Genel Tvsaire

Bilgi öğrencileri Madrid’teydi

Yazan: HaberVs

İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Programlar Ofisi tarafından 19-26 Nisan 2009 tarihleri arasında düzenlenen Elçi Öğrenci Programı kapsamında İspanya’nın Madrid kentinden bulunan Universidad Europea de Madrid (UEM) ziyaret edildi. Bilgi öğrencilerinin, Laureate uluslararası üniversiteler ağında yer alan üniversiteleri yakından tanımasını amaçlayan programa farklı bölümlerden 16 öğrencinin yanı sıra Uluslararası Programlar Ofis Koordinatörü ve Elçi Öğrenci Programı Grup Lideri Beyhan Demir ile Bilgililer Derneği Başkanı Volkan Çakıroğlu da katıldı.

Bir haftalık yoğun programda akademik birimler, kütüphane ve kampüs oryantasyonu, İspanyol tarihi ve örnek istatistik dersine katılma, UEM Öğrenci Birliği ile tanışma, Madrid, Toledo, Segovia ve Salamanca şehir turları, Prado Müzesi’ni ziyaret ve Flamenko gecesi gibi birçok etkinlik yer aldı. Elçi öğrenciler, gezi sırasında hem Bilgi Üniversitesi’nin dahil olduğu uluslararası eğitim ağının sunduğu olanaklar hakkında detaylı bilgi aldılar hem de Madrid’de benzersiz bir deneyim yaşadılar.

Uluslararası Programlar Ofis Koordinatörü Beyhan Demir, Laureate networkünün öğrencilere sağlayacağı olanak ve fırsatları Elçi Öğrenci Programı’yla, bizzat kendilerinin keşfetmesini istediklerini belirterek; “Elçi Öğrenci Programı’nın Madrid ziyareti bir ilk. Program, diğer Laureate partner üniversitelerine farklı öğrenci gruplarıyla yapacağımız ziyaretlerle devam edecek.” dedi.

Arda Bengü
Sinema ve Televizyon 3. Sınıf Öğrencisi

Elçi Öğrenci Programı ile gittiğim Universidad Europea de Madrid’i, dokuz gün boyunca gezdim ve gözlemledim. Üniversitede ilk dikkatimi çeken öğrenci yurtlarının okulun içerisinde olmasıydı. Öğrenciler için büyük kolaylık… Ayrıca, yurt odaları da gayet temiz ve güzeldi.

Her ne kadar Madrid Üniversitesi’nin eğitim sistemini uzun süre inceleme şansım olmasa da, öğrencilerini en az teorik eğitime olduğu kadar, pratik eğitime de yönlendirmeyi hedefleyen bir üniversite olduğunu gördüm. Öğrencilere, branşlarıyla ilgili tüm ekipman ve mekân olanaklarını sunuluyor. Özellikle de İletişim Fakültesi’nde. Bir Bilgi öğrencisi olarak, üniversitemin bu yönünü çok beğendiğim ve bu anlayışın çok önemli olduğunu düşündüğüm için Madrid Üniversitesi’nin de bu misyona sahip olması çok hoşuma gitti.

Burcu Yücetaş
Tasarım Kültürü ve Yönetimi Sertifika Programı Öğrencisi

Madrid, bünyesinde barındırdığı ve koruduğu tarihi yapılarıyla beraber iyi modern mimarlık örneklerinin de çok sayıda bulunduğu ve yapılmaya devam edildiği bir şehir özelliği taşıyor. Bu yüzden başkent Madrid’den eski ve yeninin kucaklaştığı ve birbirini tamamlayarak hayatlarına devam ettikleri örnek bir şehir olarak bahsetmek yanlış olmaz.

Bir hafta boyunca Bilgi öğrencilerini ağırlayan Universidad Europea de Madrid’den ise, dahilindeki tüm imkân ve etkinlikleriyle tamamen bir kampüs üniversitesi olarak bahsetmek kesinlikle mümkün. Böyle büyük bir taban alanına yayılma şansını yakalamış olan üniversite, fakülte ve yurt binaları, spor alanları ve yeşil alanlarının konumlandırılmaları ve bir araya getiriliş şekilleriyle, gayet iyi planlanmış bir eğitim yerleşkesi olarak yorumlanabilir. Özellikle peyzaj düzenlemesi ve sosyal etkinlik olanaklarıyla şehrin dışında yapılaşmış bir üniversite olmanın dezavantajları, avantaja dönüştürülmüş ve öğrencilere hayatlarını devam ettirebilecekleri imkânlar sunulmuş.

