Etiket ekonomi

Bir avuç kum, bir dünya kriz

Sudan sonra dünyada en çok kullanılan doğal kaynak olan kum, modern yaşamın temel malzemelerinden biri olmasına rağmen bugün küresel bir kriz ve yasa dışı ticaretin odağı haline gelmiş durumda. Artan talep ve azalan rezervler, inşaat sektöründe maliyetleri yükseltirken İstanbul’da tedarik süreçlerini de zorlaştırıyor.

3 yılda 3 milyon gence istihdam hedefi

Türkiye’de genç işsizliğine çözüm amacıyla başlatılan “Genç İstihdam Hamlesi” kapsamında yüz binlerce gence maaş ve staj desteği sağlanacak; ancak programın kalıcı istihdam mı yoksa geçici ve düşük maliyetli iş gücü modeli mi yaratacağı tartışma konusu.

Gençler altından vaz mı geçiyor?

Yıllardır düğünlerin ve birikimlerin sembolü olan altın, gençler için artık sadece bir yatırım aracı veya gösterişli takı değil. Ekonomik belirsizlik, değişen alışkanlıklar ve minimal tasarım tercihleri, altının kültürel ve finansal anlamını yeniden şekillendiriyor.

Gençler ev sahibi olamayacak

Prof. Dr. Ali Hepşen, enflasyonist ortamda gençlerin birikim yapamayacağı ve artık ev sahibi olamayacağı görüşünde. Hepşen'e göre satın alma gücü kalmaması ve demografik yapının değişmesi başlıca nedenler.

Dünyanın en iddialı sektörü

İlginç kitaplar yayınlayan NTV yayınları, geçtiğimiz haftalarda portfolyosunu değişik bir kitapla süsledi: Bahisçinin El Kitabı. Kitabın tanıtım yazısında da vurgulandığı gibi “Falanca maça üst oynadım”, “Üç banko maçım var”, “Filanca maç kesin sürpriz biter” gibi diyaloglar günlük konuşma literatürümüze fazlasıyla girmiş durumda. Hal böyle olunca da sporcu ya da yorumcu olarak tanıdığımız kişilerin bahisçilere tüyolar verdiği ya da bahisten “para kazanmanın” inceliklerini anlattıkları kitap da raflarda yerini aldı. Kitabın yazarları bu tüyolardan yola çıkarak para kazandılar mı bilmiyoruz ama bilinen bir şey var ki o da bahis oyunlarının artık ciddi bir ekonomisi olan sektör haline geldiği. Endüstrileşen futbol, müşterileşen taraftar Mütevazı bir eğlence olarak doğup gelişen futbol, bugün milyonlarca insanı peşinden sürükeleyen milyarlarca dolarlık pazara sahip bir oyun haline geldi. Mahalledeki arsaların yerini ihtişamlı stadyumlar, takımların yerini artık birer şirkete dönüşen kulüpler, taraftarların yerini ise müşteriler aldı. Kısacası kapitalizmin elinden kaçamayan futbol da, küreselleşip 500 milyar dolarlık pazar hacmiyle devasa bir endüstriye dönüşerek muazzam bir kâr aracı haline geldi. Reklâm gelirleri, sponsorluk anlaşmaları, yayın ihaleleri ve nihayetinde bahis oyunlarıyla bu devasa sektörün pazar hacmi her geçen gün artıyor. Bazı futbol kulüplerinin bütçeleri yoksul ülkelerin bütçelerini bile aşıyor. En zengin 20 futbol kulübü 2009 yılı rakamlarına göre yaklaşık 4 milyar Euro gelir elde etti. Listenin tepesinde yer alan Real Madrid, Barcelona, Manchester United gibi kulüplerin yıllık gelirleri 400 milyon Euro civarında. Kulüplerin en önemli gelir kaynaklarından birini maç hâsılatları oluşturuyor. On binlerce kişilik stadyumları dolduran taraftarlar, tuttukları takımın kasasına milyonlarca lira akıtıyorlar. Örneğin Avrupa’nın en zengin 20 kulübü 2008-2009 sezonunda bilet satışlarını %3,5 artırarak 1 milyar avroluk gelir elde etti. Taraftarlar sadece bilet değil, takımlarının formalarını, kaşkollerini, şapkalarını da satın alarak kulüplerin büyük kazanç elde etmelerini sağlıyor. Örneğin, geçen sene Ronaldo’yu 94 milyon avroya transfer eden Real Madrid, 85 avrodan sattığı 1 milyon 200 bin formadan 102 milyon avro kazanmıştı.Futboldan bilardoya […]

