Etiket chp

Tatava yapma zamanı

Çare seçim değil bu oyunu, bu bozuk düzenin oyun kurucusu olanların belirlediği oyun kurallarıyla oynamayacağımızı ilan etmekten geçiyor.

Ahmet Şık ve Nedim Şener bardağı taşıran damla oldu

HaberVs İlhan Cihaner’e, “Ahmet Şık’ın kitabını okudunuz mu? Kitapla ilgili yorumlarınız nedir?” sorusunu yönelttik. Ahmet’in kitabını okuduğunu, Şık ve Şener’e yapılanların büyük haksızlık olduğunu ancak Ergenekon davasının geçmişinde de Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi pek çok örneğin bulunduğunu söyledi. Cihaner’in Ahmet Şık’la ilgili görüşlerini dinlemek için videoya tıklayın…

CHP hakkında ser verdi sır vermedi

HaberVs CHP’den adaylığının açıklanmasından saatler önce HaberVs’ye konuşan İlhan Cihaner ısrarlı sorulara rağmen ser verdi sır vermedi. Eski başsavcıya CHP hakkında sorduğumuz sorular şöyleydi: Soru-1:CHP’de aday adaylığı döneminizde sizin tutuklanma görüntüleriniz basına servis edildi ve hakkınızda bir kampanya yapıldı. Parti yönetimi sizce bu kampanyanın etkisiyle mi adaylığınızı gündeme almadı? Soru-2:Şu anda CHP’ye bir kırgınlığınız var mı?

Fethullah Gülen’le ilgili devlet sırrı ne olabilir?

15 Nisan 2011’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne konuk olan Erzincan eski Başsavcısı İlhan Cihaner’le uzun bir söyleyi gerçekleştirdik. Cihaner Türkiye’nin yargı sisteminden, cemaatlere ve tutuklanmasına kadar kadar pek çok sorumuza yanıt verdi. Yanıtlar, Cihaner’in önümüzdeki dönemde siyasette üstleneceği rolle ilgili de önemli ipuçları veriyor. Yargının, kamuoyunda çok tartışılan ve daha uzun yıllar da tartışılacağını sandığımız kararlara imza attığı bugünlerde Cihaner’in açıklamalarının dikkate değer olduğunu düşünüyoruz. Söyleşiyi kısaltmadan üçe böldük; ilk bölümü aşağıdaki soruları kapsıyor. Cihaner’in verdiği yanıtları izlemek için ilgili videonun üzerine tıklayın. Soru-1: Anadolu kentlerinde görev yapan savcılar gerçekten çok zor koşullar ve ağır bir iş yükü altında çalışıyorlar. Türkiye’de savcılık müessesesi nasıl işliyor? Savcılar bu yük altında eziliyor mu? Soru-2: Siz “önünüze düşmeyen” dosyalar açarak mesleğinizi icra ederken kendinizi riske mi atmış oldunuz? Soru-3: Siyasileşen yargıyla medyanın bir işbirliğine tanık oluyoruz. Medyada pek çok asılsız ve delilsiz iddia ortaya atılıyor. Bu iddialarla hukuki bir mücadele mümkün mü? Böyle bir mücadeleyi pek göremiyoruz şu anda. Soru-4: Var olduğu iddia edilen “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” ile İlhan Cihaner bağlantısını ortaya koyan belgeleri siz görebildiniz mi? Gördüyseniz bu belgelerden tatmin oldunuz mu? Soru-5: Sizce şu anda yargının sorunu siyasete karşı çok duyarlı olması mı yoksa söylendiği gibi son 20-30 yılda hakim-savcı profilinin değişmesi mi? Soru-6: 28 Şubat döneminden bugüne kadar hakim-savcı profilinde bir değişiklik yok diyebilir miyiz? Soru-7:Makamınıza yaptığı baskınla gündeme gelen Savcı Osman Şanal’ın HSYK tarafından alınan özel yetkilerinin iade edilmesinin ve Şemdinli olayıyla tanınan Savcı Ferhat Sarıkaya’nın meslekten ihrac kararının kaldırılmasını nasıl yorumluyorsunuz? Soru-8: Ferhat Sarıkaya kararı, geçmişte yapılan bir haksızlığın tamiri olarak nitelendirilebilir mi?  