Furkan Yalçın
Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Hazırlık Sınıfı Öğrencisi

Elçi Öğrenci Programı kapsamında gittiğimiz Universidad Europea de Madrid’de tarih dersi aldık. Sıkıcı ve monoton bir tarih dersine gireceğimi düşünürken yüzünden gülücük eksik olmayan bir hoca beni karşıladı. Dersin başlarında İspanyol aksanı ile konuşan hocanın İngilizcesini anlamakta biraz zorlanmış olsam da, sonraları bu duruma alıştım, özellikle İspanyolların “v” harfini söyleyemeyip onun yerine “b” kullanmaları her defasında bana sorun çıkardı. Tarihlerini çok objektif inceleyen İspanyollar bizim tarihimizdeki “Almanlar yenilince bizde yenilmiş sayıldık” anlayışından ziyade; yenildikleri zaman yenildik, kazandıkları zaman da objektif olarak kazandık diyebiliyorlar. İşte bu özellik bana bazı devletlerin tarihlerini gerçekten objektif olarak değerlendirebildiğini gösterdi. Genel İspanya tarihi bir buçuk saatte anlaşılabilecek bir biçimde hazırlanmıştı. Tek bir dersten ne olur düşüncesi ile girdiğim sınıfta bir ülkenin kendi tarihini nasıl değerlendirdiğini öğrendim.

Mehmet Sinan Veziroğlu
Matematik ve Ekonomi Üstün Başarı 3. Sınıf Öğrencisi

UEM akademik olarak da öğrencilere sadece teorik bilgi değil aynı zamanda sahada çalışma pratiği de kazandırıyor. İletişim Fakültesi ile ilgili olarak örnek vermem gerekirse; üniversitenin bir ulusal radyosu bulunuyor ve öğrenciler bu radyo sayesinde teoride öğrendiklerini uygulama imkânı bulabiliyor. Benim UEM’de girdiğim bir dersteki gözlemime göre dersin hocası, ders esnasında öğrencilerine ismiyle hitap ederek konuyla ilgili sorular sormaktaydı. Aslında bu basit uygulamayla, dersin hocası, öğrencinin hem dersten kopmasını engelliyordu, hem de dersi etkin bir şekilde anlamasını sağlıyordu. Ayrıca ders esnasında, slaytlar kullanarak dersin daha akıcı bir şekilde geçmesini sağlıyordu.

Son olarak UEM’nin uluslararası öğrencilere sağladığı güzel bir imkândan bahsetmek istiyorum. Üniversitedeki Job Orientation Department yoluyla, uluslararası öğrencilere İspanya’da staj ayarlanıyor. Böylelikle öğrenciler, İspanya’nın iş yaşamını da deneyimleyebiliyor.

Melih Mermutlu
Reklamcılık ile Psikoloji (Çift Anadal) 2. Sınıf Öğrencisi

Açıkçası üniversitede bu kadar farklı bölümlerin olmasına şaşırdım, dişçilik ve tıp gibi eğitimi pahalı ve zor olan bölümlerin olması okulun sistemli bir ilerleyiş içerisinde olduğunu gösteriyor. İletişim Fakültesi’nin olanakları neredeyse sonsuz ve öğrenciler belirlenmiş bir kombinasyon sayesinde üç ayrı bölümü beş yılda okuyabiliyorlar. Derslerde etkileşim en başta geliyor, kesinlikle yetişmesi gereken bir programın arkasından tam gaz koşulmuyor. Her dersten sonra öğrencilere bir proje ödevi veriliyor ve bir hafta sonrasına sonuç isteniyor. Ne öğrencilerin ne de akademik kadronun İngilizce seviyesi pek iç açıcı değil, ancak bir zaman sonra İspanyol aksanlı İngilizce anlaşılır hale geliyor. Bölümlerde bulunan hocalar fazlasıyla sıcakkanlı ve yardımsever. Sorulan sorular yanıtsız kalırsa, o işe daha hakim birisine danışılıyor. Öğrencilerin ders programları okulun şehre uzak olması düşünülerek en kompakt biçimde hazırlanıyor, böylece öğrencinin sosyal yaşamına da zaman kalabiliyor… Sık sık yapılan ara sınavlar konulardan kopmadan finale değin tekrar yapma fırsatını sağlıyor ki, belki de uzun vadede bakıldığında öğrenci yararına olan en iyi şey de bu.

