Etiket istanbul

Eşcinsellere örgütlenmek de yasak

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com İstanbul Valiliği’nin, “dernek tüzüğünün hukuka ve ahlaka aykırı” olduğu gerekçesiyle şikayetçi olması üzerine hakkında dava açılan Lambdaistanbul Derneği’nin kapatılmasına karar verildi. Derneğin avukatı Fırat Söyle kararı temyiz edeceklerini belirterek, “Devlet eşcinselliği yok sayıyor. Yargı Türkiye aleyhine karar verdi” dedi. Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği Lambdaistanbul hakkında açılan kapatma davasının 17 Nisan günü görülen duruşmasında sunulan bilirkişi raporunda ise “derneğin kapatılmasına yer yoktur” denilmişti. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, Türkiye’deki LGBTT kişilere ilişkin hazırlayıp geçen hafta basına açıkladığı raporunda da kapatma davası açılması eleştirilmişti. Sen misin örgütlenmek isteyen? 1993’ten beri faaliyet yürüten Lambdaistanbul’u kapatılmaya götüren süreç 2006 Mayıs’ında dernekleşme kararı almasıyla başladı. Grup, kendilerine isim olarak Yunanca L Harfi anlamına gelen ve aynı zamanda dünya tarihinde pek çok mücadelede eşcinsel özgürlüğü sembolü olarak kullanılan “lambda” ve İstanbul’un bir arada kullanıldığı Lambdaistanbul’u seçti ve başvuruyu yaptı. Ancak yapılan başvuruya, 14 Haziran 2006’da dernek tüzüğünde belirtilen amaçların hukuka ve genel ahlaka aykırı bulunduğu ve derneğin isminin de Türkçe olmadığı söylenerek “eksikliklerin” düzeltmesi uyarısında bulunuldu. Lambdaistanbul ise isimlerinin Türkçe karşılığını ve tüzük amaçlarının yasalara muhalefet etmediği bildiriminde bulundu. Bunun üzerine İstanbul Valiliği, 4721 Sayılı Kanun’un, “Hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz” hükmünü düzenleyen 56. maddesi uyarınca, dernek tüzüğünün hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu iddia ederek kapatılması istemiyle savcılığa başvurdu. Valiliğin yaptığı başvuruyu inceleyen Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), BM Medeni ve Siyasi Haklar Evrensel Bildirisi’nin 20/22 ile Anayasa’nın 33. maddelerine dayanarak derneğin örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirileceğini ve dava açılmasına yer olmadığına karar verdi. “Hiçbir özgürlük sınırsız olamaz…” Bunun üzerine valilik karara itiraz ederek konuyu üst mahkemeye taşıdı. İtirazı değerlendiren İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi de, derneğin feshi konusunda dava açılmasına gerek olmadığına ilişkin verilen kararın kaldırılmasına karar vererek Lambdaİstanbul’un kapatılma davasının yolunu açmıştı. Mahkeme kararın gerekçesinde, özgürlüklerin koruma altına alındığını hatırlatılarak, “Ancak hiçbir özgürlüğün sınırsız […]

1 Mayıs şiddetinin yeni belgesi

Ahmet Şık Polis şiddetinin damga vurduğu İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan şiddet görüntüleriyle ilgili basında çıkan haberlerden sonra açılan soruşturmada iki polise fatura kesildi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 28 polisin ifadesine başvurulmuş ancak iki polis hakkında adli ve idari soruşturma açılmasını talep etmişti. Müfettişler, polisin şiddet uyguladığını belgeleyen onlarca görüntü ve fotoğrafa rağmen, diğer polislere ulaşamamamıştı. Buna göre DİSK binası ile Şişli Etfal Hastanesi’ne gaz bombası atılması, yerde yatan savunmasız insanların tekme ve coplarla dövülmesi, ÖDP binasının basılıp parti üyelerinin dövülmesi, 530 kişinin dövülerek gözaltına alınması ve Cumhuriyetgazetesi muhabiri Ali Deniz Uslu’nun kolunun kırılmasını “iki süper polis” gerçekleştirmiş oluyordu. Sığ soruşturma Medyakronik’in ulaştığı, Prof. Nurettin Mazhar Öktel sokaktaki bir şirkete ait güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntüler, sorumlularının iki polisle sınırlı olmadığını bir kez daha gösteriyor. Polisin müdahalesi üzerine bu sokağa kaçan grubun bir bölümü Cumhuriyetgazetesinin bahçesine sığınıyor. Kaçmaya devam eden insanlardan, biri yaşlı iki kişi ayakları takılarak yere düşüyor. Üniformalı ve sivil bazı polislerin dövmeye çalıştıkları iki ikişiye, başlarındaki amir engel oluyor. Meslektaşlarını üç kez engelleyen amir sırtını döndüğü anda, polisler yerde yatan insanları tekme ve coplarla dövüyor. 1 Mayıs olaylarından sonra basında çıkan eleştiriler üzerine İçişleri Bakanlığı inceleme başlatmış ve görüntüleri inceleyen müfettişler de, Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli iki polis memuru hakkında “idari ve adli soruşturma açılmasına” karar vermişti. Valilik bünyesinde oluşturulan bir komisyon tarafından MOBESE ve televizyon kameraları ile gazetelerde yer alan fotoğraflar incelenmiş ve haklarında soruşturma açılanlar da dahil olmak üzere 28 polisin ifadesi alınmıştı. İnceleme komisyonu tarafından hazırlanan ön raporda Cumhuriyetgazetesi bahçesinde gazeteci Ali Deniz Uslu’un copla kolunun kırılması, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gaz bombası atılması DİSK binası önünde yerde yatan bir kadın göstericinin başına tekme atılması olayıyla ilgili soruşturma başlatılmasına karar verilmişti. Ön raporun ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen iki müfettiş, bir hafta boyunca incelemede bulunmuş ve “orantısız güç kullandığı” belirlenen iki polis […]

Tersane işçileri emin ellerde!

