Türkiye’nin sanayi göstergeleri alarm veriyor; mühendislik mezunları ise diplomalarını almadan önce yurt dışı planlarını yapmaya başlıyor. İşverenler nitelikli eleman bulmakta giderek zorlanırken, sahada çalışan ve henüz mezun olmamış mühendisler de aynı soruyu soruyor: Burada kalmak için yeterli neden var mı?
Sektör alarm veriyor
İstanbul Sanayi Odası endeksi 22 ay üst üste daralma kaydetti. Makina Mühendisleri Odası’nın 9 bin 561 mühendisle yaptığı ankette gerçek ücretlerin düştüğü, beyin göçünün hızlandığı ortaya çıktı. Rakamlar tek başına bile endişe verici — ama sahada tablo daha da somut bir hal alıyor.
Sektörden deneyimli isim Mesut Gencer‘e göre sorun sadece sayısal değil, niteliksel. “Son 5-10 yılda ihtiyaç duyulan teknoloji alanlarında deneyimli ve üretken mühendis bulmak giderek daha güç hale geldi” diyen Gencer, yapay zekâ, siber güvenlik ve ileri üretim teknolojilerinde talebin arzın belirgin şekilde önüne geçtiğini vurguluyor. Sahada bu tablo uzayan işe alım süreçleri ve adayların masaya çok daha fazla seçenekle oturması biçiminde kendini gösteriyor.
Ücret artık tek başına yetmiyor
Elde tutma meselesinde ücretin artık tek belirleyici unsur olmadığını vurgulayan Gencer, mühendislerin teknik gelişim fırsatı, hibrit çalışma modeli, güçlü mühendislik kültürü ve karar alma süreçlerinde söz sahibi olma gibi beklentilerle işveren karşısına geçtiğini belirtiyor.
Bunların ötesinde mühendisler; yetkin yöneticilerle çalışma imkânı, eğitim ve sertifikasyon destekleri, uluslararası projelerde görev alma fırsatı ve iş-özel hayat dengesini koruyan bir ortam arıyor. Gencer’e göre tablo net: “Önümüzdeki dönemde asıl rekabet mühendis bulmak değil, nitelikli mühendislerin çalışmak isteyeceği ortamları oluşturmak olacak. Bu, ücretin ötesinde, kültür, gelişim fırsatları ve anlamlı iş üretme kapasitesiyle ilgili bir konu.”
Veriler ve yeni nesil
Sahadan gelen veriler mühendislerin neden gittiğini rakamlarla ortaya koyuyor. Peki, henüz mezun olmamış nesil bu tabloyu nasıl okuyor?
Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği son sınıf öğrencisi Ege, yurt dışına gitme planı yaptığını ama bunu kalıcı bir kopuş olarak görmediğini söylüyor: “3-4 yıl yaşayıp Türkiye’ye geri dönmek istiyorum.” Kararında en büyük etkenin farklı bir kültürde yaşam deneyimi olduğunu belirten Ege, maaşın ve yaşam kalitesinin de bu tercihte belirleyici rol oynadığını ekliyor. Yakın çevresinden yurt dışına gitmiş en az 10 kişiyi sayabileceğini söyleyen Ege, ailesinin kararını desteklediğini de sözlerine ekliyor. “İş olanakları artar ve maaşlar Avrupa standartına yaklaşırsa, insanların kalma oranı da artar” diyor — ve beyin göçünü ağırlıklı olarak bireysel bir tercih olarak değerlendiriyor: “Bir mühendis olarak Türkiye’de yaşanamaz diyemeyiz.”
Celal Bayar Üniversitesi Makine Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi Emre ise daha keskin bir noktaya işaret ediyor: “Yurt dışında, çalışmamın karşılığını daha iyi alabileceğimi düşündüğüm için yaşamak istiyorum.”
Türkiye’de kalabilmesi için önce çalışana insan gözüyle bakılması gerektiğini vurgulayan Emre, “Biraz daha kâr edeceğim, o yüzden şunu bunu kısayım düşüncesinin bitmesi gerekiyor” diyor. Ailesinin bu kararı kendisinden daha çok desteklediğini, babasının da yurt dışında çalıştığını aktarıyor. Beyin göçünü bireysel bir tercih olarak değil, sistemin dayattığı bir sonuç olarak tanımlayan Emre’ye göre bu göçün yüzde sekseninin ardında sistem var, yalnızca yüzde yirmisi de kişisel istek.
Yapısal bir sorun, bireysel bir karar değil
İki farklı üniversiteden, iki farklı mühendislik dalından gelen bu isimlerin birbirinden bağımsız biçimde aynı çekincelerle mezuniyet planı yapıyor olması tesadüf değil. Ege bunu geçici bir deneyim olarak çerçeveliyor, Emre ise sistemin yarattığı bir zorunluluk olarak. Farklı tonlar, aynı yön: dışarıya.
Mesut Gencer’in öngörüsü bu tabloya bir son nokta koyuyor: Nitelikli mühendis açığı kapanmaz, çalışma ortamları dönüşmezse Türkiye rekabet gücünü kısa sürede kaybedebileceği bir eşiğe yaklaşıyor. Veriler daralıyor, ücretler eriyor, mezunlar gidiyor. Soru artık beyin göçünün yaşanıp yaşanmadığı değil — ne zaman ve nasıl durduğu.


Veriler ve yeni nesil
Yorum yazın