İlhan Cihaner Denizli’den aday

CHP, Erzincan eski Başsavcısı İlhan Cihaner’i Denizli milletvekili adayı olarak gösterdiğini açıkladı. CHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre Cihaner’in ismi YSK’ya saat 16.30’da bildirerek, Denizli’den ikinci sıra milletvekili adayı olarak gösterildi. Aday listesi içinde yer almaması CHP içinde büyük tartışma yaratan İlhan Cihaner’in milletvekili adaylığı da böylece kesinleşmiş oldu. YSK’ya daha önce verilen listenin itiraz süresi içinde değiştirildiği, değişikliğin Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteğiyle gerçekleştirildiği belirtiliyor. Denizli 7 milletvekili çıkartıyor. CHP’nin yeni listesine göre Denizli’de Adnan Keskin birinci sırada, İlhan Cihaner ise ikinci sırada bulunuyor. CHP, 2007 genel seçimlerinde Denizli’den iki milletvekili çıkarırken, AKP dört vekili Meclis’e göndermişti.

Liderliğin normalleşmesi; Kılıçdaroğlu vakası

Yarın Cumhuriyet Halk Partisi‘nin 33’üncü Olağan Kurultayı başlayacak ve eğer bir aksilik olmazsa, bu kurultaydan Kemal Kılıçdaroğlu partinin yeni genel başkanı olarak çıkacak. Bu, yalnız CHP için değil, Türkiye için de önemli bir değişim. Deniz Baykal’a kurulan komplonun faili kim olursa olsun, sonuçta ülke için bir dizi değişimin fitili ateşlendi ve bu ateşleme mekanizmasının durdurulması veya geri döndürülmesi artık çok zor. Önemli olan bu değişimin Türkiye için olumlu sonuçlara yol açması… Kemal Kılıçdaroğlu kamuoyunun yabancı olduğu bir isim değil. Milletvekilliği görevi sırasındaki çıkışları, takipçiliği, ince eleyip sık dokuyan tavrı ve daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı sırasında CHP İl Başkanı Gürsel Tekin‘le birlikte sergilediği performans, CHP’nin gelecekteki lideri olacağı işaretlerini zaten veriyordu. Benzer şekilde Gürsel Tekin’i de kısa süre içinde partinin merkez yönetiminde göreceğimize ve kurulacak yeni ekibin önemli parçası olacağına kuşku yok. Kılıçdaroğlu hakkındaki tartışmaların çoğu, dönüp dolaşıp liderlik vasıfları taşıyıp taşımadığına, partiyi toparlayacak karizmaya sahip olup olmadığına geliyor. Sessiz sakin, bağırıp çağırmayı sevmeyen, masaları yumruklamayan, bir söz vermeden önce iki kez düşünen, boş konuşmayı sevmeyen, çevresinde çıkarcı bir kalabalık oluşturmak istemeyen birinin insanları harekete geçiremeyeceği, kitleleri arkasından sürükleyemeyeceği, daha da önemlisi ülke kaderine yön veremeyeceği söyleniyor. Ünlü İtalyan siyaset bilimci Giovanni Sartori, demokratik kurumlar için de liderin önemli olduğuna vurgu yaparak; “Herhangi bir siyasal ve sosyal örgütün kabul görme derecesi, liderlerinin değerli ve yönetmeye yeterli sayılma derecesi ile aynıdır” der. Evet demokrasi içinde de liderlik önemlidir, ancak burada “liderlik” veya “önderlik” kavramıyla “otorite” kavramını birbirinden ayırmak gerekir. Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger, “lider”i, “kişisel bakımdan sahip olduğu saygınlık, üstünlük ve çekicilik nedeniyle itaat edilen kişi” olarak tarif eder. “Otorite” ise bundan farklı olarak “kendisine itaat edilmesi gerektiği toplulukça resmen tanınmış, içselleştirilmiş kişiler”dir. Duverger bu anlamda her otoritenin aslında “kurumsal” olduğunu söyler. Yine Duverger’ye göre bunun tek istisnası, topluluğun varlığının otoritenin varlığına bağlı olması durumudur. Yani çete, klik […]

