Etiket kadıköy

Kentsel dönüşümün mutsuz sakinleri

İstanbul’un dört bir yanında apartmanlarını kentsel dönüşüme sokarak müteahhitlerle anlaşan daire sahipleri firmaların çeşitli nedenlerle inşaatları durdurması veya geciktirmesi nedeniyle hem dairelerinden olmuş hem de binlerce liralık kira yükünün altına girmiş durumda. HaberVs, Kadıköy yakasındaki kentsel dönüşüm mağdurlarıyla konuştu...

Elini Boğaz’ımdan çek

Altmışın üzerinde dernek, meslek örgütü, vakıf ve platformun bir araya gelmesiyle oluşan Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu’nun düzenlediği “3. Köprüye Hayır” mitingi bugün öğle saatlerinde Kadıköy’de gerçekleşti. Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı mitinge, Loç Vadisi Koruma Platformu ve Senoz Deresi Platformu gibi, hidroelektrik santrallerine karşı çıkan İstanbul dışındaki aktivistler de destek verdi. Katılımcılar saat 12:00’de Hasanpaşa’daki Tepe Nautilus alışveriş merkezi önünden hareket ederek Kadıköy Meydanı’na yürüdü. Pankart ve dövizler işleğinde “Köprüyü yapanlar memleketi satanlar”, “Direne direni kazanacağız”, “Sermaye elini Boğaz’ımdan çek” ve “Ormanıma, suyuma, toprağıma dokunma” gibi sloganlar atıldı. Üçüncü Köprü Yerine Yaşam PlatformuBeylerbeyliler Derneği,Beykoz Çiğdem Mah. Der., Beykoz Dernekler Birliği, Beykoz İnisiyatifi, Beykoz Tokatköy Ayazma Der., Boğaziçi Arnavutköylüler Der., BOÇEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Der., Çekmeköy Gönüllüleri Derneği, Çifte Havuzlar Güzelleştirme, Geliştirme ve Koruma Der., ÇEKÜL Vakfı, ÇHD, Dayanışmacı Atölye, Derbent Mah. Der., DİSK Emekli-Sen, DİSK Genel-İş 1 No.lu Şube, Gençlik Muhalefeti, Gazete Sarıyer, Gebze Bilkar (Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Yayıncılık ve Üretim Kooperatifi), Gülsuyu – Gülensu Güzelleştirme Der., Halkevleri İstanbul Şb., Haydarpaşa Dayanışması Platformu, Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği, İç Dış Kumsalı Koruma ve Yaşatma Sivil Toplum Destekleme Der., İMECE-Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul Barosu, İstanbul Çevre Konseyi, İstanbul Tabip Odası, İstanbul SOS Girişimi, İstanbul Yaşam Der., KESK İstanbul Şubeler Plat., Kilyos Çevre Koruma Der., Kocataş Mah. Der., Konut Hakkı Koordinasyonu, Kuzguncuklular Der., Küçükçekmece STK Platformu, Maden Mah. Der., Maden Mah. Dereiçi Der., Öğrenci Kolektifleri, Politeknik, Sarıyer Doğa ve Hayvan Dostları Plat., Sarıyer Mahalle Dernekleri Plat., SOS Çevre Gönüllüleri Platformu, Sosyal Haklar Derneği, TEMA, TMMOB İstanbul İKK, Tonyalılar Kültür Yardımlaşma Der., TOZDER, TÜKODER, TÜRÇEK, Türkiye Ormancılar Der. İst. Şb., Validebağ Gönüllüleri Der., “Vapurlarımızı Vermiyoruz!” Platformu)Eylem DestekçileriEge Su Platformu, GDO’ya Hayır Platformu, Marmara Çevre Platformu, Karadeniz İsyandadır Platformu, Sulukule Platformu, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu, Toprakların Kardeşliği Platformu, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, Ataköy Sakinleri Derneği, Dersim Dernekler Federasyonu, Ekoloji […]

