Etiket trafik

İstanbul’da motosiklet sayısı bir milyona dayandı

İstanbul’da kronikleşen trafik yoğunluğu ve artan ulaşım maliyetleri, kent sakinlerini alternatif arayışlara yönlendiriyor. Eskiden ağırlıklı olarak kuryelerin ya da hobi kullanıcılarının tercih ettiği motosikletler, bugün beyaz yakalılardan öğrencilere kadar geniş bir kesimin günlük ulaşım aracına dönüştü. Kent caddelerinde görünürlüğü belirgin şekilde artan motosikletler, sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesinde, şehrin altyapısını ve trafik dinamiklerini de yeniden şekillendiriyor.

Şeridi paylaş?

Bisiklet yolları çok kısıtlı olan İstanbul'da İBB'nın uygulamaya soktuğu "şeridi paylaş" levhaları bisiklet sürcülerinin güvenliğini ne kadar sağlayabilir? Bisikletçiler ve uzmanlarla görüştük.

100 taksiciye sorduk (gerçekten)

Nöroloji uzmanının “Arabada arabesk ve hard rock dinlemek olumsuz etki yapabilir” sözleri üzerine 100 “taksici”ye gerçekten sorduk. Hangi radyoyu dinliyorsunuz? Geçtiğimiz günlerde Radikalgazetesinde yayınlanan bir haber, trafikte fazla zaman geçirmenin etkileri üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarını sunuyordu. (“Trafik öldürür!”, 5 Haziran 2011) Örneğin işten eve giderken 90 dakikadan fazla zaman harcayanların yüzde 40’ı, bir önceki güne göre daha sıkıntılı oluyor. Harvard Üniversitesi’den Robert Putman’ın çalışmasına göre ise kent içindeki uzun seyahat süreleri “sosyal izolasyon”a neden oluyor. Öyle ki Putman, ev-iş arasında harcanan her 10 dakikanın, yüzde 10 daha az sosyal ilişki ile sonuçlandığı varsayıyor. Trafiğin insan üzerindeki etkileri sadece psikolojik değil; evle iş arasında uzun süre harcayanların, kilo almaya daha yatkın ve hatta daha şişman. Kaliforniya Üniversitesi uzmanları uzun yolculukları, hayat tarzına bağlı olarak obezitenin en güçlü nedeni olarak görüyor. Bu uzun yol “kurban”larının her üçünden birinin ciddi boyun ve sırt ağrısı çekiyor olması da cabası. 36 binin 100’ü Haberde görüşüne başvurulan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz’un “araç kullanırken dinlenilen müzik” hakkında söyledikleri ise bu tercihin, şoförün psikolojisi üzerindeki etkisini ortaya koyması bakımından dikkat çekici: “Dikkati dağıtmayacak hoş bir müzik dinlemek yararlı olabilir” diyordu Yavuz. Ve hangi türün ne etki yapabileceğini şöyle açıklıyordu: “Arabesk gereğinden fazla efkârlandırarak dikkat dağıtabilir. Hard rock hız yapmayı tetikleyebilir; uzak durulmalıdır.” Nöroloji uzmanının söyledikleri aklımıza, trafikte en çok süreyi geçiren grupların başındaki taksi şoförlerini getirdi. HaberVs muhabiri Abdulsamed Güler üşenmedi ve klişelerden korkmadı: İstanbul’da 100 “taksici”ye çalışırken hangi radyoyu dinlediğini sordu. Güler neden 100 kişi seçtiğini şöyle açıklıyor: “İstanbul’da 18 bin adet ticari taksi var. Bunlar kayıtlı olanlar. Her aracı iki kişi kullansa, en az 36 bin şoför eder. Bütün şoförlere soramayacağımdan dolayı 100’ünü seçtim.” HaberVs 100 şoförle yaptığı “alan araştırmasının” gerçek sonuçlarını açılıyor! Taksicinin “Kral”ı Güler’in ulaştığı şoförlerin arasında hard rock dinleyen çıkmadı. Ancak nöroloji uzmanının uyarısının aksine, arabesk ve benzeri türde yayın yapan kanallar […]

Acemiler tehlikede!