Özelleştirmeye karşı işçi şirketleri

Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde, Türkiye’de özelleştirme henüz yeni tartışmaya açılmışken ve bazı ufak tefek özelleştirme girişimleri yaşanmışken, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Sertel, Haziran 1988’de Kanada’daki “International Development Re­search Center (IDRC) için “Yönetim ve Özelleştirme Alternatifi” başlıklı bir rapor hazırladı. İki yıllık bir çalışma sonucunda tamamlanan raporda SEKA’nın tüm fabrikalannın ve Sümerbank’ın Bakırköy fabrikasının özelleştirme koşullan incelenerek özelleştirme karşısında işçi şirketlerinin ciddi bir alternatif olarak düşünülebileceği vurgulanıyordu. Ekonomik Panorama Dergisi’nin 26 Ağustos 1988 tarihli sayısında bu raporu “Özelleştirmeye karşı işçi şirketi” başlığıyla haber haline getirirken Prof. Dr. Murat Sertel’le de bir söyleşi yapmış, Sertel’in işçi şirketleri ve işçi ortaklıkları konusundaki düşüncelerini okuyuculara aktarmaya çalışmıştım. 2003 yılında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Murat Sertel’in adına İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçen İleri İktisadi Araştırmalar Merkezi’nin açılışı vesilesiyle 1988’de yapılan söyleşinin tamamını yayınlıyoruz. KİT’lerin işçilere satılması. durumunda bu işletmeler için nasıl bir çalışma modeli öneriyorsunuz? Bu durumun pratikte sakıncaları neler olabilir?Sertel- Bir işçi şirketi, bir özyönetilen ortaklık nasıl işler? Sokaktan iki kişiyi çevirip bunlan bir işyerine ortak etsek başka da ortağı olmasa bu adamlar bu işyerini nasıl işletecek? Çıkarına göre işletecek. Burada işverenle, işi a!an arasındaki çıkar aynlığı yok. Oyle bir oyun ki bu, normal düzendeki işverenin menfaatleri, bazı üretim faktörlerini (emek dahil) çalıştırarak bunlara belli bir pay ödemek, geri kalanını da kendine ayırmak. Diğerleri ise kendi sattıkları faktörlerden en yüksek getiriyi sağlamaya çalışacaklar. Yani burada iki ayn menfatin çatışması söz konusu. Tam rekabet şartlan mevcut bir pazarda alıcılar ve satıcılar arasındaki çıkar çatışması piyasada optimal dengeyi ve kaynak dağılımını sağlayabilir. Ancak bu durum her zaman kendiliğinden olmaz. Bazen bu çıkar çatışması öyle bir durum yaratabilir ki, karşılıklı çatışan çıkarlar, aslında o işyerinde daha yüksek çıkar elde edebilecekken kilitlenebilirler. Bu durum işyerlerinde de mümkündür. Daha genel olarak diyebiliriz ki burada çıkarı çatışan iki grubun çalışmalannda hiçbir sihirli kanun ve keramet yok […]

Ekonominin deneyi, tasarımı olur mu?

İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde kurulan Prof. Dr. Murat Sertel İleri İktisadi Araştırmalar Merkezi (MSİİAM) bugün YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın katılımıyla düzenlenen bir toplantıyla faaliyete geçti. Merkez, Türkiye’deki ilk ve tek deneysel iktisat laboratuvarı olan İstanbul Bilgi Ekonomi Laboratuvarı’nı da (BELİS) bünyesinde bulunduruyor. Toplantıda 2007 Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Eric Maskin, “Mekanizma Tasarımı: Sosyal Hedefler Nasıl Uygulanır” başlıklı bir konuşma yaptı. Toplantının ilk konuşmacısı, MSİİAM üyelerinden ve Review of Economic Design dergisi editörü Prof. Dr. Semih Koray, Prof. Murat Sertel’in ekonomi bilimine yaptığı katkılardan söz etti. Koray’ın ardından kürsüye gelen yine MSİİAM üyelerinden Barcelona Özerk Üniversitesi öğretim üyesi ve Experimental Economics dergisi editörü Prof. Dr. Jordi Brandts ekonomi araştırmaları içinde deneysel ekonomik araştırmaların yerini anlattı. İşçi girişimleri Rektör Prof. Dr. Halil Güven’in açılış konuşmasının ardından söz alan Prof. Murat Sertel’in çalışma arkadaşı Prof. Semih Koray, 2003 yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda aramızdan ayrılan Sertel’in ekonomik denge kavramının içine sosyal sistemle ilgili dinamikleri katmaya yönelik uluslararası düzeyde çalışmalar yaptığını anlattı. Ekonomik-sosyal mekanizma tasarımı konusunda pek çok bilimsel yayını bulunan Prof. Sertel’in çalışmalarının merkezinde yer alan konulardan biri de endüstriyel demokrasi ve işçi girişim şirketleriydi. Semih Koray, Sertel’in bu konuyu mülkiyet haklarını yeniden tanımlayan bir yaklaşımla ele aldığını ve “işbirlikçi olmayan davranışların biraraya gelmesiyle işbirlikçi bir yapının kurulabileceğini” düşündüğünü söyledi. Deneysel ekonomi Toplantının Madrid’ten gelen konuşmacısı Jordi Brandts ise sosyal olayları anlayabilmek için “deney”in de kullanılması gereken araçlardan biri olduğunu ifade ederek ekonomik alanda da laboratuvar deneyleri, saha deneyleri ve doğal deneyler yapılabileceğini anlattı. Doğal deneylerin, göç, savaş, kriz veya doğal afet gibi beklenmedik olaylar sonucunda ortaya çıkan sonuçları gözlemlemekle mümkün olabileceğini söyleyen Brandts, laboratuvar deneylerinin ise kontrollü bir ortamda tekrarlanabilir sonuçlar ortaya çıkartabildiğini vurguladı. Saha deneylerinin de yalnızca gerçek piyasalar ve gerçek şirketlerle yapılabilmesi nedeniyle pek tekrarlanabilir olmadığına dikkat çeken Brandts’a göre özellikle piyasa analizleri ve mekanizma tasarımı konularında […]

Borçlarımız mı? Alın!

Yunan aktivistler, Alman Focusdergisinin Yunanistan’daki mali krizi ve Avrupa Birliği’nden aldığı mali desteği hicveden kapağına yine aynı yöntemle cevap verdi. Focus, üretmeden tüketen Yunan halkını illüstre etmek için Yunanistan’ın kültür mirasından faydalanmıştı. Selanik’te yayınlanan O TOΠOE MOY (Memleketim) dergisi de kapağını aynı temayla tasarladı. Haftalık 700 binlik tiraja sahip Almanya’nın üçüncü büyük haber dergisi Focus, 22 Şubat tarihli nüshasının kapağında foto montaja başvurmuş, antik Yunan kaynaklı Milo Venüsü heykelini orta parmağını kaldırırken resmetmişti. Kapakta “Avro ailesinin dolandırıcıları” başlığı kullanılmıştı. Bu yayın Yunan basınında büyük tepkiyle karşılandı. Ancak belki de en etkili tepki, Selanik’te yayınlanan O TOΠOE MOY dergisinden geldi. O TOΠOE MOY, 23 Şubat tarihli nüshasının kapağında Atina’daki Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen (Yunan mitolojisinde yarı insan, yarı keçi varlık) heykeline yer verdi. Dergi Satir’in cinsel organına gönderme yaparak “Borçlarımız mı? Alın!” başlığını kullandı. Devamında da “Ama önce borçlu olduğunuz savaş tazminatlarını ödeyin” alt başlığını tercih etti. Focus, makalesinde, Yunanistan’ın AB ülkelerine 300 milyar avroluk borcunu mikroskop altına almış, AB ülkelerinde bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı için belirlenen oranın yüzde 3 olmasına rağmen Yunanistan’ın yüzde 15’lere doğru gitmesini eleştirmişti. Makalede Yunan halkı yan gelip yatmak, tembellik yaparak dışarıdan gelen paralarla geçinmek ve AB’ye katkıda bulunmamakla itham edilmişti. Selanik merkezli gönüllü eylem grubunun karşılıksız dağıtılan yayın organı O TOΠOE MOY, internet sitesinde de yer alan bir mesajla Focusdergisi editörüne seslendi. “Dergimizin bu son sayısı ve Satir size, meslektaşlarınıza ve saygıdeğer derginize adanmıştır” dendi. Focus’un hakaretlerini kabul ettiği var sayılan Yunan halkı ve siyasetçileri de bu sert mesajda nasibini aldı. Focus’a adanan Satir Sayın Bay Helmut MarkwortFocusdergisi Genel Yayın Müdürü Derginizin kapağı bir zevksizlik ve kabalık ürünüdür. Paralarınız konusunda duyduğunuz kaygı, ülkemizin tarihine ve kültürüne hakaret etmek hakkını size vermez. Kültür, Sayın Bay Markwort, grubumuzun dergisinin kapağında görülmektedir. Kültür, Atina Arkeoloji Müzesinde bulunan bu Satir heykelidir. Umarım onu biliyorsunuz. Dergimizin […]

