Genel

Su savaşları İstanbul’da

Yazan: Serhan Yorgancı

Küresel ısınma nedeniyle azalan su kaynaklarının ve dağıtımının özelleştirilmesini savunan ticari kuruluşlarla küreselleşme karşıtları bu kez de İstanbul’da karşı karşıya geliyor. Dünya Su Forumu’nun beşincisi 16- 22 Mart tarihleri arasında Haliç’in iki yakasında Feshane’de ve Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacak. Dünyada suyun özelleşmesini savunan Dünya Su Forumu’na karşı çeşitli sivil toplum kuruluşları ve Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) suyun kamu malı olarak kalmasını savunan organizasyonlar gerçekleştirecekler. Bu amaçla çalışan Alternatif Su Forumu 20- 22 Mart tarihlerinde Silahtarağa Santralistanbul’da, Suyun Ticaretleşmesine Hayır Platformu da 15- 22 Mart tarihleri arasında İstanbul’un farklı semtlerinde yapılacak.

Değişik ülkelerden hükümetler ve su konusunda çalışan uluslararası şirketlerin desteklediği Dünya Su Forumu, suyun verimli kullanımı için özelleştirilmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık küreselleşme karşıtı organizasyonlar Meksika, Bolivya gibi ülkelerde su özelleştirmesiyle fiyatların arttığını, çiftçilerin ve geniş halk kitlelerinin suya ulaşmakta büyük sorunlar yaşadığını belirterek özelleştirme taleplerine karşı çıkıyor.

Yavaş yavaş özelleştirme

Alternatif Su Forumu üyesi, Hasankeyfi Yaşatma Girişimi Koordinatörü Diren Özkan’a göre alternatif forumlar Türkiye’de ses getirebilir. 5. Dünya Su Forumu’ndan önce de Türkiye’de su satışlarının olduğunu, bunun da fazla kamuoyuyla paylaşılmadığını belirten Özkan, resmi forumda da kamuoyuyla paylaşılmadan satışların gerçekleştirileceğini ve bunun alternatif forumda dile getirilmesinin kamuoyu yaratılmasına etken olacağını savunuyor. Susuzluğun her an ortaya çıkabileceğinin altını çizen Özkan, uluslararası şirketlerin gelip Türkiye’de baraj yapmalarının da özelleştirmenin bir sonucu olduğunu, fakat bunun ekonomik kalkınma gibi sunulduğunu belirterek, yavaş yavaş belli etmeden suları özelleştirildiğine dikkat çekiyor.

Suyun Ticaretleşmesine Hayır Platformu üyesi, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünden Prof Dr. Beyza Üstün ise ticarileştirmenin kesin hayata geçeceği ve bunun görmezden gelinemeyeceği görüşünde. Forumun misyonunun suyun piyasa üzerinden değerlendirilmesi olduğunun altını çizen Üstün, ”Çünkü forum bunu kendi bildirgesi olarak görüyor. Kendi bildirgesine ve onları destekleyen kuruluşlara baktığınızda misyonlarının ne olduğunu anlıyorsunuz. Türkiye buna gebe.” diyor.

Büyük Ortadoğu’nun su deposu…

Kendi su kaynakları olan Türkiye’nin diğer ülkelerle kıyaslandığında hâlâ su zengini bir ülke olduğunu ve kritik bir coğrafyada durduğunu açıklayan Üstün, Özelleştirmelerin arkasında Büyük Ortadoğu Projesi’nin olabileceğini söylüyor. Üstün, ayrıca Ortadoğu’nun ihtiyacı olan suyun Türkiye tarafından sağlanması gibi bir beklenti olabileceğine dikkat çekiyor.

Dünya Su Forumu’nun en son Meksika’da düzenlendiğini ve yüzbinlerce insanın forumu protesto ettiğini hatırlattığımız alternatif forum üyesi Prof Dr. Beyza Üstün, aynı durumun Türkiye’de de görünebileceğini, bunların yaşanmaması için mücadele ettiklerini söylüyor. Üstün ayrıca bir takım özelleştirmelerin zaten yapıldığını, Dünya Su Forumu’nun talepleri gerçekleşirse şirketler, suya erişenler ve suya erişemeyenler arasında çatışmaların çıkacağını öne sürüyor.