AA/Medyakronik Yaşanan işçi ölümleriyle gündemden düşmeyen Tuzla’da ilk kez bir tersane için verilen kapatma kararı 6 günün sonunda, “eksikliklerin giderilmesi” üzerine sonra erdi. 1 hafta içinde 3 işçinin ölümünün ardından 6 gün önce kapatılan Tuzla’daki Selah Tersanesi, bu sabahtan (27 Mayıs Salı) itibaren yeniden çalışmaya başladı. Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin yaptığı incelemenin ardından, tersanenin eksiklerinin giderildiğine karar verildi. Bunun üzerine mühür sökülerek tersane yeniden açıldı. Erkan Selah’ın sahibi olduğu tersanede 9 Mayıs’ta İzzet Güder, sekiz gün sonraysa Deniz Kaşıkeman ve Murat Çalışkan isimli iki işçi öldü. Yine bu tersanede, 2007 yılında da bir işçinin daha ölmüştü. Tersaneyi son altı ayda iki kez denetleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri, işçilerin can güvenliğinin bulunmadığını tespit etmişti. İlk denetlemede para cezası veren müfettişler, ikinci denetlemede de eksiklerin giderilmediğini görmelerine karşın tersaneyi kapatma yoluna gitmeyip, işletmeye ek süre vermekle yetinmişti Jet hızıyla bitti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından “iş yeri ve çalışanlarının hayatı için ciddi ve önlenemez tehlikelere yol açacak olan başta parlama ve patlama tehlikesi olmak üzere malzeme düşmesi, yüksekten düşme ve elektrik akımına maruz kalmaya yönelik tehlikeler giderilinceye kadar kapatılması” kararlaştırılan Selah Makine ve Gemicilik Endüstri Ticaret A.Ş’de eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlatılan çalışmalar tamamlandı. Kapatıldığı 21 Mayıs 2008 tarihinden sonra yaklaşık 25 kişinin çalışarak eksiklikleri gidermesinin ardından işveren, İş Teftiş İstanbul Grup Başkanlığı’na verdiği dilekçeyle iş yerinin faaliyetlerine yeniden başlaması talebinde bulundu. Bu talep üzerine, iş müfettişi Murat Bakır, yaptığı incelemenin ardından dün düzenlediği ve “iş yerinde faaliyetlerin durdurulmasına neden olan noksanlıkların ikmal edilmesi sonucu kapatmaya neden olan etkenlerin ortadan kalktığı” görüşüne yer verdiği raporunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne iletti. Komisyon toplantısı ve alınan karar üzerine, Bölge Müdürü Atakan Tanış, tersanenin yeniden faaliyetlerine başlatılması amacıyla Tuzla Kaymakamlığı’na yazı gönderdi. Tuzla Kaymakamı Fahri Keser’in talimatıyla da Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından ilgili karar Selah […]

Galata’da moda karnavalı başlıyor

Duygu Ertürk İstanbul bu yazı çok bereketli geçiriyor. Önce Amsterdam’ın ünlü moda festivali Streetlab uğradı şehre. Sonra tanınmış şarkıcılar ve grupları ağırladık. İstanbul’daki hareket silsilesine şimdi de bir moda festivali ekleniyor: Galatamoda… Aslında bu festival İstanbul’un yabancısı değil; zira Moda Tasarımcıları Derneği ve Beyoğlu Belediyesi’nin işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlen Galatamoda her yıl biraz daha büyüyerek gelenekselleşiyor ve genç yeteneklere var olma, birbirinden ilginç koleksiyonlarını makul fiyatlarla görücüye çıkarma fırsatı sunuyor. Festivalde sergilenecek koleksiyonların yelpazesi çok geniş. Alışıldığı üzere kadın giyimine ağırlık verilecek ama elbette moda herkesin modası; saçtan kırtasiyeye kadar her türlü aksesuvar, çocuk ve erkek kıyafetleri de standlardaki yerini alacak. Festival bu yıl 32 tasarımcıya ev sahipliği yapıyor. Bu tasarımcıların arasında Bahar Korçan, Ümit Ünal, İdil Tarzi, Arzu Kaprol ve Hatice Gökçe gibi ünlü modacıların yanısıra 6- 12 yaş arası kız çocukları için tasarladığı özel denimlerle Yaprak Yasa Karacalı, ‘Çikolata’ isimli deri ayakkabı, çanta koleksiyonuyla Sertaç Delibaş, trikoyla vuali buluşturan tasarımlarıyla Nazlı Çetiner ve bahara yaraşır çiçek broş ve kolye tasarımlarıyla Bihter Aida Pekin gibi genç tasarımcılar da yer alıyor. Galatamoda’da yeralacak diğer genç tasarımcılar ise şöyle: Deniz Kaprol, Müge Ersin, Özgür Masur, Niyazi Erdoğan, Ebru Günay, Berna Özay Canok, Zeynep Erdoğan, Nur Toktay, Simay Bülbül, Gamze Saraçoğlu, Aslı Güler, Nevra Karaca, Ayça Sytmen, Berrin Gönen, Elif Cığızoğlu, Ayşe Deniz Yeğin ve Zeynep Balaban. Fesitivalde aldığınız kıyafetleri deneyebileceğiniz kabinler var, kredi kartı da geçerli. Müzikler Power FM DJleri’nden… Galatamoda’nın ikinci ayağı 4-8 Haziran tarihlerinde Ümraniye Meydan Alışveriş Merkezi’nde, ilk şehirdışı yolculuğu ise 13- 15 Haziran’da Adana’ya olacak. Halihazırda tanınmış, rüştünü kanıtlamış modacıların yanısıra moda dünyasının genç beyinlerinde neler olup bittiğini görmek isteyenler bu moda karnavalıyla meraklarını giderebilir. Sıkıcı mağazaların fabrikasyon mallarından uzaklaşıp, sokağın tam ortasında nefes alarak yapılan bir alışverişin tadına varmayı kim istemez ki! Sokağı seviyoruz! Yaşasın sokak modası!