İstanbul Ayazağa’da bulunan ve beton fabrikalarının çokluğu ile bilinen Cendere Yolu, sürücü adaylarının sınav yeri olarak kullanılıyor. Üç ayda bir yaklaşık 20 sürücü kursunun adaylarının sınava girdiği yol, yoğun kamyon trafiği nedeniyle sürücü adayları için büyük tehlike oluşturuyor. Yalnızca sürücü adayları değil, beraberinde onları izlemek için gelen yakınları da tehlikeyle burun buruna. Her sürücü kursunun ortalama yüz adayı ve onların yakınlarıyla, sayıları 5 bini bulan kalabalık, bekleme yeri olmayan yolun kenarında duruyor. Kurs sahipleri Valilikçe gösterilen sınav yerinde hiçbir denetimin olmayışından şikayetçi. Valiliğin ve Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ nün hiçbir önlem almadığı yolda, denetimi kendi imkânlarıyla sürücü kursları yapıyor. Kurs sahipleri sınav yerinde defalarca kaza olduğunu, bunlardan bazılarının da ölümle sonuçlandığını söylüyor. İstanbul Valiliği, yalnızca sınav yerlerini belirlediklerini, denetimin ise Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nün sorumluluğunda olduğuna dikkat çekiyor. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü yetkilileri ise sınav yerini valiliğin belirlediğini, denetimle ilgili kendilerine bir talimat gelmediğini söylüyor. Bu durumda trafik ekipleri, yalnızca sürücü adaylarının gösterilen bölgelerin dışına çıkması halinde ya da kavga veya kaza gibi durumlarda devreye giriyor. HaberVs muhabirinin “hiçbir önlem almıyor musunuz” sorusunu, “iki ekibimiz radar uygulaması yapıyor” şeklinde yanıtlayan Şube Müdürlüğü yetkililerinin verdiği bilgiye göre yoldaki hiz limiti de oldukça yüksek. Motosikletten kamyona tüm araçlara 77 kilometrenin üstüne çıktıklarında ceza kesiliyor. Bu nedenle özellikle kamyonların hızı, sürücü adaylarını zor durumda bırakıyor.

Duble mi, tek mi?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Ümraniye’de Tavukçuyolu Caddesi’nde yaklaşık üç aydır uyguladığı yanlış trafik düzenlemesi, HaberVs’nin uyarısı üzerine değiştirildi. Tehlikenin nedeni caddenin girişindeki yaklaşık 300 metrelik bölümün tek yöne çevirilmesi, ancak sürücülerin bundan haberli olmamasıydı. Cadde çift yönlüyken kullanılan trafik levhaları üç ay boyunca kaldırılmadı, caddeye bağlanan sokaklara yeni duruma dair yeterli sayıda levha yerleştirilmedi ve ışıklar düzenlenmedi. HaberVs’nin geçtiğimiz hafta konuyu haberleştirirken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yaptığı başvuru sonrasında, cadde ve sokaklardaki tabelalar bir gün içinde değiştirildi. Ancak cadde esnafı, trafiği rahatlatmak amacıyla hayata geçirilen uygulamanın yarardan çok zarar getirdiği görüşünde.

Trafik levhası ağaca bağlanır mı?