Deniz Baykal istifa etti

Geçen haftanın son günü yaşanan Vakit Gazatesi’nin internet sitesinde yayınlanan ve Deniz Baykal ‘a ait olduğu öne sürülen görüntülerin ardından CHP ve Deniz Baykal sert tepki göstermişti. Cumartesi günü CHPden yapılan açıklamada şok bir iddia ortaya atılarak Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün CHP Genel Başkanı Baykal’a suikast organize ettiği iddia edilmişti. Bu gelişmelerin ardından CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bugün yaptığı bakın toplantısında genel başkanlık görevinden istifa ettiğini açıkladı. Baykal, ortada kendisine ve partisine yönelik çok ciddi bir komplo bulunduğunu öne sürdü ve “Benim istifa etmem, bu komploya teslim olmam veya kaçmam anlamına gelmez. Tam tersine meydan okumaktır. Bu komplonun hedefi ben değil CHP’dir. CHP bu kirli tezgahlar karşısında yolunu seçmek zorundadır. Benim istifa etmem, siyaseti yeniden düzenlemek isteyenlere bir fırsat vereceği gibi CHP’nin de bu komployla hesaplaşması için fırsat sunacaktır.” dedi. CHP’nin 22—23 Mayıs’ta yapılacak büyük kurultaya kadar Baykal’ın yerine vekalet edecek isim olarak CHP Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi’nin adı geçiyor.

Erzincan’daki deprem Ankara’yı salladı

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in, İsmailağa ve Fetullah Gülen cemaatlerine yönelik yürüttüğü soruşturma nedeniyle önce hakkında dava açıldıktan sonra Ergenekon örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanması Ankara’yı karıştırdı. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başsavcı Cihaner’i Ergenekon zanlısı olarak gözaltına aldırıp tutuklatan Erzurum Özel Yetkili Başsavcısı Osman Şanal’ın yetkilerini kaldırdı. Cihaner’in tutuklanmasını “resmi gündem” yaparak bugün toplanan HSYK, “CMK’nın 250/3. maddesindeki amir hükmün ihlal edilerek görev ve yetki aşımında bulunduğunu” tespit ederek, Şanal’la birlikte Erzurum Özel Yetkili Başsavcı Vekili Tarık Gür, Özel yetkili Cumhuriyet Savcıları Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı’nın da CMK’nin 250. maddesi kapsamındaki yetkilerini kaldırdı. Kurul, ayrıca 4 savcı ile arama ve gözaltı sırasında görev yapan polisler hakkında da suç duyurusunda bulundu. Dün Osman Şanal’ın öncülüğünde bir grup polis ve savcı nezaretinde adliyedeki ofisi ile evinde yapılan aramalardan sonra gözaltına alınarak Erzurum’a götürülen Cihaner, gece boyunca yapılan sorgusunun ardından bu sabah saatlerinde Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Ergenekon örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmıştı. Bakanlık Erzurum’a sahip çıktı Hakim ve Savcılar Kanunu’nun 9. Maddesi uyarınca hakkında yürütülecek hukuki işlemleri ve yargılamasını sadece Yargıtay’ın yapabileceği Başsavcı Cihaner’in hem gözaltına alınması hem de tutuklanması ise hukuk çevrelerince skandal olarak nitelendirildi. Adalet Bakanlığı’ndan yapılan ve Osman Şanal’ın uygulamasını eleştiren yorumlara tepki gösterilen açıklamada, Cihaner’in görev değil şahsi suçları nedeniyle soruşturulduğu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 250. Maddesinin de özel yetkili savcılara bu hakkı verdiği belirtildi. HSYK savcıların yetkilerini kaldırdı Ancak bugün, Erzincan’da yaşanan olalyarı gündemine alarak toplanan HSYK bakanlığın bu açıklamasına itibar etmedi. HSYK Başkanı Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in mazeret bildirirek katılmadığı tohlantı Bakanlık Müsteşarı Ahmet Kahraman ile bakanın yerine yedek üye Çoşkun Öztürk’ün katılımıyla gerçekleştirildi. HSYK, Cihaner’e yönelik soruşturmada CMK’nın 250/3 maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’da yargılanacak kişilere ilişkin soruşturmalarda özel yetkili savcıların görevli olmadığına” ilişkin hükmün Erzurum’daki savcılarca dikkate alınmadığı konusunda görüş birliğine vardı. Toplantıda Müsteşar Kahraman’ın karşı oyuna rağmen, 6 […]