“Elbise dolu bu üç kutu beni belediye başkanlığına götürecek”

İlknur Aydoğan Beyoğlu Galatasaray, Yeni Çarşı caddesindeki “iyi” emlakçı Halil Karlık’ı tanımaya gitmiştik biz. Dükkânı kapalıydı. Her esnaf gibi “bir yere kadar gitmişti, gelecekti.” Kapının önünde beklerken, buraya gelmemize neden olan, yaptığı iyilikle tanıştık. Halil Karlık’ın dükkanın önünde üç karton kutu var. Üzerlerinde “sebil, giymediğin eşyaları getir, olmayan faydalansın”, “parasız, ücretsiz giysiler, ihtiyacın varsa çekinme, alabilirsin” yazıyor. Biz kutuların olduğu kaldırımda otururken sanki görünmez bir yönetmen “motor” demiş gibi, insanlar sebile giysi poşetleri atmaya başladı. “Bu çok büyük sevap. Kıyafetleri alanları da görüyoruz, yerine gidiyor yardımlar” diyordu kutuları ilk hareketlendiren Olcay Yitikgil. Biraz sonra başka bir semt sakini, Mehmet Yıldırım elindeki poşetleri kutuya bırakıyordu. Kullanmadığı kışlıkları, küçülenleri getirmişti. “Çok iyi bir şey bu. Semtimizde çok insan var. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları görülüyor” diyordu, her mevsim sonu aynı şeyi yaptığını belirterek. İhtiyaç sahipleri de çok geçmeden kutuların başındaydı. “Çok yardımı dokunuyor”du o kutuların. Hatta “Benzer uygulamaların artması”nı istiyorlardı. Kutuları çekinerek kolaçan edenler ise “Yorum yapmasa daha iyi”ydi. Biz ise “bir kere kadar giden” ustanın yerine “dükkâna” göz kulak oluyorduk sanki. Çok geçmeden geldi “usta”.Elinden geldiği kadar ünlü Sohbeti keyif veren biri Halil Karlık. Gazetecilere yabancı değil. Mülakat vermedeki ustalığını gösterircesine “Sor, onu da sor” diyor bir sorunun ardından. Bir diğerine “Hah, şimdi ona gelsin sıra” diyor. Konuşurken, birden durup “Bu kelimeyi çok seviyorum” vurgusunda bulunuyor. Naifliğini kaybetmiyor yine de. Hani aile eşrafında bir tanıdığınız vardır; hep aynı, basit esprileri yapar. Yine de güldürür sizi. Her seferinde aynı şekilde gülmezsiniz belki ama en azından içinizde tebessüm uyandırır bu samimi çaba. Halil Bey’le konuşurken buna benzer bir şey de hissediyorsunuz. İşte o yüzden “Medyatik olmayı çok seviyorum” ya da “Elimden geldiği kadar ünlüyüm” sözleri batmıyor size. Sevimsiz gelmiyor. 56 yaşındaki Halil Karlık, 41 yıldır Beyoğlu’nda yaşıyor. Evli. Kendini anlatmayı seviyor. “Tekstilin tam ortasındaydım” diyor yıllarca uğraştığı işi tarif ederken “Yugoslavya’ya ihracat yaptım. Orada savaş […]

Üçüncü köprüye yasal engel

Güventürk Görgülü İstanbul Boğazı`na yapılması planlanan üçüncü köprü ile Ataşehir Finans Merkezi, Silivri Havalimanı gibi projelerin yasal dayanağını oluşturan 1/100 bin Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı, İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından tespit edilen yetki ve şekil sakatlıkları nedeniyle iptal edildi, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 14 Temmuz 2006 tarihinde kabul edilen İl Çevre Düzeni Planı’na karşı 8 ayrı mühendis ve mimar odası ortak metinle farklı mahkemelere iptal davaları açmıştı. Bu kapsamda, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin 2. İdare Mahkemesi’ne açtığı dava 21 Mart 2008’de iptal isteminin kabulüyle sonuçlandı ve gerekçeli karar 23 Mayıs’ta kamuoyuna açıklandı. . Birinci neden yetkisizlik İstanbul 2. İdare Mahkemesi, iptal kararını üç temel gerekçeye dayandırıyor. Bunlardan ilki planın İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kabul edildiği tarihte 1/100 bin ölçekli “İl Çevre Düzeni planı” yapma yetkisinin büyükşehir belediyelerinde değil, Çevre ve Orman Bakanlığı’nda yani “merkezi idare”de bulunması; yani “yetkisizlik”… İdare Mahkemesi 12 Temmuz 2006 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenlemeyle birlikte büyükşehir belediyelerinin çevre düzeni planı yapımı sürecine dahil edildiğini, ancak bu düzenlemenin, bundan iki gün sonra, yani 14 Temmuz 2006’da kabul edilen İstanbul İl Çevre Düzeni Planı” için geçerli olamayacağını belirtiyor. Yasaların geriye işletilemeyeceğine dikkat çeken idare mahkemesi, “yapılma/yaptırılma aşaması bu kanun yürürlüğe girmeden önce tamamlanan il çevre düzeni planı teklifinin” 14.07.2006 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İl Çevre Düzeni Planı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. İkinci neden ihale eçılmaması İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin iptal karanının ikinci gerekçesini ise gerekli şekil şartlarının yerine getirilmemesi; yani planın hazırlatılması için herhangi bir ihale açılmaması oluşturuyor. İstanbul Büyükşehlr Belediyesi tarafından 1/100 bin ölçekli İl Çevre Düzeni Pıanı’nın hazırlanmasına ilişkin olarak herhangi bir ihale yapılmadığını dile getiren mahkeme heyeti, İstanbul Büyükşehlr Nazım İmar Planı Analitik Etüdler İşi’nln BIMTAŞ A.Ş. adlı kuruluşa 15 Aralık 2004 tarihinde ihale edilmesinin ardından BIMTAŞ A.Ş.’nin 3 Mayıs 2006 tarihli teklifinin 1/100 bin ölçekli İstanbul […]