Hidroelektrik iştahı

Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne (EÜAŞ) ait satışa çıkarılan 52 hidroelektrik santrale toplam 615 teklif geldi. 88 teklif alan Kayaköy en çok talep gören santral olurken, 61 başvuru Kayadibi’ne, 75 başvuru da Bünyan ve Çamardı’na geldi. Kovada I. ve Kovada II. 15 başvuru alırken, Finike Turunçova 12 teklif aldı. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), EÜAŞ’ye ait büyüklükleri 1 Megawatt’tan (MW) 60 MW’a kadar olan 52 hidroelektrik santralini (HES) “işletme hakkı verilmesi” yöntemiyle özelleştiriyor. İhaleye teklif verme süresi 19 Şubat’ta sona erdi. ÖİB’den yapılan açıklamada, 19 gruba ayrılan 52 adet EÜAŞ hidroelektrik santrali özelleştirme ihalelerine katılmak üzere toplam 615 teklif geldiği belirtildi. Rekor başvuru teklifinin yapıldığı özeleştirme ihalesinin bundan sonraki adımı, başvuru sahipleriyle yapılacak görüşmelerin ardından yapılacak olan açık arttırmayla sonuçlanacak. Hangi santrale ne kadar talep geldi 19 grupta satışa çıkan hidroelektrik santraller, bulundukları iller ve ihale öncesinde aldıkları talep sayısı şöyle: Kayaköy (Kütahya)…………………………………………………………………………88Bünyan, Pınarbaşı, Sızır ((Kayseri), Çamardı (Niğde)…………………..75Kayadibi (Bartın)……………………………………………………………………………61Bayburt, Çemişgezek (Tunceli), Girlevik (Erzincan)……………………..54Bozkır, Göksu (Konya), Ermenek (Karaman)………………………………..54Arpaçay-Telek (Kars), Kiti (Iğdır)……………………………………………………40Esendal (Artvin), Işıklar/Visera (Trabzon)…………………………………….30Anamur, Bozyazı, Mut-Derinçay, Silifke, Zeynel (İçel)…………………… 29Dere, İvriz (Kopya)………………………………………………………………………….27Çağ Çağ (Mardin), Otluca (Hakkari), Uludere (Şırnak)………………. 26Engil, Erciş, Hoşap-Zeyne, Koçköprü (Van)………………………………….25İznik Dereköy, İnegöl Cerrah, M.Kemalpaşa Suuçtu (Bursa)………..22Besni (Adıyaman) , Derme, Erkenek, Kernek (Malatya)……………….22Değirmendere, Karaçay (Osmaniye), Kuzuculu (Hatay)……………….20Koyulhisar (Sivas), Ladik-Büyükkızoğlu (Samsun)……………………… 15Kovada I, Kovada II (Isparta)…………………………………………………………15Turunçova-Finike (Antalya)……………………………………………………………12Haraklı-Hendek, Pazarköy-Akyazı (Sakarya), Bozüyük (Bilecik)… ….9Adilcevaz, Ahlat (Bitlis), Malazgirt, Varto-Sönmez (Muş)………………….9