Gündem

Hukukçular da özgürlükten taraf

Yazan: HaberVs

Avukatlar ve hukukçu akademisyenler, İstanbul Barosu’nun organizasyonuyla Taksim de yürüdü; bağımsız yargı ve basın özgürlüğü talep etti.

Emir Kahraman

İstanbul Barosu avukatları ve öğretim üyesi hukukçular, bağımsız yargı ve basın özgürlüğü talebiyle öğle saatlerinde Taksim Meydanı’na yürüdü. Saat 13’te İstiklal Caddesi’nde Baro Han önünde toplanan yüzlerce hukukçunun cüppeleriyle katıldığı yürüyüş, Cumhuriyet Anıtı önünde sona erdi.

Daha önce yaptıkları duyuruda bu eylemi “Siyasi iktidarın basın özgürlüğünü ortadan kaldırma ve muhalefet edenleri sindirme girişimlerine, özel yetkili mahkemelerin adil yargılama hakkını ihlal eden hukuk dışı uygulamalarına, savunma hakkı ihlallerine ve polis devletine karşı tepki göstermek ve kaygılarını kamuoyu ile paylaşmak” için yaptıklarını belirten hukukçular yürüyüş sırasında bu taleplerini ifade eden dövizler taşıdı.

Eylem sırasında Genç Siviller‘in İstiklal Caddesi’ndeki bir binadan sarkıttığı “Anlarsın ya baro!” yazılı pankart avukatların tepkisine neden oldu. Bu pankart, eyleme destek veren Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyeleri tarafından indirildi. IHA’nın haberine göre pankartı asan, ikisi kadın üç Genç Siviller üyesi gözaltına alındı.

Genç Siviller, İstanbul Barosu önderliğinde 46 baronun 18 Kasım 2009’da yasadışı dinlemeleri protesto etmek üzere düzenlediği eylemde de, meydana bakan bir otelden “Darbeci baro Taksim’e hoş geldin” pankartı sarkıtmıştı.

Meydanda, eyleme katılan grup adına açıklama yapan Baro Başkanı ve Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal, özellikle son günlerde basın mensuplarına karşı gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaları kaygı ile izlediklerini ve sessiz kalmayacaklarını belirtti. Kocasakal şunları söyledi:

“Öncelikle belirtmek isteriz ki hukuk devletinde kimse ceza sorumluluğundan bağışık olmadığı gibi suç işleme özgürlüğü ve ayrıcalığına da sahip değildir. Makul, ciddi şüpheye ve delillere bağlı olarak suç isnadı altındaki herkes elbette ki soruşturulacak ve yargılanacaktır. Bununla birlikte tüm bu soruşturma ve koğuşturmaların siyasi maksatlardan ve etkilerden uzak hukuk kurallarına ve özellikle usul kurallarına uygun bir şekilde yapılması zorunludur.

“Bu tür soruşturma ve koğuşturmalardaki en büyük tehlike siyasi iktidara veya başka bir iktidar odağına muhalif olan düşünürlerin, yazarların bir bahane ile bu davaların içerisine sokulup, sindirilip, susturulmaya ve etkisizleştirilmeye çalışılması, bu şekilde de yargının bir baskı ve sindirme aracı haline getirilmesidir.

“Gelinen bu aşamada yürütülen soruşturma ve koğuşturmaların çoğu hukuka aykırı telefon ve ortam dinlemeleri, gizli tanık beyanları, hukuka aykırı arama ve yakalama kararları, gözdağına dönüşen gözaltılar, infaza dönük keyfi tutuklamalarla hukuki hedef ve amaçlardan uzaklaşılarak hukuk devleti, adil yargılama hakkı, özgürlükler ve demokrasi adına kaygı verici bir hal aldığını vurgulamak isteriz.

“Bugün ülkemizde başta basın özgürlüğü olmak üzere en temel hak ve özgürlükler siyasi iktidarın ve iktidar odağı çevrelerin ağır saldırısı altındadır” diyen Kocasakal, “Kimsenin özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, kişi güvenliği kısacası hukuk güvenliği kalmamıştır. Hukuk güvenliğinin kalmadığı bir yerde hukuk devletinden bahsedilemez.

“Siyasi iktidarların baskı aracı haline getirilmiş olan savunmanın hiçe sayıldığı, özel yetkili mahkemeler ve özel yargılama usulleri derhal kaldırılmalıdır.”

Yorum yazın