A’dan Z’ye İstanbul 2010

Nihan Ozannozan@medyakronik.com Uluslararası Avrupa Birliği Jürisi 11 Nisan 2006’da İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti seçildiğini ilan etmişti. İstanbul ise daha Avrupa Kültür Başkenti aday adayı iken hazırlıklara başlamıştı. Seçildikten sonra ise taşlar yerine oturdu ve kurulan Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’yla birlikte çalışmalar hız kazandı. Ajans bütün projelerin değerlendirilmesinde, uygulanmasında ve sürdürülebilirlik kazanmasında büyük rol oynuyor. Danışma Kurulu, Yürütme Kurulu ve Genel Koordinatörlük genel başlıkları altında toplanan “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Organizasyon Şeması” ile yapılacaklara netlik kazandırıldı. Genel Koordinatörlüğü’nü Nuri M. Çolakoğlu’nun üstlendiği şema “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Artistik Organizasyonu” ve “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti İdari Organizasyonu” olarak ikiye ayrılıyor. Artistik organizasyonunun alt başlıklarını; Gösteri ve Sahne Sanatları, Görsel Sanatlar, Müzik ve Opera, Mimarlık ve Kentsel Tasarım, Kent Kültürü, Sinema-Belgesel Animasyon, Edebiyat, Kamu ve Yerel Yönetim Projeleri, Kültürel Miras ve Müze Projeleri oluşturuyor. İdari Organizasyonunu ise; Mali İdari Direktörü, Dış İlişkiler Direktörü, Satış Pazarlama Direktörü ve İletişim Direktör’ü oluşturuyor. Genel Koordinatör ayda en az bir kere Artistik Komite’yi bir araya toplayarak yapılan işleri gözden geçiriyor, ihtiyaçları belirliyor ve bunların uygun birimlerce karşılanmasını sağlıyor. Karar alınması gereken konuları Yürütme Kurulu’na sevk ediyor. Avrupa Kültür Başkenti organizasyonu diğer Avrupa ülkelerinde ise Kültür Bakanlığı ve valilik birimleri tarafından yönetiliyor. Diğer kentler: Peç ve Essen İstanbul’la eş zamanlı olarak Macaristan’ın Peç ve Almanya’nın Essen şehirleri de 2010 yılında kültür başkentliği yapacak. Peç kendisini Macaristan’ın Budapeşte’den sonra ikinci kültür merkezi olarak tanımlıyor ve Balkanlar’la kültürel ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. Essen ise projeyi uzun vadeli bir perspektifle ele alıp, Ruhr Bölgesi’nin yeniden canlandırılmasına dayandırıyor. Ateş, su, toprak, hava İstanbul 2010 için hazırlanırken projelerin, uluslararası (AB kimliği), artistik, sosyal içerikli, sürdürülebilir ve İstanbul’u anlatıyor olmasına özen gösterdi. Ve etkinlik takvimini dört elementten esinlenerek hazırladı. Proje; “Toprak” (1 Ocak–20 Mart) ‘Gelenekler ve Dönüşüm’, “Hava” (21 Mart–21 Haziran) ‘Göklerden Gelen’, “Su” (22 Haziran–22 Eylül) ‘Kent ve Deniz’, “Ateş” (23 […]

Gitme Turnam Bizim Evden

Simge Sunguroğlu Telli turnanın tükenişi Doğa Derneği ve Irmak Okulları’nı işbirliğine yöneltti. İki kurum, Anadolu’nun sembolü bu türü yaşatabilmek için bir konser düzenliyor. Genç Orkestra, 25 Mayıs saat 20:00’de İstanbul Caddebostan’daki Irmak Okulları’nda, geliri “Son 11 Telli Turna Projesi’’ne aktarılacak konser için sahne alacak. Geleceğin virtüözlerini yetiştirmeyi amaçlayan Genç Orkestra, bu konserde İslam Manavof yönetiminde Mozart, Şostakoviç ve Karayev gibi bestecilerin eserlerini seslendirecek. 20 YTL’lik konser biletleri, Irmak Okulları’ndan temin edilebiliyor. Son turnalar Anadolu kültürünün önemli doğal öğelerinden telli turna, tükenme noktasına gelinceye değin, araştırılmayan bir türdü. Doğa Derneği, 2004 yılında gerçekleştirdiği saha araştırmasında Türkiye’deki son 11 telli turnaya ulaştı. Doğa fotoğrafçısı Soner Bekir, türün bu son örneklerini fotoğraflamayı başardı. Muş’taki Bulanık Ovası’nda üreyen telli turnalar, sadece Anadolu’da değil Avrupa’da da bu türün son temsilcileri. Turnalar kışı Afrika’da geçiriyor. Uzun bir göçün ardından mart ve nisan aylarında Bulanık Ovası’na geliyor. Muş dışında telli turnaların en yakın akrabaları Hazar Denizi’nin kuzey doğusunda yaşıyor. Turnaların Bulanık Ovası’ndan da çekilmesi durumunda, türün tükenmesi söz konusu. Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, Hazar Denizi ve Muş arasında telli turnaların kullandığı bir başka üreme alanı olmamasına dikkat çekiyor. Güven Murat Nehri boyunca uzanan Bulanık Ovası’nın tür için önemini “Ovada yoğun tarım yapılırken, Murat Nehri’nin tarım faaliyetlerine uzak kıyıları doğal özelliğini korumaya devam ediyor. Nehir üzerindeki adacıklar ve çevresindeki insan eli değmeyen alanlar telli turnaların en önemli üreme ve beslenme alanları” sözleriyle anlatıyor. Güven Eken, koruma projesinin başarısı için yerel halkın katılımının da şart olduğu görüşünde: “Muş, gelişmişlik düzeyinin en düşük illerden biri. Bu kuşları görebilmek için göç zamanlarında Avrupa’dan, ABD’den turistler geliyor. Yöre halkı, bu turistlerden gelir elde etmeye başlarsa, daha kısa sürede başarıya ulaşacağını tahmin ediyoruz.” Doğa Derneği’nin projeye destek çağrısına olumlu yaklaşan Irmak Okulları Müdürü Atilla Küçükkayıkçı “Yüreğimize yer etmiş telli turnanın Anadolu’muzdan sessiz yok oluşuna elbette duyarsız kalamazdık. Öğrencilerimiz ve tüm çalışanlarımız […]

