Öcalan’ın çağrısına Bilgi öğrencilerinin yorumu

İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri, Abdullah Öcalan’ın "sillahlar sussun" çağrısı yaptığı mektubunu yorumladı.

- A +

HaberVs muhabirleri, Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında okunan ve PKK’yı (Partiya Karkerên Kurdistan-Kürdistan İşçi Partisi) Türkiye sınırları dışına çıkmaya çağıran mektubu hakkında İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin görüşlerini aldı.

Bilgi öğrencileri arasında siyasetle ilgilisi olmadığını belirterek görüş vermek istemeyenler kadar, konuyu arkadaş ortamında hararetle tartışanlar da var. Konuşmaktan çekinmeyen öğrencilerden bazılarının bu tarihi mektup hakkındaki düşünceleri şöyle:

“Savaş masa başında bitirilemez”

Gökhan Tuncer (24, Medya ve İletişim Sistemleri): Gerçekçi olduğunu düşünmüyorum. Öcalan bu mektubu gerçekten yazmış da olsa söyledikleri sahte geliyor. Bu savaş kesinlikle siyasetle veya masa başında bitecek gibi durmuyor. 30 bin kişi öldü neden bu zamana kadar beklenildi ki? Bu kadar vatan evladı boşuna mı öldü? Daha önce de bitirmek için adımlar atıldı ama sonucu hep hüsran oldu.

Yusuf Sağdıç
(24, Reklamcılık): Süreci samimi ve gerçekçi bulmuyorum. O okunanların Öcalan’ın kaleminden çıktığını düşünmüyorum. BDP’li vekillerin metni değiştirdiğine inanıyorum. Ayrıca süreci de sağlıklı görmüyorum. Eğer başarılı olamazsa kötü sonuçlar doğuracak.

Furkan Erdemir (24, Halkla ilişkiler): Hep aynı senaryo, hiçbir halta yaramayacak bu süreç. Tek bildikleri şey iki halk üzerinden rant sağlamak. Bu şekilde terörü bitiremezler. Örgütün varlığı büyük bir kaçakçılık furyasının da nedeni. Çok büyük paralar dönüyor ve örgütü destekleyen güçler böyle bir pazarı yok etmek istemezler.

Esma Nilhan Işık (24, Medya ve İletişim Sistemleri): Öcalan birçok kişinin canını yaktı. Benim gözümde suçlu portresi dışında bir portre oluşturmuyor.  Bir örgüt liderinin söylediklerine itimat etmem. Devletin de buna itimat etmemesi gerekir. Çözüm bu şekilde gerçekleşemez. Kesinlikle desteklemiyorum ve sahte buluyorum.

Özlem Küçüközdemir (24, Psikoloji): Abdullah Öcalan’ın silah bıraktırma çağrısını olumlu buldum, barış için umut verici. Bu zamana kadar yapılan barış çağrılarından çok daha etkili olduğunu düşünüyorum. Newroz kutlamasında Türk bayrağı görülmedi fakat önümüzde 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarında iki tarafında bayrağı olabilir böylece barış kesinleşebilir. Mektupta verilen mesajın niyetini bilemeyiz, inandırıcı olup olmadığını önümüzdeki süreç gösterecek.

Dicle Yalçın (21, Genetik ve Biyomühendislik): Bir anda gelen bir mesajla barışın gelmesi inandırıcı olmaz, zaten bir anda hiç bir şey yaşanmamış gibi davranmak da mümkün değil.  Hepimiz barış istiyoruz, silahların susmasını istiyoruz. Barış sözcüğünün içini nasıl doldurulacağı önemli.

Arna Benglian (25, İşletme- Ekonomi): Öcalan tarafından gönderilen mesaj barış süreci için bana göre iyi bir adım. Fakat çok da abartılmamalı, o kanunen bir suçludur, barış süreci onun denetimi altında yürüyemez. Bu aşamadan sonra süreci sivil toplum örgütleri ve devletin kurumları yürütmelidir.

Ceren Aydın-Anıl Adakul (24-24, Sosyoloji): Bu zamana kadar atılan adımlardan çok daha iyi bir adım olduğunu düşünüyoruz, tabii dengelerin kurulması da çok önemli bu etapta. Silahların bırakılıp, bu sorunun barışçıl ve siyasi yöntemlerle çözülme fikri çok daha iyi olacak diye düşünüyoruz.

“Devlet geri adım atmazsa…”

Metin Öztürk (24, Karşılaştırmalı Edebiyat): Sürecin olumlu olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede devletin ve AKP’nin geri adım atacağını, savaş davullarını çıkaracağını düşünüyorum. Kürt hareketini olumlu buluyorum.

Utku Şen (21, Bilgisayar Mühendisliği): Türkiye ordusu PKK ile savaşı kaybetti. Bunun neticesinde kazanan taraf ve kaybeden taraf masaya oturdu. İki taraf bir anlaşma yaparak uzlaşmaya varıldı, PKK eğer silah bırakacak ise bunu karşılığında alacağı şeylerde olacaktır bunu ilerleyen yıllarda göreceğiz.