Dikkat! Hayvan çıkabilir

HAYDODER (Her Şey Hayvan Dostlarımız İçin Derneği) ilk etkinliğini 31 Ocak Pazar günü, Kadıköy Rıhtım meydanında gerçekleştirdi. Yaklaşık 150 hayvansever, el ele tutuşarak temsili tel örgü yaptılar. Derneğin kurucu üyelerinden Aytek Felah ve Dernek Başkanı Sevilay Bilgin Akyürek otoyoldaki hayvan ölümlerinin engellenmesine yönelik bir basın açıklaması yaptı. HaberVs, 26 Ekim 2009’da yayınladığı haberde otoyoldaki hayvan ölümlerine dikkat çekmiş, konuyla ilgili kurum ve kişilerin görüşlerini almıştı (). HAYDODER o günlerde, Facebook’ta örgütlenmeye çalışan bir gruptu ve “Otoyoldaki Hayvan Ölümlerine Karşı Çözüm… Hedef 1 Milyon İmza” ismini taşıyordu. Ocak 2010’da grubun üye sayısı 120 bine ulaştı. Sayılarının 100 bine ulaşması durumunda grubun meydanlara çıkacağını dile getiren Aytek Felah, grup üyelerinin bir dernek çatısı altında toplanmasını sağladı ve Kadıköy’deki etkinlik, derneğin halka açık ilk toplantısı oldu.Haber: Niso Esim Kamera: Mert Oynargül

Kadıköy’de tıraş

İşvecan Özen Traş. Gayr-ı resmi stand-up. Sinandülger. Avam, politik, komik. Moda Sanat Tiyatrosu. Bunlar yazıyor oyunun gazetedeki tanıtımında. Hiçbir fikrim yok ne olduğu hakkında. Tiyatro salonunun kapısının önünde “bir elin parmaklarını geçmez” deyimini yerine getirecek dört izleyici adayıyız. Bir kadın salonun ahşap kapısını açıp bizi içeri buyur ediyor. Salon küçük. 60 kadar koltuk var. Önden üçüncü sıranın ortalarına oturuyorum. Arkamda 30’larında iki genç delikanlı; biraz garipsiyorum onları. Lig maçlarının olduğu bir günde ve saatte, iki erkeğin beraber bir tiyatroya gelmesini… Uzun boylu olan diğerine “Senin için tiyatro kapattım bak” diyor. Işıkların sönmesini, tiyatrocunun sahnede belirmesini beklerken, afişteki o “ürkünç” adam, Sinan Dülger giriyor salona. Salona diyorum çünkü girdiği kapı bizle, yani izleyicilerle aynı: “Merhaba! Geciken iki kişi varmış. Telefon etmişler. Onları beklememiz gerekiyor” diyor. Ve sahnenin tam ortasındaki tabureye oturuyor. Salonda o ana kadar dört kişi olduğumuza göre gelen iki kişinin, toplam “kitle”nin üçte biri olduğu gerçeğini düşünerek bekliyoruz. Bu arada sahnenin solundaki ahşap masanın üstünde biri su dolu iki rakı kadehi, sigara ve kül tablası olduğunu fark ediyorum. “Ne bekliyorsunuz oyundan” diye soruyor Dülger. Şaşırıyoruz. “Oyuncu oynar, seyirci izler” diye öğretmişler bize ne de olsa. Cevabı kendi veriyor: “Daha önce bazı seyirciler Sinan’ın yaptığı esprileri başkası yapsa gülmekten kırılırdık demiş. Hayır! Burada berber benim, traşı da ben yaparım.” Seyirci-oyuncu sohbeti koyulaşmışken geciken iki kişi geliyor nihayet. Oyunun başladığını Dülger’in ses tonunun, hareketlerinin değişmesiyle fark ediyoruz. Çünkü salon kararmıyor; bütün ışıklar açık. Göz teması var, bütünüyle sivil. “Bu memlekette herkes traş yapar” diyor. İnce dokunuşlarla, ölçülü ustura hareketleriyle giriyor “tıraş”a. Otoriteyi, askeri, hükümeti eleştiriyor. Daha iki yaşında resim yapmaya başlayan, ilk sergisini üç yaşında Amerika’da açan ve bunu CV’sinin en başına yazan dahi Türk ressamın trajikomik durumundan tutun, her Türk çocuğuna ilkokul çağlarında öğretilen dogmatik bilgilere kadar gözden kaçırdığımız veya sırtımızı döndüğümüz konuları mizahla harmanlayarak kafamıza vuruyor. “Çağımızın suçunun ortağı” […]