Taraftarı, taraftardan korumanın yolu: Polis copu

Volkan Ağır Futbol sezonuna son bir veda busesi kondurmak amacıyla, hazır ayağıma kadar bu fırsat gelmişken televizyondan bile izleme şansına erişemediğim Birinci Lig takımlarının büyük heyecanı görmek ve coşkulu taraftarlarının içinde olmak istedim. Bu amaçla Sakaryaspor – Boluspor arasında oynanan Birinci Lig Play- Off Yarı Finali’ni izlemek için 16 Mayıs’ta Ali Sami Yen Stadyumu’na gittim. Ve maç çıkışında polisin eziyet gören ve sonrasında da dövülen taraftarlardan biri oldum. İlk yarıda iki gol kaydeden Sakaryaspor, ikinci yarıda kalesinde aynı sayıda gol gördü. Ve penaltılar sonunda karşılaşmayı kaybetti. “Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelen” takımlarının yıllar sonra Süper Lig’e dönmesini gözleyen taraftarın beklentisi, gerginliğe dönüştü doğal olarak. Maç sonrasında Sakarya tribünü “dokunsanız patlayacak” haldeydi. Görünen o ki, dokunmaya hazır “kuvvet” de hali hazırda mevcuttu. Yenilginin üzerine, bekleme eziyeti Sakaryalılar “Çıkışta kaçanın ………” tezahüratları eşliğinde çıkış kapılarına yöneldi. Yöneldi yönelmesine ama kapıların 15 dakika sonra açılacağından, arka taraflarda oturan taraftarların haberi yoktu. Çünkü maç sırasında yapılan anons o bölümlerde duyulmamıştı. Önde bulunanlar, arkadan gelen güruh tarafından sıkıştırıldı. Arkadakiler yükleniyor, öndekiler düşmemeye çalışıyor ve polis de emir kulu olarak işini yapmaya çalışıyordu. Oğluyla, kızıyla maça gelmiş insanlar, çocuklarına zarar gelmemesi için çabalıyordu. Çocuklar kalabalık içinde kayboluyordu ister istemez. Birkaç taraftarın yakarışı polisleri insafa getirdi. Çocuklu taraftarları, arkalarındaki boş alana aldılar. O kalabalık arasında “emir kullarına” sözlerini dinleteceklerine, ricalarına kulak vereceklerine inanarak ön taraflara gelmeye çalışan başkaları da vardı. Onların çabasıyla kalabalığı iyice karıştı ama hiç bir sonuca varamadılar. 15 dakika, yarım saati buldu. İnsanlar sıkışıklıktan, havasızlıktan, “ip üstünde” durmaktan sıkıldı. İki kişi de havasızlıktan bayıldı ve polisler tarafından ön tarafa alındı. Belki de numaraydı onların yaptığı. Ancak çıkmamıza izin vermeden önce, bayılmamızı bekleyen bir çevik kuvvetle karşı karşıya olduğumuz gerçekti. “Sabrımızı taşırma” tezahüratları, yuhalamalar, küfretmeler arttıkça arttı. Ön tarafta olanlardan biri de ben olduğum için, polislerin gözlerini, ağızlarını çok rahat görebiliyordum. İnsanlar küfrettikçe, polislerden biri işaret […]

Bostancıbaşı’nın ‘Aşklama’ halleri

Nur Niyaz Bildik Şehir yorgun ve sıkıntılı. Sıcaklardan bunalmak üzereyiz. Oysa daha haziran bile değil. Yine de “yaz geldi” diye düşünmek uzayan günlerin sorumluluklardan arınmış saatlerinin, sıcak akşamların, festivallerin ve müziğin enerjisini taşıyor ruhumuza. “Bir şeyler yapmalı” diyorum, bu enerjiyi yüksek tutmalı. Şehir hareketli. Bu harekete dahil olmalı. Uzun zamandır dans ‘etmekten’ dans ‘seyretmeye’ vaktim olmamış… O zaman yapılacak şey belli. Şehir ajandasını karıştırıyorum, bu aralar dansla ilgili pek çok şey var ama ben neyi izleyeceğimi belirledim çoktan: “Aşklama.” Korhan Başaran’ın ocak ayında da sahnelenen ama bir türlü fırsatını bulup da göremediğim son çalışması. Malum konu aşk üzerine… Hava da aşka müsait… Üstelik Korhan çok beğendiğim bir dansçı ve koreograf. İlk kez ‘Hürrem Sultan’ı izlerken upuzun boyuyla nasıl güzel dans edebildiğine vurulmuştum. Akılda kalan bir vücut dili vardı. Bu yüzden onu ikinci görüşümde hemen tanıyıp çocuksu bir hayranlıkla “aa bu o” deyivermiştim. Korhan Başaran’ın önceden tiyatroya faydalı olsun diye başladığı dansçılık hayatı Ankara Devlet Balesi Koreografı Binnaz Dorkip’le tanıştıktan sonra daha farklı bir yol çizmiş. Dorkip’in yönlendirmesiyle Modern Dans Topluluğu’na girip Beyhan Murphy yönetiminde dansetmiş. Ve devamında da kendi alanında oldukça başarılı isimlerle bir arada bulunma fırsatını yakalamış: Zeynep Tanbay, Timur Ratlas, Yıldız Cankaya, Paul Clayden, Uğur Seyrek… “Yüreğim böyle söyledi” Bu devasa adamı biraz daha yakından tanıyınca yumuşacık bir yürek taşıdığına da şahit oldum. İnsanın içi dansına yansıyor. Korhan’ı anlamak için onu izlemek yeterli belki de. Zaten o da “yüreğim böyle söyledi” diyerek başlamış koreografi yapmaya. Sadece bakmayıp ‘gördüklerini’ anlatmaya karar verince kendine uygun bir dil yaratıvermiş. Anlattığı hikayelerin dürüst olması ve samimiyet taşıması sanırım onu daha farklı kılıyor. Kendisi de diyor zaten: “Seyirci samimiyetsizliği hemen fark eder.” Pek çok sanatçı gibi o da yaşamdan etkilenmiş. İstanbul’da yaşayıp da malzeme bulamamak tuhaf olurdu zaten. Bu şehrin karmaşası, içinde bulunduğumuz zaman, kurduğu ve kuramadığı ilişkiler onun malzemesi olmuş. Ve akımlar […]

