Genel

Ergenekon’un avukatına da darbe planı

Yazan: Ahmet Şık

Ergenekon’un ikinci iddianamesindeki ilgi çekici detaylardan birisi de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili yapılan planlar oldu. CHP lideri Deniz Baykal’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile girdiği polemikte sahip çıkarak, “Avukatıyım” dediği Ergenekon örgütü yeni iddianameye göre Baykal’ı devirme planları da yapmış. İddianameye göre Ergenekon örgütü Tuncay Özkan’ın yürüttüğü çalışmalarla parti içinde ilişkili olduğu kişileri devreye sokarak Deniz Baykal’ı devirecekti. Daha sonra CHP’nin yapısını değiştirerek oluşacak yeni bir sosyal demokrat hareketin başına da Mustafa Balbay’ın getirilmesi planlandığı iddianamade anlatıldı. İddianamede aynı yöntemlerle Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Genel Başkanlığı’na da Ümit Özdağ’ın getirlemeye çalışıldığına yer verildi.

CHP, AKP ve MHP’yi bölme planları

İddianamede aralarında CHP’nin de bulunduğu üç siyasi partiyle ilgili yer alan iddialar şöyle sıralandı: “AKP’yi ve MHP’yi bölme planları yapıldı, çeşitli takip notlarıyla bunlar net şekilde anlaşıldı. MHP’nin de yönetim kadrosunda değişiklik yapma çalışmaları yapıldı. Ergenekon, CHP içinde çeşitli operasyonlar yürüttü ve operasyonların da tek amacı CHP lideri Deniz Baykal’ı devirmekti. CHP’nin üst yönetimi de değiştirilmeye çalışıldı. Zanlıların ve sanıkların telefon dinlemelerinde Deniz Baykal’a yönelik, yoğun bir şekilde devirme çalışmaları olduğu saptandı. Cumhuriyet mitinglerinin organizasyonlarının Ergenekon ile bağlantıları var.”

Baykal: Benim böyle bir gözlemim olmadı

Anadolu Ajansı’nın haberine göre CHP lideri Baykal ise iddinamede hakkında yer alan iddialarla ilgili ilk değerlendirmesinde, “İddianameyi görmedim. İddianamede neyin olduğuna yönelik sağlam bir bilgim yok ama söyledikleriniz benim de kulağıma geldi. İddianamede benim adımın geçmiş olması ve CHP’nin adının geçmiş olmasının değerlendirilmesi gerekir. Demokratik siyasi yaşam içerisinde bu partide tartışmalar geçirdik, yarışmalar yaptık. Kongreler, kurultaylar geçirdik. Bunları bütün Türkiye ilgiyle izledi. Parti içinde benimle mücadele eden kişilerin, ekiplerin arkasında Ergenekon denilen örgütü andıracak herhangi bir grubun bulunduğuna dair bir gözlemim, hiçbir izlenimim olmadı. Normal demokratik yarışmaları yaptık. Bazen kaybettim bazen kazandım. Ama hiçbir zaman ne Ergenekon’dan dolayı kaybettiğimi ne de kazandığımı ne de son zamanlarda beni değiştirmeye yönelik kampanyalarda Ergenekon diye bir kuruluşun olduğunu düşünmedim. Bana bunu düşündürecek hiçbir somut işaret görmedim” dedi.

Ergenekon’un eli siyasette

İddianamede Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun (CÇG) faaliyetlerinin anlatıldığı bölümde, grubun Türk siyasi hayatının yönlendirmek için çeşitli faaliyetler içinde olduğu da yazıldı. CÇG’nin “Aralık 2003” tarihli raporunda, “Mahalli Genel Seçimler öncesi ortamın şekillendirilmesi” başlığı altında AKP’nin seçimden fazlasıyla güçlenerek çıkacağı, ANAP liderinin merkez sağ partilere ve gizli olarak DYP’ye birleşme talebinde bulunduğu , tarafların desteklenmesi gerektiği belirtildi. Rapora göre ANAP ve DYP genel başkanlarının biyografik istihbaratları değerlendirilip DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın daha güvenilir olduğu belirtilerek, desteklenmesine karar verildiği de anlatıldı. İstanbul’da Ali Müfit Gürtuna’nın DYP’ye angaje edilmesi, Ankara’da Melih Gökçek ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki güvensizlik ortamından istifade edilerek, Gökçek’in saf dışı edilmesi ve Turgut Altınok’un DYP’ye angaje edilmesi gerektiğine ilişkin raporlarda iddianamede yeraldı.
İddianamede yer verilen 2003 tarihli başka bir raporda, genel seçimlere kadar merkez sağda alternatif bir partinin yaratılamaması halinde AKP’nin seçimden güçlenerek çıkacağı, mevcut tehdidin daha da büyüyeceği, DYP ve ANAP arasında gayri resmi birleşme taleplerinin olduğu şeklinde değerlendirmeler yapıldığı anlatıldı. AKP’nin kopmalarla parçalanması gerektiği, AKP bünyesinde daha önceden başka siyasi partiler içerisinde yer almış birçok milletvekilin bulunduğu, bu milletvekillerinin bir kısmının AKP yönetiminden ve mevcut durumdan rahatsız olduğu, bir kısmının da kriz durumunda partiden kopabileceği, bu amaca yönelik krizin suni bir gerilimle kontrollü bir şekilde tırmandırılabileceği belirtildi. Bu krizin; TSK öncülüğünde AKP’nin tabanını da rahatsız eden uygulamalarından istifade edilerek yaratılabileceği ifade edilen raporda laiklik ve dinsel temelli argümanlar yerine; Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı, Irak, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan politikalarındaki gayri milli yaklaşımlar ve Uzan grubuna yönelik tutumdaki sapmaların kullanılmasının daha etkili olacağı anlatıldı.

Yorum yazın