Altından geçip gittiğimiz, belki hiç fark etmediğimiz bir görüntü… Yeri biraz ilginç. Beşiktaş’ın tam göbeğinde; Çırağan ve Beşiktaş caddeleri ile Barbaros Bulvarı’nın buluştuğu yerde… Bu üç caddenin bir araya geldiği noktadaki devasa yol bilgi levhası, hemen arkasındaki çınara tutturulmuş. Yaklaşık 6 metre yüksekliğindeki levha sürücüleri Çevreyolu, Yıldız ve Levent istikameti ya da Ortaköy, Bebek ve Rumeli Hisarı istikametine yönlendirebilmek amacıyla, yolun üzerine yerleştirilmiş. Levhaları taşıyan metal konstrüksiyon, arkasında bulunan çınardan destek alıyor. Ya da en azından destek alırmış gibi görünüyor… Yol bilgi levhası, bu kadar büyük olmasa bile, bir ağaca bağlanabilir mi? Beşiktaş meydanındaki bu “abes”liğin nedenin öğrenebilmek için Karayolları İstanbul Bölge Müdürlüğü’nü arıyorum. Sorumu cevaplayan nöbetçi memur Ömer Gencer endişemi yerinde buluyor. “Böyle bir uygulama olmaması gerekir” diyor, “bu bölgedeki tabelalar beş altı yıl önce belediyeye devredildi. Siz iyi dikkat etmişsiniz, ağaca bu şekilde desteklenmesi mantıklı değil. Bu bölgedeki ilk tabelaları biz yaptık fakat karayolları olarak bu şekilde tabela yapmayız. Belediyeye devrinden daha önce yaptıklarımız bu şekilde değildi. Düzeltilmesi gerekir.” Karayolları’nın yönlendirmesi üzerine, levhalardan sorumlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Kontrol Merkezi’ni arıyorum. Sorumu cevaplayan Mustafa Söğüt önce “Aferin, çok dikkatlisin” diyor. “Ama levhalar ağaca değil, ağaç levhaların olduğu metal konstrüksiyona bağlı.” Söğüt verdiği bilgiye göre kavşakta bulunan çınar koruma altında. Bu nedenle kaldırılamıyor. Ancak yaşlı bir ağaç olduğu için devrilme riski var. Çınarın devrilmesi, levhaların asılı olduğu metal iskeletten ve çınardan yere indirilen metal destekten yardım alınarak önleniyor.

Trafiğin canbazları: Motorlu kuryeler

Kuryeler İstanbul trafiğinde 20’nci yıllarını devirdi.. İş dünyasının yükünü taşıyan motorlu kurye hizmetleri, trafik problemi nedeniyle şehrin vazgeçilmez iş kollarından biri haline geldi. İki teker üzerinde bir adresten diğerine giderken zamanla yarışan kuryeler, yaşama gidonlarıyla tutunuyorlar. Onların en büyük problemi hayatlarının sürekli risk altında olması. Bu büyük riske karşılık çoğu herhangi bir sosyal güvenceye de sahip değil. Diğer yandan kuryelerle otomobil sürücüleri arasında da sürekli bir gerilim yaşanıyor. Onlar trafikteki sürücülerden şikâyet ederken araç sürücüleri de kuryelerin gereğinden fazla risk aldıklarını ve kuralları hiçe saydıklarını dile getiriyorlar.

“Şiddete meylimiz vallahi dertten”

Sinan Gülalsinangulal@medyakronik.com Eskiden İstanbul trafiğinde bol küfürlü biraz ileriye gitti mi yumruk yumruğa kavgalar yaşanırdı. Günümüzde bu kavgalarda yumruğun yerini çivili sopalar, zincir, demir borular, biber gazı spreyleri aldı. Otomobillerin koltuklarının altlarına “zulalanan” bu aletler, en ufak tartışmada hemen yerinden çıkıp önce muhatabı korkutmak, sonra da zarar vermek için kullanılıyor. “Bir kez biber gazı spreyi kullanmak zorunda kaldım” Trafikte yaşanan şiddet içerikli olayların erkekler kadar kadınlar da muhatabı olabiliyor. 10 yıllık sürücü Demet Ş. “Trafikte kadınlar kavga etmiyor çünkü erkeklerin ne kadar asabi olduğunu biliyor. Mümkün oldukça tartışmadan uzak duruyorum. Ama yine de kendimi korumak için çantamda biber gazı taşıyorum. Bugüne kadar bir defa kullanmak zorunda kaldım. Üsküdar’dan Beykoz’a giderken bir taksi beni otobüs ile kaldırım arasına sıkıştırdı. Otomobilimi durdurmak zorunda kaldım. Taksi şoförü de aracını durdurup bağırarak üstüme geldi. Cama vurmaya başladı, bende yüzüne biber gazı sıktım” diye anlatıyor yaşadıklarını… “Dayak da yedim dayak da attım!” İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde tahsilatçı olarak çalışan ve zamanının çoğunu trafikte geçiren Nuri C. ise özellikle yaz aylarında çok zorlandığını dile getiriyor. Kendisinin de asabi biri olduğunu kabul ediyor ama otomobil kullanmayı bilmeyenlerin olayı iki kat zor hale getirdiğini söylüyor. “Sinyal vermeden sağa sola dönenler, aniden duranlar insanı çileden çıkarıyor. En çok taksi ve minibüs şoförleriyle tartışıyorum. Dayak da yedim dayak da attım… Arabamda sopa da var levye de… Bu tür tartışmalarda en çok Almanya’dan getirttiğim polis copunu kullanıyorum. Yaptığım doğru değil ama kendimizi korumak için mecburuz” diyor.

