Genel

Dikkat! AP’de “Korsan” var

Yazan: Burcu Soydan

Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede, geçen günlerde yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri bu kez de parlamentoda her zamanki, görmeye alıştığımız partilerin sandalye kapma yarışı şeklinde geçti. 2009-2014 yılları arasında görev yapacak olan parlamentoda 267 sandalyeyle birinci parti olmayı kimseye kaptırmayan Hristiyan Demokratlarla, 159 sandalye sayısıyla bu sene de ikinci parti olan Avrupa Sosyalist Partileri Grubu (PES) geçen seneki parlamento düzenini korumuş oldu. Üçüncülüğünü koruyan Avrupa için Liberal ve Demokrat İttifakı (ALDE) de 81 sandalyeyle parlamentodaki yerini aldı. Cem Özdemir’in de üyesi olduğu Yeşiller/Avrupa Serbest İttifak Grubu (Greens/EFA) ise 51 sandalyeyle AB için söz sahibi oldu. Seçimlerin ardından tüm dünya basını konuyu farklı pencerelerden bakarak yorumladı. Türkiye basını ise seçim sonuçlarının Türkiye’yi nasıl etkileyeceği ile bir hayli ilgilendi ve sağcı kanatın güçlenmiş olması Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde olumsuz etkileri olacağı sonucuna varıldı.
Ancak seçimlerin tüm bu kendini tekrar eden işleyişi içerisinde bir parti sıyrıldı ki tüm bu tekdüzelik bozuldu. AP’ye girebilmek için gerekli yüzde 7,1’lik oy oranını alarak parlamentoda bir sandalye kazanan Korsan Parti ( Piratpartiet/ Pirate Party) kendilerinin de beklemediği bu gelişmeyle seslerini duyurabilecekleri çok önemli bir platforma girmiş oldu. Partinin sesini duyurabilmesi önemli, çünkü eleştiri, öneri ve vaadleri bugüne kadar duymaya alışık olduklarımızdan bir hayli farklı. Sloganlarıysa, tüm dünya halklarının diline tercüman olur nitelikte: “Tüm vatandaşlar için adalet, özgürlük ve demokrasi talep ediyoruz”
Bu slogan aslında çok klişe bir söylem gibi dursa da Korsan Parti özgürlüğü, demokrasiyi ve adaleti bilgi çağına uyarlayarak istemesiyle diğerlerinden ayrılıyor. İsveç örneğini izleyen İspanya, Danimarka, Almanya, Hollanda, İsviçre, Brezilya ve Kanada’da da korsan partileri kuruldu.

Kurulduğu ilk 24 saatte 2 bin üye

Politikasına geçmeden önce partinin Avrupa Parlamentosu’nda sandalye kazanmasına kadarki süreci anlatmakta fayda var. Bugün İsveç’in en büyük üçüncü partisi olan Korsan Parti oluşumu aslında bir internet sitesiyle başladı. Haziran 2006’da “Pirate Party Bay” adıyla kurulan sitenin başarmak istediği altı etap vardı. Birinci etap sundukları düşünce ve önerilere katılanlar tarafından 2 bin imza toplamak. Bu imzalar aynı zamanda partinin genel seçimlere girebilmesi için de yeterli bir rakamdı. Ancak büyük bir ilgi duyulan site açıldıktan 24 saat sonra 2 bin imza topladı. Ertesi sabah Parti, sitedeki imza kampanyasına son verdi ve yaklaşık 36 saatlik bir sürede kendilerini destekleyen 4 bin 725 kişiden imza topladı. Kurulduğu ilk haftanın sonunda medyanın ilgisini çekmeyi başaran parti, 500 ingilizce, 600 ispanyolca yayın yapan medya organına haber konusu oldu.

Tek sandalyeyle Avrupa Parlamentosuna

2006 Mayısı’nda İsveç polisinin Korsan Parti’nin internet sitesi üzerinden bedava dosya paylaşımı yaptığı için siteyi kapatmasının ardından Korsan Parti halkın gözünde bambaşka bir yere taşındı. Parti her gün 10’ar 10’ar yeni üye kaydı yaparken, sırf kapatma kararı verildiği günlerde parti üye sayısına 3611 yeni kişi ekledi. Parti 2006 İsveç genel seçimlerine de katılarak 35 bin oy aldı. 9 aydan az bir süre önce kurulmuş bir parti için İsveç’te bu kadar oy almak bir ilk sayılıyor. Toplam oyların binde 63’ünü alan parti, seçimlere katılan 40 parti arasında onuncu olmayı başardı. Ancak yüzde 4’lük barajı geçemediği için Parlamentoda yerini alamadı. Ardından 2009 AP seçimlerinde de İsveç’i temsil eden partiler arasında seçilmesiyle kendini “korsan” olarak nitelendiren Korsan Parti “legal” olduğunu ispatladı.