Elektronik oylama seçim hilesine çare mi?

29 Mart tarihinde yapılan yerel seçimler, hiç kuşkusuz bu zamana kadar en çok tartışılan seçimlerden biri oldu. Sandıkların açılmaya başlamasıyla beraber, bazı bölgelerde yaşanan elektrik kesintileri, seçim bilgi sisteminin çökmesi, sandık kaçırma girişimleri “Seçime hile karıştı” iddialarını da beraberinde getirdi. Sonrasında yakıldığı iddia edilen ve çöp kutularından çıkan oy pusulaları da bunlara eklenince yaklaşık 20 ilde, çeşitli partilerden seçim sonuçlarına itirazlar geldi. Birçok ilde oylar yeniden sayılmaya başlandı. Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından, Türkiye’de var olan seçim sisteminin yanlış olduğu, “yolsuzluk ve hile” ihtimallerinin en aza indirgenmesi için farklı bir seçim sistemine geçilmesi gerektiği tartışmaları başladı. Farklı bir seçim sisteminden kastedilen ise “elektronik oylama”ydı. Birçok ülkede kullanılan bu sistemde yüzde yüz güvenilirlikten söz edilmese de, sandık yolsuzluklarının önemli bir ölçüde önüne geçmenin mümkün olduğu söylendi. Yerel seçimlere “hile” karıştığını iddia eden ve bunun da elektronik oylamaya geçişle en aza indirgenebileceğini düşünen CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, böyle düşünen isimlerden biri. Tekin, Türkiye’deki oy verme ve sayma sisteminin yolsuzluğa fazlasıyla açık olduğunu hatırlatarak, elektronik oylamada da yolsuzluklar yaşanabileceğini ancak bu riskin şu an yapılabilenlerin milyonda biri olacağını vurguladı. Tercih edilen elektronik uygulama Seçim hilelerine çare olarak gösterilen ve çeşitli ülkelerde uygulamaya konulan elektronik oylama siteminde, alışık olduğumuz kağıt oy pusulaları yerini çeşitli aygıtlara bırakıyor. Bu aygıtlarda toplanan oylar yine bu aygıtlarla değerlendiriliyor. Bu sistemin tercih edilmesinin altında ise, seçim maliyetlerini azaltmak, seçim sürecini hızlandırmak, seçim sonuçlarını belirleme ve duyurma hızını artırmak, yolsuzlukları önlemek ve seçime katılımı artırmak gibi nedenler yatıyor. Yani, seçimlerde birtakım sebeplerden ötürü oy kullanamayan insanlar da, bu sistemle birlikte görevlerini yerine getirmiş oluyorlar. Sistemi ilk benimseyen ülkelerden biri olan Kanada’da 1990’lardan beri yerel seçimlerinde, Brezilya’da ise 1996 yılından beri elektronik oylama kullanılıyor. Yine Belçika’da 1991 yılından beri hem genel hem de yerel seçimlerde yaygın bir şekilde kullanılıyor. Sık sık oy sandıklarının çalınması sorunuyla karşılaşan ve 2004 yılındaki […]

Seçim bitmedi!

Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükçekmece’de seçimi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Hasan Akgün kazandı. Seçimi 640 oyla kaydeden Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) adayı İlker Gürbüz sonuçlara itiraz etti. İtirazın kabul edilmesi üzerine iptal edilen oylar üçüncü kez sayılıyor. CHP’li ve AKP’li partililer, Yüksek Seçim Kurulu’nun bulunduğu Büyükçekmece Adliyesi önünde beklerken olayların büyümemesi için polis iki grup arasına barikat ördü. CHP adayı Hasan Akgün bu seçimlerde “evet” mührünün kullanılmadığını, sadece “tercih” yazılı mühürlerin kullanıldığını fakat açılan sandıklardan AKP’ye “evet” basılmış oy pusulalarının çıktığını ve bu oyların sayıldığını iddia etti. Beylikdüzü’nde yaptıkları itirazın kabul edilmemesini çifte standart olarak değerlendiren Akgün, “Neden CHP’nin kazandığı ilçelerdeki itiraz kabul ediliyor da, AKP’nin kazandığı ilçelerde itiraz kabul edilmiyor” diye konuştu. Akgün “Büyükçekmece’ye bağlı Karaağaç köyünde sandıklar, kapılar kapatıldıktan sonra sabaha karşı sayılmıştır. Bu dört beş tane sandığın içinden çok yüksek sayıda AKP oyunun çıkması son derece düşündürücüdür” diye konuştu. CHP’nin itiraz ettiği ilçelerde oy oranları TuzlaAKP: 40.6CHP: 38.8BeylikdüzüAKP: 32.1CHP: 30.6BeyoğluAKP: 35.3CHP: 32.9BayrampaşaAKP: 44.5CHP: 35.7ÇekmeköyAKP: 45.3CHP: 41.1 Beylikdüzü’nde “suç belgeleri” İstanbul Beylikdüzü’de ise AKP’nin adayı Yusuf Uzun’un 850 oy farkla kazandığı sayıma “sahte oy kullanıldığı” gerekçesiyle CHP tarafından itiraz edildi. CHP İl Başkanı Gürsel Tekin basın açıklamasında İlçe Seçim Kurulu tarafından itirazlarının kabul edilmediğini bu nedenle İl Seçim Kurulu’na, o da olmazsa Yüksek Seçim Kurulu’na başvuracaklarını belirtti. Gürsel açıklamasında birçok ilçede oy çalındığını, aylardır kesilmeyen elektriklerin nedense seçim gecesi kesildiğini, 22 Temmuz 2007 yerel seçimlerinde sorunsuz çalışan sistemin 29 Mart akşamı çökmesinin soru işareti yaratığını söyledi. Tekin, Sultangazi ilçesinde de itiraz kararı aldıklarını belirtti. CHP Beylikdüzü başkan adayı Vecdet Öz de Büyükçekmece Adliyesi önüne gelerek, elindeki sahte olduğunu iddia ettiği oyları gösterdi ve CHP’lilere seslendi. “Beylikdüzü sokakları bu suç belgeleriyle dolu” derken adliyenin camından bakan AKP adayı Yusuf Uzun’a seslendi. CHP bu ilçede, 6 bine yakın oyun gömüldüğünü ve jandarma tarafından kazı yapıldığını iddia ediyor. […]