Bir yol kurtuldu, iki sokak trafiğe boğuldu!

Ali Erişkin Trafik İstanbulluların daimi sorunlarından biri. Hayatlarının bir parçası… Bu sorun hiçbir zaman sorun olmaktan çıkıp vatandaşı memnun edecek düzeye gelemiyor. Trafiği iyileştirme adına yeni birçok düzenleme yapılıyor. Ama bazen yapılan bu yenilikler iyi kötü işleyen bir düzenin daha da kötü hale gelmesine neden olabiliyor.İşte yine böyle bir uygulamaya 2007 Kasım ayında imza atıldı. Etiler’den Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne bağlantı hattı, Tepecik Yolu’ndan Derince ve İncesu sokaklarına kaydırıldı. Ve bu kez halkın tepkisi büyük oldu. Etiler Mahallesi Muhtarı Seçil Eşki, uygulamanın Beşiktaş Belediyesi’nin isteği üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 28 Kasım 2006 tarihli, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararı ile gerçekleştirildiğini söylüyor. Beşiktaş Belediyesi’nin yaptığı istekteki gerekçesi ise Tepecik Yolu üzerinde köprü nedeniyle yaşanan trafik sıkışıklığı. Fakat görünen o ki, bu yenilikle yaşanan trafik sıkışıklığı çözümlenmemiş, sadece adres değiştirmiş. Derince ve İncesu Sokakları üzerinde ikamet eden vatandaşlar tepkilerini önce apartmanlarına “Yeni trafik düzenini reddediyor, uygulamayı gerçekleştiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni şiddetle kınıyoruz” yazılı pankartları asarak gösterdiler. İsyan ve şikâyetlerinin gerekçesi ise gürültü, çevre kirliliği, trafik ve mecburi istikamet olması nedeniyle yolun her iki tarafına konan park yasağı. Bunların yanında zaten yokuş aşağı olan caddede sürücülerin boş olduğu zamanlarda sürat yapması, park cezası nedeniyle esnafın müşteri kaybetmesi, insanların evlerinin önüne park edememesi, etmesi durumunda sürekli caddede bulunan polis memuru tarafından anında park cezası kesilmesi mahalleliyi çileden çıkaran diğer nedenler olmuş.Mahalleli, geçişlerine Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden izin verilen ağır vasıta araçlarının da artık Derince ve İncesu’yu kullanıyor olmasından memnun değil. Ağır vasıta araçlarının bu dar sokaklarda tehlikeli olabileceğini düşünüyorlar. Derince ve İncesu sakinleri, sesli protesto ve yazdıkları dilekçelerin bir sonuç getirmemesi üzerine 500’den fazla imza toplayıp İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne göndermişler. Bununla da kalmayıp Karayolları Genel Müdürlüğü’ne nakit gişelerinin daha ileri taşınması için talepte bulunmuşlar. Karayolları Genel Müdürlüğü ise bu talebe, 28 Nisan’da gişelerde nakit ödeme geçişini kaldıracakları yönünde bir açıklama ile cevap […]