Utku Güven
İşletme-Ekonomi 1. Sınıf Öğrencisi

Madrid’de bir hafta… Plaza Mayor’da sokak gösterileri, Santa Ana’da paella’la akşam yemeği, Casa del Abuelo’da tapas’lar, Casa Patas’da Flamenko, Prado Müzesi’nde bir akşamüstü, Santiago Bernaibue’da gol sevinci, Puerta del Sol tabernalarında sohbetler, Toledo’da büyüleyici katedral, Segovia’da Avrupa’nın Roma, Salamanca’da ortaçağ mirası. Bir hafta Madrid ve çevresinde yabancı bir ruhun yapması gereken her şeyi yapıp, yabancı bir gözün görmesi gereken her şeyi görmüştük sanırım. Ama bizi bir yabancıdan ayıran bir nokta vardı bu bir hafta boyunca. Uluslararası bir network’ün yeni üyesi olan üniversitemizin temsilcileri olarak, daha eski bir üye olan Universidad Europea de Madrid’in (UEM) konuklarıydık. Benim açımdan bu Madrid’de geçirdiğim zamanı eşsiz kılan çok önemli bir ayrıntıydı.

Madrid daha defalarca görmek isteyeceğim kadim bir Avrupa başkenti olarak kaldı aklımda. Öğrenci elçisi olarak en büyük kazanımımsa, Laureate networkünü gösteren haritada beş kıtaya yayılmış üniversiteleri gösteren noktaların gerçekten ne anlama geldiği anlamak oldu. Benim ve arkadaşlarımın şansı, bu kadar güçlü bir çokkültürlülüğü ve küresel eğitimi, sadece Bilgi öğrencisi olarak değil, Türkiye’de okuyan bir öğrenci olarak da ilk tecrübe edenler olmamızdı. Ama eminim ki sonuncu olmayacağız.

Doruk Umut Erdener
Hukuk 3. Sınıf Öğrencisi

Her zaman için içimizde bir yabancı hayranlığı vardır. Sanırız ki yapılan her şey daha güzel, yenilen her yemek daha lezzetli, oynanan her oyun daha keyiflidir. Tabi bu her ilk elden yaşanan tecrübede yansır bizlere, sürekli olarak bir kıyas süreci yaşanır. Neyi daha iyi yaptığımız ya da yapamadığımız şeklinde daimi bir yarışın içersine sokarız kendimizi. Laureate’i tanımak için gittiğimiz İspanya seyahatinin de bundan çok farklı şekilde başlamadığını itiraf etmemiz lazım. Öte yandan, an be an iyi ve kötü olarak göze çarpan şeylerin sadece farklı perspektiflerden bakıyor olmakla alakalı olduğu da bir gerçek.

İspanya’da bu bir defa daha kanıtlandı. Avrupa olgusu demokrasi ile, aydınlanma ile, ve daha ne sayısız hayranlık duyulacak felsefi akım ile birlikte anılır. Ama içine girildiğinde, insanlarla konuşulduğunda, genel geçer insanın, sokakta sizinle beraber yürüyen insanın bizlerden çok farklı olmadığını, bizle aynı kaygıları, aynı mutlulukları taşıdığını görürüz.

Seyahatin gördük, öğrendik, eğlendik gibi temel amaçlarında öğrenme asıl bu benzerlikleri görmekle başlıyor. Farklı olmadığımız, sınırlar ve politika gibi ayrımların suni olduğu, dil gibi olabilecek en sert farklılığın bile insanların birbirini anlamaya çalışması ile rahatlıkla aşılabildiğini fark ediyoruz.

Simge Aktan
Siyaset Bilimi ile İşletme-Ekonomi (Çift Anadal) 2. Sınıf Öğrencisi

Universidad Europea de Madrid’de aldığım İspanyol tarihi dersi benim için oldukça iyi bir şanstı. Siyaset Bilimi öğrencisi olarak İspanya tarihini, siyasi rejimlerini ve yapısını İspanyol bir hocadan, birebir o kültüre ait birisinden öğrenmek çok zevkliydi. İspanya ile Türkiye’nin benzer ve farklı yönlerini daha iyi analiz edebilmemde de bu ders oldukça yardımcı oldu çünkü derste bire bir soru sorup konuşabilme imkânı bulabildik.

İspanya’nın da su sorunu olduğunu, nehirlerin Portekiz sınırı içinde kaldığını, onlardaki terör problemini bir İspanyol’un gözünden öğrendim. Ayrıca İspanya’daki farklı bölgeleri ve bölgesel yönetim şeklini daha ayrıntılı inceleyebildik; İspanya’nın Franco dönemini, öncesini ve günümüze kadarki gelişimini, eski ve yeni merkezi şehirlerini, Endülüslerin İspanya’daki tarihini oldukça etkileşimli bir şekilde analiz etmek oldukça keyif vericiydi, bu deneyimi yaşayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Yorum yazın