Medyanın dili ortak: “One minute” uyarı

Sona eren yerel seçimlerin ardından sonuçlar bütün gece saniye saniye televizyon ekranlarına yansıdı. Özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşanan başa baş çekişme yüzünden adayların sistemde çıkan sorunlar ve elektrik kesintilerini de şaibe adı altında değerlendirmelerine sebep oldu. Hürriyet: Sandıktan uyarıSeçmen sandıktan mesajını verdi. AKP, 2004 yerel seçimlerine göre yüzde3, 2007 genel seçimlerine göre ise yüzde 8 puan kaybına uğradı. Milliyet: Seçmenin manşetiBugüne kadar girdiği her seçimden oyunu artırarak çıkan iktidar partisi AKP, 1,5 yıl önce yüzde 47’ye yükseldiği sandıkta yüzde 40’ın altına indi. Vatan: Sandıktan AKP’ye uyarı çıktıAKP girdiği dördüncü seçimde ilk kez oy kaybetti. 2007 genel seçimi sonuçlarına göre 8 puan gerileyerek yüzde 39,3’e indi. Radikal: Halk “One minute” dedi.İktidardaki AKP’nin oyları ilk defa geriledi… Cumhuriyet: Sandıktan uyarı çıktıKriz ve yolsuzluk vurdu. 2007’de yüzde 47 ile iktidar olan AKP, ekonomideki başarısızlığı, yolsuzluk iddiaları ve kavgacı politikası nedeniyle düşüşe geçti. Habertürk: Sandık CHP’ye yeni lider çıkardıKemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da yüzde 38 oy alarak CHP’yi yukarı taşıdı ve Deniz Baykal’a alternatif olabileceğini gösterdi. Akşam: Sandık törpüsüEkonomik kriz sandığı teğet geçmedi. AKP, yerel seçimde 2007 genel seçimine göre 8 puan birden düştü. İktidar, başta İstanbul, en güvendiği kentlerde bile hayal kırıklığı yaşadı. CHP, MHP ve DTP güçlenerek çıktı. Taraf: Seçmenden “two minute”İl Genel Meclisi’nde 2007 ve 2004’teki oylarının altında kalan AKP, CHP ve MHP’nin toplam oyunu kazandı ama seçmenden de net uyarı aldı.Kıran kırana seçim, İstanbul’a Metrobüs’ü getiren Topbaş yüzde 44’le ikinci kez kazanıp tarih yazdı.Kılıçdaroğlu yüzde 38’le CHP’ye 10 puan kazandırdı. Sabah: Krizin etkisiAk Parti küresel krizin daha çok hissedildiği sanayileşmiş Batu illerindeki oy kaybı nedeniyle yüzde 39’da kaldı. CHP Antalya’yı geri aldı, MHP oyunu 6 puan artırdı. Zaman: Her partiye ayrı mesajAK Parti, krize rağmen 2004’teki oy oranını korudu. Seçmen, aday tercihleri konusunda partiyi uyardı. Star: Güven TazelediBaşbakan Erdoğan, “Ak Parti 2004’teki oyunu korudu. CHP ve MHP’nin oylarının toplamı bizden düşük. Bu […]