Salı Pazarı’nda yapılaşmaya durdurma

HaberVs Yaklaşık 70 yıl boyunca Salı Pazarı’nın kurulduğu tarihi Kuşdili Çayırı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından imara açılmasına ve çok katlı alışveriş merkezi yapılmasına imkan tanıyan projenin yürütmesi İstanbul İdare Mahkemesi’nce durduruldu. Proje, Kadıköy’ün merkezinde yer alan ve imar girmemiş son arazinin yeşil alan yerine yapılaşmaya teslim edildiği gerekçesiyle sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri tarafından tepki görüyordu. Arkeologlar Derneği ise, kent tarihinin en eski tarihi buluntularının ve antik limanın yer aldığı gerekçesiyle Kuşdili Çayırı’nda arkeolojik çalışma yapılmasını zaruri görüyordu. Kadıköy Belediyesi’nin 10 Haziran 2009’da yaptığı açıklamada, İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin kararıyla, Aralık 2008 tarihine kadar Salı Pazarı’nın kurulduğu Kuşdili Çayırı’na yapılması planlanan alışveriş merkezi projesinin durdurulduğu ifade edildi. Açıklamada, Kadıköy’de yapılacak böyle bir inşaatın, “Bölge trafiğini daha da zora sokacağı ve yapılacak alışveriş merkezinin Kadıköy’deki tarihi çarşı esnafının ekonomisine zarar vereceği” gerekçesiyle ilçede oturanların bu projeye karşı çıktıkları, bu alanın tekrar yeşil alan olarak tasarlanması için kampanya başlattıkları ifade edildi. Açıklamada, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün şu görüşlerine yer verildi: “Kararı olumlu buluyoruz. Bizim için önemli bir kazanım. Kentin yeşil alanlarının korunması açısından örnek teşkil edecek bir yaklaşım. Bir süredir tüm Kadıköylüler gibi biz de bu kararı bekliyorduk. Karar, umarım yeşil alanların imara açılması yoluyla trafik yoğunluğunu artıracak ve kent içi yaşamı olumsuz etkileyecek diğer projelere de örnek olur.” İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce, Salı Pazarı’nın kaldırıldığı Kuşdili Çayırı’na çok katlı alışveriş merkezi yapılmasına ilişkin proje hazırlanması üzerine Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından, “projenin yürütmesinin durdurulması” talebiyle İstanbul İdare Mahkemesi’ne başvurulmuştu.

İlk Kadıköy

Kadıköy’ün imar girmeyen son alanı Salı Pazarı (Kuşdili Çayırı), İstanbul’daki ilk insanın izlerini saklıyor. Oysa Büyükşehir Belediyesi kanunlarla korunan bu sit alanına dev bir alışveriş merkezi inşa etmenin peşinde.

Ev kadınları yolunu buldu

Özgecan Okay “Hiçbir şey için geç olmadığını bu yaşta kavradık” diyor İkinci Bahar oyuncularından 56 yaşındaki Zerrin Gün. “Bana ne mutluluk getiriyorsa hangi yaşta olursam olayım onu yaparım. Bu oyunla, hayatımıza renk kattık” diye ekliyor. Kabare Dev Aynası oyuncularından Ali Erdoğan’ın kurduğu ve en genç üyesinin 42 yaşında olduğu İkinci Bahar adlı tiyatro grubunun çoğunluğu emekli ve ev hanımlarından oluşuyor. “Yolumuzu Bulalım” isimli kabereyle gencinden yaşlısına, şehirlisinden köylüsüne, kadının başından geçen acı, tatlı, komik olaylar gözler önüne seriliyor. Oyuncuların, eşlerinden izin alarak gruba dâhil olduklarını söyleyen Zerrin Gün, “Tiyatrodaki ve evdeki sorumluluklarımızı beraber yürütebildik ve bu yaşta bir kadın olarak neler yapabileceğimizi gösterdik” diyor. 20 senedir spor eğitmenliği yapan Gün oyundaki en renkli karakterlerden Cazip Bey’i canlandırıyor. Yasemin Yalçın’ın “kadın düşkünü” Şuayip karakterinden esinlenerek oluşturulan Cazip Bey, karısını defalarca kendinden oldukça genç kadınlarla aldatan uslanmaz bir adam. Zerrin Gün ise bunu o kadar gerçekçi ve başarılı canlandırıyor ki sonunda seyirciyi kahkahalara boğuyor. Gezilerde arkadaşlarla beraber bu tip skeçler hazırlayarak kendi aralarında eğlendiklerini söyleyen Gün, “Yolumuzu Bulalım”ı sahneye koyarken de bu skeçlerden pek çok alıntı yaptıklarını belirtiyor. “Keşke daha önce fırsat bulabilsem ve tiyatro yapabilseydim” diye düşünüp düşünmediği sorduğumuzda Zerrin Hanım, tereddüt etmeden, hiç pişman olmadığını her şeyin zamanı gelince yaşandığını söylüyor. “Geç de olsa bir yerden başladık. Kim bilir belki bastonlu nineler olana kadar bu işi devam ettiririz” diye ekliyor. İkinci Bahar oyuncularından 51 yaşındaki ev hanımı Nazire Balioğlu ise günlük hayatta çok çekingen biri olduğunu, arkadaşlarının yüreklendirmesiyle gruba dahil olduğunu söylüyor. Tiyatro çalışmalarının onu daha girişken yaptığını ve diksiyonunu da geliştirmesine çok faydası olduğunu belirtiyor. Oyun kısıtlı imkânlarla sahnelenmiş. Sahneyi belediye ayarlamış, dekorları yok, kostümleri ise oyuncular temin etmiş. Bütün bu zorlukların ve emeğin sadece sahne arkasında yaşanan o tatlı heyecan için, perde aralığından sevinçle “Kim gelmiş? Kalabalık mı?” diye bakabilmek için olduğunu söylüyorlar. Grup üyeleri arasında çok sağlam […]