Paralı yol, rahat trafik

Simge Sunguroğlussunguroglu@medyakronik.com LONDRA – Büyükşehir Belediyesi geçen hafta, İstanbul’da trafik sorununu çözmeye yönelik yeni bir projenin hazırlığında olduğunu duyurdu. Başkan Kadir Topbaş İstanbul’u bazı bölgelere ayıracaklarını, trafiğin en yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde, bu bölgelere girerken bir bedel ödeneceğini söyledi. Ayrıntıları yakın zamanda belli olacak bu projenin yasal altyapısı tamamlanınca hayata geçirilmesi planlanıyor. Türkiye’de yeni telaffuz edilmekle birlikte, ilk uygulayıcıları tarafından “congestion charge” diye isimlendirilen bu sisteme dünya yabancı değil. “Trafik yoğunluğu ücreti” olarak çevrilebileceğimiz sistemi yürürlüğe koyan ilk kent Londra’daydı; 17 Şubat 2003’ten itibaren kent merkezindeki tüm yollar ücretli hale getirildi. Londralılar, sadece hafta içi ve 07:00-18:00 saatleri arasında geçerli bu uygulamada, günlük beş sterlin (12 TL) kullanım ücreti ödedi. İlk yılında, Londra kent merkezini kullanan araç sayısında yüzde 18 ve trafiğin neden olduğu gecikmelerde yüzde 30 azalma gözlendi. Gün başına ortalama 50 bin araç “ücretli bölge”den uzak durdu. Otobüs kullananların sayısı yüzde 37 arttı. Ulaşımı rahatlatan ve bu nedenle zaman tasarrufu sağlayan uygulama, Londra ekonomisine 50 milyon sterline eşdeğer fayda sağladı. Tüm bunlara ek olarak hava kirliliği azaldı. Ken Livingstone fenomeniAraçlar için ücretli bölge yaratma, Londra’nın doğrudan seçilen ilk belediye başkanı Ken Livingston’un projesi. Kentin gelmiş geçmiş belki de en renkli yöneticisi Livingston, 2000 yılı seçim kampanyasında Londralılara trafik sorununu azaltma sözü verdi. Bunu“congestion charge” uygulaması getirerek ve toplu taşıma araçlarını arttırarak yapacağını söyledi. Sonuçlar “Kızıl Ken”i utandırmadı; dünyanın büyük kentleri içinde trafik yoğunluğunu gözle görülür bir oranda azaltan ilk şehir Londra oldu. Sivri dilli bir yönetici olan Livingston, bu başarının getirdiği güvenle de olsa gerek, 23 Mayıs 2004’te “Çocuklarını ciple okula getirenler aptaldır. Araba için harcadıkları parayı güzel bir tatile kullanmaları daha yararlı” diyerek bir kez daha dünya gündemine girdi. Bu sert açıklama kendi kentinde tepkiyle karşılansa da, ülke dışından destek gördü. Örneğin Fransız Yeşiller Partisi, “havayı daha çok kirleten ve fazladan yer işgal eden” bu […]

Güzellikle olmazsa parayla!

Simge Sunguroğlu ssunguroğlu@medyakronik.com LONDRA – Avrupa’nın en yüksek hava kirliliğine sahip olan kenti Londra’da “Low Emission Zone” yani düşük emisyon alanı oluşturuldu. 4 Şubat 2008 tarihinde başlayan uygulamaya göre, havayı en çok kirleten araçlar bu bölgeyi kullandıkları zaman ağır cezalara tâbi tutuluyor. Kamyon, otobüs, TIR ve kamyonet gibi vasıtaları şehir trafiğinden uzaklaştırmak için başlatılan bu sistem, hava kalitesini yükseltmeyi hedefliyor. Sistem kent merkezi dışındaki hemen tüm yolları ve bazı otobanları (M1 ve M4) kapsıyor. Medyakronik’e konuyla ilgili bilgi veren Londra Düşük Emisyon Bölgesi Operasyon Müdürü Daljit Mahal sorunu şöyle özetledi: “Bu böyle giderse ve önlem alınmazsa Londra’daki PM10 (insan faaliyetleri sonucu ve doğal kaynaklardan doğrudan atmosfere karışan, insan sağlığına zararlı katı partiküller) kirleticisini azaltmak için başlatılan programın 2010 hedeflerine ulaşamayacağını tahmin ediyoruz. Karayolu ulaşımı, bu maddenin yayılmasının tek kaynağı. Bazı araçları düşük emisyon alanı standartlarını yakalamaya teşvik etmek, PM10’un havadaki yoğunlaşmasını azaltacak ve böylece de başkentte yaşayan, çalışan ve ziyarete gelen insanların sağlığı korunacak.’’ Mahal’in verdiği bilgilere göre uygulamanın kapsamı zamanla genişletilecek ve 2012 yılında, daha fazla taşıt düşük emisyon alanı için belirlenen standartlara uymak durumunda kalacak. Kapsam dışında kalanlar Düşük emisyon alanı dizel motorlu kamyonları, otobüsleri, yolcu otobüslerini, yüksüz ağırlığı 1,2 tonu geçen kamyonetleri, sekizden daha çok koltuğa sahip minibüsleri ve kamyon türü özel amaçlı araçları kapsıyor. Şu anda sadece ağır kamyonlara uygulanan sistem, 7 Temmuz 2008’de hafif kamyon ve otobüslere, 4 Ekim 2010’da büyük kamyonetlere ve minibüslere uygulanmaya başlayacak. Arabalar, motosikletler ve küçük kamyonetler şimdilik yaptırıma tâbi değil. En yüksek ceza 200 Sterlin Araçların, yeni üretilen taşıtlar için Avrupa Birliği tarafından belirlenen egzoz emisyonu standartlarına sahip olması gerekiyor. Emisyon standardına uyulup uyulmadığı, Driver and Vehicle Licensing Agency (Sürücü ve Araç Tescil Kurumu), Vehicle and Operator Services Agency (Araç ve Sürücü Hizmetleri Kurumu) ve Society of Motor Manufacturers and Traders (Motor İmalatçıları ve Tüccarları Derneği) tarafından sağlanan verilere göre […]