Seçmen uyardı

Beş yıl boyunca görev yapacak yöneticilerini seçmek üzere sandıklara giden Türkiye seçmeni, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) ciddi bir uyarı gönderdi. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde yüzde 47 oy alarak ezici bir üstünlük sağlayan AKP, dün yapılan seçimlerde yaklaşık 8 puan oy kaybetti. Bu seçimlerde Türkiye çapında il genel meclisi bazında yüzde 38.95 oy alan AKP, 2004’te yapılan yerel seçimlere göre de 3 puan geriledi. Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Halk Partisi (MHP) ise 2007 seçimlerine göre 2 puanın biraz üzerinde oy artışı yakaladı. 2004 yerel seçimlerine göre değerlendirildiğinde ise CHP’nin oy oranı 5, MHP’nin ise yaklaşık 6 puan arttı. Dünkü seçimlerde CHP yüzde 23.2, MHP ise yüzde 16.1 oy alırken, Numan Kurtulmuş liderliğindeki Saadet Partisi de, genel seçimlere göre ciddi yükselişe geçerek yüzde 5’in üzerinde oy aldı ve 23 ilçede belediye başkanlığı ipini göğüsledi.AKP 23 il ve 35 ilçe kaybetti 2004’deki yerel seçimlerde 12’si büyükşehir olmak üzere 58 il ve 483 ilçede belediye başkanlığını kazanan AKP, dünkü seçimler sonrasında 10’u büyükşehir olmak üzere 35 il ve 449 ilçede söz sahibi olabildi. Zonguldak, Tekirdağ, Sinop, Aydın, Antalya ve Giresun’u CHP’ye kaptıran AKP; Adana, Isparta, Balıkesir, Manisa ve Karabük’ü MHP’ye; Van ve Siirt’i DTP’ye; Sivas’ı BBP’ye; Yalova’yı DP’ye; Şanlıurfa’yı da bağımsız aday Ahmet Fakıbaba’ya kaybetti. İktidar partisi Trabzon’u CHP’den, Niğde’yi MHP’den ve Mardin’i de SP’den alarak zaferini ilan etti. CHP, 3’ü büyükşehir olmak üzere 13 il ve 167 ilçeyi kazanırken; 2004 seçimlerinde ise 2’si büşükşehir olmak üzere 8 il ve 130 ilçeyi kazanmıştı. 2004 seçimlerinde 4 il ve 72 ilçe kazanan MHP ise bu seçimlerin en çok oy artışını yakalayan partisi olarak biri büyükşehir olmak üzere 10 il ve 128 ilçenin yönetimini ele geçirdi.Seçimlerin dördüncüsü konumundaki Demokratik Toplum Partisi (DTP) biri büyükşehir olmak üzere 8 il ve 51 ilçede seçimlerin galibi oldu. DTP 2004’de 1’i büyükşehir olmak üzere 4 […]

Koşulları ve şartları hazır darbe planları

Türkiye’nin soruşturulan ilk darbe planları olma özelliğine de sahip olan Ergenekon’un 2. iddianamesinde darbe planlarının nasıl hayata geçirileceğine de ayrıntılarıyla yer verildi. İddianamade, başarısız olunması durumunda yapılacakların da anlatıldığı kimi dokümanların Hurşit Tolon, Şener Eruygur ve Hasan Atilla Uğur’dan ele geçirildiği de belirtildi. İddianamade Şener Eruygur’un genel başkanlığını yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği genel merkezinde “Ayışığı Çözüm” isimli, dijital ortamda bulunan bir doküman ele geçirildiği ifade ediliyor. Söz konusu belgede darbe planlarının deşifre olması halinde yapılacaklar da anlatılıyor. “Ayışığı ve Yakamoz olarak adlandırılan darbe planını uygulayanlar deşifre olur da dağıtılırsa, planın aynen devam ettirilmesi, sekteye uğramaması için oluşturulacak ve gizli tutulacak ikinci bir yapılanma”dan söz ediyor. Ayrıca Cumhuriyet Çalışma Grubu (CÇG) yapılanması içerisinde yer alan Hasan Atilla Uğur’dan ele geçirilen dokümanlarda, askeri müdahalenin gerçekleştirilmesi yönündeki çalışmaların, CÇG’nin deşifre olması halinde TSK bünyesinde oluşturulacak ikinci bir ekip tarafından yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor. İddianamede “bu yöndeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü anlatılmaktadır” deniyor. Darbe planının aşamaları İddianamede daha sonra Ergenekon örgütü tarafından kurulup yönlendirildiği belirtilen CÇG’nin hazırladığı ve uygulamaya koyduğu darbe planları çerçevesinde yapılacaklar anlatılıyor. Planın nasıl işleyeceği ve yapılacaklar da şöyle aktarılıyor: * Hilmi Özkök’ün istifası talebini içeren kendileri tarafından kaleme alınmış mektupları, muvazzaf askerler tarafından hazırlanmış görüntüsü verilerek Hilmi Özkök’e gönderilmek suretiyle onu baskı altına almaya çalıştıkları, * Darbe hazırlıklarına destek sağlamak amacıyla emekli generallere mektup gönderdikleri; Özden Örnek’ten ele geçirilen günlüklerden anlaşıldığı üzere, ulusal yayın yapan gazete ve televizyon sahiplerinin çağrılarak, iktidardaki hükumet aleyhine ve özellikle askerin hükumete bakış açısını sert mesajlarla topluma duyurulması amacıyla yayın yapılması için baskı yapıldığı ve bu yapılan baskılar sonucunda amaçlanan yayınların yapılmasının sağlandığı, * Örgüt yöneticisi İlhan Selçuk’un ve örgüt üyesi Mustafa Balbay’ın talimatları ile Cumhuriyet gazetesinin örgütün amacı doğrultusunda bu yöndeki haberleri manşetten vermek suretiyle darbe hazırlıklarına katkıda bulunmaya çalıştıkları, * Ülkede kargaşa meydana gelmesini sağlamak amacıyla öğrencileri gösterilerle sokağa dökmeye çalıştıkları, bu amaçla bazı […]