Mesele sadece içme suyu değil

Mücadeleye devam edeceğiz
Prof. Dr. Beyza Üstün (Yıldız Teknik Üniversitesi)

“Dünya Su Konseyi iyi koordine olmuş bir organizasyon. Bunun içinde Orman Bakanlığı bile var. Fakat önemli olan bugün Dünya Su Forumu’nun tarafında olan şirketlerin, insanların ne kadar süre orada duracğıdır. İnsanlar her an her yere kayabilirler. Bunlarla mücadele edeceğim. Bugüne kadar mücadele ederken de arkamda yüzbinler yoktu. Yeter durmayın. Dünya Su Forumunun Türkiye’deki işleri biraz zor gibi duruyor. Karşılarında biz varız.”

Alternatif Su Forumu üyelerinden Yeşiller Partisi sözcüsü Ümit Şahin, su alanındaki özelleştirmelerin de gelecekte başlayacak bir süreç olmadığını, şimdiden bazı su dağıtım alanlarının özelleştiğini vurguluyor. Ekvator gibi bazı ülkelerde İSKİ’nin karşılığı olan kurumların büyük şirketler tarafından doğrudan satın alındığının altını çizen Yeşiller Partisi sözcüsü, sorunun sadece içme suyu meselesi olmadığını, özel şirketler tarafından baraj yapılmasının da bu işin bir parçası olduğunu söylüyor. Dünyadaki özel şirketlerin suyu işletemediğini dünyadaki örneklerden bildiğini söyleyen Şahin, özel şirketlerin yoksullara su veremeyebileceğini, en azından kamu şirketlerinin bunun tersini yapabildiğini savunuyor.

Suyun Ticaretleşmesine Hayır Platformu üyesi TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık da Dünya Su Konseyi’nin gittiği ülkelerde sivil toplum kurumlarıyla irtibata geçmeye ve bunlarla birlikte etkinlikler düzenlemeye büyük önem verdiğine dikkat çekerek halkın bu konudaki duyarsızlığının bedelinin ağır olabileceğini söylüyor:
”Bolivya’da damdaki yağmurun bile toplanması yasaklanınca baktılar her türlü ölecekler, kanlı ayaklanmalardan sonra geri aldılar suyu. Halka ‘sen soyuluyorsun’ dersen anca ilgi gösteriyor. ‘Ha devlet götürmüş, ha şirket götürmüş’ diyor. ‘Devlet doğru söyler’ diyor. Morfin verilmiş bir toplumumuz var. ‘Çatıya kap koyamazsın kardeşim’ denilince o zaman akılları başlarına gelir. Halkımızda doğruyu söyleyenler felaket tellalı olarak görülüyor. Halk ‘Allah’ın suyu’ diyor.

“AKP’nin 2007 seçimi sonrası hükümet programında yazanlar aynen şunlardı: ‘Tarımda sular özelleştirilecek.’ Bu köylünün tarlasından kaçması demek. Toplumsal kargaşa ve tabiat katliamı demek. Bugüne kadar su, özelleştirildiği ülkelerde ucuzlamamış. Damlarına boşuna mı bidon koydular. 1 hafta içinde Cochabamba’da (Bolivya) suya yüzde 200 zam geldi. Bizde de fiyatların artması olası” diyen Atalık, Türkiye’nin su zengini olmaması yanında, su kaynaklarını iyi yönlendiremediği görüşünde.

Su işinde iyi para var!

Madem beceremiyorsun orada ne işin var?
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık

”Değişik ülkelere ait su şirketlerinin arka planlarına baktığınızda üç tane büyük su şirketine çıkıyor kapılar. Türkiye’de de su kaynaklarının 49 yıllığına şirketlere verileceğini sayın enerji bakanı Hilmi Güler zaten söylüyor. Sayın Güler, ‘Kamu eliyle değerlendirilemeyen sular’ diyor. Bir ülkenin bakanı çıkıp da bu tabiri kullanıyorsa ‘madem beceremiyorsun orada ne işin var’ diye sormazlar mı?”

Alternatif Su Forumu ve Küresel Eylem Grubu üyelerinden Gökşen Şahin, Eylül ayında İstanbul’da işverenlerle yapılan bir toplantıda, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun katılımcılara “gelin paranızı suya yatırın” şeklinde çarpıcı bir çağrı yaptığını söylüyor. Şahin’e göre Eroğlu, özel sektörü suya yatırım yapmaya özendirmek için iki önemli alana işaret ediyor: Barajlar ve su şebeke hizmetleri.

Bakan Eroğlu’na göre Türkiye’de su hizmetlerindeki potansiyel pazarın büyüklüğü 60 milyar avro düzeyinde. Bu pazarın yüzde 90’ı enerji ve sulama barajlarından oluşuyor. Gökşen Şahin, Türkiye’de hükümetin son yıllarda bu alanlara özel sektör yatırımı almak için kamu-özel sektör işbirliğini kolaylaştırıcı bir çok yasa çıkardığını, yatırımlar için vergi teşvikleri getirdiğini, DSİ’nin planlarına göre yapılması düşünülen 600 civarında baraj için finansmanın arayışına Su Forumu süresince devam edileceğini söylüyor.

