğu zaman yeni ortaya çıkan sorunlardan değil, yıllardır devam eden ancak göz ardı edilen problemlerden kaynaklandığını belirtiyor.
Akdemir, “Neden şimdi?” sorusunu yönelttiğinde, çoğu kişinin boşanmaya neden olan sorunların aslında uzun zamandır var olduğunu söylediğini aktarıyor. Ona göre boşanma kavramının kültürel olarak daha görünür ve kabul edilebilir hale gelmesi, bireylerin bu ihtimali değerlendirmesini kolaylaştırıyor.
Ortak hedefler bitince ne kalıyor?
Akdemir, gri boşanmaların nedenlerini tek bir başlık altında toplamanın mümkün olmadığını belirtiyor. İletişimsizlik, yıllar içinde çözülemeyen sorunların birikmesi ve ortak amaçların sona ermesi en sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor.
Uzun yıllar boyunca ev almak, çocukları büyütmek, okutmak veya evlendirmek gibi ortak hedefler etrafında bir arada kalan çiftler, bu hedefler tamamlandığında ilişkilerini yeniden değerlendirmeye başlayabiliyor.
Akdemir’e göre aldatma da her yaş grubunda olduğu gibi ileri yaşlarda da evliliklerin karşılaştığı en sert kırılma noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Anne-babalıktan yeniden eş olmaya
Çocukların evden ayrılmasının, gri boşanmalarla ilgili tartışmalarda sıkça öne çıkan faktörlerden biri olduğunu ifade eden Akdemir, yıllar içinde öne çıkan ebeveynlik rolünün geri plana çekilmesinin bazı bireylerde işlevsellik kaybı hissine yol açabildiğini belirtiyor.
Bu durumun benlik algısını, hayatın anlamına ilişkin sorgulamaları ve doğal olarak ilişkiyi de etkilediğini söyleyen Akdemir’e göre çiftler yalnızca anne-baba kimliğiyle var olmuşlarsa, çocukların bağımsızlaşmasının ardından ilişkilerini sürdürmekte zorlanabiliyor.
Buna karşılık, karı-koca, kadın-erkek, arkadaş, komşu ya da birey olma gibi farklı rollerini koruyabilen çiftlerin bu dönemi daha sağlıklı geçirebildiği görülüyor.
“İyi ki boşandılar”
Boşanmanın psikolojik açıdan zor bir süreç olduğunu belirten Akdemir, bireylerin bu süreci nasıl deneyimlediğinin zorluklarla baş etme biçimlerine göre değiştiğini söylüyor.
Yetişkin çocukların bu süreçten nasıl etkilendiğine ilişkin kesin bir genelleme yapmanın zor olduğunu ifade eden Akdemir, danışanlarından edindiği gözlemlerin dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Akdemir’e göre birçok kişi için çatışmalı bir ev ortamında büyümek, ebeveynlerin boşanmasından daha zorlayıcı olabiliyor. Bu nedenle bazı yetişkin çocuklar, anne ve babalarının boşanma kararını üzüntüden çok rahatlama duygusuyla karşılayabiliyor.
Geçici bir trend değil
Akdemir, gri boşanmaların geçici bir eğilim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyor. Ona göre bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil; dünyanın birçok ülkesinde görülen sosyokültürel bir dönüşümün parçası.
Yaşam süresinin uzaması, bireysel mutluluğa verilen önemin artması ve boşanmanın toplumdaki anlamının değişmesiyle birlikte bireyler, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde de ilişkilerini yeniden değerlendirebiliyor.
Gri boşanmaların artışı yalnızca evlilik kurumundaki değişimi değil, bireylerin yaşamlarının ikinci yarısına ilişkin beklentilerinin de dönüşümünü yansıtıyor. Bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da görünürlüğünü koruyacağını gösteriyor.

Yorum yazın