Ergenekon’un avukatına da darbe planı

Ergenekon’un ikinci iddianamesindeki ilgi çekici detaylardan birisi de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili yapılan planlar oldu. CHP lideri Deniz Baykal’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile girdiği polemikte sahip çıkarak, “Avukatıyım” dediği Ergenekon örgütü yeni iddianameye göre Baykal’ı devirme planları da yapmış. İddianameye göre Ergenekon örgütü Tuncay Özkan’ın yürüttüğü çalışmalarla parti içinde ilişkili olduğu kişileri devreye sokarak Deniz Baykal’ı devirecekti. Daha sonra CHP’nin yapısını değiştirerek oluşacak yeni bir sosyal demokrat hareketin başına da Mustafa Balbay’ın getirilmesi planlandığı iddianamade anlatıldı. İddianamede aynı yöntemlerle Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Genel Başkanlığı’na da Ümit Özdağ’ın getirlemeye çalışıldığına yer verildi. CHP, AKP ve MHP’yi bölme planları İddianamede aralarında CHP’nin de bulunduğu üç siyasi partiyle ilgili yer alan iddialar şöyle sıralandı: “AKP’yi ve MHP’yi bölme planları yapıldı, çeşitli takip notlarıyla bunlar net şekilde anlaşıldı. MHP’nin de yönetim kadrosunda değişiklik yapma çalışmaları yapıldı. Ergenekon, CHP içinde çeşitli operasyonlar yürüttü ve operasyonların da tek amacı CHP lideri Deniz Baykal’ı devirmekti. CHP’nin üst yönetimi de değiştirilmeye çalışıldı. Zanlıların ve sanıkların telefon dinlemelerinde Deniz Baykal’a yönelik, yoğun bir şekilde devirme çalışmaları olduğu saptandı. Cumhuriyet mitinglerinin organizasyonlarının Ergenekon ile bağlantıları var.” Baykal: Benim böyle bir gözlemim olmadı Anadolu Ajansı’nın haberine göre CHP lideri Baykal ise iddinamede hakkında yer alan iddialarla ilgili ilk değerlendirmesinde, “İddianameyi görmedim. İddianamede neyin olduğuna yönelik sağlam bir bilgim yok ama söyledikleriniz benim de kulağıma geldi. İddianamede benim adımın geçmiş olması ve CHP’nin adının geçmiş olmasının değerlendirilmesi gerekir. Demokratik siyasi yaşam içerisinde bu partide tartışmalar geçirdik, yarışmalar yaptık. Kongreler, kurultaylar geçirdik. Bunları bütün Türkiye ilgiyle izledi. Parti içinde benimle mücadele eden kişilerin, ekiplerin arkasında Ergenekon denilen örgütü andıracak herhangi bir grubun bulunduğuna dair bir gözlemim, hiçbir izlenimim olmadı. Normal demokratik yarışmaları yaptık. Bazen kaybettim bazen kazandım. Ama hiçbir zaman ne Ergenekon’dan dolayı kaybettiğimi ne de kazandığımı ne de son zamanlarda beni değiştirmeye yönelik kampanyalarda Ergenekon diye bir kuruluşun […]