Atatürk’lü, Elvis’li kafe: Fokurtu

Nur Niyaz Bildiknbildik@medyakronik.com Fokurtuya ilk gidişinizde sizi karşılayan heykellere hilkat garibeleri gibi bakmadan edemiyorsunuz. Girişteki tonton aşçı heykelinin hemen yanında dikilen devasa Atatürk heykeli kafanızı kurcalayadursun, Anıtkabir’in meşhur aslanlı yolundan çalınmış gibi duran minyatür aslan, demir zırhlı şövalye, elinde gitarıyla Elvis Presley ve ellerine tutuşturulmuş nargilelerle Blues Brothers nargileci anlayışınızı yıkıma uğratıyor… Ancak meraklısına kötü bir haber: Heykeller Fokurtu’nun Ankara’da açılan yeni şubesine götürülecek. İstanbullular ise yeni sürprizlere hazır olsun. Daha önce “hayvanat bahçesi” ve çocuk parkıyla bizleri bir an için İstanbul dışında hissettiren bu yerde, bakalım ne gibi değişiklikler olacak? Fokurtu’nun başka enteresanlıkları da var. Malum, lig maçlarında ağzına kadar dolan kafeleri biliyoruz. Son zamanların modası ise Kurtlar Vadisi’ni topluca izleme kültürü. İşte bu günler için kendinizi ister arkadaşlarınızla ev ortamında hissedin, isterseniz topluca maç ruhunu içkinleştirin diye çeşitli bölümler düşünülmüş: Toplam 12 adet kamelya evi dışarıdan kapatılıp içine klima döşenerek dört mevsim ev havasına bürünüyor. Özellikle yazın çok talep gören bu evler için önceden rezervasyon yaptırmanız şiddetle tavsiye ediliyor. İki dönümlük arazi üstüne kurulu kafenin salon bölümünün yanı sıra kışın kapatılan bir de büyük bahçesi var. Fokurtu Nargile’de, aynı zamanda bir restoran, internet kafe ve okey salonu mevcut. ADSL hizmetinin yanı sıra 30 adet LCD ekran televizyonla istediğinizi izleme özgürlüğünüz de var. Üyelik sistemiyle de kafenin indirimlerinden yararlanırken, şahsınıza ait bir nargile takımınız da oluyor. Bütün bunlar bir yana kafeyi daha çok aile salonu gibi düşünmenize neden olan bazı özellikler var: Nargilecinin müdavimleri tabiri caizse “meslek sahibi.” Doktorlar, gazeteciler, dizi oyuncuları, şarkıcılar, mühendisler, öğretmenler ve hatta cami hocaları, belediye başkanları… Bu konuda oldukça seçici davrandıklarını söyleyen işletmenin sahiplerinden Meltem Akşahin, insanları birbirine kaynaştırmak için hayli çaba sarf ediyor. Başında türbanı ve “ağır abla” tavırlarıyla herkes tarafından büyük saygı görüyor, ancak iş okey oynamaya gelince saygının yerini eğlence alıyor. Meltem Akşahin’in kendisi de sıkı bir nargileci, “İlk zamanlar eşim […]