Telif ve patent kalksın, özel hayatın gizliliği korunsun

Yukarıda da vurguladığımız gibi Korsan Parti’nin stratejileri bugüne kadar duyduğumuz vaadlerden çok farklı. Aynı zamanda sadece vaad etmek yerine değişmesini istedikleri durumları açık bir dille dolandırmadan söyleyip, bununla ilgili kendi önerilerini sunmaları da bunca taraftarının oluşmasında en büyük etken sayılıyor. Korsan Parti’nin yürüttüğü politikada önemsedikleri ve üzerine çalıştıkları üç ana başlık bulunuyor. Bunlar, telif hakları, patent ve özel hayatın gizliliği. Bu başlıklar altında vatandaşların haklarını korumayı, kültür akışını sağlamayı ve kişisel hayata saygı duyulmasını amaçlayan parti, tekelleşmenin toplumlara en zarar verici unsur olduğunu düşünüyor.

“Bilgi akışı bedava olmalı”

Korsan Partiye göre bugün dünyada geçerli olan telif hakkı sistemi dengesizlikler içeriyor. Kültürel ifadelerin ve bilginin herkesin yararına olduğu için bedava olması gerektiğine inanan parti, telif hakkının yaratıcılığı ve kültür akışını olumsuz yönde etkilediğini düşünüyor: “Ekonomik ve teknolojik gelişmelerin telif haklarını dengesizleştiriyor. Telif haklarını elinde bulunduran büyük şirketlerin hem tüketiciyi hem eserin yaratıcısını dolayısıyla genel olarak toplumu kötü etkiliyor. Milyonlarca klasik şarkı, film ve kitabın piyasadaki birkaç büyük şirket arasında paylaştırılmış olması ve bu eserlerin onların elinde neredeyse tutsak edilmesi kimsenin yararına değil. Biz, kültürel mirasın özgür bırakılmasını, herkese ulaşabilmesini istiyoruz. Bu nedenle kanunların sadece eserlerin ticari amaçla kullanılmasıyla ilgili düzenlemeler getirmesini bekliyoruz. Eserlerin kopyalarını çıkar sağlamadan paylaşmanın, dağıtmanın hiçbir yasal engele takılmaması gerektiğine inanıyoruz.”

“Patentler gereksiz tekelleşmeye zemin hazırlıyor”

Partinin ikinci önem verdiği ve tamamen kaldırılmasını istediği konu ise her sektörde alınan patentlerle ilgili. Partinin konuyla ilgili eleştiri ve önerileri şöyle : “Özelleştirilmiş tekeller, fiyatları isteklerine göre yükseltip vatandaşlara nedeni olmayan paralar ödettiği için toplumların en büyük düşmanıdır. Patentler, fikirler üzerindeki yaptırım tekelleridir. Patentler, üreticiyi ve yatırımcıyı koruyarak yenilikçiliği desteklemeyi hedeflediğini söyler. Ancak gerçekte büyük şirketler büyük bir gayretle patentleri elinde tutarak küçük rakipleriyle ortak şartlarda yarışmaktan kaçınırlar. Biz, gereksiz tekelleşmeye ve topluma zarar verecek oluşumlara fırsat vermemeyi hedefliyoruz.”

“Özel hayat sıkı yasalarla korunmalı”

Tüm dünyada ve özellikle Türkiye’de büyük gündem yaratan, her yeni telefon dinlemesiyle tekrar alevlenen bir konu olan kişisel hayatın gizliliği, Korsan Parti’nin üzerinde durduğu üç ana başlıktan bir diğeri. Parti, ortada ispatlanmış bir suç olmadığı sürece kimsenin telefon konuşmaları ya da internet üzerinden yazışmalarının denetlenemeyeciğini savunuyor: “Devletin halka karşı uyguladığı tüm güç, sistemler ve metodlar halk tarafından seçilmiş görevlilerce kontrol altında tutulmalı. Eğer devlet, suçu ispat edilmemiş bir kişiyi farklı yollarla denetim altında tutmaya kalkıyorsa bu durum vatandaşların özel hayat haklarının ihlali anlamına gelir. Tıpkı bir başkasına gelen mektubu okumanın yanlış olması gibi, internet üzerinden yapılan konuşmalar, e-postalar ve telefon mesajlarının okunması da yasaklanmalı. İşverenler, çalışanlarının e-postalarına ancak çok büyük bir ihtiyaç halinde, izin alarak bakabilmeli. Devlet de ancak bir suçtan dolayı gözaltına aldığı kişinin suçunu ispatlamak için delil toplamak amacıyla kişinin telefon konuşmalarını ve yazışmalarını kayıt altına alabilmeli. Bu tür kişisel haklara tecavüzün son bulması için yasalarla çok sıkı bir koruma geliştirilmeli.”

Yorum yazın