Trafik sıkışıklığına çözüm: Arabanı paylaş

Yasemin Sinopluysinoplu@medyakronik.com Trafikte vakit kaybetmekten, her sabah ve her akşam saatlerce yolda takılıp kalmaktan şikâyetçi misiniz? Dünyanın birçok ülkesinde uzun senelerdir uygulanan arabanı paylaş yöntemiyle trafik problemini az da olsa azaltmak mümkün. Arabanı paylaş sistemi, Amerikalıların 1970’lerde uygulamaya koyduğu ve aynı yöne giden herkesin kendi özel aracıyla değil de, tek bir arabayı paylaşarak gitmelerini öngörüyor. Bu sayede hem aile bütçesine, hem de hızla kötüye giden çevre kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlanmış oluyor. Amerika’nın öncülük ettiği bu sistem İrlanda, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde de kullanılıyor. Arabasını paylaşanlara özel yol Trafikte yaşanan strese bağlı problemler birçok ülkede gündeme geliyor. Başka sürücülere kızdıkları için kalp krizi geçirenler, kavga edip karakolluk olanlar, hatta birbirlerini öldürenler bile oluyor. Ama en yaygın şikâyet hiç kuşku yok ki araç yoğunluğundan dolayı yaşanan trafik sıkışıklığı. Arabanı paylaş yönteminde sürücüler arabayı kullanırken belirli bir sistem oluşturuyorlar. Grup içerisinde araba kullanmasında bir engeli bulunmayan herkes sırayla sürücü koltuğuna da geçebiliyor. Şehir içi trafikte pek kullanılmayan bu yöntem daha çok şehir dışından şehre ulaşan ana arterler üzerinde kullanılıyor. Sistemin uygulandığı ülkelerde, bu şekilde seyahat edenler için yollarda ayrı bir şerit de tahsis edilmiş durumda. Trafiğin sıkıştığı saatlerde ve yollar üzerinde belirli noktalarda açılan ek yollar sayesinde araba paylaşan insanlar gidecekleri yerlere daha kolay ulaşabiliyorlar. Böylece uygulamanın yaygınlaşması amaçlanıyor. Arabanı paylaş yolcuları için açılan şeritlerin, araç içinde tek başına yolculuk eden sürücülerce ihlal edilmesi durumunda ise para ve uyarı cezası veriliyor. Giderek yaygınlaşıyor Uygulandığı ülkelerde sistemi teşvik etmeye yönelik girişimler de var. Örneğin üniversiteler ve işyerleri ulaşımlarını bu yöntemle sağlayan öğrenci ve çalışanlarına özel parasız park yerleri tahsis ediyor. Kanada’nın Londra eyaleti belediyesinin web sayfasında, vatandaşların özellikle bu yöntemi kullanmaları için özel bir sistem geliştirilmiş. Bu sistemle evleri yakın olan insanların birbirleriyle iletişime geçmeleri kolaylaştırılıyor. Arabanı paylaşı teşvik edenler arasında son zamanların en yaygın sosyalleşme sitesi olarak kabul edilen Facebook da var. Beraber […]