İzge Demir (21, Medya ve İletişim Sistemleri): Çok gerçekçi gelmiyor söylenenler. PKK örgütünün silahı bırakacağını düşünmüyorum, fiili bir eylem olarak gerçekleşeceğini düşünmüyorum.

Kamil Akmaz (24, İşletme): Terörden mustarip olan ülkelerde, hükümetlerin teröristlerle pazarlık masasına oturduğunu görmekteyiz. Ne kadar nefret etsek de bizler de pazarlık masasına oturmak zorundayız. İnsanların zihnindeki düşünceyi yok edemediğimiz için karşılıklı ölümler ailelere yıkım olmaktadır. En çok acı çekenler onlardır.

“Kürt halkının zihnindeki Öcalan’ı yaratan MHP ve CHP’dir”

Sidar Kurt (23,  London School of Economics Üstün Başarı Programı:) Bir Kürt olarak süreci samimi bulamasam da yararlı buluyorum. Fakat Kürt sorunu değerlendirilirken Kürt entelektüellerin fikrinin alınmıyor. Süreç, BDP’nin yürüttüğü politikalar üzerinden izleniyor. Görüşmelerin, silahlı mücadeleyi tamamlamış, her hangi bir meşruiyeti kalmamış Abdullah Öcalan’la yapılmasındansa Demokratik Toplum Kongresi’nden seçilmiş bir heyetle yapılmasını dilerdim. Böylesi çok daha yararlı olurdu.
Kürt halkının zihnindeki Abdullah Öcalan imgesini yaratan bizzat CHP ve MHP’dir. Bu süreç içerisindeki her virajda Öcalan’a “hain”, “bebek katili” diyerek Kürtleri kışkırtan bu anlamda dolduruşa getiren de muhalif isimlerdir. Sürecin başarılı olup olmaması da hedeflere ulaşılmasıyla ilgilidir. Silahsızlandırma, ana dil meselesi bunların hepsi olabilir fakat bunlar olurken BDP meclisteki meşruiyetini kaybedecekse ben bunun karşısındayım. Çünkü bundan sonra yapılması gereken ekonomik kalkınma planıdır.

İsa Yılmaz (24, İşletme-Ekonomi): Meselelerin, kişilerin, kavramların doğru adlandırılması lazım öncelikle: Kürt kimdir, pozisyonları nedir, devlet kurma gayeleri var mı? Bence böyle bir hedef var. Bu da çok normal bir düşünce. Yaklaşık 30-35 yıldır Türkiye’nin de başka ülkelerin de PKK’yı başkalarına karşı kullandığını düşünüyorum. Bu meselede hükümetin samimi olduğunu düşünüyorum. 30 sene önceki Kürtlere bakış açısıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın bakış açısı aynı değil. Meselenin çözülmesi konusunda samimiler. “Barış süreci geldi, her şey çok güzel olacak” gibi bir durum da yok ama tabii. Önemli olan iki tarafın da samimi olması. Kürt halkında barış için ciddi bir istek olduğunu düşünüyorum. Fakat Kürtler kendi içerisinde çok dağılmış durumda. Onları ortak bir çatı altında birleştirecek bir platform oluşturulmalı. Kürtlerin bürokrasiye,  bir sürü alana girmesi lazım. Çünkü hâlâ inşaatlarda çalışanların hemen hepsi Kürt. Bu bir sorun ve ekonomik kalkınma şart.

“Öcalan olumlu konuşuyor ama İmralı’da kalmalı”

Emirhan Dilege (23, Reklamcılık): Barışın gelmesini istiyorum. Daha fazla insanın ölmesini, anne babaların ağlamasını istemiyorum artık. Açıklamaları samimi buluyorum fakat karşılığında ne isteniyor onu da bilmek, görmek istiyorum. Öcalan’ın İmralı’da kalmasını istiyorum fakat yaptığı açıklamaları pozitif olarak değerlendiriyorum.

Eda Görenli (23, İşletme Enformatiği): Açıklamaları samimi bulmuyorum. Bizim istediğimiz barış ile onların bahsettiği barışın aynı olmadığını düşünüyorum. Onların istedikleri farklı, barış süreci başarılı olarak sonuçlanmayacak.

Nilüfer Tever (22, Sosyoloji): “Silahları bırakın, sınır dışına çıkın” dediği için Abdullah Öcalan kahraman ilan edildi. Barış olsun istiyorum ama bu açıklamayı samimi bulmuyorum. Onun hapisten çıkmasıyla barış olacağını düşünmüyorum.

Yiğit Karataş (24, İşletme Enformatiği): Sürecin başarılı olacağını düşünmüyorum. Açıklamalar tatmin edici değil. Karşılıklı olarak samimiyetsizlik var. Abdullah Öcalan’ın açıklamalarında da aslında silahsızlandırma tam anlamıyla yok sadece başka yere çekilecekler. İstediklerini alana kadar sürecin olumlu sonuçlanacağını düşünmüyorum.  İstedikleri şeyin de Öcalan’ın çıkması olduğunu tahmin ediyorum.

* Hazırlayanlar: Didem Şengül, Cansu Topsakal, İpek Gündüz, Ezel Nuhoğlu, Anıl Tatar