7 tepe, 7 tünel, sayısız çatlak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “7 tepe 7 tünel” projesi Mart 2006’da gündeme geldi. Konunun uzmanları tarafından “çıkmaz sokak” diye nitelenen bu proje, trafik için umulan rahatlamayı sağlamayacağı, yüksek maliyeti ve gerekli zemin araştırmalarının yapılmadığı gerekçeleriyle çok tartışıldı. Dolmabahçe-Bomonti ve Piyalepaşa-Kağıthane arasındaki ilk iki tünelin yapımına bu tartışmalar içinde başlandı. Proje gibi, tüneller için vurulan ilk kazma da tartışmalıydı. Çünkü Büyükşehir Belediyesi, bu iki tünelin yapımı için ihale açmamış ve yapımcı firmaları “ani ve beklenmeyen durumlarda” başvurulan “davet usulü”ne göre belirlemişti. Çatlayan binalar İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), tünellerin, güzergâh üzerindeki binalara hasar verebileceği konusunda uyarıda bulunanlardan biriydi. İMO İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe, “Yasal çerçevede bir ihale yapılmadı. Dolayısıyla konu ciddi bir proje olarak ele alınıp, güzergâhında fizibilite çalışması yapılmadı. Bu anlayışla yürütülen bir inşaatın, sıkıntı yaratması kaçınılmazdı” diyor. Cemal Gökçe’nin dile getirdiği endişelerin haklılığı Okmeydanı semtinde ortaya çıktı. Bu semtteki dört binanın temelinde, Piyalepaşa-Kağıthane Tüneli’nin etkisiyle çökme görüldü ve binalar boşaltılarak mühürlendi. Aynı şekilde Talatpaşa mahallesi Savaş sokakta bulunan 10 binanın, kolon ve duvarlarında ciddi çatlaklar oluştuğu belirlendi. Talatpaşa Spor Kulübü Lokali de bulunduğu beş katlı bir bina ile Savaş sokaktaki beş ile iki katlı yapılarda oturan vatandaşlar Ağustos 2007’de tahliye edildi. Nisan 2008’de, diğer tüm tüneller gibi çift yönlü olması planlanan Bomonti Dolmabahçe Tüneli`nin tek yönde kazısı tamamlandı. Belediye, gelinen aşamayı tünelin içinde gerçekleşen bir etkinlikle kutladı. Aynı günlerde, bu tünelin geçtiği Kurtuluş ve Harbiye semtlerinden “çatlak sesler” yükselmeye başladı. Kurtuluş’taki Bilezik sokak ve Harbiye’deki Ölçek sokakta bulunan onlarca apartmanın duvar ve kolonlarında çatlaklar oluştu. Bina temelindeki oynama nedeniyle, kapı ve pencereler kapanamaz hale geldi. Medyakronik muhabirleri, Ölçek sokakta yaşayan ve binaları zarar gören İstanbulluları ziyaret etti. Evlerinin görüntüsü, bir deprem sonrasını çağrıştıran vatandaşlar, genel olarak Belediye’nin üzerine düşeni yapmadığını dile getiriyor. Evinin yıkılma tehlikesi nedeniyle can güvenliği sorunu yaşadığını dile getiren bir vatandaş, çatlakların sıvayla kapanmak istenmesini “Örtbas etme” […]

Son diva

İşvecan ÖzenKamera: Erdem Özüer Operanın mabedi İtalya’nın La Scala Tiyatrosu’nda 50 yıl görev alan tek müzik insanıydı. 70’e yakın operada başrolü üstlendi. Dünya “La Diva Turca”yı son kez alkışladı. Milano’daki evinde, 10 Mayıs Cuma günü kalp ve solunum yetmezliğinden ölen “son diva” Leyla Gencer’in külleri Dolmabahçe’de düzenlenen bir törenle İstanbul Boğaz’ına savruldu. Leyla Gencer kimdir? Leyla Gencer (gerçek ismi Ayşe Leyla Çeyrekgil) 10 Ekim 1928’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda başladığı şan eğitimine İtalyan soprano Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte ile devam etti. 1950 yılında Ankara Devlet Operası sahnesinde Mascagni’nin Cavalleria Rusticana eserinde Santuzza rolünü yorumlayana dek Ankara Devlet Opera ve Balesi Korosu’nda görev aldı. Birkaç yıl içerisinde tanınan bir opera sanatçısı olan Gencer, birçok önemli devlet etkinliğine soprano olarak davet edildi. Gencer’in İtalyan sahnelerine adım atması Napoli San Carlo Tiyatrosu’nda yine Santuzza rolü ile oldu. Bir yıl sonra Madame Butterfly ve Yevgeni Onegin operalarını seslendirmek için tekrar Napoli’ye döndü. 26 Ocak 1957’de La Scala Tiyatrosu’nda ilk kez sahneye çıkarak Poulenc’in Les Dialogues des Carmelites operasının dünya prömiyerinde Lidoine rolünü yorumladı. Şubat 1957’de, Milano Duomo Katedrali’nde düzenlenen Toscanini’yi anma törenlerinde, şef Victor De Sebata yönetimindeki La Scala Tiyatrosu koro ve orkestrası eşliğinde, Verdi’nin Requiem’inin final bölümünü yorumlayan Gencer, yine 1957 Temmuz’unda, La Scala Tiyatrosu’nun Köln turnesinde La Forza Del Destino operasında başrolü seslendirdi. Ünlü soprano 1957 ile 1980 seneleri arasında La Scala Tiyatrosu’nda, Verdi’nin Don Carlos, La Forza Del Destino, Aida, Macbeth, Simon Boccanegra, I Vespri Siciliani; Bellini’nin Norma; Donizetti’nin Poliuto ve Lucrezia Borgia; Mozart’ın Idomeneo; Monteverdi’nin L’Incoronazione di Poppea; Gluck’un Alceste; Tchaikovsky’nin Maça Kızı; Britten’in Albert Herring ve Pizzetti’nin L’Assassinio nella Cattedrale eserinin 1958 yılı dünya prömiyeri de dahil olmak üzere bir çok başrol yorumladı.Kısa sürede ulusararası bir kariyere kavuşan Gencer; Gui, Serafin, Gavazzeni ve Muti gibi büyük İtalyan şeflerle çalıştı. Donizetti’nin unutulmuş operalarını başarılı bir şekilde yorumlayarak “Donizetti […]

