İstanbul Kültür ve Toplum Sanat

El yazmalarından online satışlara, dönüşen sahaflık

Yazan: Jan Reisyan
Fotoğraf: Fahri Balta / Flickr https://www.flickr.com/photos/136560507@N08/

Çok eskiye dayanan sahaflık geleneği dijitalleşme ve ekonomik baskılarla dönüşüyor. İstanbul’daki sahaflar, değişen okur alışkanlıkları ve online satışların mesleği yeni bir döneme sürüklediğini söylüyor.

- A +

Yüzyıllardır kitap kültürünün önemli bir parçası olan sahaflık, Türkiye’de hem kültürel hem de ticari bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor. Ancak değişen okuma alışkanlıkları, dijitalleşme ve ekonomik koşullar sahafların bugünkü durumunu yeniden tartışmaya açıyor. Beyazıt Sahaflar Çarşısı ve Beyoğlu’nda sahaflarla yapılan görüşmeler, mesleğin köklü geçmişine rağmen yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini gösteriyor.

Sahaflar yalnızca kitap alıp satan dükkânlar olarak görülmüyor. Uzmanlara göre bu mekânlar aynı zamanda kültürel mirasın dolaşıma girdiği alanlar. Ancak internet satışlarının yaygınlaşması, müşteri profilinin değişmesi ve artan maliyetler sahaflık mesleğinin geleceğine dair farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Yüzyıllara uzanan bir meslek

Beyazıt Sahaflar Dernek Başkanı Adil Sarmusak

Beyazıt Sahaflar Çarşısı Dernek Başkanı Adil Sarmusak, sahaflığın Türkiye’de oldukça köklü bir geçmişe sahip olduğunu anlatıyor. Sahaflık geleneği Osmanlı dönemine kadar uzanıyor ve zaman içinde Bursa’dan Edirne’ye, İstanbul’un fethiyle birlikte de İstanbul’a taşınıyor.

Kapalıçarşı’nın kurulmasıyla birlikte sahafların burada önemli bir yer edindiğini belirten Sarmusak, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Kapalıçarşı’da onlarca sahaf dükkânı ve yüzlerce çalışan olduğunun anlatıldığını hatırlatıyor. Sahaflığın yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda kültürel bir birikimin aktarım alanı olduğunu söyleyen Sarmusak, geçmişte el yazması eserlerin hattatlar tarafından hazırlanıp sahaflar aracılığıyla dolaşıma girdiğini ifade ediyor. Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda sahaflık yapan Şener Altunköprü de sahaflığın yalnızca ikinci el kitap satışı olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyor. Altunköprü’ye göre sahaflık esas olarak nadir ve kıymetli eserlerin değerini bilmekle ilgili bir meslek.

Sahafların bugünkü durumu

Bugün sahaflar için en önemli değişimlerden biri müşteri profilinde yaşanan dönüşüm. Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda sahaflık yapan Mustafa Türkmenoğlu, geçmişte dükkânların belirli bir okur kitlesine hitap ettiğini, bugün ise daha çok kısa süreli ziyaretçilerin geldiğini söylüyor.

Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ndan sahaf Adil Manav ise kitap piyasasında sosyal medya ve popüler kültürün giderek daha belirleyici hale geldiğine dikkat çekiyor. Manav’a göre bazı kitapların sosyal medya platformlarında popüler hale gelmesi kısa süreli talep artışları yaratıyor. Ancak sahaflara göre bu ilgi çoğu zaman geçici oluyor ve kitapların gerçek değeri çoğu zaman yıllar sonra fark ediliyor.

Beyoğlu’nda sahaflık yapan Şener Köksümer ise sahaf meraklılarının hâlâ varlığını sürdürdüğünü ve sahaflık kültürünün tamamen ortadan kalkmayacağını düşünüyor. Köksümer’e göre sahaf meraklıları belirli bir okur kitlesi olarak dükkânlara gelmeye devam ediyor.

Online satışlar ve ekonomik baskı

Sahafların gündemindeki en önemli konulardan biri internet üzerinden yapılan ikinci el kitap satışları. Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ndan sahaf Adil Manav, büyük satış platformlarının kitapları çok yüksek adetlerle satın alabildiğini ve bu sayede daha düşük fiyatlarla satış yapabildiğini söylüyor. Küçük esnafın ise sınırlı sayıda kitap alabildiğini belirten Manav, bu nedenle internet sitelerinin sunduğu fiyatlarla rekabet etmenin zorlaştığını ifade ediyor.

Beyazıt Sahaflar Çarşısı’ndan sahaf Mustafa Türkmenoğlu da internet satışlarının yeni bir pazar düzeni oluşturduğunu belirtiyor. Türkmenoğlu’na göre bazı internet siteleri yayıncılardan aldıkları kitapları çok daha düşük fiyatlarla satabiliyor ve bu durum sahaflar açısından haksız rekabet yaratıyor.

Ekonomik koşullar da sahaflık mesleğini zorlaştıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Adil Manav, geçmişte dükkânlarında sekiz kişinin çalıştığını, bugün ise çoğu işi tek başına yürüttüğünü belirtiyor. Artan maliyetler nedeniyle kitap satın almanın da eskisine göre çok daha zor hâle geldiğini ifade ediyor. Dernek Başkanı Adil Sarmusak da geçmişte Sahaflar Çarşısı’nda öğrenci yoğunluğunun oldukça fazla olduğunu anlatıyor. Sarmusak, bugün ise dükkânlarda eskiye göre daha az müşteri olduğunu söylüyor.

Yok oluş mu, dönüşüm mü?

Sahaflık mesleğinin geleceği konusunda sahaflar arasında farklı görüşler var. Bazı sahaflar mesleğin giderek daralan bir alan haline geldiğini düşünürken, bazıları sahaflığın her zaman belirli bir okur kitlesi tarafından yaşatılacağını savunuyor.

Okurların kitapla kurduğu ilişki de değişmeye devam ediyor. Üniversite öğrencisi Ahmet Demir, kitapları fiziksel olarak okumayı tercih ettiğini ve bu alışkanlığından memnun olduğunu söylüyor. Bir diğer öğrenci Melisa Aydın ise kitap alışverişlerinde çoğu zaman dijital platformları tercih ettiğini, aradığı kitabı bulamadığında sahaflara yöneldiğini belirtiyor.

Emekli Yusuf Şahin ise sahafların sayısının giderek azaldığını düşündüğünü ve birçok kültürel değerin zamanla önemini yitirdiğini ifade ediyor. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip sahaflık bugün hem ekonomik hem de kültürel bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Değişen okuma alışkanlıkları ve dijitalleşme sahaflık mesleğini yeni koşullara uyum sağlamaya zorluyor. Sahaflık belki geçmişteki biçimiyle değil, ancak yeni bir okur kitlesi ve farklı satış yöntemleriyle varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Yorum yazın