Dünya Su Forumu’na karşı alternatif su forumlarının görüşleri böyle. Bu iddialara karşı görüşlerini almak istediğimiz 5. Dünya Su Konseyi yetkilileri ise görüşme taleplerimize şu ana kadar bir yanıt vermedi. Biri özelleştirme yanlısı diğer ikisi ise özelleştirme karşıtı olan su organizasyonlarının halka görüşlerini aktarmak için neler yapacağını önümüzdeki hafta hepbirlikte göreceğiz.

Dünya Su Forumu

Dünya Su Forumu Platformu 1997 yılında Dünya Su Konseyi tarafından oluşturuldu. Forumun kendi belirttiği ana teması, “Avrupa ile Asya, Ortadoğu ile Afrika, Güney ve Kuzey arasındaki coğrafi kavşak noktalarının altını çizmesinin yanında dünyanın zengin ve fakir, gelişmiş ve gelişmekte olan bölgeleri gibi çeşitli su kültürleri arasındaki kavramsal ayrılıklara da gönderme yapmak, bu farklı bakış açıları arasında bir alışveriş sağlamak amacıyla köprüler inşa etmek ve çeşitli taraf ve sektörleri bir araya getirme fırsatları yaratmak.”

Üç yılda bir düzenlenen forumların ilki Fas’ın, Marakeş kentinde gerçekleştirildi. Bu forumda su, yaşam ve çevre konuları üzerinde duruldu ve suyun politik alandaki önemine dikkat çekildi. İkinci olarak Mart 2000 tarihinde Hollanda’nın Lahey kentinde, Üçüncü olarak Mart 2003’te Japonya Kyoto’da, dördüncü olarak, 16- 22 Mart 2006’da Meksika, Mexico City’de yapıldı. 4. Dünya Su Forumu’na Dünya Bankası ve 320 şirket katıldı. Sivil Toplum Kuruluşlarına göre forumda kamusal su pazarının özelleştirilmesi ve bol kazançlı işletmelere dönüştürülmesi konuşuldu.

5. Dünya Su Forumu ise Türkiye Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklığında 16-22 Mart 2009 tarihinde gerçekleşecek. Sivil toplum kuruluşları bu forumun, su ile ilgili yatırım planları yapan Küresel Su Ortaklığı ve Dünya Bankası gibi büyük iş ve lobi organizasyonlarını ve Vivendi, Suez, Nestle ve Unilever gibi su satışı yapan önemli dünya şirketlerini teşvik ettiğini savunuyor.

Su Forumu’na karşı olanlar neye karşı?

– Forumun misyonu suyun özelleştirilmesi ve ticarileştirilmesi.

– Orta Doğu’nun ihtiyacı olan suyu onlara Türkiye’nin sağlaması bekleniyor. Bunun için de Türkiye’de suların kamunun denetimi dışına çıkartılması isteniyor.

– Türkiye’de su konusunda bir takım özelleştirmeler zaten yapıldı, Dünya Su Forumu’nun talepleri gerçekleşirse, suya erişenler ve suya erişemeyenler arasında çatışmalar çıkabilir.

– Sadece içme suları değil tarımda kullanılan sular da özelleştirilecek.

– Kamusal yönetim yoksulların suyu ücretsiz kullanmasına olanak verir oysa su kaynakları özelleştiğinde bu olanak ortadan kalkar.

– Bolivya’da özel su şirketleri yağmur suyu toplayan sarnıçları, hatta damlara su toplamak için kaplar konulmasını bile yasaklattılar.

– AKP’nin 2007 seçimi sonrası hükümet programında tarımda suların özelleştirileceği yazıyor. Yakın bir gelecekte suya erişemeyen köylü tarlasından şehirlere kaçacak. Toplumsal kargaşa olacak.

– Suyun özelleştiği hiç bir ülkede su ucuzlamadı. Aksine kullanma suları da dahil büyük zamlar geldi.

– Suların ve su kaynaklarının özelleştirilmesi bu kaynakların kullanımının ve dağıtımının 49 yıllığına kiralanması şeklinde olacak. Böylece su kaynakları kağıt üzerinde yine kamu malı gibi görünecek ama fiili olarak suyun denetimi, fiyatlandırılması ve satışı özel sektörün eline geçecek.

Yorum yazın