Garson bey, doğayı korumak istiyorum

Simge Sunguroğlu WWF-Doğal Hayatı Koruma Derneği, anlaştığı kurumlar yoluyla müşterilerden 1 YTL bağış alarak doğa koruma çalışmalarına destek sağlıyor. Bu miktar alışverişinize, tatil faturanıza ya da yemek hesabınıza eklenebiliyor. Proje, bir restoranda yemek yerken ya da tatil programı yaparken bile doğaya katkıda bulunabileceğini göstermeyi amaçlıyor. WWF-Doğal Hayatı Koruma Vakfı Kaynak Oluşturma Sorumlusu Talya Enriquez, “1 YTL’lik bağış, sahip olduğu maddi değerden çok daha fazlasını ifade ediyor. Küçük adımlarla büyük değişiklikler yapılabileceğini gösteren bir proje. Kendisi küçük, katkısı büyük” sözleriyle bu sembolik bağışın önemini vurguluyor. Vogue Restoran, Rainforest Cafe, doğal kozmetik mağazası Aisha ve VIP Turizm, derneğin bugüne kadar anlaştığı işletmeler. İşletmeler, masalarda ya da kasaların yanında bulunan küçük broşürlerle müşterilerini bilgilendiriliyor. Bağış isteğe bağlı. Müşteri itiraz ederse, hesaba eklenen 1 YTL iade ediliyor. Projenin ilgi uyandırdığını söyleyen Enriquez, restoranlarda başlanan 1 YTL uygulamasının zamanla farklı sektörlerde hizmet veren işletmeleri de içine aldığını belirtiyor. Enriquez, 1 YTL’lik bağış miktarını da “Türkiye’nin ekonomik düzeyine göre” belirlediklerini söylüyor. Müşteri ne düşünüyor?Müşteriler, hesaplarına eklenen bu “ekstra” konusunda farklı tepkiler verebiliyor. Vogue Restoran İşletme Müdürü Erdal Doğan, “Misafirlerimizin ilk tepkileri genel anlamda pek olumlu değil. Çoğunlukla katkıda bulunmak istemiyorlar. Kendilerine detaylı açıklama yapıldığında fikirleri değişebiliyor. Aynı zamanda hesaplarına yansıtılan miktarın derneğe gideceğinden emin olamıyorlar’’ diyor. Doğan’a göre sorun, daha önce buna benzer uygulamalarda başarısız olunması ve suiistimaller yaşanması. Doğan, bu proje sayesinde ayda ortalama 250 YTL yardım toplandıklarını belirtiyor. VIP Turizm, projeye destek veren kurumlar arasında. Kurumun, Bireysel Seyahat Satış Direktörü Müge Ay, “Tüm misafirlerimiz konuya son derece duyarlı ve içten yaklaşıyor. 1 YTL‘yi ödemeyi reddetmek bir yana, daha fazla vermek isteyenler çıkıyor” diyor.

Bir yol kurtuldu, iki sokak trafiğe boğuldu!

Ali Erişkin Trafik İstanbulluların daimi sorunlarından biri. Hayatlarının bir parçası… Bu sorun hiçbir zaman sorun olmaktan çıkıp vatandaşı memnun edecek düzeye gelemiyor. Trafiği iyileştirme adına yeni birçok düzenleme yapılıyor. Ama bazen yapılan bu yenilikler iyi kötü işleyen bir düzenin daha da kötü hale gelmesine neden olabiliyor.İşte yine böyle bir uygulamaya 2007 Kasım ayında imza atıldı. Etiler’den Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne bağlantı hattı, Tepecik Yolu’ndan Derince ve İncesu sokaklarına kaydırıldı. Ve bu kez halkın tepkisi büyük oldu. Etiler Mahallesi Muhtarı Seçil Eşki, uygulamanın Beşiktaş Belediyesi’nin isteği üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 28 Kasım 2006 tarihli, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararı ile gerçekleştirildiğini söylüyor. Beşiktaş Belediyesi’nin yaptığı istekteki gerekçesi ise Tepecik Yolu üzerinde köprü nedeniyle yaşanan trafik sıkışıklığı. Fakat görünen o ki, bu yenilikle yaşanan trafik sıkışıklığı çözümlenmemiş, sadece adres değiştirmiş. Derince ve İncesu Sokakları üzerinde ikamet eden vatandaşlar tepkilerini önce apartmanlarına “Yeni trafik düzenini reddediyor, uygulamayı gerçekleştiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni şiddetle kınıyoruz” yazılı pankartları asarak gösterdiler. İsyan ve şikâyetlerinin gerekçesi ise gürültü, çevre kirliliği, trafik ve mecburi istikamet olması nedeniyle yolun her iki tarafına konan park yasağı. Bunların yanında zaten yokuş aşağı olan caddede sürücülerin boş olduğu zamanlarda sürat yapması, park cezası nedeniyle esnafın müşteri kaybetmesi, insanların evlerinin önüne park edememesi, etmesi durumunda sürekli caddede bulunan polis memuru tarafından anında park cezası kesilmesi mahalleliyi çileden çıkaran diğer nedenler olmuş.Mahalleli, geçişlerine Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden izin verilen ağır vasıta araçlarının da artık Derince ve İncesu’yu kullanıyor olmasından memnun değil. Ağır vasıta araçlarının bu dar sokaklarda tehlikeli olabileceğini düşünüyorlar. Derince ve İncesu sakinleri, sesli protesto ve yazdıkları dilekçelerin bir sonuç getirmemesi üzerine 500’den fazla imza toplayıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne göndermişler. Bununla da kalmayıp Karayolları Genel Müdürlüğü’ne nakit gişelerinin daha ileri taşınması için talepte bulunmuşlar. Karayolları Genel Müdürlüğü ise bu talebe, 28 Nisan’da gişelerde nakit ödeme geçişini kaldıracakları yönünde bir açıklama ile cevap […]

Hem hızlı hem güvenli

Yahya Özgür Tavlanotavlan@medyakronik.comTürkiye’nin ilk ve tek motor sporları eğlence merkezi olan ve 2006’da Etiler Korukent’te açılan Speed City, hız tutkunlarına yarış arabası kullanma zevkini yaşatıyor. Mekânda bulunan yarış otomobili simülatörleri gerçekleriyle birebir aynı ebatlarda olduğu için yaşanan heyecan gerçeğini çok da aratmıyor. Speed City’nin işletmecisi ve otomobil programları yapımcısı Ali Özgün, simülatörlerin gerçeğe daha da yakın olması için tasarladıkları ve çok yakında uygulamaya koyacakları yeni ray sistemini Medyakronik’e anlattı.

