Minare tepesinden kültür başkenti

“Bu akşam olmaz, yarın sabah gelin” diyor bekçi. “Ama gösteri bu akşam” diye cevap veriyoruz. “Olsun siz yine de yarın gelin. Yarın çekersiniz ne gösterisiyse. Hem hava daha güzel olur” diyor. Ne yapıp ettiysek, caminin bekçisine o akşam İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti açılışının gerçekleşeceğini anlatamıyoruz. “Kardeşim ne işiniz var bu havada minarenin tepesinde”. “Öyle deme bekçi ağabey, İstanbul 2010 enerjisi bu akşam Haliç’ten tüm dünyaya yayılacak!” Minareye çıkmak için iznimiz var oysaki. Haliç, İstanbul 2010 açılışının merkezi ve en renkli olması beklenen mekanı. Galata Kulesi, Pierre Loti tepesi derken fotoğraf çekimi tüm Haliç’e hakim olduğunu bildiğimiz bu camiyi seçmiştik. Ama bu önemli akşamda, kulübesindeki küçük televizyondan Habertürk’teki Basın Kulübü’nü seyretmeyi tercih eden 55 yaşındaki bekçiyi inandırmak mümkün değil. Belli ki İstanbul 2010 enerjisinden nasibini almamış. “Bak bekçi ağabey. İstanbul 2010 AKB o kadar önemli bir etkinlik ki, bu işi alnımızın akıyla yaparsak Avrupa Birliği’ne girmemiz bile kolaylaşacak. Hem biliyor musun İstanbul, AB üyesi olmayan bir ülkenin bu ünvana layık görülen son şehri. Bize inanmıyorsan devlet büyüklerine inan: Bu akşam için senin, benim ödediğim vergilerden 8,5 milyon TL harcadılar. İki yılda toplam 500 milyon TL harcanmış olacak. Bizim yararımıza olmasa harcarlar mı bu kadar parayı? Gözünü seveyim, aç şu minareyi.” Bekçi ikna olmasa da halimize acıyıp yumuşuyor. Fakat bir sorun daha var: Uzun süredir kullanılmayan minarenin anahtarı da yok ortalıkta. Bekçi, “Ben size avluda güzel bir yer göstereyim, orada yapın çekimininizi” diyor. Başka çaremiz yok. Kutlamanın başlamasına dakikalar kaldı. Tripotlarımızı kurup, bekçinin gösterdiği yerde bekliyoruz. İkinci bekçi Bu kışın en soğuk İstanbul’una yağmur yağıyor. Tarkan Taksim’den “kuzu kuzu” seslenmeye başlıyor ama Haliç’te biz, kuzu kuzu ıslanmaktan başka bir şey yapamıyoruz. O sırada “Eyüp sahili muhabiri”miz Güventürk Görgülü arıyor. Güventürk, “enerji paylaşım” gecesine hanımı, 8 yaşındaki kızı ve kızının okul arkadaşıyla katılıyor: “Burası çok kalabalık ama halk huzursuzlanmaya başladı” diyor Güventürk.“Korkutma […]



