İstanbul için üniversiteliler ile liseliler el ele

Müge Doğrularmdogrular@medyakronik.comİstanbul, Avrupa Kültür Başkenti (AKB) olacağı 2010 yılına hazırlanırken üniversite öğrencileri de boş durmuyor. İstanbul’un resmi adaylığının ilan edildiği 2006’dan bu yana konuyla ilgili çalışmalar son hız devam ediyor.AKB projesi İstanbul’un kültürel alt yapısını fazlasıyla geliştirilebilecek çok önemli bir fırsat ve bu alanda proje çağrıları sürüyor. Bu proje çağrısı tabii üniversiteleri de kapsıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi de proje yapmaktansa “proje ürettirme” misyonunu üstleniyor. Geçtiğimiz sene açılan yeni bölümler Kültür Yönetimi ve Sanat Yönetimi de projeyi destekliyor.İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi 4. Sınıf öğrencileri bitirme projeleri kapsamında, 2010 Yürütme Kurulu’nda aktif rol alan bölüm başkanı Serhan Ada’nın önderliğinde ‘Liseliler 2010’a Katılıyor!’ başlıklı projeyi ikinci senesinde devam ettiriyor.2010 Girişim Grubu’nun da ortak olduğu projede son sınıf öğrencileri, lise öğrencilerinin İstanbul 2010’a dâhil olacak proje fikirleri üretmelerini teşvik ediyor. Bu süreçte lise öğrencileri tek başına değil. Projeyi yürüten öğrenciler, bölümün araştırma ve öğretim görevlileri onları teşvik ediyor, projelerine koçluk yapıyor. Fikirlerin nasıl geliştirilebileceğine, nasıl hayata geçirileceğine dair kafa yoruyorlar. Buna maddi kaynak bulma çabası da dâhil.Burada farklı okul ve semtlerden lise öğrencilerini bir araya getirip geniş kapsamlı bir gençlik projesine imza atmak amaçlanıyor. Bunun için de ocak ayından beri 40 lise ziyaret edilmiş ve 2 bin 886 liseliye ulaşılmış. Farklı lise öğrencilerini bir araya getirme özelliği öne çıkan proje, şu şekilde işliyor: Aynı semtten ve aynı tip liseden (devlet – özel) öğrenciler yerine farklı okulların öğrencileri eşleştiriliyor. Bu şekilde de projelerde farklı ses ve renklerin yakalanması hedefleniyor.Bu sene üniversite öğrencileri ayrıca liseliler için 25 Kasım 2007’de Santralistanbul gezisi organize etti. Rehberler eşliğinde müzeleri gezen öğrenciler, proje hakkındaki sorularını da proje ekibiyle paylaştılar.29 Mart 2008’de yapılan toplantıda ise 26 okuldan 94 öğrenci bir araya geldi ve projelere göre eşleşti. Oluşturulan 15 farklı grup Kentsel Dönüşüm, Kültürel Miras ve Müzecilik, Müzik ve Opera, Görsel Sanatlar, Sinema […]

F1 en güzel nereden izlenir…

Uğur Orakçı Türk motor sporları ve Formula 1 tutkunlarının yıllarca hayalini kurduğu ve nihayet 10 Eylül 2003 tarifinde dönemin başbakanı Recep Tayip Erdoğan tarafından temeli atılan, yapımını İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İTO ve TOBB’un üstlendiği, Ağustos 2005 tarihinde ilk defa koşulan Formula 1 Türkiye ayağından hemen önce bitirilen İstanbul Park, hafta sonu yapılacak Formula 1 heyecanına hazır. İBB’nin haftalar öncesinden “3 milyar kişiye gururla” sloganıyla duyurduğu yarış 11 mayıs Pazar günü start alacak. 8’inci viraj adından söz ettiriyorTürkiye’nin ilk ve tek Formula 1 pisti olan İstanbul Park, 230 milyon dolara mal oldu ve çeşitli tartışmalara konu olan inşaat süreci 25 ay sürdü. Formula 1’in 55 yıllık tarihinde ziyaret ettiği 69’uncu pist olan İstanbul Park, Moto GP, Le Mans ve DTM F! dıyındaki başka önemli yarışlara da evsahipliği yaptı. İstanbul Park Tuzla Tepeören mevkiindeki, 145 bin kişi kapasiteli tesisler 2 milyon 215 bin metrekare alan üzerinde bulunuyor. Ünlü Alman mimar Hermann Tilke tarafından tasarlanan pist 5 km 338 metre uzunluğunda ve 14-21.5 metre genişliğinde. 6 sağ, 8 sol toplam 14 virajdan oluşuyor. Pistin önemli özelliği saat yönünün tersine akması. Özellikle 8’inci virajı pilotlarca tüm zamanların en iyilerinden kabul edilen İstanbul Park’ın en derin ve en yüksek noktası arasında 45 metrelik fark bulunuyor. İnişli çıkışlı bir yapıya sahip olan pistteki en yüksek boyuna eğim ise yüzde 8,14’e ulaşıyor İçinde neler varPistteki ana yapılar, 5 bin kişilik 2 adet VIP kule, padok, pit binaları, ana tribünler ve servis binalarından oluşuyor. Proje kapsamında, çevre yolu ile iç yolları bağlayan 2 adet alt geçit, yaya ulaşımı için 3 adet üst geçit ile 2 adet alt geçit bulunuyor. Toplam 30 bin m2 olan Padok binalarının olduğu alanda iki katlı yarış kontrol kulesi, pit alanları, teras ve sağlık merkezi yer alıyor. İçinde 4 helikopter pisti barındıran İstanbul Park’ın otopark alanına aynı anda 12 bin araba park edebiliyor. […]